Rehberim

Atatürkün Düşünce Sistemi

EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM bölümü ATATÜRK Köşesi / Atatürkün Düşünce Sistemi konusu gösteriliyor Özet:A-ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ 1.ATATÜRKÇÜLÜĞÜN OLUŞTUĞU ORTAM Atatürk’ün yetiştiği ortam , aynı zamanda Atatürkçülüğün ortaya çıktığı ortam olarak da nitelendirilebilir. Atatürk’ün ...


Go Back   Rehberim > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > ATATÜRK Köşesi

Atatürkün Düşünce Sistemi

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 10-12-2007, 09:58 AM
Msn Messenger
Standart Atatürkün Düşünce Sistemi



A-ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ


1.ATATÜRKÇÜLÜĞÜN OLUŞTUĞU ORTAM



Atatürk’ün yetiştiği ortam , aynı zamanda Atatürkçülüğün ortaya çıktığı ortam olarak da nitelendirilebilir. Atatürk’ün doğup büyüdüğü yıllar , bir imparatorluğun çöküşü için tüm koşulların gözler önünde bulunduğu yıllardır. Ülkeyi İstanbul’dan yönetenler , halktan uzak ve sorunları göremiyordu. Yerel yöneticiler merkezin denetiminden kurtulup halkına baskı yapan ve çıkarlarına göre hareket eden insanlar haline gelmişlerdi. Ordu disiplin ve eğitim gibi iki önemli niteliğini kaybetmişti. Rüşvet , iltimas ve yoksulluk halkı büyük bir rahatsızlığa itecek noktaya gelmişti. Halkta sorunların düzeleceğine dair en küçük bir inanç yoktu. Batının her alanda hızla ilerlemesi ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan çok kuvvetli hale gelmesi gibi olumsuz bir ortamda yetişen Atatürk , “Ben bunları değiştireceğim” diyerek rahatsızlığını ve tepkisini ortaya koymuştur. Fransız İhtilâli ve askeri okullarda aldığı eğitim de kendisini etkileyerek ülkenin kurtuluşunu batı tarzı bir yönetim biçiminde görmeye başlamasına neden olmuştur. Atatürk ; Milletin millet olma özelliklerini kaybetmeye başladığını da görmüş ve buna tepki olarak da mesleğinin başından itibaren “Millilik” unsurunu işlemiştir.


İmparatorluğun , Birinci Dünya Savaşı’nı çok ağır bir yenilgiyle kaybetmesi ve sonrasında da imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması , Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış ve bu mücadele onda , “Bu hükümetle hiçbir şey yapılamaz , milli egemenliğe dayalı bir hükümet kurmak lazım” amacını net olarak ortaya çıkarmıştır. Kısaca Atatürkçülük , Türklerin Avrupa’da her alanda gerilediği , Osmanlı İmparatorluğu’nu yönetenlerin bu gerilemeye seyirci kaldığı bir ortamda oluşmaya başlamıştır. Belki onun gibi doğru çözümü görenler vardı , ancak Atatürk , düşüncesini uygulamaya sokacak kadar yetenek ve çalışma arzusuna sahipti.


2. ATATÜRKÇÜLÜĞÜN TANIMI VE ÖNEMİ



Birçok tanımlamanın da yapılabileceği Atatürkçülüğü şu şekilde ifade edebiliriz : “ Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak amacıyla Atatürk’ün ortaya koyduğu ilke ve inkılâplara Atatürkçülük denir.”


Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda kurtardığı Türk milletinin bir daha yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaması için ve de kısa sürede çağdaş medeniyet dünyasındaki yerini alması amaçlarıyla başta Cumhuriyetin ilanı olmak üzere çeşitli inkılâplar yapmış ve ilkeleri ortaya koymuştur. Atatürk’ün “Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak” amacıyla yaptıkları ve ortaya koyduğu fikirlerdir , Atatürkçülük.


Atatürkçülüğün temelinde ; bağımsızlık, demokrasi ve lâiklik bulunmaktadır.


