:::Rehberim.net Forum:::

İŞletme Ve Muhasebe Temel Kavramlar

Ödev Kaynakları bölümündeki Diğer Ders Ödevler alt forumunda bulunan İŞletme Ve Muhasebe Temel Kavramlar konusunu görüntülemektesiniz özet:İŞLETME VE MUHASEBE: 1.1. İŞLETMENİN VARLIKLARI VE BU VARLIKLARIN ELDE EDİLDİĞİ KAYNAKLAR: İşletme ile ilgili olarak üretim faktörlerini bilinçli ve ...



Go Back   :::Rehberim.net Forum::: > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ödev Kaynakları > Diğer Ders Ödevler
       

İŞletme Ve Muhasebe Temel Kavramlar

Google Özel Arama Kayıt ol Yardım Ajanda Forumları Okundu Kabul Et
Alt 06-02-2008, 01:37 PM   #1
 
YSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YSS
GENERAL





<!-- google_ad_section_start -->İŞletme Ve Muhasebe Temel Kavramlar<!-- google_ad_section_end --> İŞletme Ve Muhasebe Temel Kavramlar


İŞLETME VE MUHASEBE:

1.1. İŞLETMENİN VARLIKLARI VE BU VARLIKLARIN ELDE EDİLDİĞİ
KAYNAKLAR:

İşletme ile ilgili olarak üretim faktörlerini bilinçli ve sistemli olarak bir araya topladığı söylenebilir. O halde bir işletmenin varolabilmesi için üretim faktörlerine sahip olması gerekir. Üretim faktörleri emek, sermaye, tabiat unsurlarıdır. Girişimci bu unsurların tamamlayıcısıdır.

Üretim faaliyetine olanak sağlayacak olan üretim faktörlerini biraraya getirebilmek için ya o faktörlerin tamamına veya bir kısmına yahut da bu faktörleri biraraya getirecek güçte ve akılcılıkta bir araca, paraya sahip olmak gerekir.

O halde işletmenin, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak malların veya hizmetlerin üretiminde bulunabilmesi hatta bir bakıma varolabilmesi için bazı varlıklara sahip olması şarttır.

İşletme sahibinden ayrı, kendine öz kişiliği olan işletme, kuruluşta, ancak başka kişilerin vermesi ile varlıklara sahip olabilir. Diğer bir deyişle, işletmenin elinde bazı varlıklar var ise bunlar muhakkak diğer kişiler ( gerçek yada tüzel ) tarafından verilmiştir. Bu nedenle varlıklar ile varlıkların kaynakları arasında bir ilişki ve değerce ( tutar yönünden ) bir eşitlik mevcuttur.

Kuruluşta işletmeye varlık veren kimseler genellikle işletme sahipleridir. Sonraki safhalarda işletme borçlanarak da varlıklarını artırabilir. Bu durumda da toplam varlıklar ile toplam kaynaklar değerce birbirine eşittir; ancak bu durumda varlıkların kaynakları işletme sahipleri ve üçüncü şahıslar olmak üzere farklı iki grup halinde oluşur.

Muhasebede işletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki hakları “ sermaye “, üçüncü şahısların varlıklar üzerindeki hakları “ borçlar “ terimleri ile ifade edilir. Özet olarak varlıklar; işletmenin sahip olduğu ekonomik değerlerdir. Bunların fiziki karakterde olma zorunluluğu yoktur. Fiziki karakterde olan varlıklara binalar, mallar, makineler; fiziki karakterde olmayan varlıklara alacaklar örnek olarak gösterilebilir. Varlıklar paraya çevrilebilme kolaylığı ve amacı bakımından farklılıklar gösterir. Sermaye, işletme sahiplerinin varlıklar üzerindeki haklarını değer olarak ifade eder. Borçlar, üçüncü şahısların varlıklar üzerindeki haklarını değer olarak ifade eder. Borçlanma değişik nedenlerle ve değişik şartlarda oluşur. Örneğin, uzun vadeli veya kısa vadeli borçlar gibi.

1.2. İŞLETMELERDE MUHASEBENİN YERİ:

Günümüzün büyük ve modern işletmelerinin özellikleri genellikle şöyle sıralanmaktadır,

İşletmenin sahipleriyle yöneticileri birbirinden tamamen ayrı kimseler haline gelmiştir.
İşletmenin yöneticileri, işletme sahiplerinden başka, çeşitli menfaat gruplarına karşı da sorumludur.
Ulaşım ve haberleşme sistemindeki hızlı gelişmeler sonucu işletmelerin büyüklüklerinde değişmeler olmuş ve dev işletmeler meydana gelmiştir.
Modern işletmeler artan sayıda mamul ve piyasalara sahiptirler.
İşletmelerin büyümesi, en yüksek yöneticiye düşen görevleri ve sorumlulukları, bir tek yöneticinin kapasitesinin çok üstüne çıkardığından, modern işletmelerin yönetimi, ancak geliştirilmekte olan yeni yeni bazı yönetim teknikleri ile mümkün olmaktadır.
İşletmenin kar hedeflerinin gerçekleştirilmesinde, kar sorumluluklarının desantralizasyonu esastır.
Modern işletmeler, şiddetli rekabetten ötürü dar kar marjlarına sahiptirler.
Kar marjlarının dar olması, faaliyetlerin daima artan bir verimlilikle yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu şiddetli ihtiyacın karşılanabilmesi ve ekonomik değişme temposunu hızlandıracak yeni tekniklerin bulunması için de, modern işletmelerde araştırma ve geliştirme harcamaları hızla büyümektedir.

İşl††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††† †† ††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††† ††††† ††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††† ††††† ††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††† ††††† ††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††††† ††††† †††††††††eyi sağlayan temel etkenlerden biri olmuştur.

Diğer yönden muhasebe, işletmelerdedki önemine paralel olarak değişik öıkar gruplarının toplandığı ve karşılaştığı büyük işletmelerin durumunu ve faaliyet sonuçlarını tespit ettiğinden kamu çıkarlarını ve dolayısıyla devleti ilgilendiren bir konu haline gelmiştir.

1.3. YÖNETİM – MUHASEBE İLİŞKİSİ:

Her fonksiyonuna göre farklılık gösteren varlıklar işletmenin yönetimi sırasında devamlı olarak farklı ölçülerde değişmelere uğrarlar. İletmenin tüm olarak iyi yönetilmesi, bütün fonksiyonların işleyişi sırasında alınan yerinde ve uyumlu kararlarla varlıkların ve kaynakların güçlü ve karlı bir şekilde yöntilmesine bağlıdır. diğer bir deyişle iyi yönetim, belirli bir amaca ulaşmak için sadece insanların faaliyetlerinin iyi yönetimi ile değil, aynı zamanda varlıkların ve kaynakların da iyi yönetimi ile sağlanır.

İşletmenin varlıklarının ve kaynaklarının yapısı fonksiyonların yerine getirilmesini sağlayan kararların uygulanması ile değişmelere uğrar ve böylece işletmenin finansal durumu ve gücünde de değişmeler olur.

İşletmenin sahipleri tarafından verilen varlıklar işlemenin faaliyeti sonucu artarsa bu durumda işletme sahiplerinin haklarıda artmış olur; aradaki fark kardır. İşetmenin sahip olduğu varlıklar kredi ile temin edilen yeni varlıklarla artarsa bu durumda işletmenin borçlarıartmış olur. Görülüyorki işletme içinde alınan kararlar, işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde değişmeler yaratır. Faaliyetler sonunda tüm değişmelerin etkisi ile varlıklar ve kaynaklar işe başlama tarihine göre farklı bir yapı ve büyüklük gösterirle. Varlıkların unsurları değişir, büyüklükleri değişir, aynı şekilde kaynakların unsurları ve büyüklükleri değişir. Dolayısıyla, belirli unsurlar arasındaki oranlarda değişme olur. Bu yeni durum işbaşındaki yönetim kadrosunun aldığı kararlar sonucu ortaya çıkan başarının bir sonucudur. Aynı süre içinde işbaşında bir yönetim kadrosu bulunsa, alınan kararlar farklı olacağından aynı sonucun, aynı mali ve ekonomik yapının elde edileceği söylenemez.

O halde gerek yönetimin başarısının ölçülmesi ve değerlemesi, gerekse gelecek yıla ait yönetim planlarının yapılmasında temel olacak verilerin sağlanması ve hatta tamamlanan süreye ait başarının önceden planlanan ile uygunluğunun araştırılması ( kontrol ) için öncelikle, yöneticilerin kararları ile şekil bulan ve işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde para ile ifade edilebilen değişmelerin saptanması gerekir. İşte bu gereğe cevap verecek olan araç muhasebedir ve burada yönetim-muhasebe ilişkisi başlar.

1.4. MUHASEBE İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER:

1.4.1. MUHASEBENİN TANIMI :

Muhasebe, işletmenin faaliyet süreci içerisinde türlü fonksiyonların yerine getirilmesinde alınan kararların uygulanması ile varlıklatrda ve varlıkların kaynaklarında oluşan parasal değişmeleri saptar ve bunları yeni kararlar alınmasında tekrar kullanılabilir bilgiler haline getirir. Diğer bir ifade ile muhasebe, işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde değişme yaratan ve parayla ifade edilebilen işlemlerle ilgili bilgileri toplar, kaydeder, sınıflar, özetler, analiz ve yorum ile ilgililerin bilgilerine sunar.
Bu basit tanımın yanısıra birçok başka tanımada rastlanır. Bunlara örnek olarak aşağıdaki tanımlar verilebilir,

Muhasebe, kısmen, bir ülkenin ekonomik, politik ve sosyal sistemlerinin bir fonksiyonudur. Muhasebe o ülkenin resmi dil ve kanunlar gibi bir kültürel fenomenidir. Ticari olaraksa muhasebe ekonomik kararlar vermede kullanılacak ekonomik varlıklar hakkında, öncelikle finansal ve sayısal bilgi toplama işi olarak tanımlanır.
Muhasebenin fonksiyonu yatırım, kredi, yada benzeri kararları alacak kişilere gerekli bilgiyi sağlamaktır. Gerçektende muhsebeciler karar vermede yetkili olan kişilere daha doğru kararlar vermelerine yardımcı olacak finansal bilgiyi sunarlar.
Bir finansal bilgi sistemi olarak muhasebe, ilgili enformasyon kullanıcılarına, organizasyonun ekonomik olaylarını tanımlama, ölçme, kaydetme ve iletme sürecidir. Buna göre tanımlama belirli bire organizasyonla ilgili, ekonomik kanıt niteliği taşıyan olayları seçmedir. Belirlenen bu hadiseler finansal terimlerle ölçülebilmelidir. Finansal olarak ölçümü yapılan değişmeler, organizasyonun dalgalı bir finansal aktiviteler tarihi olarak kaydedilir. Muhasebeci bu kayıtları sınıflandırır ve özetler.
Muhasebe, işletmenin varlıkları ve kaynakları ( sermayesi ve borçları ) üzerinde değişme yaratan ve para ile ifade edilen mali nitelikli işlemlere ait bilgileri; kaydetmek, sınıflandırmak, özetlemek, analiz etmek ve yorumlamak suretiyle ilgili kişi ve kurumlara raporlar halinde sunan bir bilgi sistemidir. Mali nitelikteki işlemlere ait bilgilerin, belgelendirilerek toplanması daha sonra bilgi kullanıcılarına sunulması ve yorumlamaya hazırlanması için belirli şekillere ve kurallara göre yazılması işlemine kaydetme denir.
Muhasebe kayıt, sınıflandırma, özetleme ve finansal işleri ve gelişmeleri parayla ifade etme sanatıdır.
Muhasebe hesaplar ilmidir. Bu deyim, mal ( varlık ) hareketleriyle bu hareketlerin ayrıntılarını izleyebilmek ve bunları gözönüne serebilmek için bunların metodlu bir şekilde kaydedilmesini ifade eder.

1.4.2 MUHASEBENİN ÖNEMİ :

Muhasebe işletmelerde yönetimin gözü kulağıdır. Küçük, büyük, özel ve resmi kuruluşlar muhasebeye muhtaçtırlar. Her kuruluşun mali bakımdan durumunu bilmesi gerekir. Kuruluşların kendi işlemlerini denetleme ve düzenleme için gözönünde bulundurması gereken işlemleri muhasebe sağlar. İşletmelerde yöneticiye işlerin iyi veya kötü gittiğini belirten temel bilgiyi muhasebe verir. Bu bilgi akışı şematik olarak Şekil 1.4.2.1’ de verilmiştir.






Karar verme


İşlerin oluşumu


Muhasebecilerin işlerin sonuçlarını
gösteren raporları hazırlaması


Şekil 1.4.2.1:Muhasebede Bilgi Akışı

Genel hesaplaşmalar, vergi için gerekli hesaplar, maliyet fiyatlarını hesaplamalar, bütçeleri düzenleme ve izleme, sistem kurmalar ve araştırmalar hep muhasebenin hizmet alanına girmektedir.

1.4.3. MUHASEBE İLE İLGİLİ TARAFLAR VE MUHASEBENİN FONKSİYONLARI :

İşletmenin mali durum ve faaliyetlerinin sonucuyla, doğrudan yada dolaylı çıkar ilişkileri nedeni ile ilgilenen taraflar vardır. Bu taraflar ilgili oldukları ve kendi kararlarına esas olacak tarafsız, doğru, güvenilir bilgileri muhasebenin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmesi sonucu elde edebilirler. İlgili taraflar şunlardır:
Yöneticiler
İşletme sahipleri ve ortaklar
Borç para verenler (alacaklılar )
Hizmetliler
Devlet
Kamu
Son zamanlarda işletmenin sosyal sorumluluğu felsefesinin doğması ve geniş ölçüde taraftar bulmasıyla muhasebe kaidelerinin ve usullerinin geliştirilmesine karşı olan ilgi de artmıştır. Bu arada öğrencilerin, araştırmacıların hazırlayacakları tezlerle ilgili olarak finansal tablolardan faydalandıklarınıda belirtmek gerekir. Muhasebe yukarıda sayılan taraflara ilgilendikleri bilgileri sağlar. Bu bakımdan muhasebeye bugün, genellikle “ işletmenin dili”
( the language of business ) denilmektedir.

