EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM bölümü Başka Yere Sığmayanlar / Özel Müzeler konusu gösteriliyor Özet:Özel Müzeler Kamu Kurum ve Kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilerle vakıfların kendi hizmet konuları veya amaçlarını gerçekleştirmeleri için başvurmaları halinde ...
| |||||||
Özel Müzeler | Açılış Sayfam Yap | Reklam | Kayıt ol | Konuları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
| .......... | Özel Müzeler Kamu Kurum ve Kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilerle vakıfların kendi hizmet konuları veya amaçlarını gerçekleştirmeleri için başvurmaları halinde özel müze açmalarına izin verilmektedir. Özel Müze kurma isteklerini konu alan başvurular 2863 sayılı Kanun ve buna bağlı çıkarılan "Özel Müzeler ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik" hükümleri doğrultusunda incelenmekte, müzenin yeterli nitelik ve nicelikte bulunması ve sürekli hizmet vermesi hususları dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Gerçek ve tüzel kişilerce kurulacak müzeler, Bakanlığımızın izin belgesinde belirlenen konu alanlarına ilişkin taşınır kültür varlığı bulundurabilir ve teşhir edebilirler. Bu müzelerde taşınır kültür varlıklarının korunması devlet müzeleri statüsündedir. Genel Müdürlüğümüzün denetiminde 110 adet özel müze bulunmaktadır. ![]() Sadberk Hanım Müzesi - İstanbul alıntı.. |
| | |
| | #2 |
| .......... | AFYON Bolvadin Müzesi Afyon İli'nin 60 km. doğusunda yer alan Bolvadin İlçe merkezinde yer almaktadır. Belediye sineması olarak yapılan ve daha sonra Belediye Kültür Merkezi olarak kullanılan bina, 1987 yılında Bolvadin Belediye Meclisi'nin aldığı bir kararla Belediye Müzesi şeklinde düzenlenerek hizmete açılmıştır. Daha önceleri Afyon Müze Müdürlüğü denetiminde Bolvadin Lise Müdürü Muharrem Bayer tarafından lise bahçesinde toplanan arkeolojik eserler, müzenin nüvesini oluşturmuştur. Daha sonra çevreden toplanan arkeolojik ve etnografik eserlerle ve Afyon Müze Müdürlüğü'nden gönderilen eserlerle çok güzel karma bir müze oluşturulmuştur. Bolvadin Belediye Müzesi bahçe ve bina teşhirinde Eski Tunç Çağı, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait taşınabilir kültür varlıkları yanında yöresel gelenek ve göreneklerimizi yansıtan etnografik malzemeler sergilenmektedir. Ayrıca Bolvadin İlçesine özgün haşhaş üretimi ve kullanımı ile Eber Gölü yöresindeki kamıştan yapılma hasır işçiliğini, fotoğraf malzemeleri ile birlikte müzede görmek mümkündür. Bolvadin Belediye Müzesi bünyesinde bulunan 200 kişilik konferans salonu da kültürel etkinliklerin kutlandığı vazgeçilmez bir mekân olarak hizmet vermektedir. alıntı.. |
| | |
| | #3 |
| .......... | AFYON ZAFER MÜZESİ (Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü Zafer Müzesi) Afyonkarahisar'ın, şehir merkezinde "Zafer Anıtı" ile Afyonkarahisar Kalesi'nin karşısında mutenâ bir mevkide yer alır. 1915-1920 Cumhuriyet öncesi Saitoğlu Mehmet Sait Efendi tarafından iki katlı olarak yaptırılmıştır. Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin planlandığı ve taarruz emrinin verildiği yerdir. Bina genel hatları ile neo-klasik özellik taşımaktadır. Plan itibariyle de tipik Anadolu evleri tarzında (orta hayat denilen büyük bir sofa, yanlarında bu sofaya açılan odalar) olduğu görülür. Zemin kat (10 oda, 1 toplantı salonu ve sahnesi) ve üst kattan (9 oda ve sergi salonu) oluşan müzede hem Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile ilgili bilgi verilmekte hem de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Batı Cephesi Harekât Şube Müdürü Tevfik Bıyıkoğlu anısına düzenlenen odalar sergilenmektedir. Şimdiki Belediye binasının yapıldığı 1930'lu yıllara kadar "Afyon Belediye Binası" olarak hizmete devam etmiştir. Daha sonra yeni Belediye binasının tamamlanması ile bina "Emniyet Müdürlüğü'ne" tahsis edilmiştir. Bina, 1985 yılında Milli Emlak Müdürlüğü'nce "Zafer Müzesi" olmak üzere, Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü'ne tahsis edilmiş, Müdürlüğümüz ise binayı 11.09.1986 tarihinde teslim almıştır. 1992 yılında Müdürlüğümüz bu binaya taşınmıştır. Dekorasyon ve düzenleme çalışmalarının devam ettiği bu binanın önemi, tüm ulusun ölüm-kalım mücadelesi verdiği bir döneme (1919-1922) ait olmasından, 27 Ağustos 1922'de Afyon Karahisar'ın düşman işgalinden kurtuluşunu müteakip, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Garp Cephesi Hareket Şube Müdürü Tevfik Bıyıklıoğlu'nun bu tarihi binada kalmalarından ve burayı karargâh olarak kullanmalarından ileri gelmektedir. alıntı.. |
| | |
| | #4 |
| .......... | Ankara - Atatürk Evi Bilindiği gibi Atatürk'ün doğduğu ve çocukluk yıllarını geçirdiği Selanik'teki baba evi Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılması yüzünden vatan toprakları dışında kalmıştır. Lozan müzakereleri esnasında Atatürk'ün Selanik'i ana vatan sınırları içerisine dahil etme arzusu gerçekleştirilememiş ve Atatürk bundan büyük üzüntü duymuştur. Devletimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün 100. doğum yıldönümü dolayısıyla bütün yurt sathında girişilen kutlama çalışmaları esnasında, Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu'nun 6 Kasım 1980 tarihinde yaptığı toplantıda, zamanın Yönetim Kurulu Başkanı Ö. Galip Gençoğlu'nun "Atatürk"ün Selanik'te doğduğu, çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği, memleketin hür bir idari rejime kavuşması için kader arkadaşlarıyla birlikte çalıştığı tarihi evin aynı ölçüler içindeki bir benzerinin Ankara'da yaptırılmasına" dair önerisi, Başbakan Vekilleri Cemal Sümer ve Polat Öğün ile Yönetim