Rehberim

Enerji Kaynakları

Ansiklopedi bölümü E-F-G / Enerji Kaynakları konusu gösteriliyor Özet:Enerji Kaynakları gerek sanayileşme gerekse bireylerin daha iyi yaşam istekleri günümüzde enerji tüketimini önemli ölçüde arttırmaktadır. enerji ihtiyacının karşılanmasında kömür, ...



Go Back   Rehberim > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ansiklopedi > E-F-G
       

Enerji Kaynakları

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et
Alt 03-01-2008, 07:00 PM   #1
 
Facebook Oyunları - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Eleştirmen





<!-- google_ad_section_start -->Enerji Kaynakları<!-- google_ad_section_end --> Enerji Kaynakları






Enerji Kaynakları

gerek sanayileşme gerekse bireylerin daha iyi yaşam istekleri günümüzde enerji tüketimini önemli ölçüde arttırmaktadır. enerji ihtiyacının karşılanmasında kömür, petrol, doğalgaz gibi yakıtlar öncelikli olarak kullanılmaktadır. ancak bu yakıtların kullanımında karşımıza iki sorun çıkmaktadır. birinci sorun bu yakıtların yakın bir gelecekte tükenme olasılığı, diğeri ise sanayileşmenin belli yörelerde yoğunlaşması sonucu büyük oranda fosil yakıtların kullanımından kaynaklanan çevre kirliliğinin artmasıdır. fosil yakıtların yanması sonucu co2, nox ve sox emisyonları önemli değerlere ulaşmıştır. özellikle co2’in neden olduğu sera etkisi sonucu dünya sıcaklığındaki artışın önümüzdeki 40 yıl içinde 1.5°c ila 4.5°c arasında olacağı tahmin edilmektedir. ayrıca sox atmosferik olaylarla asit yağmuru olarak yeryüzüne geri dönerek ekolojik dengeleri tümüyle etkilemektedir.

dünya genelindeki bu iki soruna ek olarak ülkemiz için bir diğer sorunda enerji tüketiminin yaklaşık %60’nın yurtdışından karşılanmaktadır. enerji tasarrufu konusunda ciddi önlemler alınması halinde genel enerji talebinin %20-30 oranında düşürülmesi mümkün olabilecektir. ancak alınabilecek tüm önlemler artış eğilimini ancak frenliyebilecektir.

bu sorunların aşılması yeni enerji kaynaklarının araştırılmasını ve mümkün olan sektörde kullanımını gündeme getirmektedir. bu amaçla güneş, rüzgar, jeotermal, biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının değişik sektörlerde uygulanabilmesi için araştırmalar sürdürülmektedir.

Güneş Enerjisi
güneşin ışınım enerjisi, yer ve Atmosfer sistemindeki fiziksel oluşumları etkileyen başlıca enerji kaynağıdır. dünyadan ortalama 1.496x108 km. uzaklıkta, 1.392x108 km. çapında ve 1.99x1030 kg. kütlesinde sıcak bir gaz küresi olan güneşin yüzey sıcaklığı yaklaşık 6.000 °k olup, iç bölgesindeki sıcaklığın 8x106 °k ile 40x106 °k arasında değiştiği tahmin edilmektedir.

sürekli bir füzyon reaktörü olan güneşin enerji kaynağı, hidrojenin helyuma dönüşmesi esnasında, saniyede 4 milyon ton kütle enerjiye dönüşerek, yaklaşık 3.5x1026 değerindeki enerjinin ışınım şeklinde uzaya yayılmasıdır. güneş daha milyonlarca yıl ışımasını sürdüreceğinden, dünyamız için sonsuz bir enerji kaynağıdır. güneşten gelen güç insanlığın yıllık ticari gereksiniminin 16.000 katından çoktur. dünyadaki tüm elektrik santrallerinin toplam gücü; güneşten gelen gücün 61.000'de birinden azdır. güneşten gelen güç dünyadaki tüm nükleer santrallerin ürettiği toplam gücün 527.000 katıdır.

güneş enerjisi geniş bir coğrafi dağılıma sahip bir enerji kaynağıdır. coğrafi olarak 36-42° kuzey enlemleri arasında bulunan türkiye, güneş kuşağı içindedir. şu an için güneş enerjisinin kullanımı oldukça azdır, ancak geleceğin dünyasının enerji gereksiniminin karşılanmasında, geleneksel enerji kaynaklarının yanında en önemli seçeneklerden biri olacağı düşünülmektedir.

Güneş Enerjisi Uygulama Alanları
başlıca güneş enerji sistemleri ve kullanımları farklı gelişme aşamalarında, çeşitli güneş enerjisi elde etme teknikleri mevcuttur. bunlardan bazıları, araştırmalarının ilk aşamalarında, bazıları ise daha ilerlemiş seviyelere ulaşmıştır. fakat henüz bitkiler üzerinde test edilmektedirler ve son olarak da bir grup, tam olarak gelişmiş bir seviyededir.

her teknolojinin kullanım ve uygulamalarına bağlı olarak avantaj ve dezavantajları vardır. güneş enerjisi sistemlerinin başlıca tipleri şunlardır :

a- termodinamik sistemler
b- fotovoltaik sistemler
a-termodinamik sistemler


1. pasif güneş sistemleri
- direk toplama
- termal depolama duvarı
- güneş uzayı (sun space)


2. aktif güneş sistemleri
- termal stasyoner (duragan) sistemler
- termal güneş tarayıcı sistemler


1.Pasif Günes Sistemleri
pasif güneş sistemleri, güneş enerjisi kullanımı için geliştirilen en eski sistemlerden biridir. başlıca, binaların ısıtma ve soğutması için dizayn ve mimarisinde kullanılmaktadır.

güneş mimarisinde, güneş enerjisi yoğunluk ve süresinin ısı, ışık ve sağlığa yararlı, istenilen etkilerini elde edebilmek, buna karşın yüksek sıcaklık, aşırı aydınlık ve kişilere ve malzemelere zarar verecek, istenmeyen etkilerinden ise korunulacak şekilde kontrol edilmesi ve kullanılması çok önemlidir. uygulama alanları arasında binaların kışın ısıtılmasını, yazın ise ısınmayı önleyecek koşulların sağlanmasını, seraların ısıtılmasını ve zirai ürünlerin kurutulmasını sayabiliriz.