İlgili tarafların kararlarında yararlanacakları bu bilgileri her olay için elde etmek istemeleri söz konusu değildir. Çünkü bu yolda elde edilecek bilgiler, olayların çokluğu nedeniyle, aklı karıştırıcı lüzumsuz bilgiler olmaktan öteye gidemez. Öte yandan olayların olumlu, olumsuz yönde olanlarının bir diğerinin sonucunu etkileyeceği açıktır. Bu bakımdan yöneticinin başarımını oluşturan bu olayların tek tek değil, belirli bir süre içinde toplananlarının tüm olarak ele alınması doğru ve faydalı olur. Burada olaylarla ilgili bilgilerin biriktirilmesi, depolanması gereği ortaya çıkar. Bu da belirli bir süre içindeki işetme varlıkları ve bu varlıkların kaynaklarında para ile ifade edilebilen değişme yaratan olaylarla ilgili bilgilerin toplanması, kaydedilmesi, sınıflanması ve özetlenmesi şeklinde olur. Mali karakterdeki bu olaylarla ilgili bilgilerin toplanması, kaydedilmesi, aynı özellikte olanların sınıflandırılması ve mali raporlar halinde özetlenmesi muhasebe fonksiyonlarından biridir. Bu kapsamdaki muhasebe, muhasebenin tümü değil “ kayıt tutma “ aşamasıdır.

Mali karakterdeki olaylar hakkında kayıtlar ile yaratılan toplu bilgiler yeterli değildir. Bu bilgilerin analiz ve yorum ile kullanılabilir bilgiler haline getirilmesi gerekir. Bu da muhsebenin ikinci fonksiyonudur.

Muhasebenin işletmelerdeki yerini ve fonksiyonlarını beraber incelersek, muhasebenin şu özellikleri önem arz eder ;

Borç ve alacak ilişkilerinin izlenmesi
Mal ve hizmetlerin maliyet bedellerinin hesaplanmasında aracılık
İşletme için gerekli istatistiki bilgileri sağlama
İşletme yönetiminde araç olma
İşletme sonuçlarını ortaya koyma
İşletmenin mali varlığını hesaplama
Muhasebe kayıtlarının işletme lehinde delil olması
Denetleme aracı olması

1.4.4. MUHASEBE TÜRLERİ:

Muhasebenin temel kavram ve ilkeleri aynı olmakla beraber işletme türlerinin değişikliği nedeniyle farklı işlemlerin etkilerini aktarma ve farklı hedeflere ulaşma amacı, farklı muhasebe türlerini ortaya çıkarmıştır. Söz gelişi mal alım satımı ile uğraşan bir işletmenin ( ticaret işletmesi ) muhasebesi ile imalatta bulunan bir işletmenin ( endüstri işletmesi ) muhasebesi, değişik faaliyet dolayısıyla farklı olacaktır. İkinci tür işletmenin muhasebe kayıtları birinci tür işletmede yer ala kayıtlar ( alış, satış, borçlanma, alacaklanma kayıtları ) yanında imal edilen mamülün maliyetini saptayıcı yolda kayıtlamayı da kapsayacaktır. Ticaret işletmeleri muhasebesi temeldir ve genellikle “genel muhasebe” veya “finansal muhasebe” diye tanınır. Genel muhasebede verilen teknik bilgiler diğer muhasebelerde de geçerlidir. Genel muhasebe dışında :

Devlet için : devlet muhasebesi,
Sınai işletmeler için : maliyet muhasebesi,
Banka işletmeleri için : banka muhasebesi,
Sigorta işletmeleri için: sigorta muhasebesi,
Tarım işletmeleri için : tarımsal maliyet muhasebesi
Ayrıca işletme içinde oluşan olayları saptama ve kaydetmenin yanında, planlama faaliyetlerinde, yürütme ve denetim alanlarına giren çeşitli karar işlemlerinde, olayların yorumlanmasını, zamanında ve yeterli bilgileri taşıyan raporlarla yöneticilere yansıtılmasında etkin bir görevi olan yönetim muhasebeside önemli bir muhasebe türüdür. Yönetim muhasebesi işletme içinde kullanılması için yönetime ölçülmüş, yorumlanmış, işlenmiş, yorumlanmış bilgi sağlar.

Bunlar gibi uzmanlık muhasebelerinden bahsedilebilir. Muhasebenin sadece kayıtlama olmadığı hatırlanırsa mali raporların analizinin de, işletme türlerine göre farklı özellikleri olmak şartı ile. Yukarıda bahis konusu edilen çeşitli muhasebelerin içinde yer alacağı açıktır.

Muhasebecinin türlerini belirlemede kullanılabilecek bir yol onları çalıştıkları organizasyona göre sınıflandırmaktır. Buna göre 3 çeşit muhasebeci vardır;

Özel bir şirket için çalışan muhasebeciler,
Kamu kuruluşları için çalışan muhasebeciler,
Devlet için çalışan muhasebeciler.

2. MUHASEBENİN TEMEL KAVRAMLARI

Günümüzde işletme faaliyetlerinin genişlemesi ve karmaşık bir duruma gelmesi, işletmeyle ilgili çeşitli grupları bilgi gereksinimlerinin karşılanmasını ön plana çıkarmıştır. Gerçekten, işletmenin iç ve dış ilgilileri, genel olarak işletmenin belirli bir dönemdeki faaliyet sonuçları ve bu dönem sonundaki mali durumuyla ilgili bilgilere gereksinim duyarlar. Bu ihtiyacı gideren en önemli bilgi kaynaklarından biri muhasebe dir.

Bir binanın sağlam temellere oturtulmasına benzer şekilde, muhasebe bilgilerinin de geçerli bir takım temellere dayandırılması önem taşımaktadır.

Muhasebece üretilen ve yönetimin başarımının ne olduğunu gösteren bu bilgiler, aslında yöneticilerin kendi faaliyetlerinin sonucu olmakla beraber, aynı zamanda muhasebecinin uyguladığı farklı kayıtlama ve hesaplama yöntemlerinin, değerleme ölçülerinin de etkisi altındadır. Aynı başarım, farklı muhasebecilerin farklı görüş nedeniyle farklı kayıtlama, hesaplama yöntemlerini ve değerleme ölçülerini kullanmaları sonucu farklı gösterilebilir.

Muhasebe uygulamalarına yol gösteren genel karar alma kurallarının, diğer bir deyişle kabul görmüş ilkelerin var olması yukarıda bahsedilen bu farkların en aza indirilmesini sağlar, ya da bu farkların nedenlerini açıklar. Bu kurallara genellikle Muhasebe İlkeleri denilmektedir. Muhasebe ilkeleri muhasebede, çeşitli ilgi taraflarının yararlarını dengeli şekilde göz önünde tutan, tecrübeden ve mantıktan doğan, faydalılıkları genellikle kabul edildikten sonra ilke haline gelen çok sayıda ve değişik kaidelerdir. Bu ilkelerin teorik dayanağını kavramlar oluşturur. Bu kavramlara Muhasebenin Temel Kavramları denilmektedir. Kavramlar bir muhasebe probleminin çözümü için uygulanacak ilke veya ilkelerin saptanmasında veya yeni ve değişen durumlar için gerekli olduğunda yeni ilkeler geliştirmede temel olacak görüşleri yansıtırlar.

Finansal tabloların bileşenlerinin ve olayların muhasebe sistemince nasıl, nezaman ve hangilerinin kayda alınması, ölçülmesi ve raporlanması gerektiği muhasebenin temel kavramları yardımıyla açıklanır. Temel kavramlar muhasebe mesleği tarafından bir işletmenin finansal faaliyet ve çabalarının ölçülmesi , kaydedilmesi ve raporlanmasında bir yol gösterici olarak benimsenirler. Kuramsal oldukları kadar uygulamaya da dayanırlar ve belirli bir zamanda neyin kabul edilebilir bir uygulama olduğu konusunda muhasebeciler arasındaki görüş birliğini ifade ederler. Muhasebenin temel kavramları, muhasebeciler tarafından halihazırda kullanılan uygulamaları genel açıdan tanımlarlar. Tabii ki bunun yanısıra daha iyiye ulaşmak için ne yapılması gerektiğini de içerecek şekilde olmaları bu kavramların daha faydalı olmalarını sağlar. Tutarlı muhasebe kuramlarının geliştirilmesine ilişkin genel problemlerle ilgili oldukları kadar uygulama prosedürlerine de yön verirler.

Muhasebenin temel kavramları, muhasebe kuramının gelişiminde özellikle iki açıdan önem taşırlar. Birincisi, kavramların kendileri finansal muhasebe kurallarının gelişimi için amprik sürecin bir parçasıdırlae. Bu bağlamda bu kavramlar, muhasebe kuramının esasına ait olarak görülebilirler. İkincisi kavramlar belirli bir ekonomik ve sosyal çevrede muhasebe felsefesini şekillendiren kuramsal güçlerin etkilerini yansıtırlar. Muhasebe kavramlarının önemini tam olarak anlamak için bunların hizmet ettiği amaçları bilmek gerekir;
Kavramlar, mevcut muhasebe uygulamalarının genel olarak tanımlanmasını sağlayarak muhasebeyi öğrenmede ve uygulamada yardımcı olacak yol göstericiler olarak hizmet verirler.
Kavramlar, çok bilinmeyen ve istisnai olarak karşılaşılan durumların analiz edilmesinde ve bu durumlara ilişkin muhasebeleştirme prosedürlerinin geliştirilmesinde yardımcı olurlar.
Kavramlar, yeni ve iyileştirilmiş muhasebe uygulamaları geliştirmek için daha iyi yol göstericiler sağlama çabasındadır. Kavramlar, hem gelecekteki eylemler için bir temel olarak hem de mevcut eylemlerin finansal raporlamadaki önemli etkilerini değerlendirmek için kullanırlar.

Ancak kullanılmakta olan temel kavramların gelişimi ve kapsamlarının belirlenmesi muhasebede daima en çelişkili ve zor görevlerden birisi olmuştur. Çünkü bunlar doğal bilimler veya matematikteki ilkeler, yasalar veya kurallar gibi değildir; doğa yasalarından türetilmezler ve dolayısıyla değişmez doğrular değillerdir. Bunlar insanlar tarafından oluşturulurlar veya geliştirilirler ve sezgi, yetki ve kabul edilebilirlikle desteklenir ve doğrulanırlar. Bu yüzden daima bir değişim içinde olan gereksinimler değiştikçe genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinde de değişiklikler olacaktır.

Muhasebe kuramı, politik faktörler ve ekonomik koşullar muhasebe kavram ilke ve kurallarını oluşturma sürecinde üç temel faktördür. Bu ilişkileri deki gibi özetleyebiliriz.

: Finansal Muhasebe Çevresi

Görüldüğü gibi muhasebe kavramı, ilke ve kuralları muhasebe uygulamalarına şekil veren en önemli unsurlar olmakla birlikte politik ve ekonomik durumlar da uygulamaya şekil veren ve kuramsal yapının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken önemli zorlayıcılardır. Bu zorlayıcılar şekil 2.2’de gösterilen tarafların ekonomik, yasal, ahlaki, sosyal açıdan baskıları ile etken olurlar.








Şekil 2.2: Finansal Muhasebe Üzerindeki Baskı Grupları

Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi muhasebeci bir bakıma bütün ilgili taraflar arasında bir hakemdir ve bu nedenle ilgili tarafların gereksinimlerini dengeli şekilde karşılayacak bir tutuma sahip olmalıdır. Bu da genellikle kabul edilebilir belirli ilkelere bağlılığı gerektirir. Aksi takdirde muhasebeden elde edilen finansal bilgiler, işletmenin işleyişini ve işleyiş sonucunu değerlemede güvenilir bir unsur, bir araç, bir ölçü olmayacaktır. Bu nedenle muhasebede çeşitli ilgili tarafların çıkarlarını dengeli şekilde göz önünde tutan, deneyimden ve mantıktan doğan, faydalılıkları genellikle kabul edildikten sonra muhasebe ilkeleri haline gelen çok sayıda ve değişik kurallar uygulanır. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu ilke ve kuralların seçimi hem politik hem de tekniktir. Örneğin 1930’lu yıllarda ABD’deki en büyük şirketlerden sadece dört tanasininm finansal tablolarında bir tek açıklayıcı ek bilgi varken 1990’lı yıllarda yapılan bir araştırma çok sayıda işletmenin ek açıklamaları kullandığı ve ortalama onyedi sayfalık ek bilgi açıklandığını ortaya koymuştur. Yaklaşık altmış yılda ekonominin küreselleşmesi, teknolojik devrimler, yerel ve yabancı rekabetin etkisi, yeni ve daha kompleks finansal ürünlerin gelişimi gibi yenilikler ve gelişmeler ile SPK gibi düzenleyici kuruluşların gerektirdiği düzenlemeler,sağlanan finansal bilginin türünde değişikliklere ve iyileştirmelere neden olmuştur. Ekonomik ve finansal değişiklikler arttıkça ilgili ve güvenilir bilgi gereksinimi de artacaktır.

Ülkemizde, Muhasebe Sistemi Genel Tebliği ile getirilen muhasebenin temel kavramları tebliğdeki gibi sıralanmış ve açıklanmıştır:


__________________
İyiliğe karşı şükrü, kötülüğe karşı direnmeyi de nasîb eyle.
YSS isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-02-2008, 01:38 PM   #2
 
YSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YSS
GENERAL






Bu kavram; mali tabloların, bu tablolardan yararlanacak kişi ve kuruluşların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde yeterli, açık ve anlaşılır olmasını anlatır.