kurulu üyeleri Muin Ekşi, İrfan Bozer, Sabahattin Parla, Ekrem Ekinci, Yaşar Eraydın, Turhan Yalçın, Yakup Köseoğlu, Halil Yılancıoğlu ve Genel Sekreter Mehmet Aydın tarafından büyük bir heyecan ve coşkuyla karşılanmış, bu husustaki Yönetim Kurulu teklifinin Oda meclisince aynı şevk ve heyecanla tasvip edilmesi üzerine keyfiyet 100. Yıl Kutlama Koordinasyon Kurulu Başkanlığı'na arz edilerek gerekli izin alınmış ve konuya ilişkin her türlü formaliteler tamamlanarak derhal faaliyete geçilmiştir. Galip Gençoğlu Başkanlığı'ndaki Yönetim Kurulu'ndan sonra görev başına gelen Necdet Esen başkanlığında başkan vekilleri Süleyman Akyol, Ahmet Çavuşoğlu ve Üyeler Sabahattin Parla, Abdurrahim Gümüş, Turan Kurdoğlu, Ali Bitirim, Teoman Keskin, Erol Onar, Turgut Ergün ve İlhami Tuncay'dan oluşan Yönetim Kurulu Atatürk Evi'nin yapımı çalışmalarına aynı şevk ve hassasiyetle devam etmiş ve Atamızın çok sevdiği ve kendilerinin kurduğu Atatürk Orman Çiftliği'nde tahsis edilen bir arazi üzerinde 19 Mayıs 1981 günü saat 17.00'de Başbakan Bülend Ulusu tarafından evin temeli atılmıştır. Ankara Ticaret Odası'nın girişimiyle ve önderliğinde Nurol İnşaat Kollektif Şirketi tarafından gerçekleştirilen bu değerli eser 10 Kasım 1981 tarihinde Sayın Devlet Başkanımız Orgeneral Kenan Evren tarafından açılmıştır. Atatürk Odası Oda 3.86 x 2.82 metre ebadında Berkofça kilimi ile döşenmiştir. Kilim al zemin üzerine beyaz, yeşil ve siyah çiçek motiflerini ihtiva etmektedir. Oda girişinin tam sağındaki duvar boyunca, tavan köşesinden döşemeye inmek üzere 4.40 x 2.15 metre ebadında ağaçtan yapılmış mermer boyalı bir kaide üzerine Atatürk'ün 0.90 boyunda tunçtan bir büstü konmuştur. Büstün solunda üstü mavi çuhalı küçük bir yazı masası ile evi ziyaret edenlerin intibalarını yazmaları için bu masa üzerine bir defter konmuştur. Odanın ortasında kaideli bir Selanik mangalı, duvarlar boyunca da karşılıklı olmak üzere eski stil hazeran sandalye mevcuttur. Pencerelerin perdeleri iki kısımdır. Birinci kısmı uçları dantelli patiska perdeler; ikinci kısmı, bez zemin üzerine bej renginde çiçek ve vazo motifli bantları kırmızı atlastan kumaş perdeler oluşturmaktadır. Yastık kılıfları ile sedir örtüsü aynı renkte kumaştan olup, üzerlerine kenarları dantelli patiska kılıflar ve örtüler konmuştur. Odanın dekorunu, tavana çengel ile asılı pirinçten beyaz abajurlu bir gaz lambası tamamlamaktadır. Müze Odası Kapısı sofaya açılan Atatürk'ün şahsi fotoğraf, vesika ve belgelerini ihtiva eden müzenin görünümü şöyledir: Ziyaretçilerin dikkatini söz konusu eşyalara yöneltmek için odanın döşemesi tefriş edilmeyerek boş bırakılmış ve pencerelere ise sadece patiska perdeler konmuştur. Odada vitrin ile bir kitap etajeri ve fotoğraflar vardır. Vitrinlerin ihtiva ettiği eşya şu şekilde tasnif edilmiştir:
Evin Bölümleri Birinci Kat: (Taşlık, Kiler ve Hizmetçiler Odası) Sokak kapısından taşlığa girilmektedir. Taşlık matla taşlarından yapılmış olduğu için zemin döşenmiştir. Bahçeye açılan kapının sağına gelen duvara bir gaz lambası ve lavabonun önüne bir ibrik ile leğen konulmuştur. Bundan başka duvarlara, eşyalara dokunulmaması ve sigara içilmemesi için Türkçe ve Yunanca yazılı iki levha monte edilmiştir. Kiler: Kapının sonuna gelen duvar boyunca zahire sandığı, elek ve kalbur, çömlekler, et kütüğü, nacak, balta ve küp konmuştur. Kapının karşısına gelen duvar boyunca ise, tekne, ekmek kabı, tepsi, sini, tava ve kapının duvar boyunca da kazan, bakraçlar ve daha bazı ufak tefek eşya yer almaktadır. Hizmetçi Odası: Odanın zemini üzerine hasır konmuştur. Kapının tam karşısına düşen pencereyi duvar boyunca bir ot minder kaplamaktadır ve üzerinde sarı renkte bir pösteki vardır. Kapının solunda yer alan duvar boyunca 2.30 x 0.80 ebadında bir sedir bulunmaktadır. Sedir ve yastık örtüleri koyu renkte ve çiçekli bir kumaştan yapılmıştır. Kapının sağına gelen duvar kenarına 0.98 x 0.50 metre ebadında iki eşya sandığı ve bunun üzerine bir döşek, bir yorgan, bir boz renkli battaniye katlanıp konmuştur. Oda pencerelerinden birisinin genişliğine bir su testisi ile mavi renkte bir su maşrapası; bir diğerinin genişliğine ise bir renkli fener konmuştur. İkinci Kat: (Sofa, Mutfak, Oturma Odası ve Misafir Odası) Sofa: 4.35 x 3.90 metre genişliğinde Şarköy kilimi ile döşelidir. Kilimin kumaşı zemin üzerine siyah ve beyaz, bej, kahverengi, yeşil, kırmızı, gri renklerle testere ucu gibi işlenmiş tırtıllı göbeği vardır. Diğer kısımlarda da stilize şekiller bulunmaktadır. Sofanın sokağa ve bahçeye bakan pencerelerinde önce patiska perdeler, bu perdelerin üzerinde de, al zemin üzerine sarı yapraklı ve yer yer mavi çiçekli ipek kumaştan bir perde vardır. Perdelerin üstü ve yanları kadifeli bir farbala ile çevrelenmiştir. Sedir ve yastıklar, perdeyle aynı rengi taşıyan örtü kılıfları ile örtülmüştür. Bunların üzerine kenarları dantelli patiska örtüler konmuştur. Sofanın ortasında maun ağacından eski stil, yuvarlak ve orta yükseklikte siyah renkli bir orta masası ve masanın üstünde de Rumeli stili işlemeli kenarları çiçek motifleri ile süslü bir örtü bulunmaktadır. Merdivenleri çıktıktan sonra, görülen duvarda, iki parçadan ibaret bir dolap mevcuttur. Ajur kaplamadan aynalı ve sarı renkte, iki kanatlı, üç çekmeceli ve iki kapaklı olan bu dolap sofanın tavan, döşeme ve kapılarıyla aynı renktedir. Duvar boyunca hezaran sandalyeler dizilmiştir. Tavanın ortasında, çengele asılı, beyaz abajurlu eski stil gösterişli bir gaz lambası asılmıştır. Mutfak: Raflara yerleştirilmiş olan eşyalar arasında bakırdan, kalaylı tencere ve tabaklar da bulunmaktadır. Oturma ve Yatak