20. asırda geniş şekilde uygulama alanı bulmuş birçok düşünce sistemi , yöneyim türü , henüz bir asır geçmeden çağdaş özellik taşımadığı ve çağa uyum sağlamadığı , çağı ile bağdaşmadığı için değişmek durumunda kalmışlardır. Yarım asırdaki gelişmeler karşısında yenik düşmüşlerdir. Bünyeleri kendi kendilerini yenilemeye uygun olmadığı için bu gücü gösterememişlerdir.

Atatürkçülük ise her çağda çağdaş özellik gösterebiliyor. Düşünce sistemleri arayışları içerisinde olma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Bu sebeple Atatürk’ün kazandırdığı en büyük değerlerden birisi Atatürkçü düşünce sistemidir , Atatürkçülüktür.



3.ATATÜRKÇÜLÜĞÜN ELEMANLARI



a)Tam bağımsızlık yanlısıdır.
b)Halkçıdır , demokratiktir , sosyaldir ve barışçıdır.
c)Müspet ilme ve duyguya dayanır.
d)Dinamiktir.



4. ATATÜRKÇÜLÜĞÜN ÖZELLİKLERİ



Atatürkçü düşünce sisteminin en belirgin özelliği , aklın ve bilimin ışığında gelişmeye açık bir yön göstermesidir. Atatürk ilkelerini dogma halinden kurtaran , dogmatizmden uzaklaştıran yönü , işte bu noktada düğümlenmektedir. Atatürkçü düşünce sistemine göre “ Hayatta en hakiki yol gösterici ilimdir. İlim ve fenin dışında kılavuz aramak gaflettir , bilgisizliktir , doğru yoldan sapmaktır.” Nitekim Atatürk’ün şu sözleri , koyduğu düşünce sistemi bu özelliğini bütün açıklığı ile vurgulamaktadır. : “ Ben manevi miras olarak hiçbir nas , hiçbir dogma , hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra , beni benimseyenler , bu temel mihver üzerinde akıl ve ilimin rehberliğini kabul ederlerse , manevi mirasçılarım olurlar”. İşte büyük kurtarıcının , Atatürkçü düşünce sistemin esasını belirleyen ölmez sözleri.



5. ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE MİLLİ GÜÇ UNSURLARI



Milli güç : bir devletin , diğer devletler karşısında arzuladığı sonuçları elde etmesini sağlayan imkan ve kabiliyetlerin toplamıdır.

Milli güç siyasi , askeri , ekonomik ve sosyo-kültürel güçlerin bileşiminden oluşur.

a) Siyasi Güç

Siyasi güç ; “Bir devletin milli hedeflerine erişmek , erişilenleri koruyup geliştirmek ve milli menfaat sağlamak amacıyla kullandığı siyasi kuvvetlerin toplam verimidir”. Tanımı daha genişletecek olursak ; bir devletin iç politikasının bünyesine , milletin özelliklerine ve çağın gereklerine uygunluğu , dış siyasi faaliyet ilişkilerini , üyesi bulunduğu uluslar arası antlaşma , ittifak ve kuruluşları ve bunların içindeki mevkiini , diplomatik alandaki hareket serbestliğinin çapını , uluslar arası itibarını , hükümetin siyasi ve diplomatik görev sahiplerinin karakter ve niteliklerini , her aşamadaki kanunların yeterlilik ve etkinliklerini ve devletin yönetim biçimi gibi etkenleri kapsar.
Türkiye Cumhuriyeti , laik ve demokratik bir yapıya sahip olmakla , siyasi güç açısından büyük bir avantaja sahiptir. “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” İlkesi , siyasi gücün halktan kaynaklanıyor olması sonucunu doğurur ki , bu da siyasi güç açısından olabilecek en elverişli durumdur. Ayrıca , laik bir devlette , din-devlet işlerinin ayrılmış olması ve ibadet özgürlüğünün bulunması da önemli bir güçtür. Bu ilk unsurun bulunmadığı devletlerde devlet-halk uyuşması görülmediğinden siyasi güç açısından da zaaf söz konusudur.


b) Askeri Güç


Milli gücün unsurlarından biri olarak askeri güç , teşkilatlandırılmış askeri güç ile bu gücü destekleyebilecek potansiyel güçten oluşur. Tanımlayacak olursak ; “Milli gücün bir unsuru olup , ulusal politikanın uygulamasında ve ulusal hedeflerin elde edilmesinde kullanılan fiziki güçtür”. Kısaca , “Bir devletin ve milletin savaş gücüdür.” de denilebilir.


