Rehberim

Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Hobiler ve Tercihler bölümü Evcil Hayvanlar / Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER konusu gösteriliyor Özet:Basel'in Sokak Güvercinleri Kentlileşen Güvercinlerin Tarihi Kaya güvercini, tarla güvercinleri ve bütün ev güvercini cinslerinin atasıdır. Kaya güvercinlerinin, ne yazık ...


Go Back   Rehberim > EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM > Hobiler ve Tercihler > Evcil Hayvanlar

Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #16  
Okunmamış 27-12-2008, 03:39 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Basel'in Sokak Güvercinleri Kentlileşen Güvercinlerin Tarihi
Kaya güvercini, tarla güvercinleri ve bütün ev güvercini cinslerinin atasıdır. Kaya güvercinlerinin, ne yazık ki ev güvercinleriyle karışma işlemlerinden dolayı kendi asıl genetik kimliği tehdit ediliyor. Bin yıllardır süre gelen güvercin beslenmesi geleneğinden dolayı, günümüzde saf kaya güvercinlerinin mevcudiyetlerinden dahi şüphe ediliyor.
Tarla güvercinleri yarı evcilleşmiş yararlı güvercinlerdir. Onlar yaşam biçimleri ve görünümleriyle asıl formlarına çok yakınlardır. Çevre koşullarına karşı oldukça dirençli ve kanaatkar oldukları ve tarım alanlarında büyük ölçüde kendi başlarına beslenebildikleri için Roma zamanından bugüne kadar, güvercinler köy hayatının önemli bir unsuru olmuşlardır. İnsanlar onların dışkısından gübre kazanmış ve etleriyle beslenmişlerdir. Ev güvercinlerimizin çoğu, kaya güvercinlerinden yetiştirilmiştir. Ev güvercinleri, yetiştirici tarafından beslenen ve evde tutulan güvercinlerdir. Eskiden ev güvercinleri, çoğu zaman şehirlerdeki tavan arası kümeslerinde beslenirlerdi. Cins güvercinlerde, yetiştirme standardıyla tayin edilen görüntülerine değer verilirdi. Posta güvercinleri ise, eve geri dönme kabiliyetine göre seçilirdi. Muhtemelen on bin yıl önce başlayan tarım zamanına bağlı olarak, erken evcilleşen kaya güvercinleri, yani şimdinin ev güvercinleri insanların himayesinden kurtulup şehirlere göç etmişlerdir. Sokak güvercinlerinin ilk izlerine eski Mezopotamya�da rastlanmıştır. Çivi yazılı dokümanlarda, bir "Sokak Pisliği Kuşu" bildiriliyor. Büyük olasılıkla güvercinlerden bahsedildiği sanılıyor. Eski Roma kayıtlarında da sokak güvercinine rastlanıyor. Romalı yazarlar eserlerinde, evlerin çatılarında kuluçkaya yatan sokak güvercinlerinden söz etmişlerdir.
Tinos'un güvercin evleri
Yunan adası Tinos, en eskisi 18. yy.da yapılan güzel güvercin evleriyle tanınmıştır. Yunan adası, tarla güvercinlerinden sokak güvercinlerinin oluşabileceğinin bir örneğidir. Tinos'ta sosyal statü sembolü olarak o zamanlar her ailenin küçük bir kilisesi ve içinde yaklaşık yüz çiftin kuluçkaya yatabileceği büyüklükte bir kuş evi vardı. Bu güvercinlerin doğal besin kaynakları başlıca tohumlar ve yaban otlarıyla sınırlı olduğu için, senede sadece üç dört civciv yetiştirebilirler. Serbest doğada yaşam şartları daha zordur. Ama şehirde hal değişik gözüküyor. Tinos'ta son yıllarda büyüyen turizmle, çöplerden beslenen sokak güvercinleri toplulukları oluşmuştur. Yiyecek temin etme bakımından sokak güvercinleri için şimdi şartlar daha kolay. Artık fakir doğada yorularak yiyecek bulmak gerekmiyor, çünkü bunlar sokaklarda bol miktarda var.
Serbest yaşayan ilk güvercinler, muhtemel olarak, kuluçkaya yatabilmek için kayalara benzeyen ortamlardan dolayı şehirlerimize gelmişlerdir. İnsanların yaşam alanları olan binaların güvercinlerin mevcudiyeti açısından önemini anlamak için tarihte, güvercinlerin altın çağı olarak da nitelendirilen devre, MÖ. 332 � MS. 640 yıllarının Mısır'ına dönüyoruz. Nil deltası dümdüz ve kayalıklardan yoksun olduğu için güvercinlerin kuluçkaya yatmasına elverişli değildir. Durum böyle olduğundan, bu bölgede kaya güvercinlerine rastlanmamakta. İnsanlar, güvercinleri kendi yaşam alanlarına çekmek istediklerinden, güvercinlerin hayatta kalmasını sağlayacak güvercin kuleleriyle onlara kuluçka imkanı yaratmışlardır. Bu kuleler, binalar dışında yuva yapacak bir yer bulamayan tarla güvercinleri ile dolup taşıyordu. Güvercin pisliği tarlalarda kullanılan değerli bir gübre olurken, civcivler de gıda olarak kullanılıyordu. Güvercin pisliği gübre dışında sebze ve meyvelerde tatlandırıcı olarak da kullanıldı. Güvercinler için şehir, öncelikle yedek bir kayalık görevini üstleniyordu. Günümüzde ise, şehirde besin temellerinin oluşmasıyla doğada yiyecek arayışına girmek cazibesini ve anlamını yitirdi.
Basel'in sokak güvercinleri
Şehir merkezinden geçtiğimizde, sokak güvercinleri belki de en dikkat çekici görüntü olarak karşımıza çıkıyor. Kuluçkaya yatmak için, öncelikle duvarlardaki oyukları ve yüksek binaların karanlık mekanlarını seçen sokak güvercinleri, şehirdeki yaşam şartlarına mümkün olduğunca iyi uyum sağladıkları anlaşılıyor. Bunun için, sokak güvercinlerine asıl geldikleri yerlerdeki benzer yaşama alanları sunan binalarla kabartılmış Basel şehrinin büyük rölyefi çok uygun. Yabanileşmiş ev güvercinleri olan sokak güvercinlerinin, Akdeniz bölgesi "Columbia livia" kaya güvercinlerinden türedikleri biliniyor.
Sokak güvercinleri: Zenginlik mi, yoksa eziyet mi?
Birçok insan için güvercinler, evcilleşmemiş hayvanların gözlemlenmesini sağlaması bakımından çok önemlidirler. Onlar şehri canlandırıyorlar ve hayvanlara bakışımızı olumlu yönde etkiliyorlar. Ama madalyonun diğer yüzü de var. Sokak güvercinleri bazı insanlar için yedek çocuk ya da hayatın içeriğiyle ilgili bir anlam taşırken, başkaları için ise bir eziyet olarak görülüyor. Peki niçin? Bu soru güvercinleri yemlemekle bağlantılı olarak ve ondan kaynaklanan güvercin sayısının çoğalmasıyla cevaplanabilir. Büyük güvercin toplulukları, sorunlara yol açıyor. Pek çok hayvan dostu, güvercinleri yemlemenin hayır olduğunu düşünürler. Lakin bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü kuşyemi tek yönlü beslenme sağladığı için hayvanlarda mineral ve vitamin eksikliğine yol açıyor. Bunun yanı sıra yemlemek, güvercin topluluklarının aşırı büyümesine neden oluyor. Bu da değişik zorlukları beraberinde getiriyor. Aktiviteleriyle kayaları bile tahrip edebilen küf mantarının çoğalması için ideal bir ortam sunan güvercin dışkısı, temizliği sürekli yapılamayan bina ve anıtlara hasar verebilmektedir.
Yüksek sayıdaki güvercin mevcudiyeti, güvercinlerin yuva yeri bulmalarını da zorlaştırıyor. Yuva sıkıntısı, var olan yuvalar üzerinde büyük baskı oluşturuyor. Bunun sonucunda stres, hastalık, parazitlerin getirdiği eziyet ilk önce güvercinlerin kendilerini vuruyor. Bu arada yuvalardan göç eden parazitler, insanlara da zarar verebiliyor. Elverişsiz yemlenmenin yol açtığı mineral ve vitamin eksikliğini gidermek için güvenciler, doğalarına yabancı bir davranışa da zorlanıyorlar; yeşil alanlardaki tomurcuk ve yaprakları yiyerek bitki örtüsüne zarar verebiliyorlar. Hasta hayvanlar yabanıl doğada normalde ilk olarak düşmanlarına kurban düşerler. Şehirde ise düşmanların eksik olması, doğadakinden uzun süre hayatta kalmalarına sebep olur. Ve bu şekilde hastalıkları çevrelerine ve bu arada da insanlara bulaştırabilirler. Bütün bunlar, şehirde uygun sayıda sağlıklı güvercin toplulukları oluşabilmesi ve aşırı çoğalmaya yol açmamak için güvercinleri doğal yem arayışına bırakmanın en doğru davranış olduğunu göstermektedir.
Basellilerin, sokak güvercinlerini dikkatsizce yemleyerek, sayılarının aşırı çoğalmasını sağladıkları biliniyor. Basel�de bu durumu değerlendiren yetkililer, güvercin sayısını kontrol altına almak için 1976�da "yem verme yasağı" getiriyorlar. Fakat halkın baskısı üzerine bu yasak aynı yıl kaldırılıyor. Basel Üniversitesi ve Sağlık Bakanlığı'nın işbirliğiyle 1988'de hayvanları koruma perspektifi ile yeni bir "güvercin harekatı" başlatıldı. Gaye halkı, kontrolsüz güvercin yemlemenin yol açacağı sayı patlamasının, şehre hijyenik zorluklar ve sokak kuşlarından bulaşabilecek hastalıklar gibi problemler getirebileceği hususunda bilgilendirmekti. İstenilen küçük ama sağlıklı bir güvercin topluluğunun mevcudiyeti idi. Bugün halen varlığını devam ettiren güvercinlikler kuruldu. Güvercinlikte görevli bir bekçi, düzenli olarak temizlik yapıyor, hayvanları kontrol ediyor ve gerektiğinde yumurtalarını değiştiriyordu. Aynı zamanda güvercinlerin yemlenmesinin başta hayvanların kendilerine zarar vereceğini vurgulayan "hayvan korumak, güvercinleri yemlemek değil� sloganıyla halk aydınlatıldı. Basellilerin çoğunun bu ifadeyi anladıkları, kontrolsüz yemlemenin oldukça azalmasından belli oluyordu. Sonuç olarak, sokak güvercinlerinin sayısında kısa bir zaman içerisinde büyük düşüş kaydedildi. Bugün Basel şehrinde sağlıklı güvercinler yaşıyor. Bu da tabii bütün hayvan dostlarını sevindiriyor. Bu model sokak güvercinleriyle ilgili problemlerin çözümünde bir örnek teşkil etti; öyle ki yurt içi ve yurt dışında pek çok şehir tarafından devralındı ve başarıyla gerçekleştirildi.
20. yy. başında çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi Basel�de de güvercin mevcudiyetinde düşüş yaşandı. Eskiden, yollar günümüzdeki gibi asfalt yapılı olmadığından, yollarda ince tahta kaplamalar vardı ve bunların aralıklarında ve deliklerinde güvercinler için yem birikirdi. Yolların giderek asfaltlanması güvercin mevcudiyetinde gerilemeye neden oldu. Asfalt sokaklar temizlendikten sonra, geriye güvercinlerin beslenmesi için hiçbir artık kalmıyordu. Sokak güvercini sayısının azalmasında, trafikte at arabalarının yerini motorlu taşıtların alması da önemli bir etkendi, çünkü etrafa saçılan tahıllar da güvercinlere yem oluyordu.
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Okunmamış 27-12-2008, 03:39 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

KUŞLARDAKİ ŞAŞIRTICI DENGE Herkesin mutlaka bir kez olsun dikkatini çekmiştir. Telefon telleri üzerinde dinlenen kuşlar hiç zorlanmadan dengede kalabilirler. Ne sürekli yön değiştiren rüzgar, ne de rüzgarın etkisiyle sallanan tel bu mükemmel dengeyi bozamaz.
Sirklerde çalışan cambazları düşündüğümüzde kuşların dengede kalma yeteneklerinin ne kadar üstün olduğu daha da iyi anlaşılır. Örneğin, gergin bir çelik halat üstünde yürümeye çalışan bir cambaz, dengesini sağlamak üzere, özel malzemeden yapılmış uzun bir sırık kullanmak zorundadır. Bu sırık cambaza bir tür terazi mekanizması kazandırır ve düşmeden tel üzerinde kalmasını sağlar.
Kuşlar ise dengelerini kurmakta herhangi bir alet kullanmazlar ama en iyi cambazdan çok daha yeteneklidirler: Bir telin üzerine havadan süzülerek iniş yapabilir ve 1 saniyeden daha az bir sürede dengelerini kurabilirler.
Alman bilim adamı Prof. Reinhold Necker, üstün birer akrobat olan kuşların nasıl olup da incecik bir tel üzerinde düşmeden kalabildiğini bulabilmek için tam dört yıl süren uzun bir araştırma yürüttü. Bochum Ruhr Üniversitesi'nde görev yapan araştırmacı, kuşların son derece özel bir denge mekanizmasıyla donatılmış olduğunu keşfetti. Bu araştırmaya göre, denge mekanizmasında iki farklı organ görev yapıyor.
Organlardan biri, diğer omurgalılarda da görülen iç kulak organı. Bu organ daha çok kuş havadayken faydalı oluyor ve kuş kanat çırptığı sırada ters yüz olmasını engelliyor.
Diğer organ ise kuşun leğen bölgesinde bulunuyor. Mükemmel işleyen bu organ omuriliğin sol ve sağ tarafındaki yarım daire kanallarından meydana geliyor. Omuriliğe bağlı simetrik kanalların içi özel bir sıvıyla dolu. Prof. Necker, bu sistemin işleyişini şöyle aktarıyor:
"Bu yarım daire kanalları bir terazi gibi işliyor. Kuşun vücudu nasıl hareket ederse bu sıvı ya o kanala ya da diğer kanala gidiyor".
Bu sistem elektronik bir bilgisayar sistemine benzer şekilde çalışan sinir hücrelerine dayanıyor. Mekanik uyarılmayla uyarılan loplardaki sinir hücreleri sinyali bacak ve beyinciğe gönderiyor. Necker, "Kaslar hareketi öyle düzenliyor ki kuşlar dengelerini mükemmel sağlıyor" diyor. Bu organın denge üzerinde oynadığı rolü test eden bilim adamı, leğen bölgesindeki organları kusurlu olan kuşların denge sağlayamadıklarını ve yere düştüklerini belirledi. Kuşlardaki bu harikulade denge organları olmasaydı, hafif bir rüzgar esmesiyle bulundukları tel üzerinden kolayca düşerlerdi. Bu organın en şaşırtıcı yönü ise otomatik çalışarak kuşu dengede tutuyor olması.
Organdaki tasarım incelendiğinde kanalların özel olarak varedildiği sonra akışkanlığı özel ayarlanmış bir sıvıyla doldurulduğu kolayca anlaşılmakta. Elbette böyle bir organ kuşun kendi iradesiyle oluşamaz. Ayrıca şuursuz atomlardan meydana gelen kas ve sinir hücreleri kuşu dengede tutmayı 'isteyemezler' ve gerekli ayarlamaları 'hesaplayamazlar'. Akıla sahip olmayan bir kuşun, uzun kimyasal tahlil ve incelemeler sonucu bunu keşfettiği elbette söylenemez. Bunu ona ancak her şeyi kusursuz olarak yaratan ve her şeyi bilen Allah öğretmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Okunmamış 27-12-2008, 03:42 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Konya'da Güvercincilik
Güzelliği, rengi, yön bulma yeteneğine bağlı haber götürücülüğü, eti ve evcilleşme yeteneği dolayısıyla çok eski çağlardan beri insanoğlunun dikkatini çeken güvercin, birçok ulusta olduğu gibi, doğaya bağlı bir ulus olarak bizde de büyük bir ilgi görmüştür.
Güvercin sözcüğünün gerek en eski Türkçe metinlerde bulunması, gerekse birbirinden oldukça uzak değişik Türk lehçelerinde ortak bir sözcük olarak varlığı, bunun en büyük kanıtlarından birisidir, iş yalnızca eski metinlerde ve değişik Türk lehçelerinde güvercin sözcüğünün geçmesiyle kalmamaktadır. Bugün birçok bölgemizde köklü bir güvercincilik geleneği vardır ve bu gelenek en canlı biçimde yaşamaktadır. Yalnızca Konya il merkezinde yapmış olduğum araştırma, güvercinciliğin Konya'da da ne kadar köklü bir geçmişe dayandığını göstermiştir.
Sınırlı ve belli alanlardaki sözcükleri içine alan Gök Türk Yazıtlarında geçmeyen güvercin sözcüğü. Uygur metinlerinde kögürçgün, kögürçken, kögürçün biçimlerinde geçmektedir (A, Caferoğlu, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, s. 114, İstanbul, 1968), Divanü Lûgati't-Türk'te kökürçkün olarak geçmekte, kökürgkünleş- «güvercini öndül koyarak yarışa girmek», biçiminde bir de türevi bulunmaktadır (B. Atalay, Divanü Lûgati't-Türk Dizini, a. 358, Ankara 1943). Kökeni hakkında ise herhangi bir açıklama yoktur. Lehçelerde, Rad., Kkg.-kögürçkön; Rad., Kaz,-kügerçin; Rad., Tob.-kügelsin; Rad,, Kg,-kügörşük; Rad., Komd, Bar.-kögürçün olarak geçmektedir (B, Atalay, Divanü Lûgati't-Türk Dizini, s. 358, Ankara, 1943). Anadolu ağızlarında, goğercin, güvercin, göğercin, güvercin biçimleri var, Kögörçün (Bashöyük-Kadınhanı-Konya) biçiminin ise Kafkasya göçmenlerinden derlendiği anlaşılıyor (Derleme Sözlüğü, C, VII, VIII).
Güvercin sözcüğünün eski kaynaklarda karşılaştığımız biçimlerini, şu iki ana biçime indirmek mümkündür; kökürçkün, kögürçün.
Kögürçken biçiminin, son hecede ünlü düzleşmesiyle kökürçkün biçiminden geliştiği anlaşılıyor. Kökürçkün ile kögürçgün arasında ise yalnızca -k- (buraya w nin altındaki yatay işaret konacak) -g- değişmesi var. Kökürçkün ya da kögürçün biçimlerinden hangisi asıl biçim olursa olsun, güvercin sözcüğünün Türkçe gök sözcüğünün bir türevi olduğu biliniyor (Hasan Eren, Türkçe Gök Kelimesinin Türevleri, Jean Deny Armağanı, s. 85-89, Ankara, 1858). Kökürçkün, kögürçün biçimlerinin kök < gök sözcüğünün üzerine ek yığılması sonucu ortaya çıktığı anlaşılıyor. Nitekim, aynı yapı özelliğine, aynı eklerin yığılmasıyla Türkçe iki sözcüğünün türevi olan ikirçkün «tereddüt, ikircim; tereddütlü, ikircimli» sözcüğünde de rastlıyoruz (B. Atalay, Divanü Lûgati't-Türk Tercümesi. C. III. s. 419, Ankara, 1941). Bu örnekler, ikirçkün sözcüğünün iki, kökürçkün sözcüğünün de gök sözcüğünün türevi olduğunu gösteriyor. Bazı sözlük ve ansiklopedilerde (Meydan Larausse, C. 5, s. 463, İstanbul, P. Tuğlacı, Okyanus 20. Yüzyıl Ansiklopedik Türkçe Sözlük M, İstanbul, T971), güvercin sözcüğünün Moğ. kügercin sözcüğünden getirilmiş olması görüşüne ise katılmak mümkün olmasa gerek.
Bu kadar eski ve yaygın bir sözcüğün, sınırlı bir anlam çemberi içinde kalması düşünülemez. Nitekim güvercin sözcüğü kendi asıl anlamı yanında, gerek yalın durumuyla, gerekse türevleri ve katıldığı birleşik sözcüklerle çok değişik anlamları olan bir sözcük durumuna gelmiştir.
Bunu şu örneklerde görmek mümkündür:
güvercin: Güney yarımkürede, Büyükköpek yakınında yer alan küçük Takım yıldız.
güvercinboynu: Böcek kabuğu gibi yeşil, mavi vs pembe arasında dalgalanan renk.
güvercinbudu: Bir çeşit yumurtalı köfte,
güvercingöğsü: Bk. güvercinboynu. güvercingerdanı.
güvercingerdanı: Bk. güvercinboynu, güvercingöğsü.
güvercinkökü: bot. Menisperrnacea familyasından jatrorhhiza palmata adlı bitkinin kökü.
Güvercinlik 1. Güvercin yetiştirmek için özel olarak hazırlanmış yer. 2. Piyade kayığının kıçında küçük bir kamara veya ambar biçiminde olup, öteberi koymaya yarayan dolap. 3. Kule biçiminde yüksekçe istihkâm. 4. Kalelerde, güvercinliklere benzeyen saklı yer ve gözcü kulesi.
güvercintaklası: 1. Sırt sırta kollarını birbirine kenetleyen üç ya da dört kişinin oluşturduğu koni biçimindeki sırt boşluğunda omuzlara dayanılarak atılan takla 2. Arkaları birbirine dönük elleri dizlerinde olarak eğilen dört çocuk üzerinde perende- atarak geçilen bir çocuk oyunu, güvercinyuvası: 1. anat. Beyincik dilciğinin yan kanatları ile tarin kapaklarının meydana getirdiği çukurluk. İçinde beyincik bademciğinin üst ucu bulunur (kırlangıçyuvası da denir). 2. tiy. Eski İngiliz tiyatrolarında, ancak bir insan başı büyüklüğünde görüş deliği olan tiyatro locası.