Odası: Sofaya açılan ve mutfağa bitişik bulunan Atatürk'ün annesinin oturma ve yatak odası basit bir şekilde döşenmiştir. Yerde 3.30 x 3.35 metrelik kullanılmış, sofa için tasvir edilmiş olan kilimin rengine ve motiflerine benzer bir kilim mevcuttur. Kapıdan girilince sağda, sokağa bakan üç pencere önünde Rumeli stili bir sedir, sol taraftaki duvar boyunca iki kişilik eski stil pirinçten bir karyola vardır. Karyolanın yatağı üzerinde kırmızı renkte bir örtü mevcuttur. Karyolanın baş ucunda duvara raptedilmiş Kuran-ı Kerim kesesi ile bunun yanında dini yazı ihtiva eden bir levha vardır. Karyolanın baş tarafı ile sedir arasında iki yer minderi, bunların önünde de bir Selanik mangalı mevcuttur. Karyolanın ayak ucunda ise üzeri mavi renkte, kenarları çiçek işlemeli bir örtü ile örtülmüş bir eşya sandığı bulunmaktadır. Odanın pencereleri boyunca patiska perdeleri üzerinden aşağıya yeşil ve bej renkli, ince yeşil dallı motifli kumaştan perdeler inmektedir. Sedir örtüleri ile, yastık örtüleri aynı kumaştan yapılmıştır. Patiska perde ile yastık kenarlarının patiska sedir örtülerinin dantelaları saat motiflidir. Kapının sağına gelen duvara dini bir levha ve Atatürk'ün beyzî bıyıklı bir fotoğrafı asılmıştır. Misafir Odası: Kapısı sofaya açılan misafir odası, 3 x 2.50 metre ebadında Şarköy kilimi ile döşenmiştir. Kilim kırmızı zemin üzerine yeşil, siyah, beyaz renkli motifleri ihtiva etmektedir. Odanın ortasında kaide üzerine oturtulmuş, kapaklı pirinçten büyük bir mangal vardır. Odanın sağ duvarı boyunca, odanın tavanı, kapıları ve döşemesi ile aynı renkte beş çekmeceli bir konsol mevcuttur. Konsolun üstünde, kenarları yaldızlı eski stil büyük bir ayna bulunmaktadır. Hem aynanın önünde hem de konsolun üstünde iki mavi renkli, abajurlu karpuz lamba bulunmaktadır; bu iki lambanın arasında renkli bir tabak içinde renkli sürahi ve bardak mevcuttur. Kapının tam karşısına gelen duvar boyunca, Üsküdar çatması, bez üzerine mor renkli, kumaşla kaplı bir kanepeyle bu kanepenin sağında ve solunda, aynı kaliteden kumaşla kaplı altı büyük kumaş vardır. Yine kanepenin sağında ve solunda olmak üzere eski stil küçük sehpa mevcuttur. Kanepenin sağına gelen iki duvarın bitişiğine küçük bir duvar rafı konmuştur. Rafın üç gözünde de birer vazo vardır. Masaların, sehpaların üzerlerine ve rafların gözlerine Rumeli işi, kenarları çiçekli çevreler konmuştur. Tavanın ortasında çengel ile asılı bir tavan lambası odanın dekorunu tamamlamaktadır. Üçüncü Kat: (Sofa, Atatürk Odası, Müze Odası) Sofa: 3.40 x 3.50 metre ebadında bir Şarköy kilimi ile döşenmiştir. Sofanın tam ortasında beyzî üstünde Rumeli işi bir yağlıkla saksı bulunan bir masası vardır. Merdivenin tam karşısındaki duvar boyunca, üstü mermer, kenarları, ayakları yaldızlı küçük bir duvar konsolu vardır. Konsolun örtüsü, Rumeli işlemeli bir yağlıktan ibarettir. Konsolun üzerinde yine kenarları yaldızlı bir ayna bulunmaktadır. Aynanın önünde beyaz abajurlu pirinçten bir petrol lambası bulunmaktadır. Sofanın gusülhane kapısı önünde ibrik ve leğen vardır. Yine sofanın bahçeye bakan duvarının bir kenarında bir eşya sandığı vardır, duvar kenarlarına da hazeran sandalyeler dizilmiştir. Sofanın sokağa bakan pencereleri önünde Rumeli stili bir sedir vardır. Sofanın patiska perdeleri üzerine kabartma, şarap renkli ve çiçek motifli kumaştan perdeler ve perdelerin üst kısımlarını kaplayan ve yanlara sarkan aynı renkte saçak, farbelalar konmuştur. Sedir örtüleri ile yastık kılıfları da aynı renktedir. Bunların üzerlerinde kenarlı dantelalı örtüler bulunmaktadır. alıntı.. |
| | |
| | #5 |
| .......... | Ankara - Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi olarak hizmete açılan tarihi ev, Hafız Mehmet Nurettin Karaoğuz tarafından Ankara Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü'ne hibe edilmiştir. Ankara Valiliği (İl Özel İdare Müdürlüğü) tarafından aslına uygun olarak restore edilen tarihi ev 01.04.1997 tarihinde özel müze olarak hizmete açılmıştır. Müze'de Beypazarı ve yöresinin kültür ve tarihini yansıtan eserlerle, Bizans, Roma ve Osmanlı zamanından kalan çeşitli tarihi eserler sergilenmektedir. ![]() ![]() Çocuk odasında bulunan salıncak, ayak ve başucu uçları halka şeklinde bükülmüş demir, ortası da dikdörtgen biçiminde deriden yapılmıştır. Evin oturma bölümünden genel görünüm. alıntı.. |
| | |
| | #6 |
| .......... | Ankara - Atatürkün Mekanı Müze Köşk Ankara'nın Çankaya köyünde tahminen 1800'lü yılların sonlarında yapılan bir bağevinin inşa edilirken tarihe tanıklık edeceği, ülkenin kaderini değiştiren dünya çapında bir lidere konut olarak hizmet vereceği kimin aklına gelirdi? Ankara'ya geldiği 27 Aralık 1919 tarihinden 1921 yılına kadar önce Ziraat Okulunda, TBMM Başkanlığına seçilmesinden sonra da İstasyondaki taş binada ikamet eden Atatürk, 1921 yılının Haziran ayında Çankaya'daki bağevine yerleşti. Bugün Müze Köşkü'nün girişinde, Atatürk'ün 56 yıllık ömründe en uzun süre ile yaşadığı ikametgâh olma özelliğini de taşıyan bina ile ilgili şu satırları görürüsünüz: " Eski bir bağ evidir. Ankaralı Bulgurluzade Mehmet ve Rıfat Beyler tarafından satın alınmış olup, 1921 yılı başlarında Ankara Müftüsü Hoca Rıfat Börekçi'nin önderliğinde Ankara halkı adına Atatürk'e armağan edilmiştir. Atatürk tarafından ordu namına devir ve ferağ edilmesi üzerine 'Ordu Köşkü' adını alan bina, ilk haliyle alt kat holünde mermer bir havuzu bulunan iki katlı bir yapıdır. 1921 yılı Haziran ayı başlarında Atatürk Ankara Garı'nda ikamet etmekte olduğu konuttan bu Köşk'e küçük bir onarımdan sonra taşınmışlardır. 