:::Rehberim.net Forum:::

Kan Çiçekleri

Ödev Kaynakları bölümündeki Diğer Ders Ödevler alt forumunda bulunan Kan Çiçekleri konusunu görüntülemektesiniz özet:Yazar, Çanakkale Savaşları’nın laboratuarına girmiş, bu savaşla ilgili yüzlerce kitap okumuştur. Savaşların geçtiği bölgeyi karış karış gezen, belgelerde bahsi geçen ...



Go Back   :::Rehberim.net Forum::: > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ödev Kaynakları > Diğer Ders Ödevler
       

Kan Çiçekleri

Google Özel Arama Kayıt ol Yardım Ajanda Forumları Okundu Kabul Et
Alt 11-12-2007, 06:07 PM   #1
 
KinqNotorius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
KinqNotorius
Cezalı





<!-- google_ad_section_start -->Kan Çiçekleri<!-- google_ad_section_end --> Kan Çiçekleri


Yazar, Çanakkale Savaşları’nın laboratuarına girmiş, bu savaşla ilgili yüzlerce kitap okumuştur. Savaşların geçtiği bölgeyi karış karış gezen, belgelerde bahsi geçen çeşitli olayların hangi derede, hangi çalının dibinde, hangi hendekte cereyan ettiğini tespit için çok sayıda Çanakkale gazisi ile görüşen yazar, öğrendiklerini millî ve manevî bir renk katarak muzafferiyetin temellerini ortaya çıkarmaya çalışıyor.
Türk tarihinde çok önemli bir yeri bulunan Çanakkale Savaşları, şimdiye kadar bu tarzda ele alınmamış, tarihî olayların arka plânı da bu şekilde değerlendirilmemiştir. Çanakkale Savaşları, Türk’ün kendine güven duymasını sağlayan en önemli olaylardan biridir. Fakat ne üzücüdür ki, bu büyük zafer, bu ülkenin gençlerine yeterince öğretilememiştir.
Yanlış bir geçmiş bilgisi, bu günü kavramada ve geleceği tasarlamada eksikler, hatalar ve ihanetler doğurmuştur. Tarih ne güzel aynadır. İnsanlar en çok ahlakta yükselemeyen toplumlar, en büyük kutsal şeyler karşısında bile değersiz duygularına kapılmaktan iradelerine sahip olamazlar.
Bir hilâl uğruna nice güneşlerin battığı Çanakkale’de yaşanan tarihî olayların iyi anlaşılabilmesi için ve gençlerimizin o olayı idrak edebilmesi için de menkıbelerin sesine kulak vermek, yani millî muhayyile hazinesinin kapılarını açmak gerekir. Tarihin menkıbelerle, destanlarla beslendiğine ve ancak onlarla beslendikten sonra millî tarihimizin daha iyi anlaşılabileceğine inanıyoruz. Kitaptaki “insanlık sevgisi” isimli menkıbeden bazı bölümleri şu şekilde aktarabiliriz:
İNSANLIK SEVGİSİ
Çanakkale Savaşları’nda Teğmen olarak görev yapan, daha sonra, Avustralya Genel Valisi olan Lord Casey’den dinleyelim: Biz Avusturyalılar, sizleri Gelibolu’da tanımış ve sevmişizdir. Ben de o savaşa Teğmen rütbesiyle katılmış bir Anzak’ım. O kanlı, fakat her iki tarafın da mertçe sürdürdüğü savaşta edindiğim intibaları, aynı sıcaklıkla yüreğimde taşıyorum. Arıburnu Cephesi’ndeydik, kuvvetler arasındaki mesafe sekiz-on metre kadardı. Korkunç siper savaşları yapılıyordu. Yine cehennemi bir çatışmadan sonra, silâh sesleri kesilmişti. Taraflar yavaş yavaş siperlerine çekildiler. Yaralılar, savaş meydanındaydı…
Bizim tarafta feryatlar, inlemeler vardı. İki siper arasında kalmış, yaralı bir İngiliz Yüzbaşısı açıkta; “İmdat! Kurtarın beni, yardım edin!” diye bağırıyordu. İngiliz siperlerinden: “İçinizden birisi, Yüzbaşıyı getirsin.” diye sesler işitildi. Nerede o cesaret, yürek!..
Askerler: “Git sen getir… Hayır, sen getir… Ölmek istemiyorum… Zaten Yüzbaşı biraz sonra ölecek… Cesareti varsa komutan kendisi getirsin!..”