Bu kadar eski ve yaygın bir sözcüğün yer adlarına yansımaması mümkün değil. Nitekim eski ve yeni birçok yer adında güvercin sözcüğünü görüyoruz. Güvercin (Arpaçay-Kars), Güvercin (Osmancık-Çorum, Ş.Karahisar-Giresun. Elbistan-Maraş, Nevşehir-Niğde, Fatsa-Ordu, Havza-Samsun), Güvercinlik (Gümüşhane) muhtarlıklarının; Güvercinlik (Bolaman-Fatsa-Ordu, Azdavay-Daday-Kastamonu), Göğercinlik (Akmeşe-İzmit-Kocaeli) mahallelerinin; Güvercinlik (Zıvarık-Cihanbeyli-Konya) yaylak ve Güvercinlik (Etimesgut-Ankara) çitliğinin adları (bk. Türkiye'de Meskûn Yerler Kılavuzu 1, Ankara, 1946). güvercin sözcüğüne dayalı yer adlarımızın çokluğunu gösterir. Bunların yanında. Güvercinlik Biga sancağında ve Biga yakınlarında bir küçük kasaba olup. H. 831 tarihinde II. Sultan Murat Han tarafından fetholunmuştur. (bk. Şemsettin Sami, Kâmusü'l-a'lâm, C. 5, s. 3924, İstanbul, 1314), Güvercinlik (Sırpça adı: Golubaç, Macarca adı: Galamboç) Yugoslavya'nın Sırbistan bölümünde, Tuna'nın sağ kıyısında bir kasaba, (Türk Ansiklopedisi, C. 18, s. 235-237, Ankara. 1970). Güvercinkaya (Deniz haritalarında Pigon 1. ek. Makro). Kuzey Suriye'de Akdeniz kıyısındaki- Basit (Podision) burnunun kıyısında ve Akra dağının güneybatı eteğinde bir adacık (bk. Meydan Larausse) güvercin sözcüğünün, eski devirlerden beri hem Türkiye'de hem de Türkiye dışında yer adı olarak kullanıldığını göstermektedir. 1/500000 ölçekli Yeni Türkiye Atlası'nda. Güvercin, Güvercinli, Güvercinevleri. Güvercinlik biçiminde sekiz köy adı verilmiştir (Yeni Türkiye Atlası, M.S.B. Harita Genel Müdürlüğü, Ankara, 1977). Yazılı kaynaklara geçmiş bu çiftlik, yaylak, köy, mahalle, kasaba, şehir adlarının yanın da yazılı kaynaklara geçmemiş daha birçok yer adının bulunabileceğini kabul etmek yanlış olmasa gerek.
Konya'da güvercinciliğin oldukça eski bir geçmişi var. Bu konuda elde kesin belgeler bulunmamakla birlikte, yerleşmiş kuşçuluk gelenekleri Konya'daki güvercinciliğin geçmişinin Selçuklulara kadar çıktığını gösteren güçlü belirtilerdir. Ayrıca sözlü anlatılar da bunu destekler nitelikledir. Konya'nın ünlü kuşçularından Av. Mehmet Ali Apalı, Konya'da kuşçuluğun Selçuklular zamanında başlamış olabileceği görüşünde. Ayrıca Konya'ya özgü bir güvercin türü olan Selçuklu güvercinlerini de Selçukluların Orta Asya'dan getirdikleri kanısında. Buna kanıt olarak da bu güvercin türünün Konya dışında hiçbir yerde bulunmayışını gösteriyor. (bk. Mahmut Sural, Konya'da Kuşçuluk ve Kuşçular I. Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, sayı: 352, s. 3483-848o, İstanbul, 1978). Yine Konya'nın tanınmış kuşçularından Av. Ahmet Onacak, Konya'ya kuşçuluğun. Selçuklularla geldiği «Malazgirt savaşından sonra Konya'da kurulan Selçuklu Devleti sultanlarına, vezirlerine hediye olarak pek çok güvercin gönderildiği» görüşünde (Bk. M. Sural. Konya'da Kuşçuluk ve Kuşçular III. T.F.A. Dergisi, sayı: 356, s. 8602-8604. İst, 1979). Konya'daki yaygın inanışa göre Mevlâna da güvercin beslemiştir. Bu nedenle çelebiler de kuş beslemiş ve çelebiler arasından ünlü kuşçular yetişmiştir (bk. a. g. röportaj II. T.F.A. Dergisi, sayı: 353, s. 8521-8523).
Bugün güvercincilik Konya'da oldukça yaygın durumda. Biri Mevlânâ Türbesi yanındaki Mevlâna Kuşçu Kahvesi, diğeri salmacıların kahvesi olarak bilinen. Amele Pazarı'nda. caddenin sağında ikinci katta olmak üzere iki de kahvehaneleri var. Bu kahvehanelerde güvercin üzerine söyleşiler ve güvercin alışverişleri yapılmakta. Konya'da güvercinlerin 50 T.L. ile 10.000 T.L. arasında alınıp satıldığı söyleniyor. Güvercinin değeri görünüş güzelliğinden, damarlı ve yiğit oluşundan, oyun yeteneğinden gelir. Selçuklu türünde görünüş güzelliği, Mardinli ve taklambaç türlerinde ise görünüş güzelliği yanında oyun yeteneği de aranır, iyi güvercinlerde Selçuklu ile Mardinlinin fiyatları aşağı yukarı aynı.
Güvercinler, özel kümeslerde besleniyor. Kümesler çoğunlukla toprak kerpiçten yapılmış, ortalama 2x2 ya da 1.5x2 m. genişliğinde, 1,5-1.80 m. yüksekliğindedir. Kümesler iki bölümdür. Tel örgülerle çevrilmiş yazlık bölüm ve kerpiçten örülmüş kışlık bölüm. Büyüklükleri aşağı yukarı aynı alan yazlık bölümle kışlık bölüm arasında, üzerinde güvercinlerin geçebilecekleri büyüklükte bir delik bulunan bir kapı vardır. Güvercinler iki bölüm arasında istedikleri gibi hareket edebilirler. Asıl barınma yeri kışlık bölümdür. Duvarlara yerleştirilmiş olan kutular veya küçük sandıklar içinde tünerler, orada yavrularlar. Her odada rahat etmelerini engellemeyecek sayıda güvercin vardır. Güvercinlerini dışarı bırakanlar yanında sürekli kümeste besleyenler de var.
Güvercinler, sert buğday, küçük mısır, burçak, fiğ ve arpa ile besleniyor. Kışın çoğunlukla burçak veriliyor. Kümesleri her gün temizlenen güvercinlere yine her gün taze su veriliyor. Mikroplardan arındırmak için sularına onbeş günde bir eriton katan veya sağlıklarını korumak için vitamin hapları veren kuşçular var. Konya'da güvercin gübresi, daha çok çiçeklere ve sebzelere, seyrek olarak da ağaçlara atılıyor.
Konya'nın asıl yerli güvercinleri halk arasında daha çok enseli olarak bilmen Selçuklu türü ile taklambaçlardır. Bunların yanında Konya'ya sonradan geldiği herkesçe bilinen Mardinli türü ile Çorumlu-Mardinli, gut. demkeş, Musullu ve ganrık türleri vardır. Çoğunlukta olup herkesçe beslenen güvercin türleri ise Selçuklu. Mardinli ve Taklambaç türleridir.
Selçuklu türü güvercinler, ense. kuyruk ve renklerine göre, Mardinli türü ile taklambaç türü güvercinler ise renk. tüy, ve oyun durumlarına göre çeşitlere ayrılırlar. Selçuklu türü güvercinlerde görünüş güzelliği, taklambaçlarla Mardinli türü güvercinlerde ise görünüş güzelliği ile uçuş ve oyun özelliği aranır. Bu yüzden Selçuklu türü güvercinler çoğunlukla Kümeslerde beslendiği halde, Mardinli ile taklambaçlar uçuş için bırakılırlar.
Selçuklu türü güvercinlerin renklerine göre bugün bilinen çeşitleri ak. kara, gök, çopur ve akkuyruk karadır. Avukat Mehmet Ali Apalı, Selçukluların Orta Asya'dan yalnız ak. kara ve gök türlerini getirdiklerini, ak ile karanın eşleştirilmesinden akkuyruk karayı, ak ile gök'ün eşleştirilmesinden de çopur'u, Selçukluların elde ettiğini tahmin ediyor (a. g. röportaj II. T.FA. Der., sayı: 353, s. 8521-8523). Aynı görüşü paylaşan başka kuşçular da var. Güvercin meraklılarından Muzaffer Öztermiyeci'ye göre gök ile ak'ın eşlemesinden enseli karakuyruk çopur, enseli gök, çopur; ak ile karanın eşleşmesinden enseli ala, enseli mavrullu kara, akkuyruk kara, yanı telli, böğrü telli, üstü telli kara; çopur ile çopurun eşleşmesinden %80 pal, %15 çopur. %5 enseli ak elde edilir.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Okunmamış 27-12-2008, 03:42 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Selçuklu türü güvercinler kuyruk biçimlerine göre açık ense, açığın dolması, sokma kuyruk, dalma; ense biçimlerine göre ise kılıncına ense, köprülü ense çeşitlerine ayrılıyor. Konya'dan derlediğim sözcüklerin çok sınırlı bir kısmı, ancak beş altı tanesi sözlüklere girebilmiştir. Derleme Sözlüğü'nde güvercinle doğrudan doğruya veya ikinci dereceden ilgili yüz kadar sözcük derlenmiştir. Bu sözcükler içinde Konya merkezden derlenmiş sözcüğe rastlayamadım. Ancak, Konya ilinden güdün «güvercinlerin ayağına takılan küçük çıngırak» (Sille-Konya), kundala “devetüyü renkli güvercin” (Karaman-Konya) sözcüklerine rastlayabildim. Bunları da Konya içinde kullananı görmedim. Konya'dan derlediğim sözcüklerden. Derleme Sözlüğü'nde bulunanlar oldukça az. Bunlar ala Mardinli «bir çeşit güvercin» (Merzifon-Amasya), dalı kara «omuzunda kara tüyleri olan beyaz güvercin» (Çorum), kuğurmak «güvercin ötmek» (Sandıklı-Afyon. Bor-Niğde). tülemek «kuş tavuk vb. kanatlı hayvanlar tüy değiştirmek» (Türkiye'nin bir çok yerinde), vizik (vizzik) «güvercin palazı» (Bolu; Merzifon-Amasya; Corum), cızık «güvercin yavrusu» (Düzce-Bolu; Eskişehir; Kastamonu) (Bu sözcük Konya'da cızzık biçimindedir) sözcükleridir (Derleme Sözlüğü l-XI, 1963-1979, Ankara). Derlenen sözcüklerden edebi dilde kullanılıp ala «karışık renkli, alaca», devetüyü «devetüyü renginde olan», felç «inme, nüzul», kuğurmak “(güvercin) ötmek”; anaç «yavru ya da yemiş yetiştirecek duruma gelmiş olan (hayvan ya da ağaç)», yad ti. Başka, 2. Yabancın (Türkçe Sözlük. Ankara, 1974), demkeş «daima öten bir cins güvercin», (F. Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ans. Lügat, Ankara, 1962) gibi sözlüklerde bulunan sözcüklerin bir kısmına da az çok özel bir anlam verilmiştir.
Güvercinlerin renklerini, türlerini, çeşitlerini, biçimlerini, hareketlerini, yaş durumlarını anlatmak için, değişik yollara başvurulduğunu, bunun için ala, kara, ak, gök, boz, bozlak, devetüyü, külümsü gibi renk adlarından, kanat, kuyruk, bel, tüy, kafa, ense gibi organ adlarından çokça yararlanıldığını görüyoruz. Bunun yanında renk ve organ adlarıyla sıfat ve ad tamlamaları yapma yoluna gidilmiş: gök Mardinli, boz zidgara, bozlak Musullu, küfümsü elifli, gök elifli, karakafa karakuyruk, karyağdı elifli, akkuyruk kara, karakuyruk çopur, karakuyruk alası...
Sözcükleri yapıları bakımından incelediğimizde beş öbeğe ayırabiliriz: 1. Yalın sözcükler: ak, kara, gök. boz, baş, bıyık, çopur, ola... 2. Türemiş sözcükler: anaç, çimkeli, indirmeli, eğriceli, kapağan. açık, dolma. taklambaç... 3. İki sözcükten ad, sıfat ya da insat öbeği biçiminde yapılmış sözcükler: ala Mardinli, bir esnek, bozlak çallı, böğrü telli, damüstü, dalı kara, enseli gök... 4. Üç sözcükten ad ya da sıfat tamlaması biçiminde oluşturulan sözcükler: açık devetüyü, akkuyruk kara, benekli sıçantüyü, çakal gök çallı, karakuyruk alası, karyağı elifli... 5. Dört sözcükten sıfat tamlaması biçiminde oluşturulan sözcükler: kuyruğu beyaz sıçantüyü, karakafa karakuyruk, kanadı telli sıçantüyü. kuyruğu beyaz zidgara... Çoğunlukta olan ad soylu sözcüklerin yanında sınırlı olarak eylemlere de yer verilmiştir: atla-, ayrıl-, çekil-, kız-, sağ-, sürükle-, yürü-, üfle-... Derlenen 286 sözcükten 136'nın yalın ve türemiş 150'nin ise ikili, üçlü, dörtlü tamlamalar biçiminde olması, tasviri bir dil kullanıldığını gösteriyor. Halk sanatındaki renkliliği akkuyruk kara, külümsü gök çakal, kuyruğu beyaz gök Mardinli, karakafa karakuyruk, kanadı telli sıçantüyü... sözcüklerinde görmek mümkün. Sözcüklerin büyük çoğunluğu Türkçe: ak, ala, gök, kara, yeşil, devetüyü, külümsü, anaç, bıyık, boz, bozlak. eğriceli, dik, dıkdık, kuğurmak, salma, Selçuklu, sürmek, ulumak, vizzik, oyun, kırma, sağmak, kanat, kuyruk... Türkçe sözcüklerin yanında çoğu halk diline yerleşmiş yabancı kökenli sözcükler de var: apraş. deste, badanas, demkeş, gut. difteri, veba, fişek, fener, mukluf, pul, nergiz, nuska, perçin, zırh, ebrulü... Alıntı sözcüklerden bazıları ise tanınmayacak kadar değiştirilmiştir: zid (zift'ten) zidgara (zift kara'dan).
Güvercincilikle ilgili sözcüklerin sürekli bir değişim ve gelişim içinde olduğu görülüyor. Eski sözcükler bir yandan unutulmaya, unutulmayanların anlamlarında da birtakım kaymalar ve karışmalar olmaya başlamış. Nitekim eski sözcükleri yalnızca Mehmet Ali Apalı’dan derleyebildim. Sözcüklerdeki anlam karışmalarının da bu değişim ve gelişimle ilgili olduğunu sanıyorum. Öbür yandan eski sözcüklerin yanına yenileri katılmaya başlamış: zencir, zencirli yanında aynı anlam için cırcır, cırcırlı, (halk arasında fermuar anlamında kullanılıyor) sözcükleri kullanılmaya başlamış. Yeni tür güvercinlerin gelmesi de yeni sözcükler doğuruyor. Mardinli türü güvercin Konya'ya gelmeden önce, Mardinli türüyle ilgili sözcüklerin bir çoğunun kullanılmadığını söyleyebiliriz. Son yıllarda Konya'ya yeni bir güvercin türü daha gelmiştir: Almanya kuşu ya da Almanya güvercini diye adlandırılan güvercin. Almanya'dan getirilen ve daha çok salmacıların rağbet gösterdiği bu güvercin türü de güvercincilikle ilgili sözcüklere mutlaka yeni sözcükler katacaktır.
Konya'da güvercinlerle ilgili sözcükleri derlemek için uzun denebilecek bir çalışma yaptım. Bu konuda titiz davranışımın nedeni, olabildiğince yanlışlara düşmemek, eski ve yeni bütün sözcükleri derlemek, sözcüklerin anlamlarında kuşçular arasında görüş birliği sağlamak, varsa sözcüğün ikinci ve üçüncü anlamlarını da derlemekti. Konya'da güvercincilikle ilgili sözcüklerin çok büyük bir kısmını, hemen hemen tümünü derlediğimi söyleyebilirim. Bunun yanında dikkatten kaçmış birkaç sözcük kalmış olabilir. Az da olsa derlediğim bazı sözcüklerin anlamında, görüştüğüm bütün kuşçuları birleştirebildiğimi söyleyemem. Anlamında uzlaşma sağlayamadığım sözcükler için ileri sürülen anlamları, 1., 2., 3. anlam olarak vermeyi uygun buldum. Örneğin, sırma ve kalem sözcükleri, bunlar arasında. Sırma ile kalem sözcüklerini eş anlamlı sayanlar yanında, sırma kanatta, kalem kuyrukta olur diyenler de var. Ben sözcüğe l, 2. anlamlar diye iki anlam verdim. Tek kişiden derlediğim sözcüklerde derleme yapılan kişinin adını parantez içinde verdim. Derlemelerim sırasında bana ilk bilgileri veren ve beni bir çok kuşçuyla tanıştıran Fakültemiz elemanlarından Mehmet Büyükgidiş'e bilgilerinden yararlanmamda bana her türlü kolaylığı gösteren Mehmet Ali Apalı'ya. Süleyman Nâçar'a, Ahmet Pekkirişçi'ye. Muzaffer Öztermiyeci'ye. İbrahim Ulu'ya, Cevat Aksel'e, Ahmet Gülüvar'a ve burada adını sayamadığım diğer kuş meraklılarına teşekkür etmek benim için bir görev olmuştur.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
açık devetüyü : Açık devetüyü renginde olan güvercin. Mardinli türünde olur.
açık ense : Kuyruğunun içi boş olan Selçuklu türü güvercin. Kılıncına dolmaya göre daha az değerlidir. Selçuklu türü güvercinlerin bütün renklerinde olabilir.
açık gök Musullu : Musullu güvercinin açık gök renkte olanı. açığın dolması : Kuyruğunun alt kısmı açık üst kısmı dolma olan güvercin. Selçuklu türünde olur.
ağız hastası : Nezle olan ya da ağzının içinde çatlak olan güvercin.
ağızlamak : (Güvercin) Havaya doğru diklemesine uçmak. (bk. Namlıyı dikmek)
ahır kuşu : Demkeş ve gut türü güvercin. Ahırlardaki örümcekleri yerler, (bk. demkeş, gut).
ak ganrık : Enseli ganrık'ın ak olanı.
akkuyruk kara : Gövdesi ve kanatları kara. kuyruğu ak olan Selçuklu türü güvercin. Kılıncına dolma olanları daha değerlidir. Gözü beyaz. yeşil, kırmızı olanları vardır. Kızıl gözlüler diğer enselilerle karışmadan meydana gelir, değersizdir. Gözü. büyük çerçeveli ve beyaz olanlar değerlidir.
ak Mardinli :Tamamen beyaz olan Mardinli türü güvercin (bk. Beyaz Mardinli).
ak taklambaç : Tamamen beyaz renkli olan taklambaç türü güvercin.
ala : 1. İki renkli olan güvercin. Daha çok akkuyrukla beyaz karışımından olur (bk. enseli ala). 2. Başı siyah, diğer tarafları beyaz taklambaç (bk. karakafa). 3. Başı ve kuyruğu siyah, diğer tarafları beyaz olan taklambaç (bk. karakafa karakuyruk).
ala ganrık : İki renkli olan enseli ganrık güvercin.
ala Mardinli : Siyah beyaz karışımı Mardinli türü güvercin.
anaç : Muklufluktan çıkıp eş olan güvercin. Eş olan güvercinin erkeğine de dişisine de anaç denir. Anaçlık devresi 10-12 yıl sürer.
antak kalmak : Belirli bir vakit ya da saat üzerinde anlaşmak.
apraş : Değişik türdeki iki güvercinin eşleşmesinden olan yavru (M- A. Apalı.)
arka takkalı : Başının arkasında takke olan güvercin.
atlamak : Erkek güvercin eşleşmek için dişi güvercinin üzerine çıkmak (M. A. Apalı)
atmak : 1. Güvercinler yürükte uçarlarken bir ya da birkaç güvercin bu uzun uçuşa dayanamayıp halkadan, oynayarak veya sağarak aşağıya doğru gelmeye başlamak. Buna. attı denir. Eylem yalnız attı biçiminde kullanılır. 2. Güvercincinin güvercini eliyle havaya doğru fırlatması. 3. Güvercinin takla atması [M. Büyükgidiş).
avvuk çekmek : Erkek güvercin dişi güvercini eşleşmek için çağırmak.
ayrılmak : Yad ya da kuşçuya ait güvercinlerden biri veya birkaçı uçuş düzeninden ayrılmak. Örneğin, gök ayrıldı, yad ayrıldı denir. Eylem yalnız, ayrıldı biçiminde kullanılır (M. A. Apalı).
azı : Kanat tüyleri, kanatlardaki büyük tüyler. Dıştan içe doğru 8-10 tele azı denir. Uçuşu bunlar sağlar.

