Rehberim

çalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı

Yardımcı Kaynaklar bölümü Ansiklopedi / çalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı konusu gösteriliyor Özet:Ekonomik faaliyetler genel olarak üç büyük grupta toplanır:1. Tarım (tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık)2. Sanayi (madencilik, imalât, sanayii, elektrik, gaz, su)3. ...


Go Back   Rehberim > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ansiklopedi

çalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 07-09-2008, 05:10 PM
dreamcatcher
Standart çalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı

Ekonomik faaliyetler genel olarak üç büyük grupta toplanır:1. Tarım (tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık)2. Sanayi (madencilik, imalât, sanayii, elektrik, gaz, su)3. Hizmetler (inşaat, ticaret, ulaştırma, malî kurumlar, sosyal ve kişisel hizmetler)Devlet İstatistik Enstitüsü 1990'da çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımını tesbit ederken çalışma yaşını 12 olarak kabul etmiştir. Buna göre 1990'da 23.3 milyonluk çalışan nüfusumuzun 12.5 milyonu tarım sektöründe (% 53.7), 5.6 milyonu sanayi sektöründe (% 17.9), 4.9 milyonu ise hizmet sektöründe (% 27.8) çalışmaktadır.NÜFUSUMUZUN EĞİTİM DURUMUÜlkemizde eğitimin temel amacı; insanlarımıza millî bir kişilik ve karakter kazandırmak, hür ve bilimsel düşünme gücüne ve geniş bir dünyaya sahip, insan haklarına saygılı, kişisel mutluluğu yanında toplumun ve insanlığın refah ve mutluluğundan sorumlu olduğuna inanan ve uzlaşma içinde yaşayan insan yetiştirmektir.1. Okur Yazar Oranı: 1990 nüfus sayımına göre 6 ve daha yukarı yaştaki 49.1 milyonluk nüfusumuzun 9.5 milyonu (% 19.5) okuma yazma bilmemektedir. Bunun anlamı şudur: Sayım yapılan tarihte, 6 ve daha yukarı yaştaki her 100 vatandaşımızdan yaklaşık 20'si okur yazar değildir. Oysa aynı oran gelişmiş ülkelerde % 1 den daha azdır.Yine ülkemizdeki okur yazar nüfusun % 46.1'i ilkokul mezunudur. Buna hiçbir okulu bitirmediği halde okur yazar gözüken % 15.9'luknüfusu da eklediğimizde okur yazar nüfusun % 62'sinin hiçbir okulu bitirmeyenler ve ilkokul mezunu olanlardan oluştuğunu görmekteyiz.Okur yazar oranı coğrafi bölgelerimiz ve iller arasında farklılık göstermektedir. Marmara ve Ege bölgelerimizde % 5-10 civarında olan okuma yazma bilmeyen nüfus oranı Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da % 30'un üzerinde diğer bölgelerimizde ise % 15 20 arasındadır. Yüksekokul mezunlarının okuma yazma bilen nüfus içindeki payı Marmara ve Ege bölgelerimizde % 5, İç Anadolu'da ise % 3.5, Doğu ve Güeydoğu Anadolu'da % 1,5, diğer bölgelerimizde ise % 2-3 civarındadır.KIRSAL KENTSEL NÜFUSDevlet İstatistik Enstitüsü kenti iki farklı ölçüye dayanarak saptamaktadır. Bunlar:1. İdarî bölünüşe göre bütün il ve ilçe merkezleri kenttir.2. Nüfusu 10.000 ve daha fazla olan yerler kenttir.1990 sayımında idarî bölünüşe göre kentli nüfus miktarı 33.6 milyon, 10.000 ve daha fazla nüfusa göre ise 31.3 milyondur.Kır Nüfusu: Kırsal nüfus oranının en yüksek olduğu bölgemiz Karadeniz, en düşük olduğu bölgemiz ise Marmara Bölgesi'dir. Karadeniz Bölgesi'nde nüfusun % 60'ı köy ve bucaklarda yani kırsal kesimde yaşamaktadır. Marmara Bölgemizde ise bu oran % 