Bu kavram gereğince raporlar üzerinde inceleme yapacak olanlara gerkli tüm bilgiler raporla birlikte verilmelidir. Örneğin; raporda sadece borç miktarının yazılı olması, işletmenin mali durumu hakkında yorum yapılabilmesi için yeterli değildir. Bu borçların vadelerinin de bilinmesi gerekir. Borç miktarı aynı olduğu halde, borcun büyük kısmı uzun vadeli olduğunda mali durumu çok iyi olarak nitelenen bir işletmenin; aksi durumda yani darboğazla karşı karşıya olduğu düşünülebilir.

2.8. DEĞİŞMEZLİK ( TUTARLILIK ) KAVRAMI:

Muhasebe bilgisini kullanan taraflar işletme ile ilgili kararlar verirken hem işletmenin dönemleri arasında hem de işletmeler arasında kıyaslamalar yaparlar. Bu nedenle karşılaştırılabilirlik, benzerliklerin ve farklılıkların elde edilebilmesine olanak tanıyan önemli bir niteliktir. Muhasebe bilgisinin dönemler arası karşılaştırılabilirliği sağlamak için değişmezlik kavramı kabul edilmiştir. Değişmezlik kavramı, belirli bir muhasebe kişisinin muhasebe uygulama ve prosedürlerinin zaman içinde tutarlılıkla uygulanmasını vurgular. Diğer bir ifade ile, muhasebenin, amaçlarına ulaşabilmesi için her dönem bağlı kaldığı ilke ve usuller aynı olmalıdır. Çünkü karşılaştırılabilir olmadığında fark yeterince tanımlayıcı ve yararlı olmayacaktır.

Bu kavrama en çok raporların analizi ve yorumlanması sırasında gereksinim vardır. Muhasebe kayıtlarında bir önceki dönemden farklı usuller uygulanması halinde, bu kayıtların birer sonucu olan finansal raporlar yanıltıcı karşılaştırmalara yol açar. örneğin, bilançonun sınıflandırılmasında bir sınıfa dahil edilmiş bir unsurun ertesi dönem başka bir düşünce ile ayrı bir sınıfa dahil edilmesinin yaratacağı farklı durum iki dönemin raporları karşılaştırılırken yanlış fikirler elde edilmesine yol açar. o kadar ki aynı işletmenin, iki ayrı döneme ait faaliyetinin niteliği ve büyüklüğüaynı olsa bile uygulanan muhasebe yöntemlerinin farklı olması nedeniyle sonuçlar birbirinden çok farklı gözükebilir. Ancak, bu işletmenin benimsediği yöntemlerden hiçbir şekilde ayrılmayacağı anlamına da gelmez. Gerektiğinde değişme yapılabilir; fakat bu değişmenin ne şekilde olduğu ve ne tür bir etki yarattığı belirtilmelidir.

Tutarlılık kavramı; muhasebe uygulamaları için seçilen muhasebe politikalarının, birbirini izleyen dönemlerde değiştirilmeden uygulanması gereğini anlatır. İşletmelerin mali durumunun, faaliyet sonuçlarının ve bunlara ilişkin yorumların karşılaştırılabilir olması bu kavramın amacını oluşturur.

Tutarlılık kavramı, benzer olay ve işlemlerde kayıt düzenleri ile değerleme ölçülerinin değişmezliğini ve mali tablolarda biçim ve içerik yönünden tekdüzeni öngörür.

Geçerli nedenlerin bulunduğu durumlarda, uygulanan muhasebe politikaları değiştirilebilir. Ancak bu değişikliklerin ve bunların parasal etkilerinin açıklanması gerekir. Örneğin; maliyet uygulamasında bir değişiklik yapmak durumunda kalan işletme, bu değişikliğin stoklara ve satışların maliyetine yaptığı etkiyi bilanço ve gelir tablosu dipnotlarında açıklamalıdır.

2.9. VERİLERİN GÜVENLİ OLMASI (TARAFSIZLIK VE BELGELENDİRME ) KAVRAMI:

Muhasebe verilerinin güvenilirliği, işletmenin dış taraflarla arasındaki işlemlerin belgesel kanıtlarının yüksek derecede doğrulanabilir olmasından daha fazlasına dayanır. Hasılat ve giderlerin dönemlere dağıtılması gibi iç yargıların; ilgili gerçekleri ve durumları yansıtması için nitelikli elemanlar tarafından yürütülen bir iç kontrol sistemi gereklidir. Muhasebe verilerinim güvenilir olması işletmenin iç kontrolü ile mümkündür. Verilerin güvenilir olması kavramı objektiflik kavramını kapsar. Objektiflik dar tanımına göre, gözlemleyenlerden bağımsız ve dış faktörlerin varlığına dayandırılmaktan çok daha gerçekçi bir şekilde gözlemciler arasındaki bir fikir birliğidir. Geniş tanımına göre, tarafsız olunduğu vurgulanarak objektiflik, bir ölçümü destekleyen kanıtları, seçilen yöntemdeki taraf olma sorununu ve ölçümün muhasebe amaçlarını karşılamadaki uygunluğunu kapsar.

Sosyal sorumluluk kavramınıngereği gibi yerine getirilebilmesi için muhasebe kayıtlarının gerçek durumunu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması gerekir. Bu kavram, örneğin; bir mal alınışında ambar memurunun ifadesi yerine, satıcının faturasına ve ambar fişine dayanılarak muhasebeleştirme yapılması gereğini anlatır. Bu kavram gereğince muhasebe kayıtlarının dayanağı beyan, tahmin gibi öznel öğeler yerine, fatura, makbuz, senet, bordro gibi nesnel belgeler olmalıdır. Bu kavram, muhasebe kayıtlarına esas alınacak yöntemlerin seçilmesinde tarafsız ve önyargısız davranılmasınıda anlatır.

Özetle , işletmeyle ilgili çeşitli grupların çıkarlarını hakkaniyet ölçülerine uygun şekilde dengelemek üzere, muhasebe objektif gerçekleri yansıtan her zaman ispatlanabilen ve güvenilen belgelere dayanmalıdır.

2.10. İHTİYATLILIK ( TEMKİNLİ OLMA ) KAVRAMI:

“Temkinli ol!” uyarısı doğrudan doğruya muhasebecilere yöneltilmiş ve onlara uygulama anı ve sonrasında bilinçli, dikkatli ve özenli davranmaları,
Satışların, hasılatın ve gelirin saptanması konusunda herhangi bir tahminde bulunmamaları,
İşletmenin tüm borç ve zararlarını saptamaları ve kayıtlamaları
gereğini hatırlatmıştır.

Bu kavram muhasebe olaylarında temkinli davranılması, tarafsız bir muhakeme ile işletmenin karşılaşabileceği risklerin ve belirsizliklerin göz önünde tutulması gereğinş anlatır. Bu kavram gereğince; bir gelir ancak gerçekleştikten sonra işletmenin gelirleri arasına katılırken, gider ve zararlar kesinleşmese de ortaya çıktıklarında işletmenin sonuç hesaplarında gider ve zararların arasına katılır, yani işletmenin karından düşülür.

2.11. ÖNEMLİLİK KAVRAMI:

Muhasebe ve denetim literatüründe önemliliğin kesin tanımı yapılmamaktadır. Çünkü önemlilik, bahse konu olan herhangi bir problemin çözümünde o problemi çevreleyen şartların ışığı altında hüküm verilecek bir meseledir. Bu bakımdan muhasebecinin önemli olmayanı ayırabilmesi için ancak genel bir tanım yapılabilir.

Bir durum, bir olay veya unsurun, içinde bulunduğu zaman yönünden, açıklanması veya bir yöntem olarak kullanılması hükme tesir edecekse veya hükümde bir fark yaratacaksa o durum, o olay veya unsur önemlidir.

Yatırım ve diğer kararlar için ilgili olan finansal bilgiler genellikle önemli derecede detaylı olarak hazırlanabilir. Çok fazla bilgi tıpkı çok az bilgi gibi yanıltıcı olabilir. Eğer çok fazla bilgi gösterilirse, ilgili hususlar gömülür ve okuyucu kararlarını yetersiz bilgilere dayandırmış olur.

Muhasebecinin finansal raporlamadaki sorumluluklarından biri bu bilgi yığınını, raporları kullanacaklar için anlamlı hale getirecek şekilde özetlemektir. Böylece önemlilik, nelerin açıklanacağı üzerine bir sınırlamadır. Bir bakıma, önemlilik belirli kullanıcıların büyük detay yığını kullanma imkansızlığının ortaya çıkardığı bir zorunluluk olarak görülür.

Önemliliği etkileyen iki faktör vardır:
Bir unsurun rapordaki önemli sayısal büyüklüklere oranla hacmi (büyüklüğü),
Ele alınan unsurun yapısı .


2.12. ÖZÜN ÖNCELİĞİ KAVRAMI:

Bu kavram gereğince işlemlerin muhasebeye yansıtılmasında onların biçimlerinden önce finansal özellikleri ve işletme için ifade ettiği gerçek göz önünde tutulur. Genel olarak işlemlerin biçimleriyle özleri arasında bir paralellik olmakla birlikte bazı durumlarda farklılıklar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda özün önceliği esastır. Örneğin; finansal kiralamanın bazı şekillerinde kiracı gerçekte o varlığın mülkiyetine sahip olmasa dahi onu kiralanmış mülk olarak varlıkları arasında gösterir. Çünkü bu tür kiralamalar özde kiracıya o mülke sahip işletmelerin sahip olduğu hakların neredeyse aynısını sağlamaktadır. Bu nedenle öz yasal şeklin önüne geçmektedir.

3. GENEL KABUL GÖRMÜŞ MUHASEBE İLKELERİ


İlke uyulması gereken kuraldır. Muhasebe ilkeleri, belli bir andaki muhasebe uygulamasını kapsayan ve uyulması gerektiği genel kabul görmüş olan muhasebe yöntem ve usulleridir. Başka bir tanım vermek gerekirse, bu ilkeler muhasebe tecrübeleriyle gelişmiş yada yetkili bir kurum tarafından belirlenmiş muhasebe standartlarıdır.

Bu ilkeler 2 no’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde “ Temel Mali Tabloların Düzenlenme İlkeleri “ , Devlet Planlama Teşkilatının “ Muhasebenin Temel Kavramları Ve Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri ” isimli yayınında “ Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensipleri “ olarak isimlendirilmiştir.
Her muhasebe dönemi sonunda, o muhasebe dönemiyle ilgili faaliyetleri özetleyen, gelir tablosu ve bilanço olmak üzere iki temel finansal tablo düzenlenir. Muhasebe ilkeleri bu iki temel finansal tablo esas alınarak iki ana gruba ayrılır :

Gelir tablosu ilkeleri
Bilanço ilkeleri

Bu ayırım 1-5 no’lu Muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ değişikliklerini içeren son tebliğe göre yapılmıştır.

3.1. GELİR ( KAR – ZARAR ) TABLOSU İLKELERİ :

Bu ilkelere, gelir ve gider ilkeleride denilmektedir. Gelir tablosu ilkelerinin amacı; satışlar, hasılat, gelir, satışların maliyeti, giderler, kar ve zararla ilgili hesapların belli bir dönem veya dönemlere ait işletme faaliyeti sonuçlarını sınıflandırılmış ve doğru olarak göstermesini sağlamaktır.

Bütün satışlar, gelir ve karlar ile maliyet, gider ve zararlar brüt tutarları üzerinden gösterilirler ve hiçbir satış, gelir ve kar kalemi bir maliyet, gider ve zarar kalemi ile tamamen veya kısmen karşılaştırılmak suretiyle gelir tablosu kapsamından çıkarılamaz.
Gelir tablosu ile ilgili genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri aşağıdaki gibidir :

Gerçekleşmemiş satışlar, gelir ve karlar gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi veya gerçek tutarından daha fazla veya az gösterilmemelidir. Aynı şekilde, her döneme ait faaliyet sonuçlarının doğru olarak gösterilebilmesi için dönem veya dönemlerin başında ve sonunda doğru hesap kesimi işlemleri yapılmalıdır.
Belli bir dönemin satılan malla maliyeti ve giderleri, o dönemin satışları ve hasılatı ile karşılıştırılmalıdır. Bu durumun sağlanabilmesi için de belli dönem veya dönemlerin başında ve sonunda stoklar, borçlar, maliyet ve giderlere ait hesap kesiminin doğru olarak yapılması gerekir.
Maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile özel tükenmeye tabi varlıklar için uygun amortisman, itfa ve tükenme payları ayrılmalıdır.
Maliyetler, ilgili gider grupları arasında uygun bir şekilde dağıtılmalıdır. Maliyetlerden direkt olanları doğrudan doğruya, birden fazla faaliyeti ilgilendirenleri, niteliklerine uygun dağıtım esaslarına göre dağıtılmalıdırlar.
Arızi ve olağanüstü niteliğe sahip kar ve zararlar, meydan geldikleri dönemde tahakkuk ettirilmeli, fakat normal faaliyet sonuçlarından ayrı olarak gösterilmelidir.
Bütün kar ve zararlardan, önceki dönemlerin mali tablolarında düzeltme yapılamsını gerektirecek büyüklük ve nitelikler dışında kalanlar, dönemin gelir tablosunda gösterilmelidir.
Karşılıklar, işletmenin karını keyfi bir şekilde azaltmak veya bir döneme ait karı diğer döneme aktarmak amacıyla kullanılmamalıdır.
Dönem sonuçlarının tespiti ile ilgili olarak uygulanagelen değerleme esasları ve maliyet yöntemlerinde bir değişiklik yapıldığı takdirde, bu değişikliğin etkileri açıkça belirtilmelidir.
Bilanço tarihinde var olan ve sonucu belirsiz bir veya birkaç olayın gelecekte ortaya çıkıp çıkmamasına bağlı durumları ifade eden, şarta bağlı olaylardan kaynaklanan, makul bir şekilde gerçeğe yakın olarak tahmin edilebilen gider ve zararlar, tahakkuk ettirilerek gelir tablosuna yansıtılır, şarta bağlı gelir ve karlar için ise gerçekleşme ihtimali yüksek de olsa herhangi bir tahakkuk işlemi yapılmaz; dipnotlarda açıklama yapılır.