badanas : Güvercinin çiftleşme, yumurta yapma dönemi. Badanas dönemine giren güvercin ortalama 10-15 günde yumurtlar. Badanas döneminde erkek, dişinin peşine düşer.
badanasa binmek : Yumurtlama dönemi yaklaşmış dişi güvercinin arkasına erkek güvercin düşmek. Erkek güvercin dişiyi kovalar. Bu görüldüğü zaman badanas dönemi başlar.
badanasa girmek : Güvercin çiftleşme zamanındaki durumda olmak. Dişi yatar erkek üzerine çıkar, bazen de erkek yatar dişi onun üzerine çıkar.
bağdadiye : İrice bir güvercin türü. Gagası uzun ve kalın, burun delikleri belli, burnunun üzeri etli, ayakları paçasız, göz rengi turuncu veya kırmızı, gözleri büyük; göz çevresi tüysüz, kırmızı ve kabarık etli; ayakları büyük ve kırmızı, ayak parmakları uzun, boynu uzun ve aşağıya doğru yay çizen, kartal görünüşünde olan bir güvercin türü. Her rengi olmakla birlikte çoğunlukla siyahtır. Hızlı döğüşür. Burnunun üzerindeki et büyük ve gözü kırmızı olanlar değerlidir. Oyunsuzdur. Çok uçar. Salma kuşudur. Vücut ağırlığı 500-600 gr. gelebilir. Bir kilo gelenleri de vardır. Konya'da pek bulunmaz.
balrengi limonlu : Balrenginde olan güvercin. Mardinli türünde olur. Kanadının üzerinde balrengi sırma olabilir.
barana : Güvercinlerin toplu halde uçması.
basışmak : Erkek güvercin çiftleşmek için dişi güvercinin üzerine çıkmak
beli gara : Beli siyah, diğer tarafları beyaz alan güvercin. Ak Mardinli ve taklambaçta olur (bk. yamalı, dalı gara, sırtı gara).
benekli sıçantüyü : Üzerinde kahverengi benekler olan sıçantüyü rengindeki güvercin. Mardinli türünde olur.
beyaz Mardinli : Beyaz renkte olan Mardinli türü güvercin (bk. Mardinli).
bıyık : Ağızla göz arasındaki tüy dönmesi, tüyün ivinti halinde dönmesi. Tek taraflı veya çift taraflı olabilir. Tek tarafta olana tek bıyık, iki tarafta bıyığı olana bıyıklı veya çift bıyıklı denir. Çift bıyıklılar daha makbuldür. Bıyık Mardinli türünde olur. Selçuklu ve taklambaç türlerinde bıyık olmaz.
bıyıklı : iki tarafta da bıyığı olan güvercin. Mardinli türünde olur.
bir esnek : Şahadet parmağı ile başbarmağın u harfine yakın biçimde, ortalama 8 cm. açılmasıyla belirlenen bir ölçü birimi. Selçuklu türü güvercinin ufak yapılısı makbuldür. Kuşçu güvercini değerlendirirken ölçer. Güvercinin göğsü ile kuyruğunun sonu bir esnek olmalıdır. Bu ölçü Selçuklu türü güvercinler için geçerlidir. Taklambaç için kullananlar da var.
boncuk : Güvercinlerin ayağına takılan boncuk. Nazar değmemesi ve kuşları birbirinden ayırt etmek için takılır. Genellikle mavidir.
bozlak : Göğsü, kuyruğu ve sırtı sarımtırak, kanatları ve kuyruğu üzerinde sırması ve kalemleri olan güvercin. Mardinli türünde olur.
bozlak çallı : Vücudu ve kuyruğu bozlak, kanatları beyaz, paçaları kesme beyaz, gıdık altında zincir olan güvercin. Mardinli türünde olur.
bozlak elifli : Kanatları, kuyruğu ve başı beyaz, vücudu boz olan güvercin. Mardinli türünde olur.
bozlak Musullu : Boz renkli olan Musullu güvercin.
boz zidgara : Rengi mat siyah, uçuk siyah olan güvercin. Taklambaç ve Mardinli türünde olur. Taklambaçta boz zidgara makbul değildir. Mardinli türünde ise güvercinin değerini azaltmaz.
böğrü telli : Beyaz olan kuyruğunun üstüyle yanı arasında bir veya iki koyu renk tel bulunan güvercin (M. A. Apalı).
bulutlu : Koyu küf renkli güvercin. Daha çok külümsü denir. Mardinli türünde olur {bk. külümsü).
burma : 1. Ağızla göz arasındaki tüy dönmesi, tüy ivintisi. Bıyık da denir (bk. bıyık). 2. Başın önünde yukarıya doğru kalkan tüy tutamı, demeti. Perçem veya ön takka da denir {bk. perçem, ön takka).

cılk yumurta : Hiç gelişmeden bozulan yumurta.
cırcır : Çene altından boyuna doğru inen siyah beyaz zincir. Mardinli türünde olur (bk. zencir) (î. Ulu).
cırcırlı : Boynunun altında siyah beyaz zinciri olan güvercin. Mardinli türünde olur (İ. Ulu).
cızzık : Muklufluk devresine girmemiş güvercin yavrusu (bk. vizzik).
çakal : Güvercinin başındaki beyaz cimkeler. beyaz benekler. Mardinli " türünün diğer renklerinde de olmakla birlikte deha çok çallı cinsinde bulunur. Çakal daha çek Mardinli ve taklambaç tüllerinde olur. Selçuklu türünün ise kare ve gök'ünde olmaz. Yalnız çopur cinsinde olur. Selçuklu türünün diğer çeşitlerinin başında çakal bulunursa makbul değildir. Başında çakal bulunan Mardinli türü güvercinler, çakal zidgara, çakal gök, çakal bozlak, çakal devetüyü, çakal çallı, çaka! gök çallı, çakal elifli, çakal limonlu çeşitlerine ayrılır. 2. Çopur güvercin terde, baştaki grinin tam ortasında gagadan başa doğru çekilmiş olan beyaz hat. Çopurda makbuldür, diğerlerinde makbul değildir (M. A. Apalı).
çakal bozlak : Başında beyaz çimkeler. benekler bulunç n güvercin. Mardinli türünde olur.
çakal çallı : Başında beyaz çimkeler, benekler bulunan, vücudu ve kuyruğu siyah, kanatları beyaz, paçaları kesme beyaz olan güvercin. Mardinli türünde olur.
çakal çopur : Baştaki gri rengin tam ortasında gagadan başa doğru beyaz bir hat çekilmiş olan çopur güvercin (M. A. Apalı)..
çakal devetüyü : Başında beyaz çimkeler. benekler bulunan ve devetüyü renginde olan güvercin. Mardinli türünde olur.
çakal elifli : Başı, kanatlan, kuyruğu ve paçaları beyaz, vücudu siyah, gök, bozlak vb. renklerde olan ve başında beyaz çimkeler, benekler bulunan güvercin. Mardinli türünde olur.
çakal gök : Başında beyaz, çimkeler, benekler bulunan güvercin. Mardinli türünde olur.
çakal gök çallı : Başı. kanatlan, kuyruğu ve paçaları beyaz vücudu flok olan ve başında beyaz çimkeler, benekler bulunan güvercin. Mardinli türünde olur.
çakal limonlu : Başında beyaz çimkeler, benekler bulunan ve vücudu açık balrengi olan güvercin. Mardinli türünde olur.
çakal zidgara : Başında beyaz çimkeler, benekler bulunan zidgara güvercin. Mardinli ve taklambaç türlerinde olur.
çakır : Mavi hareli, bej hareli göz. Gözü mavi hareli ya da bej hareli olan güvercin. Çopurda ve taklambaç çallıda olur. Çopurda gözün biri siyah diğeri çakır olur. Çakır gözün yarısı çakır, yansı siyahtır. Çakır kısım, gözün alt yarısında, üst yarısında, ya da yan tarafında olabilir. Taklambaç çallıda gözün ikisi de çakır olabilir.
çalı : Çopurun kanadındaki beyaz teller, Çalı çopurda olur. Çalılı çopur makbul değildir.
çallı : Vücudu ve kuyruğu siyah, kanattan beyaz olan güvercin. Taklambaç ve Mardinli türlerinde olur. Göğsünde zincir ölür. Paçalar kesme beyazdır. Kanattaki beyaz teller her iki yanda 6-6, 7-7. 8-8 olabilir. Beyaz teller 7-8 olanlar makbuldür. Kanat telleri arasında siyah teller olursa bozuktur, makbul değildir. Çallı denince siyah beyaz renk anlaşılır. Asıl çallılar siyah beyaz olmalıdır. Taklambaçların çallısı siyah-beyaz olur, başka rengi olmaz. Mardinlilerde, siyah-beyaz çallı yanında gök çallı, devetüyü çallı. limonlu çallı, külümsü çallı, karyağdı çallı da olur.
çatal kuyruk : Kuyruk telleri ortadan ikiye ayrılmış gibi görülen güvercin. Kuyruk telleri 7-7 toplam 14 olur. Bu sayı 15 veya 16 olabilir. Mardinli türü zidgaralarda olur. Zidgara karışımlarının bazılarında da çatal kuyruk olabilir.
çatlak : Güvercinin ağzının içinde çıkan çıban (bk. ağız hastası).
çekilmek : Güvercin uçarken en yükseklere kadar gitmek. Örneğin kuşlar çekildi denir (M. A. Apalı).
çift bıyıklı : iki tarafta da bıyığı olan güvercin.
çift takkalı : Önde ve arkada takkesi olan güvercin. Basının önünde ve arkasında yukarıya doğru kalkan tüy demeti olan güvercin.
çimke : Güvercinin üzerindeki siyah benekler. Mardinli ve Musullu'da olur.
çimkeli bozlak : Üzerinde siyah benekler olan bozlak güvercin. Asıl olarak Mardinli türünde olur.
çimkeli bozlak Musullu : Üzerinde siyah çimkeler olan Musullu güvercin. Tür olarak Mardinli'ye girer.
çimkeli açık gök Musullu : Üzerinde siyah çimkeler olan açık gök renkli Musullu güvercin.
Çimkeli gök Musullu : Üzerinde siyah çimkeler olan açık veya koyu gök renkli Musullu güvercin.
çingene alası : Siyah beyaz düzensiz ala güvercin. Selçuklu türünde olur.
çitleşmek : (Güvercin) Ağız ağıza verip kusmuklaşmak (M. Büyükgidiş).
Çorumlu : Mardinli türü güvercinin paçasız olan çeşidi. Çorumluda oyun vardır. Oyunsuz olanları makbul değildir. Çorumluya Çorum!u-Mardinli de denir (bk. Çorumlu-Mardinli}.
Çorumlu-Mardinlî : bk. Çorumlu.
çopur : Başı açık gök, boyundan kesmeli, kanalları füme, belinde gök olmayan, arkası sütbeyaz ve ayaklan paçalı olan Selçuklu türü güvercin. Gözleri çakırdır. Açık ense veya dolma olabilir. Kuyruğu beyazdır Arkadan takkeli veya dabak olabilir. Değerli bir çopurda aranan nitelikler: Başı gayet açık mavi, gözlerinden biri siyah diğeri çakır, kanat uçları koyu zeytuni olan çopurlar değerlidir. Kanatlarında darı ve çalı, gözlerinde nergiz, boynunda sarkığı yani indirmesi olan çopurlar makbul değildir.

dabak : Takkesiz güvercin. Başının önünde ya da arkasında doğru kalkık tüy olmayan güvercin. Her türde olur .
dalı gara : Kendisi beyaz sırtı siyah olan güvercin Ak Mardinli ve ak taklambaçta olur (bk. beli gara, sırtı gara, yamalı).
damarlı : Uzak mesafelerden salındığında yuvasına çok kısa bir zamanda dönen güvercin. Damarlı güvercinler yabancı yerlere inmezler. Damarlı güvercin mukluf bile olsa, çevreyi iyi tanımasa bile yuvasını bulabilmek için günlerce uğraşır. Damarlı güvercinler ev üzerinde uçurulduklarında da çok uçarlar. Ortalama 4-5 saat uçarlar. Az olmakla birlikte 3-10 saat uçanları da bulunur. Her türde olur. Damarlı güvercine yiğit güvercin de denir (bk. yiğit güvercin).
damarsız : Kendi yuvasından başka yuvaya giden güvercin. Damarsızlar uçtuktan sonra çoğunlukla kendi yuvalarını bulamazlar. Damarsız güvercin çabucak bir başka yuvaya inebilir. Damarsız güvercinlerden damarlı yavrular olabileceği gibi, damarlı güvercinlerden de damarsız yavrular olabilir, ama saf kanlardan damarsızlar pek çıkmaz. Damarsız güvercine giriş da denir (bk. giriş).
Damüstü : Elden çıktıktan, havaya atıldıktan sonra, 6-8 takla atıp düz uçan, evin çevresinde dönen, her 6-8 turda bir, damın üstünde oyuna giren güvercin. Havada 3-4 saat kalır. Havacılar gibi fazla yükselmez. Oyuna giren damüstü takla atar. Damüstü Mardinli türünde olur. darı: Kanat üzerinde acık siyah renkteki büyükçe benekler. Çopurlarda ve enseli göklerde olur.
dar paça : Tüyleri kısa olan paça.
dem çekmek : (Güvercin) Ötmek. İyi dem çeken güvercinler 40-45 dakika dem çeker. Demkeş, gut ve kuşkumrular dem çeker.
demkeş : Dem çeken, beyaz, kahverengi ve siyah renkleri olan güvercin türü. çit takkeli olur. Ahır kuşudur. Fazla uçmaz. Kahverengi demkeşle gut birbirine benzer, ancak kuğurmalarından ayırt edilebilirler. Demkeş geniş paçalı ve iri vücutlu olur.
deste kuyruk : 1. Üçgen biçiminde olup içi dolu veya içi açık olan kuyruk. Selçuklu türünün özelliğidir. 2. Kuyruğu açık ense veya kılıncına dolma olan Selçuklu türü güvercin.
devetüyü : Kestanerengi veya açık kestanerengi güvercin. Açık kestanerengine açık devetüyü de denir (bk. açık. devetüyü). Koyu devetüyüne kestanerengi de denir. Tür olarak Mardinlidir.
devetüyü elifli : Başı, kanatları, kuyruğu ve paçaları beyaz, vücudu devetüyü güvercin. Merdini i türünde olur.
devetüyü çallı : Vücudu ve kuyruğu devetüyü, kanatları beyaz olan güvercin. Mardinli türünde olur.
dıkdık : Gaga (bk. gaga).
dik : Güvercinin ağzının ön tarafa doğru olması. Ağız aslında göğüse doğru olur. Makbul değildir. Enselide ve taklambaçta olur (bk. kertlez).
difteri : Güvercinin ağzında olan bir hastalıktır. Ağsın içi beyazlaşır. Nezle ilerleyince difteriye döner. Difteri olan güvercin yem yiyemez (bk. ağız hastası). Halk arasındaki tedavi biçimleri: 1. Limon suyuyla zeytinyağı yarı yarıya karıştırılıp ağız yıkanır. 2. Ağız koruk suyuyla yıkanır. 3. Ağız tut şurubuyla yıkanır.
dolma : Kuyruğunun içi dolu olan Selçuklu türü güvercin. Selçuklu türünün bir özelliğidir. Açık enseye göre daha değerlidir (bk. kılınana dolma).
dumanlı : Külümsü Mardinli. Açık olana dumanlı, koyu olana bulutlu denir (bk. külümsü Mardinli).
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Okunmamış 27-12-2008, 03:44 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

