Rehberim

Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Kadınca bölümü Bebek Bakımı / Bebek bakımı hakkında temel bilgiler konusu gösteriliyor Özet:ihtiyaç listesi: KENDİNİZ İÇİN NELER ALACAKSINIZ ? � Kolay emzirmeyi sağlayan önü açık gecelikler � Emzirme sütyeni � Göğüs pedleri ...


Go Back   Rehberim > EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM > Kadınca > Bebek Bakımı

Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 28-02-2008, 10:13 AM
Heretic
Standart Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

ihtiyaç listesi:
KENDİNİZ İÇİN NELER ALACAKSINIZ ?
Kolay emzirmeyi sağlayan önü açık gecelikler
Emzirme sütyeni
Göğüs pedleri
İç çamaşırları
Hijyenik pedler
Lohusa külodu
Göğüs koruyucular
Göğüs pompası
� Emzirme sütyenleri
� Göğüs koruması ve göğüs kremi
� Emzirmek için yastık
BEBEK İÇİN NELER ALACAKSINIZ?
Tulumlar
Bodyler
Temizleme havluları
Anakucağı
Patik, eldiven, bere, çorap
Mendil, önlük
Hırka, yelek
Minik boy bebek bezleri
Battaniye
Biberon
Emzik
� Toz mamalar
� Önlük
� Biberon ısıtıcısı
� Biberon fırçası
� Dişlik
Tırnak Makası
İlaç kaşığı
Vücut termometresi
Göbek bağı bandı
Burun aspiratörü
Islak mendil
Çocuk bezi
Kulak pamuğu
Pişik kremi
Şampuan, bebek sabun, bebek kremi
Küvet ve filesi
Bebek banyo süngeri
Banyo termometresi
Oyuncak
Başlıklı havlu
Mama tabağı ve kaşığı
Bebek bardağı
Babycook
Mama sandalyesi
Önlük


yenidoğan bilgileri:

BEBEĞİN AĞIRLIĞI
Her bebekte farklılık göstermekle birlikte ortalama bebek ağırlığı 3.4 kg.‘ dır. Erkek bebeklerin ağırlığılığı kız bebeklere göre biraz daha fazladır.

Ağır bebekler: 4.5 kg. Üzerinde doğum ağırlığı olan bebekler normalden ağır olarak kabul edilirler. Ama bilinenin aksine bu bebekler ekstra sağlıklı olarak kabul edilmezler. Şeker hastası olan annelerin bebekleri normalden daha ağır olabilirler.
Hafif bebekler: Eğer bebeğin doğum ağırlığı 2.5 kg dan daha az ise bu bebekler düşük doğum ağırlıklı bebekler olarak adlandırılırlar. Bu bebeklerin normal bebeklerden tek farkı daha sık beslenmeye ihtiyaçları olmasıdır. Eğer bebeğin ağırlığı 2.3 ile 2.5 kg. Arasında sağlıklı görünse bile önlem olarak özel bakıma alınabilir. Bu bebeklerde en sık görülen sorunlar nefes alma, emme problemleri ve vücut sıcaklığı sorunlarıdır.
Eğer bebek 2.3 kg. Altında bir doğum ağırlığında ise özel bakım gereklidir.

Prematüre bebekler: Gebeliğin 40. Haftasından önce doğan birçok bebek düşük doğum ağırlığına sahiptir.
Ana rahminde birkaç hafta önce çıkmak bir takım gelişme basmaklarını atlamak anlamına gelir. 36-38 haftalardan sonra olan doğumlarda genellikle ekstra sıcaklık, ekstra oksijen ve sık beslenmekle hallolan sorunlar bulunabilir. Ama daha önce doğan çocuklarda daha çok yadıma ihtiyaç vardır. Bu bebekler burunlarından takılan bir tüple beslenmek zorunda alabilirler. Hatta nefes almasına yardımcı olacak bir takım cihazlar da gerekebilir.
Zamanına göre küçük bebekler : Miadına göre küçük bebeklerde rahim içi gelişme geriliği denen ve beklenenden daha az büyüme anlamına gelen bir ifade kullanılır. Bu bebekler ana rahminde 40 hafta kalmalarına karşın doğumda akranlarına göre küçük olabilirler. Bu bebeklere yapılan uygulamada prematüre bebeklere yapılana benzemektedir. Miadına göre küçük bebekler rahimde yeterince beslenememiş demektir. Genellikle bebeğin “küçük “ olması gelecekte sorunları olacağı anlamına gelmez. Rahim içi gelişme geriliğinin fetusun kalori ihtiyacını azaltan bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir.
İLK MUAYENE
Doğumdan 24 saat sonra bebek tıbbi bir kontrolden geçirilir. Bu muayenenin ailenin yanında yapılmasının aileyi tatmin emektedir. Bu muayenede sırasıyla bebeğin kilosu, ve vücut ölçümleri (baş çevresi,boyu) yapılmaktadır. Sonra sırasıyla kalp ve akciğerleri dinlenmekte, iç organlarının elle muayenesi yapılmaktadır. Ayakları, bacak boyu, kalça çıkığı muayenesi ayrıca yapılmaktadır. Daha sonra erkek çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı kontrol edilmektedir. En sonda bebeğin omurgası ve makatı kontrol edilmektedir. Bu muayene sırasında merak edilen her soru sorulmalıdır.

YENİ DOĞAN BEBEKTEKİ ALIŞILMADIK ANCAK NORMAL OLAN DURUMLAR:
Deri:

Yeni doğanın derisini rengi pembe-kırmızıdır. Bu derinin inceliğinden kaynaklanmaktadır.
Renk değişimi:

Bebeğin kan dolaşımı henüz çok düzenli olmadığından elleri ve ayakları mavi-mor görünebilir.
Noktalar(spot):
Genellikle burun çevresinde görülen beyaz noktalar henüz tam olarak çalışmayan ter bezlerinden kaynaklanmaktadır. Bu birkaç hafta kalabilir. Yine yüzde kırmazı plakalar halinde olan döküntüye “toksik eritem” olarak adlandırılır ve tedavi gerekmeden kendiliğinden düzelir.
Mavi yamalar:
Bunlar mongol lekeleri olarak ta bilinir ve deri altında mavi pigmenti n geçici birikiminden kaynaklanır.
Soyulma:
İlk günlerde bebeğin derisi soyulabilir. Bu özellikle avuç içi ve ayaklarda görülür. Bu hafif nemlendiriciler ile çözümlenebilir.
Saç:
Bebeklerin saç miktarı çok farklı olabilir. Ama genellikle doğum sırasındaki saçlar dökülür. Vücuttaki siyah tüyler ise zamanla dökülür.
Konak (saçlı derideki kepek benzeri birikim) :
Bu da deri soyulmasının bir türüdür ve temizlikle bir ilgisi yoktur

BAŞ
Biçimi:

Bebeğin başı doğum sırasındaki travmalara uygun olarak değişik bir şekilde görülebilir. Bu kafanın hasarlandığı anlamına gelmez.
Bıngıldaklar:
Bunlar henüz kafa kemiklerinin birleşmedigi yerlerdir. Bingildaklar saglam bir zar ile kaplidirlar ve normal temas ile hasar görmezler. Bazen nabiz atişi şeklinde bingildakta hareketlenme olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Eğer bıngıldak içeri basık görünüyorsa bebeğin nispeten susuz kaldığının bir bulgusu olabilir. Eğer bıngıldak dışarı doğru çıkık ve bebek ağlamıyorsa, bu bir hastalık göstergesi olabilir ve doktora görünmek gereklidir.

GÖZLER
Şaşılık:

İlk günlerde olan şaşılık normaldir. Bebek gözlerini hareket ettirirler. Ak onları kontrol edinceye kadar gözleri kayabilir. Bu durum 6. Ayda düzelir. Ancak sabit bir şaşılık varsa doktora görünmek gereklidir.

KULAKLAR
Akıntı:
Kulak yolu kendi ürettiği balmumu benzeri bir salgıyla kendi kendini temizler. Ancak bu salgı ile iltihap akıntısının karıştırılmaması önemlidir.
Ağız:
Bebeğin dili altındaki doku nedeniyle erişkinlere göre daha hareketsizdir. Bu dilin hareket etmediği kanaatini doğurabilir. Bu zamanla düzelir. Ve gerçekten bağlı dil olarak adlandırılan durum az görülen bir durumdur. İlk yaş günüde dil tamamen hareket etmelidir.
Üst dudaktaki kabarcıklar:
Bunlar emme sonucunda oluşan kabarciklardir ve bebek emdigi sürece görülebilirler.
Beyaz dil:
Yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin dilinin beyaz olması normal bir durumdur.
Sıvı dolu keseler:
bunlar damakta görülebilen zararsız kistlerdir.
Memeler:
Yeni doğan kız ve erkek bebeklerde memelerin şişkin olması hormonlara bağlı bir durumdur ve doğumdan 3-5 gün içinde belli olurlar. Bazen az miktarda süt benzeri salgı da gelebilir. Bunun kesinlikle sıkılmaması gereklidir.

KARIN
Karın fıtığı:
Göbek deliğine yakın ve bebek ağladığında belli olan bir şişkinlik normal değildir. Ancak bu durum yaygındır. Bunların az bir kısmında cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulur ve çoğu 1 yıl içinde kendiliğinden geçer.
Cinsel organlar:
Erkek ve kız bebeklerin cinsel organları hormonlar etkisiyle büyük görünebilir. Cinsel organlarda kızarıklık, şekil değişiklikleri bulunabilir bunlar ilk muayene sırasında doktor tarafından kontrol edilecektir ancak bu sırada merak edilen her şey doktora sorulmalıdır.
İnmemiş testis:
Erkek çocukların testisleri karın içinde gelişir ve torbaya doğum öncesinde inerler. Eğer ilk muayene sırasında doktor torba içinde testisleri hissetmezse bu her zaman inmemiş testis anlamına gelmez testisler hareketli-retraktil- de olabilirler. Eğer testis gerçekten inmemişse gerekli tıbbi müdahale zaman içinde yapılacaktır.
Kapalı sünnet derisi-fimozis:
Yeni doğanların sünnet derisi genellikle sıkıdır. Sünnet derisi geri çekilemez çünkü bu yaşta elastik değildir.
Katran renkli dışkı:
Mekonyum: bu siyah-yeşil renkte yapişkan olan dişki bebegin ilk dişkisidir. Ilk gün bu dişkinin gelmemesi doktora söylenmelidir.
Dışkıda kan:
Nadiren bebeğin dışkısında kan görülebilir. Bu doğum sırasında olan kanamanın yutulmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bezin doktora gösterilmesi gerekebilir.
Kırmızı idrar:
Çok erken gelen idrar kırmızı renkli ürat kristalleri içerebilir. Benzer şekilde bezin doktora gerekebilir.
Sık idrar:
Bebeğiniz 24 saat içinde 30 kereye kadar idrar yapabilir. Anormal olan 4-6 saat boyunca idrarını yapmamasıdır.
Vajinal kanama:
Kız bebeklerde çok az miktarda vajinal kanama görülebilir, bu annenin hormonlarından kaynaklanmaktadır.
Vajinal akıntı:
Berrak veya beyaz renkli bir vajinal akıntı normaldir ve birkaç gün içinde kesilir.
Burun akıntısı:
Az miktarda burun akıntısı normaldir ve bebeğin soğuk aldığı anlamına gelmez.
Gözyaşi:
Bir çok bebek 4-6 haftalık oluncaya kadar gözyaşı dökmeden ağlarlar. Bu da normaldir.
Terleme:
Bebeklerin ısıyı alıp kaybettikleri yerleri başlarıdır. Bazı bebeklerin boyunlarında da terleme olabilir.
Kusma:
beslendikten sonra bir miktar kusma normaldir.

BEBEĞİ TUTMA VE TAŞIMA
Yeni doğan bebeklerin düşürülme korkusu içgüdüsel olarak bulunmaktadır. Henüz başını tutamayan bir bebeğin başı desteklenemediğinde başı arkaya düşecek ve bebek iç güdülerinden gelen korkuyu yaşayacaktır. Bebek her kucağa alındığında onun bütün vücudunu destekleyecek şekilde tutmak gereklidir. Onu kendinizi belli etmeden kucaklamanız onu yalnızca korkutacaktır.