3.2. BİLANÇO İLKELERİ :

Bilançolarda; varlıklar, yabancı kaynaklar ve öz kaynaklar olmak üzere üç ana hesap grubu bulunur. Bilanço ilkeleri de bu üç ana hesap grubuna uygun olarak üç ana başlık altında incelenmektedir :

Varlıklarla ilgili ilkeler
Yabancı kaynaklarla ilgili ilkeler
Öz kaynaklarla ilgili ilkeler

3.2.1. VARLIKLARLA İLGİLİ İLKELER:

Varlıklarla ilgili ilkelerin amacı; işletmenin sahip olmuş olduğu varlıkların doğru bir şekilde kaydedilip, işletmenin finansal durumunu açıklıkla ortaya konmasını sağlamaktır. Varlıklarla ilgili genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri aşağıdaki gibidir :

İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde paraya dönüşebilecek varlıklar, bilançoda dönen varlıklar grubu içerisinde gösterilir.
İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde paraya dönüşemeyen hizmetlerinden bir hesap döneminden daha uzun süre yararlanılan uzun vadeli varlıkları, bilançoda duran varlıklar grubu içinde gösterilir. Dönem sonu bilanço gününde bu grupta yer alan hesapların vadeleri bir yılın altında kalanlar dönen varlıklar grubunda ilgili hesaplara aktarılır.
Bilanço varlıkları, bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleriyle gösterebilmek için, varlıklardaki değer düşüklüklerini göstererek karşılıkların ayrılması zorunludur.
Dönen varlıklar grubu içinde yer alan menkul kıymetler, alacaklar, stoklar ve diğer dönen varlıklar içindeki ilgili kalemler için yapılacak değerleme sonucu gerekli durumlarda uygun karşılıklar ayrılır.
Bu ilke duran varlıklar grubunda yer alan alacaklar, bağlı menkul kıymetler, iştirakler, bağlı ortaklıklar ve diğer duran varlıklardaki ilgili kalemler için de geçerlidir
Gelecek dönemlere ait olarak önceden ödenen giderler ile cari dönemde tahakkuk eden ancak, gelecek dönemlerde tahsil edilecek olan gelirler kayıt ve tespit edilmeli ve bilençoda ayrıca gösterilmelidir.
Dönen ve duran varlıklar grubunda yer alan ancak senetlerini, bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek için reeskont işlemleri yapılmalıdır.
Bilançoda duran varlıklar grubunda yer alan maddi duran varlıklar ile maddi olmayan duran varlıkların maliyetlerini çeşitli dönem maliyetlerine yüklemek amacıyla, her dönem ayrılan amortismanların birikmiş tutarları ayrıca bilançoda gösterilmelidir.
duran varlıklar grubunda yer alan özel tükenmeye tabi varlıkların maliyetlerini çeşitli dönem maliyetlerine yüklemek amacıyla, her dönem ayrılan tükenme paylarının birikmiş tutarları ayrıca bilançoda gösterilmelidir.
Bilançoda dönen ve duran varlıklar gruplarında yer alan alacaklar, menkul kıymetler, bağlı menkul kıymetler ve diğer ilgili hesaplardan ve yükümlülüklerden işletmenin sermaye ve yönetim bakımından ilişkili bulunduğu ortaklara, personele, iştiraklere ve bağlı ortaklıklara ait olan tur-tarlarının ayrı gösterilmesi temel ilkedir.
Tutarları kesinlikle saptanamayan alacaklar için herhangi bir tahkkuk işlemi yapılmaz. Bu tür alacaklar bilanço dipnot veya eklerinde gösterilir.
Verilen rehin, ipotek ve bilanço kapsamında yer almayan diğer teminatların özellikleri ve kapsamları bilanço dipnot veya eklerinde açıkça belirtilmelidir.
Bu ilke, alınan rehin, ipotek ve bilanço kapsamında yer almayan diğer teminatlar içinde geçerlidir.
Ayrıca işletme varlıkları ile ilgili toplam sigorta tutarlarının da bilanço dipnot veya eklerinde açıkça gösterilmesi gerekmektedir.

3.2.2. YABANCI KAYNAKLARLA İLGİLİ İLKELER:

Yabancı kaynaklarla ilgili ilkelerin amacı; işletmenin tüm yabancı kaynaklarının, işletmenin mali durumunu uygun biçimde ve açıkça gösterecek şekilde kaydedilmesi ve saptanmasıdır. Yabancı kaynaklarla ilgili genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri aşağıdaki gibidir :

İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde vadesi gelen borçları, bilançoda kısa vadeli yabancı kaynaklar grubu içinde gösterilir.
İşletmenin bir yıl veya normal faaliyet dönemi içinde vadesi gelmemiş borçları, bilançoda uzun vadeli yabancı kaynaklar grubu içinde gösterilir. Dönem sonu bilanço gününde bu grupta yer alan hesaplardan vadeleri bir yılın altında kanlan kısa vadeli yabancı kaynaklar grubundaki ilgili hesaplara aktarılır.
Tutarları kesinlikle saptanamayanları veya durumları tartışmalı olanları da içermek üzere, işletmenin bilinen ve tutarları uygun olarak tahmin edilebilen bütün yabacı kaynakları kayıt ve tespit edilmeli ve bilançoda gösterilmelidir. İşletmenin bilinen ancak tutarları uygun olarak tahmin edilemeyen durumları da bilançonun dipnotlarında açık olarak belirtilmelidir.
Gelecek dönemlere ait olarak önceden tahsil edilen hasılat ile cari dönemde tahakkuk eden ancak, gelecek dönemlerde ödenecek olan giderler kayıt ve tespit edilmeli ve bilançoda ayrıca gösterilmelidir.
Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar grubunda yer alan borç senetlerini bilanço tarihindeki gerçeğe uygun değerleri ile gösterebilmek için reeskont işlemleri yapılmalıdır.
Bilançonun kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar gruplarında yer alan borçlar, alınan avanslar ve diğer ilgili hesaplardan işletmenin sermaye ve yönetim bakımından ilgili bulunduğu ortaklara, personele, iştiraklere ve bağlı ortaklıklara ait olan tutarlarının ayrı gösterilmesi temel ilkedir.



3.2.3. ÖZ KAYNAKLARLA İLGİLİ İLKELER:

Öz kaynaklarla ilgili ilkelerin amacı; öz kaynağı oluşturan öğeleriğn anlamlı ve dönemden döneme ortaya çıkan değişmelerin kümülatif olarak aksettirilmeini sağlayacak biçimde muhasebeleştirilmesini sağlamaktır. Öz kaynaklarla ilgili genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri aşağıdaki gibidir :

İşletme sahibi veya ortaklarının sahip veya ortak sıfatıyla işletme varlıkları üzerindeki hakları öz kaynaklar grubunu oluşturur.
İşletmenin bilanço tarihinde ödenmiş sermayesi ile işletme faaliyetleri sonucu oluşup, çeşitli adlar altında işletmede bırakılan karları ile dönem net karı ( zararı ) bilançoda öz kaynaklar grubu içinde gösterilir.
İşletmenin ödenmiş sermayesi bilançonun kapsamı içindeki tek bir kalem olarak gösterilir. Ancak esas özellikleri farklı hisse gruplarına ayrılmış bulunuyorsa, esas sermaye hesapları her grubun haklarını kar ve tasfiye paylarının dağıtımında sahip olabilecekleri özellikleri ve diğer önemli özellikleri yansıtacak biçimde bilançonun dipnotlarında gösterilmelidir.
İşletmenin hissedarları tarafından yatırılan sermayenin devam ettirilmesi gerekir. İşletmede bir zararın ortaya çıkması, herhengi bir nedenle öz kaynaklarda meydana gelen azalmalar; hem dönemsel, hem de kümülatif olarak izlenmeli ve kaydedilmelidir.
Öz kaynakların bilançoda net olarak gösterilmesi için geçmiş yıllar zararları ile dönem zararı, özkaynaklar grubunda indirim kalemleri olarak yer alır.
Öz kaynaklar; ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kar yedekleri, geçmiş yıllar karları ( zararları ) ve dönem net karından ( zararından ) oluşur. Kar yedekleri yasal, statü ve olağanüstü yedekler ile yedek niteliğindeki karşılıklar, özel fonlar gibi işletme faaliyetleri sonucu elde edilen karların dağıtılmamış kısmını içerir. Sermaye yedekleri ise, hisse senedi ihraç primleri, iptal edilen ortalık payları, yeniden değerleme değer artışları gibi kalemlerden meydana gelir. Sermaye yedekleri, gelir unsuru olarak gelir tablosuna aktarılamaz.




4. BİLANÇO VE GELİR TABLOLARI:

4.1. MALİ TABLOLAR:

Muhasebenin birinci işlevinin “işletmenin varlıkları, borçları ve sermayesi üzerinde değişme yaratan mali nitelikli işlemlerle ilgili bilgileri kaydetmek, sınıflandırmak ve özetlemek” olduğunu belirtmiştik. Muhasebe sistemi içerisinde mali nitelikli işlemlere ait bilgiler belgelendirilmek suretiyle toplanır ve kaydedilir. Bu bilgiler; konularına, içeriklerine ve ait oldukları dönemlere gibi bazı ölçütlere göre sınıflandırılırlar. Bir dönemde mali nitelikli çok sayıda işlem meydana gelir, bunların hepskaydedilir ve sınıflandırılır. Daha sonra bu çok sayıdaki bilgiler anlaşılabilir ve kullanılabilir bilgiler olarak çeşitli amaçlara cevap vermek üzere değişik tablolar şeklinde özetlenir. Bu tablolara MALİ TABLOLAR veya MALİ RAPORLAR denir.

Muhasebede özel yeri olan en önemli mali tablolar bilanço ve gelir tablosudur. Bunlar yanında bazı konulara ve amaçlara göre düzenlenen satışların mali tablosu, fon akım tabloları , nakit akım tablosu, kar dağıtım tablosu, öz kaynak değişim tablosu gibi değişik tablolar vardır.

Mali tabloların genel olarak amaçları şöyledir;

Yöneticiler, yatırımcılar, kredi verenler ve diğer ilgililer için karar almada yaralı bilgiler sağlamak
Varlıklar, kaynaklar ve bunlardaki değişiklikler ile işletme faaliyet sonuçları hakkında bilgiler sağlamak
Gelecekteki nakit akımlarını (para giriş çıkışlarını) değerlendirmede yararlı bilgiler sağlamak.

Mali tablolardan beklenen amaçların sağlanması için bu tabloların; anlaşılabilir, ihtiyaca uygun, güvenilir, karşılaştırılabilir ve zamanında düzenlenip sunulmuş olması gerekmektedir.
Bu aşamada, temel mali tablolar olan bilanço ve gelir tablosu üzerinde durulacaktır.

4.2. BİLANÇO:

Bilanço, konuya bakış açısından değişik biçimlerde tanımlanmaktadır. İçeriği göz önünde tutulduğunda: “bilanço; bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösteren tablodur” şeklinde tanımlanabilir.

Bir işletmenin varlıkları ile bu varlıkların sağlandığı kaynaklar arasında eşitlik olması doğaldır. Bu eşitlikten dolayı işletmenin kaynakları ile bu kaynakların kullanma yerini gösteren tabloya, terazi anlamındaki latince “bilanx” sözcüğünden gelen, bilanço adı verilmiştir.

Kısaca, bilanço, işletmenin varlıklarını ve bu varlıklar üzerindeki hakları gösteren bir tablodur. Diğer bir deyişle, işletme tarafından kullanılan faaliyet araçlarının değerleriyle , bu araçların elde edilmesi için yararlanılan kaynakları gösteren temel bir mali durum raporudur.

4.2.1. BİLAÇO EŞİTLİĞİ:

Bir kişinin servetini (yada bir işletmenin sermayesini) hesaplamak için varlıklarından borçlarını düşmek gerekmektedir. Bu işlem bir eşitlik halinde yazılabilir.
Varlıklar- Borçlar= Sermaye
Borçlar kalemi; eşitliğin sağ yanına aktarıldığında ;


eşitliği ortaya çıkar. Bu eşitliğe bilanço temel eşitliği yada muhasebe temel denklemi denir.

Eşitliğin sol yanı , sahip olunan varlıkları, sağ yanı ise bunların sermaye koyma yada borçlanma yoluyla karşılandığını anlatır.

Bilanço, bu eşitliğin bir çizelge haline getirilmiş şeklidir. Bu çizelgede eşitliğin sol yanında kalan bölüme aktif sağ yanında kalan bölüme de pasif denir. Başka bir söyleyişle, mevcutlar ve alacaklar aktifi, sermaye ve borçlar pasifi oluşturur.
Bilanço eşitliğindeki varlıklar, işletmenin sahip olduğu para, mal, makine , araç-gereç, alacaklar gibi iktisadi değerleri ifade eder. Sermaye, işletme sahibi veya sahiplerinin kuruluşta sermaye olarak koydukları değer ile bunun yanında faaliyetlerden elde edilen fakat işletme sahibine verilmeyip işletmede bırakılan karları içine alır. Borçlar ise , işletmenin bankalara, satıcılara, personele ve diğer üçüncü kişilere olan kısa ve uzun vadeli senetli ve senetsiz borçlarının toplamından oluşur.

Bilanço eşitliği belli bir tarihe göre bir tablo şeklinde gösterilebilir. Bu tablo bilanço olarak adlandırılır. Buna göre, bilanço eşitliğinin bir tablo şeklinde gösterilmesi bilanço olmaktadır.

VARLIKLAR = SERMAYE + BORÇLAR

AKTİF PASİF

Görüldüğü gibi varlıklar aktifi , sermaye ve borçlar pasifi oluşturmaktadır. Aktif kapsamı içindeki unsurlar işletmenin sahip olduğu değerlerdir. Pasif ise sahip olunan varlıklar üzerinde sermaye koyanlarla, işletmeye borç verenlerin haklarının tamamıdır.