20 civarındadır. Aynı oran Doğu Anadolu'da % 55.7, İçbatı Anadolu'da % 49.8, diğer bölgelerimizde % 40 ve daha aşağıdır.Kent Nüfusu: İl ve ilçe merkezlerinin belediye sınırları içindeki nüfusudur. Kentsel nüfusun en yüksek olduğu bölgemiz Marmara Bölgesi'dir. Bu bölgemizin kent nüfusu oranı % 76.3'ü bulmaktadır. Buna karşılık Karadeniz kıyılarımız ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde kentsel nüfus oranı düşüktür.Kır nüfusu yüksek olan yerlerin genel özellikleri:* Arazinin dağlık, tarım alanlarının az dağınık ve küçük parçalar halinde bulunduğu yerler Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerimiz.* Kış sıcaklıklarının düşük olduğu ve yaz mevsiminin kısa sürdüğü yerler; Doğu Anadolu Bölgesi.* Ulaşım ağının yetersiz olduğu ve önemli ulaşım yollarına göre sapa kalan yerler Hakkâri, Kars, Tunceli, Bitlis, Artvin, Sinop illeri.* Sanayinin gelişmediği, ekonomik faaliyetlerin daha kısıtlı olduğu alanlar; Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerimiz.Kent nüfusunun yüksek olduğu yerlerin genelözellikleri:* Arazinin fazla dağlık olmadığı ve verimli tarım alanlarının bulunduğu yerler; Adana, İzmir, Manisa, Bursa, Sakarya, Malatya, Elazığ.* İklimin ılıman ve yağışın nisbeten fazla olduğu yerler; Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerimiz.* Ulaşım ağının yeterli olduğu ve önemli ulaşım yolları üzerinde bulunan yerler; İstanbul, Ankara, Kocaeli, Eskişehir, Gaziantep, Diyarbakır, Malatya, Elazığ, Edirne, İzmir.* Sanayinin geliştiği ve ekonomik faaliyetlerin çeşitli olduğu yerler; İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Adana, Ankara, Gaziantep, Manisa, Kırıkkale, Batman, İskenderun, Karabük.* Denizle ilişkisi olan yerler; Marmara, Ege ve Akdeniz kıyıları* Önemli yer altı kaynaklarına sahip olan yerler; Batman, Seydişehir, Maden, Kozlu, Soma.* Turizm merkezleri; Antalya, Bodrum, Marmaris, Kuşadası.GÖÇLERİnsanların doğal, ekonomik, sosyal ve siyasî nedenlerle yer değiştirmesi olayına göç denir.1. Geçici Göç: Belirli bir süre için, örneğin mevsimlik yer değiştirme olayı2. Kesin Göç: Ayrıldığı yere bir daha geri dönmemecesine yapılan yer değiştirme hareketiGeçici ve kesin göçlerde ülke sınırları dışına çıkıp çıkmamaya bağlı olarak iki gruba ayrılır:a. İç Göçler: Bir ülkenin sınırları içide meydana gelen göçler.b. Dış Göçler: Ülkeler arasında meydana gelen göçler.İNSANLARI GÖÇ ETMEYE ZORLAYAN FAKTÖRLERBesin Teminiİklim DeğişiklikleriNüfus ArtışıDoğal ÂfetlerTarihi ve Siyasî NedenlerDini NedenlerTürkiye'de İç Göçlerin Nedenleri:* İşsizlik* Tarlaların miras yoluyla fazlaca bölünmesi* Tarımda makineleşme nedeniyle işgücü fazlalığı ortaya çıkması* Daha iyi şartlarda yaşama isteği* Velilerin çocuklarını okutma istekleri* Kan davaları* Terör olayları* Doğal afetler (deprem, sel baskını, kuraklık vb.)* Sağlık sorunlarıTürkiye'de Göçlerin Yönü: Bir ülkedeki iç göçler genellikle aşağıda belirtilen yerler ve dolayısıyla yönlerde olur:* Kırdan şehirlere doğru* Kırdan kıra doğru* Şehirden kıra doğru* Şehirden şehire doğruGöç Eden Nüfusun Özellikleri:* Göç eden nüfus içinde 15-24 ve 25 -44 yaşlar arasındakilerin sayısı daha fazladır, dolayısıyla gençtir.