Teknik Gereçler
güneş enerjisi binalarda, herhangi bir elektromekanik gereç kullanılmadan (normal olarak) ısıya dönüştürülür. ısı transferi ve sıcak akışkanın çevrimi doğal yolla olur. pasif güneş ısı sistemleri, pencereler gibi enerji kollektör elemanları veya bina duvarları gibi depolama elemanlarını da içermektedir.

Pasif Güneş Tekniklerinin Başlıcalar
direk toplayıcı bu sistemlerde, güneş enerjisi kuzey yarım küre için, güneye bakan yönde düşey bir pencere yardımıyla toplanır. gün boyunca gelen güneş enerjisi gece kullanılmak üzere, taban, tavan ve duvarlar gibi bina elemanları tarafından emilir.

Termal Depolama Duvarları (trombe house)
bu sistemlerde güneye bakan bir pencerenin arkasında, ısı kollektörü vazifesi gören bir duvar vardır. bu sistemlerin avantaji, içerisini ekstrem şartlardan izole etmesi, duvar arkasındaki odanın sıcaklık değişimlerinden etkilenmemesi, istenmeyen veya malzemelere zarar verebilecek direk ışıktan da korumasıdır. trombe wall, özellikle güneşli fakat soğuk kışların görüldüğü iklim kuşakları için çok uygundur.

Güneş Uzayı (Boşluğu)
bu sistem direk toplayan ve trombe wall sistemlerinin bir kombinasyonu gibidir. pencere ile güney yönündeki duvar arasında bir sera olusturulmuş şeklidir.

Gereken İklim Bilgileri
pasif güneş sistemlerini dizayn eden kişilerin, global güneş radyasyonu, uzun dalga terrestrial ve atmosferik radyasyon, güneşlenme süresi ve hareketli güneş datası (polar data) gibi bilgilere, sistemin optimizasyonunun ve performansının hesaplanabilmesi için gereksinimleri vardır. bunların yanında, sıcaklık, rüzgar yönü ve şiddeti, nem ve evaporasyonun da bilinmesini gerekmektedir.

2.Aktif Güneş Sistemleri
ısı, pek çok uygulama alanında, farklı sıcaklıklarda gereklidir ve faydalı enerji tiplerinin büyük bir bölümünü temsil eder. güneş radyasyonunu ısıya dönüştüren sistemler çok çeşitlidir. en basit güneş kollektörleri ile bir kaç yüz watt, güneş güç istasyonlarıyla birkaç yüz megawatt'a kadar enerji elde edilebilir. aktif sistemler, ısıtma, soğutma ve elektrik üretimi gibi amaçlarla kullanılabilir.aktif termal sistemler, stasyoner veya sun-tracking (güneş tarayıcı) sistemler olabilir.

Termal Stasyoner Sistemler
bu sistemlerde güneş enerjisi stasyoner bir toplayıcı (kollektör) ile toplanır, daha sonra ısıya dönüştürülerek bir akışkana transfer edilir. bunlar kollektör tiplerine göre sınıflandırılır.

flat-plate kollektör (düz plakalı kollektörler)
tubular kollektör (boru şeklindeki kollektörler)
concentrating kollektör
solar ponds (güneş havuzları)


B- Fotovoltaik Sistemler
bu sistemlerdeki voltaik toplayıcılarda, güneş enerjisini doğrudan elektrik enerjisine dönüştürmek için cd s ya da silikon Maddelerinden güneş pili imal edilir bu maddeler üzerine gelen güneş ışınları anında elektrik enerjisine dönüştürülerek kullanılır. bu sistemlerde güneş izleme düzeni ile her an mümkün olan en yüksek güneş enerjisinden yararlanılır. güneş izleme düzeni pahalı olduğundan bu tip toplayıcılardan, izleme düzeni olmadan da yararlanılmaktadır. yapay uyduların elektrik enerjisi fotovoltaik toplayıcılardan sağlanmaktadır. fotovoltaik toplayıcıların çok yüksek maliyeti kadar, sadece %10 mertebesinde verimli çalışmaları nedeniyle yaygın olarak kullanılmamaktadır. buna rağmen uydularda zorunlu olarak kullanılmakta ve radyo vs. gibi ev aletlerini çalıştırmaktadır.

Avantajları Ve Dezavantajları
güneş enerjisi temiz, yenilenebilir ve sürekli bir enerji kaynağıdır. güneş enerjisi ile çalışan sistemler, kolayca taşınıp kurulabilen gerektiğinde enerji ihtiyacına bağlı olarak basitçe değiştirilebilen sistemlerdir. düşük verimlidir (%15); başlangıç maliyeti çok yüksektir, piller gibi depolama malzemeleri için uygun değildir. tüketiciler için maliyeti yüksektir.

Ülkemizin Güneş Enerjisi Potansiyeli
ülkemiz güneş kuşağı adı verilen ve güneş enerjisince zengin bir bölgede yer almasına karşın güneş enerjisinden yeteri kadar faydalanılamamaktadır. ülkemizde ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saat, yıllık güneş enerjisi ışınım şiddeti 1311 kwh/m² olarak belirlenmiştir.

bölgelerimize göre güneş enerjisi potansiyelinin dağılımını incelersek yıllık ortalama güneş ışınım şiddetinin güney doğu anadolu bölgesi’nde 1491.2 kwh/m²,
Akdeniz bölgesi’nde 1452.7 kwh/m², iç Anadolu bölgesi’nde 1432.6 kwh/m² ege bölgesi’nde 1406.6 kwh/m², doğu anadolu bölgesi’nde 1398.4 kwh/m²,
Marmara bölgesi’nde 1144.2 kwh/m² olduğu gözlenmektedir. yıllık ortalama güneş ışınım şiddetinin en düşük (1086.3 kwh/m²) olduğu bölgemiz ise
Karadeniz bölgesi’dir.

güneşlenme süreleri dikkate alındığında güney Anadolu bölgesi’nin yılda 3015.8 saat ile en zengin bölgemiz olduğu görülmektedir. akdeniz bölgesi’nde 2923.2 saat, ege bölgesi’nde 2726.1 saat, iç
Anadolu bölgesi’nde 2711.5 saat güneşlenme süresi görülürken, doğu anadolu bölgesi’nde 2692.5 saat , marmara bölgesi’nde 2525.7 saat,
Karadeniz bölgesi’nde ise 1965.9 saat olarak saptanmıştır.