GİYİM:
Bazı bebekler giyinmekten ve bezlenmekten hoşlanmaz. Bunların başlıca sebepleri şunlardır:

- Soğuk bir yüzeye vücutlarının temas etmesi çıplak derilerinin havayla temas etmesi
- Kıyafetlerin başlarının üzerinden çıkarılması
- Ayaklarının havada tutulması

Deneyler çevre sıcaklığı 29 derece civarına geldiğinde vücudun sıcaklık üretimini durdurduğunu göstermektedir. Buna göre normal doğum ağırlığındaki bir bebeğin giyimi bulunduğu ortamın sıcaklığına göre çabuk değişebilir olmalıdır.
Bebeğin asıl ısı kaybı başından olmaktadır. Buna göre başı korunmalıdır.
Derin uykuda bebek soğuğa daha duyarlı olmaktadır. Derin uykuda bebek arada sırada kontrol edilmelidir. Bebeğin üşüdüğünün belirtileri: nefes alma hızı artar. Huzursuzdur.
Bebek daha çok üşüdükçe daha sakinleşir. Ve bu halde onu sarmak içerideki soguk kiyafetlerin izolasyonuna ve bebegin daha çok üşümesine yol açar. Bu durumda bebek sicak bir ortamda soyulmali ve kiyafetleri degiştirilmelidir. Fazla sicakliginin farkinda olun.
Yazın bebeklerin kıyafetlerinin pamuklu olmasına özen gösterin. Sentetik kıyafetlerden kaçının. Eğer bebek çıplak iken mutluysa ortam müsaitse bırakın çıplak kalsın. Dışarıda ise güneşten koruyun.


BEBEĞİN TEMİZLİĞİ

Bebeklerin altları dışında sık temizlenmeye ihtiyacı yoktur. Genellikle kordon düşünceye kadar bebeğin yıkanmaması önerilir. Banyo yerine vücudunu ıslak bezle silebilirsiniz. Bu sırada burun ve kulaklara kulak temizleme çöpü sokmayınız.

İdrar ve kaka alışkanlıkları
Bebeğin ilk kakası siyah-yeşil renkli katran kıvamındadır ve mekonyum olarak adlandırılır. Eğer ilk gün kaka yapmamışsa doktor haberdar edilmelidir.
Kakanın değişmesi: Mekonyum sonrası kaka kahverengi-yeşil yarı sıvı ve içinde katı parçalar bulunan bir haldedir. Eğer kaka sizi endişelendiriyorsa bezi alın ve doktoruna sorun.

Kaka alışkanlığının oturması:
Anne sütü alan bebeklerin kakası sarı macun kıvamında olur. Fakat bazen yeşil renkli ve sıvı olabilir. Önemli olan bebeğin genel durumudur kakasının değişimi çok önemli değildir. Hazır mama alan bebeklerin kakası daha fazla ve daha yoğundur.

Kabızlık:
Biberon alan bebekler günde birkaç kez kaka yaparlar ancak meme alan bebekler birkaç gün kaka yapmadan geçirebilirler. Biberon alan bir bebek iki günde bir kaka yapıyorsa bunun sebebi genellikle suyu az içmesidir

İshal:
Biberon alan bebekte ishal başlarsa doktora görünmek gerekir eger eşlik eden kusma da varsa acil muayene gereklidir. Gastroenterit denilen sindirim yollarinin iltihabi küçük bebekler için tehlikeli olabilir. Ancak ishallerin çogu iltihaptan degil yiyeceklerdendir.
Renk değişiklikleri:
Katı gıdaya başlamadan önce verilen bazı gıdalar kakanın renk değişikliğine yol açar.

İdrar:
Önemli olan idrarı ne kadar sık yaptığı değil yapmadığı önemlidir. Birkaç saatlik kuru kalan bebeği dikkatle izlemek gerekir. Ağlama ve sakinleştirme bebekler ağladığında genellikle bunun bir sebebi vardır.

EN SIK AĞLAMA SEBEPLERİ
Açlık: en sık ağlama sebebi açlıktır. Bebek aç olduğunda onu yalnızca süt susturabilir.
Fazla uyarı, korku: Çevrelerindeki hızlı değişimlerde bebekleri korkutabilir.
Zamanlama hatası: Bebek karnı tok, uykusunu almışken hoşuna giden hareketler, uykudan hemen önce çok rahatsız edici olabilirler. Aynı şekilde biberon deliğinin değişimi bile bebeği huzursuz edebilir.
Üstünün çıkarılması: Bebek derisinin kumaş ile temasinin kaybettigi zaman bile huzursuz olabilir. Ayrica başindan çikarilan bir giyecek de bebegi huzursuz edebilir.
İrkilme: Bebek uykuya dalarken irkilebilir. Bu irkilme bile bebeği ağlatabilir.
Fiziksel temasın kalkması: Bebekler kucaktan bırakıldığında ağlayabilirler ve tekrar kucağa alındığında tekrar susarlar. Bu sakinleşme fiziksel temastan kaynaklanır.
Bazen bebeklerin neden ağladığı anlaşılamaz. Bu durumda bazı tedbirler almak faydalı olabilir. Bunlar:Ninni söyleme, emzik veya hafif ısıtmak ile olabilir.
Kolik nedir:
Bebek günün aynı saatlerinde (genellikle akşam) ağlamaya başlıyorsa, alınan her tedbir onu yalnızca birkaç dakika sakinleştiriyorsa bebek “kolikli” olabilir. Bebeğinizde infantil kolik varsa;

- akşam veya gece beslenme sonrasi şiddetli şekilde aglamaya başlar
- ağlamaya çığlık atma eşlik eder, sanki bir yeri acıyor gibidir.
- yapılan her şey onu yalnızca birkaç dakika sakinleştirir. Birkaç dakika sonra ağlama ve çığlık tekrar başlar.
- bebek bu ağlama nöbetleri arasında tamamen sakin değildir. Hala hıçkırmakta ve titremektedir.
- bütün bu olay birkaç saat sürer ve geçer. Gece genellikle bir problem yoktur
- aynı olay genellikle her gün tekrar eder ve ertesi gün aynı saate kadar bir problem yaşanmaz.

Bu bulgular varsa bebekte “infantil kolik “ vardır veya başka bir tanımla bebek koliklidir.İnfantil kolikin sebebi bilinmemektedir. Eğer sebep ararsanız kafanız daha fazla karışacaktır. Bebekte organik bir problem yoktur. Her ağlayan bebekte infantil kolik yoktur.

İnfantil kolikin tedavisi: maalesef yoktur. Bu durumdaki bebekleri olan ailelerle konuşmak, hangi davranışın bebeği rahat ettirdiğini bulmak, kolik sırasında nöbetleşe bebeğe bakmak, yürüyüşe çıkarmak,bazen kendi haline bırakmak, faydalı olabilir. Kolik genellikle 6. Aydan sonra kesilir ancak 12 aya kadar da sürebilir. Unutmayın kolik çocuğunuza zarar vermez.
Diş çikarma:
Bebekler genellikle 6. Ay civarında ilk dişlerini çıkarırılar. İlk çıkan diş önde ve alttadır bir çok bebekte diş çıkarma geç başlar. Bu çocuğun geç kaldığı anlamına gelmez. Ama bazı bebeklerde ilk diş 4. Ayda da çıkabilir. Diş çıkarma çocuğu halsiz düşürüp, ateşinin çıkmasına yol açar. 6. Ayında damağını kaşıyan, halsiz, ateşi bulunan bir bebek diş çıkarıyor demektir. Ama bebeğin diş çıkarması tıbbi muayeneden ihmal edileceği anlamına gelmemelidir. Diş çıkarma sırasında ateş 38 derecenin üstüne çıkmaz, havale geçirilmez, kusma ve ishal olmaz. Bunları göz önünde tutmak gereklidir. Bunlar başka hastaliklarin belirtileridir ve bir doktora görünmek gereklidir.

İsilik:
İsilik, hafif kırmızılıktan cerahatli iltihaba kadar değişen görüntülerde olabilir. Erken dönemde hafif kırmızılıkla başlar, ama ileri dönemlerinde iltihaplı hale dönüşebilir. İsilik, bebeğin altını silerken kullanılan bezlerin yapıldığı maddelere karşı alerjiden olduğu gibi idrarın asitliğinden de kaynaklanabilir. Veya her ikisi birden de olabilir. Çözüm basittir. Ilık su en iyi çözümdür. Bebek her altını kirlettiğinde altı hemen temizlenmedir. Mümkün olduğunda altını açık bırakın ve bu halde tutun.

EMZİK ALIŞKANLIĞI

Avantajlar:


- eğer bebeğiniz emzik emmeyi seviyorsa ve rahatsız olduğunda emziği verin bu bebeği sakinleştirecektir.
- eğer bebek uyuduğunda emzik ağzında kalıyorsa, bebek uyanınca tekrar emecek ve uykuya tekrar dalacaktır.
- bebek emzik emiyorsa büyük ihtimalle parmağını emmeyecektir.

Dezavantajlar:
- bebek bir kez alıştığında emziksiz yapamaz. Yıllar boyunca kullanabilir ve bırakmakta zorlanır.
- emzik genellikle derin uykuda düşer. Bebek uyaninca emzigi tekrar emmek ister. Bu da onu uyandirir.
- uyanıkken emziği emen bebek ses çıkarmayı azaltır. Ve oyuncakları ağzıyla keşfetmeyi erteler.
- her seferinde temizleyemiyorsanız emzikler hijyenik değildirler.




yenidoğan özellikleri:



Cilt Özelliği
Doğumdan sonra deri normal renginden daha mor görülebilir.
Elleri ayakları soğuk olabilir.
Nefes alışı düzgün değildir ve hızlıdır.
Cildi kırmızı,pürüzlü ve hassasdır.

Vücut Özelliği
Kafa bedene oranla daha büyüktür ve normal doğan bebeklerde şekli doğum kanalından geçtiği için bozuk olabilir.
Kafasında yumuşak kısımlar vardır.(bıngıldak)
Bacakları içe doğru kıvrıktır,normaldir.
Çenesinde ve burun etrafında yağ kabarcıkları olabilir. (milia)
Sakral bölgede morluk olabilir(mongon lekesi)

Görme Ve İşitme Özellikleri
Bebeklerin çoğunda gözyaşı 2.ayda başlar.Doğar doğmaz duyuları algılmaya başlarlar.

Genital Özellikler
Anneden geçen hormonların etkisiyle kız ve erkek bebeklerin gögüslerinde şişme ve süt gelme olabilir.Gögüslere masaj yapmayın, sıkmayın.
Kız bebeklerin genital organları,vajinayı örten dudakları şiştir.Ayrıca akıntı ve kanama gelebilir.
Erkek bebeklerin yumurtalıklarının örten deri şiş görülebilir.6-12 ayda geçer.
Erkek bebeklerin %4 ünün testisleri henüz inmemiştir.
YENİDOĞAN DAVRANIŞLARI

Yenidoğanda bazı refleks ve içgüdüsel davranışlar vardır. Hiçbir yaşam deneyimi ve bilgisi olmayan yenidoğanın çevresiyle uyumunu sağlar:

- Çene titremesi,
- Alt dudağın içine dönmesi,
- Hıçkırık,
- Düzensiz solunum,
- Öksürme, hapşırma,
- Esneme,
- Sesli uyuma,
- İrkilmeler,
- Ağlarken el ve kollarının titremesi,
- Ağlama, sıcaktan soğuğa ani geçişlerde ve beslenirken bebeklerde morarma olur




Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 28-02-2008, 10:14 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

yenidoğan bebek bakımı

Göbek Bakımı
Göbek bakımı günde en az 3 defa yapılmalıdır. Göbek kordonu idrar ya da kaka ile kirlendiğinde daha sık bakım yapılabilir. Göbek bakımı, kordonunun her tarafını göbeğin dip yuvarlak kısmından göbek kordonunun ucundaki mandala doğru %70 ‘lik alkol damlatarak yapılmalı,alkolün cilde temas etmemesi için steril kare gaz kullanılmalıdır.Daha sonra göbek kordonu steril kare gazla kurulayıp, bebek bezinin dışında kalacak şekilde bırakılır. Göbek düşene kadar banyo yaptırılmamalıdır.Silme tarzında banyo yaptırılabilir.Göbek kordonu düşene kadar etrafı kuru tutulmalıdır.

Göbek kordonu 10-15 gün içinde düşecektir,göbek düştükten sonrada iki gün daha %70’lik alkol ile bakım yapılmaya devam edilir.

Göbekte akıntı,kızarıklık,kötü koku,ateş ve kanama gibi durumlarla karşılaşılır ise doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

Banyosu
Göbek düşene kadar banyo yaptırılmamalıdır.Silme tarzında banyo yaptırılabilir. Banyosunu ,göbeği düştükten iki gün sonra yaptırabilirsiniz. Suyun sıcaklığının 36.5-37 derece,oda sıcaklığının 22-26 derece olması uygun olur. Banyo öncesi mutlaka hazırlığınızı yaptıktan sonra banyo işlemine başlayın çünkü bebekler çıplakken kendilerini güvende hissetmezler ve çok huzursuz olurlar.