* Göç eden nüfus içinde erkeklerin sayısı kadınlardan fazladır. Bu durum göçlerin aktif nüfus, dolayısıyla ailenin geçimini sağlayan kişilerce başlatıldığını ortaya koymaktadır.* Göç edenlerin çoğu okuma yazma bilmektedir. Erkeklerde bu oran daha yüksektir.* Göç edenlerin çoğu işçi statüsünde çalışmaktadır.* Şehirden şehire göç edenlerin çoğunluğunu memurlar ve güvenlik görevlileri oluşturmaktadır.Dış Göçler1. Dışarıdan Göçler: Dış ülkelerden Türkiye'ye göçler.2. Dışarıya Göçler: Türkiye'den dışa göçlerGöçlerin Sonuçları:Ülkemizde çeşitli faktörlere bağlı olarak meydana gelen iç ve dış göçler bir takım ekonomik ve sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir.Bunlar:* Daha çok büyük kentlere yönelen bu göçler sonucunda gecekondu mahalleleri türemektedir.* Belediyeler kontrolsüz bir şekilde büyüyen kentlerin yol, kanalizasyon, su, ulaşım gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamamakta, okul, hastane vb. kuruluşlar da yetersiz kalmaktadır.* Çevre daha çabuk kirlenmekte, gürültü artmakta, çevre sorunları insan sağlığını tehdit etmektedir.* İşsizlik, barınma ve beslenme sorunları ortaya çıkmakta, bu durum insanların ruhsal dengesini bozmakta; sosyal karmaşa ortamının doğmasına neden olmaktadır.* Göçlere katılma oranı daha yüksek olan nitelikli işgücü kırsal alanda verimli nüfus kayıplarına yol açmaktadır.* Kırdan kente göçler sonucu kırsal alanlar âdeta boşalmaktadır.* Dışarıdan gelen göçmenler ülkemizdeki işsiz sayısını daha da arttırmaktadır; bunların temel ihtiyaçlarını karşılama amacıyla yapılan masraflar devlet bütçesinde açıklara neden olmaktadır.* Ülke dışına yönelen göçler ilk başta işsizlik açısından rahatlama yaratıyorsa da daha sonra birtakım sosyal ve ekonomik sorunlara neden olmaktadır.TÜRKİYE'DE YERLEŞME Çeşitli uygarlıkların gelişme alanı olan ülkemizde yerleşmenin iki uç şekli olan "göçebe" ve "yerleşik" yerleşme tiplerinin örnekleri mevcuttur. Birincisinde insanın evi "çadır"dır. Çadır toplulukları belli bir alanda birtakım faktörlere (su, yaylak, alış-veriş olanakları vb.) bağlı olarak hareket halindedir. "Gezici" bir yaşam biçimi egemendir. Ancak yer değiştirmelerde mesafe 100-200 km.'yi geçmez. Başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır."Yerleşik" yaşamda toprağa bağlılık söz konusudur. Başta ev olmak üzere ahır, kiler, samanlık gibi çeşitli üniteler; köy ve kentlerde cami, okul, hastane vb. sosyal yapılar bu bağlılığın unsurlarıdır. Tarımsal faaliyet önem kazanır. Madencilik, sanayi, ulaşım, ticaret ve turizm gibi faaliyetler yerleşik yaşam, nüfus artışı ve kentleşmeye bağlı olarak ortaya çıkar.Yurdumuzda bu iki uç yerleşme şekli arasında daha birçok geçiş tipleri bulunmaktadır. Göçebe çobanların çadır toplulukları, yarı göçebelerin senenin belli bir mevsiminde oturdukları kışlık, yazlık ve güzlük yerleşmeleri, yarı göçebe yerleşme ile yerleşik yaşam arasındaki ağıl, oba, kom ve divanlar, yerleşik insanların oturdukları çiftlik, mahalle, köy, kasaba ve şehirler bunların başlıcalarıdır. Bu şekillere değirmen, kaplıca, istasyon fabrika gibi tesislerde katılabilir.Yerleşme şekillerinin oluşmasında doğal koşullar (iklim,yerşekilleri, su kaynakları vb.) tarihî gelişim (savaşlar, işgaller, asayiş) sosyal ve ekonomik faktörlerin etkisi görülmektedir.Göçebelik: Belli bir yerde kalmayıp, hayvan sürüleriyle