4.2.2. BİLANÇONUN ŞEKLİ:

Bilançoda varlıklar genellikle temel eşitlikteki sıraya uyularak, varlıklar sol tarafta borçlar ve sermaye de sağ tarafta olmak üzere karşılıklı olarak sıralanır. Dolayısıyla taraflar (aktif- pasif) arasında toplam olarak eşitlik vardır. Bilanço bu unsurların belirli bir andaki durumunu gösterdiğinden bir tarih taşımalıdır. Ayrıca bilançonun kime ait olduğunu gösterecek bir ifadeye gerek vardır. Bu açıklamalar bir arada dikkate alındığında bilançonun şekli aşağıda göründüğü gibi olacaktır;




Aktif .............İŞLETMESİ Pasif
..............Tarihli Bilanço

ş
ş

ı
............... ...............


Şekil 4.2.2.1 : Bilanço Örneği

4.2.3. BİLANÇONUN İÇERİĞİ:

Muhasebe uygulama genel tebliğinde belirtilen bilançoda varlıklar, “dönen varlıklar” ve “duran varlıklar” olarak iki gruba ayrılmıştır. Dönen varlıklar grubunda bir yıl yada işletmenin normal faaliyet dönemi içersinde paraya çevrileceği veya kullanılacağı tahmin edilen varlıklar toplanır. Duran varlıklarda ise normal şartlar altında bir yıl içerisinde elden çıkarılması düşünülmeyen veya yararları bir yılda tükenmeyecek olan varlıklar yeralır.

Kaynaklar , kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklarla ve özkaynaklardan oluşur. Kısa vadeli yabancı kaynaklar bir yıl içinde ödenmesi gereken; uzun vadeli yabancı kaynaklar ise bir yıldan sonra ödenecek olan borçlardan oluşur. Öz kaynaklar ise işletme sahip veya ortakları tarafından işletmeye kişiliğine tahsis edilmiş kaynakları oluşturur.

Ayrıntılı bilançoda yer alan kalemlerin gruplama ve sıralaması aşağıdaki gibidir;
AKTİF

I. DÖNEN VARLIKLAR

A-) HAZIR DEĞERLER

1- Kasa
2- Alınan Çekler
3- Bankalar
4- Verilen Çekler Ve Ödeme Emirleri
5- Diğer Hazir Değerler

__________________
İyiliğe karşı şükrü, kötülüğe karşı direnmeyi de nasîb eyle.
YSS isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-02-2008, 01:40 PM   #3
 
YSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YSS
GENERAL






B-) MENKUL KIYMETLER

1- Hisse Senetleri
2- Özel Kesim Tahvil Senet Ve Bonoları
3- Kamu Kesimi Tahvil Senet Ve Ödeme Emirleri
4- Diğer Menkul Kiymetler
5- Menkul Kiymetler Değer Düşüklüğü Karşılığı

C-) TİCARİ ALACAKLAR

1- Alıcılar
2- Alacak Senetleri
3- Alacak Senetleri Reeskontu
4- Verilen Depozito Ve Teminatlar
5- Şüpheli Ticari Alacaklar
6- Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı

D-) DİĞER ALACAKLAR

1- Ortaklardan Alacaklar
2- İştiraklerden Alacaklar
3- Bağlı Ortaklardan Alacaklar
4- Personelden Alacaklar
5- Diğer Çeşitli Alacaklar
6- Diğer Alacak Senetleri Reeskontu

E-) STOKLAR

1- İlk Madde Ve Malzeme
2- Yari Mamuller-Üretim
3- Mamuller
4- Ticari Mallar
5- Diğer Stoklar
6- Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı
7- Verilen Sipariş Avansları

F-GELECEK AYLARA AİT GİDERLER VE GELİR TAHAKKUKLARI

1- Gelecek Aylara Ait Giderler
2- Gelir Tahakkukları

G-DİĞER DÖNEN VARLIKLAR

1- İndirilecek Kdv
2- Diğer Kdv
3- Peşin Ödenen Vergiler Ve Fonlar
4- Personel Avansları
5-Sayım Ve Tessellüm Noksanları
6-Diğer Çeşitli Dönen Varlıklar
7-Diğer Dönen Varlıklar Karşılığı


II. DURAN VARLIKLAR

A-) TİCARİ ALACAKLAR

1- Alıcılar
2-Alacak Senetleri
3-Alacak Senetleri Reeskontu
4-Verilen Depozito Ve Teminatlar
5-Şüpheli Alacaklar Karşılığı

B-) DİĞER ALACAKLAR

1- Ortaklardan Alacaklar
2- İştiraklerden Alacaklar
3- Bağlı Ortaklardan Alacaklar
4- Personelden Alacaklar
5- Diğer Çeşitli Alacaklar
6- Diğer Alacak Senetleri Reeskontu
7-Şüpheli Alacaklar Karşılığı

C-) MALİ DURAN VARLIKLAR

1- Bağlı Menkul Kıymetler
2-Bağlı Menkul Kıymetler Değer Düşüklüğü Karşılığı
3-İştirakler
4-İştirakler Sermaye Taahhütleri
5-İştirakler Sermaye Payları Değer Düşüklüğü Karşılığı
6-Bağlı Ortaklıklar
7-Bağlı Ortaklıklar Sermaye Taahhütleri
8-Bağlı Ortaklıklar Sermaye Payları Değer Düşüklüğü Karşılığı
9-Diğer Mali Duran Varlıklar
10-Diğer Mali Varlıklar Değer Düşüklüğü Karşılığı

D-) MADDİ DURAN VARLIKLAR

1- Arazi Ve Arsalar
2-Yer Altı Ve Yer Üstü Düzenleri
3-Binalar
4-Tesis, Makine Ve Cihazlar
5-Taşıtlar
6-Demirbaşlar
7-Diğer Maddi Duran Varlıklar
8-Birikmiş Amortismanlar
9-Yapılmakta Olan Yatırımlar
10-Verilen Avanslar

E-) MADDİ OLMAYAN DURAN VARLIKLAR

1-Haklar
2-Şerefiye
3-Kuruluş Ve Örgütlenme Giderleri
4-Araştırma Ve Geliştirme Giderleri
5-Özel Giderler
6-Diğer Maddi Olmayan Duran Varlıklar
7-Birikmiş Amortismanlar
8-Verilen Avanslar


F-) ÖZEL TÜKENMEYE TABİ VARLIKLAR

1-Arama Giderleri
2-Hazırlık Ve Geliştirmme Giderleri
3-Diğer Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar
4-Birikmiş Tükenme Payları
5-Verilen Avanslar

G-) GELECEK YILLARA AİT GİDERLER VE GELİR TAHAKKUKLARI

1-Gelecek Yıllara Ait Giderler
2-Gelir Tahakkukları

H-) DİĞER DURAN VARLIKLAR

1-Gelecek Yıllarda İndirilecek Kdv
2-Diğer Kdv
3-Diğer Çeşitli Duran Varlıklar


PASİF

I. KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR

A-) MALİ BORÇALAR

1-Banka Kredileri
2-Uzun Vadeli Kredilerin Anapara Taksitleri ve Faizleri
3-Tahvil, Anapara, Borç,Taksit ve Faizleri
4-Çıkarılmış Bonolar Ve Senetler
5-Çıkarılmış Diğer Menkul Kıymetler
6-Menkul Kıymetler İhraç Farkı
7-Diğer Mali Borçlar

B-) TİCARİ BORÇLAR

1-Satıcılar
2-Borç Senetleri
3-Borç Senetleri Reeskontu
4-Alınan Depozito Ve Teminatlar
5-Diğer Ticari Borçlar

C-) DİĞER BORÇLAR

1-Ortaklara Borçlar
2-İştirakçilere Borçlar
3-Bağlı Ortaklıklar Borçlar
4-Personele Borçlar
5-Diğer Borç Senetleri Reeskontu
6-Diğer Çeşitli Borçlar

D-) ALINAN AVANSLAR

E-) ÖDENECEK VERGİ VE DİĞER YÜKÜMLÜLÜKLER

1-Ödenecek Vergi Ve Fonlar
2-Ödenecek Sosyal Güvenlik Kesintileri
3-Vadesi Geçmiş Ertelenmiş Veya Taksitlendirilmiş Vergi Ve Diğer Yükümlülükler
4-Ödenecek Diğer Yükümlülükler

F-) BORÇ VE GİDER KARŞILIKLARI

1-Dönem Karı Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülük Karşılıkları
2-Dönem Karının Peşin Ödenen Vergi ve Diğer Yükümlülükleri
3-Kıdem Tazmınatları Karşılığı
4-Diğer Borç Ve Gider Karşılıkları

G-) GELECEK AYLARA AİT GELİRLER VE GİDER TAHAKKUKLARI

1- Gelecek Aylar Ait Gelirler
2- Gider Tahakkukları

H-) DİĞER KISA VADELİ YABANCI KAYNAKLAR

1-Hesaplanan Kdv
2-Diğer Kdv
3-Sayım Ve Tesellüm Fazlaları
4-Diğer Çeşitli Yabancı Kaynaklar

II. UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR

A-) MALİ BORÇLAR

1-Banka Kredileri
2-Çıkarılmış Tahviller
3-Çıkarılmış Diğer Menkul Kıymetler
4-Menkul Kıymet İhraç Farkı
5-Diğer Mali Borçlar

B-) TİCARİ BORÇALAR

1-Satıcılar
2-Borç Senetleri
3-Borç Senetleri Reeskontu
4-Alınan Depozito Ve Teminatlar
5-Diğer Ticari Borçlar

C-) DİĞER BORÇLAR

1-Ortaklara Borçlar
2-İştiraklere Borçlar
3-Bağlı Ortaklıklara Borçlar
4-Diğer Borç Senetleri Reeskontu
5-Kamuya Olan Ertelenmiş Veya Taksitlendirilmiş Borçlar
6-Diğer Çeşitli Borçalar


D-) ALINAN AVANSLAR


E-) BORÇ VE GİDER KARŞILIKLARI

1-Kıdem Tazmınati Karşılığı
2-Diğer Borç Ve Gider Karşiliklari

F- ) GELECEK YILLARA AİT GELİR VE GİDERLER TAHAKKUKLARI

1-Gelecek Yıllara Ait Gelirler
2-Gider Tahakkuklar

G-) DİĞER UZUN VADELİ YABANCI KAYNAKLAR

1-Gelecek Yıllara Ertelenen veya Terkin Edilen Kdv.
2-Diğer Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar Toplamı

III. ÖZ KAYNAKLAR

A-) ÖDENMİŞ SERMAYE

1-Sermaye
2-Ödenmemiş Sermaye

B-) SERMAYE YEDEKLERİ

1-Hisse Senedi İhraç Pirimleri
2-Hisse Senedi İptal Karları
3-Maddi Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışlari
4-İştirakler Yeniden Değerleme Artışları
5-Diğer Sermaye Yedekleri

C-) KAR YEDEKLERİ

1-Yasal Yedekler
2-Yasal Yedekler
3-Olağanüstü Yedekler
4-Diğer Kar Yedekleri
5-Özel Fonlar
D-) GEÇMİŞ YILLAR KARLARI
E-) GEÇMİŞ YILLAR ZARARLARI
F-) DÖNEM NET KARI (ZARARI)


4.3. MALİ NİTELİKTEKİ İŞLEMLER VE BİLANÇO ÜZERİNDEKİ ETKİSİ:

4.3.1. MALİ NİTELİKLİ İŞLEMLER:

İşletmenin tüm faaliyetlerini meydana getiren olaylardan bazıları varlıkları, borçları, sermayeyi oluşturan unsurlarda para ile ifade edilebilen değişme yaratır, bazıları yaratmaz. Değişme yaratan olaylar “mali karekterdeki olaylar” dır. Muhasebe bu olaylarla ilgilenir. Dolayısıyla mali karekterdeki işlemlere “muhasebe işlemleri de denilmektedir.

Schattkee , Jensen, Bean, Accounting (Concepts and Uses) adlı kitaplarında “bir muhasebe işlemi bir işletmenin varlıkları ve kaynaklarının miktarına , yapısına ve kompozisyonuna tesir eden bir olaydır.”

Muhasebe işlemlerinin varlıklar,borçlar ve sermayede yaratacağı değişmeler,bilanço eşitliğini hiçbirzaman bozmaz.Mali nitelikteki işlemlerin yarattığı işlemlerin değişmelerin birbirini dengeleyen iki taraflı etkisi vardır.Bunu çeşitli örneklerle açıklamak mümkündür.

Peşin Mal Alışı: Varlıkların bir unsuru olan malın para ile satmak amacıyla mal alındığını varsayalım.Bu durumlarda varlıklardan para da bir azalma olurken,malda aynı büyüklükte bir artma olacaktır.Böylece varlıklar toplamı değişmeyecek,dolayısıyla eşitlik bozulmayacaktır.

Maliyetine Peşin Satış: Bir varlık unsuru olan malın maliyet değeri üzerinden peşin olarak satıldığını düşünelim. Malda meydana gelen azalma, parada meydana gelen artma ile varlıklar dengeye gelecektir. Bu durumda varlıklardan birinde artma, diğerinde aynı büyüklükte bir azalma meydana geldiği için varlıklar toplamında bir değişme olmayacağından eşitlik bozulmayacaktır.

Karlı Peşin Şatış: Bir varlık unsuru olan malın bu kez karlı satıldığını varsayalım. Bu durumda, paradaki artış maldaki azalmadan kar kadar fazla bir büyüklükte olacaktır. Kar işletme sahibinin hakkı olduğu için sermayeyi büyütecektir. Dolayısıyla varlıklar toplamında kar kadar bir artış olunca aynı zamanda aynı artış sermayede de meydana geldiğinden bilanço eşitliği bozulmayacaktır.

Zararlı Peşin Satış: Satışın zararlı yapılaması durumunda ise işletmeye çıkan maldan daha az para geleceğinden varlıklar toplamında zarar kadar bir azalma olacaktır. Aynı zamanda işletme sahibinin varlıklar üzerindeki haklarında zarar kadar bir azalma meydana geleceğinden sermayede de zarar büyüklüğünde bir azalma meydana gelecektir. Sonuçta eşitlik yine bozulmayacaktır.