Türkiye Cumhuriyeti gibi , konumu açısından stratejik öneme sahip topraklarda bulunan bir devlette , askeri gücün “caydırıcı” nitelikte olması çok önemlidir. Ülkemiz uzun yıllardır bir saldırıya uğramamış ise bu , askeri gücün yeterli oluşundan kaynaklanmaktadır. Silahlı Kuvvetler , yeterli güce sahip olmasaydı birçok askeri saldırı ile karşı karşıya kalırdı. Bu durum değişen oranlarda her devlet için geçerli olduğundan denilebilir ki , askeri gücü olmayan devlet yoktur. Askeri güç , toplumsal yaşantının ve devlet olmanın bir gereğidir. Yönetim biçimleri her ne olursa olsun bu kural tüm devletler için geçerlidir ve böyle de olmuştur.


c)Ekonomik Güç


İnsanın meydana getirdiği en ileri siyasal teşkilat olan devletin , var olabilmek ve varlığını koruyabilmek için ihtiyaç duyduğu milli gücü oluşturan öğelerden biri de ekonomik güçtür. Devlet , millete karşı olan görevlerini yerine getirebilmek için ekonomik güce sahip olmak zorundadır. Aynı kural aile ve toplum için de geçerlidir.

Bir devletin ekonomik gücü , genelde onun yararlandığı iç ve dış kaynakların yeterlilik ve sürekliliği ile , bunların ürünlerini işleyen , endüstriyel kapasitenin , üretici insan gücünün dış ticaret dengesini , ulaştırma imkan ve kolaylıklarını , ekonomik kurumlarını ve uyguladığı ekonomik sistem ve siyaseti kapsar.

Milli gücün tüm unsurlarının gelişip güçlenmesi için gereken maddi ihtiyaçlar ekonomik güç tarafından karşılanır. Ekonomik yönden güçlü devletler , hem iç siyasette hem de uluslar arası ilişkilerde söz sahibi devletlerdir. Ekonomik yönden güçsüz devletlerde halkın ekonomik koşullarının da aynı oranda güçsüz olduğu açıktır. Devletin ve halkın ekonomik gücünün zayıf ya da güçlü olması milli gücü etkiler.








d)Sosyo-Kültürel Güç


Milli varlığın korunmasında ve geliştirilmesinde temel öğe olan insan öneminden hiçbir şey kaybetmemiştir. Tekniğin ortaya çıkardığı olağanüstü araç ve silahlara karşın , bunları kullanacak olan insan öğesi yine milli gücü yönlendirme niteliğini korumaktadır. Tarihsel gelişmede , çeşitli aşamalardan geçerek millet olma düzeyine ulaşan toplumun , bazı değerlerle donanması , milli dayanışmanın vazgeçilmez koşullarındandır.

Devletlerin gerçek gücü de , her şeyden önce vatandaşların birlik , beraberlik , sevgi ve saygı ortamında bütünleşmelerinin ve bir millet olarak organize edilmelerinin başarısıyla ilgilidir. O halde diyebiliriz ki , sosyo-kültürel güç , “toplumu millet ve milleti toplum yapan birlik ve bütünlük ile , bunları sağlayan tarihi birikimlerle milletin eğitim ve kültür düzeyi , gelenek , hukuk , dil , din , fikir vb. alanlardaki durumu , seviyesi ve bunlarla ilgili uygulamaların milli güce etki ve katkılarını kapsar.”