düz kuyruk : Selçuklu türü güvercinlerin dışındaki kuyruk çeşidi. Kuyruktaki tel sayası 12, 13, 14. 16 arasında olur (bk. tahta kuyruk).
düz oyun : Tek takla atarak uçma. Düz oyun Selçukluda, taklambaçta ve Mardinlide olur. pr>ebrulu ; Vücudu beyaz, kuyruğundaki tellerin biri beyaz biri siyah dizili veya karışık olan güvercin. Taklambaçlarda olur.
eğriceli : Kuyruğundaki tellerden biri çatal olan güvercin. Telin kökü tek. uç kısmı çatallı olur. Çoğunlukla Selçukluda bulunur, ama taklambaç ve Mardinlilerde de bulunabilir. Eğrice çok az güvercinde bulunur, iyisi de olabilir kötüsü de, ama çoğunlukla makbul sayılır.
elifli : Başı, kanatları, kuyruğu, beli ve paçaları beyaz, diğer kısımları gök. bozlak devetüyü ve külümsü gibi değişik renklerde olan güvercin. Mardinli türünde olur. Elifliler renk durumlarına göre bozlak elifli, devetüyü elifli, zidgara elifti (siyah elifli), külümsü elifli. limonlu elifli. karyağdı eliflî çeşitlerine ayrılır.
ense : Selçuklu ve ganrık türü güvercinlerin kuyruk kısmı. Diğer türler için ense sözü kullanılmaz .
enseli : 1. Selçuklu türü güvercin (bk. Selçuklu). 2. Ensesi geniş olan Selçuklu ve ganrık türü güvercinlerin kuyruk özelliği. Enseli güvercinlerin kuyruklarındaki tel sayısı fazladır. Enseliler topkuyruk olur. Selçuklu türü güvercinlerin tümü enseli olur. Selçuklu türü güvercinler, enseli gök, enseli ak, enseli zidgara, enseli çopur, enseli ala, enseli pal çeşitlerine ayrılır. Enseli ganrık'ın ise renk durumlarına göre çeşitleri vardır. Açık ense veya dolması olabilir.
enseli ak : Tamamen beyaz olan Selçuklu türü güvercin.
enseli ala : Siyah-beyaz düzgün ala olan Selçuklu türü güvercin. Kafa siyah, gerdan siyah indirmeli, sırt siyah ve beyaz, kuyruk sütbeyaz olur. Çoğunlukla çakır gözlüdür. Dalması ve açık ensesi olur.
enseli çopur : bk. çopur.
enseli gök ; Açık gök renkte olan Selçuklu türü güvercin. Kuyruk kalemleri zeytuni siyah, kanatları sırmalı ve boncuk mavi gözlü olanları değerlidir. Külümsüye çalanlar, gözleri kızıl olanlar, üzerinde beyaz bulunanlar makbul değildir.
enseli ganrık : Kuyruğunu tavus kuşu gibi açıp kafasına değecek biçimde geriye, kafasını kuyruğuna değecek biçimde arkaya kanırırken vücudunu titreten bir güvercin türü. Ayağı paçasızdır. Enseli ganrık'ın. ak ganrık. gök ganrık. ala ganrık, siyah ganrık çeşitleri verdir. Çoğunlukla ok olur. Ganrık Konya'nın yerli güvercini değildir.
enseli pal : Vücudu külümsü. kuyruğu sütbeyaz, ensesi açık veya dolma olan Selçuklu türü güvercin. enseli ak ile enseli gök birleşmesinden olur (bk. pal).
enseli zidgara : Vücudu bütünüyle siyah olan Selçuklu türü güvercin. Geniş ve beyaz gözlüleri makbuldür.
Ereğli gara : Konya'dan Konya Ereğlisi'ne götürülen ve bir süre sonra Konya'ya geri getirilen Selçuklu türü bir çift akkuyruk kara güvercinden çoğalan akkuyruk kara güvercinler. Ereğli'ye götürülen güvercinlerin ikisi de açık ense idi. Şimdi Ereğli garaların dolma veya açık ense olanları vardır. Ereğli garaların göz çerçeveleri geniş, gözleri yeşil veya beyaz, gövdesi siyah, kuyruğu beyazdır. Ereğli garalar oldukça değerlidir.
felç : Güvercinlerde görülen felç hastalığı. Felç, ayakta, kanatta ve başta olur. Ayak ve kanat hareket edemez. Felç başta ise baş aşağı sarkar ve ters döner. Felç olan güvercin ilk on günde ölmezse kurtulma şansı artar.
fenerli ; 1. Kuyruğunda füme tüyler bulunan veya bir füme bir beyaz karışık olan çopur güvercin (bk. fenerli çopur) (M. A. Apalı). 2. Siyah olan kuyruğunun üzerinde enine doğru beyaz çizgi olan karakuyruk taklambaç (M. Büyükgidiş).
fenerli çopur : bk. fenerli.
fişekleme -. Güvercinin oyun yaparak yükselmesi. Güvercinin, havada oyun yaparken oyunu bırakıp yukarıya doğru sıçraması. Mardinli türü güvercinler fişekleme yapar.
Fizana gitmek : (Güvercin) Yürüyerek çok yükseklere gitmek, uçmak (M. A. Apalı).
gah gah : Güvercini çağırma ünlemi. Çağırma alıştırmaya bağlıdır. Gah gah dendiği gibi kis kis vb. biçimde de çağrılabilir (bk. kıssı kıssı).
geniş göz : Büyük ve yuvarlak olup iç ve dış çerçeveleri geniş olan göz. Gözün kenarındaki tüysüz kısmın çemberi geniş, rengi beyaz veya ayva sarısıdır. Gözün rengi beyaz veya siyah olabilir. Hafif kızılımsı olanları da olur. Selçuklu türü güvercinlerin göz özelliğidir.
geniş paça : Tüyleri uzun olan paça. Paça tüyleri ayak parmaklarını aşıp yere değer.
gıdık : Güvercinin çene altındaki ileriye doğru olan kabarıklık. Gerdanın ileriye doğru alan kabarıklığı. Enseli ve taklambaçta olur.
gıdıklı : Çenesinin altında ileriye doğru kabarıklık olan güvercin. Eskiden makbul değildi, şimdi makbul sayılıyor.
gılıncına dolma : Kuyruğunun iç kısmı dolu olan Selçuklu türü güvercin. Açık enseye göre daha değerlidir (bk. kılıncına dolma).
gılıncına ense : Tabanı geniş, üst tüyleri bıçak gibi olan ense. Üçgen biçimindeki ense (bk. kılınana ense) (M. Öztermiyeci).
gırcalı : Açık renkteki gök ve ak karışımı güvercin. Mardinli türünde olur.
gır göğ : Yaban güvercini. Şehirlerde yaşar. Çatılarda barınır. Tarlalarda yayılır. Paçasızdır, oyunsuzdur. Mardinliye benzer. Cami güvercinleri gır göğdür (bk. kır göğ).
gırış : 1. Kendi yuvasından başka bir yuvaya aldanarak inen. kendi yuvasını bulamayan, bir başka yuvaya çabucak inebilen güvercin. Her tür güvercinde olabilir (bk. damarsız). 2. iki ayrı türün eşleşmesinden olan güvercin. Özelliği olmaz (bk. kırma, palanlı).
gırma : Aynı türden olmayan güvercinlerin eşleşmesinden olan güvercin (bk. kırma, giriş, palanlı).
gırmızı cepeli : Zidgara ve gök Mardinlilerde baş dahil kursağa kadar olan bölgesi yanardöner kırmızı, bordoya çalan kırmızı olan güvercin (bk. kırmızı cepeli).
gısrak kafa : bk- kısrak kafa.
gız alası : Siyah beyaz olup da beyazı çok olan düzgün ala güvercin. Taklambaç türünde olur (bk. kız alası).
gızkumru : Ötüşü için kafeste beslenen, bırakıldığında da evden ayrılmayan evcil kumru. Erkeği ile dişisinin ötüşü arasında fark vardır. Kızkumru Konya'da eskiden beri vardır, fakat yaban kumrusu Adana'dan getirilmiştir (bk- kızkumru).
gök : 1. Gök renkli olan güvercin. Mardinli ve Selçuklu türlerinde olur. Açık veya koyu gök olabilir. 2. Mardinli türü gök güvercin.
gök çakal : Başında beyaz çimkeler, benekler olan gök güvercin. Mardinli türünde olur.
gök çatlı : Gövdesi gök, kanatları ve kuyruğu beyaz olan güvercin. Mardinli türünde olur.
gök elifli : Başı, kanatları, kuyruğu ve paçaları beyaz, gövdesi gök olan güvercin. Mardinli türünde otur.
gök ganrık : Gök renkli olan ganrık güvercin. Aslında ganrıklarda gök olmaz. Gök ganrıklar kırmadır.
gök Mardinli : Gök renkli olan Mardinli türü güvercin. Mardinli türünün temel renklerindendir. Gök Mardinlinin koyu rengine külümsü denir.
götlemek : (Güvercin) takla atacak gibi yapıp takta atmamak, çömelir gibi yapmak. Daha çok muklufluk devresindeki güvercinler yapar. Götledi biçiminde kullanılır.
gud ala : Kanattan beyaz diğer tarafları kahverengi olan gut.
guğurmak : (Güvercin) Ötmek. Erkek güvercinler dişilere oranla daha gür, daha sesli kuğurur. Eş olma dönemine giren güvercinler kuğurmaya başlar. Yavru ve mukluflar kuğurmaz (bk. kuğurmak).
gut : Açık veya koyu kahve renkli, kamış paçalı, uzun gagalı, çift takkeli, asıl özelliği dem çekmek alan, fazla uçmayan ve takla atmayan güvercin türü. Süs kuşudur (bk. ahır kuşu)
güllü : Taklambaca benzeyen, fakat paçasında tüy olmayan güvercin türü. Göğsündeki tüyler gül biçiminde ayrıldığı için bu adı almıştır. Oyun oynamaz, takla atmaz. Düz uçar. Konya'da fazla tutulmaz. Daha çok İzmir ve Bursa yörelerinde olur (bk. mısrî).
gül, paça : 1. Paçasındaki tüyleri orta uzunlukta, ortalama 3 cm. olan güvercin. 2. Tüyleri ortalama 3 cm. uzunluğunda olan paça. Tüyler tırnakları örter. Makbuldür. Bütün türlerde olur.

halka : Güvercinin boyun tarafındaki kızıl halka (M A. Apalı).
halkalı : Boyun tarafında kızıl bir halka olan güvercin. Daha çok enseli gökte olur.
hamurlama : Hava verme döneminden çıkmış yavruların boğazına, anaç güvercinlerin kursaklarından çıkardıkları süte benzer, hamur halindeki besleyici bir sıvıyı kusması. Anaç güvercin besleyici sıvıyı su içtikten sonra kusar. Bu sıvı, yavrunun yumurtadan çıkmasına iki üç gün kala anaç güvercinin kursağında toplanır. Bu durum yavrunun kısa bir süre sonra yumurtadan çıkacağını gösterir. Hamurlama dönemi on gün kadar sürer.
hamurlamak : Yavrusunun çıkmasına iki üç gün kalmış anaç güvercinin kursağında süt gibi besleyici, hamur halindeki bir sıvı toplanmak. Bu durumda olan güvercine hamurladı denir.
hamurlama dönemi : Anaç güvercinlerin kursaklarından çıkardıkları besleyici sıvıyı yavruların kursaklarına kustuğu süre. On gün kadardır.
havacı : Elden çıktıktan sonra havaya doğru 6-8 takla atan, sonra oyunu bırakarak 5-6 tur yapan, tekrar oyuna girip 6-8 takla attıktan sonra tekrar tur atarak yükselen güvercin. Güvercin tur atıp tokla atarak yükselir. Oyun, uçmaya başladıktan sonra inişe kadar sürer. Bir havacı güvercin havada ortalama 3-4 saat kadar kalabilir. Havada sekiz saat kadar kalan havacılar da olur. Havacı Mardinli türünde olur.
havalama : bk. hava verme, üfleme.
hava verme : Dişi ve erkek anaç güvercinlerin, yumurtadan yeni çıkmış yavrunun boğazına, yavrunun kursağını ve sindirim organlarını açmak için bir iki gün hava vermesi. Hava verme döneminden sonra hamurlama başlar (bk. havalama, üfleme).
indirme : Güvercinin boğazının altından göğsüne doğru, başındaki rengin uzaması. İndirme çoğunlukla çopurda ve eliflide olur. İndirmeli güvercin makbul değildir.

kafası çakal sıçantüyü : Kafasında beyaz benekler olan sıçan tüyü rengindeki güvercin. Mardinli türünde olur.
kalem : 1. Kuyruk üzerindeki siyahımsı çizgiler 2. Kanat ve kuyruk üzerindeki siyahımsı çizgiler (bk. sırma).
kalpli : Beyaz renkli olup kanatlarının üzeri siyah olan güvercin. Mardinli türünde olur (bk. V'li. nuskalı.)
kamış paça ; Büyük paça. Paçadaki tüyler uzundur. Paçadaki tüylerin uzunluğu 5-10 cm. orasında değişir. Kamış paça gut ve demkeşte olur. Kamış paça eğer dokunulmazsa Mardinlide de olur Güvercinin uçmasını engellediği için kesilir. Güvercin uçarsa kendisi de kırar.
kanadı telli sıçantüyü : Kanadında ve kuyruğunda beyaz teller olan sıçantüyü rengindeki güvercin. Mardinli türünde o!ur.
kanat döğmek : Mardinli türü güvercin yukarıya doğru kanat çırparak çıkmak.
kapağan : Güvercin yakalamak için kurutan tuzak. Dört tarafı tel örgülü. tel örgü kapaklı, kapağının üzerinde bir el sığacak kadar deliği olan tuzak. Tuzağın içine yem atılır ve kapak açık tutulur. Kapağa uzun . bir ip bağlanır ve uzakta beklenir. Güvercin tuzağın içine girdikten sonra ip çekilerek kapak kanatılır. Tuzak yad tutmak için kullanılır.
kara kafa : Vücudu beyaz başı siyah taklambaç (bk. Ala).
karakafa karakuyruk : Kuyruğu ve kafası siyah, diğer yerleri beyaz olan taklambaç türü güvercin (bk. ala).
kara kuyruk : Kuyruğu siyah diğer tarafları beyaz olan güvercin. Taklambaç türünde olur. Mardinli türünde de karakuyruk olabilir.
kara kuyruk alası : Kuyruğu kara. sırtı kalp yamalı olan güvercin. Taklambaç ve Mardinli türlerinde olur.
kara kuyruk çopur : Kuyruğu siyah olan çopur güvercin.
kara kuyruk taklambaç : Kuyruğu kara. sırtı kalp yamalı olan taklambaç türü güvercin (bk. kara kuyruk alası).
kara taklambaç : Kara renkli olan taklambaç türü güvercin.
karyağdı çallı : Kanatları beyaz, vücudunun vs kuyruğunun üzeri kırmızı, siyahı ve platin rengi benekli. dumanrengi güvercin. Mardinli türünde olur.
karyağdı elifti : Başı. kanatları, kuyruğu, beli ve paçaları beyaz, diğer kısımları, üzeri siyah, kırmızı ve platin rengi benekli, duman rengi olan güvercin. Mardinli türünde olur.
karyağdı Mardinli : Ana rengi dumanrengi olup üzerinde kırmızı, siyah ve platin rengi benekler bulunan Mardinli türü güvercin.
kekremsilik : Güvercinin ağzının yukarıya doğru kalkık olması. Enselide olur, makbul değildir.
kertlez : bk. dik.
kesme : Baştaki gök rengin boyunda kesilmesi. Çopurda olur ve baştaki gök. ak ile kesilir.
kesme paça : Tırnakların üzerini acık bırakan paça. 2- Tırnaklarının üzeri açık olan paçalı güvercin. Her türde olur.
kessik : Güvercinler takım halinde uçarken yanı yürükteyken veya yanlarına yabancı bir güvercin karıştığı zaman, kuş sahibinin uçan kuşların göreceği biçimde, yuvadaki kuşlardan birkaçını çıkarıp dama koyması veya ev üzerinde bir iki dolandırması ve uçan kuşların, o yadı da alarak aşağıya inmesi (M. A. Apalı). kılınca dolma : bk. gılıncına dolma.
kılınana ense : bk. gılıncına ense.
kır göğ : bk. gır göğ.
kırış : bk. gırış.
kırkın : 1. Kafası kursağa kadar beyaz olup gövdesi siyahı olan güvercin. Mardinli türünde olur. 2. Renk özelliği olmayan karışık renkli güvercîn.Taklambaçta baş, kuyruk, kanatlar ve paçalar beyaz, boyun ve gövde siyahtır. Mardinlide baş, kuyruk, kanatlar ve paçalar beyaz, boyun ve gövde gök, devetüyü, limonlu, vb. olabilir. Değersizdir. Takla atıyorsa makbul alabilir (A. Büyükgidiş).
kırma : bk. gırma.

Alıntı ile Cevapla
  #21  
Okunmamış 27-12-2008, 03:44 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

kırmızı cepeli : bk. gırmızı cepeli.
kısır : yumurtlamayan güvercin.
kısrak kafa : Başı ve gagası, arap atlarının kafası gibi vücuda doğru kavisli olan güvercin. Selçuklu türünde olur ve en makbul güvercindir.(M. A. Apalı). (bk. gısrak kafa).
kıssı kıssı ; Güvercin çağırma ünlemi (bk. gah gah).
kız alası : bk. gız alası.
kızkumru : bk. gızkumru.
kızmak : (Güvercin) Muklufluktan sonra eş istemek. Muklufun eş istemesi (M. A. Apalı}.
koyu devetüyü : Kestane renginde olan güvercin. Mardinli türünde olur. koyu gök Musullu : Koyu gök renkli olan Musullu güvercin.
koyu zidgara : Koyu siyah renkte olan güvercin. Mardinlî, Selçuklu ve taklambaç türlerinde olur. Koyu zidgaralar makbuldür.
prülü ense : Selçuklu türü güvercinde kuyruğun yarım daire biçiminde olması (M.Öztermiyeci).
kuğurmak : bk. guğurmak.
kurukafa : Kafası yuvarlak ve çekkin, kafa tüyleri kısa ve basık olan güvercin. Çoğunlukla enseli ve taklambaçlarda olur.
kusma : Dişi ve erkek güvercinlerin kursaklarından çıkardıkları besleyici maddeyi yavrunun boğazına kusması. Kusma dönemi, yavru yuvadan yeme ininceye kadar sürer. Kusmanın ilk bir iki günü hava verme, ondan sonraki on gün kadarı da hamurlama dönemidir.
kuşçu : Kuş besleyen kimse.
kuşkumru : Bir güvercin türü. Ufak yapılıdır. Her rengi olur. Çoğunlukla takkesizdir, düz uçar, paçasızdır. Asıl özelliği ötmesidir. Demkeşten ve guttan daha iyi dem çeker. Gut ile demkeş tek ses çıkardıkları halde, kuşkumru kanarya gibi değişik sesler çıkarabilir. İnce seslileri makbuldür. Bir saat kadar dem çekenleri olur.
kuyruğu beyaz bozlak : Kuyruğu beyaz diğer tarafları bozlak olan güvercin. Mardinli türünde olur.
kuyruğu beyaz çallı : Kuyruğu ve kanatları beyaz, gövdesi siyah olan güvercin. Kuyruk tümden beyaz olabileceği gibi siyah-beyaz, bozlak-beyaz karışık do olabilir.
kuyruğu beyaz devetüyü : Kuyruğu beyaz, diğer tarafları devetüyü renginde olan güvercin. Mardinli türünde olur.
kuyruğu beyaz külümsü : Kuyruğu beyaz oran külümsü güvercin. Mardinli türünde olur.
kuyruğu beyaz limonlu : Kuyruğu beyaz diğer tarafları açık bol rengi olan güvercin. Mardinli türünde olur.
kuyruğu beyaz gök Mardinli : Kuyruğu beyaz diğer tarafları gök olan Mardinli türü güvercin.
kuyruğu beyaz sıçantüyü : Kuyruğu beyaz, diğer tarafları sıçantüyü renginde olan güvercin. Mardinli türünde olur.
kuyruğu beyaz zidgara : Kuyruğu beyaz diğer tarafları zidgara olan güvercin. Bu, yalnız Mardinli türüne özgüdür. Diğer türlere kuyruğu beyaz zidgara denmez.
kuyruğu siyah çallı : Vücudu ve kuyruğu siyah kanatları beyaz olan güvercin. Taklambaç ve Mardinli türünde olur.
külümsü çakal : Başında beyaz benekler, çimkeler olan külümsü güvercin. Mardinli türünde olur.
külümsü çallı : Vücudu ve kuyruğu külümsü kanatları beyaz olan güvercin. Mardinli türünde olur.
külümsü elifli : Başı, kanatları, kuyruğu, beli ve paçaları beyaz diğer tarafları külümsü olan güvercin. Mardinli türünde olur.
külümsü gök çakal : Vücudu külümsü, kanatları beyaz olup başında beyaz benekler bulunan güvercin. Mardin ir türünde olur.
külümsü Mardinli : Koyu gök renkli olan Mardinli türü güvercin. limonlu : Rengi açık balrengi olan güvercin. Mardinli türünde olur.
limonlu çallı : Vücudu ve kuyruğu açık balrengi kanatları beyaz olan güvercin. Mardinli türünde olur.
limonlu elifli : Başı. kanatları, kuyruğu, beli ve paçaları beyaz diğer taraftarı açık balrengi olan güvercin. Mardinli türünde olur.