Güneş Enerjisi Uygulamaları
güneş enerjisi uygulamalrını düşük sıcaklık (20-100°c), orta sıcaklık (100-300°c) ve yüksek sıcaklık (>300°c) olmak üzere üç grupta toplayabiliriz. en yaygın uygulamalardan bazıları tablo 1’de verilmektedir.

Düşük Sıcaklık Uygulamaları
Kullanım Sıcak Suyu Eldesi
konut ısıtılması-soğutulması
sera ısıtılması
tarım ürünlerinin kurutulması
yüzme havuzu ısıtılması
güneş ocakları ve fırınları
deniz suyundan tatlı su eldesi
tuz üretimi
sulama
toprak solarizasyonu


Orta Sıcaklık Uygulamaları
endüstriyel kullanım için buhar üretimi
büyük ısıtma - soğutma sistemleri

yüksek sıcaklık uygulamaları
güneş fırınları
ülkemizde güneş enerjisi uygulamaları

Güneş Mimarisi
ülkemizde 1995 yılında konut sektörü payı toplam tüketiminin %28’ini oluşturmuştur. önümüzdeki 20 yıl içinde konut sektöründe tahminlenen enerji tüketim miktarı ve toplam tüketim içindeki payları tablo 2’de görülmektedir.

2000 2005 2010 2020
tüketim (bintep) 22624 27726 33632 48061
% 31 30 27 21

konut sektörünün toplam tüketim içindeki payının 2020 yılına dek azaldığı ancak tüketimin 20 yıl içinde 22624 bintep’ten 48060 bintep’e yükseldiği görülmektedir. ısıtma amaçlı bu tüketimin ülke koşullarına ve binanın özelliklerine bağlı olarak önemli bir bölümünün güneş enerjisinden karşılanması mümkündür. bu konuda yapılacak çalışmaları mevcut binalarda ve güneş mimarisine uygun tasarımlardaki uygulamalar olarak iki grupta toplayabiliriz.

mevcut binalarda enerji tüketimi oldukça yüksektir. bina yönlendirilmesinin ve çevre yapıların uygun olması durumunda güneş enerjisi teknolojileri uygulanarak enerji tüketimleri azaltılabilir. çatı ve pencerelerin değiştirilmesi, bina kullanım fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesi, ısıtma ve havalandırma sistemlerinin değiştirilmesi, bina cephelerinin onarılması, güneş enerjisi teknolojilerinin uygulanmasında önemlidir. havalı kollektörlerin kullanımı, güney cephede sera haline dönüştürülmüş balkonlar, kuzey cephede camlı geçiş galerileri, iyi tasarlanmış pencereler, ilave yalıtım gibi uygulamalar ile mevcut binalarda güneş enerjisi katkısı arttırılabilir. hollanda’da tilburg kentinde reiste hoeve apartmanında yakıt tüketimi %30 oranında azaltılmıştır. güneş enerjisi sistemlerinin bu azalmaya katkısı %64 oranında olmuştur.






Facebook Oyunları isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)  

Firma Rehberi
Alt 03-01-2008, 07:01 PM   #2
 
Facebook Oyunları - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Eleştirmen





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Enerji Kaynakları<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Enerji Kaynakları

güneş mimarisine uygun tasarımlarda bina ısıtılmasında aktif ve pasif ısıtma teknikleri uygulanmaktadır. aktif sistemlerde ısının yani güneş enerjisinin toplanması ve ısıtılacak hacimlere iletilmesi mekanik elemanlar yardımıyla gerçekleştirilir. güneş enerjisi toplayıcı devresindeki çalışma akışkanı yardımıyla ısı, depolama ünitesine ve ısıtılacak ortama aktarılır. çalışma akışkanı olarak kullanılan su veya havanın sistemde dolaşımı pompa, fan gibi cihazlar yardımıyla sağlanır. pasif ısıtma sisteminde ise güneş enerjisinin toplanması ve ısıtılacak ortama iletilmesinde mekanik elemanlar gerekli değildir. bu sistemde güneş enerjisinin toplanması için binanın güney cephesinde yeterli büyüklükte geçirgen yüzey ve ısının absorpsiyonu depolanması ve dağıtımı için de ısıl kütle kullanılır.

temel prensipleri verilen pasif ısıtma sistemlerini direkt kazanç indirekt kazanç ve ayrılmış kazanç olmak üzere üç grupta incelemek mümkündür. direkt kazanç yönteminde güneş enerjisi binamızın güney cephesine yerleştirilmiş cam alandan yaşam hacmine gelir. güney penceresi güneşin izlediği mevsimsel yörünge nedeniyle kışın maksimum güneş enerjisi girişini, yazın ise minimum güneş enerjisi geçişini sağlar. burada yaşam hacmi toplayıcı işlevini yerine getirir. gelen güneş enerjisinin bir kısmı hacmin ısıtılmasında kullanıllırken, kalanı da hacmi oluşturan elemanlar tarafından absorbe edilir. ülkemizde çeşitli ısıtma tekniklerinin uygulandığı araştırma amaçlı çalışmalar ege üniversitesi, maden tetkik araştırma enstitüsü, erciyes üniversitesi, ankara büyükşehir belediyesi, istanbul teknik üniversitesi, çukurova üniversitesi, orta doğu teknik üniversitesi tarafından gerçekleştirilmiştir.