1924 yılında Mimar Mehmet Vedat Bey tarafından Köşk'e ilaveler yapılarak bugünkü şekline getirilmiştir. Bu ilaveler ön taraftaki camekânlı giriş arkada ise uzunlamasına bir ofis ve mutfak, yan tarafında bulunan kuledir. 1932 Haziran ayına kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanlığı Köşkü olarak kullanılmış olan ve Cumhuriyet tarihinde çok önemli bir yer tutan bu yapı yeni köşke taşınıldığında tüm mefruşatı ile korunarak o günkü hali ile muhafaza edilmiştir." Sonradan "köşk" haline getirilen ve büyük sarayların ihtişamından uzak, mütevazı, ancak zevkli ve rahat bir biçimde döşenen binanın methal taşlığına ayak bastığınız anda, kendinizi birden 1920'li yıllarda bulursunuz. Tarihe yapılan bu ani yolculuğa beyniniz ve duygularınız uyum sağlamaya çalışırken, bedeniniz hole varmıştır bile. Ve o andan itibaren tarihi yaşamaya başlar, her eşyada, her köşede Atatürk'ün izlerini görür, hemen bir kapıdan çıkıverecek gibi bir beklentiye kapılarak o anı yaşama heyecanı ile tüm köşkü beyin kıvrımlarınıza yerleştirmeye başlarsınız. Giriş holünde, ortada duran bilardo masasının Atatürk'ün Köşk'te yaşadığı süre içinde üst katın sofasında bulunduğunu, ancak çok ağır olduğu için binada çökme yaratabileceği endişesi ile alt kata konulduğunu hemen belirtmek gerekir. Holde tam karşıda yemek salonunun, sağda yeşil salonun kapıları, solda ise elçi kabul salonunun kapısı ile üst kata çıkan merdivenler Müze Köşk'ü tanıma isteğinizi anlamışçasına davetkârdır. Holde piyano ile altılı oturma grubu bulunur. Duvarlarda ise 2 adet tablo ile Atatürk'ün çeşitli tarihlerde çekilmiş 3 adet fotoğrafı asılıdır. Üç girişli holün ortada bulunan kapısı kapatılmıştır ve önünde bilardo dolabı bulunmaktadır. Bu kapıda asılı bulunan kilim perdelerin güzelliğini dikkatli gözler hemen yakalar. Geçen yıllar perdenin zarafetini hiç mi hiç etkilememiş gibi görünüyor. Holün sol tarafındaki elçi kabul salonunda, Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından kendilerine hediye edilen ve Atatürk'ün çok sevdiği 3 koltuk, 1 kanepe, bir çalışma masası ve dolaptan oluşan sedef kakmalı bir takım ile sol tarafta ayrı bir çalışma masası bulunmaktadır. Odaya girer girmez Atatürk'ün huzuruna çıkmışçasına bir duygu tüm benliğinizi sarıverir. Duvarlarda bulunan sedef kakmalı çerçevelerdeki bazı fotoğrafların yanı sıra çalışma masası üzerindeki bir fotoğraf insanı adeta içine çeker. Fotoğrafın üzerinde el yazısıyla yazılmış şu notu okursunuz:"21.9.1935-İstanbul'dan Ankara'ya vagonda." Elçi kabul salonunun karşısında bulunan yeşil salon; oturma grupları, bazı fotoğraflar ve bir vitrin dolabın yer aldığı kabul ve oturma odasıdır. Yemek salonuna da bir kapısı bulunmaktadır. Çankaya'da Atatürk'ün verdiği yemeklerle ilgili çeşitli anıları hemen hepimiz okumuş olduğumuz için midir, yemek salonuna girdiğiniz anda kendinizi erken gelmiş bir konuk gibi duyumsayabilirsiniz. Döneme özgü möblelerin yer aldığı salonda ilk göze çarpan şey, hole açılan kapının tam karşısında bulunan, bacası ve yan tarafları tahta oymalı şömine ile şöminenin her iki yanının üst kısmındaki ikişer adet vitray kaplı pencerelerdir. Yemek salonunda bir de dört kişilik kahvaltı masası ile yeşil salon giriş kapısının poker masası yer alır. İki vitrin dolap, bir büfe, bir konsol, iki gramofon ve şömine ile kapı kenarlarında bulunan büyük çini vazolar salona uyumlu bir biçimde yerleştirilmiştir ve vitrinlerle büfede bulunan takımlar kullanıma hazır gibidir. Kanepenin önünde tam ortada büyük bir gümüş mangal bulunur. Yemek salonuna holden açılan kapının üzerinde Hüseyin Avni Lifiş'in 1922 tarihini taşıyan tablosu, yeşil salondan açılan kapının üzerinde ise eski harflerle atılmış imzası olan ağlayan kadın tablosu gözünüze ilişecektir. Cepheden sadece eşyaları dönen şehite yakılan ağıt kulaklarınızda çınlar. Salondan hole çıkınca hemen sağda bulunan merdivenler Atatürk'ün yaşamının özel anlarına uzanan bir yoldur. Üst katta "sofa"ya açılan 6 kapı vardır. Birisi merdivenlerden sofaya girilen kapıdır. Bunun hemen solundaki kapı yatak odasına, sağdaki kapı istirahat odasına, ön cepheye bakan kapı balkona, tam karşıdaki kapı da kütüphaneye açılır. Sofanın ortasında oval bir masa (eskiden bilardo masasının bulunduğu yer), bir kanepe ile iki koltuk ve iki tane vitrin dolap bulunur. Balkon kapısının önünde büyük bir mangal vardır. Vitrinlerin birinde Atatürk'ün madalyaları ile 1931 milletvekilliği mazbatası, diğerinde de ilk Atatürk serisi pullar sergilenmektedir. Merdiven sahanlığına açılan bir kapısı daha olan istirahat odası tek kişilik mütevazı bir yatak odasıdır. Bir divan yatak, bir koltuk, küçük bir yazı masası, bir gardrop ile iki puf yer alır. Duvarlarında bir duvar saati, bir tablo ile Atatürk'e ve Fethi Okyar'a ait birer fotoğrafın bulunduğu bu odayı Atatürk'ün çok sevdiği rivayet olunur. İstirahat odasının karşısında bulunan iki kapı da kütüphaneye açılır. Sağ taraftan girdiğinizde çalışma masasında Atatürk'ün oturduğu hissine kapılabilirsiniz. Çünkü, Atatürk pek çok konu hakkındaki fikirlerini bu masanın başında oluşturmuştur. "Büyük Nutuk"u burada kaleme almıştır. Kütüphanedeki kitaplar Atatürk'ün geniş ufkunu ve kültür yapısını nasıl oluşturduğunu gösteren önemli delillerdir. Kitaplarda aldığı küçük notları, işaretlediği bölümleri ve altını çizdiği satırları bulmak mümkündür. Kütüphanenin devamı şeklinde döşenen ve bir kapı ile yatak odasına bağlanan arka kısmında yine kitaplıklar ve dört sandalyeli yuvarlak bir masa ile köşede okuma koltuğu ve abajurun bulunduğu bölümle kule odaya adım atarsınız. Koyu renklerin hakim olduğu kule odada yine bir çalışma masası ve koltuklar ile yerde Moskova