birlikte sınırları belli bir yörede otlaktan otlağa dolaşan topluluklara "göçebe", bu yaşam biçimini ve yerleşme şekline de "göçebelik" denir. Göçebelerin evi çadırdır.Yurdumuzda göçebe yaşam süren topluluklara Toros dağlarında, Batı Anadolu'nun dağlık, tepelik alanlarında ve Doğu Anadolu Bölgemizde rastlanır.Bugün özellikle batıda sayıları azalmıştır. Bu azalmada devletin yerleşmeyi özendirici tedbirleri yanında otlak hayvancılığı gelirlerinin yetersiz kalması, insanların okul, elektrik, düzenli su, ticarî kurumlar gibi yerleşik yaşam olanaklarından yararlanmak isteklerininde etkileri vardır. Ayrıca hızla kalabalıklaşan Batı Anadolu nüfusu tarım alanlarının genişlemesine, dolayısıyla hayvan besleme alanlarının da daralmasına yol açmıştır.a. KIR YERLEŞMESİ:1. Ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa ya da bunlardan herhangi birisine dayanan köy, çiftlik,oba, mezraa, yayla gibi şehir dışındaki yerleşmelere kır yerleşmesi denir.1. Köyaltı Yerleşmeleri:Köy olmanın gerekli şartlarına sahip olmayan, köyden daha basit yerleşme şekilleridir. Bunların bir kısmı sürekli (çiftlik, divan, mezraa, mahalle) bir kısmı ise geçici (yayla, oba, kom, ağıl) yerleşme şekilleridir.Mahalle: Köyaltı yerleşme şekillerinin en gelişmiş olanıdır. Tek ev ve eklentilerin yerleşme grubuna dönüşmesi ve bu grupların çoğalmasıyla oluşurlar. Bazen akrabaların biraraya gelmesiyle de oluşabilecekleri gibi, birbirini hiç tanımayan, ancak sosyo ekonomik bağları bulunan insanların toplanmasıyla da oluşabilirler. Yayılma alanları ise yerleşmenin toplu ya da dağınık olmasına göre çok geniş veya dar bir alan olabilir.Oba: Anadolu'da ve özelilkle Ordu-Giresun yöresinin dağlık kesimlerinde yayla yerleşmelerine verilen addır.Karadeniz Bölgemizde yaygın olan obalar yalnızca yaz mevsiminde kullanılırlar. Etrafa göre yüksekte yer alan (1500?2000 m) obalar alanına "yayla", kışın geçirildiği daha aşağıdaki yerlere ise "cenik" denilmektedir.Geçici bir yerleşme şekli özelliği gösteren obalarda temel geçim kaynağı hayvancılıktır. Karadeniz Bölgesi'nden başka Toroslarda, Batı Anadolu'da, Güney Marmara'da ve Orta Anadolu'da rastlanır.Divan: Özellikle Batı Karadeniz Bölgemizde küçük ve dağınık yerleşmelere verilen addır. Orman açmaları ile elde edilen topraklarda gelişen bu basit yerleşme şekli Sinop, Bolu, Adapazarı ve Kocaeli illerimizde yaygındır. Yerleşik bir özellik gösterirler. Çoğunda akrabalık bağı hâkimdir. Tarım, hayvancılık ve ormancılık başlıca geçim kaynaklarıdır.Kom: Esas geçim kaynağı hayvancılık olmak üzere tarımda yapılan, bir veya birkaç ağıl ile çoban kulübeleri yerleşmenin başlıca fizikî varlıklarıdır.Yurdumuzda daha çok Doğu Anadolu Bölgesi'nde (Tunceli, Erzurum, Kars, Muş ve Ağrı illerimizde) bulunmaktadır.Mezraa: Hayvancılık ve tarım faaliyetlerinin birarada yürütüldüğü basit bir yerleşme şeklidir. Köylerin ortak kullanım sahalarının dışında olan 50'den fazla nüfusu geçindiremeyecek kadar dar topraklara sahip yerlerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaygındır.Geçici mezraalar yanında; daha fazla nüfus barındıran, hayvancılık ve çiftçiliğin birlikte yapıldığı, sürekli ikâmet edilen mezraalar da vardır.Komlarda olduğu gibi mezraalardaki meskenlerde de temel yapı malzemesi genelde