Güneş Enerjisiyle Kurutma
türkiye’de sanayinin ulaştığı düzey sürekli artmasına karşın yaş ve kuru tarımsal ürünlerimizin ekonomi içindeki payı önemini korumaktadır. ülkemizde her çeşit sebze ve meyve yetiştirilmektedir. üretim döneminde taze olarak tüketilen bu ürünlerin, önemli bir bölümüde kurutulmaktadır. kurutma işlemi ile tüketim süresinin uzatılması mümkün olabilmektedir. hazır gıda üreten sanayinin gelişmesi ile kurutulmuş ürünlere talep her geçen gün artmaktadır. kurutulmuş ürünlerin eldesinde açık sergide doğal koşullarda kurutmada ürün kalitesi iklim koşullarına bağlı olmakta, toz, kuş, böcek gibi canlılar tarafından kirletilmesi hijyen sorununu gündeme getirmekte ve ürünlerimiz ekonomik değeri üretim aşamasında kaybetmektedir. suni kurutma ise enerji giderlerinin yüksek olması önermli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

tarımsal ürünlerin dış satımında karşılaşılan sorunların aşılması kurutma işleminin kapalı sistemlerde gerçekleştirilmesiyle mümkündür. yöresel koşullara uygun olarak tasarlanacak kurutucularda enerji kaynağı olarak güneş, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı mümkündür. ürün tipi ve yöre koşullarına uygun kurutucu modellerinin belirlenmesi konusunda üniversitelerimizde mevcut bilgi birikimi yeterli düzeydedir. sistemin uyglanmasını teşvik etmek üzere üreticilere teknik bilgilerin aktarılması yanında finansal destek sağlanması için gereken düzenlemeler ilgili kurumlarca gerçekleştirilmelidir.

Enerjili Sıcak Su Hazırlama Sistemleri
ticari olarak en uygun kullanımı olan güneş enerjisi uygulamalarından biri olan güneş enerjili sıcak su hazırlama sistemleri (sshs) kollektör, ısı transfer akışkanı, depo, bağlantı elemanları ve diğer yardımcı donanımlarda oluşur. tek veya iki depolama tanklı direkt / indirekt güneş enerjili sshsi geri boşaltmalı güneş enerjili sshs, çalışma akışkanı soğutkan olan sistemler, pasif faz değişimli sshs gibi tasarımlar geliştirilmiş uygulamaya alınmıştır.

ülkemizde güneş enerjili sıcak su hazırlama sistemleri ile ilgili olarak nisan 1994 tarihli ts 3680 numaralı güneş enerjisi toplayıcıları-düz ve aralık 1994 tarihli ts 3817 numaralı güneş enerjisi-su ısıtma sistemlerinin yapım tesis ve işletme kuralları isimli iki standart bulunmaktadır. ancak bu standartlara uyulması zorunlu olmadığından sektör olumsuz etkilenmektedir. güneş enerjili sıcak su hazırlama sistemlerinde her geçen gün yeni teknolojiler uygulamaya alınmasına karşın ülkemizde bu gelişmeler yeterli düzeyde izlenememektedir.

güneş enerjili sıcak su hazırlama sistemlerinde su kolaylıkla bulunabilmesi, ucuz olması ve özelliklerinin uygun olması nedeniyle en yaygın kullanılan ısı transfer akışkanıdır. ancak donma noktasının düşük olması önemli bir sorundur. bu sorun yeni sistem tasarımlar veya antifriz çözeltilerinin kullanımıyla aşılabilmektedir. propilen glikol-su, etlen glikol-su, etil alkol-su, silikon yağları, mineral yağları ülkemizde önerilen diğer çalışma akışkanlarıdır. güneş enerjisi uygulamaları için antifrogen n 52%, antifrogen l 52%, thermogen 1693 (tablo 3) geliştirilen çalışma akışkanlarıdır.

yoğunluk ( 20°c) 1,060-1,070 g/cm³
kinematik viskozite ( 20°c) 11-14 mm²/s
ph 8,5-9,5
özgül ısı ( 20°c)
(180°c) 2,1 kj/kgk
2,9 kj/kgk
genleşme katsayısı (20°c) 8.10-4 c-1
buhar basıncı ( 20°c)
(100°c)
(150°c) <0,1 mbar
1 mbar
10 mbar
ısı iletkenlik katsayısı 0,16-0,17 w/mk
kullanım aralığı
(-10°c)-(+160°c)

Sonuç Ve Öneriler
ülkemiz güneş, rüzgar, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynakları bakımından oldukça zengin olmasına karşın bu kaynakların kullanım potansiyeli gerektirdiği ölçüde gerçekleşmemektedir. kullanımın yaygınlaştırılması için yapılması gerekli çalışmaları tanıtım ve eğitim etkinlikleriyle yasal düzenlemeler altında toplamak mümkündür




Facebook Oyunları isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)  
Alt 02-02-2008, 10:58 AM   #3
 
Einstein - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
E=mc²





<!-- google_ad_section_start -->Türkiye de enerji kaynakları<!-- google_ad_section_end --> Türkiye de enerji kaynakları

Türkiye’de Enerji Kaynakları

Giriş:

Bugün dünyanın enerji talebi, hem endüstrinin sürekli faaliyetini hem de ulaşım ve haberleşme sistemlerinin büyük bir bölümünün işlemesini sağlayan elektrik enerjisine yöneliktir. Enerjinin başlıca unsuru olan elektrik enerjisi genellikle fosil yakıtlar ile hidrolik ve nükleer kaynaklardan elde edilen ikincil bir enerji türüdür. Dünya fosil kaynakları rezervinin %70’ini kömür, %14’ünü petrol ve %14’ünü de doğal gaz oluşturmaktadır. Fosil yakıtların genel dağılımı incelendiğinde, sıvı ve gaz yakıt rezervleri dünyanın belirli coğrafi bölgelerine yoğunlaştığı kömürün ise düzenli bir dağılım gösterdiği ve üretiminin 50’den fazla ülkede gerçekleştiği görülmektedir. Giderek büyüyen ekonomisi ve gelişen sanayisi ile Türkiye’nin çok kısa bir süre sonra şayet mevcut kaynaklara alternatif enerji kaynakları bulamazsa bir enerji krizi içine girmesi kaçınılmaz görülmektedir.
Yüzyılımızın en önemli sorunlarından biri olan enerji Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için büyük ölçüde önemli olup, giderek pahalılaşan işgücü, sermaye ve toprak gibi üretim faktörleri arasında yerini almıştır. Son yıllarda artan petrol fiyatlarıyla beraber hükümetler çeşitli önlemler almaya yönelmiş, daha verimli motorlu taşıtlar, elektrikli makineler, ısınma, binaların yalıtımı ve daha bir çok alanda yeni teknolojilerin gelişmesi ve uygulanmasında artış görülmüştür. Bu bağlamda bilinçli enerji kullanımı önem kazanmıştır.