Sefiri Muhtar Bey'in hediyesi bir ayı postu yer alır. Adımlarınız artık sizi Köşk'ün görülecek en son bölümüne, insanların en özel mekânı sayılan yatak odasına ulaştırmıştır. Yatak odası da Köşk'ün diğer bölümleri gibi son derece sade, ama zevkli bir şekilde döşenmiştir. Atatürk'ün yastığı ve yorganı, örtüsü ile birlikte yatağın üzerinde muhafaza edilmektedir. Yatağın kenarına bırakılan terlikleri her an sahibi gelip giyiverecek gibidir. Odadaki iki tuvalet masasından birisi banyo kapısının yanında durur. Üzerindeki tuvalet malzemelerinin Latife Hanım'a ait olduğu bilinir. Atatürk'ün 9 Ocak 1923 tarihinde başlayıp 5 Ağustos 1925 tarihinde sona eren evliliğine tanıklık eden Köşk'te Latife Hanım'a dair tek iz de, bu tuvalet malzemeleridir. Yatak odasında, gardırop, bir koltuk, iki sandalyeli küçük, yuvarlak bir masa dışında dikkat çeken bir başka şey de, şöminenin üzerindeki Zübeyde Hanım'ın gençlik resmidir. Yatak odasından geçilen banyonun dönemin en iyi malzemeleri ile yapıldığı görülür. Gömme küvetin yanında merdiven sahanlığına açılan bir kapı bulunur. Atatürk'ün mekânındaki gezintiniz banyo dairesi ile sona erer. Merdivenlerden inip Köşk'ün dışına çıktığınız zaman karşılaştığınız ana döndürür ve gözleriniz Atatürk'ün "en büyük eserim" dediği Cumhuriyet'in modern başkenti Ankara ile buluşur. alıntı.. |
| | |
| | #7 |
| .......... | Ankara - Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Ankara'da idealist bir grup öğretmen tarafından (Ülker Muncuk, Mine Seçkinöz, Aysel Dinçer, Mahiye İyikan, Yurdagül Döl, Şükran Komsuoğlu) uzun ve yorucu çalışmalar sonucunda bir müze meydana getirilmiştir. Etnografik nitelik taşıyan bu müze, 1974 yılında Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu bünyesinde Cumhuriyetin 50. yıldönümü nedeniyle açılmıştır. Müzedeki eserlerin çoğu 50 yıl öncesinden Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu'nun öğretmenleri tarafından (Müdür Bakiye Koray'ın denetiminde Kenan Özbel, Tevhide Seral) Anadolu baştan başa dolaşılarak temin edilmiştir. Okulda yeni yapılmış 50'ye yakın sanat değeri yüksek ürünler de bu eserlerin içerisinde yer almıştır. Ayrıca bir kısım bağışlarla da bu koleksiyon zenginleştirilmiştir. Bugün 1000'e yakın eseri bünyesinde toplayan Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Müzesi'ndeki eserler şu şekilde gruplandırılabilir;
alıntı.. |
| | |
| | #8 |
| .......... | Ankara - Mehmet Akif Ersoy Evi Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Savaşımız sırasında I. T.B.M.M. Burdur Mebusu iken, kendisine büyük hayranlık duyan Tacettin Şeyhi tarafından selamlık bölümü kendisine tahsis edilen bu evde yaşamış ve İstiklâl Marşı'mızı bu evde yazmıştır. Bu ev 30 Ekim 1949 tarihinde Şehir Meclisi kararı ile Mehmet Akif Ersoy Evi adını almış ve müzeye dönüştürülmüş ise de bakımsız kalmış ve zamanla harabolmuştur. Hacettepe Üniversitesi Merkez Kampusu'nun kuruluşu sırasında, Rektör Prof. Dr. İhsan Doğramacı yapının eski durumuna sadık şekilde onarımını sağlamış ve yapı ziyarete açılmıştır. Yapının geçen yıllar içinde yıpranan kısımlarının yeniden onarılması için Üniversite Rektörlüğü'nün teşebbüsü ile 1982 yılında Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye Diyanet Vakfı ve bazı özel şahısların katkıları ile bir fon oluşturulmuş ve binanın onarım ve döşemesi tamamalanarak 27 Aralık 1984 günü yapılan bir törenle yeniden ziyarete açılmıştır. Mehmet Akif Ersoy Evi, yüksek avlu duvarları ile çevrili olup bahçesine küçük avlu kapısından girilmektedir. Bahçenin ortasında yer alan bina iki katlı ahşap bir Ankara evidir. Üst kata çıkan tahta trabzanlı merdiven boyunca Ersoy'a ait fotoğraflar bulunmaktadır. Üst katta dinlenme ve toplantı odası yer almıştır. Evin en gösterişli alanı olan toplantı odasının tavanı, ortada kalem işleriyle süslü altıgen bir göbek bulunan yöresel Ankara tavanıdır. Mehmet Akif Ersoy'a ait cep saati, gözlük, tesbih, tüfek ve büyük şairin yüzünün kalıbı müzede teşhir edilen manevi değeri yüksek eserlerdir. Cumartesi-Pazar ve resmi tatiller dışında hergün saat: 10.00-12.00, 14.00-16.00 arasında ziyarete açıktır. alıntı... |
| | |
| | #9 |
| .......... | Ankara - MTA Tabiat Tarihi Müzesi Türkiye Cumhuriyeti'nin yaratıcısı Atatürk'ün emriyle 1935 yılında kurulan MTA Genel Müdürlüğü bünyesindeki Tabiat Tarihi Müzesi, 7 Şubat 1968 tarihinde bilim dünyası ve halkın hizmetine açılmıştır. MTA Genel Müdürlüğü'nün kuruluşundan bugüne kadar yapılmakta olan jeolojik, mineralojik, paleontolojik, araştırma ve çalışmaların yanı sıra, fakültelerimizin yerbilimleri ile ilgili bölümlerinin yapmış / yapmakta olduğu bilimsel ve teknik araştırmalar sonucu toplanan materyallerden 10.000 adedi teşhirde sergilenmekte ve 75.000 adedi depolarımızda muhafaza edilmektedir. Bu haliyle MTA Tabiat Tarihi Müzesi, yerbilimlerinin tüm evrelerine ait her türdeki materyalin saklandığı, korunduğu, bunların içindeki en seçkin örneklerin uluslar arası standartlara uygun, bilimsel ve eğitsel şekilde sergilendiği bir müzedir. MTA Genel Müdürlük binası içinde 4000 m² lik bir alanda yer alan Tabiat Tarihi Müzesi 3 kata yerleştirilmiş 5 bölümden oluşmaktadır. Giriş katı tümüyle paleontolojiye ayrılmış olup bu katta yaklaşık 6400 fosil materyali sistematik bir şekilde sergilenmektedir. Bu bölümde ABD'den satın alınmış olan etobur bir dinazorun (allasaurus) fosil iskelet mulajı, Fransa Tabiat Tarihi Müzesi tarafından müzeye armağan edilen ve 15 milyon yıl önce Fransa'da yaşamış fillerin atalarından birine (trilophodon angustidens) ait mulaj kalıbın yanı sıra Kahramanmaraş / Gavur Gölü bataklığında bulunan ve M.