Bebek Giydirilmesi
Kıyafetlerini seçerken;pamuklu,yumuşak,az dikişli olmasına özen gösterin. İlk aylarda ,iç giyim için body, dış giyim için tulum tercih edilmelidir. Giysiler bebeğin hareketlerini kısıtlamayacak bollukta olmalıdır.Bebekler baş,el ve ayaklarından çok çabuk üşeyeceklerinden şapka, eldiven ve çorap mutlaka giydirilmelidir.

Göz Bakımı
Bebeğinizin gözünde akıntı,çapak oluşmuşsa,steril gazlı bezi kaynamış ılık suda ıslatıp,gözümü içten dışa(burundan-kulağa doğru) doğru tek bir hareketle fazla bastırmadan silebilirsiniz. İşlemin tekrarlanması gerekirse yeni bir gazlı bez kullanılmalıdır. Gözde kızarıklık,aşırı çapaklanma ve şişlik varsa doktorunuzla görüşmeniz gerekmektedir.

Kulak Bakımı
Kulaklar çok hassas olduğu için asla diplerine kadar temizlemeye çalışılmamalı , içine yabancı cisim sokulmamalıdır. Sadece kulağın arkası ve dış kulak kepçesi silinmelidir. Pamuklu çubuklar kesinlikle kullanılmamalıdır.

Burun Bakımı
Serum fizyolojik damlatılarak ucu kıvrılmış peçeteyle dıştan ve ucundan temizlenir.

Ağız Bakımı
Anne göğüs hijyenine dikkat etmelidir. Dil ve ağız mukozası normal görünümde ise ağız bakımına ihtiyaç yoktur.
Ağız bakımı yapılacak ise kare gaz kaynamış ılımış suyla ıslatılarak ağız içi tek seferde alınmalıdır.

Deri Bakımı
Yenidoğanda deri çok ince olduğundan kolayca zedelenebilir.
Derinin kirli kalması nedeniyle pişikler ve deri enfeksiyonları çabuk gelişir.
Çok sıcak ortamda kalan veya çok kalın giydirilen bebekler isilik olurlar.
Yenidoğanda deri bütünlüğünü korumak için derinin temiz tutulması önemlidir.

Kaynamış ılımış su pamuk veya kare gazlar kullanılarak baş,boyun,,gövde,ekstremite ve kıvrım yerleri silinir ve iyice kurulanır.
Vücudu özellikle kıvrım yerleri bebe yağı ile yağlanır.
İç çamaşırları hergün değiştirilir.

Genital Bölge Bakımı
Alt değişikliği enaz 2 ay kaynamış ılımış suya batırılmış pamuklarla yapılır.
Kızlarda temizlik önden arkaya doğru uygulanmalıdır.
Alt temizliğinin pHı düşük sabunlarla yapılması pişik oluşumunu önler.

Gaz Çıkartma
Her emme sonrası gaz çıkartılarak sağ yan tarafa yatırılmalıdır.

Not: Bebeğinizle ilgili yapacağınız her işlem öncesi ve sonrası mutlaka ellerinizi yıkayın.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Okunmamış 28-02-2008, 10:15 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

yenidoğanda reflexler

Refleksler her canlıda bulunan koruyucu mekanizmalardır. Gözünüze birşey kaçtığında gözlerin kırpılması, eliniz ateşe değdiğinde elinizi hızla çekmeniz sizi dış dünyadan korumaya yönelik reflekslerdir.İnsanlar yeni doğduklarında sonradan ortadan kalkacak olan birçok reflekse sahiptirler. Bu doğaldır, zira yeni doğmuş ve kendini diliyle ifade edemeyen ve tüm sistemleri henüz gelişme aşamasında olan bir canlının erişkin birine göre daha çok koruyucu reflekse ihtiyacı vardır.

İşte bebeklerin bu nedenle doğduklarında çok sayıda refleksleri vardır. Bebeğiniz büyüdükçe ve kendi kendine başetmeyi öğrendikçe bu erken dönem refleksleri de zayıflayarak ortadan kalkar. Yerine çok daha karmaşık motor beceriler (motor=)hareket)gelişir ve böylece bebeğiniz kendini dış dünyadaki zararlı olması muhtemel etkenlerden daha iyi koruyabilir hale gelir.Yenidoğan muayenesinde bu refleksler doktor tarafından değerlendirilerek bebeğin nörolojik durumu hakkında bilgi edinilir.

Uykuda ya da uyanık durumda bebeğiniz esner, sıçrar, hıçkırır, gerinir ve bunları çoğu zaman "nedensiz" yapar. Bu davranışların çoğu refleks tepkilerdir.Bebeğinizin solunum yoluna, örnek olarak emme esnasında süt kaçtığında bebeğiniz refleks olarak öksürür ve bu yolla solunum sistemini yabancı maddelerden korur.

Yeni doğmuş bir bebek parlak bir ışık tutulmasına ya da burnuna dokunulmasına hapşırarak cevap verir.Göz kapaklarına dokunulduğunda gözlerini kırpar.Topuğuna kan almak amacıyla iğne batırılması gibi ağrılı bir uyarana bu uyarandan kaçarak cevap verir.Karnı üstünde yatarken nefessiz kalmamak için başını kaldırarak bir yana çevirir.Bebeğinizin burnunun ya da ağzının üzerine bir nesne koyduğunuzda elleriyle ya da başını hızlıca sallayarak o nesneyi uzaklaştırmaya çalışır.
Moro ya da "sıçrama" refleksi:Bebeğinizin olağandışı ve aniden gelişen durumlarda verdiği bir tepkidir. Örnek olarak bebeğiniz yatmaktayken yattığı yatağa elle sertçe vurulduğunda bebek "sıçrar". Birden kollar, bacaklar ve vücut gergin bir duruma getirilir ve kısa süre sonra eski haline döner.
Yakalama refleksi: Parmağınızı bebeğinizin avuçiçine koyduğunuzda ortaya çıkar. Bebeğiniz bu uyarana parmağınızı avuçiçinde sıkarak cevap verir.
Yürüme refleksi: Bebeğiniz ayaktabanlarında bir basınç hissettiğinde ortaya çıkar. Bebeğinizi üstten desteklerseniz ve düz bir zemine ayaklarını değdirirseniz bebeğiniz sanki yürüyormuş gibi ayaklarını hareket ettirmeye başlayacaktır.
Bebeğinizin emme ve yutma refleksleri de oldukça gelişmiştir:Bu refleksler beslenme açısından çok önemlidir. Bebeğiniz kendisine uygun bir şekilde verilen memeyi oldukça iştahlı bir şekilde emer ve gelen sütü de çok güzel bir şekilde yutarak midesine indirir. Sakinliğe ihtiyacı olduğunda ise bebeğiniz kendi parmağını ya da sizin parmağınızı emerek bu refleksi uygulamayı sürdürür. Bebeğinizin alt ve üst dudak birleşim yerine parmaklarınızla dokunun. Bebeğiniz ağzını açıp parmağınızın bulunduğu yöne doğru dönecek ve aramaya başlayacaktır. Dudaklarına dokunun ve bebeğinizin ağzını açtığını göreceksiniz.
Bu yukarıda sayılan refleksler bebeğinizin dünyaya geldikten sonra yaşamını idame ettirmesi ve uygun bir şekilde büyüyüp gelişmesi için gerekli olan reflekslerden en önemlileridir.


Yenidoğanda sarılık


Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.
YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ
1. Fizyolojik (normal) sarılık:
Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.
2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:
Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir.
3.Anne sütüne bağlı sarılık:
Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.

4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)
Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.
ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.)
Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir.
TEDAVİ
1.Fizyolojik sarılıkta tedavi:
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin.
2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır. Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur.
3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır.
4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)
Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.
Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.
Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Okunmamış 28-02-2008, 10:17 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

evde bebek bakımı

Bebek doğduktan sonra ona nasıl bakacağınız hakkında pek çok sorularınız olacaktır. Burada, annelerimizin aklına en sık gelen sorulara yanıtlar vermeye çalışacağız.

Emzirme düzeni : Ilk haftalarda emzirme düzensizdir ve bebek her istediğinde emzirilmelidir. Her iki göğsü de eşit sürelerde emzirtmek idealdir. Ancak bu her zaman gerçekleşmez. Bebek bir seferde tek göğsü emerse bir sonraki sefer diğer taraftan emzirmek gerekir. Ilk 10 dakikadan sonra gelen süt daha yağlıdır; bebekte doygunluk hissi uyandırır. Bir göğsü emmesi bu nedenle yeterli olabilir. Günde yaklaşık 10-12 kere emmesi ve ilk 4-6 ay gece beslenmesi normaldir. Emzirilen bebeğe su vermek gerekmez. Meyve püresi ve pirinçli mama benzeri ekbesinler 6 aydan sonra verilmelidir.

Dışkı ve idrar sıklığı : Bebeğinizin ilk ayında dışkı sayısı fazladır (günde 6-8 kez). Anne sütüyle beslenen bebeklerin dışkıları cıvık olur. Dışkı ilk günler yeşilimsi, daha sonra altın sarısı renk alır. Mama ile beslenen bebeklerin dışkıları daha kıvamlı ve sıklığı daha azdır. Bu bebeklerde kabızlık da olabilir. Bebeğin günde en az 6-8 kez idrar yapması gerekir.Bu beslenmenin yeterli olduğunu gösterir. Bir iki ay sonra bebek 2-3 günde bir de dışkılıyabilir, buda normaldir.

Alt değiştirme : Bebeğinizin altını sık değiştirin. Beslenme öncesi altı kirli ise veya bebek huzursuz ise bebeğinizin altını değiştirin. Beslenme ile barsak hareketleri artacaktır; bu nedenle beslenme sonrasıda bebeğinizin altını değiştirmeniz gerekebilir. bebeğin altını ıslak pamukla silebilir, çok kirli ise yıkayabilirsiniz. hazır silme bezleri, yolculuklarınızda pratik olacaktır. bebeğin cildi çok hassastır. Islak veya kirli bez uzun süre ( 3-4 saat ) kalırsa PİŞİK olur. Bu durumda bebek cildine uygun pişik kremi uygulayabilirsiniz. Unutmayın kız bebeklerin altları önden arkaya doğru temizlemek gerekir.
Göbek bakımı : Göbeğin ve çevresinin temiz ve kuru kalması gerekir. Göbek bağı kullanmayın. Günde 2-3 kere göbek kordonunu dibinden, alkollü pamuk ile silin. Göbeği bezin dışında bırakmaya dikkat edin. Göbek 7-14 gün içinde düşer. Düştükten sonra yerinde hafif bir kanama olması normaldir. Bu durumda alkol ile silebilirsiniz.
Bebek banyosu : Göbek düştükten 1 gün sonra banyo yaptırabilirsiniz. Göbek düşene kadar yumuşak bir bezle bebek cildini uygun bir sabunla silin ve daha sonra durulayın. Gün aşırı banyo yeterli olacaktır. Ancak ağzını, çenesini ve genital bölgesini sık sık ıslak, sabun- suz, yumuşak bir bezle silmeniz gerekir. Banyolarında içme suyu kullanmanız gerekmez.
Ancak cildinde yara varsa veya ameliyat geçirdiyse kaynamış ve ılıtılmış su kullanmanız gerekebilir. Bu konuda DOKTORUNUZUN TAVSİYELERİNİ almalısınız. Suyun ısısını, kolunuzun iç kısmını suya daldırarak test etmelisiniz. Banyo sonrasında cildi durulamak son derece önemlidir. Sabun bebek cildini tahriş edebilir

Cilt bakımı : Her banyo sonrası krem veya yağ sürmek gerekmez. Bebek cildi çok hassastır. Krem ve yağlar sürerek cildin terlemesi önlenirse, ufak sivilceler ve isilik tarzında döküntüler ortaya çıkabilir. Eğer cildi kurur ve çatlaklar gelişirse, bir bebek losyonu veya nemlendiricisini günde 2 kere sürebilirsiniz.Bebeğin cildi kuru ise çok banyo yaptırmayın.Banyonun suyuna bebe yağı eklemek de işe yarayabilir.

Tırnak bakımı : Bebeğin tırnağını, ona özel bir bebek tırnak makası ile kesebilirsiniz. Uzamış tırnaklarıyla bebek, yüzünü ve gözünün kornea tabakasını çizebilir. Bebek tırnak makasıyla tırnağın keskin ve sivri köşeleri de ince bir törpüyle yumuşatın. Bu işlemi yaparken yanınıza bir yardımcı almalısınız.