Sanayileşmiş ülkelere bakıldığında kişi başına yıllık enerji tüketiminin 6000 kWh/yıl, gelişmekte olan ülkelerde ise 1000 kWh/yıl seviyelerinde olduğu görülmektedir. 1997 verilerine göre Türkiye’de elektrik üretimi 103296 GWh/yıl ve kişi başına tüketim 1600 kWh/yıl olarak gerçekleşmiştir. Bu ileride büyük bir enerji talebinin ortaya çıkacağını göstermektedir




Konvansiyonel enerji kaynakları yaygın bir biçimde yararlanılan; fosil yakıtlardan, akarsulardan, uranyum ve toryum gibi elementlerden oluşan nükleer yakıtlardan oluşmaktadır. Konvansiyonel enerji kaynaklarının ortak ve en önemli özellikleri arasında; üretim miktarının kontrol edilebilmesi ve sürekli üretilebilmesi sayılabilir. Bunlara ek olarak alternatif enerji kaynakları arasında; güneş,rüzgar, deniz dalgaları ve gelgit olayı, jeotermik potansiyel, biyomas, organik çöpler, kimyasal yolla enerji üretilmesini sağlayan hidrojen ve nükleer füzyon yoluyla enerji üretilmesi sağlanan hidrojen izotopları vardır. Hidrolik enerji kaynaklarının sınırlı, fosil yakıtlarının da sebep olduğu çevre kirliliği (sera etkisi ve asit yağmurları) problemleri nedeniyle 20. yüzyılın ikinci yarısında alternatif enerji kaynaklarının araştırılması yoğunlaşmıştır. Yeni enerji kaynakları arasında teknolojisini en çok gelişen nükleer enerji olmuştur. Bugün nükleer enerji, teknolojisine iyice hakim olunan ve kaynakları bakımından da insanlığın ihtiyacı olan enerjiyi çok uzun yıllar boyunca sağlayabilicek bir imkandır. Nitekim olık nötronlarla işleyen nükleer reaektörler söz konusu olduğunda dünya uranyum rezervinin 75 yıl, hızlı nötronlarla işleyen nükleer reaktörler söz konusu olduğunda da bu rezervin 1800 yıl süreyle yeteceği hesaplanmıştır. Toryumlu nükleer reaktörlerin teknolojisi henüz geliştirilememiş olmakla birlikte, dünyadaki büyük toryum rezervleri göz önüne alındığında toryumlu reaktörlerinde dünyanın enerji talebini en azından birkaç yüzyıl boyunca karşılayabilecek potansiyele sahip oldukları hesaplanmaktadır.


Einstein isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)  
Alt 02-02-2008, 11:02 AM   #4
 
Einstein - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
E=mc²





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Enerji Kaynakları<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Enerji Kaynakları

Türkiye Enerji Hammaddeleri Potansiyeli:

Türkiye’nin genel olarak dünya enerji kaynakları rezervi içindeki payı oldukça düşüktür. Türkiye’de en fazla rezerv yaklaşık 8.2 milyar ton ile düşük kaliteli linyit kömüründe bulunmakta, Zonguldak yöresinde ise 1 milyar ton civarında kaliteli taşkömürü rezervi bulunmaktadır. Toplam kömür rezervimiz dünya rezervinin binde beşinden azdır. Petrol rezervimiz ise daha da kısıtlıdır (~50 milyon ton). Günümüz şartlarında bu rakamlar ülke ihtiyacının yüzde 10’unu karşılamaktadır. Doğal gazda ise durum farklı değildir. Trakya Hamitabat’da 1970’de 14 milyar metreküp (dünya rezervinin onbinde biri) üretilebilir doğal faz bulumuş ve 1976’da üretime başlanmıştır. Ancak ihtiyacın yüzde 5’ini karşılayabilmektedir.
Taş Kömürü:
Ülkemizde taşkömürü Zonguldak havzasında bulunmakta ve mevcut rezervi 1 milyar ton olup bunun 450 milyon tonu görünür durumdadır. Havzada üretilen taşkömürü koklaşır ve koklaşmaz olmak üzere iki ayrı kalitededir. Taşkömürüne talep, demir çelik fabrikalarında tüketilmek üzere kok üretiminde, ısınma ve sanayi sektöründe ve elektrik üretmek üzere termik santrallerde olmaktadır. Elektrik üretiminde 2005 yılından sonra ithal taşkömürü ile çalışan yeni termik santrallerin hizmet alınacağı da tahmin edilmektedir.

Linyit, Astfaltit, Bitümlü Şist ve Turba:
2000 yılı verilerine göre 8.2 milyar ton linyit, 1.3 milyar ton bitümlü kömür, 81 milyon ton asfaltit ve 200 milyon ton turba rezervi bulunmaktadır. Diğer büyük rezervler Orta ve Kuzey Batı Anadolu ve Ege bölgesindedir. Linyit rezervlerinin yüzde 13’ünün alt ısıl değeri 3000 kcal/kg üzerine ve bunun sadece yüzde 4.3’ü 4300 kcal/kg’ın üzerindedir. Diğer taraftan yüzde 58’lik kısmı ise 1200 kcal/kg’ın altındadır. 2000 yılı linyit üretimi 64.5 milyon ton olarak gerçekleşmiştir ve bunun yaklaşık olarak yüzde 85’i Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Türkiye’de üretilen linyit kömürünün enerji hammaddesi olarak ekonomik değeri yılda 2 milyar dolardır. Linyit kömürünün elektrik üretimindeki oranı ise yüzde 34 gibi önemli bir seviyededir. Türkiye’de linyit kömürüne talep; elektrik enerjisi talebi, sektörlerin büyüme hızı, Gayri Safi Milli Hasıla ve nüfus artışı gibi parametreler ile ilişkilidir.