mantar : Güvercinin ağzının içinde, damakta ve boğaza yakın yerlerde olan beyaz renkteki büyük kabarcıklar. Sünme özelliği vardır. Tedavi edilmezse güvercini öldürebilir.
Mardinli : Gagası uzun. gözleri küçük, kafası silik, paçaları kısa, boyu uzun, boynu normal uzunlukta, ayak tırnaklan şahin tırnağı gibi uzun. düz kuyruklu güvercin türü. Kuyruğunda en az 12 en çok 16 tel olur. Temel renkleri ak. gök ve zidgaradır. Takkeli veya dabak olabilir. Gök, ak, zidgara, bozlak, devetüyü, limonlu, külümsü. sıçantüyü. ala. çallı ve çimkeli gibi renk çeşitleri vardır. Her çeşit rengi olabilir. Sırt açık renk, baş ve boyun ile kuyruk ve kanat uçları sırta göre daha koyu renklidir. Mardinli türünde renk önemli değildir. Oyun önemlidir. Mardinli türünde oyun vardır. Takla atar. Oyunsuzları makbul değildir. Mardinli türü güvercin, Selçuklu ve taklambaç gibi Konya'nın yerli güvercini değildir. Konya'ya Urfa ve Mardin yöresinden getirilmiştir.
mısri : bk. güllü.
mavrullu : 1. Kuyruğu çeşitli renklerde karışık olan güvercin (M. A. Apalı). 2. Kuyruğu siyah beyaz karışık olan Selçuklu akkuyruk kara güvercin.
mukluf : 1. Yavruluk döneminin bitiminden eşleşme dönemine kadar olan dönemde bulunan güvercin. Muklufluk dönemi 40-45 gün sürer. Dişi mukluflar erkek makluflardan daha çabuk eşe gelirler. Yavruluktan olgunluk dönemine geçme sürecinde bulunan erkek ve dişi güvercin. 2. Göğsü koyu yeşil, göz çerçevesi beyaz ve gözü boncukmavi, kanatlarının üzerinde üç sırma olan gök Mardinli güvercin. Her gök Mardinliye mukluf denmez. Mukluf sözcüğü daha çok Sille'de kullanılır.
muklufluk devresi : Güvercinin vizziklik devresinin bitiminden çiftleşme devresine kadar olan süre. 40-46 gün sürer.
Musullu : Tür olarak Mardinli türüne giren, Mardinli türünün özelliklerini taşıyan, fakat Mardinliye göre daha iri ve daha uzun olan güvercin. Paçalıdır. Tek takkeli veya dabak olabilir. Aslı Musul'dan getirildiği için Musullu diye anılır. Açık gök, koyu gök ve bozlak olmak üzere üç yaygın rengi vardır. Musullu güvercin, Musullu açık gök. Musullu koyu gök, Musullu bozlak diye anılır. Tek başına Musullu denmez. Musullunun çimkeli bozlak ve çimkeli açık gök renkleri yanında diğer renkleri de bulunur. Musullu güvercin Konya'da fazla tutulmaz ve fazla beslenmez.
mühür : 1. Gök Mardinlinin mukluf cinsinin kanatları üzerindeki iki sımadan sonra gelen ve biraz beneksi olan üçüncü sırma. 2. Enseli göklerde kanat ortasındaki çok açık renkteki mavimsi benek (M. Öztermiyeci).
mühürlü : Kanatları üzerinde iki sırmadan ayrı biraz beneksi bir üçüncü sırması bulunan gök Mardinli güvercin. Mukluf cinsinde olur.
mıskalı : Beyaz renkli olup kanatlarının üzeri siyah olan güvercin. Mardinli türünde olur. Muskanın sivri ucu kuyruk, geniş kısmı boyun tarafındadır (bk. kalpli. V.’li).

namlıyı dikmek : bk. ağızlamak.
nergiz : Gözün içindeki kırmızı çizgiler, Selçuklu türünde olur. Gözünde nergîz bulunan Selçuklu güvercinler makbul değildir.

ortası telli : Selçuklu türünde, beyaz olan kuyruğun ortasının üst tarafında koyu renkli bir tüy bulunan güvercin. Selçuklu türü güvercinin kuyruğu, gök ve düz siyah hariç, beyaz olur (M. A. Apalı).
oyun : Güvercinin takla atması. Oyuna giren güvercin takla attığı zaman sağa sola yön değiştirir. Yön değiştirmeyenler de vardır. Güvercin üçer takla arayla duraklar ve yenileme yapar. Oyun asıl olarak Mardinli türünde olur. Taklambaçta da oyun vardır, fakat fişeklemez. düz oynar. Oyuna başladığı zaman kanatlarından fazla ses çıkartan, fazla yükselen, bu yükselme sırasında çok fazla tokat yapan Mardinli türü güvercin makbuldür. Tokat sayısı azaldıkça ve yükselme mesafesi düştükçe güvercinin değeri azalır.
ön takkalı : Başının önünde yukarıya doğru kalkık tüy demeti olan güvercin (bk. perçinli).

paça : Güvercinin dirseği ile parmakları ve parmak aralarına kadar olan kısmı örten tüyler. Geniş paça, kamış paça, dar paça çeşitleri vardır. Paça Selçuklu, Mardinli, taklambaç, demkeş. gut türlerinde olur. Paçalı güvercinler makbuldür.
paçalı : 1. Paçası olan güvercin. 2. Paçasındaki tüyler 2-3 cm. uzunluğunda olan Mardinli veya taklambaç türü güvercin.
pal : 1. Enseli ak ile enseli gök'ün eşleşmesinden olan güvercin. Rengi beyaz ile gök karışımıdır. Renk karışımı vücudun her tarafında olabilir. Makbul değildir. 2. Pal'a rengi bozuk olduğu için gırış de denir.
palanlı : 1. Beli uzun olan Selçuklu türü güvercin. Her renkte olur. Makbul değildir. Selçuklunun beli kısa olanı makbuldür (M. A. Apalı). 2. Değersiz güvercin, Mardinli ve taklambaçta olur. 3. İki ayrı cinsin eşleşmesinden olan değersiz güvercin (bk. gırış, kırma).
perçem : Güvercinin başındaki rengin arka takkenin altına doğru uzaması (M. A. Apalı).
perçin : Güvercinin başının önünde olup yukarıya doğru kalkan tüy demeti, ön takke {bk. ön takka).
perçinli : Başının ön tarafında yukarıya doğru kalkık tüy demeti bulunan güvercin. Ön takkeli (bk. ön takkalı).
peşkir : 1. Çopurlarda baştaki açık mavilikten sonra boyun arkasında, beyazlığın, beyazlıktan sonra tekrar benek biçiminde bir açık morluğun bulunması (M. Öztermiyeci). 2. Kara kuyruk taklambaçlarda omuzdan göğüse doğru inen siyahlık (M. Büyükgidiş).
peşkirli : Omuzundan göğsüne doğru siyah bir renk inen kara kuyruk taklambaç (M. Büyükgidiş).
peşkirli çopur : Baştaki açık mavilikten sonra boyun arkasında beyazlık, beyazlıktan sonra da tekrar benek biçiminde açık bir morluk bulunan çopur güvercin (M. Öztermiyeci).
pirinç dıkdık : Taklambaç türü güvercin (bk. taklambaç).
pul: 1. Güvercinin üzerinde bulunan, kendi renginin daha koyusu benekten Pul, gök, çopur ve kara Selçukluda olur (M. A. Apalı). 2. Akkuyruk karaların göğsü altında olan beyaz çimkeler (M. Büyükgidiş).
pullu : Üzerinde kendi renginin daha koyusu benekler bulunan güvercin. Selçuklu türünün gök. çopur ve karalarında olur (M. A. Apalı).

sağmak : (Güvercin) Uçarken kanatlarını toplayarak veya kanatlarını açıp uçlarını sırttan birbirine yaklaştırarak inmek. Makbul bir uçuş değildir (M. A. Apalı).
salma : Kuşçuların iddiaları üzerine güvercinlerin uzak mesafelerden salınmasıyla veya bir kuşçunun güvercinlerini diğer bir kuşçunun evine götürüp o kuşçunun güvercinleriyle karıştırılmasıyla yapılan bir yarışma. Salma üç türlü yapılır: 1. Bir veya birkaç güvercinin belirli bir uzaklıktan gelebileceğine dair bahse girilir. Uzaklığa göre güvercin sabahleyin, kuşluk veya öğleyin bırakılır. Güvercin sahibinin güvercini antak kalınan, yani üzerinde anlaşılan saatte elde göstermesi gerekir. Üzerinde anlaşılan saatler akşam saatleridir. Kararlaştırılan saatte güvercinini elinde gösteren güvercin sahibi salmayı kazanır ve ortaya konan parayı veya güvercini alır, kaybederse verir. Konya'da salmacıların üzerinde anlaştıkları uzaklıklar genellikle Karaman, Konya Ereğlisi, Karapınar, Beyşehir, Obruk, Hatunsaray, Çumra ve Cihanbeyli yoludur. 2. iki kuşçu kendi güvercinlerini uzak bir yerden yarışa koyarlar. Yuvasına erken gelen güvercinin sahibi yarışmayı kazanır ve ortaya konan parayı veya güvercini alır. 3. Güvercinler başka bir kuşçunun evine götürülüp o kuşçunun güvercinleri ile karıştırılır. Eğer güvercinler karıştırıldığı güvercinler arasından ev sahibi güvercinciye yakalanmadan evlerine tamam olarak dönerlerse güvercin sahibi ortaya konan parayı veya güvercini alır, kaybederse ortaya konan parayı veya güvercini verir.
salmacı : Güvercini ile yarışmaya giren kuşçu.
salma güvercini : Uzak yerlerden bırakıldığı zaman yuvasına dönebilen ve bu özelliği üzerine uzak yerlerden bırakılarak yarışmaya sokulan güvercin. 10-150 km.'ye kadar olan uzaklıklardan yuvasını bulabilir. Salındıktan sonra çabuk ve geceye kalmadan gelenler makbuldür. Bütün türlerde olur, fakat daha çok Mardinli türünde olur (bk. salma kuşu).
salma kuşu : bk. salma güvercini.
sarı kıvrım : Yumurtanın içinde gelişen, fakat yumurtanın kabuğunu kıramadığı için yumurtadan çıkamayıp ölen yavru.
Selçuklu : Gövdesi topak ve ufak, ağzı çekkin, gözleri geniş, ayakları kısa paçalı, boynu uzun, ensesi geniş, kuyruğundaki tel sayısı en az. 24-26, en çok 36 olan, kara, ak, gök, siyah-beyaz ala, gök-beyaz ala renkleri bulunan güvercin türü. Akkuyruk kara, enseli ak, enseli gök, enseli çopur, enseli kara, enseli ala çeşitleri vardır. Top kuyruktur. Paçalıdır. Paçasız olanı yoktur. Dabak veya kulaktan kulağa arka takkeli olur. Dolma veya açık ense olanları vardır. Selçuklu düz oynar, tek takla atar. Oynayanı makbuldür, oynamayanı da değerini yitirmez. Selçukluların, kulaktan kulağa takkelisi, iri ve yuvarlak başlısı, kısa, kalın ve beyaz ağızlısı, uzun ve geriye doğru boyunlusu, kısrak başlısı, kısa bellisi, bir esnek boylusu, göz çerçevesi geniş, göz akı beyaz ve kılcal damarsız olanı, karın altında pamuk yani beyaz tüy olmayanı, kılıncına dolma olanı, kuyruğundaki tel sayısı çok olanı, kuyruğu kafaya değecek biçimde olanı değerlidir. Selçuklu türü.
Konya'nın yerli güvercinidir. Bu güvercinlerin Selçuklular zamanından beri Konya'da bulunduğu, Selçukluların da Orta Asya'dan getirdiği kanısı yaygındır.
sıçantüyü : Biraz kırmızımsıya çalan külümsü renkli güvercin. Mardinli ve Çorumlu-Mardinli türlerinde olur.
Sırma : 1. Güvercinin kanatları üzerindeki siyah çizgiler. Selçuklu göklerde, çopurda ve palda olur. Sarmaları koyu renk ve düzgün olanlar makbuldür. Sırma Mardinli türünün, kanatlan üzerinde de bulunur. Sırma iki çizgi halinde olur. 2. Mardinli ve Selçuklu türü güvercinlerin kanat ve kuyrukları üzerindeki siyah çizgiler. Kanatta ikişer, kuyrukta tek sırma olur. Sırma koyu renk olursa makbuldür (bk kalem).
sırtı kara : bk. dalı kara, beli kara. yamalı.
siğil : Güvercinin genellikle, gagasında olan mercimek veya nohut büyüklüğündeki pürtüklü ur. Göz kenarında ve vücudun diğer kısımlarında da olabilir. Gagada ve gözde olanlar tehlikelidir. Gagayı düşürür, gözü kör edebilir Siğil güvercini öldürebilir. Sarımtırak renktedir, sonradan sîyahlaşabilir.
siyah elifli : Başı, kanatları, kuyruğu, paçaları beyaz, vücudunun diğer tarafları siyah olan güvercin. Mardinli ve taklambaç türlerinde olur. Gözlerinin üzerinde çimkeler olabilir.
siyah ganrık : Bütünüyle siyah olan ganrık güvercin.
sokma kuyruk : içini dolduran tüyler daire biçiminde olan kuyruk (Öztermiyeci).
susamlı : Külümsüden biraz açık, gökten biraz koyu renkli güvercin. Mardinli türünde olur.
sürmek : (Güvercin) Eşe gelmek. Erkek güvercin dişi güvercinin peşinden gitmek (M. A. Apalı).
sürülmek : Bir kuşçunun güvercinleri uçarken, sahibi tarafından getirilerek uçan güvercinlerin halkası altından atılan güvercinlerin, uçan güvercinlerden birini veya birkaçını halkaları içine alarak kendi evlerine doğru çekmek (M. A. -Apalı).

tahta kuyruk : 1. Düz kuyruk. Enseli dışındaki güvercinlerin kuyruğu. Tahta kuyruk, Mardinli, taklambaç, demkeş, Musullu. kuşkumru gibi güvercinlerde bulunur. Kuyruktaki tel sayısı 12. 13, 14, 16 arasında değişir (bk. düz kuyruk). 2. Enselinin az kuyruklusu (M. A. Apalı).
takka : Güvercinin başının önünde, arkasında veya hem önünde hem arkasında, yukarıya doğru kalkan tüy demeti. Güvercinler başlarındaki takke durumuna göre, ön takkalı, arka takkalı veya çift takkalı diye anılırlar.
takkalı : Başında yukarıya doğru kalkık tüy demeti olan güvercin.
takla : uçarken oyuna giren güvercinin önden arkaya, geriye doğru dönmesi, takla atması.
taklambaç : Ağzı küçük, kalın ve çekkin, gözleri küçük, kafası yuvarlak, boyu topak, boynu uzun, rengi kara, ak, veya siyah-beyaz ala olan güvercin türü, Siyah-beyaz olanlarına renklerin vücut üzerindeki dağılışına göre çallı, ala, kara kafa, kara kuyruk alası, kara kuyruk taklambaç, karakafa karakuyruk adları verilir. Düz kuyruktur. Kuyruktaki tel sayısı 12-16 orasında değişir. Kuyruktaki tel sayısı 12'yi geçerse makbul değildir. Taklambaç düz oynar, tek takla atar. Takla atmayanı da vardır. Arka takkeli veya dabak olabilir. Çoğunlukla paçalıdır. Çok az olarak paçasızı da olabilir. Taklambaçla güllü arasındaki fark: Taklambacın göğsünde gülü yoktur. Taklambaç paçalıdır, güllü paçasızdır. Taklambacın gözü küçüktür, güllünün gözü büyüktür. Taklambaç oyuna girer, takla atar, güllü oyuna girmez, takla atmaz.
topla kuyruk : Selçuklu ile Mardinli arası kuyruk. Tam düz olmayan, Selçuklu gibi de kılıncına dolma ya da açık ense olmayıp Selçuklu ile Mardinli arası olan kuyruk. Pallarda ve kırışlarda olur.
tek bıyık : Bir tarafında, ağızla göz arasında tüy dönmesi, tüyün ivinti halinde dönmesi bulunan güvercin.
tek takkalı : Başının önünde ya da arkasında, yukarıya doğru kalkık tüy demeti olan güvercin.
tel : Kanatta ve kuyrukta bulunan büyük kalın tüy. Telek.
Temel zidgara : Mustafa Temel tarafından yetiştirilen zidgara güvercinler. Mardinli türü güvercindir. Temel zidgaraların oyun yeteneği daha fazladır. Temel zidgaralarda oyun yeteneği olanların yüzdesi diğer zidgaralara göre daha yüksektir. Temel zidgaralar öbür zidgaralardan daha değerlidir. Temel zidgaralarda daha çok çatal kuyruk bulunur.
tokat : Güvercinin takla atması, uçarken geriye doğru dönmesi. Dönme aşağıdan yukarıya doğru olur. Taklambaç için tokat sözü pek kullanılmaz. Mardinli türü için kullanılır. Mardinli fişeklerken tokat yapar. En fazla tokat on kadardır.
top kuyruk : Kılıncına dolma ve açık ense güvercin. Selçuklu türünün özelliğidir. Kuyruk yukarıya kalkık ve üçgen biçimindedir, içi dolu alanına kılıncına dolma, içi açık olanına açık ense denir.
tosulamak : Dişi güvercin kanatlarını gerip şişirerek erkek güvercinin üzerine doğru yürümek.
tuzak : Daha çok yiğit güvercinleri yakalamak için kullanılan ve kafes biçiminde olup iple çekildiğinde kapağı kapanan düzen (bk. kapağan), (A, Pekkirişçi).
tülek : 1. Tüy değiştiren güvercin. 2. Güvercinin tüy değiştirmesi hali. Tüleyen güvercin.
tüleme : Güvercinin sonbaharda eski tüylerini atıp yeni tüyler çıkarması.
tülemek : (Güvercin) Tüy değiştirmek.

ulumak : Erkek güvercin eşleşmek için yuvaya veya tüneğe oturarak dişi güvercini çağırmak. Bu çağırma üzerine dişi güvercin erkek güvercinin yanına getir. Ulumayı eş isteyen mukluflar yapar. Bunun yanında ulumayı anaçlar da yapar. Uluma, tahrik için güvercin sahibi tarafından da yapılabilir (M. A. Apalı).
üflemek : Yavru ilk çıktığı gün ana ve baba anaç güvercinler, yavrunun kursağını açmak, genişletmek için hava vermek. Buna havalama da denir (bk. hava verme), (M. A. Apalı).
üstü telli : Kuyruğunun üzerinde çoğunlukla tek, bazen de iki üç tane siyah tel olan akkuyruk kara.

veba : Güvercin vebası. Vebaya yakalanan güvercin ishal olur, zayıflar ve 10-15 gün içinde ölür.
V'li : Beyaz renkli olup kanatlarının üzeri siyah olan güvercin. V'nin ağzı boyun, tabanı kuyruk yönündedir (bk. kaloli, nuskalı).
vizzik : Yumurtadan yeni çıkmış güvercin yavrusu. Yumurtadan yeni çıktığında el gibi olup kılçıklanmaya başlayan güvercin yavrusu. Yavru yem yemeye indiği zaman da vizzik denir. Yavruya vizzik sesini çıkardığı sürece vizzik denir. Vizziklik 40 gün kadar sürer. Vizziklikten sonra muklufluk başlar (bk. cızzık).

yad : 1. Yabancı güvercin. 2. Birinin güvercinleri içine giren yabancı güvercin.
yad tutmak : Yabancı bir güvercin tutmak.
yalpırdak : 1. Taklambaç ya da Mardinli türüyle Selçuklu türünün eşleşmesinden olan güvercin (bk. kırma). 2. Kuyruğundaki tel sayısı normalden, 24-26'dan az alan Selçuklu türü güvercin (S. Nâçar).
yamalı : bk. dalı kara, sırtı kara, beli kara
yanı telli : 1. Kuyruğunun iki yanında birer siyah tel bulunan akkuyruk kara (bk. yom telli kara). 2. Beyaz kuyruğunun en kenarındaki teli koyu renk olan güvercin (M. A. Apalı).
yanı telli kara : Kuyruğunun iki yanında birer tel siyah olan akkuyruk kara güvercin [bk. yanı telli).
yavru : Yumurtadan çıktıktan sonra, muklufluğa kadar dönemde bulunan güvercin. Yumurtadan yeni çıkmış güvercin yavrusu. Yavruluk 40 gün kadar sürer Yavru yakalandığında vizzik diye ses çıkarır. Bu sesi çıkardığı sürece yavruluk devam eder (bk, cızzık. vizzik).
yenileme 1. Güvercinin 3-4 takla attıktan sonra duraklayıp sıçraması. Yukarıya doğru fişekleyerek oyun yapan güvercinin bir an oyunu bırakıp çok kısa bir mesafe için düzelir gibi yapıp yeniden oyuna girmesi. Oyunu bırakarak, duraklayıp sıçrayarak yeniden oyuna girme. Ortalama olarak üç yenileme yapılır. Her yenileme arasındaki taklalarda yön değiştiren ve değiştirmeyen güvercinler vardır. Yön değiştiren güvercinler daha makbuldür. 2. Güvercinin kanat ve kuyruk tüyleri dahil eski tüylerini atıp yeni tüy çıkarması. Vücuttaki bütün tüyler değişir. Yenileme eylül ve ağustos aylarında olur.
yeşil cepeli : Zidgara ve gök güvercinlerde baş dahil kursağa kadar olan bolümü yeşil olan güvercin. Mardinli türünde olur.
yiğit güvercin : Uzak mesafelerden salındığında yuvasına çok kısa bir zamanda dönen güvercin. Her tür güvercinde olur. Yiğit güvercinler ev üzerinde uçtuklarında da çok uçarlar. Ortalama 4-5 saat uçabilir. 8-10 saat uçanları da bulunur ama çok azdır (bk. damarlı güvercin}.
yürümek : En son merhaleye, gözle görülmeyecek kadar yükseklere uçmak (M. A. Apalı).
yürük : Çok yükseklere, en son merhaleye kadar ucan güvercin. Gözle görülmeyecek kadar yükseklere uçan güvercin. Yürük güvercinler her türde olabilir (M. A. Apalı).
zencir : 1. Kuyruğu beyaz, vücudunun diğer tarafları siyah güvercinin gerdanında olan beyaz cimkeler. Selçuklu türünde olur (M. A. Apalı) 2. Çene altından boyuna doğru inen zincir biçimindeki siyah-beyaz cimkeler. Mardinli türü güvercinlerde olur (bk. cırcır).
zencirli: 1. Gerdanında beyaz cimkeler olan güvercin. Kuyruğu beyaz diğer tarafları siyah Selçuklu türü güvercinlerde olur (M. A. Apalı). 2. Çene altından boyuna doğru inen siyah-beyaz cimkeler bulunan güvercin. Boynunda zencir olan güvercin. Mardinli türünde olur (bk. cırcırlı).
zırh : Kuyrukta en dışta, iki yanlı olarak bulunan iç yarısı siyah dış yarısı beyaz teller (M. Öztermiyeci).
zidgara : Bütünüyle siyah olan güvercin. Selçuklu, Mardinli ve taklambaç türlerinde bulunur. Zidgara güvercinler, boz zidgara, koyu zidgara diye ikiye ayrılır.