Hapşırık ve hıçkırıklar : Hapşırık, genze kaçan damlacıkları temizlemek üzere bir reaksiyon, hıçkırık ise solunum kası olan diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkan bir reflekstir. Hıçkıran bebek kısa süre ile emzirilirse bu refleks yavaşça kaybolur.

Yatma pozisyonu : Bebeğinizi sırtüstü yatırın. Son yıllardaki araştırmaların sonuçlarına göre sırtüstü yatış en güvenli yatma şeklidir. Bebeğin başını uyurken her iki yana çevirebilirsiniz. Bebek uyanıkken yüzükoyun yatırarak kollarının kuvvetlenmesine yardımcı olabilirsiniz. Yastık ve kuştüyü yorgan kullanmayın. Yorganını göğüs hizasına kadar örtün, başına çekmeyin. Bebeği fazlaca ısıtmayın. Yatağında yumuşak oyuncaklar bırakmayın. Bu önlemler SIDS denilen nedensiz beşik ölümlerini önlemek amacıyla tüm dünya bebeklerine önerilmektedir.

Oda ısısı : Sizin rahat ettiğiniz oda ısısında bebeğiniz de rahat edecektir. Zamanında doğan bebekler için 21 derece uygundur. Eğer klima kullanıyorsanız, bebeğin üzerine üflememek koşuluyla bebeği odada tutabilirsiniz. Unutmayın, bebek, kapı veya pencerenin aralanmasıyla, çok soğuk olmayan bir ortamda hemen üşümez. Üşüse de hasta olmaz. Aşırı ısıtma, beslenmeye isteksizlik ve uyku haline neden olur. Bebeğin elleri ve burnu soğuksa, ortam ısısı yetersiz demektir. Bu durumda vücut ısısına da bakılabilir. Uzerine bir battaniye örtülerek bebek ısıtılmalıdır. Devamlı soğuk olan bebekler iyi büyüyemezler.

Araba Koltuğu : Hastaneden evinize giderken ve bundan sonraki yolculuklarınızda yeni doğan bebekler için olan araba koltuğu kullanın.

Ziyaretler : ilk haftalarda yorucu ziyaretlerden kaçının. Bebek bakımı zor da olsa en kolay biçimde evde yapılır. Bebeği kalabalık gurupların içerisine sokmayın. Unutmayın, özellikle kış aylarında, kapalı ortamlarda, virüslerin neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarına çok sık rastlanır. Bebeğin hastalanmaması için öptürmeyin, kalabalıklara sokmayın, ufak çocuklardan uzak tutun. Annenin de lohusa döneminde kendini iyi koruması gerekir.

Eve giderken gerekenler :
Hastaneden çıkarken : Alt bezi, body (iç tulum), tulum, battaniye (tercihen delikli).

Evde : Pişik kremi, burun aspiratörü (gerekebilir), serum fizyolojik burun damlası, pamuk, pansuman alkolü, tırnak makası, bebek fırçası.

Diğer araç ve gereçler : Araba koltuğu (aynı zamanda ana kucağı gibi kullanılabilir), beşik, alt değiştirme masası, bebek banyosu.

Bebeğinizin ilk kontrolü : Taburcu olduktan bir hafta sonra yapılır. Bundan sonraki kontrol ve aşılar için doktorunuza danışınız. bebeğiniz doktorunu ziyarett ettiğinde tam bir tıbbi muayeneden geçer. Yaşına göre büyüme ve gelişmesi izlenir. Her ay için beslenmesi değerlendirilir ve gerekli diyet önerileri verilir. Belirli dönemlerde kansızlık ve idrar yolu enfeksiyonu taraması, verem testi yapılır; işitme ve görme fonksiyonları değerlendirilir. Gerekli görüldüğünde ilgili uzmanlık alanlarına yönlendirilir. Zamanı geldiğinde ev kazalarından korunma, disiplin, tuvalet eğitimi, okula hazırlık, öğrenme güçlüğü, dikkatsizlik, davranış bozukluğu, cinsel ve sosyal gelişim konularında da aile desteklenir.

Şu durumlarda derhal doktorunuzu aramalısınız:
-
Bebek 6-7 saat uyanmazsa,
- Kasık bölgesinde ağrılı şişlik olursa,
- Ateş, popo dan, 38°C nin üzerindeyse, (Fazla ısınmış olabilir. Önce üzerini açın. 15 dakika bekleyin ve sonra derece ile ölçün. Ateşi hala 38'in üzerindeyse hemen doktorunuzu arayın),
- Tüm vücuda yayılmış sarılık varsa,
- Bezlerinin dışına kadar taşan sıvı tarzında dışkılama (günde 3-4 defa) oluyorsa,
- Üst üste fışkırtır tarzda kusuyorsa...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Okunmamış 28-02-2008, 10:18 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Beslenme:

Bebeğin emzirilmesi

Emzirmenin anne için yararları :
  • Ucuzdur,hazırlama sorunu gerektirmez.
  • Anne ve bebeği arasındaki duygusal bağı güçlendirerek sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır.
  • Kontraseptif etkisi vardır.
  • Annenin sağlığını korur.
  • Göğüs kanseri
  • Over kanseri
  • Osteoporozis
  • Emzirme anne ile bebek arasında güçlü bir bağ sağlar.Emzirme bebeğin duygusal gereksinimlerini karşılar.Anne sütü türe özgü bir salgıdır ve başka hiçbir besin maddesi anne sütünün bebeğe sağladığı yararları sağlayamaz.
  • Emzirmemek annede meme kanseri riskini arttırır.
    Yapılan çalışmalarda emzirmenin meme kanseri riskini azalttığı saptanmıştır. En az 24 ay emzirenlerde bu azalma %25 olmaktadır. Emzirmeye genç yaşlarda başlayanlarda bu azalma daha fazla olmaktadır.Bebekliklerinde anne sütü yerine mama ile beslenen kız çocukların ileriki yaşamlarında meme kanserine yakalanma riski anne sütü alanlara göre %25 artmaktadır.Yapılan araştırmalarda bebekliklerinde anne sütü ile beslenen gençlerin mama ile beslenenlere göre zeka düzeylerinin daha yüksek olduğu ve okulda daha çok başarı gösterdikleri saptanmıştır.
  • Anne sütünün sindirilmesi daha kolaydır.
    Bebekler annelerinin sütünü diğer memeli hayvanların sütüne göre daha rahat sindirebilirler. Bunun muhtemel nedeni anne sütünün içerdiği türe özgü bir enzimdir. İnek sütünde daha fazla protein olmasına karşın sindirimi daha zordur ve bebekler bütün bu proteinleri kullanamazlar.
  • Emzirme doğum sonrası annenin rahminin küçülmesini kolaylaştırır.
    Emzirmeyen annelerin rahimleri doğum öncesindeki boyutlarına asla dönemez. Her zaman eskisinden biraz daha büyük kalır.. Bebeğin emme hareketi kanda süt üretici hormonların serbest dolaşımını sağlar. Bu da, süt bezlerinin faaliyetlerini canlandırmanın yanı sıra rahmin de normal haline dönmesini hızlandırır.
  • Anne sütü bebek için doğal bir sakinleştiricidir.
    Anne sütünün içerdiği bazı kimyasal maddeler bebeğin daha kolay uykuya dalmasına yardımcı olur. Sinirli bebekler daha kolay sakinleşir.
  • Anne sütü ile beslenen bebekler daha az doktora gider.
    Anne sütü ile beslenen bebekler genel olarak daha sağlıklı oldukları için daha az doktora gitme gereksinimi görülür.
  • Anne sütü ağrı kesicidir.
    Anne sütü içerisinde bulunan endorfinler bebek için doğal bir ağrıkesici vazifesi görür.
  • Anne sütü her zaman temizdir. Emzirme bebeğin diş sağlığı için yararlıdır.
    Memeden emmek, biberondan emmeye göre bebeğin diş ve çene gelişmi için daha uygundur. Memeden emerken biberona göre 60 kat fazla enerji harcayan bebeğin çene kasları daha kuvvetli olur. Düzgün gelişen bir çenede çıkan dişler daha düzgün ve sağlıklı olur.
Anne sütü ile ilgili bir araştırma
ABD’de rasgele seçilen 13 aylık ile 5 yaş arasındaki 345 çocuk üzerinde yapılan araştırmada, üç aydan az süreyle anne sütüyle beslenen bebeklerde öğrenme ve kavrama yeteneğinin az geliştiği belirlendi.Araştırmada, annenin yaşı ve sigara alışkanlığının etkileri de göz önüne alındı. Uzmanlar, annenin emzirdiği bebeğiyle daha yakın ilişki içinde bulunduğuna dikkat çekerek, bunun çocuğun zekasının gelişmesinde rol oynadığını düşünüyor. Anne sütünde bulunan besinlerin de bebeğin zekasının gelişmesinde olumlu rol oynadığı biliniyor.
Emzirmeye Başlamadan Önce

Emzirme zamanlarını, kendiniz için en uygun ve dinlendirici olan saatlere göre programlayın. Bebeğinizi emzirirken size en rahat gelen duruşu benimseyin. Bebeği emzirmeye başlamadan önce ellerinizi sıcak suyla yıkayın. Göğüs uçlarınızı temizleyin.
Emzirmenin Yararları
Anne sütü bebeklerin gelişebilmeleri için gerekli tüm besinleri içerir, bulaşıcı hastalıklara karşı ona bağışıklık kazandırır. Emzirme, aynı zamanda, anne ile çocuk arasında, çocuğun ruhsal açıdan sağlıklı gelişmesini etkileyen yakın bir ilişkinin doğmasına yardımcı olur.
Nasıl Emzirmeli ?
Bebeğe önce bir memenizi verin ve 10 dakika emzirin, sonra diğerini vererek 10 dakika daha emzirin. Bir sonraki emzirmeyi, bebeğin en son emdiği göğüsten başlatın. Bebeğiniz, süt gereksinmesinin önemli bir bölümünü emzirmenin ilk bir kaç dakikasında alacaktır. Fakat, sütün devamlı oluşabilmesi için bebeğin her iki göğüsle de emzirilmesi şarttır. Meme verirken göğsünüzün bebeğin nefes almasını engellememesine dikkat edin. Emzirdiğiniz memeyi alttan destekleyerek biraz yukarı kaldırın. Bebeğiniz her ağladığında memeye tutuyorsanız ve kilo alımı normal ise yeterince besleniyor demektir.Bebeğiniz ne zaman acıkırsa o zaman emmek isteyecektir. Bunuda size ağlıyarak belli edecektir. Zaten bir süre sonra ağlama şekillerinden bebeğinizin ne istediğini anlar duruma geleceksiniz. Günde 8 kez beslemek en normalidir. Bebekler genelde mideleri boş olarak 5 saatten fazla uyuyamazlar. Anne sütü ile beslenen bebekler ,anne sütü daha çabuk sindirildiği için mama ile beslenen bebeklere göre daha çabuk acıkırlar.