Kömür gibi termik santral yakıtı olarak veya damıtma yoluyla sentetik petrol üretimi için kullanılabilen ve tamamı Anadolu’nun batı yarısında yer alan Beypazarı, Seyitömer, Göynük, Ulukışla, Mengen, Bahçecik ve Burhaniye’deki 7 sahada tespit edilen bitümlü şist ise yaklaşık 1.1 milyar ton rezerve sahiptir. Ortalama kalorifik değer 1000 kcal/kg seviyesindedir.

Ülkemizde şimdiye kadar yapılan çalışmalarda 19 ilimiz sınırları içerisinde çeşitli büyüklüklerde turba oluşumu belirlenmiştir. Turbalar tarımsal amaçlı kullanıldığı gibi enerji kaynağı olarak da kullanılmaktadır.

Hidrolik Potansiyel:
Doğanın dengesini koruyabilmesi yenilebilir enerji kaynaklarının önemini arttırmaktadır. Bu enerji kaynaklarından birisi de sudan yararlanılarak elde edilen enerjidir. Suyu enerji elde ettikten sonra diğer amaçlar için kullanmak olasıdır.Bu ise suyun önemini bir kat daha artırtmaktadır.
Ülkemizde brüt hidroelektrik potansiyel 433 milyar kWh, teknik yönden değerlendirilebilir potansiyel ise 216 milyar kWh olarak tahmin edilmektedir. 483 adet hidroelektrik projenin teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilir kurulu güç kapasitesi yaklaşık 35000 MW ve yıllık ortalama enerji üretimi 123 milyar kWh olarak hesaplanmaktadır. 2000 yılı başı itibariyle işletmedeki termik ve hidroelektrik santrallerin toplam kurulu gücü 26,117 MW’a üretimi ise 116 milyar kWh’a ulaşmış durumdadır. Son 20 yılda elektrik enerjisi üretiminde hidroelektrik enerjisinin payı yüzde 45.8 mertebesinden giderek düşmüş ve 1999 yılında yüzde 30’lara inmiştir. 2000 yılındaki yetersiz yağışlardan dolayı bu pay daha da azalmıştır. Mevcut hidroelektrik enerji üretim kapasitesinin yüzde 75’i Keban, Karakaya, Atatürk, Altınkaya,Hasan Uğurlu ve Oymapınar barajlarından sağlanmaktadır.



Hidrolikte yağışlara bağlı olarak üretim miktarı değişmekte, kuraklık döneminde üretim azalmaktadır. Termik santraller ile talebe cevap verilemediği zamanlarda ise hidrolik santrallerde kritik su seviyesi zorlanarak elektrik üretimi yapılabilmektedir. Nitekim 1999 ve 2000 yıllarında bu uygulama yapılmıştır.
Petrol:
Ham petrolde ise 1998 yıl sonu itibariyle 43 milyon ton üretilebilir rezervimiz bulunmaktadır. Ülkemiz petrol aramaları 1923 Cumnuriyetinin ilk kurulduğu yıllarda başlamış, 1940 yılında Raman’da ilk üretim kuyusu açılmıştır. 1951 yılında bunu Garzan sahası takip etmiştir. Halen 16 yabancı ve 3 yerli şirket petrol aramalarını sürdürmektedir. Bu zaman zarfında 2834 kuyu açılmış ve 95 sahada petrol, 17 sahada doğal gaz keşfi yapılmıştır.
Türkiye’de 1998 yılı toplam ham petrol üretim miktarı 3.2 milyon ton, ham petrol tüketimi ise 28.1 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.
Türkiye’nin petrol politikası 1980’li yıllarda şekillenerek kanında yerini almıştır. Böylece Türkiye kendi ihtiyacı olan petrolü arayıp bulmak için her türlü yerli ve yabancı imkanı seferber etmeyi mümkün kılan bir milli petrol politikasını benimsemiş bulunmaktadır. Ülkemizde petrole bağımlılık azaltılmaya çalışılmakta diğer enerji kaynaklarına ağırlık verilmektedir. Ancak yinede önümüzdeki 10 yıl içinde enerhide petrole bağımlılığım yüzde 40’ların altına inmeyeceği düşünülmektedir. Bunun için Türkiye’de petrol arama ve üretim faaliyetlerine yeni yatırımların yapılması büyük önem arz etmektedir.
Doğal Gaz:
1998 yıl sonu itibariyle ülkemiz rezervuarlarında bulunan doğal gaz 14 milyar metreküp olup, üretilebilir rezerv 9 milyar metreküptür. Bugün doğal gaz ithal edilen ve dışa bağımlı bir enerji kaynağı durumundadıtr. 1995 yılında doğal gaz tüketiminin yarısından fazlasının elektrik enerjisi üretiminde, yüzde 11’inin gübre sanayinde, yüzde 17’sinin sanayi kuruluşlarında enerji kaynağı olarak ve yüzde 15’inin konut ve ticari sektörde kullanıldığı tespit edilmiştir. Türkiye’de 1998 yılı toplam doğal gaz üretim miktarı ise 564.5 milyon metreküp, tüketimi ise 10.3 milyar metreküp olarak gerçekleşmiştir.

