Peygamberleri kurtaran dualar Peygamberleri kurtaran dualar Hz. Adem (a.s) ve Hz. Havva validemiz yasak meyveden dolayı cennetten kovulmuşlardı. Affedilmeleri için yıllarca şöyle duada bulundular: “Rabbimiz biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız.” (Araf, 23) Bu dua onların affına ve kurtuluşuna sebepti.
Hz. Musa’nın dili peltekti, yalnızdı. Kavmi ile mücadele etmesi zordu. O da Rabbi’ne şöyle yakardı: “Rabbim benim göğsümü aç, bana işimi kolaylaştır, dilimdeki düğümü çöz ki söyleyeceklerimi kavrasınlar. Kardeşim Harun’u bana yardımcı kıl. Onunla arkamı kuvvetlendir, onu işime ortak kıl. Böylece seni çok tespih edelim ve seni çok zikredelim. Şüphesiz Sen bizi görüyorsun.” (Taha, 25-35)
Hz. İbrahim ve Hz. İsmail Kabe’yi inşa ettikten sonra “Rabbimiz bizden bunu kabul et, şüphesiz ki sen işiten ve bilensin” diye, çok kıymetli bir eser ortaya koymalarına rağmen tevazu ile dua etmişlerdi. Biz de işlerimize başlarken dünyalık bir iş bile olsa başında Allah rızasına niyetlenip Hz. İbrahim ve Hz. İsmail gibi işimizin sonucunu da tevazu ile ona sunmalıyız. Umulur ki bizden de kabul olunur.
Yunus (a.s) kavminin isyanından dolayı onlara kızmış ve aralarından ayrılmıştı. Bindiği gemi orada bulunan bir günahkar yüzünden gitmiyordu. O kişinin kim olduğunu bulmak için kura çektiler. Yolcuların arasından çekilen kura Hz. Yusuf’a çıktı. Gemidekiler Hz. Yunus’u (a.s) denize attılar ve bir balık onu yuttu. O da balığın karnında karanlıklar içinde Rabbi’ne şöyle yakarmıştı “Senden başka ilah yoktur. Sen yücesin. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum.” (Enbiya, 87) Allah da onun duasına şöyle karşılık verdi: “Bunun üzerine duasına icabet ettik ve üzüntüsünden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız” (Enbiya, 88) Eğer biz de samimiyetle O’ndan başka ilah olmadığına iman eder ve O’nu yüceltirsek dualara icabet eden, bizi de nefsimizin karanlıklarından kurtarır.
Hz. Süleyman saltanat, güç kuvvet sahibi, hükümdar bir peygamber ve kuldur. Kul Rabbine muhtaçtır ve hükümdar olmak da dua gerektirir. Süleyman (a.s) “Rabbim, bana anne ve babama verdiğin nimetine şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni salih kulların arasına kat” (Neml, 19) diye duada bulunmuştur. Zira şükür de nimetin daim olması için bir duadır. |