Emziren Annenin Beslenmesi
Dengeli bir beslenme rejimi benimsemeniz sizin için hayati önem taşır. Lahana ve karnabahar gibi gaz yapan sebzeler yemekten kaçının. Taze sebze ve meyvaları, buğday ve tahıllarla, protein bakımından zengin besinleri tercih edin.sütünüzün bol olması için yeterli miktarda su, çay ve meyva suyu içmeniz gerekir. Günde iki-üç fincandan fazla çay ve kahve içmeyin. Bu dönem boyunca alkollü içkileri ve sigarayı tamamen bırakın. Özellikle ilaç alırken dikkatli olun! Doktorunuz tarafından önerilmediği sürece kesinlikle ilaç almayın; çünkü ilaçlar da alkol ve nikotin gibi sütünüze karışarak bebeğinizin sağlığına zarar verebilir.
Meme Temizliği
Meme iltihaplarından korunmak için göğüs ve göğüs uçlarınızın temizliğine ve bakımına özen gösterin. Banyo yaparken ve duş alırken göğüslerinizi sabunlamayın. Temizlikleri için yalnız sıcak su kullanın. Göğüs uçlannız tahriş olursa özel bir krem sürün. Tahriş devam eder, göğüs uçlarınız çatlarsa derhal doktorunuza başvurun.Hamileliğin son haftalarında göğüs uçlarınıza havlu ve ya temiz bir bezle masaj yaparak onları emzirme dönemine hazırlayabilirsiniz. Sağlık ve estetik nedenlerle rahat bir emzirme sütyeni giyin. Gerekiyorsa gece de çıkarmayın. Fırsat buldukça uyuyun. Gün boyunca işlerinize zaman zaman ara verip dinlenin. Çok ağır işleri üstlenip yorulmaktan kaçının. Bebeğinizi emzirmek size onunla konuşma ve onu okşama firsatı verir. Karnını doyurduktan sonra onu bir süre kollarınız arasında tutun. Baş başa geçirdiğiniz bu huzur dolu ve zevkli dakikalar sizi ve bebeğinizi mutlu edecektir.
Bebeği Emzirdikten Sonra
Her emzirmeden sonra ve gerekiyorsa emzirme sırasında bebeğinizin gaz çıkarmasını sağlayın. Bunun en kolay yolu, onu midesi omuzunuza değecek biçimde yatırmak ve hafifçe sırtına vurmaktır. Bebeğiniz gaz çıkarırken, emdiği sütün birazını da kusabileceğinden omuzunuza ufak bir havlu veya temiz bir bez parçası koymayı unutmayın. Bebeğinizi emzirdikten sonra meme uçlarınızı sıcak su ile silin. Sabun kullanmaktan kaçının. Meme uçlarının temiz havada tamamen kurumasını bekleyin. Sızabilecek sütü emmesi için sütyeninizin içine temiz bir tampon veya bez parçası koyun. Emzirmeye başladığınız ilk günlerde göğüs uçlarınız biraz acırsa hafif bir krem veya losyonla yumuşak bir biçimde ovun.
Emzirme anne ile bebek arasında yakın, sevgi dolu bir ilişki kurulmasına yardım eder. Anne duygusal olarak tatmin olur. Doğumdan sonraki yakın temas anne – bebek arasındaki ilişkinin gelişmesine yardım eder.Bebekler doğumdan hemen sonra annenin yanında kalırlarsa ve emzirilirlerse daha az ağlarlar.Emziren anneler bebeklerine daha şefkatli davranırlar. Uykusuz kalmaktan vb. daha az yakınırlar. Emziren annelerin çocuklarını terk etme ya da çocuklarına kötü davranma olasılığı emzirmeyen annelere göre daha azdır.Bazı çalışmalarda anne sütü ile beslenmenin bebeğin zeka gelişimine, entellektüel yapısına olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. Yaşamın ilk haftalarında anne sütü ile beslenen düşük doğum tartılı bebekler yapay beslenen çocuklara göre ileri yaşlarda zeka testlerinde daha başarılı olurlar.
İlk yaş içinde ortalama beslenme sayısı
DOĞUM - 1 HAFTALIK 6 - 10 1 HAFTALIK - 1 AY 6 - 8 1 AY - 3 AY 5 - 6 3 AY - 7 AY 4 - 5 7 AY - 9 AY 3 - 4 9 AY - 12 AY 3
Süt çocuklarının bir öğünde aldıkları yaklaşık besin miktarı
YAŞ 1 ÖĞÜNDE ALINAN MİKTAR 1 - 2 HAFTA 60 - 90 ml. 3 HAFTA - 2 AY 120 - 150 ml. 2 AY - 3 AY 150 - 180 ml. 3 AY - 4 AY 180 - 210 ml. 5 AY - 12 AY 210 - 240 ml.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Okunmamış 28-02-2008, 10:20 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Biberonla besleme:

Bebeğinizi anne sütü yerine biberonla beslemeyi tercih edrseniz bunun dezavantajlarının yanında
avantajlarıda vardır.Besleme işlemini bir başkasıda yapabilir,bebeğinizin ne kadar süt aldığınıda görebilirsiniz.
Biberonla beslemenin en büyük dezavantajı bebeğinizde mide rahatsızlıkları ve ishale yol açacak
bakterilere karşı daha dikkatli olmanız gerekecektir.Bunun için kullanacağınız tüm gereçleri
sterilize etmelisiniz.Mama hazırlarken de hazırlama şekline harfiyen uymalısınız.
Biberon memesinin deliklerini de sık sık kontrol etmelisiniz.Delik çok küçük olursa bebeğiniz
boşa çaba harcar va yorulur.
Biberon ile beslenen bebekler daha sonra anne memesini almakta zorlanabilirler. Kauçuk meme, uzun olup bebek çekmek zorunda kalmaz. Biberondan sonra anne
memesine geçilen bebekler meme başını lastik meme gibiymişcesine emmeye
çalışırlar. Meme başını çekmeyi öğrenemezler.
  • Bebek sadece meme başının ucunu emecek olursa:
  • Anne ağrı hisseder ve meme başı derisi zedelenebilir.
  • Bebek, laktiferöz sinüslara basınç yapamayacağı için süt akımı yetersiz olur.
  • Meme başına, oksitosin ve prolaktin reflekslerinin yeterli çalışması yönünden
  • yeterli uyaran olamaz.
  • Bebek sinirlenir ve emmeyi rededer. Bu durumda anne sütün yetmediğini düşünür.
  • Bu durum meme başı şaşkınlığı olarak isimlendirilir. Anne ve bebek eğitilmelidir.
Emme Sorunları: Biberondan emmeyi öğrenen bebek, anne memesini reddeder.
Meme başı şaşkınlığı adı verilen bir tablo ortaya çıkar. Anne sütü ile beslenmenin
yetersiz ve başarısız oluşu çoğunlukla birkaç kez bile olsa denenen biberondur.
Biberon Çürüğü : Normal koşullarda süt sıvı bir besin maddesi olduğundan ağızda ok kalmaz ve çürük oluşumuna neden olmaz. Ancak halkımız arasında çocuğun şekerli süt ile doldurulmuş biberonla beslenmesi ve bala veya reçele batırılmış yalancı emziğin uyumadan önce emdirilmesi yaygın bir alışkanlıktır. Ayrıca bazı anneler bebeklerini 2 sene gibi uzun bir süre anne sütü ile beslemektedirler. İşte bu şekilde beslenen çocuklarda 2-6 yaş arasında özellikle üst ön dişlerde yaygın kahverengi çürükler görülmektedir. Hatta çok ileri vakalarda dişlerin tamamı çürümektedir. Bu olay biberon çürüğü olarak adlandırılır. Etken devam ederse süt azılar da etkilenir.

Bebeğin Emzirilmesi
Katı Besinlere Geçiş
Vitaminler Hakkında Bilgiler
Anne Sütü
İnek Sütü
Bebeklerde gelişim bozuklukları hakkında bilgi edinmek için tıklayın.
Bebeğinizin kilosu ayına göre normal mi?
Beslenme bozuklukları
İştahsızlık

Aylara göre bebeğinizin ağırlığı

Bebeğiniz için hazırlayabileceğiniz yiyecek tarifleri.
Örnek beslenme tablosu
Sütten Kesme
Bebeğinizin günlük sıvı gereksinimi
1-5 yaş arası çocukların beslenmesi
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Okunmamış 28-02-2008, 10:21 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

katı BESİNLERE GEÇİŞ

Erken başlanılırsa ishal ve alerjik hastalıklar artabilir. Annenin sütü azalabilir. Zayıflık ve aşırı beslenme gibi sonuçlar olabilir. Geç başlanılırsa büyüme geriliği,bağışıklıkta azalma ,ishal,vitamin eksikliği görülebilir. Bebeğinizi katı besinlerle tanıştırmak için en uygun zaman 3 ile 6 ay arasıdır. Bu dönemde günlük öğün sayısını artırmanız gerekir. Yeni besinlere başlarken çok çeşitler sunmamaya dikkat etmelisiniz.
Bebeğe vereceğiniz en uygun yiyecekler tabiiki sizin hazırladığınız taze yiyeceklerdir. Yemeklerin kuru olmamasına kolay yutulabilmesine,ılık olmasına dikkat etmelisiniz. Püre yaptığınız yiyecekleri biraz kaynatılmış su ya da anne sütü ile yumuşatabilirsiniz.Yiyeceklerin bebeğe dokunup dokunmadığını çok iyi takip etmelisiniz. Çünkü bebek alışık olmadığından bu aylarda kabızlık ya da ishal daha çok olabilir. Ayrıca tuz ve baharat kullanmamalısınız.
Anne sütü ya da adapte sütler 6 ay için yeterlidir.

Yalnızca süte dayalı beslenme 5-6. aya kadar önerilebilir.

4.-5. aydan önce sebze verilmez.

5.-6. aydan önce et verilmez. 4. VE 6. AYLAR :Yumuşak,topaksız ve yarı sıvı püreler verebilirsiniz. Yiyecekleri özenle hazırlamalısınız. Kaynamış su anne sütü,ya da hazır mamayla karıştırdığınız pirinç ununu verebilirsiniz. Soyulup haşlanmış havuçları püre haline getirerek verebilirsiniz. Patates püresini de havuç gibi hazırlayıp verebilirsiniz. Elma ya da armut püresi de verebilirsiniz.
6. VE 8. AYLAR:Besinleri ince ince kıymalı ya da rendelemelisiniz. Artık eline çubuk biçiminde çiğ sebzeler verebilirsiniz. Meyve ve sebze verirken sap ve çekirdeklerini ayıklamalı ,püre ya da rende yapmalısınız. Bu aylarda bebeğinize kıyılmış tavuk ,beyaz balık eti ,haşlanmış yumurta,yoğurt,muz ve peynir gibi yiyecekleri verebilirsiniz.
8. VE 9. AYLAR:Bu aylarda yemek taneleri biraz daha büyük olabilir. Kendi kendine yemeyi öğrenebilir. Kızarmış ekmek ,kırmızı et ,çorba,makarna,pirinç, şeftali,kayısı gibi yiyecekleri verebilirsiniz.
10. VE 12. AYLAR:Bu aylarda bebeğiniz evde yediğiniz hemen herşeyi yiyebilir. Soyulmuş domates,iyi pişmiş lahana ,ton balığı,çilek,portakal,ananas,piliç gibi yeni lezzetlerle tanışabilir.
Ek Gıdalara Geçerken Nelere Dikkat Etmeli ? Çocuğun ayına uygun büyüme ve gelişme sürecini destekleyen, değişik tatlarla tanışmak suretiyle sonraki aylarda kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek ama allerji yapma niteliği az olan besinlerdir. Meyve suyu veya meyve püresi, sebze çorbası veya sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta bebek beslenmesinde önde gelen ek gıdalardır.
Ek gıdaları kaşık ya da bardakla veriniz.
Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk açken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz. Miktarı daima azdan başlayarak arttırınız.
Yeni gıdaların allerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Bu nedenle aynı gün içinde birden fazla yeni besin denemeyiniz. Şüpheli bir gıdayı kestiğinizde belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz. Bir iki gün sonra yeniden deneyiniz.
Bebeğinizin hoşlanmadığı önemli yiyecekleri zaman zaman yeniden deneyiniz.