------------------------------------------------------------------------------------------------------
KISALTMALAR
anot. : Anatomi
ans. : Ansiklopedi
ask. : Askerlik
Bar. : Baraba lehçesi
bot. : Botanik
esk. : Eski
Kaz. : Kazan lehçesi
Kg. : Kazak-Kırgız lehçesi
Kkg. : Kara Kırgız lehçesi
Komd. : Kumandı lehçesi
Mog. : Moğolca
Rad. : Versuch eines Wörterbuches der Türk-Dialekte ( W. Rodlof)
T.F.A. : Türk Folklor Araştırmaları
tiy. : Tiyatro
Tob. : Tobol lehçesi
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Okunmamış 27-12-2008, 03:45 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

URFA'DA SAVAŞ KASIM'DA BAŞLIYOR
Kasım’dan Nisan’a kadar Urfa semaları savaşçı güvercinlerin arbedesine sahne olacak.
Onlar insanoğlu varolduğundan bu yana hep savaş karşıtlarınca barışın simgesi olarak görüldüler, bilindiler. Barış yanlısı eller belki de milyonlarca kez onları gökyüzüne gülümseyerek saldı. Güvercinler... Bu sevimli yaratıkların Şanlıurfa'da konumu ve kimliği ne yazık ki o barış sembolü olmaktan çok uzak. Çünkü onlar birer savaşçı. Kentin özellikle mistik yapısını yansıtan Haşimiye, Eyyübiye, Yakubiye ve Süleymaniye semtlerinde yaklaşık 500 evde on bin kadar cins güvercin gün gelip de savaşsınlar, sahiplerine ganimet getirip para kazandırsınlar diye besleniyor. Urfa akşamlarının kebap dumanları çökmüş bu çukurdaki semtlerinde güneş etkisini yitirirken damlarda bir hareketlilik başlıyor. Sessizliğin yerini güvercin ötüşünün uğultusu, ayaklarındaki halhalların şakırtısı alıyor. Çünkü meraklıların güvercinleri ile buluşma saatidir artık. Damlara çıkılıyor, önce antrenman amaçlı sürülere kısa mesafeli uçuşlar yaptırılıyor. Ardından gürleşsin diye kanat kuyruk tüyleri temizleniyor, kesilip düzeltiliyor ve vitamin katkısı yemler özenle yediriliyor. Amaç en bakımlı, en güçlü sürüye sahip olmak. Sürü ne kadar iyi olursa sahibi de bu camiada o kadar isim yapacaktır sonucunda. Hele bir de günü gelip savaş başlayınca kimin daha iyi olduğu bir kez daha anlaşılacaktır. Urfa'da yaşayan güvercinlerin hikáyesi bu. Her ne kadar dişileri olmadığından eşcinsellikle suçlansalar, hemcinslerini çatlatıp öldürseler veya savaş ganimeti gibi çalsalar da onlar yine de barışın simgeleri...
LİDER PEŞENKLER
Güvercinlerin hikayesini kentte bu konudaki en iddialı yetiştiricilerden Şemsettin Aybar şöyle anlatıyor:
‘‘Dedem de, babam da kuş yetiştirirdi. Bu iş büyük merak gerektirir. Onlara evlat gibi bakmayı gerektirir. Biz de onu yapıyoruz. Bende iki yüz elli erkekli bir sürü var. Altı tane de dişi. En değerlileri Zeytuni, Taklacı, İspir Bagdadı, Nakışlı olanlardır. Fiyatları üç milyondan başlar. Bir milyara kadar çıkar. Daha geçenlerde dışarıdan gelen biri Taklacı'nın tekine 800 milyonu sayıp alıp götürdü. Herkesin sürüsünün bir lideri vardır. Onlara Peşenk diyoruz. Başkası savaşta Peşengini indirirse ayıpların en büyüğünü yaşarsın. Çünkü o gün sürü ne kadar büyük olursa olsun, dağıtıp yeniden bu işe başlamak zorunda kalıyorsun. Savaş dediğimiz kasımda başlar, nisanda biter. Her gün sürüleri gökyüzüne salıp, akşamı iple çekeriz. Çünkü sürü yorulmadan uçacaktır, başkasının kuşunu kandırıp sana getirecektir. Sahibi komşun da olsa artık o kuş senindir. Karışma saati geldiğinde hepsi birbirine girer. İki yüz kuş savaşa girer, iki yüz on çıkar. Havada kalma yarışı, ölüm kalım yarışıdır. Onlar birer Kamikaze uçağı, intihar komandosu. Şimdi savaşa hazırlık zamanıdır.’’

DÖRT BİN YILLIK SAVAŞ
Milattan Önce İkibinli yıllarda Kral Nemrud'tan bu yana Şanlıurfa'da süregelen gökyüzü savaşları var. Güvercin yetiştiriciliği. Halen kentte yaklaşık 500 evde on bin civarında güvercin bulunuyor. Bunların hemen hemen tümü erkek. İki yüzlü gruplarda ancak dört-beş tane dişi bulunuyor. Dişilerin görevleri doğurganlık ve yeni gelen erkekleri yuvaya bağlamak.

ANTRENMAN
Yılın altı ayı gökyüzünde hemcinsleri ile büyük bir güç gösterisi ve çalma savaşı veren güvercinler, diğer altı ay ise sahipleri tarafından bu savaşa hazırlanıyorlar. Şimdi savaşa hazırlık dönemi. Kanatlar, kuyruklar daha gürleşsin diye budanıyor, bol vitamin katılmış yemler yediriliyor, kısa mesafeli antrenman amaçlı uçuşlar yaptırılıyor. Savaş kasımda başlayacak, altı ay sonra nisanda sona erecek.

GÜÇLÜ OLAN KAZANIYOR
Kentteki tarihi Attar Pazarı'nda bulunan kuşçuların mekanı Çardaklı kahvede her gün bir araya gelen yetiştiriciler, bu yılki savaşın gündüz başlama saatini şimdiden kararlaştırmışlar. Kasımdan nisan ayına kadar binlerce güvercin her gün saat 16.30'da gökyüzünde buluşacak. Damlardan kalkan yüzlü, iki yüzlü gruplar kentin merkezindeki Sarayönü semtinin üstünde bir araya gelecekler. Karışma adı verilen bu olay saatlerce sürecek. Güçsüzler çatlayıp düşecek, güçlüler diğer sürülerden kandırdıklarını kendi sahiplerine götürecekler.

Alıntı ile Cevapla
  #23  
Okunmamış 27-12-2008, 03:45 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

KUŞLARIN GİZEMLİ YOLCULUĞU

Sonbahar gelince bazı kuşların ortadan kaybolup, ilkbaharda yeniden ortaya çıkmaları, onların başka bir yöreye mi gittiklerini, yoksa kış uykusuna mı yattıklarını bilemeyen ilk doğa bilimcilerin hep aklını karıştırmıştır. Her ne kadar çağdaş doğa bilimin temelini atan ünlü Aristo, turnaların Anadolu yaylalarından Nil deltası bataklıklarına uçtuklarının bilincinde olsa da kırlangıç, toygar, üveyik gibi küçük kuşların yerin altında kış uykusuna yattıklarını düşünüyordu.
Çok daha sonraları, 1600'lerde bile Avrupalılar kuzeye özgü Yosun Kazlarının her ilkbahar bir cins deniz kabuklusunun içinden çıktığını sanıyorlardı.
Bugün, her yıl milyarlarca kuşun ilkbahar ve sonbaharınbaşlarındabinlerce kilometrelik göçlerine başladıklarını biliyoruz. Hem Avrasya'dan, hem Kuzey Amerika'dan toplam 400 türe ait 10 milyar kuşun kışı Afrika'da veya Orta ve Güney Amerika'dageçirdikleri saptanmış bulunuyor. Göç sayesinde kuşlar, yıl boyu aktif kalarak dünyanın farklı yörelerindeki mevsimlik beslenme ve yuvalanma olanaklarından yararlanıyorlar. Bu açık avantaja karşın, göçün maliyeti ağır olduğu gibi bu kadar uzun soluklu bir yolculuğun üstesinden gelebilmek için kuşta köklü fizyolojik değişimler gerekiyor.
KUŞLAR NEDEN GÖÇ EDERLER?
Bu sorun, hala ornitolojide (kuş bilimi) en zorlu sorulardan birisi. Genellikle kuş göçleri üreme ve üreme dışı dönemlerin aynı bölgede geçirilmesinin avantajlı ya da mümkün olmadığı durumlarda görülür. Ancak, bazen daha yakındaelverişli kışlama alanları varken türün neden binlerce kilometre öteye göç ettiğini açıklamak her zaman kolay değil. Göç, olanca risklerine karşın hala vazgeçilemediğine göre kuşlara hatırı sayılır yararlar sağlıyor olmalı. Uzun göç yolculuğu, tamamlamak için harcanan enerjinin yanısıra yorgunluk, kaybolma, yırtıcılara yem olma gibi riskleri nedeniyle tehlikeli bir girişim. Kuzey Yarımküre'den güneye göçen küçük kuşların yarısından fazlası asla geri dönmüyor. Örneğin diğer akrabalarının aksine çok daha geç, Ağustos ayında yuva yapan Ada Doğanı bu gibi küçük göçmenlerle beslenerek yaşamak için evrilmiş bir yırtıcı. Buna, insanoğlunun ve olumsuz hava koşullarının etkilerini eklersek göç ve kışlama sırasında ölüm oranının yüksekliği bizi şaşırtmamalı.
Kuşların, kış aylarının olumsuz çevre koşullarından güneye kaçmaları kolay anlaşılsa da belki de daha ilginç bir soru neden uygun koşullar tropikal bölgelerde yıl boyu hüküm sürdüğü halde tekrar kuzeye döndükleri. Burada önemli nokta, her ne kadar kış boyunca düşmanca koşullar hüküm sürse de, kuzey enlemlerinde ilkbahar ve yaz ayları boyunca üremek için tropikal bölgelere göre daha uygun özelliklerin bulunması. Tropikal enlemlerde gece-gündüz uzunluğu neredeyse sabit olduğu halde, ilkbahar ve yaz boyunca kuzey enlemlerde gündüzler gecelerden belirgin derecede uzun. Diğer taraftan ılıman ve tropikal bölgelerde yerli kuş popülasyonlarının yoğunluğu özellikle üreme sırasında yüksek rekabet oluştururken, daha az türe sahip kuzey enlemlerinde bu rekabet daha düşük. Bu bakış açısına göre, kuzey enlemlerdeki çoğu göçmen kuş türleri kuzeydeki geçici yaz bolluğundan faydalanan tropikal kökenli kuşlardır.
Aynı türün farklı coğrafyalarda yaşayan toplulukları göç davranışını sonradan kazanabilir ya da kaybedebilirler. Örneğin Küçük İskete son yüzyıl içinde Akdeniz havzasından kuzeye, Avrupa'ya yayıldı. Atasal Akdeniz toplulukları yerliyken, yeni kuzey popülasyonları artık göçmen oldular. Tam tersine bir gelişme, Güney Afrika'da kışlayan Kara Leylek ve Arıkuşu gibi bazı göçmen türlerinin bir kısmının artık oarada üreyen yerli türlere dönüşmeleri.
Genel olarak, tropikal bölgeye göç eden kuşlar geride ılıman bölgede kalanlara göre kışı daha iyi atlatırken, geride kalan yerli türler üreme açısından göçmenlerden daha başarılı oldular. Tropikal bölgelerdeki yerli türler ise uzun yaşamayı düşük üremeye feda ederler. Kurdukları yuvaların pek azı başarılıdır, yavru sayıları düşüktür ve her çift yılda birçok kere üremeyi dener, ama erginler uzun ömürlüdürler.
Göç, yerel koşullar yakındaki yörelere fırsatçı hareketleri teşvik ettiği durumlarda evrilir. Popülasyonun sadece bir kısmında başlayan bu davranış eğer avantajlı ise, bir süre sonra göç etmeyen toplulukların yeryüzünden silinmesi sonucunda o türün tüm bireyleri için bir kural haline gelir.

FARKLI GÖÇ ŞEKİLLERİ
Farklı türlerin kışlama ve üreme alanları arasında izledikleri rota ya da kışlama alanlarında yerleşme şekilleri değişik göç şekilleri oluşturuyor. En belirgin farklılıklardan biri süzülen kuşlarla, kanat çırpan aktif uçucular arasında. Uçabilmek için termallere bağımlı süzülen kuşlar, geniş su kitlelerini aşamadıklarından kıyı kenarını izleyerek gündüzleri uçarlar ve denizleri karaların birbirlerine en çok yaklaştıkları bölgelerden geçerler. Diğer taraftan pek çok ötücü kuş, yağmurcun ve su kuşu yer şekillerine bağlı kalmaksızın geniş bir cephe şeklinde geceleri göç ederler.

SÜPER YAKIT: İÇYAĞI
Göç eden kuşların büyük çoğunluğu bir seferde uzun mesafeleri aşabilmek için deri altında yağ depolar. Yağ parçalandığında, aynı miktarda karbonhidrat veya proteinle karşılaştırılırsa onların iki katı enerji ve su üretir. Biriktirilen yağ, bazen vücut ağırlığının iki katına çıkmasına neden olabilir. Bu denli çok yağın kısa sürede biriktirilebilmesi için uygun metabolik ve davranışsal değişikliklerin oluşması gerekiyor. Bu değişiklikler arasında aşırı yeme (hiperfagi), metabolizmalarının nitelik değiştirmesi, iç organların bazılarının küçülmesi sayılabilir. Yağ, normal zamanlarda küçük kuşların vücutlarının % 3 ila %5'ine karşılık gelir. Oysa göç sırasında bu değer %25'e, bazı kuşlarında %45' ulaşabiliyor.
Yapılan araştırmalar, küçük kuşların bir saatlik bir uçuş sırasında vücut ağırlıklarının yaklaşık %1'ini kaybettiklerini göstermiş. Ünlü göç araştırmacısı Peter Berthold, ağırlının %40'ı yağ olan bir göçmen kuşun 100 saat boyunca durmadan uçabileceğini ve bu süre zarfında 2500 km. yol katedeceğini hesaplamış. Yakıtı tasarruflu kullanma açısından hiçbir insan yapısı motor kuşların metabolizmasıyla baş edemez!

GÖÇÜN ZAMANLAMASI
Ankara'da her yıl Mart'ın 15'i civarında leylekleri görmek o kadar doğaldır ki neredeyse takviminizi onların gelişine göre ayarlayabilirsiniz. Kuşların iç ritimleri, onlara yılın hangi döneminde olduklarını oldukça hassas biçimde anlatır. Yabani kuşları kafeslerde besleyen meraklıların en az 200 yıldan beri bildikleri 'yol huzursuzluğu' değişen gün uzunluğunun kuşun hormonları üzerinde yarattığı etkinin en belirgin sonuçlarından. Güneşin batımıyla birlikte kafesteki kuş, göç etmesi gereken yöne doğru durmaksızın hamle yaparak içgüdülerine karşı koyamaz.
Göçmen kuşlar aynı zamanda hava koşullarını da dikkate alırlar. Uygun hava basıncı ve rüzgar koşulları oluşmadıkça uzun süreli bir yolculuğa çıkmazlar. Bu bilgileri nasıl elde ettikleri tam olarak anlaşılamamıştır, ancak düşük frekanslı sesleri duyabilmeleri ve hava basıncını algılayabilmeleri gibi özelliklerini kullandıkları sanılmakta.

YÖN BULMA
Başta posta güvercinleri üzerinde yapılan araştırmalar sayesinde bugün kuşlarda yön bulmanın temelini biliyoruz. Örneğin. birçok kuş türünün tepeler, vadiler, hatta büyük kentlerdeki gökdelenler gibi görsel işaretleri hatırladıkları ve kullandıkları ortaya konulmuş. Ancak onlar için asıl yön gösterici, aynen bir zamanların deneyimli denizcileri için olduğu gibi güneş ve yıldızlar. Göç sırasında kuşlar kalıtsal olarak gidecekleri yönü gündüzleri güneşin durumuna bakarak saptayabilirler. 1950'lerden başlayarak yapılan deneylerde, kuşların içsel saatlerine göre güneşin hangi yönde olduğunu saptayabildikleri gösterilmiş. Bu deneylerde kullanılan bireyler, yapay bir ışıklandırma rejimi ile günün aydınlık ve karanlık dönemleri doğal güne göre birkaç saat kaydırılmış bir kafes ortamına yerleştirilmişler. Sonbaharda güneye uçmaları gereken bu kuşlar, kendi iç saatlerine göre günortası (saat 12), gerçekte ise akşamüstü saat 18 iken güneşi gördükleri zaman açıkça batıya - yani güneşin öğlen saatinde olduğunu sandıkları konuma - yönelmişler. Kuşlar aynı zamandadünyanın kendi etrafında dönmesinden kaynaklanan, güneşin konumunun her saat 15 derece kadar değişmesini de dikkate alabilirler.
Gece göç eden kuşlar ise, yıldızların konumuna bakarak yönlerini saptarlar. Planetaryumlarda (tavanına gece gökyüzü görüntüsü yansıtılabilen daire biçimli kapalı salon) yapılan deneylerde, yapay olarak kuzey-güney ekseni 180 derece döndürüldüğünde kuşların da yönlerini aynı şekilde çevirdikleri görülmüş. Kuşbilimci Stephen Emlen yavru kiraz kuşları üzerinde yaptığı ve sırayla belli takımyıldızların görünmelerini engellediği titiz deneylerle kuşların hangi yıldızları kullandıklarını araştırmış. Deneyler sonucu, yavruların Kutup Yıldızı yerineBüyük Ayı, Küçük Ayı, Draco, Cepheus ve Cassopeia takım yıldızlarının konumlarını daha henüz yuvadayken ezberledikleri anlaşılmış. Emlen bir başka deneyinde de güneşin süreleri üzerinde oynayarak kafesteki kuşların bir bölümüne sonbaharda, diğer bölümüne ilkbaharda oldukları izlenimini vermiş. Her iki grup, planateryumda aynı gece gökyüzünün altına konduklarında bir grup kuzeye, öteki grup güneye yönelmişler!
Havanın kapalı olduğu zamanlarda da başarıyla yön bulan kuşların varlığı, araştırmacılara kuşların yön tayininde bilmediğimiz başka bir duyuları olduğunu düşündürür. Nitekim, aralarında güvercinin de bulunduğu bazı türlerin yerkürenin manyetik alanını algılayabildikleri gösterilmiş. Karıkoca araştırmacılar Wiltschko ve Wiltschko'nun öncülük ettiği deneylerde, kafalarının yakınına ters manyetik alan oluşturulması güvercinlerin beklenenin tam tersi yöne gitmelerine neden olmuş.