Sonra yine, yüzlerce silah sesleri patladı… İngiliz komutan : “Yüreksiz herifler, o sizin komutanınız!.. Çabuk getirin onu.”
İşte İngiliz siperlerindeki konuşmalar böyleydi. Fakat bu sırada:
Karşımızdaki bir Türk siperinde silâhın ucuna takılmış beyaz bir iç çamaşırı yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın siperdekileri silahları üzerine doğrulmuş, dikkatle onu takip ediyordu. Siper ardından iri yapılı bir er yükseldi; Kesin tavırlarla yükselttiği çamaşırı silâhı sipere attı. Kendine güvenen tavırlarla yavaş yavaş yaralıya doğru ilerliyordu. Karşı taraf ve çevresiyle ilgilenmiyor; herkes donup kalmış Türk askerini seyrediyordu. Şaşkınlıktan kurtulabilen askerler Mehmetçiğe nişan almaya çalışıyorlardı. Türk askeri, hiçbir şeye aldırmadan yaralının yanına geldi. Nazik yumuşak hareketlerle yaralının kıyafetini düzeltti . Yaralıyı yerden kaldırdı. Yaralının kolunu omzuna koydu. Yavaş ve emin adımlarla yaralıyı bizim tarafa getirdi. Siperimizin üzerine yavaşça bıraktı, geldiği gibi kendi siperine döndü.
İngiliz siperlerinde şaşkınlık devam ediyordu!
İngiliz komutanı: “Korkak sıçanlar… cesaret örneği görün… Hele bunlarla birlikte aynı cephede savaşmanın tadına doyulmaz… Bu yiğit Türk çocukları keşke dostumuz olsalardı. Bu kahramanlarla savaş değil , dostluk yapmalı… Dostluk.”
Bu Türk askerine teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu.
Şimdi okuyacağınız menkıbenin, insanlara çok çekici gelen ve aklınızda kolaylıkla yer eden bir yumuşaklığı ve tatlılığı vardır.
Çanakkale Savaşları’nda, Fransız kuvvetlerine komuta eden General Guro, savaş sırasında bir kolu ile bir bacağının bir kısmını, savaş sırasında bırakarak yurduna dönmüş. Daha sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Biraz evvel doğa çevremizde en nefis güzellikteydi.
Su çiçekleri, leylaklar, Peygamber çiçekleri, papatyalar bir gökkuşağı âlemi oluşturuyorlardı. Şimdi, savaş sahasında dövüş bitmiş, o güzelim tablo, kan revan içindeydi. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk Askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi! Anlamadım!.. Ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok! İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün!..
Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı!.. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim! Çünkü, Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı!..
Az sonra ikisi de öldüler!!!
Aziz okuyucu, sizlere yüzlerce menkıbeden tarayarak sunduğum bu olayların kahramanları bizim canımız, bizim cevherimizdir. Biz onların torunlarıyız. Övünelim, iftihar edelim, çünkü, o cevherin damarından geliyoruz.


KinqNotorius isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dünyanin Bütün çiçekleri gül su Öğretmenler Odası 5 23-07-2008 09:55 PM
ÇiÇek muca Yazı & Yorum 2 27-11-2007 11:50 PM
Bahar ve Çiçekleri CoRTeZ Resimler ve Duvar Kağıtları 1 02-05-2007 11:07 PM
kan çiçekleri EsQdDa Şarkı Sözleri 1 16-04-2007 12:24 AM
Yüregimdeki çocuk mcan Şiir Köşesi 2 24-03-2007 12:03 AM

Aradığınızı bulamadınız mı?
Sorun Cevaplayalım.

----Kapat----


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:32 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Bütün Hakları Saklıdır 2010 Rehberim.net
sohbet - Rehberim

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380