BEBEK YEMEYİ REDDEDERSE Katı yiyeceklere başlandığında genellikle bebekler şu bilinen kuralı izler; şüphedeyse, yediklerini kusar. Katı yiyeceklere yeni başlayanlar doğal olarak yeni tadlara, niteliklere ve katı beslenmenin metoduna değişken bir tavır sergilerler. Bir hafta isterler, diğer bir hafta istemezler. Böyle bir durumda size aşağıdaki önerileri sunuyoruz :
Kaşık olarak parmak ucunuzu kullanın
Bebekler kaşığa nazaran parmakları daha hoş karşılarlar. Bir parça pirinci ya da muz püresini parmaklarınıza koyun ve bunu oradan emmesine izin verin. Bu şekilde rahat yemeyi öğrendikten sonra, bir miktar yiyeceği dilinin ucuna yerleştirin böylece zamanla dilinin ucundaki yiyeceği geriye doğru boğazına atarak yutmayı öğrenebilir. Bazen dilinin tam ortasına yiyeceği yerleştirmek bu prosedürü öğrenmesini teşvik etmeye yardımcı olur.
Plastik kaşık deneyin
****l kaşıklar soğuk hissi verir ve bebeğinizin öğünlerinde başka bir şeyin dikkatini çekmesini istemiyorsanız bu soğuk ****l kaşıkları kulanmayın.
Yemesi için zorlamayın
Bebeğinizi beslemenizdeki amaç, ona yeni tadlar, nitelikli gıdalar ve yeme metodlarını tanıtmaktır. Bu süreçte, bebeğiniz sık sık iki ileri bir geri şeklinde gelişme gösterecektir. Zaman zaman bebeğinizin katı yiyecekleri reddetmesi beklenen birşeydir. Bu olduğu zaman, bırakın ve başka bir gün deneyin. Bebeğiniz hazır olduğunda yiyecektir.
İlk yaş içinde ortalama beslenme sayısı
DOĞUM - 1 HAFTALIK 6 - 10 1 HAFTALIK - 1 AY 6 - 8 1 AY - 3 AY 5 - 6 3 AY - 7 AY 4 - 5 7 AY - 9 AY 3 - 4 9 AY - 12 AY 3
Süt çocuklarının bir öğünde aldıkları yaklaşık besin miktarı
YAŞ 1 ÖĞÜNDE ALINAN MİKTAR 1 - 2 HAFTA 60 - 90 ml. 3 HAFTA - 2 AY 120 - 150 ml. 2 AY - 3 AY 150 - 180 ml. 3 AY - 4 AY 180 - 210 ml. 5 AY - 12 AY 210 - 240 ml.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Okunmamış 28-02-2008, 10:22 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

KALORİ CETVELİ
Malzeme Birim Kalori
Tahıllar
1 dilim beyaz ekmek 28 gr 90 1 dilim kepekli ekmek 28 gr 60 1 dilim kızarmış ekmek 15 gr 35 1 adet kruasan 200 gr 200 bisküvi 100 gr 470 mercimek (kuru) 100 gr 314 arpa (kuru) 100 gr 367 bulgur (kuru) 100 gr 371 kuskus (kuru) 100 gr 367 mısır (kuru) 100 gr 342 buğday (kuru) 100 gr 364 susam 100 gr 589 makarna (kuru) 100 gr 339 makarna (haşlanmış) 100 gr 85 pirinç (kuru) 100 gr 357 pirinç (haşlanmış) 100 gr 125
Süt ve Yumurta Ürünleri
yoğurt (yağlı) 100 gr 95 süt (yağlı) 100 gr 68 yoğurt (yağlı,meyveli) 100 gr 125 beyaz peynir (yağlı) 100 gr 275 kaşar peyniri (yağlı) 100 gr 413 parmesan peyniri (yağlı) 100 gr 440 yumurta 1 adet 80 yumurta akı 1 adet 15 yumurta sarısı 1 adet 65
Yağlar
tereyağı 28 gr 206 margarin 28 gr 204 sıvı yağ 28 gr 130
Etler
biftek (ızgara) 100 gr 278 tavuk (ızgara) 100 gr 132 tavuk göğsü (haşlanmış) 100 gr 150 kuzu (yağlı, ızgara) 100 gr 282 kuzu ciğeri (yağda) 100 gr 232 salam 100 gr 446 sosis 100 gr 295
Deniz Ürünleri
midye 1 adet 9 istiridye 1 adet 6 karides 1 adet 144 somon füme 100 gr 171 ton balığı 100 gr 121


Sebzeler
domates 1 adet 14 enginar 1 adet 10 patlıcan 1 adet 28 taze fasulye 100 gr 90 brokoli 100 gr 35 brüksel lahanası 100 gr 35 kabak 100 gr 25 havuç 100 gr 35 karnabahar 100 gr 32 kereviz 100 gr 18 salatalık 1 adet 11 marul 100 gr 15 mantar 100 gr 14 soğan 100 gr 35 bezelye 100 gr 89 taze yeşil biber 120 gr 15 patates (haşlama) 100 gr 100 ıspanak 100 gr 26 lahana 100 gr 20
Kuruyemişler
badem 100 gr 600 hindistancevizi 100 gr 603 fındık 100 gr 650 fıstık 100 gr 560 çam fıstığı 100 gr 600 ceviz 100 gr 549 patlamış mısır 100 gr 478 kabak çekirdeği 100 gr 571 ay çekirdeği 100 gr 578
Meyveler
elma 1 adet 60 kayısı 1 adet 8 muz 1 adet 100 kiraz 100 gr 40 hurma 1 adet 15 incir 100 gr 41 incir (kuru) 100 gr 59 greyfurt 1 adet 60 portakal 1 adet 50 kivi 1 adet 34 mandalina 1 adet 50 karpuz 100 gr 19 kavun 100 gr 18 şeftali 1 adet 60 armut 1 adet 70 erik 1 adet 8 üzüm 100 gr 57 çilek 100 gr 26
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Okunmamış 28-02-2008, 10:22 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Vitaminler

Vitaminler, vücudun ****bolik gereksinimleri için vazgeçilmez olan ve vücutta yeterince ya da hiç elde edilemediği için dışarıdan alınması gereken küçük organik moleküllerdir. Klasik olarak vitaminler, yağda ve suda eriyenler biçiminde iki gruba ayrılır. Yağda eriyen vitaminler yağlarda, pişmemiş sebzelerde, tahıllarda, tereyağında, balık karaciğeri ve balık yağında, kaymak ve süt gibi yağlı besinlerde bulunur.
Genelde safra gibi emülsiyon yapıcı maddelerin varlığında bağırsaktan emilerek kan dolaşımına geçer ve proteinlere bağlanarak karaciğerde birikirler.
Yağda eriyen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir.
Suda eriyen vitaminler B grubu vitaminler ile C vitaminidir.Bunlar bağırsaktan emildikten sonra böbrek yoluyla atılır.Vitamin yoksunluğuna bağlı olarak gelişen hastalıklara avitaminozlar denir.Günümüzde B grubu vitaminlere ve folik asit eksikliğine bağlı olarak gelişen hastalıklar daha çok geri kalmış bölgelerde görülür ve genel beslenme bozukluğunun bir yönünü oluşturur.
Bütün vitaminlerin molekül yapısı ayrıntılı olarak belirlenmiş olduğundan, bunların belirli ya da bütün vitaminleri içeren haplar biçiminde üretimi olanaklı hale gelmiştir.

A vitamini (retinol veya akseroftol)

Yalnızca hayvanlarda bulunan ve yağda eriyen doymamış bir alkoldür.Sütte, yumurta sarısında, ton ve morina balıklarının karaciğer yağında (balıkyağı) bulunur.Havuç ve havuç benzeri sarı-turuncu renkli sebzelerde A vitamininin ön maddeleri vardır.
A vitamini eksikliğinde gözde ve deride keratoz, kseroftalmi (göz akı ve korneanın parlaklığını kaybederek kuruması), foliker hiperkeratoz ( deri hastalığı) ve gece körlüğü görülür.

D vitamini

Daha etkili olduğundan tedavide daha çok kullanılan D2 vitamini (ergokalsiferol) ve D3 vitamini (kolekalsiferol) olmak üzere iki tipi vardır.Molekül yapısı steroidlerle aynıdır.D2’ nin kaynağı deridir; derideki 7- dehidrokolestrol, mor ötesi ışınların etkisiyle vitamin D2’ ye dönüşür. D3 vitamininin kaynağı besinlerdir; daha çok et, süt ve yumurta sarısında bulunur.
Normal olarak güneş ışığı alan insan vücudunda D vitamini yeterince üretilir. Ama yenidoğanlarda, büyüme çağındaki çocuklarda, gebelik ve süt emzirme dönemlerindeki kadınlarda besinlerle dışardan daha fazla miktarda alınması gerekir.
D vitamini eksikliğinde çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteomalazi (kemik yumuşaması) gelişir.

E vitamini (alfa-tokoferol)

Başta tahıl olmak üzere ıspanak, kabak, lahana, marul gibi yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur. İnsanda karaciğerin yanı sıra yağlı dokularda, böbrekte, kalpte, kaslarda ve böbreküstü bezi kabuğunda depolanır. Fazla olan bölümü idrar ve dışkıyla atılır. Antioksidan özellik gösterir.
E vitamini eksikliği son derece ender görülür ve kansızlık biçiminde ortaya çıkar.

K vitamini

Sebzelerin yeşil bölümünde, ıspanakta, kabakta, marulda, yeşil domateste, çam ignesinde, yeşil biberde bol bulunur. K vitamini insan bağırsağındaki bir grup bakteri tarafındanda üretilir. K vitamininin tamamına yakını kullanılır, yanlızca küçük bir bölümü karaciğerde depolanır.
K vitamini eksikliği son derece nadirdir ve kafada, sindirim sisteminde, idrar yollarında, akciğerlerde ve deride kanamalara yol açar. K vitamini yanlızca kanamalı hastalarda eksikliğini gidermek için kullanılır.

B vitamini

Suda eriyebilen, molekül yapılarında bir azot atomu bulunan, bazı enzim sistemlerinin etkinliğini arttırıcı koenzimler olarak işlev gören 15’ e yakın değişik maddeden oluşan bir vitamin gurubudur.

B1 vitamini (tiyamin)
Buğday başağı, kepek, bira mayası, sebzeler gibi bir çok besinde bol miktarda bulunur. Memelilerin karaciğer, böbrek, kalp, beyin ve bağırsaklarında az miktarda bulunur. Sebzelerin pişirilmesi, sütün kaynatılması ve sterilize edilmesi (mikroptan arındırılması) çok miktarda tiyamin kaybına yol açar. Tiyamin ince bağırsaklardan etkin taşınma mekanizmasıyla emilir. Vücutta depolanmaz ve kullanılmayan bölümü yemekten üç saat sonra böbrekler yoluyla tamamen dışarı atılır.
B1 vitamini yetersizliğine bağlı olarak gelişen hastalık tablosunda depresyon, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması, hipotoni (kas gevşekliği) ve anoreksi (iştahsızlık) yer alır.

B2 vitamini (riboflavin)
Hayvansal besinlerde, bira mayası, buğday başağı, yeşil sebzeler, havuç, enginar, fındık, yerfıstığı ve mercimek gibi bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur.
B2 vitamini eksikliğinde protein oluşması azalır ve deride yaralar, sinirsel bozukluklar ve göz bozuklukları biçiminde ortaya çıkar.

B3 vitamini (nikotinamid veya PP vitamini)
Hayvansal besinlerin yanısıra kabuklu buğday, limon, kabak, soya, domates, patates, bira mayası, hurma, incir, portakal gibi bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur.
B3 vitamini eksikliğinde deriyi, sinir sistemini ve sindirim sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar.

B5 vitamini (pantotenik asit)
Doğada çök yaygındır.Yumurta, karaciğer, kalp, süt, bal, bira mayası, kabak, tahıllar, sebzeler, havuç, portakal, mantar ve taze meyvelerde bolca bulunur.
B5 vitamini eksikliği çok enderdir. Bu durumda hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü), anemi (kansızlık), lökopeni (kanda alyuvarların az olması), dermatit (deri iltihabı), mide-bağırsak rahatsızlıkları, kas krampları, hareketlerde uyumsuzluk, asteni, uyku bozuklukları ve iştahsızlık ortaya çıkar.

B6 vitamini (piridoksin)
Hayvansal ve bitkisel besinlerde düşük dozda bulunur.
B6 vitamini eksikliği son derece enderdir.Bu durumda deri, sindirim sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkar.

B8 vitamini (biyotin ya da H vitamini)
Karaciğerde, yumurta sarısında, bira mayasında, pirinç kabuğunda ve yeşilliklerde bulunur.
Eksikliği yanlızca uzun süre çiğ yumurta beyazı tüketiminde ya da bağırsak florasını ortadan kaldıran sülfamitlerin ve antibiyotiklerin çok fazla alınmasından sonra görülür.Bu durumda dermatit (deri iltihabı), iştahsızlık, zayıflama, depresyon ve kas ağrıları ortaya çıkar.

B9 vitamini (folik asit)
Bitkilerin yeşil bölümlerinde, kabakta, lahanada, ıspanakta, yeşil sebzelerde, patateste, havuçta, bira mayasında, sütte, yumurtada, peynirde ve karaciğerde bol miktarda bulunur.
Gelişmiş ülkelerde eksiklik sendromuna hiç rastlanmaz.Bu tablo yanlızca emilim bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Folik asit eksikliğinde megaloblastik anemi denen bir kansızlık biçimi gelişir. Emilim bozukluğunda ise kansızlığa, glossit (diz iltihabı), stomatit (ağıziçi iltihabı) ve ishal eşlik eder.

B12 vitamini (kobalamin)
Karaciğerde, sütte, yumurta akında, peynirde, balıkta, ette ve karideste bol miktarda,bitkilerde ise son derece az miktarda bulunur.
B12 vitamini eksiklği, folik asit eksikliğinde olduğu gibi, alyuvar yapısında biçim bozukluğuna yol açarak persinyöz ya da megaloblastik anemi denen kansızlığa neden olur.Ayrıca sindirim sistemi düzeyinde ve epitel dokunun beslenmesinde bazı etkileri görülür. Kansızlığın yanı sıra hafif sarılık, iştahsızlık, ishal, parestezi (karıncalanma) ve uyuşma gibi duyumsama bozuklukları, ataksi, işitme siniri iltihabı ve zihinsel bozukluklar ortaya çıkabilir.