Alıntı ile Cevapla
  #24  
Okunmamış 27-12-2008, 03:46 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Uçuş makinasının özellikleri
Kuşları incelediğimizde, vücutlarının tüm özelliklerinin uçuş için özel olarak tasarlandığını görürüz. Öz kütlenin düşürülmesi ve böylece ağırlığın azaltılması için kemiklerin içi boş olarak yaratılmış ve vücuda hava keseleri yerleştirilmiştir.
Dışkının katı olmayıp yarı sıvı olması vücutta gereksiz su tutulmasını ve böylece ağırlığın artmasını engeller. Tüyler de hacimlerine karşılık son derece hafif yapılardır. Kuşlardaki bu özel yapıları sırayla inceleyelim.
1- İskelet
Kuş kemiklerinin içi boş olmasına rağmen, iskelet, hayvanın sahip olduğu kuvvete oranla fazlasıyla güçlüdür. Örneğin 18 cm. uzunluğundaki kocabaş kuşu, bir zeytin çekirdeğini kırmak için gagasıyla ona 68,5 kg.lık bir basınç uygulayabilir. Kara canlılarınınkinden daha "derli-toplu" bir yapıya sahip olan kuş iskeletinde omuz, kalça ve göğüs kemerleri birbirine kaynaşmış bir şekilde birleşiktir. Bu tasarım kuşa daha sağlam bir yapı kazandırmaktadır. İskeletin bir başka özelliği, başta belirttiğimiz gibi diğer bütün omurgalı canlıların iskeletinden hafif olmasıdır. Örneğin bir güvercinin iskeleti, hayvanın vücut ağırlığının toplamının sadece % 4.4'ünü oluşturmaktadır. Bir Fregat kuşunun kemiklerinin toplamı ise 118 gr gelmektedir ve bu miktar, hayvanın tüylerinin toplam ağırlığından daha azdır.
2- Solunum Sistemi
Kara canlılarıyla kuşların solunum sistemleri de birbirlerinden tamamen farklı prensiplerle çalışır. Bunun sebebi kuşların oksijen ihtiyacının kara canlılarına göre çok daha fazla olmasıdır. Örneğin, bir kolibri kuşunun oksijen ihtiyacı bir insanınkinin neredeyse 20 katıdır. Dolayısıyla, bir kara canlısının akciğeri, kuşun ihtiyacı olan yeterli oksijeni sağlayamaz. Bu nedenle, kuşların akciğerleri çok farklı bir tasarımla yaratılmıştır. Kara canlılarının akciğerleri "çift yönlü" bir yapıya sahiptir: Nefes alma sırasında, hava akciğerdeki dallanmış kanallar boyunca ilerler ve küçük hava keseciklerinde son bulur. Oksijen-karbondioksit alışverişi burada gerçekleştirilir. Ancak daha sonra, kullanılmış olan bu hava, tam ters yönde hareket eder ve geldiği yolu izleyerek akciğerden çıkar, ana bronş yoluyla da dışarı atılır. Kuşlarda ise hava akciğer kanalı boyunca "tek yönlü" hareket eder. Akciğerlerin giriş ve çıkış kanalları birbirlerinden farklıdır ve hava daimi olarak akciğer içinde tek yönlü olarak akar. Böylece kuş, havadaki oksijeni kesintisiz olarak alabilir. Böylece kuşun yüksek enerji ihtiyacı karşılanmış olur. Bu durumu konunun uzmanı H.R.Duncker şöyle ifade eder: "Kuşlarda ana bronş, akciğer dokusunu oluşturan tüplere ayrılır. Parabronşi diye adlandırılan bu tüpler sonunda tekrar birleşerek, havanın akciğerler boyunca tek bir yönde devamlı akımını sağlayacak sistemi meydana getirirler... Kuşlardaki akciğerlerin yapısı ve genel solunum sisteminin çalışması tümüyle kendine özgüdür. Kuşlardaki bu "avien" sistemi başka hiçbir omurgalı akciğerinde bulunmaz. Bu sistem bütün kuş türlerinde aynıdır." Ünlü bir biyokimyacı olan Michael Denton bir yazısında bu kadar mükemmel bir sistemin kademeli evrimle oluşamayacağını şöyle açıklar: "Böyle tamamen değişik bir solunum sisteminin, azar azar küçük değişiklerle standart omurgalı dizaynından evrimleşmiş olduğu iddiası, düşünülmeden ortaya atılmış bir tezdir. Solunum faaliyetinin bu evrim süresince hiç aksamadan korunması, organizmanın hayatını sürdürmesi için gereklidir. En küçük bir eksik fonksiyon ölümle sonuçlanacaktır. Kuş akciğeri de, içinde dallanmış olan parabronşlar ve bu parabronşlara hava sağlanmasını garanti eden hava kesesi sistemi ile birlikte en üst düzeyde gelişmiş olana kadar ve beraberce, iç içe geçmiş mükemmel bir şekilde işlevini yapana kadar, bir solunum organı olarak görev yapamaz." Kısacası, kara tipi akciğerden hava tipi akciğere geçiş, ara geçiş safhasında bulunan bir akciğerin hiçbir işlevselliğinin olmaması sebebiyle mümkün değildir. Akciğeri çalışmayan bir canlı ise birkaç dakikadan fazla yaşayamaz. Çünkü mutasyonların kendisini tesadüfen kurtarmalarını bekleyecek milyonlarca yılı yoktur. Kuş akciğerinin bu benzersiz yapısı, uçuş için gerekli olan yüksek miktarda oksijen ihtiyacını karşılamaya yönelik, çok mükemmel bir tasarımın varlığını göstermektedir. Yalnızca kuşlara özgü bu anatominin bilinçsiz mutasyonların amaçsız bir sonucu olamayacağını görmek için, biraz sağduyu yeterlidir. Açıktır ki kuş akciğeri, canlıların Allah tarafından yaratıldıklarının sayısız delilinden sadece biridir.
3-Denge Sistemi
Allah tüm canlılar gibi kuşları da kusursuz bir biçimde yaratmıştır. Bu gerçek, her detayda kendini belli eder. Kuşların vücutları uçuştaki muhtemel bir dengesizliği engellemek için özel bir tasarımla var edilmiştir. Hayvanın uçuş sırasında öne doğru eğikleşmesini engellemek için, kafası özel olarak hafif kılınmıştır: Ortalama bir kuşun kafasının ağırlığı, vücut ağırlığının yalnızca %1' ini oluşturur. Tüylerin aerodinamik yapısı da kuşların denge sistemindeki önemli bir özelliktir. Özellikle kanat ve kuyruk bölgelerindeki tüyler, kuşa çok etkili bir denge sistemi sağlar. Bu özellikler, bir doğanın (falcon pereginus) saatte 384 km. hızla avına dalarken, hiçbir şekilde dengesini yitirmemesini sağlar.
4- Güç ve Enerji Problemi
Bir olaylar zinciri şeklinde ortaya çıkan her bir süreç, ister biyoloji, ister kimya veya fizik bilimlerini ilgilendirsin, "enerjinin korunumu prensibi"ne uygun olarak gelişir. Bunu özetle "belli bir işin yapılabilmesi için belirlenmiş miktarda enerji gereklidir" şeklinde de anlatabiliriz. Enerjinin korunumu prensibinin çarpıcı bir örneğini, kuşların uçuşunu gözlemlediğinizde bulabilirsiniz. Göçmen kuşların, uçuşa başlamadan önce, yolculuklarını tamamlamalarını sağlayacak miktarda enerji depolamaları şarttır. Buna karşın, uçmanın bir diğer şartı da mümkün olduğunca hafif olabilmektir. Uçabilmek için, bedeli ne olursa olsun fazla kilolardan kaçınılmalıdır.
Bu arada yakıtın da mümkün olduğunca verimli olması şarttır. Yani yakıt minimum ağırlıkta tutulurken, verdiği enerjinin maksimum olması gereklidir. Bunların hepsi kuşlar için çözümlenmiş olması gereken problemlerdir. İlk adım en ekonomik uçuş hızının tespit edilmesidir. Eğer kuş çok yavaş uçacak olsa, havada asılı kalması için çok enerji sarf etmesi gerekecektir. Çok hızlı uçacak olsa, bu sefer de meydana gelen hava direncini aşmak için çok yakıt tüketmesi gerekecektir. Bu durumda yakıtın en az tüketilmesi için ideal değerde bir uçuş hızının gerektiğini görürüz. Bu arada şunu da hatırlatmak gerekir ki, iskeletlerinin ve kanatlarının aerodinamik yapılarındaki farklılar nedeniyle her kuş için farklı bir ideal hız geçerlidir. Bu enerji sorununu altın yağmur kuşu (Pluvialis dominica fulva) üzerinde inceleyelim: Bu kuş, kışı geçirmek için her yıl Alaska'dan Hawaii'ye göç eder. Durmaksızın yaptığı uçuşu sırasında rotası üzerinde hiç ada bulunmaz. Dolayısıyla kuşun uzun yolculuğu sırasında hiçbir dinlenme imkanı yoktur. Varış, başlangıç noktasından 4000 km uzaktadır ve bu mesafe aralıksız yaklaşık 250 bin kanat çırpışını gerektirir. Yolculuğun tümü 88 saaten fazla sürer. Kuşun yolculuğa başlarken ağırlığı 200 gramdır. Bunun 70 gramı, yolda yakıt olarak kullanılacak yağlardan oluşur. Ancak kuş bilimciler, bir altın yağmur kuşunun bir saat uçmak için harcadığı enerjiyi tespit etmiş ve kuşun 88 saatlik uçuş için en az 82 gram yakıt harcayacağı sonucuna varmışlardır. Yani kuşun 12 gramlık bir açığı vardır ve hesaplara göre Hawai'ye varmadan yüzlerce kilometre önce enerjisinin bitmesi ve denize düşmesi gerekmektedir. Ama bu hesaba rağmen altın yağmur kuşları hiçbir zaman denize düşmez ve her sene başarıyla Hawai'ye ulaşır.
Peki bu canlıların sırrı nedir? Bu kuşları yaratan Allah, onlara uçuşlarını kolaylaştıracak ve verimlileştirecek bir yöntem ilham etmiştir. Kuşlar gelişigüzel bir şekilde değil, sürü halinde uçar. Uçarken de hepsi belirli bir sıraya girer ve havada bir "V" şekli oluşturur. Bu V şekli, karşılaştıkları hava direncini azaltır. Bu uçuş düzeni o kadar etkilidir ki, kuşlar bu sayede yaklaşık % 23'lük bir enerji tasarrufu sağlar. Bu şekilde, yere indiklerinde fazladan 6-7 gram daha yağları kalmış olur. Bu artan yağ ise gereksiz değildir; rüzgarların ters yönden esmesi durumunda kullanılacak yedek yakıttır. Bu olağanüstü durum karşısında şu soruları sormak gerekir:
Uçuş için ne kadar yağ gerektiğini kuş nereden bilir?
Bu kadar yağı tam yolculuk öncesi nasıl ayarlayabilir?
Uçuş mesafesini ve tam olarak ne kadar yakıt tüketileceğini nasıl hesaplar?
Kuş Hawai'nin Alaska'dan daha iyi koşullarda olduğunu nereden bilir?
Kuşların bu bilgilere ulaşmaları, bunlara uygun hesaplar yapmaları ve bu hesaplara uygun toplu uçuşlar gerçekleştirmeleri imkansızdır. Bu ise, yaptıkları işlerin gerçekte kuşlara "ilham edildiğini", bu canlıların üstün bir güç tarafından yönlendirildiklerini gösterir. Nitekim Kuran'da "dizi dizi uçan kuşlar"a dikkat çekilmekte ve bu canlıların Allah'ın kendilerine ilham ettiği bir bilince sahip oldukları haber verilmektedir: Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bilendir. (Nur Suresi, 41) Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah')tan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir. (Mülk Suresi, 19)
Yolu nasıl buluyorlar?
Uçmak çok fazla güç gerektirir. Bu nedenle kuşlar, vücut kütlelerine oranla en fazla kas dokusuna sahip canlılardır. Metabolizmaları da kasların harcadığı güçle doğru orantıda ayarlanmıştır. Bir canlının metabolik hızı, ısıdaki 10 derecelik bir artışla ortalama iki katına çıkar. Bir serçenin 42 derecelik, bir ardıç kuşunun 43.5 derecelik vücut sıcaklıkları ise, metobolizmalarının ne kadar hızlı çalıştığını gösterir. Bir kara omurgalısına ancak ölüm getirecek olan bu vücut ısısı, enerji tüketimini ve böylece gücü artıran bir etken olarak, kuşlar için hayati önem taşır. Kuşlar bu derece fazla enerji sarf ettikleri için, yedikleri besinleri de çok iyi biçimde sindirecek bir yapıya sahiptir. Kuşların sindirim sistemi, alınan besinin en verimli şekilde değerlendirilmesini sağlar. Örneğin büyümekte olan yavru leylek, yediği 3 kg. besinle 1 kg. ağırlık kazanır. Bu oran, aynı besinlerle beslenen memelilerde 10 kg.'a karşılık 1 kg. ağırlıktır. Kuşların dolaşım sistemi de, yine yüksek enerji ihtiyacına uygun olarak yaratılmıştır. İnsanın kalbi dakikada ortalama 78 kere çarparken, bu sayı serçede 460, sinek kuşunda 615'tir. Aktif uçma çok yüksek bir enerji gerektirdiği için, kan dolaşımı da kara canlılarına göre çok daha hızlı gerçekleşmektedir. Bu yüksek metabolik hız ve enerji sarfiyatı için gerekli olan oksijen, özel "hava tipi" akciğerler aracılığıyla vücuda alınır. Kuşlar bu denli yüksek enerji harcarlar, ama bu enerjiyi de çok yüksek verimle kullanır. Kara canlılarıyla karşılaştırıldığında, enerji sarfiyatları kadar verimlilikleri de çok yüksektir. Örneğin göç sırasında bir kırlangıç her kilometre 2.5 kilokalori harcarken, bu küçük bir memelide 41 kilokaloridir. Kuşları kara canlılarından ayıran bu özelliklerin hiçbiri mutasyonlarla ortaya çıkamaz. Eğer rastgele mutasyonlarla bu özelliklerden herhangi birisinin meydana geldiği farz edilse bile -ki bu imkansızdır- bu özellik dahi tek başına hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Uçmak için gerekli olan yüksek miktarda enerjiyi sağlayan metabolizmanın oluşması, hava tipi bir akciğer olmaksızın hiçbir işe yaramayacak, aksine yetersiz oksijen alımından dolayı canlının boğularak ölmesine yol açacaktır. Öncelikle hava tipi akciğerin oluşması durumunda ise, canlı gereğinden çok daha fazla oksijen alacak ve bunun sonucunda zarar görecektir. Bir başka imkansızlık iskelet yapısından kaynaklanır: Kuş, bir şekilde hava tipi bir akciğere ve metabolik adaptasyonlara sahip olsa bile, yine de havalanamayacaktır. Zira canlı ne kadar güçlü olursa olsun, bir kara canlısının ağır ve nispeten ayrık iskelet yapısıyla havalanması mümkün değildir. Kanatların oluşması ise, başta da değindiğimiz gibi, apayrı ve yine kusursuz bir "tasarım" gerektirir.
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Okunmamış 27-12-2008, 03:46 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

ŞANLIURFA'DA KUŞÇULUK
İnsanoğlu ile kuşların dostluğu insanlık tarihi kadar eskidir. Bu dostluğun başladığı ilk yer belki de Peygamberler Şehri Şanlıurfa'dır.