taştır.Yayla: Mevsiminde bağlı olarak hayvan sürüleriyle çıkılıp, geçici olarak yerleşilen, dağların üst kısımlarındaki düzlüklere yayla denir.Anadolu'nun büyük bir bölümünde hüküm süren yarı kurak iklim şartları köy dışındaki yüksek alanların ot potansiyelinden yararlanmayı gerektirmiştir. Yükseltiye bağlı olarak daha fazla yağış alan yaylalarda, otlar fazlaca boy atmakta, daha uzun süre yeşil kalmaktadır. Ayrıca yaylaların serin havası hayvanlara ve özellikle koyunlara iyi gelmekte, süt ürünlerinin bozulmasını da geciktirmektedir.Doğu Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerimizde oldukça yaygın bir yerleşme şeklidir.Yaylacıların meskenleri çadır ya da taştan yapılmış evlerdir. Su kaynakları bazen bir yamaç kaynağı, çoğu zaman da kar sularıdır.Yurdumuzda turizm ve yazı serin bir yerde geçirmek amaçlarına yönelik yayla yerleşmeleri de bulunmaktadır. Özellikle Orta Toroslar üzerindeki yaylaların çoğu yazın yakıcı sıcaklarından kurtulmak isteyenlerin akınına uğramaktadır. Adana, Mersin,Tarsus gibi.Çiftlik: Geniş bir arazi üzerinde tarım veya hayvancılık ya da ikisini birlikte yürütmek amacıyla kurulmuş yerleşme ünitesine çiftlik denir. Ekonomik faaliyetin yıl içindeki süreklilik durumuna göre çiftlik yerleşmesi sürekli ya da geçici olabilir.Ülkemizde çiftlik tipi yerleşmelere daha çok Çukurova, Büyük ve Küçük Menderes ovalarıyla, Trakya'da rastlamaktayız. Ege ve Akdeniz bölgelerimizdeki çiftliklerde pamuk, Trakya'dakilerde ise tahıl ve ayçiçeği tarımı hâkimdir.Ağıl: Kırsal kesimde davarların (koyun, keçi) barındırıldığı üst açık çitle çevrili yerlere ağıl denilmektedir. Bunlar genelde köyün dışında bulunur. Bazen taş veya kerpiçten yapılmış binalar da bulunur. Genelde yaz mevsiminde kullanılır.Yukarıda belirttiğimiz köyaltı yerleşim birimlerinden başka bağ evi, dam, değirmen, petrol istasyonu, kaplıca, fabrika gibi yerleşmeler de bulunmaktdır. Bunlardan bağ evleri genelde tek bir evden oluşan ve yazın kullanılan yerleşmelerdir. Damlar ise bağ evlerinin daha gelişmiş şekilleri olup hayvancılıkla ilgili ünitelere de sahiptir.2. KöylerKırsal yerleşmenin son iki şekli bucak ve köylerdir. Bucak idarî bakımdan oluşturulmuş bir birimdir. Kendisine bağlı köyler bulunur. Ekonomik faaliyetlerin cinsi ve insanların yaşam biçimi köylerden farklı değildir. Bucak; ekonomi, güvenlik ve yerel hizmet açısından aralarında ilişki bulunan kasaba ve köylerden oluşan yönetim bölümüdür.Kırsal yerleşme şekillerinin en yaygın olanı köydür. Köy; cami, okul, otlak, yaylak, baltalık gibi ortak malları bulunan ve toplu veya dağınık oturan insanların bağ, bahçe ve tarlalarıyla birlikte oluşturdukları yerleşmedir. Tanımından da anlaşılacağı gibi köyde yerleşik yaşam söz konusudur. İnsan yaşamı aşağı yukarı tümüyle toprağa bağlıdır. Hayvancılık, ormancılık, avcılık, balıkçılık ve el sanatları, tarımın başlıca yardımcı kollarıdır. Nüfus da genelde 2000'nin altındadır.Bir yerleşim biriminin köy kabul edilebilmesi için devletin onayı gereklidir. Sadece nüfus büyüklüğü köy statüsüne geçmek için yeterli değildir. Bunun için köyün tanımında belirtilen şartlar yanında güvenlik, ulaşım, doğal çevre, içme suyu durumu gibi birtakım faktörlerde dikkate alınmaktadır.3. Köylerin Kuruluş Yerleri ve Şekilleri:Köyler