C vitamini (askorbik asit)

İnsanlar tümünü dışardan almak zorundadır.Turunçgillerde bol miktarda, ayrıca taze sebzelerde, maydonozda, kabakta, soğanda ve domatesde bulunur.
C vitamini eksikliğinde skorbüt denen ve kıl diplerinde kanamalı döküntüler, dişeti kanamalarıyla belirlenen hastalık ortaya çıkar.

P vitamini

Doğada bol bulunur.Bir çok P vitamini faktörü kanamalı skorbüt tedavisinde C vitaminiyle sinerjik (arttırıcı) etki gösterir.Ayrıca hepsi direncin artmasında ve kılcal damar geçirgenliğinin azalmasında önemli rol oynar.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Okunmamış 28-02-2008, 10:23 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

ANNE SÜTÜ NASIL OLUŞUR?
Meme kısmen salgı dokusu, kısmen destek ve yağ dokusundan oluşmuştur. Salgı dokusunda yapılan süt, ufak kanallar ve daha sonra ana toplayıcı kanallar boyunca meme ucuna ilerler. Kanallar, meme ucuna ulaşmadan önce daha da genişleyerek laktiferöz sinüsler şeklini alır. Bu sinüsler, sütün içinde toplanması nedeni ile önemlidir.Meme ucunda pekçok sinir ucu bulunduğu için çok hassas olup bu, sütün akışına yardım eden refleksler yönünden önemlidir.Meme ucunun çevresinde areola adı verilen koyu renkli bir halka olup hafif kabarık durumda bulunabilir. Bu yağlı bir sıvı salgılayan bezlerin varlığı nedeni iledir. Yağlı sıvı, meme ucu derisinin yumuşak ve iyi durumda bulunması sağlar.Süt yapımı hormonlar ve reflekslerin sonucu olur. Gebelik süresince, salgı bezleri süt yapımına hazırlanırlar. Doğumdan hemen sonra değişen hormonal değişiklikler ile süt yapımı başlar. Bebek beslenmeye başlayınca, iki refleks sonucu yeterli özelliklere sahip süt tam zamanında gelmeye başlar. Eğer anneye verilecek öneriler de bu reflekslerden söz edilirse anne olabildiğince sütünün daha fazla gelmesine çabalayacaktır.
Annede süt atım refleksini aşağıdaki duygulardan herhangi biri engelleyebilir.
  • Herhangi bir nedenle korku ve kuşkuları varsa,
  • Ağrısı ( özellikle emzirme esnasında) varsa,
  • Utangaçlığı varsa,
Doğumdan sonra ilk bir kaç gün kolostrum denilen koruyucu özelliğe sahip süt oluşur. Dördüncü gün normal süt salgılanmaya başlar.
Anne sütü ile beslerken bebeği her istediğinde emzirmelisiniz. İlk günlerde ikişer saat aralıklarla olabilir. Anne sütü yapımı bebeğin emme oranına bağlıdır.Anne sütü ile beslerken bebeği her istediğinde emzirmelisiniz. İlk günlerde ikişer saat aralıklarla olabilir. Anne sütü yapımı bebeğin emme oranına göre artar ya da azalır. Bebeğiniz ne kadar emerse o kadar bollaşır. Memelerin süt yapımı için gerekli uyarıları almaları lazımdır.
Anne sütü hep aynı yapıda değildir. Emzirmenin başlarında akıcı ve susatıcıdır. Sonlarına doğru kalorisi daha yüksek ve doyurucudur. Bu yüzden bebeği bir memede en az 15 dakika tutmalısınız. Sütün çoğalması için iyi beslenmeli ,bol bol dinlenmeli,stres ve yorgunluktan uzak kalmalısınız. Bol su ve proteinli sıvılar tüketmenizi tavsiye ederiz.
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Okunmamış 28-02-2008, 10:24 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

İNEK SÜTÜ 12. AYDAN ÖNCEKULLANILMAMALIDIR.
İlk bir yıl içersinde bebeklere önerilmeyen yiyecek ve içecekler inek sütü, yumurtanın beyazı, tuz, bal, çay gibi gıdalardır. İlk bir yaş içersinde kesinlikle inek sütü kullanılmamalıdır.
İlk bir yaş içersinde inek sütü ile beslenen bebeklerde özellikle solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere çeşitli allerjik hastalıklar görülür. İnek sütü ile beslenen bebekler daha az demir, linoleik asit, E vit., C vit., D vit. alırken yüksek miktarda sodyum, potasyum, klor alırlar. İnek sütü yüksek miktarda sodyum, potasyum, klor içermesi ve yüksek böbrek solüt yüküne neden olması sebebi ile bebeğin vücudundaki su - sıvı dengesi kontrolünü olumsuz etkiler. Bebek dehidrasyona (sıvı kaybına) daha yatkın olur.
Daha az demir ve C vit. alımı bağırsaklarda gizli kanamalara demir eksikliği (kansızlığa) anemiye neden olur.
İnek sütü yüksek fosfor ve düşük D vitamini içermesi nedeni ile iyi bir kemik mineralizasyonu ve iskelet sisteminin gelişimini sağlayamaz.
İnek sütü'nün linoleik asit'ten fakir olması, bebeğin hücre membralarının gelişimini olumsuz etkiler. Merkezi sinir sistemi beyin hücreleri, gözde retina tabakasının, doku hormonlarının yapısı için vücudun Linoleik ve a-Linolenik asite ihtiyacı vardır.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Okunmamış 28-02-2008, 10:25 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Bebeklerde Beslenme Bozuklukları
ENFEKSİYONLARA BAĞLI BÜYÜME BOZUKLUĞU
Gelişim bozukluğu görülen bebeklerin önemli bir bölümünde sorun mide- bağırsak sistemi ile kulak ve üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanır.
En sık görülen gelişim bozukluğunda akut ishal geçiren bebeklerde ishalden sonra doğru beslenmeye geçilememesinden dolayı süte tahammülsüzlük gelişir. İshal bir türlü kesilmez ve çocuğun gelişimi düzensizdir.
Enfeksiyon iştahın azalmasına ve yetersiz kalori alımına , ayrıca ateşin yükselmesine yol açar ve vücudun enerji tüketimini artırır.Böylece büyüme duraklar.

UYGUN OLMAYAN KOŞULLAR
Toplumsal ve ekonomik koşullar yaşamı önemli ölçüde ekiler.Sağlık koşullarının yeterli olmaması , sevgi yoksunluğu gibi sebeplerde bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.
****BOLİZMA BOZUKLUKLARI
****bolizma , canlılarda hücre düzeyinde ortaya çıkan ve canlının gelişip sağlıklı kalabilmesi için gerekli olan kimyasal reaksiyonların tümüdür. Bu reaksiyon zincirinin bir halkasının eksik olması , canlının belirli bir protein ya da şekeri kullanamamasına yol açar , bu durumda gelişmeyi engeller.
BESİNLERE KARŞI TAHAMMÜLSÜZLÜK
Besinlere karşı tahammülsüzlük çok çeşitli sebeplere dayanır. Bu durum çeşitli besinlerin sindirilmesi için gereken enzimlerin doğuştan eksik olmasına bağlı olarak gelişir ve bu besinlerin emilimindeki bozukluklarla sonlanan ishallere yol açar. Besinlerin bağırsaktan emilimini engelleyen hastalıklar bebeğin normal kilo almasını ve uzamasını engeller.Bu hastalıklar arasında glütene tahammülsüzlük yani çölyak,süt proteinlerine karşı tahammülsüzlük ,ve yağ emiliminin bozulduğu kistik fibröz sayılabilir.
Yetersiz Beslenme

Bu gelişim kusuru genellikle bebeğin vücut ağırlığı ile ilgilidir. Bebek emzirildiği halde sütünün yetersizliğinin farkına varmayan , mamayla beslenen ve seyreltik , değeri düşük mamalarla besleyen annelerin bebeklerinde görülür.Bebek ağlar. Huzursuzdur.Gelişigüzel aralarla beslenir.Aldığı besin az olmadığı halde verilen mamayı ağzına aldığında hemen atar.Bu yüzden yetersiz beslenir.BU durum bebeğin beslenme sırasında düzgün tutulması ve kısa aralarla az miktarda besin verilerek önlenebilir.

Dengesiz Beslenme
Bebeğe protein değeri yüksek olmayan , bebeğin enerji ihtiyacını karşılamayan unlu mamalar verilirse miktar yeterlide olsa beslenme bozukluğu gelişir.Bebek oldukça şişman olmasına karşın enfeksiyonlara karşı dirençsizdir.Karaciğer işlev bozuklukları olabilir.Böyle beslenmeye devam edilirse durum daha kötüleşir
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Okunmamış 28-02-2008, 10:26 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Bebeğimi yeterince besliyebiliyor muyum?
Bebeğimin kilosu normal mi ?
Bebeğim neden çok zayıf,neden kilo almıyor?
Bebeğimin günlük sıvı gereksimi ne kadardır?

Şüphesiz bebeğinizi yeterince besleyip besliyemediğinizin en iyi belirliyicisi bebeğinizin aylık kilo artışıdır.
Eğer bebeğiniz her ay alması gereken kiloyu alıyor, sağlıklı ve mutlu görünüyorsa yeterince besleniyor demektir.



KIZ BEBEKLER
Bebeğinizin kilosu,özellikle ilk yıl sağlıklı gelişiminin göstergesidir. O yüzden her ay düzenli olarak tartılmalıdır. İlk yıl erkek bebeklerin aylık kilo artışı , ortalama değerler, yine normal olan en düşük ve en yüksek değerler aşağıda verilmiştir. Bunlar en yaklaşık değerlerdir.Kız bebekler erkek bebeklere göre daha düşük kilokudur.
0-1 ay arası :Doğum ağırlığı ,ortalama ağırlık 3.200 gr,en yüksek normal değer 4.000gr
en düşük normal değer 2.200 gr
1 aylıkken olması gereken ortalama ağırlık 4.000 gr,en düşük normal ağırlık 2.800 gr ,
en yüksek normal ağırlık 5.000 gr
1-2 ay arası :Bebekler ilk bir ayda ortalama 1 kg ağırlık kazanırlar. Yaşamın ikinci ayında da yine ortalama
1 kg alması gerekir. Yani 2 aylıkken ortalama 4.800- 5.000 gr, en düşük normal ağırlık 3.400 gr ,
en yüksek normal ağırlık 6.000 gr ' dır.

2-3 ay arası :Bebek 3 aylıkken ortalama 5.500 gr ağırlığına kavuşur. Bu ay için en düşük normal ağırlık 4.000 gr,
en yüksek normal ağırlık ise 6.800 gr ' dır.
3-4 ay arası :Bebeğiniz hızla büyürken ve 4. aya yaklaşırken ihtiyaç duyduğu enerji gereksinimi , vitamin
vb. artar.Bebek 4 aylıkken ortalama 6.200 gr ,en düşük normal ağırlık 4.500 gr, en yüksek 7.700 gr
olması beklenir.
4-5 ay arası :Bebeğiniz 5 aylıkken ortalama 6.800 gr olması gerekir. En düşük normal ağırlık 5.000 gr, en
yüksek ise 8.200 gr.dır.
5-6 ay arası . Bebeğiniz 6 aylıkken 7.300 gr onun için en ortalama ağırlıktır.En düşük normal değer 5.600 gr,
en yüksek normal değer ise 8.900 gr.dır.
6-7 ay arası : Bebek 7 aylıkken ortalama ağırlığı 7.800, en düşük normal ağırlığı 6.000 gr, en yüksek ise
9.500 gr.dır.
7-8 ay arası :Bebek 8 aylıkken 8.200 ortalama ağırlıktır. En düşük normal ağırlık 6.500 gr, en yüksek
10.000 gr.dır.
8-9 ay arası :Bebek 9. ayına girdiğinde 8.700 gr onun için normal değerlerdir. Bebeğinizin aylık kilo artışı
yaşamın ilk aylarına göre daha düşüktür.İlk aylarda aylık 1 kilo bile artabilirken,bu aylarda
500gr civarında bir artış gösterir. Bebeğinizin bu ayki en düşük normal ağırlığı 6.800 gr, en yüksek
normal ağırlığı ise 10.500 gr.dır.
9-10 ay arası :Bu ay için ortalama değer 9.000 gr, en düşük normal değer 7.000 gr, en yüksek 10.800 gr.dır.
10-11 ay arası:Bebek 11 aylıkken 9.3 kg onun için ortalama ağırlık olup, en düşük normal ağırlık 7.400 gr, en
yüksek 11.200 gr.dır.
11-12 ay arası:Bebeğiniz yaşına girdiğinde ortalama 9.700 gr olmalıdır. En düşük normal ağırlık 7.500 gr, en
yüksek normal ağırlık 11.500 gr.dır.