Kredi ile Mal Alışı : Kredi ile mal alışı, malda bir artmaya neden olurken , borçlarda da aynı büyüklükte bir büyümeye neden olacaktır. Böylece varlıklardaki artış, borçlardaki eşit büyüklükte bir artış ile dengeye gelecektir.

Borç Ödemek: İşletme bir borcuna karşılık alacaklısına para ödediğinde; parada bir azalma olacak, ancak aynı zamanda borçlarda da aynı büyüklükte bir azalma meydana geleceğinden bilanço eşitliği bozulmamış olacaktır.

İşletmeye Ortak Olmak: İşletmenin borçlu olduğu diğer bir deyişle işletmeden alacaklı olan bir kişinin işletmeye ortak olmak istediğini ve bu isteğinin kabul edildiğini varsayalım. Bu durumda kişinin işletmeden olan alacağı sermaye payına dönüşür. Dolayısıyla borçlardaki azalma kadar sermayede çoğalma olacaktır. Dolayısıyla borçlardaki azalma kadar sermayede çoğalma olacaktır. Sonuçta bilanço eşitliği yine sağlanacaktır.

Yukarıda sıralanan örnekler,bilanço eşitliğini oluşturan varlıklar,sermaye ve borçlarda değişme yaratan mali nitelikteki işlemlerin etkilerinin şu şekilde ortaya çıktığını göstermektedir.

Aktif ( varlıklar ) ve pasif ( sermaye ve borçlar ) tarafların toplamları değişmeden aktif grubunu oluşturan unsurlardan birinin artması,diğerinin azalması
Aktif ve pasif tarafların toplamları değişmeden pasif grubunu oluşturan unsurlardan birinin artması,diğerinin azalması.
Hem aktif hemde pasifi oluşturan unsurlarda artış olması ve buna bağlı olarak bilanço eşitliğindeki her iki tarafın toplamının aynı büyüklükte azalması.
Hem aktif hem de pasifi oluşturan unsurlarda azalış olması ve buna bağlı olarak bilanço eşitliğindeki her iki tarafın toplamının aynı büyüklükte azalması.
Sonuç olarak işletmenin kendine öz kişiliği olduğu varsayımına dayandırılan bilanço temel eşitliğinin,işletme içinde oluşan ve bu eşitliğin unsurlarında değişme yaratan mali nitelikteki işlemlerle de bozulmadığı görülür.
Bu temel eşitlikten hareket ederek mali nitelikteki işlemlerin iki yanlı etkilerini kayda alan muhasebenin bugünkü kayıt şekli “iki yanlı kayıt temeline göre yürütülen muhasebe” veya “muzaaf muhasebe” denen kayıt sistemine dayanmaktadır. İnceleme konusu yapacağımız muhasebede bu anlamdaki muhasebedir.

4.3.2 MALİ NİTELİKTEKİ İŞLEMLERİN BİLANÇO ÜZERİNE ETKİSİ:

Açıklanan mali nitelikteki işlemler ve bu işlemlerin bilanço eşitliğinde yarattığı değişmeleri bu kez bilanço eşitliğinde ve bir bilanço üzerinde sayısal örneklerle görelim:

Onur Arda 1 Ocak tarihinde 1.000.000.000 TL. Para ve 2.500.000.000 TL: değerinde bir binayı sermaye olarak koymak suretiyle bir işyeri açmıştır.İşyerinin adı “ARDA BOYA” olup,boya alım satımı yapacaktır.İşyeri açma ile ilgili yasal işlemler yerine getirilerek “Arda Boya” işletmesi bir kişiliğe kavuşmuş ve faaliyete başlamıştır.

Arda Boya işletmesinin başlangıçtaki mali durumu 1 Ocak tarihli bilançosu ile şu şekilde saptanmıştır.( Bundan böyle kolaylık sağlamak amacıyla bilanço “T” şeklinde gösterilecektir):
Arda Boya İşl.
Aktif 1.1.19- Tarihli Bilançosu Pasif

Kasa ( Para ) 1.000.000.000 Sermaye 3.500.000.000
Bina 2.500.000.000


Aktif Toplamı 3.500.000.000 Pasif Toplamı 3.500.000.000


Yukarıdaki bilanço temel bilanço eşitliğini yansıtmakta olup,eşitlik aşağıdaki değerler itibarıla gösterilmektedir.

VARLIKLAR = SERMAYE + BORÇLAR
Kasa ( para ) + Bina = Sermaye + Borçlar
1.000.000.000 + 2.500.000.000 = 3.500.000.000 + 0


2. İşletme 150.000.000.lira değerinde mal ( boya ) almış ve bedelini ödemiştir.Buna göre bilanço şu şekilde olacaktır.

Kasa + Bina + Mal = Sermaye
850.000.000 + 2.500.000.000 + 150.000.000 = 3.500.000.000

Arda Boya İşletmesinin .....19-
AKTİF Tarihli Bilançosu PASİF
KASA 850.000.000 SERMAYE 3.500.000.000
BİNA 2.500.000.000
MAL 150.000.000



AKTİF TOPLAMI 3.500.000.000 PASİF TOPLAMI 3.500.000.000

Bu işlem aktifin kendi unsurlarında birinde ( parada ) azalma,diğerinde ( malda ) artama meydana getirmiştir.Dolayısıyla eşitlik bozulmamıştır.


3. İşletme boya toptancısı İzzet İz’den kredili olarak 100.000.000 lira değerinde mal almıştır.

Kasa + Bina + Mal = Sermaye + Borçlar
850.000.000 + 2.500.000.000 + 150.000.000 = 3.500.000.000 + 100.000.000


Arda Boya İşletmesinin .....19-
AKTİF Tarihli Bilançosu PASİF
KASA 850.000.000 SERMAYE 3.500.000.000
BİNA 2.500.000.000 BORÇLAR 100.000.000
MAL 250.000.000



AKTİF TOPLAMI 3.600.000.000 PASİF TOPLAMI 3.600.000.000


Bu işlem bir aktif unsurda (malda) 100. 000.000 lira tutarında bir artış yaratırken bir pasif unsurda (borçlarda) da aynı tutarda artışa neden olmuştur. Bunun sonucu olarak her iki tarafda da eşitlik korunmuştur.


4.İşletme 120.000.000 lira maliyetli malı kredili olarak 170.000.000liraya satmıştır.

Kasa + Bina + Mal + Alacaklar = Sermaye + Borçlar
850.000.000+2.500.000.000+130.000.000+170.000.000 = 3.550.000.000+100.000.000

Arda Boya İşletmesinin .....19-
AKTİF Tarihli Bilançosu PASİF
KASA 850.000.000 SERMAYE 3.550.000.000
BİNA 2.500.000.000 BORÇLAR 100.000.000
MAL 130.000.000
ALACAKLAR 170.000.000

AKTİF TOPLAMI 3.650.000.000 PASİF TOPLAMI 3.650.000.000



Bu işlem karlı bir satışı göstermektedir. Aktif bir unsur olan malda 120.000.000 lira tutarında azalma olurken, yine aktif bir unsur olan alacaklarda buna eşit olmayan 170.000.000 lira tutarında bir çoğalma olmuştur. Toplam aktiflerde çoğalma yaratan fark (50.000.000) işletme sahibinin hakkıdır. Dolayısıyla bu fark (kar) işletme sahibinin hakkını gösteren ve pasif unsur olan sermayeyi 50.000.000 lira artırmıştır. Sonuçta hem aktifte hemde pasifte aynı büyüklükte bir çoğalma olarak eşitlik bozulmamıştır.


5.Daha önce işletmeye kredi ile 100.000.000 lira değerinde mal satan İsmet İz İşletmesinin sahibi Onur arda ile anlaşarak 75.000.000 lira ile işletmeye ortak olmuş ve bu nedenle 100.000.000 liralıkalacağın 75.000.000 lirasını tahsil etmekten vazgeçmiştir.

Kasa + Bina + Mal + Alacaklar = Sermaye + Borçlar
850.000.000+2.500.000.000+130.000.000+170.000.000 = 3.625.000.000+25.000.000

Arda Boya İşletmesinin .....19-
AKTİF Tarihli Bilançosu PASİF
KASA 850.000.000 SERMAYE 3.625.000.000
BİNA 2.500.000.000 BORÇLAR 25.000.000
MAL 130.000.000
ALACAKLAR 170.000.000

AKTİF TOPLAMI 3.650.000.000 PASİF TOPLAMI 3.650.000.000
Bu işlem pasif unsurlardan sermaye ve borçlarda aynı büyüklükte, birinde 75.000.000 liralık artış yaratırken, diğerinde 75.000.000 liralık azalış yaratmış ve böylece eşitlik bozulmamıştır.


6 . İşletme 30.000.000 lira maliyetli malı peşin olarak 25.000.000 liraya satmıştır.

Kasa + Bina + Mal + Alacaklar = Sermaye + Borçlar
875.000.000+2.500.000.000+100.000.000+170.000.000 = 3.620.000.000+25.000.000

Arda Boya İşletmesinin .....19-
AKTİF Tarihli Bilançosu PASİF
KASA 875.000.000 SERMAYE 3.620.000.000
BİNA 2.500.000.000 BORÇLAR 25.000.000
MAL 100.000.000
ALACAKLAR 170.000.000

AKTİF TOPLAMI 3.645.000.000 PASİF TOPLAMI 3.645.000.000



Bu işlem zararlı bir satışı göstermektedir. Aktif bir unsur olan malda 30.000.000 lira tutarında azalma olurken, yine aktif bir unsur olan kasada buna eşit olmayan 25.000.000 değerinde bir çoğalma olmuştur. Toplam aktiflerde 5.000.000 lira tutarında azalma yaratan zarar, işletme sahibinin varlıklar üzerindeki hakkının 5.000.000 lira azalmasına neden olmuştur.

Arda Boya İşletmesinin dönem sonuna kadar yapmış olduğu işlemlerin sadece bunlar olduğunu işletmenin dönem sonu durumunu yukarıdaki son bilançodan yararlanarak şu şekilde belirleyebiliriz. İşletme sahibinin hakları sermayesinden başka faaliyetler elde edilen fakat işletme sahibine verilmeyip işletmede bırakılan karlara ve değer yükselmelerinin neden olduğu artışları da kapsaması durumunda “ÖZ SERMAYE” kavramı ile ifade edilir.


Bu durumda “Sermaye= Varlıklar- Borçlar” eşitliği aşağıdaki gibi yazılır.
ÖZ SERMAYE = VARLIKLAR – BORÇLAR
Dönem sonu öz sermaye 3.645.000.000 – 25.000.000 =3.620.000.000.
Dönem sonu öz sermaye ile dönem başı öz sermaye arasındaki fark bir işletmenin bir dönem boyu yapmış olduğu faaliyetlerin sonucunu gösterir.
Dönem Sonu Öz Sermaye – Dönem Başı Öz Sermaye = SONUÇ
Sonuç faaliyetlere göre dönem sonunda oluşan kar veya zarardır.
__________________
İyiliğe karşı şükrü, kötülüğe karşı direnmeyi de nasîb eyle.
YSS isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-02-2008, 01:40 PM   #4
 
YSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YSS
GENERAL






4.4 GELİR TABLOSU:

4.4.1 GELİR TABLOSUNUN TANIMI VE ŞEKLİ:

Gelir tablosu işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderlere ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği net karın veya dönem zararının brüt satışlardan başlayarak nasıl oluştuğunu gösteren bir tablodur.













Şekil 4.4.1: Gelir Tablosunun Şekli

4.4.2. BİLANÇONUN İÇERİĞİ:

İşletmenin faaliyetleri sonucunda istenen dönem sonu öz sermayesinin, dönem başı öz sermayesinde büyük olmasıdır. Ancak herzaman böyle olması mümkün olmaz; bazen dönem sonu öz sermayesi, dönem başındaki öz sermayeden küçük olur. Dolayısıyla faaliyetler sonucunda kar yada zarar oluşabilmektedir.

Kar, işletme sahipleri ve ortaklarının varlıklar üzerindeki haklarının (sermayenin artırılması dışında ) artışıdır. Buna göre kar, öz sermayenin artması zarar ise öz sermayenin azalması anlamındadır. Öz sermayedeki artış veya azalışların faaliyet sonuçlarından ileri gelmesi durumunda kar veya zarardan söz edilmektedir.

Kar veya zarar, işletmenin faaliyetleri sırasında sermayeyi arttırıcı ve azaltıcı (sermaye ilavesi veya sermaya azaltılması dışında) etkileri olan çok sayıdaki işlemin sonucudur. İşletmenin faaliyetleri sırasında yapılan ve sermayeyi arttırıcı etkisi olan işlemler “GELİR” ; sermayeyi azaltıcı olan işlemler “GİDER” olarak ifade edilir.

Gelir, genellikle varlık veya himet satışlarından ve faiz, kira gibi işlemlerden nakit para veya diğer varlıkların (aktiflerin) brüt tutarıdır. Diğer bir ifadeyle gelir, varlık veya hizmet satışlarından ve faiz, kira gibi işlemlerden sağlanan hasılattır.

Gider, gelir elde etmek amacıyla yapılan varlık (aktif) tükenmeleridir. Varlıklarda bir azalmayı ifade eder. Gelir ile gider arasındaki fark gelirler giderlerden fazla olduğunda kar, giderler gelirlerden fazla olduğunda zarar olarak adlandırılır. Bütün gelirler, giderler ve aralarındaki fark olan kar veya zarar bir arada ve kaynaklarına göre sınıflandırılmış bir şekilde gelir tablosunda gösterilir.

Gelirler ve giderler, gelir tablosunda ;

Brüt satış karı ( veya zararı) bölümü,
Faaliyet karı (veya zararı) bölümü,
Dönem karı (veya zararı) bölümü
şeklinde kaynaklarına göre sınıflandırılmış olarak üç bölümde gösterilir.