benzer yanları bulunmakla birlikte toplu ya da dağınık olmaları, şekilleri, kuruldukları yerin doğal özellikleri, ekonomik faaliyetlerinin cinsleri gibi birçok özellikleriyle farklı tipler meydana getirirler. Toplu köyde evlerin hepsi bir aradadır. Sokaklar dar, evler genelde birbirine bitişiktir. Tarlalar çiftçi evlerinden ayrı ve uzaktadır. Toplu köyün yararları arasında, toplumsal ilişki olanaklarının yüksek yatırımlardan bütünüyle yararlanma olanağı ve güvenlik unsuru sayılabilir. Buna karşılık toplu köy türünün birçok sakıncası vardır: Tarlalara gidip gelme güçlüğü aile bireylerinden uzakta çalışma güçlükleri, salgın hastalıkların kolayca yayılması vb. gibi. Ülkemizde toplu yerleşimin başlıca yayılma alanı İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerimizdir.Dağınık köy olarak kabul edilen yerleşme birimlerinde evler birbirinden belli aralıklarla (50-100 m hatta bazen daha fazla) birer, ikişer bazen daha fazla sayıda "hane"den meydana gelmek üzere araziye dağılmış durumdadırlar. Bu köy türü büyük alanları kaplar. Engebeli ve dağlık arazilerde görülen bu yerleşme şeklinin en güzel örneklerine Karadeniz Bölgemizde rastlanmaktadır. Dağınık yerleşmenin yararları arasında işyerine gidip gelme güçlüğü, güvenlik sorunlarının ortaya çıkması, tesisat ve şebekelerin kurulma güçlüğü, devlet yatırımlarından bütünüyle yararlanabilmenin sınırlılığı,kamu harcamalarının artması vb.'dir.Yerleşmenin dağınık ya da toplu olmasında yer şekilleri, iklim gibi doğal çevre şartları yanında tarihî, siyasi ve ekonomik faktörlerin etkileri görülmektedir. Özellikle su kaynakları bu bakımdan önemli bir role sahiptir. Arazinin dağlık, tarım arazilerinin parçalı ve dağınık olması da bunda etkilidir. Suyun belli yerlerde arazinin yapısına rağmen yerleşme toplu, suyun bol ve her yerde bulunduğu yerlerde (örneğin Karadeniz Bölgemiz) dağlıktır. Yine düz arazilerde toplu, vadilerde parçalanmış, eğimli arazilerde ise dağınık yerleşmeler dikkati çekmektedir.Köylerin şekilleri özellikle kuruluş yerlerinin özelliklerine göre farklılık gösterir. Bu bakımdan dağ köyü, ova köyü, vadi köyü gibi ayrımlar yapılabilir.Köyerin snıflandırılmasında esas alınan bir ölçü de ekonomik faaliyetlerin cinsidir. Bu bakımdan aşağıdaki tipler seçilebilir.* Orman köyleri* Tahıl tarım ile uğraşanlar* Hayvancılıkla uğraşanlar* Meyve ve sebzecilikle uğraşanlar* El sanatları ve birtakım imalât faaliyetlerinin önem kazandığı köyler.Yurdumuzda orman köylerine daha çok Karadeniz Bölgesi'nde (özellikle Batı Karadeniz'de) Yıldız dağlarında, Ege ve Akdeniz bölgelerimizin 500-600 metreden yüksek kesimlerindeki orman bölgelerinde rastlanır. Tahıl tarımının önem kazandığı köylerimiz İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgelerimizle Trakya'da yaygındır. Meyve, sebze ve sanayi bitkileri tarımının geliştiği köylerimiz daha çok Ege ve Akdeniz bölgelerimizde Güney Marmara'da ve Orta Karadeniz'de (Amasya, Tokat) dikkati çekerler. Hayvancılığın ön plâna çıktığı köyler ise geniş yaylaların bulunduğu dağlık ve yüksek alanlarda, ayrıca iklim şartlarının tarım çalışmalarını güçleştidiği (örneğin yaz mevsiminin kısa geçtiği) yerlerde görülürler. Özellikle Doğu Anadolu Bölgemiz bu tür köylerin en yaygın olduğu alandır.El sanatları