Sosyo-kültürel güç , bir millete özgü kültürel değerlerin bir bileşkesi olarak beliren ve milletçe kalkınma , koruma ve savunma politikasında itici ve yönlendirici niteliği ile , milli güç içerisinde değerli bir yere sahiptir. Bu gücün değerlendirilmesinde , milli kurumlar (Siyasal , sosyal , dinsel ve eğitsel nitelikli) etnik durum , basın , halkın ideolojik ve dinsel nitelikleri , sosyal ve ahlaki inançları , milli birlik ve beraberlik anlayışı , moral ve kültür düzeyi belli faktörlerdir.
B- ATATÜRK İLKELERİ



Atatürkçü dünya görüşünün temelini oluşturan altı ilke 5 Şubat 1937 ‘ de “ Türkiye Devleti Cumhuriyetçi , Milliyetçi , Halkçı , Devletçi , Laik ve İnkılapçı”dır ifadesiyle anayasaya girmiştir.



1.ATATÜRK İLKELERİNİN AMACI



Atatürk ilkeleri Türkiye’yi çağdaş uygarlık seviyesine en kısa zamanda ulaştırabilmek için akıl ve mantığın çizdiği yollardır. Bu bakımdan Atatürk ilkelerinin felsefesinde yapıcılık yatar ; iyiye , doğruya , faydalıya yöneliş yatar.


2. ATATÜRK İLKELERİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ



· İlkeler Türk toplumunun ihtiyaçlarından doğmuştur. Bunların kabul edilmelerinde ve benimsenmelerinde dış baskı ve zorlama yoktur.
· İlkeler , akıla ve mantığa uygundur.
· İlkeler , Atatürk tarafından hem sözle hem de uygulama ile belirlenmiştir.
· İlkeler birbirinden ayrılamaz , tek tek değerlendirilemez. Bunlar bir bütünü oluşturan öğelerdir.



3. Atatürk İLKELERİNİN DAYANDIĞI TEMEL ESASLAR



Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Atatürk ve arkadaşları Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak için mücadeleye girmişlerdi. Atatürk kurulan yeni devletin sonsuza kadar yaşamasını amaçlıyordu. Bu amaç için ; kurulan yeni Türk devletinin Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını sonsuza kadar sürdürebilmesi için Atatürk çağdaşlaşmayı temel almış ;devlet ve ilke yöntemiyle toplumsal hayatın birçok alanında yenilikler yapılmıştır. Ancak uygulamaya alınan yeniliklerin belirli ilkeler doğrultusunda yapılması esası esas alınmıştır.

Atatürk ilkelerinin dayandığı temel esasları iki özdeyiş ile açıklamak mümkündür :
·“Hakiki mürşit ilimdir”.
·“Yurtta sulh , cihanda sulh”.

Bu iki özdeyişin birincisi akılcılığı , ikincisi ise barışçılığı vurgulamaktadır. Atatürk ilkelerinin dayandığı temel esasların diğerleri ise şöyle ;

·“Egemenlik milletindir”.
·Vatan ve millet sevgisi.
·Ulusal dil ile ulusal tarih bilinci.
·Ulusal bağımsızlık ve özgürlük.
·Ulusal kültürün geliştirilmesi.
·Çağdaş uygarlık düzeyini yakalama ve geçme.
·Türk ulusuna güvenmek.
·Ülke bütünlüğü ile ulusal birlik ve beraberlik.


4.İLKELER


a) Cumhuriyetçilik

Cumhuriyet ; egemenliğin , ulusun , halkın elinde bulunduğu , toplumu yönetenlerin halk tarafından seçildiği bir yönetim biçimidir , bir devlet şeklidir.

Osmanlı İmparatorluğu’nda devlet , monarşik-teokratik temellere dayanmaktaydı. Monarşi , devletin bir kişi tarafından yönetilmesi demektir. Teokrasi ; devletin , toplumun , Tanrı adına din eliyle , din kurullarıyla yönetilmesidir. Osmanlı İmparatorluğu’nda egemenlik tek kişinin , halife sultanın elindeydi. Atatürk , padişahlığı ve halifeliği kaldırarak egemenliği gerçek sahibi olan ulusa , halka vermiş ve cumhuriyet yönetimini kurmuştur.

Demokrasi , halkın halk tarafından halk yararına yönetilmesidir. Demokratik rejimlerde , halk yöneticilerini belirli bir zaman için seçer , yöneticilerin çalışmalarından memnun , hoşnut kalmamışsa yapılacak yeni bir seçimde bu kez başkalarını , başka yöneticileri işbaşına getirir.