Jeotermal:
Jeotermal enerjinin değerlendirilmesi yeni bir olay olmamakla birlikte ekonomik olarak kullanımı için başka enerji türlerine dönüştürülmesi konusundaki çalışmalara bu yüzyılın başlarında başlanmış, 1973-74 enerji krizinin etkisi ile çalışmalar yoğunlaştırılmıştır.
Türkiye’de 49 santigrat derecenin üzerinde jeotermal akışkan içeren 170 adet jeotermal saha bulunmaktadır. Bunlardan Aydın-Germencik, Denizli-Kızıldere, Çanakkale-Tuzla, Aydın Salavatlı elektrik üretimine uygun, gelişen teknolojilere ve gerekli desteğin temin edilmesine göre Manisa-Salihli-Caferbeyli, Kütahya-Simav,İzmir-Seferihisar,Dikili,Denizli Gölemezli elektrik üretilebilir, diğerleri ise doğrudan kullanıma uygundur.
Türkiye’de halen 51.600 konut eşdeğeri ısıtmacılık yapılmaktadır ve kurulu güç 493 MWt düzeyine ulaşmıştır. Ayrıca, Türkiye’de şu anda, 194 adet kaplıcada sağlık amaçlı kullanım vardır. Bunun da değeri 327MWt’dir. Böylelikle Türkiye’nin jeotermal doğrudan kullanım kapasitesi 820 MWt olmakta ve Türkiye, bu durumda doğrudan kullanım kapasitesi kurulu gücü ile Dünyada 4. sırada yer almaktadır.
Türkiye’de elektriğe yönelik uygulama ise Denizli-Kızıldere sahasında 1974 yılında kurulan 0.5 MWe kapasiteli bir pilot tesisle başlamış ve 1984 yılında aysı sahada TEAŞ tarafından yaptırılan bir santralle 20 MWe kapasiteye ulaşmıştır. Aydın-Germencik,Çanakkale-Tuzla,Aydın-Salavatlı gibi sahalarda da önümüzdeki yıllarda jeotermal enerjiye dayalı santraller kurulması ile ilgili çalışmalar planlanmaktadır. Türkiye’de kurulacak jeotermal elektrik santrallerinin 2005 yılında 185 MWe, 2010 yılında 500 MWe, 2020 yılında 1000 MWe’e ulaşması beklenmektedir.
Türkiye’nin ispatlanmış termal kapasitesi (kuyu+kaynak) 2600 MWt cibarına ulaşmıştır, Muhtemel jeotermal potansiyelimiz ise 31.500 MWt’dir (5 milyon konut eş değeri). Bu da Türkiye’deki konutların en az yüzde 30’unun jeotermal kaynaklarla ısıtılabileceği anlamına gelmektedir ki bu da 30 milyar metreküp doğalgaz eşdeğeridir.
Nükleer Hammaddeler:
Türkiye’de radyoaktif hammadde arama ve değerleme işlemleri 1956 yılında MTA tarafından başlatılmış ve bu aramalar neticesinde önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Uranyum yakıt hammaddesi bakımından Türkiye o kadar zengin değildir. MTA tarafından saptanmış olan ülkemiz uranyum rezervi ortalama 8400 ton olup bu rezerv dünya uranyum potansiyeli içinde yüzde 0.41 gibi çok küçük bir paya sahiptir.
Toryum bakımından ise 380 000 ton ile dünyadaki en zengin kaynaklardan biri durumundayız ve bu yaklaşık yüzde 21’lik bir paya tekabül etmektedir. Ancak toryumun eldesinde bazı teknolojik güçlüklerin bulunması nedeniyle şu an için ekonomik görülmemekte ama bu büyük potansiyelin ilerdeki yıllarda öneminin artacağı ve ekonomik olarak devreye sokulabileceği tahmin edilmektedir.


Einstein isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)  
Alt 02-02-2008, 11:03 AM   #5
 
Einstein - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
E=mc²





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Enerji Kaynakları<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Enerji Kaynakları

Yeni ve Yenilebilir Enerji Kaynakları:
Biomas(odun ve diğer bütün çeşitler); biomas enerjinin kökeninde fotosentezle kazanılan enerji yatmaktadır. Bİomas enerjinin materyalleri bitkisel ve hayvansal ürünlerdir. Endüstrileşme ile birlikte doğal kaynakların azalmaya başlaması biomasın değerlendirilmesini gündeme getirerek bu kaynağı öne çıkartmaya başlamıştır. Biomasın sanayileşmiş ülkelerdeki birincil enerji tüketimindeki payı genel olarak yüzde 3’ün altında ise de bazı ülkeler bioenerji kaynağını önemli ölçüde kullanmaya başlamışlardır(örneğin Finlandiya,İsveç,Amerika). Biomas kökenli yakıtların atmosferik karbondioksit kirlenmesine etkisinin az olmasından dolayı birçok sanayileşmiş ülke biomas enerji üretimini arttırabilmek için planlar yapmaktadır.



Güneş Enerjisi; güneş enerjisinin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olması nedeniyle verimli olarak kullanılabilmesi amacına yönelik araştırma-geliştirme çalışmaları son 20 yılda yoğunlaştırılmıştır. Gerek doğrudan gerekse dolaylı elektrik üretimi, sıcak su üretimi, alanısıtma ve soğutma, sanayi kuruluşları için proses ısı enerjisi ve sera ısıtmacılığı konularında çok sayıda uygulama bulunmaktadır ve yaygın olarak kullanılabilmesi için düşük maliyetli olarak üretilmeleri konusunda çalışmalara devam edilmektedir. Türkiye’de uygulamalar daha çok evlerde ve otellerde sıcak su eldesine yöneliktir. Türkiye’nin güneşlenme süresinin 2640 saat ve yıllık ortalama güneş enerjisinin ise 3,6 kWh/m2gün olduğu belirlenmiştir
Rüzgar Enerjisi; Rüzgar enerjisi de güneş enerjisi gibi hava koşullarına ve topografik şartlara göre değişim göstermektedir. Rüzgar enerjisi yatay ve düşey eksenli rüzgar türbinleri ile mekanik enerjiye dönüştürülmekte, su pompalamakta veya elektrik üretimi amacıylada bu mekanik enerjiden yararlanılmaktadır. Pek çok avantajının yanı sıra rüzgar enerjisi kullanım amacıyla rüzgar türbini ve rüzgar tarlaları kurulması sırasında görsel ve istatistik olarak kişileri ve çevreyi etkilemesi, gürültü oluşturması, kuş ölümlerine neden olması, haberleşmede parazitler meydana getirmesi gibi dezavantajları bulunmaktadır. Ülkemizde bir iki bölge dışında (Çanakkale, İzmir gibi) henüz bu enerjiden su pompalama dışında yararlanma söz konusu değildir.