imalât faaliyetlerinin başlıca geçim kaynağı olduğu köylerimiz ise Isparta, Manisa (Kula, Demirci, Gördes) Uşak, Kayseri, (Bünyan), Muğla (Milâs), Tokat (Niksar), Sivas, Siirt illerimizde daha yoğun olmak üzere yurdumuzun hemen hemen her bölgesine yayılmışlardır.Köylerimizdeki evlerin biçimi ve ev yapımında kullanılan malzemeler de farklılık göstermektedir. Ormanların geniş yer kapladıkları bölgelerimizde ahşap evler yaygındır. İç bölgelerimizdeki evlerin temel yapı malzemesi ise toprak (kerpiç) ya da taştır. Kerpiçten yapılan evlere daha çok İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizde rastlanır. Taş evler ise Akdeniz Bölgemizde yaygındır.Köylerimizin kuruluş yerlerinin seçiminde etkili olan faktörler ise her yerde aynı olmamakla birlikte aşağıdaki şekillerde sıralanabilir:* Doğal ortam (yerşekilleri, iklim, toprak şartları vb)* Güvenlik* Ulaşım olanakları* Su kaynakları* Tarla ve yaylalara yakınlıkb. ŞEHİRLER:Şehir yerleşmeleri görünümleri, sosyal yapıları, nüfusları, fonksiyonları vb. özellikleriyle kır yerleşmelerinden ayrılır. Esas alınan bazı kriterler şunlardır:1. Nüfus miktarı2. Nüfus yoğunluğu3. Yaşam biçimi4. Merkezi ve idarî fonksiyonBir yerin şehir sayılması için kesin bir ölçü yoktur. Bununla birlikte şehir yerleşmelerinde nüfusun ve nüfus yoğunluğunun kır yerleşmelerine göre daha fazla olduğu, yaşam biçiminin farklılaştığı ve merkezî özelilğin ortaya çıktığı söylenebilir. Ayrıca yerleşmenin genel görünüşü (binalar, caddeler, çarşılar) farklılık gösterir. İnsan yaşamını kolaylaştıran mal ve hizmetler (eğitim, sağlık, banka, ticari eşya vb.) bulunur. Şehir, "başta ticaret, sanayi, yönetim ve eğitim olmak üzere çeşitli görevleri bir arada toplayan, yaşam biçimi bu görevlere göre şekillenen, çevresine etkileri bakımından merkezi özellik gösteren büyük yerleşim birimidir."ŞEHİRLERİN SINIFLANDIRILMASI1. Nüfuslarına Göre: Uluslararası düzeyde ortak bir ölçü olmamakla birlikte genelde nüfuslarına göre şehirler şu şekilde gruplandırılmaktadır:* Küçük şehir: Nüfusu 10.000-100.000 arasında olanlar* Orta şehir: Nüfusu 100.000-500.000 arasında olanlar* Büyük şehir: Nüfusu 500.000-1.000.000 arasında olanlar* Çok büyük şehir (metropol): 1.000.000'dan çok olanlar2. Fonksiyonlarına Göre: Şehir fonksiyonu denilince ona merkezi özellik kazandıran, gelişmesinde etkili olan sosyo ekonomik özellikleri anlaşılır. Şehirsel fonksiyonlar genel olarak üç ana grupta toplanır:* Ekonomik fonksiyonlar: Örnek: Tarım şehirleri, sanayi şehirleri, ticaret şehirleri* Kültürel fonksiyonlar: Örnek: Üniversite şehirleri* İdari fonksiyonlar: Örnek: BaşkentlerTarım Şehirleri: Ekonomisi tarıma dayalı olan şehirlerdir. Çevre köylerin alışveriş yerleri, pazarları niteliğindedirler. Tarım yanında köylerde gerekli olan birtakım basit âletlerin yapılması ve satılması başlıca geçim kaynaklarıdır. Tarıma dayalı birtakım sanayi tesisleri de (değirmen, yağhane, çırçır fabrikası vb.) bulunur. Nüfusları genelde azdır.Ticaret Şehirleri: Ekonomisi büyük ölçüde ticarî faaliyetlere dayalı olan şehirlerdir. Bildiğiniz gibi ticaret, ucuz mal alıp pahalıya satarak aradaki farktan para kazanma faaliyetidir. Dolayısıyla ticaretin olabilmesi için öncelikle fazla miktarda mal üretimi yanında kolay ulaşım ve merkezî