Demokrasiyi en iyi biçimde gerçekleştirmek cumhuriyet rejimiyle olasıdır. Demokrasi ancak cumhuriyetle gelişip kökleşebilmekte , gerçek kişiliğine cumhuriyetle kavuşabilmektedir.

En iyi yönetim biçimi demokratik cumhuriyettir. Yani egemenliğin belirli bir kişiye , aileye , zümreye , sınıfa değil ; ulusa , halka ait olduğu ve halkın devlet yönetimine en geniş en etkin bir şekilde katıldığı ve yöneticilerini istediği zaman oylarıyla değiştirebileceği devlet şeklidir.


b) Milliyetçilik

Milletini sevmek , halkın , ulusun yücelmesi , yükselmesi için çalışmak , ulusal çıkarları , kişi , zümre , sınıf ve yabancı çıkarlarının kısacası her şeyin üstünde tutmaktır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda milliyetçilik değil , ümmetçilik anlayışı egemendi. Türklere milliyetçilik düşüncesini aşılayan Atatürk olmuştur.

Atatürk milliyetçiliği , başka milletlerin varlığına , bağımsızlığına , içişlerine karışılmamasına saygı gösterir ve onların da kendi ulusuna aynı saygıyı göstermesini ister ve bunu gerçekleştirmeye çalışır.

Atatürk milliyetçiliğine göre , Türkiye’de yaşayan , kendini Türk sayan , devletimizin ve yurdumuzun bölünmezliği , bütünlüğü , kalkınması ve mutluluğu için çalışan herkes Türk’tür.

Atatürk milliyetçiliği , kaynaştırıcı , birleştirici , bütünleştirici , gerçekçi , bilimsel , akılcı , insancıl , barışçı , çağdaş , laik ve antiemperyalist bir milliyetçiliktir.


c) Halkçılık

Geniş halk kitlelerinin çıkarlarını kişi , zümre ve sınıf çıkarlarının üstünde tutmak , halkı devlet ve toplum yönetiminde egemen kılmaktır.

Halkçılık , toplum içinde hiç kimsenin diğerinden üstün tutulmamasını , herkesin yasalar önünde eşit olmasını , hiçbir kişiye , zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınmamasını öngörür.

Halkçılık , halkın devlet yönetimine en geniş ve en etkin biçimde katılmasını , devlet hizmetlerinin halka en iyi biçimde götürülmesini , her görüşteki kişilerin , grupların ve zümrelerin devlet hizmetlerinden eşit olarak yararlanmasını zorunlu kılar.

Halkçılık ilkesi toplumdaki belli kişilerin , zümrelerin veya sınıfların değil , tüm halkın çıkarlarının gözetilmesini birinci planda tutar. Kişi , zümre , sınıf çıkarı ile halkın çıkarı çatıştığı zaman halkın çıkarı yeğlenir , tercih edilir. Genel yararı , zümre yararının üstünde tutar.

d) Devletçilik

Devletin ekonomiye yön vermesi , ekonomik yaşama doğrudan doğruya katılması , ekonomide öncü olmasıdır.

Atatürk , cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin kapitalist yolla , özel sektör eliyle kalkınabileceğine inanmıştı. Yabancı kapitalistler , azınlık kompradorları tasfiye edilecek , onların yerini alan Türk kapitalistleri yurdumuzu kalkındıracaklardır. Bu amaçla devlet , milli bir kapitalizmin gelişmesine büyük ölçüde destek oldu. Yerli kapitalistlere , iş adamlarına büyük olanaklar tanındı. Ancak on yıla yakın bir süreyle izlenen bu ekonomik politika başarılı olamadı ve özel sektör eliyle kalkınmanın hayal olduğu anlaşıldı. Türk işadamları , kapitalistleri , gerçek bir sanayileşmeye öncülük edecekleri yerde , sanayileşmeyi engelleyici ticari ve spekülatif faaliyetlere girişmişler ve kısa zamanda köşe dönmeyi amaçlamışlardır. Yabancı firma temsilciliklerini azınlık firma kompradorlarıyla paylaşmışlardır.