Brüt satış karı bölümü işletmenin iş hacmini, bu iş hacminin getirdiği satış gelirlerini, satışlarından yapılan indirimleri ve satılan malların maliyetini gösterir. Net satış hasılatı ile satılan malların maliyeti arasındaki fark brüt satış karıdır. Ancak bu, her zaman satışların karlı olacağı anlamına gelmez, bazen satış zararının da olacağı düşünülmelidir.
Faaliyet karı bölümünde, işletmenin faaliyetlerini yerine getirilmesi için yapılması gerekli olan; araştırma ve geliştirme giderleri, pazarlama giderleri, genel yönetim giderleri ve buna benzer diğer faaliyet giderleri gösterilir. Bu bölümde yeralan giderler brüt satış karından çıkarılarak işletme faaliyetlerinin sonucu olan faaliyet karı bulunur. Eğer faaliyet giderleri satışlardan elde edilen kardan büyükse sonuçta faaliyet zararı ortaya çıkacaktır.
Net kar bölümünde işletmenin faaliyet sonucuna etki eden, ancak ana faaliyet konusu ile ilgili olmayan olağandışı gelir ve giderler, örneğin; önceki dönem gelir ve karları, önceki dönem gider ve zararlar, çalışmayan kısım gider ve zararları gibi unsurlar yeralır.

5. HESAPLAR:

5.1. HESABIN TANIMI:

Her gün bir çok kıymet hareketinin söz konusu olduğu, bir işletmede; bu işlemler nedeniyle bilançonun çeşitli kalemlerinde oluşan artış ve eksilişlerin, önceki bölümde yapıldığı biçimde, bir tablo üzerinde izlenmesinin pratik olmadığı, hatta işlemler arttıkça böyle bir uygulamanın olanaksız hale geleceği açıktır.

Ticari işlemler sonucu işletmenin varlıklarında, borçlarında ve sermayesinde değişmeler olacaktır. Bundan önceki bölümlerde, ticari işlemlerin söz konusu etkilerinin temel muhasebe denklemi ve bilançolar yardımıyla nasıl izleneceği anlatılmıştır.

Teorik olarak, ticari işlemleri, her ticari işlemle birlikte yeni bir muhasebe denklemi veya yeni bir bilanço düzenleyerek takip etmek mümkündür. Bu gibi bir izah tarzı, çift taraflı kayıt tekniğinin daha kolay anlaşılması bakımından gereklidir. Ancak; bir günde dahi yüzlerce, hatta binlerce ticari işlemin ortaya çıktığı bir işletmede ticari işlemlerin her iki şekilde de takbi pratik olarak mümkün değildir. Bu nedenle muhasebede, ticari işelmlerin takibinde üçüncü ve daha rasyonel bir yolun bulunması zorunlu olmuştur. Muhasebede bu konuda gerekli imkanı hesaplar sağlamaktadır.

Hesap ticari işlemlerin uygun bir şekilde takibi yanında, bilgilerin sınıflandırılması görevini de yerine getirir. Başka bir ifade ile, hesapların her işlemin ilgili olduğu yerde toplanmasını sağlarlar. Mesala hesaplar yardımıyla, kasayı ilgilendiren işlemler bir yerde , malı ilgilendiren işlemler başka bir yerde toplanırlar.

Bir faaliyet döneminde yapılan yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca işlemi bilançolarla izlemek, her işlemden sonra tekrar tekrar bilanço düzenlemek hemen hemen olanaksızdır. Bunun yanında işlemleri konularına göre dönem başından dönem sonuna kadar topluca görmek ve izlemekre zordur.

Bilançado yeralan unsurların konuları ve özelliklerine göre önce bir yerde ayırmak ve bunlarda meydana gelen artış ve azalışları ayrı ayrı çizelgelerde (formlarda) izlemek ve bunları daha sonra topluca bilançoya yansıtmak, yukarıda belirtilen sakıncaları ortadan kaldıracaktadır. Bilanço içeriğini oluşturan ve her bir unsurda (varlıklar, sermaye ve borçlar çeşidinde) dönem içindeki işlemler nedeniyle meydana gelen artış ve azalışların kaydedildiği çizelgeye hesap denir.

Bu tanıma göre adına hesap dediğimiz çizelge; varlıklar, borçlar ve sermaye unsurlarının herbirini, varsa başlangıç durumunu, işlemlerin meydana getirdiği artışı ve azalışı ayrı ayrı gösterecektir. Ayrıca çizelge şeklindeki hesapta artış ve azalışların yazılması (kaydedilmesi) yanında artış yada azalış işleminin hangi işlemde meydana geldiği, meydana geliş tarihi ve nedenide belirtilirse belirsizlik ortadan kalkar ve böylelikle olayları kontrol olanağı yaratılmış olur.

5.2. HESABIN ŞEKLİ:

Bir hesabın sol yanına borçlu sağ yanına alacaklı taraf denir. Hesabın her iki yanında işlemin yapıldığı tarihin, işlmen niteliğinin ve para olarak ifadesinin kaydına ayrılmış sütunlar bulunur. Her hesabın hangi bilanço kalemine yada sonuç işlemine ayrılmış olduğunu gösteren bir adı bulunur. Örneğin, nakit hareketleri kasa hesabında, senetli alacaklar alacak senetleri hesabında izlenir.


Hesabın adı çizelgenin üzerine yazılır.

...............................................Hes abı

Tarih Açıklama Tutar Tarih Açıklama Tutar





Şekil 5.2.1: Açık Şekil Hesap Tablosu

Yukarıdaki hesap şekline açık şekil denir.

Tarih ve açıklama sütunları hem borç hem alacak işlemi için kullanılan, borç ve alacak tutarlarını yazmak için iki ayrı sütunu bulunan hesap tipine de kapalı şekil denir. Tarih ve açıklama sütunları hem borç hem de alacak için kullanıldığından bu şekle ortak kolonlu şekil de denmektedir.

...............................................Hes abı


Tarih
ı Tutar

Borç Alacak


Şekil 5.2.2: Kapalı Şekil Hesap Tablosu



Muhasebe kitaplarında, muhasebe öğretimi sırasında yada uygulamada hesaplar arasındaki ilişkilerin belirtildiği şemalarda zamandan ve yerden tasarrruf elde etmek amacıyla hesaplar açık şeklin sadece üst ve orta çizgisinden oluşan aşagıdaki gibi bir T simgesi ile gösterilir.

Kasa Hesabı








Şekil 5.2.3: “ T ” Simgesi


5.3. HESAPLARA İLŞKİN TERİMLER:

Hesaplar ile mali nitelikli işlemlerin hesaplara kaydedilmesi ve izlenmesine ilişkin şu terimler kullanılır:

5.3.1. Hesabın Borç ve Alacak Tarafları:
Hesabın (hesap çizelgesinin) sol tarafına “borç”, sağ tarafına “ alacak “ denir.

5.3.2. Borçlandırmak, Alacaklandırmak:
Hesaplar arasında ayrım yapmaksızın, herhangi bir hesabın sol tarafına (borç tarafına), kayıt yapma işlemine “hesabı borçlandırmak” ; sağ tarafına, (alacak tarafına), kayıt yapma işlemine “hesabı alacaklandırmak” denir.

5.3.3. Hesap Açmak:
Bir işlemin yarattığı etkiye göre ilgili hesabın borç yada alacak tarafına ilk kez yazılmasına hesap açmak denir.

5.3.4. Hesap Kalanı:
Bir hesabın borç ve alacak taraflarının toplamları arasındaki farka hesap kalanı denir. Borç tarafının toplamının alacak tarafının toplamından fazla olması durumunda “borç kalanından”, alacak tarafının toplamının borç tarafının toplamından fazla olması durumunda “alacak kalanı” ndan söz edilir.

5.3.5. Hesabın Kapalı Olması:
Hesap kalan vermez ise, yani borç ve alacak toplamları birbirine eşit olduğunda “hesap kapanmıştır” veya “hesap kapalıdır” şeklinde ifade edilir.

5.3.6. Aktif Hesaplar:
Varlıkların izlendiği ve borç kalanı veren hesaplardır. Bilançonun aktifini oluşturan varlık unsurlarına (kasa, mal, bina gibi varlık çeşitlerine) ait hesaplardır.

5.3.7. Pasif Hesaplar:
Sermaye ve borçların izlendiği ve alacak kalanı veren hesaplardır. Bilançonun pasifini oluşturan unsurlara ait hesaplardır.

5.4. HESAPLARIN İŞLEYİŞ KURALLARI:

Bilanço temel denkleminde, varlıkların eşitliğin sol, kaynakların ise sağ yanında yer aldığı belirtilmişti. Bu eşitliğin konumuna uygun olarak varlıklardaki artış için ilgili varlık hesabı borçlanır (Hesabın sol yanına kaydedilir) . buna karşılık kaynaklardaki artış için ilgili kaynak hesabı alacaklanır (Hesabın sağ yanına kaydedilir). Bunun gibi sermayede artış sonucunu veren gelir doğması işleminde ilgili gelir hesabı alacaklanır. Sermayede azalış sonucunu veren gider doğması işleminde ise ilgili gider hesabı borçlanır.

5.4.1. Varlık Hesapları:

Varlık hesapları işletmenin sahip olduğu mevcutlar ile alacakların izlendiği hesaplardır. Bu hesaplarda ilk kayıt ilgili hesabın borcuna yapılır.
Varlıklarda, yani mevcut ve alacaklarda bir artış olması halinde, söz konusu mevcut veya alacağın izlendiği hesap borçlanır. Örneğin; mal alış işleminde mal mevcudu arttığından, mal hesabı borçlandırılır.
Mevcut ve alacaklarda azalış olması halinde söz konusu mevcut ve alacağın izlendiği hesap alacaklanır. Örneğin, bankadaki paranın bir kısmının çekilmesi işleminde bankadaki parada azalma olacağından bankalar hesabı alacaklandırılır.

Varlık hesaplarının işleyişine ilişkin kural şöylece özetlenebilir:



5.4.2. Kaynak Hesapları:

Kaynak hesapları, işletmenin sahip olduğu varlıkların sağlandığı öz ve yabancı kaynaklardaki değişimlerin izlendiği hesaplardır. Kaynaklarla ilgili hesaplara ilk kayıt, ilgili hesabın alacağına yazılır.

Kaynaklarda, yani öz sermaye ve borçlarda bir artış olması halinde, söz konusu öz sermaye veya borcun izlendiği hesap alacaklandırılır. Örneğin, borç senedi imzalandığında ödenecek senetliborçlar artacağından borç senedi hesabı alacaklandırılır.

Öz sermaye veya borçlarda bir azalma olması halinde söz konusu öz sermaye veya borcun izlendiği hesap borçlanır. Örneğin, işletmeye konulan sermayede bir azaltma yapıldığında sermaye hesabı borçlandırılır.

Kaynak hesaplarının işleyişine ilişkin kural şöylece özetlenebilir:






Meseleyi daha açıklığa kavuşturmak amacı ile kasa hesabına ait bir misal verelim;
1) 1.1.1982 tarihinde bir şahıs bir işletme açmış ve sermaye olarak 250.000 lira koymuştur. Burada şöyle bir soru soracağız, sermayedarın verdiği parayı kim aldı? Kasa aldı, şu halde kasa hesabına borç kaydetmek gerekir.
2) 5.1.1982 tarihinde mal almak üzere kasadan 120.000 lira ödenmiştir. Bu parayı kim verdi? Kasa verdi, şu halde kasaya 120.000 lira alacak yazılmalıdır.
3) 10.1.1982 tarihinde möble almak için 5.000 lira ödenmiştir. Parayı kim verdi? Kasa verdi, şu halde kasa hesabının alacak tarafına kaydedilecektir.
4) 15.1.1982 tarihinde ticarethaneden mal alan bir şahıs malın bedeli olan 15.000 lirayı kasaya yatırmıştır. Parayı kim aldı? Kasa aldı, şu halde kasa hesabına borç kaydedilecektir.


KASA HESABI
BORÇ ALACAK
Tarih No Açıklama Lira Tarih No Açıklama Lira
1.1.1982

15.1.1982 1

4 Sermaye olarak yatırılan

Mal bedeli olarak tahsil olunan 250.000

15.000 5.1.1982

10.1.1982 2

3 Mal bedeli olarak ödenen

Demirbaş bedeli olarak ödenen 120.000

5.000


Yukarıda vermiş olduğumuz örnekte “alan hesap borçlu, veren hesap alacaklı” kuralını yalnız kasa hesabı cephesinden ele almıştık. Halbuki her işlem biri borçlu diğeri alacaklı olmak üzere en az iki hesabı ilgilendirmektedir. Örneğin peşin para ile mal satılması halinde müesseden mal çıkar , karşılığında müesseseye para girer. Bu işlemin iki hesaba birden kaydı icap etmektedir. Parayı kasa aldığı için kasa hesabına borç, malı mal hesabı verdiği için mal hesabına alacak kaydetmek gerekir. Şu halde her işlemde bir girişe karşılık aynı değerde bir çıkış vardır, ve netice olarakbir hesap borçlu olduğu zaman aynı değerde başka bir hesap alacaklı olmaktadır.

Şimdi yukarıda verdiğimiz örneğin diğer hesaplarla olan ilgisini de tetkik edelim.
1 numaralı işlemde, bir şahsın kurduğu işletmeye 250.000 lira para yatırdığını ve bu parayı kasa almış olduğu için kasa hesabına borç kaydı yapılmış olduğunu görmüştük. Şimdi de işlemin diğer cephesini ele alalım. Parayı kim yatırdı? Sermayeder, şu halde aynı zamanda sermayedarın hesabına da alacak kaydı yazmak icap etmektedir.