Ö. 1000. yılın ikinci yarısında yaşamış olan Maraş filinin (elephas indicus) orijinal iskelet montesi bulunmaktadır. Yine bu bölümde, Ankara-Köserelik civarında 193 milyon yıl önce yaşamış olan (lytoceras) dev bir mürekkep balığı (1.5 m. çapında) fosili, Adana-Karataş sahilinde bulunmuş olan bir cüce balinanın (balaenopteraacutoros) çene kemiği iskeletinin yanı sıra, bundan yaklaşık 25.000 yıl önce Batı Anadolu'da yaşamış insanların (Manisa-Salihli-Köprübaşı) fosil ayak izleri (bunlar dünyada bu güne kadar bulunan ve korunan en iyi ayak izlerindendir) yer almaktadır. Ankara / Kızılcahamam-Güvem bölgesindeki diatomitler içinde bulunan ve yaklaşık 13-15 milyon yıl yaşlı kurbağa, balık, karınca, bitki gibi zengin fauna-flora örneklerini içeren fosillerle birlikte, mercanlar, süngerler, yumuşakçalar, yassısolungaçlılar vb. omurgasız canlı fosilleri de bu katta bulunmaktadır. Müzenin birinci katı mineralojik- petrografik örneklere ayrılmıştır ve 3300'den fazla örnek uluslararası standartlara uygun bir şekilde sistematik olarak sergilenmektedir. 1972 yılında Aya giden bir Amerikalı jeolog-astronot tarafından getirilen aytaşı ile en büyüğü 1989 yılında Sivas / Yıldızeli-Şeyh Halil köyüne düşmüş olan irili-ufaklı göktaşlarının yanı sıra ülkemizdeki kıymetli, yarı kıymetli taşlardan örnekler Türkiye'nin zengin mermer örnekleri, son derece ilginç doğa olaylarından olan karstlaşmaya ait örnekler (Pamukkale travertenleri, sarkıt ve dikitler) bu katta bulunmaktadır. Madenciliğin beşiği olan ülkemize ait örneklerin yer aldığı Türkiye Madencilik Tarihi bölümde ise yaklaşık 200 adet materyal sergilenmektedir. Müzenin en alt katı, Türkiye'de yaşamış / yaşamakta olan hayvan ve bitki örneklerinin (fauna-flora) sergilendiği kısımdır. Bu katta yer alan 100'e yakın örnek, soyları tükenmekte olan veya tükenen bitki ve hayvan türlerinden seçilmiş olup doğal ortamlarına uygun bir şekilde sergilenmektedir. Müzenin bir diğer sergi bölümündeyse MTA Genel Müdürlüğü' nün kuruluşundan bu yana yapılan arazi laboratuvar çalışmalarında kullanılan araç, gereç ve malzemeler sergilenmektedir. Yılda yaklaşık 40-50.000 kişi tarafından gezilmekte olan Tabiat Tarihi Müzesi; tanıtım broşürleri, kitapçıklar vb. basarak yerbilimlerinin bütün disiplinleriyle ilgili konferans-film-slayt gösterileri düzenleyerek ilk-orta öğretim kurumları ve üniversitelere materyal (fosil, kayaç vb) temin ederek eğitime bilimsel olarak katkı sağlamaktadır. MTA Tabiat Tarihi Müzesi, çeşitli üniversitelerin küçük çaptaki müzelerini saymazsak, Türkiye'nin ilk ve tek "Tabiat Tarihi Müzesi" olması görevini, temeli 5.8.1998 tarihinde atılmış ve MTA Genel Müdürlüğü kampusu içinde 10.000 m² lik bir alanda kurulmakta olan yeni binasında da sürdürecektir. Adres: Eskişehir Yolu Balgat/Ankara alıntı.. |
| | |
| | #10 |
| .......... | Ankara - ODTÜ Müzesi ODTÜ'nün 4000 hektarlık arazisinde birkaç arkeolojik yerleşmenin bulunması doğal sayılmalıdır. Bir üniversite arazisi için geniş sayılabilecek bir alanda yer alan arkeolojik bulguların belirlenmesine ve değerlendirilmesine üniversitenin kuruluş yıllarında başlanmış olmasına karşın, bu çalışmalar günümüze değin sürdürülmüştür. Bir yandan ören yerlerinin tespit çalışmaları yürütülürken, öte yandan antik yerleşmelerin özelliklerini anlamaya yönelik kazılar gerçekleştirilmiştir. Bunlar arasında Ahlatlıbel, Yalıncak ve Koçumbeli sayılabilir. 1970'li yıllarda ise TEK-DAM'ın parasal desteği ile Keban Barajı Gölü altında kalacak arkeolojik varlıkların kurtarılmasına ağırlık verilmiştir. Üniversitemiz tarafından yayımlanan Keban Projesi'ne ilişkin yayınlar, arkeoloji çevrelerinde ilgi ile karşılanmıştır. 1980'li yılların çalışma konuları arasında Prof. Dr. Sevim Buluç'un bilimsel başkanlığında gerçekleştirilen Ankara-Beştepeler Frig Tümülüs'ü kazısı ve Doç. Dr. Mustafa Uz tarafından sürdürülen İzmir-Teos antik kenti yüzey araştırması sayılabilir. Yine bu yıllarda Doç. Dr. Numan Tuna tarafından başlanan Reşadiye Yarımadası yüzey araştırması ve seramik atölyesi kazısı, 1990'lı yıllarda yerini Burgaz kazısına bırakmıştır. 1993 yılından itibaren Teos'ta yüzey araştırmasını Doç. Dr. Numan Tuna sürdürmektedir. Üniversite arazisindeki tüm arkeolojik değerlerin belirlenmesinin ardından, günümüzden 30 yıl önce başlatılmış çalışmalar göz önüne alınarak, gereksinimler ve koşullar kapsamında değerlendirmelere devam edilecektir. 1962-1968 yılları arasında gerek arazisi içindeki ören yerlerinin, gerekse Ankara Ovası'ndaki Frig tümülüslerinin ODTÜ'nün de desteği ile sürdürülen kazı çalışmalarında elde edilen buluntuların korunması ve sergilenmesi amacıyla, Prof. Dr. Kemal Kurdaş'ın ODTÜ bünyesinde bir müze kurulması düşüncesi, 1969 yılında gerçekleştirilmiştir. ODTÜ Müzesi, ülkemizdeki ilk üniversite müzesidir. Bugün birçok üniversitemizde arkeoloji bölümleri olmasına karşın, konusundaki tek örnek olma özelliğini sürdürmektedir. Arazisindeki arkeolojik değerlerden oluşan müzesi ile yurt dışındaki üniversite müzeleri arasında da ayrı bir yeri vardır. ODTÜ Müzesi'nin üç sergi mekânı bulunmaktadır. Birinci katta, etnografik eserlerle Frig nekropolü buluntuları, asma katta ise Yalıncak ve Koçumbeli buluntuları sergilenmektedir. Müze giriş katı ise, sergi salonu, idari büro, depo ve servis mekânlarına ayrılmıştır. ODTÜ Müzesi'nde ayrıca etnografik halk el sanatları örneklerinden oluşan bir koleksiyon bulunmaktadır. Çoğunluğu Mimarlık Fakültesi Restorasyon Bölümü'nce bağışlanan bu koleksiyonda, ahşap pencere, kapı, kapı kilitleri, matkap, kilim, bakır kaplar gibi eserler yer almaktadır. Ayrıca ODTÜ Müzesi'nde, satın alınmış kimi eserlere de yer verilmektedir. Roma Dönemi cam eserleri ve Hellenistik Lekythos bunlar arasında sayılabilir. ODTÜ Kampüsü, Eskişehir Yolu alıntı.. |