Özel sektöre dayalı kalkınma politikasının iflas etmesi üzerine Atatürk , devletçilik ilkesini benimsemiştir. Devletçilik ilkesinin benimsenmesiyle , devlet , ekonomik yaşama katılmaya , ekonomiye yön vermeye başlamış , sanayiinin temelleri devlet eliyle atılmış , tarım alanında önemli gelişmeler olmuş , tarım kombinaları ve devlet çiftlikleri kurulmuş , kooperatifçiliğe büyük önem verilmiş ve halka , topluma daha çok hizmet götürülmüştür. Bu dönemde ayrıcalıklı yabancı sermaye şirketleri millileştirilmiş , devletleştirilmiş ve kapitülasyonlar kaldırılmıştır.

Devletçilik , hızlı ve dengeli kalkınma amacını gerçekleştirmek için uygulamaya konulmuş ve başarılı olmuştur.




e) Laiklik

Din ve devlet işlerini birbirinden ayrılması , devletin dinin etkisinden kurtulması , toplumsal düzenin ve hukuk kurallarının dine değil , akla ve bilime dayandırılmasıdır.

Osmanlı İmparatorluğu , teokratik bir yapıya sahipti , yani devlet , toplum , din kurallarıyla , İslam dini kurallarıyla , şeriat esaslarına göre yönetiliyordu. Atatürk teokrasiyi , şeriatı kaldırarak laikliği getirmiş , din ve devlet işlerini birbirinden ayırmıştır.

Laik bir toplumda devlet , tüm dinler , mezhepler arasında yansız kalır ve çeşitli dinlere , mezheplere bağlı insanlar arasında her hangi bir ayrım yapmaz. Devlet , yurttaşlarının dini inancına , vicdanına karışmaz

Laiklik dinsizlik , din düşmanlığı değildir. Laik bir devlette , dinin devlet işlerine , politikaya karıştırılmaması koşulu ile tam bir inanç ve ibadet özgürlüğü vardır.

Laik devlet ; dinsiz değil , dine saygılı bir devlettir.

f) İnkılapçılık

İnkılap , toplumsal düzende kısa zamanda köklü , önemli , geniş kapsamlı değişiklikler yapmaktır.

Atatürk inkılabı şöyle tanımlamıştır :

1)İnkılap(devrim) mevcut müesseseleri (kurumları) zorla değiştirmektir.
2)Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak , yerlerine milletin en yüksek medeni icaplarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni müesseseleri koymuş olmaktır.

Mustafa Kemal Atatürk reformcu , düzeltimci değil , devrimci bir önderdi. Eskimiş kurumların düzeltilmesini , onarılmasını değil , yıkılmasını istemiş ve bunu gerçekleştirmiştir. Atatürk köktenci bir devrim anlayışını benimsemiştir. Türk toplumunu geri bırakan kurumları yıkmış ve halkı çağdaş uygarlığa götürecek yeni kurumlar getirmiştir.

Atatürk , devrimlerinin amacını şöyle açıklamıştır :

“... Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı , Türkiye Cumhuriyeti halkını tümden çağdaş ve bütün anlam ve biçimleriyle uygar bir toplum durumuna getirmektir. Devrimlerimizin temel ilkesi budur. Bu gerçeği benimsemeyen anlayışları darmadağın etmek zorunludur.''
C-Atatürk İLKELERİNE SAHİP ÇIKMAK
VE
ONLARIN DEVAMLILIĞINI SAĞLAMAK




Atatürkçülüğün ilkeleri bir bütündür. Bu ilkeler birbirini tamamlarlar , birbirinden güç alırlar ve birbirleriyle uyumlu bir denge oluştururlar. Atatürkçülüğün ilkeleri bir bütünü oluşturan öğelerdir. Bu ilkeler birbirleriyle bağlantılıdırlar. Atatürkçülüğün ilkelerini birbirinden ayırmak ve tek tek değerlendirmeye girişmek yanlış bir tutumdur.

Atatürkçülüğün ilkelerinden bir veya birkaçını yok saymak , diğer ilkelerin işlerliğini geçersiz kılar ve bu durum , Atatürkçülüğü bütünüyle zedeler.