Einstein isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)  
Alt 02-02-2008, 11:04 AM   #6
 
Einstein - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
E=mc²





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Enerji Kaynakları<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Enerji Kaynakları

Bazı Santral Tiplerinin Mukayesesi (1000 MW kapasiteli)


Einstein isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)  
Alt 02-02-2008, 11:14 AM   #7
 
Einstein - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
E=mc²





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Enerji Kaynakları<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Enerji Kaynakları

2020 Yılında Yenilenebilir Enerji Kaynakları Tahmini

Dünyadaki Önemli Uranyum ve Toryum Rezervleri





Einstein isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)  
Alt 02-02-2008, 11:15 AM   #8
 
Einstein - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
E=mc²





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Enerji Kaynakları<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Enerji Kaynakları

Uzmanların yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda, ortaya çıkacak enerji açığını kısa vadede nükleer enerji ile elektrik üretiminin yetebileceği, orta vadede yine nükleer enerjiden yararlanmakla birlikte bir alternatif enerji kaynağı olarak telaffuz edilen güneş enerjisinden yararlanmanın da devreye girmesi mümkün görülmektedir. Uzun vadede enerji ihtiyacına cevap verebilecek ve hemen hemen tükenmez bir kaynağa sahip olan “termo-nükleer enerjiden elektrik üretimi” 21. yy sonlarına doğru işlerlik kazanacaktır.
Bugün içinde bulunduğumuz darboğazın ana nedeni 1990 yılından buyana yatırımların programın gerisinde kalmış olmasındandır.
Gelişmekte olan bir ülkenin enerji yönünden dışa bağımlı olması düşünülmemekte ve sanayisinin enerji kısıntısı veya kesintisine tahammülü bulunmamaktadır. Bugün Türkiye tükettiği enerjinin yarıya .yakınını ithal etmekte ve bunun için yılda yaklaşık 10 milyar dolar gibi büyük bir para ödenmektedir.
Türkiye’nin enerji üretiminde dış kaynaklara yöneldiği görülmektedir ki, bu enerjinin devamlılığıkonusunda risk içermektedir. İzlenmesi gereken politikalar genel olarak; sahip olunan kömür potansiyelinin yeni arama politikaları ile genişletilmesi, düşük kaliteli kömürlerin iyileştirilmesi, termik santralların ise biran önce çevresel tedbirleri alınarak ve yakma teknolojilerinin revize edilerek tam kapasite çalışmaya başlaması gelmektedir. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde ülkemiz, potansiyel hidrolik ve fosil kaynaklarınıtamamen kullanmasına rağmen gelişmesi için gerekli enerjiyi başka kaynaklardan karşılama durumunda kalacaktır. Bu enerji kaynaklarından sadece nükleer enerji ihtiyacı karşılayabilecek kapasitede görünmektedir.
Nükleer enerji konusundaki halk tepkisi bu konudaki bilgi noksanlığından ileri gelmektedir. Nükleer enerji üretimi diğer alternatiflere nazaran daha tehlikeli olmayan, çevrenin korunması için yararlı ve daha ucuz elektrik üreten tesislerdir.
Türkiye’de henüz kurulu nükleer bir santralin olmaması adyoaktif hammadde konusunda arama ve zenginleştirme işlemlerini askıya alacağımız anlamına gelmemelidir. Bunun için Türkiye’nin tamamı üzerinde radyoaktif hammadde taramasının yapılması bulunan yatakların değerlendirilerek olumlu sonuç verenlerin hemen sorun yaratabilecek olanlarınıise laboratuvar ve pilot ölçekte olumlu sonuçlar alındıktan sonra tesis çapında çalışmalara başlanmalıdır. Nükleer teknoloji konusunda l950’lerden bu yana sahip olduğumuz bilgi ve deneyimlerimiz ile bunu yapabilecek konumda olduğumuz gerçeği unutulmamalıdır.
Bugün düşük ve orta büyüme hızlı nükleer enerji üretim senaryolarının kullanılmasıhalinde dünya için yakıt temininde herhangi bir problemin olmayacağıgörülmektedir. Ancak bu durum nükleer teknolojide söz sahibi olan devletler için söz konusudur. Ülkeler arasında yapılan bazı nükleer denetleme anlaşmalarına riayet etme şartı altında yakıt temini garantisinin verilmesi, ihtiyaç sahiplerinin kağıt üzerindeki garantilerine hakikaten sahip olacaklarınıgöstermemektedir. Bu ülkeler ihtiyaçları olduğunda hiçbir yerden hammadde temin edememe veya çok fahiş bedel ödemek zorunda kalabileceklerdir.




Kaynaklar:
Akçael E. A., 1997, Dünyada ve Türkiye’de Petrol, s:61-70, Türkiye Enerji Politikaları
İstanbul Üniv. Müh. Fak. Yerbilimleri Dergisi, C.16, S.1, SS.81 - 92, Y 2003
Ana Britannica
Ünver Ö., 1996, Türkiye’nin Enerji Potansiyeli ve Bu Potansiyelden Ekomomik Olarak Yararlanma olanakları, s:25-40



Einstein isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)  
Yeni Konu aç Konu Kapatılmıştır

Etiketler
enerji kaynakları, nükleer hammaddeler

Seçenekler
Stil


Enerji Kaynakları

Enerji Kaynakları konusu, Ansiklopedi/E-F-G bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Türkiye’nin Kullandiği Enerji çeşitleri Tarih - Coğrayfa
Nukleer Enerji Fizik - Kimya - Biyoloji
Enerji Diğer Ders Ödevler
Elektrİk Enerjİsİnİn Özellİklerİ, Üretİlmesİ, TaŞinmasi Ve DaĞitimi Elektronik Rehberim


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:24 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net