| | |
| | #11 |
| .......... | Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi "Oyuncak Müzesi" Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi 20 Nisan 1920'de açıldı. Temel işlevi hızlı toplumsal değişim içinde kaybolmakta olan oyuncakları korumak olan müze, aynı zaman da bir araştırma ve eğitim merkezi olarak da hizmet vermektedir. Halen bin beş yüz oyuncak bulunan müzede oyuncaklar dört ana grupta toplanmaktadır. I. Geleneksel Oyuncaklar: Daha çok oyuna bağlı, yerel, mevsimlik, el yapımı oyuncaklar: Uçurtma, sapan, çember, topaç, bez bebek, beşik, yürüteç, vb. II. Fabrikasyon Oyuncaklar: Sanayi ürünü olan bu oyuncaklar yapıldıkları malzemeye göre sınıflandırılmıştır:
IV. Antik Oyuncaklar: Ülkemizin birçok arkeoloji müzesinde sergilenen antik oyuncakların bazılarının kopyaları. Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi oyuncağın ülkemizdeki tarihsel gelişimini saptama çalışmalarını sürdürmektedir. Oyuncak aracılığı ile sanayi tarihi, kültür tarihi, eğitim tarihi araştırmaları yapılabilmektedir. Müze ayrıca çocuklara tarih bilinci kazandırmaya, oyuncağın çocuk gelişimindeki önemini vurgulamaya çalışmaktadır. Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi'ne giriş ücretsizdir. Okullar ve diğer ziyaretçi grupları randevu ile kabul edilmektedir. Müzenin tanıtım broşürü ve posteri vardır. Açık olduğu gün ve saatler:
alıntı.. |
| | |
| | #12 |
| .......... | Ankara - T.C. Ziraat Bankası Müzesi Müze, 1926-1929 yılları arasında İtalyan Mimar Guilio Mongeri tarafından yapılan ve Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi yapılarından biri olan T.C Ziraat Bankası Genel Müdürlük binasında, Bankanın 118. kuruluş yıldönümünün kutlandığı 20 Kasım 1981 tarihinde devrin başkanı Sadi Irmak tarafında açılmış olup yurdumuzun ilk ve tek banka müzesi özelliğini taşımaktadır. Müze koleksiyonunun en eski belgeleri arasında, Mithat Paşa'nın "Memleket Sandıklar"ının kurulması için Sadaret makamına yazdığı ve mühürlediği 6 Kanunievvel 1280 ve 19 Recep 1281 tarihli mektuplar, 3-15 Ağustos 1304 (1888) tarihli Memleket Sandıkları'ndan Ziraat Bankası'na geçiş nizanamesi, Emniyet Sandığı'nın kuruluşunda yazılan mektup ve belgelerle (1868) Şurayı Devlet Reisi Mithat Paşa'ya ait 1 No.lu hesap sayfası bulunmaktadır. 1863 ve 1867 yıllarında açılan Şarköy ve Tava Memleket Sandıkları'nda kullanılmış standart ölçü ve şekilde yapılmış demir çemberli gürgen veya çam ağacından bölmeli sandıklar, 1889 yılında Sivrihisar Sandığı'nın açılışından beri kullanılan mıhlı para kasası, Bergama şubesinden gelen demir kasa, Genel Müdürlük ve şubelerde kullanılan hesap ve yazı makinaları ile kristal hokka takımı, telefonlar, çeşitli altın ve mektup terazileri, bekçi kontrol saatleri, banka kapı levhaları teşhirde bulunan değerli eşyalar arasındadır. Bir kısım resmi banka mühürleriyle bazı şube yetkililerin mühür örnekleri (1890-1930), 1889 yılı sonrası ve bazı şubelere ait yevmiye defteri, kasa esas defteri ve diğer günlük evrakların bir kısmı teşhir edilmektedir. 1928 tarihli Ressam İbrahim Çallı'ya ait banka binası için özel olarak yapılan 4.50 m. x 5.00 m. boyutunda "Harman" isimli tablo ile Ressam Namık İsmail'e ait "Gazi Mustafa Kemal Çiftçiler Arasında" isimli 1928 tarihli ve 4.50 m. x 5.00 m. boyutunda yağlıboya tablo müze duvarlarında yer almaktadır. Ayrıca Mithat Paşa ve Atatürk ile Cumhuriyet Dönemi ressamlarımıza ait bazı eserler de müze koleksiyonlarında bulunmaktadır. Çorum-Osmancık Şubesinin personelinin sakladığı Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına ait kağıt ve madeni para örnekleri (1839-1938) ileride daha zenginleştirilip koleksiyona dönüştürülecektir. Tarihi nitelikte teftiş defterleri, teftiş raporları, imza sirküleri, 60-70 yıllık bugünkü fotokopi yerine kullanılan haberleşme kopya defterleri, tasarruf ve tevdiat hesabı cüzdan örnekleri, makbuzlar ve fiş dip koçanları (19039), altın alım ve satım, kinin mevcudu, mültezim defterleri gibi geçmişi belgeleyen önemli belgelerin yanı sıra Genel Müdürlük binasının açılışında (1929) kullanılan altın orak ve tepsi, çeşitli kurum ve kuruluşların bankaya verdiği madalyon ve berat örnekleri müze koleksiyonunda yer almaktadır. T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası Şeref Salonu, Ulus alıntı.. |
| | |
| | #13 |
| .......... | Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli iki binada yer almaktadır. Suna ve İnan Kıraç tarafından satın alınan bu iki bina 1993-1995 yıllarında onarılarak müzeye dönüştürülmüştür. Bu yapılardan biri geç döneme ait geleneksel dış sofalı, iki katlı Türk evinin tipik bir örneğidir. Antalya kaleiçi sivil mimarlık örneklerinden Tekelioğlu Konağı'ndan esinlenerek onarılan ve ahşap çıtalı tavanlar ve kalemişi bezemelerle süslenerek 19. yüzyılın ikinci yarısına özgü Kaleiçi yaşamdan kesitlerin özel efektlerle birlikte sunulduğu bir etnografya müzesi olarak düzenlenen binada kahve ikramı, damat tıraşı ve kına gecesi gibi Anadolu halk kültürüne has öğeler konu alınmıştır. Müze bahçesinde yer alan ikinci bina ise, Aya Yorgi (Agios Georgios) adına inşa edildiği bilinen 1863 yılında onarım görmüş bir Ortodoks Kilisesidir. Dikdörtgen plânlı, tek hacimli ve üzeri tonoz örtülü yapının iç duvarları ile tavanı kalemişi bezemelerle süslüdür. Onarım sonrası bir sergi mekânı olarak düzenlenen kilisede Suna-İnan Kıraç koleksiyonuna ait kültür ve sanat eserleri sergilenmekte ve kültürel etkinlikler düzenlenmektedir. Barbaros Mahallesi Kocatepe Sokak No: 25 Kaleiçi alıntı.. |