SERMAYE HESABI
BORÇ ALACAK
Tarih No Açıklama Lira Tarih No Açıklama Lira
1.1.1982 1

Kasaya yatırılan 250.000


2 numaralı işlemde, mal almak üzere 120.000 lira ödenmiş olduğu için bu kasanın alacağına kaydedildiğini görmüştük. Fakat bu parakasadan çıkarken diğer taraftan da ticarethaneye aynı değerde mal girişi olmuştur. Yani 120.000 liralık değeri kasa hesabı veriyor ve mal hesabı alıyor demektir. Şu halde 120.000 lirayı nasıl kasa hesabına alacak kaydetmişsek aynı zamanda mal hesabına da borç kaydetmemiz gerekmektedir.

4 numaralı işlemde ticarethaneden satılan mala karşılık kasaya 15.000 lira para girmiştir. Kısaca işletmeye para girmiş karşılığında mal çıkmıştır. Giren parayı kasa aldığından yukarıda kasa hesabına borç kaydetmiştik. Çıkan malı da mal hesabı vermiş olduğundan şimdi mal hesabına alacak yazmamız gerekir.
__________________
İyiliğe karşı şükrü, kötülüğe karşı direnmeyi de nasîb eyle.
YSS isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-02-2008, 01:41 PM   #5
 
YSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YSS
GENERAL






MAL HESABI
BORÇ ALACAK
Tarih No Açıklama Lira Tarih No Açıklama Lira
5.1.1982

2

Ahmet Toker’in Faturası

120.000

15.1.1982

4

Kemal Erdemin Faturası 15.000



3 numaralı işlemde mobilya almak üzere kasadan 5.000 lira ödenmiş buna karşılık işletmeye aynı değerde mobilya girmiştir. Parayı kasa verdiğinden kasaya alacak yazılmıştır. Mobilyayı alan demirbaş hesabı olduğundan demirbaş hesabına da borç kaydı yapılacaktır.


DEMİRBAŞ HESABI
BORÇ ALACAK
Tarih No Açıklama Lira Tarih No Açıklama Lira
10.1.1982

3 Arif Darcanın faturası 5.000

5.5. BİLANÇO HESAPLARININ İŞLEYİŞİ:

Mali nitelikli bir işlemin ilgili hesaba kaydında, hesabın hangi tarafının artışlar hangi tarafının azalışlar için kullanılacağının bilinmesi gerekir. Artış ve azalışların bir hesabın hangi tarafına yazılacağını (kaydedileceğini) o hesabın niteliği belli eder. Hesabın niteliğine de;
“VARLIKLAR = SERMAYE + BORÇLAR” bilanço eşitliği belirleyecektir.

Bilanço eşitliğinde, varlıklar eşitliğin sol tarafında, sermaye ve borçlar eşitliğin sağ tarafında yer aldığına göre;

Varlıklardaki artış için ilgili varlık hesabı borçlandırılır, azalış için alacaklandırılır.
Sermaye ve borçlardaki artış için sermaye ve borçlara ait hesaplar alacaklandırılır, azalış için borçlandırılır.

Varlıklar = Borçlar+ Sermaye (V=B+S) eşitliğinde yeralan hesapların borç ve alacak taraflarının kullanılması aşağıdaki gibi gösterilebilir.





Görüldüğü gibi varlıklar borçlar ve sermayeye ait hesaplar ile bilanço eşitliği dolayısıyla bilanço arasında doğal bir ilişki bulunmaktadır. Hesaplardaki artış ve azalışlar ile hesaplar ve bilanço arasındaki ilişki aşağıda sayısal örneklerle gösterilir.


İşlem 1: A işletmesi sahibinin sermaye olarak koyduğu 1.000.000.000 TL nakit para ile işe başlamıştır.

Bu işleme göre işletmenin bilanço eşitliği ve bunu ifade eden hesaplar şöyle olacaktır.
VARLIKLAR = SERMAYE
AKTİF = SERMAYE






Bilindiği gibi işletmeye tahsis edilen para , işletmenin varlığıdır ve kasa adı altında ifade edilir. İşletme sahiplerinin bu varlıklar üzerindeki haklarıda sermaye olarak adlandırılır. Kasa ve sermayeyi birer hesap olarak düşündüğümüzde bilanço eşitliğine paralel bir biçimde kasa hesabı ve sermaye hesabı ortaya çıkacaktır. İşletmeye para tahsis edildiği için kasada ve sermayede 1.000.000.000 TL artış olmuştur. Kayıt ilkesi gereğince aktif hesap olan kasa hesabı borçlandırılmış, pasif yapıda olan sermaye hesabı alacaklandırılmıştır. Hesap tutarlarının karşısındaki sayılar, işlem sayılarını göstermektedir.

İşlem 2: İşletme 100.000.000TL borç almıştır
VARLIKLAR=SERMAYE+BORÇLAR
AKTİF=PASİF






Bu işlemde hem aktif hemde pasif hesaplarda artış olmuştur. Bu artış nedeniyle aktif olan kasa hesabı borçlandırılmış pasif hesap olan borçlar hesabı alacaklandırılmıştır. İşlemlerin daha kolay anlaşılmasını sağlamak amacıyla, her işlem için hesapları simgeleyen “T” ler yeniden gösterilmektedir. Aslında her hesap bir kez açılır ve bütün işlemler sırasıyla hesaba yazılır.

İşlem 3: İşletme 50.000.000 TL lık peşin mal satın almıştır.











Bu işlemde bir aktif hesapta (Kasa hesabında) azalma olurken diğer aktif hesapta (mal hesabında) artış olmuştur. Aktif hesaplarda azalma için alacaklandırma kaydı yapıldığından, 50.000.000 lira kasa hesabının alacağına yazılmıştır. Malda meydana gelen artış, mal hesabının borcuna yazılarak kaydedilmiştir. Çünkü aktif hesaplarda meydana gelen artış için ilgili hesabın borcuna kayıt yapılır.

İşlem 4: İşletme, yaptığı bir hizmet karşılığında 15.000.000 lira almıştır.











Bu işlem bir gelir sağlandığını gösterir. Görülen hizmet karşılığı elde edilen para varlıkları (aktifi) artırır. Varlıkların artması nedeniyle işletmenin öz sermayesi de artar. Bu nedenle kasa hesabı borçlandırılmış sermaye hesabı alacaklandırılmıştır.

İşlem5 : İşletmede çalışanlara ücret olarak 10.000.000 lira ödenmiştir.













Bu son işlem bir giderin meydana geldiğini göstermektedir. İşletmenin gelir sayabilmek için çalıştırdıkları kişilere ödediği 10.000.000 lira, aktifte bir azalmaya, yani işletmeden para çıkmasına yol açmıştır. Aktifdeki bu azalma işletmenin öz sermayesini azaltır. Çünkü işletme sahiplerinin varlıklar(aktifler) üzerindeki hakları azalmaktadır. Bu nedenle kasa hesabı alacaklandırılırken, sermaye hesabı borçlandırılmıştır.

Döneme ait işlemlerin yukarıdakilerden ibaret olduğunu kabul edelim.
Dönem sonunda hesaplarından yararlanarak bilanço düzenlenir.

Kasa Hesabı + Mal Hesabı = Sermaye Hesabı +
__________________
İyiliğe karşı şükrü, kötülüğe karşı direnmeyi de nasîb eyle.
YSS isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-02-2008, 01:42 PM   #6
 
YSS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
YSS
GENERAL






Kasa Hesabı + Mal Hesabı = Sermaye Hesabı + Borçlar Hesabı
1.115.000.000 50.000.000 1.015.000.000 100.000.000
60.000.000 - 10.000.000 -
- - - -
1.055.000.000 50.000.000 1.005.000.000 100.000.000












Düzenlenen bilançoya bakıldığında bilançonun aktifini borç kalanı veren kasa ve mal; bilançonun pasifini alacak kalanı veren sermaye ve borçlar meydana getirmiştir. Dolayısıyla genel kural olarak; borç kalanı veren hesaplar bilançonun aktifini, alacak kalanı veren hesaplar bilançanun pasifini oluşturacaktır.

5.6. SERMAYEDEKİ DEĞİŞMELERİN GELİR VE GİDER HESAPLARINDA İZLENMESİ:

Bütün işlemler, varlıklar,borçlar ve sermaye hesaplarına kaydedilerek izlenebilir. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi işletmenin sermayesini artıran gelirler, sermaye hesabının alacağına, işletmenin sermayesini azaltan giderler sermaye hesabının borcuna yazılmıştır. İşletmenin öz sermayesini değiştiren(artıran, azaltan) çok sayıdaki işlem sadece sermaye hesabında izlenildiğinde, bu işlemlerin analiz ve gelir tablosunun hazırlanması kolay olmayacak, ayrıca sermaye tutarı sürekli değişeceğinden, sermayenin ilk tutarı ve bu tutarda meydana gelen değişmeler hakkında sağlıklı bilgi sahibi olunamaz.

Belirtilen nedenlerle işletmenin öz sermayesini etkileyen günlük işlemler için gelir (hasılat hesapları) ve gider hesapları diye adlandırılan sonuç hesapları kullanılır. Dolayısıyls sonuç hesapları, öz sermayedeki artış ve azalışları izlemekte kullanıldıklarından, sermaye hesabına paralel şekilde çalışır.

İşletme faaliyetlerine bağlı olarak bir gelir doğduğu zaman bu gelir sermayeyi artıracağından, ilgili gelir hesabının alacağına yazılır. Bir gider ortaya çıktığında ise, sermayede azalış olacağından bu gider ilgili gider hesabının borcuna yazılır.









Gelir yaratan işlemler uygun gelir hesaplarına kaydedilir. Örneğin ; faiz gelirleri hesabı, komisyon gelirleri hesabı, satışlar hesabı gibi gelir hesapları her zaman kalanı verirler. Dönem sonunda gelir hesaplarının toplamları yapılır, kalanları bulunur ve kalanlar gelir giderleri toplayaran “dönem karı veya zararı hesabı” na devredilir.









Gider işlemleri; genel yönetim giderleri hesabı, finansman giderleri hesabı gibi konusuna uygun adı taşıyan hesaplara kaydedilir. Gider hesapları daima borç kalanı verirler. Hesap döneminin sonunda bütün gider hesaplarının toplamları yapılır, kalanları bulunur ve kalanlar dönem karı ve ya zararı hesabına devredilir.

Dönem karı veya zararı hesabı işletmenin bir hesap dönemi içinde öz sermayesinde kar yada zarar şeklinde meydana gelen artış veya azalışın gösterildiği bir çizelgedir. Bu hesabın boş tarafı , hesap dönemi içinde meydana gelen bütün giderleri alacak tarafı ise bütün gelirleri gösterir.







Gelirler giderlerden daha fazla olduğunda, aradaki fark işletmenin net karını, giderlerin gelirlerden daha fazla olması halinde aradaki fark işletmenin zararını gösterir.

5.7. HESAPLARIN SINIFLANDIRILMASI:

İşletmede kullanılan hesaplar, muhasebenin temel mali tabloları olan bilanço ve gelir tablosunun oluşturulmasına yönelik olarak aşağıdaki gibi iki ana gruba ayrılır.

1) BİLANÇO HESAPLARI
(a) Varlık Hesapları
(b) Borç hesapları
(c) Öz sermaye hesapları

2) GELİR TABLOSU(SONUÇ) HESAPLARI
a) Gelir (Hasılat ) Hesapları
b) Gider Hesapları

Bilanço hesapları, görüldüğü gibi varlıkları, sermayeyi ve borçları yansıtan hesaplardır. Varlıklar = sermaye + borçlar şeklindeki bilanço eşitliğinin sol tarafına aktif , sağ tarafına pasif denildiği için varlık hesaplarına aktif hesaplar, borçlar ve sermaye hesaplarına da pasif hesaplar adı verilmektedir. İşletmenin faaliyeti sonucu ( kar veya zararı) oluşturan gelir ve giderler kendi adını taşıyan hesap gruplarında izlenir.



Hesaplar, yukarıdaki sınıflamanın yanında ayrıca mali nitelikli işlemlerin etkilerine bağlı olarak, kayıtlarının temel olup olmamasına göre de şu şekilde sınıflandırılabilir:

1) Asli Hesaplar
2) Düzenleyici Hesaplar
3) Geçici Hesaplar
4) Nazım Hesaplar

5.7.1. Asli Hesaplar:

Asli hesaplar, varlıklar, borçlar ve sermaye unsurlarını örneğin kasa, mal, bina, alacaklar, borçlar gibi unsurlar ile gelir ve giderleri doğrudan doğruya ifade eden hesaplardır.
5.7.2. Düzenleyici Hesaplar:

Düzenleyici hesaplar asli hesapları etkileyen ve asli hesapların temsil ettiği aktif ve pasif değerlerin gerçek değerleriyle gösterilmesini sağlamak için kullanılan hesaplardır. Bunlar ;

Aktifi düzenleyici hesaplar
Pasifi düzenleyici hesaplar

olarak ikiye ayrılır.

Aktif değerlerden birinde düzenleme etkisi yaratmak amacı için kullanılacak hesap pasif nitelikli pasif değerlerden birinde düzenleme etkisi yaratmak amacı için kullanılacak hesap, aktif nitelikli olacaktır.

5.7.3. Geçici Hesaplar:

Geçici hesaplar, tamamlanmayan işlemler ve belirli bir süre için veya bir konu için kullanılan hesaplardır.


5.7.4. Nazım Hesaplar:

Nazım hesaplar, varlıklarda borçlarda ve sermayede artış veya azalış yaratmayan ancak işletme yönetimi ve diğer ilgililer tarafından bilinmesi ve izlenmesi gereken işlemlere ait hesaplardır. Bu hesaplar, bilançonun hem aktifinde hem de pasifinde aynı ad ile karşılıklı olarak yer alırlar.
__________________
İyiliğe karşı şükrü, kötülüğe karşı direnmeyi de nasîb eyle.
YSS isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Muhasebe Nedİr Mesut SAHIN Uygulama & Döküman 0 28-02-2007 04:02 PM

Aradığınızı bulamadınız mı?
Sorun Cevaplayalım.

----Kapat----


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:23 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Bütün Hakları Saklıdır 2010 Rehberim.net
sohbet - Rehberim

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378