ERKEK BEBEKLER
Bebeğinizin kilosu,özellikle ilk yıl sağlıklı gelişiminin göstergesidir. O yüzden her ay düzenli olarak tartılmalıdır. İlk yıl erkek bebeklerin aylık kilo artışı , ortalama değerler, yine normal olan en düşük ve en yüksek değerler aşağıda verilmiştir. Bunlar en yaklaşık değerlerdir.
0-1 ay arası :Doğum ağırlığı ,ortalama ağırlık 3.300 gr,en yüksek normal değer 4.300 gr
en düşük normal değer 2.500 gr
1 aylıkken olması gereken ortalama ağırlık 4.250 gr,en düşük normal ağırlık 3.000 gr ,
en yüksek normal ağırlık 5.600 gr
1-2 ay arası :Bebekler ilk bir ayda ortalama 1 kg ağırlık kazanırlar. Yaşamın ikinci ayında da yine ortalama
1 kg alması gerekir. Yani 2 aylıkken ortalama 5.200-5.300 gr, en düşük normal ağırlık 3.600 gr ,
en yüksek normal ağırlık 6.700 gr ' dır.

2-3 ay arası :Bebek 3 aylıkken ortalama 5.900 gr ağırlığına kavuşur. Bu ay için en düşük normal ağırlık 4.200 gr,
en yüksek normal ağırlık ise 7.700 gr ' dır.
3-4 ay arası :Bebeğiniz hızla büyürken ve 4. aya yaklaşırken ihtiyaç duyduğu enerji gereksinimi , vitamin
vb. artar.Bebek 4 aylıkken ortalama 6.700 gr ,en düşük normal ağırlık 4.800 gr, en yüksek 8.400 gr
olması beklenir.
4-5 ay arası :Bebeğiniz 5 aylıkken ortalama 7.200 gr olması gerekir. En düşük normal ağırlık 5.400 gr, en
yüksek ise 9.100 gr.dır.
5-6 ay arası . Bebeğiniz 6 aylıkken 7.700 gr onun için en ortalama ağırlıktır.En düşük normal değer 5.900 gr,
en yüksek normal değer ise 9.800 gr.dır.
6-7 ay arası : Bebek 7 aylıkken ortalama ağırlığı 8.300, en düşük normal ağırlığı 6.500 gr, en yüksek ise
10.300 gr.dır.
7-8 ay arası :Bebek 8 aylıkken 8.800 ortalam ağırlıktır. En düşük normal ağırlık 7.000 gr, en yüksek 10.800. dür.
8-9 ay arası :Bebek 9. ayına girdiğinde 9.300 gr onun için normal değerlerdir. Bebeğinizin aylık kilo artışı
yaşamın ilk aylarına göre daha düşüktür.İlk aylarda aylık 1 kilo bile artabilirken,bu aylarda
500gr civarında bir artış gösterir. Bebeğinizin bu ayki en düşük normal ağırlığı 7.400 gr, en yüksek
normal ağırlığı ise 11.200 gr.dır.
9-10 ay arası :Bu ay için ortalama değer 9.600 gr, en düşük normal değer 7.800 gr, en yüksek 11.700 gr.dır.
10-11 ay arası:Bebek 11 aylıkken 10 kg onun için ortalama ağırlık olup, en düşük normal ağırlık 8.000 gr, en
yüksek 12 kg.dır.
11-12 ay arası:Bebeğiniz yaşına girdiğinde ortalama 10.200 gr olmalıdır. En düşük normal ağırlık 8.100 gr, en
yüksek normal ağırlık 12.300 gr.dır.



BEBEĞİNİZİN AYLIK KİLO ARTIŞINI MUTLAKA DOKTORUNUZ İLE BİRLİKTE TAKİP ETMELİSİNİZ.Eğer bebeğinizin kilosu normal değerlerden düşük ya da fazlaysa mutlaka doktorunuza danışın.Bu bilgiler bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Bebeğinizin kilosu ya da kilo sorunuyla ilgili en kesin bilgileri yine doktorunuz verecektir.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Okunmamış 28-02-2008, 10:27 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Beslenme Bozuklukları:

İlk yaş içinde ortalama beslenme sayısı
DOĞUM - 1 HAFTALIK 6 - 10 1 HAFTALIK - 1 AY 6 - 8 1 AY - 3 AY 5 - 6 3 AY - 7 AY 4 - 5 7 AY - 9 AY 3 - 4 9 AY - 12 AY 3
Süt çocuklarının bir öğünde aldıkları yaklaşık besin miktarı
YAŞ 1 ÖĞÜNDE ALINAN MİKTAR 1 - 2 HAFTA 60 - 90 ml. 3 HAFTA - 2 AY 120 - 150 ml. 2 AY - 3 AY 150 - 180 ml. 3 AY - 4 AY 180 - 210 ml. 5 AY - 12 AY 210 - 240 ml.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Okunmamış 28-02-2008, 10:27 AM
Heretic
Standart Cevap: Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Çocuklarda İştahsızlık Hazırlayan: Psikolog Yüksel Demirer
İştah, bir yemeğin zevkle, neşeyle ve arzu edilerek yenmesidir. Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, çiğnemek için zaman kazanmaya çalışan, tabağındaki yemeği bir türlü bitiremeyen bir çocuk karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup olmadığı gelmelidir. Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle-grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları gibi bir rahatsızlık çocuğun sofrada nazlanmasına neden olur. Böyle durumlarda doktor kontrolünden geçirilen çocuğa, önerilen biçimde yiyecek verirken çocuğun isteklerini de dikkate almak en uygun yoldur. Hastalık sırasında çocuğu yemek yemeye zorlamanın hiçbir yararı yoktur. İştahla ilgili olarak ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey çocukların bireysel farklılıklar gösterdikleridir. Bu nedenle de başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme davranışı ile kendi çocuğunuzun yemek yemesini kıyaslamak, çocuğunuzun daha az yediğini düşünmenize neden olabilir.
Neler Yapılabilir?
Bazı çocukların iştahlı bazı çocukların iştahsız olmaları pek çok nedene bağlı olabilir. Çocuğu iştahlı ya da iştahsız yapan faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük önem taşır. Çocuğun bilinçaltına yerleşmiş bir endişe, üzüntü, nefret veya kıskançlık gibi bir duygu onun iştahını kesebilir. Bu nedenle iştahsız bir çocuk için öncelikle organik bir rahatsızlığının olup olmadığı araştırılırken diğer yandan ruhsal çatışmalarının olup olmadığı, duygusal bir sorunun bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Bu arada çocukların iyi gıda alamadıkları için problemli olabileceklerinin yanısıra problemli oldukları için de iştahsız olabilecekleri düşünülmelidir.
İştahsız çocuk karşısında neler yapılabilir?
· Herşeyden önce çocuğa sofrada yemek yemesi için zor kullanılmamalıdır. Her çocuğun kendine özgü yemek yeme kapasitesi olduğundan çocuk daha fazlasını yiyemez. Çocuğun yemesi konusunda ısrarcı olunduğunda çocuk kendisine fazla gelen gıdayı çıkartılabilir.
· Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı vardır. Örneğin, yıllar ilerledikçe başlangıçta alınan yiyecek miktarı azalabilir. Erinlik ve ergenlik döneminde ise iştah yeniden artabilir.
· Yemek zamanından önce çocuğa verilen şekerlemeler, çikolatalar, cips vb abur cubur gıdalar da iştahı engelleyebilir. Ancak, çocuk acıktığında yemek zamanını beklemeden ona yemeğini vermek gerekir. Acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek onun iştahının kaçmasına neden olabilir. Henüz yemeği hazır olmamış çocuğa, alması gereken gıdalardan bir miktar verilerek iştahının kaçmamasına yardımcı olunabilir.
· Sofrada çocuğu olabildiğince kendi haline bırakmak ve kendisinin yemek yemesine olanak tanımak, evi kirletmemesi ve çeşitli kurallara uyması yönünde onu zorlamamak çocuğun yemek davranışına karşı daha olumlu tutum geliştirmesini kolaylaştırabilir. Bazen iştahsızlığın altında, çocuğun yemek yeme karşısında yaşadığı zorlamalar ve baskılar geliyor olabilir ve bu müdahaleler nedeniyle çocuk yeme isteğinden uzaklaşmış olabilir.
· Çocuğun sofrada oyalanması ve yemeğini ağır yemesi karşısında tepki göstermemek en iyisidir. Bu arada çocukla konuşmak, hikayeler anlatmak, şakalar yapmak da onun yemek yemesini zevkli hale getirebilir.
· Küçük çocukların istediği gıdaları ve onların gereksinimleri olan gıdaları bilerek tertiplenen yemek listeleri onları sağlıklı tutacaktır. Çocuğa değişik alternatifler sunmanın yanında alınması gereken gıdaları süsleyerek göze daha hoş hale getirmek, çeşitlendirmek onların istemedikleri gıdalara karşı da olumlu davranmalarına yardımcı olabilir. Amaç çocuğun çok yemek yemesi değil arzu edilen ve onun için gerekli olan gıdaların alınmasıdır.
· Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de çocuğun iştahı üzerinde önemli etkisi vardır. Evde yaşanan gergin bir hava, tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir neden oluşturabilir. Yine bu bağlamda çocukların, çok sevdiği büyüklerinin üzüntülerinden de etkilendikleri ve iştahlarının kesildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yaşanan sıkıntı ve üzüntüleri çocuğa hissettirmemeye çalışmak önemlidir.
· Bazen çocukluk kıskançlıkları da iştahı olumsuz olarak etkileyebilir. İştahsızlık sorununda bu durumun var olup olmadığı da dikkate alınmalıdır. Bazı çocuklar sürekli olarak dikkati üzerlerine çekmek istediklerinden iştahsızlık onlar için bir kazanç halini alabilir. Diğer yandan küçük bir kardeşin varlığı ve annenin onun beslenmesi ile ilgilenmesi de çocuğun yemek yemeye karşı tavır almasına ve yemeğinin anne tarafından verilmesini istemesine yol açabilir.
· Anneleri ya da babaları tarafından dövülen ve sık azarlanıp eleştirilen çocuklarda da iştahsızlık görülebilir. Çocuk yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak itiyor olabilir. Yemek yemediğinde anne ya da babasını üzüldüğünü gören çocuk bundan zevk alabilir ve kızdığında ebeveynlerini üzmek için bu yola başvurabilir.
· Yemek sırasında olumsuz, üzücü ve rahatsız edici olaylardan söz etmek, onların yaramazlıklarını ve hoşlanmadığınız yanlarını dile getirmek, eleştirmek, ayıplamak ya da suçlamak çocukların lokmalarını boğazlarına dizebilir. Yemek sırasında rahatsız edici durum ve konuşmalardan kaçınmak gerekmektedir.
· Çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koymak, bazen de azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her bitişinde çocuğu takdir etmek onun yemek yeme davranışının pekişmesine yardımcı olabilir.
· Çocukların iştahlı olmalarını sağlamada bir yol da onların açık havada zaman geçirmelerini sağlamaktır. Temiz hava ve dışarıda yapılan gezinti ya da oyun çocukların iştahını artırılmasına yardımcı olabilir.
· Çocuğun süt içiyor olması ve süt ile doymuş olması nedeniyle yemek yemeye fazla istekli olmadığı durumlar iştahsızlıkla karıştırılmamalıdır. Bu durumda verilen süt miktarını biraz azaltmak sorunun çözümüne yardımcı olabilir.
· Yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olmalarına özen göstermenin yanında soğuk ve aşrı sıcak olmamalarına da dikkat etmek gerekir.
· Yemek sırasında yemek yeme usul ve kurallarına ilişkin uzun konuşmalar yapmamak,ikazları müşfik ve sempatik bir biçimde yapmak çocuğun yemek yemeye karşı daha olumlu davranmasını sağlayabilir.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil


Bebek bakımı hakkında temel bilgiler

Bebek bakımı hakkında temel bilgiler konusu, Kadınca/Bebek Bakımı bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Zeytinyağları hakkında temel bilgiler W-X-Y-Z
İŞletme Ve Muhasebe Temel Kavramlar Diğer Ders Ödevler
İşletmedeki Bilgi Sistemleri Hakkında Bazı Genel Bilgiler Diğer Ders Ödevler
Cpu Hakkında Temel Bilgiler İşlemci


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:19 PM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net