Atatürkçülüğün ilkelerinden bir kısmını benimseyip , bir kısmını reddetmek , inkar etmek Atatürkçülüğe aykırıdır. Atatürkçülüğün ilkelerinden bazılarını benimseyip bazılarını reddetmekle Atatürkçü olunmaz. Gerçek Atatürkçü ; ilkelerinin tümünü benimser.

Atatürk ilkeleri Türkiye Cumhuriyeti’nin temelidir. Bundan dolayı bu ilkelere sahip çıkarak ve sürekliliğini sağlamaya çalışarak Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyabiliriz.

D- TÜRKİYE’YE YÖNELİK İRTİCAİ HAREKETLER



Türkiye’de görülen yıkıcı faaliyetlerin amacı ; laik , demokratik sistemi silah zoruyla değiştirmektir. Bu amaçla da yıllardır ülkemizde birtakım eylemler yapılmakta ve dışarıdan desteklenmektedir. Türkiye’nin yaşadığı sorunlar kullanılarak yapılan silahlı eylemler halktan destek bulmamıştır. Türk halkı , yaşanan sorunların laik-demokratik sistem içerisinde çalışacak ve devlet-vatandaş iş birliğiyle aşılacağını bilmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yenileşme çabalarından itibaren başlayan irtica hareketleri , Türkiye Cumhuriyeti’nde artan oranda devam etmiştir. İrticai faaliyetlerin amacı ; Türkiye Cumhuriyeti’nin laik-demokratik yapısını değiştirerek yerine teokratik , yani din esaslarına dayalı bir devlet kurmaktır. Böyle bir devletin , Osmanlı İmparatorluğu’nda ne gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkardığı biliniyorken günümüzde aynı yönetim biçimine sahip devletlerin yaşadıkları gözlerimizin önündeyken , Türkiye’nin irticai hareketlerle karşı karşıya kalması çok anlamlıdır. Coğrafi konumu son derece önemli olan Türkiye’nin güçlenmesinin istenmediği açıktır.

Burada önemli konu , vatandaşların her türlü kışkırtmalara karşı duyarlı olması ve yaşadığı toplumda derin yaralara neden olabilecek hareketlerden kaçınmasıdır. Kişisel inanç ve ibadet özgürlüğünün bulunduğu , devletin “ Diyanet İşleri Başkanlığı” vasıtasıyla vatandaşların ibadetlerine yardımcı olunduğu ülkemizde , Türkiye’yi geriye götürme amacı taşıyan irticai faaliyetlerde bulunmak çok büyük yanlışlıktır. Ve olumsuz sonuçları toplumun tamamı tarafından hissedilecek kadar büyük olabilecektir.

Ortadoğu ülkelerinin bir kısmında inisiyatif sahibi olan bazı güçlü ülkeler de Türkiye’nin güçlenmesini istememektedirler. Laik-demokratik bir sistemde güçlenen Türkiye’nin egemenlikleri altındaki ülkelere örnek olmasından rahatsızlık duymaktadırlar. Şurası açıktır ki ; demokratik devletlerin başkaları tarafından sömürülmesi mümkün olamamaktadır. Laik-demokratik sistemin Ortadoğu ülkeleri tarafından benimsenmesi durumunda , ister antidemokratik , ister sözünü etmeye çalıştığımız güçlü ülkeler olsun , tamamının çıkarlarının zedeleneceğini tahmin etmek zor değildir.
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 09-05-2010, 01:20 PM
ÇokromanTİKİm
Standart Cevap: Atatürkün Düşünce Sistemi

tşkler eline sağlık
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
ataturk doneminde siyasi guc, ataturk döneminde sosyo kulturel guc, atatürk milli güç unsurlar

Seçenekler
Stil


Atatürkün Düşünce Sistemi

Atatürkün Düşünce Sistemi konusu, EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM/ATATÜRK Köşesi bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Yenİ Bmw X5 TÜrkİye'de Pazara Sunuldu Arabalar,Resimler,Markalar
A dan Z ye Linux Linux
format atmak İstek ve Sorunlar
Atatürk'ün açıklanmayan vasiyeti... ATATÜRK Köşesi


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:18 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net