| | |
| | #14 |
| .......... | Bursa Ormancılık Müzesi 19. Yüzyıldan kalma Saatçi Köşkü’nde 29.3.1989 tarihinde hizmete açılmıştır. Saatçi Köşkü Osmanlı Barok stilinin özelliklerini gösterir.Ormancılık Müzesinde yaklaşık 1000 eser sergilenmektedir. Bu güne kadar 50 binden fazla kişi müzeyi gezmiştir. ![]() Ormancılık Müzesi, Orman Hayatından Kesitler Bölümü, Fosiller Bölümü, Orman Bitkileri ve Kesim Aletleri Bölümü, Orman Mühendisliğinde Kullanılan Aletler Bölümü, Tarihi Belgeler ve Vesikalar Bölümü, Harita ve Uzay Fotoğrafları Bölümü, Orman içi Haberleşme Araçları Bölümünden oluşmaktadır. Müze de ayrıca Atatürk köşesi, Sergi Salonu ve Kitaplıkta yer almaktadır. ![]() Orman hayatından kesitler Bölümünde Milli Parklarımızdan alınmış hayvanların mumyaları ile zengin bir böcek koleksiyonu bulunmaktadır. Ormancılık Müzesi çok zengin bir fosil koleksiyonuna sahiptir. Günümüzde hala var olan bitki fosillerini görebilirsiniz. 6 milyon yıllık Sekoya Ağacı Fosili çok önemlidir. Fosil odunsu niteliğini kaybetmeden günümüze ulaşmıştır. Artvin Borçka’dan getirilen 700 yaşındaki Sarıçam enine kesiti ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken parçadır. Ormancılığın namusu sayılan ağaç damgaları eski ve yeni örnekleriyle Müzenin en önemli parçalarındandır. Müzede birçok etnografik malzeme de sergilenmektedir. Müze pazartesi günleri hariç her gün 08:00–16:30 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyarete açıktır. Adres : Çekirge Cad. Bursa alıntı.. |
| | |
| | #15 |
| .......... | Bursa Anadolu Arabaları Müzesi “TOFAŞ Bursa Anadolu Arabaları Müzesi”, sadece eski araba müzesi değildir. Onlar Anadolu’daki binlerce yıllık araba sanayiinin ve kültürünün canlı ve etkili köşe taşlarıdır. Anadolu tasarım tarihinin çok değerli ve anlamlı ürünleridir. Bu “yeni ustaların, eski ustalara” bir teşekkürüdür. TOFAŞ Bursa Anadolu Arabaları Müzesi, Türkiye‘nin ilk ve tek Anadolu Arabaları Müzesi’dir. Toplam 17.000 m2 ‘lik bir alanı kapsayan, Umurbey Mahallesi’ndeki eski bir ipek fabrikası TOFAŞ tarafından restore edilerek, 28 Haziran 2002‘de müze olarak halkın ziyaretine açılmıştır. ![]() Y.Mimar A.Naim Arnas, MSÜ Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Bölüm Başkanı Prof. Önder Küçükerman ve Tofaş`ın murahhas azası ve tasarımcı – yönetici Jan Nahum biraraya geldiler; 1998 yılı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker`in ve yardımcısı Dr. Engin Yenal`ın kendilerine gösterdiği eski ipek fabrikasının bulunduğu yerde “Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi”ni kurma kararı verdiler. Eski ipek fabrikasının ana binası olan müzede 2600 yıl önceye ait bir tekerlekten yola çıkarak, TOFAŞ tarafından üretilen motorlu araçlara kadar bir zaman tüneline girilmektedir. Müzeye girdiğinizde sizi 2600 yıl önceye ait Üçpınar Tümülüsü ve kazı çalışmalarını gösteren duratranslar karşılıyor. Orijinali Balıkesir’de olan bu tümülüsün içerisindeki araba parçaları buluntuları ve tekerlek parçaları bu müzenin başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Müzede ilerledikçe at arabası ve fayton imalatının yapıldığı dükkân ile karşılaşacaksınız. Tamamen orijinal malzemelerden oluşan bu dükkânda bir at arabası imal etmek için aylarca çalışıldığını görünce çok şaşıracaksınız. Sadece bu at arabasını imal etmekle iş bitmiyor; imalathaneden de arabalar, deri ve koşum takımları, branda işlerinin yapılması için saraçevine gönderiliyormuş. Ustanın ve alıcının talebine göre arabanın aksesuarları takılıyormuş. Tabii ki müzede saraçevini de göreceksiniz. Daha sonra sıra Anadolu tarihinin çeşitli dönemlerini yansıtan ve hepsi orijinal olan arabaları görmeye gelecek. Köylerden, şehirlerden gezerek, tek tek toplanan bu arabalardaki teknolojik gelişme sizleri çok şaşırtacak. Kimin de fren sistemini, kimin de günümüzün amortisörlerinin kaynağı olan makasları, kimin de çark sistemini göreceksiniz. Yozgat, Çorum, Bursa, Balıkesir... yörelerine ait öküz arabaları... Bursa, Edirne, Eskişehir, Manisa, Konya, İstanbul... yörelerine ait at arabaları... Her yörede o yörenin coğrafi yapısına, iklim durumuna göre imal edilmiş, süslenmiş onlarca araba... Arabalar üzerindeki süslemeler ayrı bir sanat, göz kamaştırıcı... El emeği, göz nuru. O zamanın tasarımcıları neler yapmış neler, dedirtiyor insana... ![]() Öküz arabaları ve at arabalarından faytonlara geçişi göreceksiniz. Günümüzün araçlarına daha da benziyorlar. İki yanlarındaki fenerler günümüzün araçlarının farları adeta. Artık arabaların yapımında sadece ahşap ve demir kullanılmıyor, deri ve panzotla süsleniyor arabalar... Hava şartlarından korunmak için arabaların üzerine tente yapılıyor. Faytonları seyrederken o dönemin bayanlarının faytonla sahil turlarını düşünüyor; o dönemlerde yaşama isteği duyuyorsunuz. Faytonlarla beraber taş yoldan, parke taş yola geçiliyor. alıntı.. |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
Özel MüzelerÖzel Müzeler konusu, EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM/Başka Yere Sığmayanlar bölümünde tartışılıyor . | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Kategori | |||
| 29 Mayıs İstanbul un Fethi Özel Yayın Akışı | Tarih Rehberim | |||
| cep için 3gp video klip 240 Adet | Telefon Markaları | |||
| Özel Çevre Koruma Alanlari | Tarih - Coğrayfa | |||
| Galatasaray tarihçesi | Galatasaray | |||
| 500 Özel Harekatçı Alınacak | Güncel Haberler | |||
| ||||
| Konu | Kategori | |||
| Evden eve nakliyat | Liseler & Üniversiteler | |||
| Şehir ve Firma Rehberi | Tatil ve Oteller | |||
| Tatil ve Oteller | Seo | |||