bir konum şarttır.Liman Şehirleri: Liman denilince kıyıda doğal olarak ya da mendirek ve dalgakıranlarla fırtınalara karşı korunmuş yer anlaşılır.Bir limanın ya da liman şehrinin ortaya çıkması ve gelişmesi genelde aşağıdaki şartlara bağlıdır.1. Art ülkesinin (hinkerland) genişliğine,Hinterland: Bir limanı ticarî etkinliği bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı bölgeye denir.2. Art ülkesinin iyi bir ulaşım ağına sahip olmasına,3. Art ülkesindeki tarım alanlarının genişliğine, ürün çeşidine ekonomik gelişmeyi sağlayacak kaynakların (örneğin madenler) varlığına4. Coğrafi konumuna yani uğrak yeri olup olmamasına,5. Limanın iş hacmine yani gemileri barındırma kapasitesineSanayi Şehirleri: Sanayi denilince her çeşit hammadde ya da yarı işlenmiş maddeleri işleyip doğrudan kullanılır hale getirme etkinliği anlaşılır. Sanayi şehri ise, ekonomik yaşamı büyük ölçüde çeşitli sanayi kuruluşlarının etkinliğine dayanan şehir demektir.Sanayi şehirleri madencilik şehirleri ve imalât şehirleri olmak üzere ikiye ayrılır:a. Madencilik Şehirleri: Çeşitli madenlerin çıkarılması ve onların işlenme faaliyetleriyle geçinenlerin çoğunluğu oluşturduğu şehirlerdir. Zonguldak, Batman, Garzan, Raman, Soma, Maden, Murgul, Tavşanlı gibi.b. İmalât Şehirleri: Bunlara asıl sanayi şehirleri de denilmektedir. Genellikle ham ya da yarı işlenmiş çeşitli maddeleri işleyen kuruluşlara sahiptir.Ülkemizde imalât sanayiinin en önemli fonksiyon olduğu 60'tan fazla yerleşim yeri vardır. Özellikle büyük şehirlerimizin hemen hepsinde sanayi fonksiyonu hâkim durumdadır.Bu şehirlerimiz:* Marmara Bölgesi (İstanbul, İzmit, Adapazarı, Edirne, Lüleburgaz, Çorlu, Bursa, Susurluk, Balıkesir)* Ege Bölgesi (İzmir, Uşak, Denizli, Manisa)* Orta ve Batı Karadeniz bölgeleri (Samsun, Karabük, Ereğli, Turhal)* Güneyde Adana ve çevresi (Adana, İskenderun, Gaziantep, Mersin)* İç Anadolu (Ankara, Eskişehir, Konya ve Kayseri)Sanayi şehirlerinin gelişmesi, ortaya çıkması raslantı değildir. Bunda etkili olan faktörler:* Ulaşım (önemli ticaret yolları üzerinde yer alma)* Yer altı kaynakları (değerli madenlere sahip olma)* Hammadde (tütün, pamuk, zeytin vb. önemli hammadde kaynakları üretme)* Enerji ve su kaynaklarının varlığı* İşgücünün kolay sağlanmasıÜniversite Şehirleri: Üniversite şehirleri yüksek öğrenim merkezlerinin, çeşitli fakültelerin toplandığı yerlerdir. Buralarda kültürel faaliyetler ön plâna çıkar.Başkentler: Bir devletin hkümet ve parlamentosunun yerleştiği, devlet başkanının oturduğu siyasî ve idarî merkeze başkent denir.

[Linkler için 10 saniyede ücretsiz üyelik... ]
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil


çalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı

çalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı konusu, Yardımcı Kaynaklar/Ansiklopedi bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Nüfus Ve Dağılış Hakkında Bilgi Nedir Ne Kadardır Faydası Avantaj Olumlu Türkiye Düny M-N-O
Karadeniz Ekonomik İşbirliği J-K-L
Ekonomik Kalkınma Diğer Ders Ödevler
Uluslar Arası İşletme Politikası Diğer Ders Ödevler
Ekonomi Sözlüğü... Muhasebe, Ekonomi, Finans, Borsa


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:10 PM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net