Kuşçuluk, Şanlıurfa'da özel zevklerden biridir. (Şanlıurfa'lı buna "Merak" demektedir.) Şanlıurfa halkı kuşları çok sevmektedir. Kuşçuluk zevk için yapılmakla beraber kendine özgü özellikleri olan bir meslek olarak da sayılmakta ve halk dilinde kuş besleyip uçuranlara "kuşçu" adı verilmektedir.
Anadolu'da bir çok yörede güvercin besleyip uçurulmasına rağmen, Şanlıurfa kadar yaygın bir bölge yoktur. Yaşlı kuşçuların anlattığına göre eskiden en çok kuş Halep'te beslenirmiş. Daha sonraları Şanlıurfa'da kuş sayısı çoğalmış ve bu konuda Şanlıurfa ünlü olmuştur. Böylece geniş bir kuş kültürü oluşmuştur. Şanlıurfa'da 200-300 adet kuş besleyen "Meraklılar" vardır. Evlerde beslenen kuşların sayısı 25 binin üzerindedir. Kuşçuluk genelde esnafın özel zevklerinden biridir. Akşama doğru dükkanını kapatan kuş meraklısı ve yetiştiricisi hemen kuşlarıyla beraber olur ve günün bütün yorgunluğunu, stresini unutur. Şanlıurfa'da kuşçuluğun yaygınlık nedeni evlerin elverişli olmasındandır. Hayatların (avluların) geniş ve gürültüden uzak oluşu, damların toprak ve düz oluşu kuşçuluk için çok elverişlidir. Kuş beslenen evlerde "Hayat"ın bir yanında veya damların uygun bir köşesinde kuş matarları (evleri) vardır. Bazen avludaki bir oda da kuşevi olarak kullanılır.
KUŞÇU KAHVEHANELERİ:
Şanlıurfa'da kuşçuların buluştuğu "kuşçu kahvehaneleri" vardır. Bugün bu kahvehanelerden birkaç tanesi hala varlığını sürdürmektedir. Bunların en meşhuru ise "Çardaklı Kahvehanedir" bu kahvehanelerin içinde tel kafesli odacıklar bulunur. Bu kafelerde kuş rafları vardır. Ve kuşlar bu kafeslerde oynaşır. Kuşçu kahvehaneleri otantik yapısını korumaktadır. Küçük masalar ve etrafındaki kürsülerde (tabureler) oturup sohbet eden insanlar, kahvehanenin içinde serbestçe dolaşan kuşları keyifle izlerler. Müşteriler burada kuş sohbetleri ve kuş alışverişi yaparlar. Bazen de en gösterişli ve kıymetli kuşlarını getirip gösterdikleri olur. Bu kahvehanelerde gürültülü konuşulmaz, rahatsız edici sesler çıkarılmaz, kuşlar seyredilir ve ötüşleri dinlenir.
MİMARİDE KUŞ TAKALARI:
Halkın kuşa verdiği değer ve kuşa yönelik insancıl davranış "Geleneksel Şanlıurfa Evleri"nin avluya bakan oda pencerelerinin üstünde yer alan "kuş takaları"nda (kuş evleri) görülmektedir. Bu barınaklar insanoğlu ile kuşların dostluğunun yeşerdiği ve yaşadığı mekanlardır.
KUŞLARIN UÇURULMASI:
Kuş uçurmak için damların uygun olması çok önemlidir. Kuşları damdan havaya kaldırıp uçurmaya yarayan uzun bir sırık vardır. Bu sırığın ucunda bir "çaput" (bez) bağlıdır. Kuşları damdan kaldırma bu sırığın sallanmasıyla olur. Kuşlar gelenek olarak sabah ve ikindi zamanı olmak üzere günde iki defa uçurulurlar. Uçurulan "köme"ler (çoğunluğu erkek kuşlardan meydana gelen kuş topluluğu) damın etrafında uzak mesafeli daireler çizerek uçarlar. Bunun sağlanması sırık ve ıslıkla olur. Kuşçu, kömeyi dama geri çağırırken bu işi ıslık çalarak ve dişi kuşu göstererek yapar.
Kuş uçurma saatlerinde şehrin üstü kuşla dolar, havada kömeler birbirlerinin içinden geçerler. Kayıp vermeden evine dönen kuş kömeleri evine bağlı, sadık ve "yavuz kuşlar"dır. Kuşçu, başka kömeden bazı kuşları kendi kuşları arasına katar ve onu yakalarsa o günkü kârı o olur.
Kuşçuların bu konudaki son sözleri: "Kuş tutulunca verilmez"dir. Bu tutulan kuşa "garip" denir. Bir müddet dişi bir kuş ile yan yana konur ve yeni yerine alıştırılır. Kuşçu, yakaladığı kuşu; ya eski sahibine verir yada kendine alıkoyar. Yakalanan kuşun sahibi, kuşundan vazgeçmek istemiyorsa, gelip yakalayandan para ile geri almak ister. Bazen de kuşun sahibi gelip almazsa, kuşçu bu kuşu satmak için kuşçu kahvelerine götürüp orada satar. Bazen de kuşlar değişikle geri alınır. Bazen birkaç kuşçu aralarında "said" denen bir anlaşma yaparlar: Bu anlaşmaya göre bir kuşçu, diğerinin kuşunu yakaladığında geri vermez. Ancak, tuttuğu kuşa kuşçular arasında bir fiyat biçilir. Kuşun esas sahibi bu fiyatı ödeyince kuşunu geri alabilir.
KUŞ TAKILARI:
Kuşçular, kuşların bakımına büyük özen gösterirler. Onları boncuk ve takılarla süslerler. Ayaklarına "takım" denilen kemikten veya kehribardan yapılmış takılar takarlar. Ayrıca ayaklarına halhal denen küçük çıngıraklar (zil) takılır. Kulaklarına sarı madenden işlemeli küpeler takılır. (Yazın çıkarılır) İki kulak arasına takılan ve boyunda duran "gerdanlık" takılır. Bu takılarla kuşlar damda ve hayatta yürürken çok güzel sesler çıkartırlar.
BESLENME - YUMURTLAMA:
Kuşların çoğu tahıl tanesi, bitki tohumu ve özel olarak hazırlanan yemlerle beslenirler. Ayrıcı buğday, ağ darı, sarı darı, çekilmiş darı ve nar tanesi de verilir. Yavru kuşlar daha çok yem yer hızla büyürler. Dişi kuş, birinci yumurtadan bir gün arayla ikinci yumurtayı verir. Kuluçkaya yanlız dişiler yatar, yaz ise 16-18 günde, kış ise 24 günde bu yumurtadan yavru alınır. Yavrulama ilkbaharda başlar kışa kadar devam eder. Yumurtalar açılıp yavrular çıkınca ana-babaya çok iş düşer, yavrularına yiyecek taşırlar.
ŞANLIURFA'DAKİ KUŞ (GÜVERCİN) CİNSLERİ:
1. Ev Kuşları: Bu kuşlar kapısı açık bir kafeste veya evin yüksekçe ve açık bir kuş takasında beslenir. Bunlar evcil kuşlardır. Eve alışınca hiçbir tarafa gitmezler. Bu kuşların başlıcaları; Angut, Çiçi, Karagöz ve Kumru'dur.
2. Kafes Kuşları: Kafeste beslenen, evcil olmayan kuşlardır. Bunlar; Yâkerim Kuşu ve Hâkkuran Kuşu'dur.
3. Evlere Alışmış Yabani Kuşlar: Bu kuşlar evlerin muhtelif bölümlerinde, çatı üstü, çatı arası ve kuş takalarında kaşarlar. Evcil olmayıp evlere alışmış kuşlardır. Bunlar; Kit (Güvercin) ve Yusuf Tutan Kuşu'dur.
4. Halis Kuşlar (Köme Kuşlar): Bu kuşlar evcil ve eğitilmiş olup uçurulabilen kıymetli türden kuşlardır. Takla vurmazlar, düz uçarlar ve tumansızdırlar. Bu kuşların erkek olanları (bölük) ayrı matarda beslenir ve yetiştirilir. Bölük kuşların yanında dişi kuş bulunmaz, çünkü kuşçu gereken eğitimi veremez. Halis Kuşların çeşitleri: Mısırlılar, Kuzerler, Fitilliler, Nakışlılar (Yazılı), Amberli, Kınıfırlı, Kuyrak, Perçemli, Aynalı, Şarabı, Devriş Aliler, Cübbeliler, Abalı, Zeytuni, Mevrendi, Lemsavey, Kırktelli, Şıhşelli, Şamı, Zırhlı, Karalı, Tağlit, Şekerli, Şafrakaragöz, Killo, Gez, Ehles, Şafra, Arans (Keşpir), Baş, Üveys, Balina, İsrail, Macar, Hollanda, İspir, Müsevved ve Alacalar'dır.
5. Yapşan Kuşlar: Halis kuşlardan farklı tarafı ayaklarının "Tumanlı" (Tüylü) oluşu ve takla atmasıdır. Çeşitleri: Siyah Yapşan, Gök Yapşan, Beyaz Yapşan, Hume, Miski, Yandı Döndü, Çakmaklı, Sarıboz, Kırmızıboz, Kula, Kürenk ve Musullu'dur.
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Okunmamış 27-12-2008, 03:47 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Kuş Yumurtalarındaki Tasarımlar
Kuşlardaki yaratılış mucizeleri kanatları, tüyleri ya da göç yetenekleriyle sınırlı değildir. Bu canlılardaki olağanüstü tasarımlardan biri de yumurtalarında ortaya çıkar. Bize çok basit gibi görünen tavuk yumurtasının kabuğunda, golf topu girintilerini andıran 15 bin kadar gözenek bulunur. Daha küçük bazı kuşların yumurtaları ise, ancak mikroskop altında görülebilen süngersi bir kabuğa sahiptir.
Bu girintili-çıkıntılı yapılar, kuş yumurtasına büyük bir esneklik kazandırmakta ve darbelere karşı direncini artırmaktadır. Yumurta tam bir paketleme harikasıdır. Gelişmekte olan civcivin gereksinim duyduğu tüm besin ve suyu sağlar. Yumurtanın sarısı, protein, yağ, vitamin ve mineraller içerirken, akı da bir su deposu işlevini görür.
Gelişmekte olan civcivin besine ve suya olduğu kadar oksijen almaya ve karbondioksitini dışarı atmaya da gereksinimi vardır. Civcivin ayrıca bir ısı kaynağına, kemiklerinin gelişmesi için kalsiyuma, suyunun korunmasına, bakterilerin bulaşmasına ve mekanik darbelere karşı bir koruma sistemine gereksinimi vardır. Tüm bu gereksinimleri yumurta kabuğu karşılar. Civciv, kabuk zarlarının iç yüzeyinde bulunan bol damarlı bir katman aracılığıyla oksijen alır ve karbondioksitini atar. Gaz alıp verme, erişkin hayvanlarda olduğu gibi akciğerlerle değil, kabuktaki küçük gözenekler yoluyla olur. Yumurta kabukları, şaşırtıcı ölçüde sağlam olmalarına karşın, çok da incedir. Bu özellik, kuluçkadaki ana ya da babanın ısısının, yumurtanın içine kadar kolayca iletilmesini sağlar.
Gerekli Bir Kayıp
Kuluçka dönemi sırasında, yumurtadaki suyun ortalama %16'sı gözeneklerden dışarı buharlaşarak kaybolur. Biyologlar eskiden bu su kaybının, yumurta kabuğunun hava geçirebilen yapısı nedeniyle zorunlu, ama zararlı bir kayıp olduğunu düşünüyorlardı. Oysa son araştırmalar, bu su kaybının civcivin yumurtadan çıkması için gerekli olduğunu göstermiştir.
Civcivin yumurtadan çıkarken gagasındaki yumurta dişini kullanarak kendisine bir delik açtığı ilk aşamada, fazla oksijene ve başını oynatacak kadar bir boşluğa gereksinimi vardır. Bu gereksinimler, yumurtadaki suyun kaybedilmesi, dolayısıyla yer açılması ve bu açılan yerde daha çok oksijen bulundurulmasıyla karşılanır. Konunun daha da ilginç olan yönü, farklı yumurta kabuklarının su kaybetme oranlarının da, ideal olan % 15-20'lik su kaybını sağlayacak şekilde ayarlanmış olmasıdır. Örneğin, dalgıç kuşu yumurtasının su kaybetme oranı, daha kuru ortamda kuluçkaya yatırılan aynı büyüklükteki bir başka yumurtadan üç kat daha fazladır.
Yumurtadaki Dayanıklılık Tasarımı
Bir yumurta kabuğunun, gaz, su ve ısı işlemini düzenlemesi gerektiği kadar sağlam da olması gerekir. Kabuk, gelişmekte olan civcivi dış darbelere karşı koruyacak ve kuluçkaya yatan annenin ağırlığını kaldırabilecek kadar dayanıklı olmalıdır. Nitekim kuş yumurtalarına baktığımızda, son derece dayanaklı bir biçimde tasarlandıklarını görürüz. Büyük kuşların yumurtaları genellikle sert ve esnek olmayan bir yapıya sahiptir. Daha küçük kuşların yumurtaları ise yumuşak ve esnektir. Tavuk yumurtalarının kabukları sert ve gevrektir ancak yuvada birbirleri üzerine yuvarlandıklarında kırılmaz. Bu tür kabuk, aslında tüm iri yumurtalarda bulunmaktadır. Bu sağlamlık, yumurtayı saldırganlardan korumaktadır. Eğer bu sert ve gevrek kabukları küçük yumurtalarda olsaydı çok çabuk kırılırlardı. Araştırmalar, küçük yumurtalardaki kabukların gevrek değil, ama dayanıklı ve esnek olduğunu göstermektedir. Olası bir darbede esneyebilmeleri onları kırılmaktan kurtarır. Bir kabuğun gevrek ya da esnek yapıda olması, sadece civcivi korumak açısından değil, onun dünyaya geliş biçimi açısından da belirleyici rol oynar. Sert ve gevrek bir kabuktan çıkacak olan civcivin, kafasını ve bacaklarını çıkarmadan önce yumurtanın basık ucunda sadece bir-iki delik açması yeterlidir. Böylece delikleri birleştiren bir takım çatlaklar oluşur ve civciv şapka biçiminde bir kapağı kaldırmakla özgürlüğüne kavuşabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Okunmamış 27-12-2008, 03:47 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

KUŞ BAKIMI
Kuş besleyen insanlar büyük paralar harcayarak aldıkları kuşları alırken gösterdikleri titizliği maalesef bakımı ve hastalıkları sırasında göstermiyorlar. Bu yüzden çok iyi damızlık kuşlarımız yok olup gidiyor.
Öncelikle kuş bakmak için sağlıklı bir kümese ihtiyaç vardır. Bu kümesin ahşap olması veya toprak üzerinde olması kuşlarımızı aşırı rutubetten koruyacaktır. Teras gibi yerde tuğla kümes yapan arkadaşlarımızın rutubet ortamından kurtulmaları için kümes içini strafor dediğimiz köpükle döşememiz gereklidir. Kümeslerimize bol oksijen girmesi için ufak dahi olsa bir pencere açılması ve sinek teli ile kapatılıp içeriye mikrop taşıyan sineklerin girmesini engellemeliyiz. Kapı ve pencere üzerindeki camlar kümes içine güneşin girmesine yardımcı olacağından tercih nedenidir. Kümesleri güneş alacak şekilde yapmamız sadece güneşte olan D vitamininin kuşlar üzerine gelmesine yardımcı olmamız gerekir.
Kümes içine yaptığımız yuvaların da kuru tahtadan yapılıp kuşların yumurtlaması için kuru çam yaprakları, kuru ot, kuru saman koymamız, yumurtanın hava almasını sağlayacağından yavrunun sağlıklı çıkmasını sağlayacaktır.
Beslemeyi düşündüğümüz kuşlarımızı kümesimize koyduğumuzda bunların bakımı gündeme geliyor. Günümüzde buğdayla beslediğimiz kuşları maalesef iki saatten fazla uçuramıyoruz. Veya kuşlar eskisi kadar zinde olmuyor. Bunların sebebi tek buğday veya mısırla beslenen hayvanlar, vücutlarına gerekli olan vitamin ve mineralleri yeteri kadar alamamaktadırlar. Oysa vitamin ve mineraller doğurganlık, parlak tüy yapısı, sağlam kas ve kemik yapısı, hastalıklara karşı direnç yönünden çok önemlidir. Bu yüzden kuşlarımıza buğday, mısır, fiğ, pirinç, kırmızı mercimek, kendir tohumu, kuru bezelye gibi karışımlar hayvanların bir nebze olsun ihtiyaçlarını karşılarlar. Bu yemlerin tozsuz ve temiz olması gerekir. Hayvanlar yedikleri bu yemleri taşlıkları vasıtasıyla öğütürler. Bu yüzden taşlıklarına öğütücü kum parçaları gerekir. Bizler genellikle deniz veya dere kumu ile bu ihtiyacı gidermeye uğraşırız. Ancak bu tür kumlar yuvarlak olduğundan kesici görevi yapmaz. Kuşların kursağında boşuna şişlik yapar ve bu kumları yiyen kuşlar bir köşeye çekilir ve kabarık dururlar. Bu kum ihtiyaçları Avrupa'da istiridye kabuğu kırıklar, kırmızı kil, kömür, çakıl, kurutulmuş deniz yosunu ile giderilir. Ayrıca bu karışımlar 220 derecede fırınlanarak mikrop ve zararlı bakterilerden arındırılırlar.
Kuşlarımıza genelde hastalıklar sudan bulaşır. Suluklarımız çok temiz ve temizlenebilir şekilde olmalıdır. Genelde bu suluklarımıza kuşların tüyleri , vücuttan çıkan tozları, yem parçaları ve pislikler toplanır. Suda mikroorganizmalar (mikroplar, bakteriler- mantar , koli basili) çok çabuk ürerler. Böyle bir su çeşitli hastalıklar ve ishal ile kuşun sağlığını tehdit eder. Bu sebepten haftada en az bir kere dezenfektan ilaçları ile temizlenmeli, hatta su içine birkaç damla damlatılarak suyun dezenfekte olmasını sağlarız. Bunlar; Witte Molen Wime-San, su koruyucu Dezen, Mefarol, Vanodin gibi ilaçlardır.
Dezenfektan ilaçlarına sıra gelmişken bizler bu konuyu da maalesef göz ardı ediyoruz. Halbuki kümeslerimizi en az ayda bir kere dezenfektanlamamız gereklidir. Dezenfektan yapmadan önce kümes ve yuvalardaki pislikleri kazıyıp temizlememiz gerekir. Daha sonra içerideki tozlar temizlenir. Dezenfektan kuşların üzeri dahil kümesin her yerine sıkılır. Bu bir fitil pompa yardımıyla yapılabilir.
Kuşlarımız her gün banyo yapmalıdırlar. Banyo suları temiz olmalıdır. 5-6 kuş yıkandıktan sonra yeni su koyup diğerlerinin yıkanmasını sağlamalıyız. Kesinlikle yağmur veya birikinti sularında kuşların banyo yapmasına müsaade etmeyiniz.
Bazılarımız toprak dökerek kuşların buralarda eşinmesini, toprak üzerinde bir şeyler yemesini düşünürüz. Oysa bu toprak üzerine yağan yağmur ve uçuşan tozlar hastalık taşır. Bu yüzden haftada en az bir kere dezenfektanla toprak temizlenmelidir.
Kuşlarımıza ne kadar bakım yaparsak yapalım mineral ve vitamin yönünden gerekli ihtiyacını sağlayamayız. Oysa mineral ve vitaminler sağlık, doğurganlık, parlak tüy yapısı, sağlam kemik ve kas yapısı ve hastalıklara direnç yönünden çok önemlidir.
Wimoraal mineral karışımı, VM-Forte vitamin ve Muta-Vit gibi mineral veya vitaminler kullanılır. Kuşlarımızın yedikleri içtikleri her şeyden bağırsakları bozulabilir. Bunun için COXİ PULUS, solunum yolu hastalıkları için BAYTRİL, kabarma ve kurumaya giren kuşlar için OROPHARMA FORLAYT kullanırız. Bağırsak solucanları için bir litre suya 5 diş sarımsak koyulur bir gün sonra kuşlara verilir. Bit, pire içinse Ardap, Ecto Spray kullanılır.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Okunmamış 27-12-2008, 03:48 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Kuşlarda 'ben' ve 'geçmiş' bilinci saptandı
Biyologların son araştırmalarına göre, alet kullanımı, yaratıcılık ve basit dil yetisi gibi özellikler saptanan kuşlar, şimdi de ‘Ben’ bilincine ve geçmişle ilgili düşüncelere sahip. Bazı kargaların ve papağanların en az maymunlar ve yunuslar kadar akıllı oldukları laboratuvar deneyleriyle kanıtlandı.
Kargalar, insansı maymunlarınkine yakın sosyal yargılama yetisine sahip. Kıskançlık ve fesatlık kuşlar arasında da yaygın. Gelecekte kuşlar daha ne büyük yetenekler kazanacak ve zekáları gelişecek. Ancak kanatlı dahilerin dünyaya hakim olabilmeleri için birkaç milyon yıl gerekli!
Kanatlı dahiler çok daha küçük bir beyne sahip olmalarına rağmen, şempanze veya orangutanlara benzer zihinsel beceriler sergiliyor. Ağaçkakan ispinozu, yiyeceklerinin yüzde 50’sini alet kullanarak elde ederek hayvanlar dünyasında rekor kırdı.
Dünya şampiyonunun beyni bir fasulye tanesi kadar. İnce gagasıyla tuttuğu kaktüs dikenleriyle, ağaç kabuklarının arasından ve dalların üzerindeki deliklerden minik böcek larvaları yakalıyor. Evet, tahmin ettiğiniz gibi bu bir kuş ve ünlü bilimci Darwin’in evrim teorisini kanıtladığı Galapagos adalarında yaşayan ağaçkakan ispinozu (Cactospiza pallida)... Bu ispinoz beslenme ihtiyacının yüzde ellisini alet kullanımıyla elde ediyor: bu, hayvanlar dünyasında bir dünya rekorudur. Dahası akıllı kuş, larvalara daha kolay batırabilmek için, aletini mükemmel bir şekilde işliyor da. ‘Kuşlar küçük dalları büyük bir ustalıkla kırıyorlar’ diye anlatıyor Cambridge Üniversitesi biyologu Sabine Tebbich. Ayrıca kullanım açısından da büyük bir beceri sergiliyorlar. Biyolog, deney sırasında ortasında bir delik bulunan şeffaf bir borunun içine bir böcek larvası koymuş. Kuşlar, yeme ulaşmak için ters tarafı gagaladıkları taktirde, böcek deliğin içine düşüp yok olacaktı.
Yunuslarla aynı düzeyde
Ama hayvanlar bu aptallığı yapmamış, larvayı her seferinde başarıyla yakalamışlar. Oysa insansı maymunların çoğu bunu beceremiyor diyor Tebbich. Son araştırmalar, kuşların zihinsel beceriye dayanan görevlerde son derece başarılı olduklarını, hatta bu konuda insansı maymunlar veya yunuslarla aynı seviyede oldukları göstermekte. ‘On yıl öncesine kadar, maymunların daha özel bir konumda bulundukları sanılıyordu’ diyor Amerikalı primat araştırmacısı Dorothy Cheney ve ekliyor: ‘Ama, diğer hayvanlardan tamamen farklı bir zekaya sahip olduklarını gösteren kanıtlar yoktur.’
Alet kullanımı, yaratıcılık veya basit dil yetisini araştırmacılar özellikle de kargalarda ve papağanlarda gözlemlediler. Hatta geçmiş ve gelecekle ilgili düşüncelere ve kişilik bilincine bile sahip oldukları konusunda güçlü belirtiler var.
Kanatlı dahiler çok daha küçük bir beyne sahip olmalarına rağmen, şempanze veya orangutanlara benzer zihinsel beceriler sergiliyorlar.
Kuş öyküleri
‘Kuşlardaki zeka geçmişte tamamen küçümsenmiştir’ diyen biyolog Nathan Emery’e (Cambridge Üniversitesi) göre kargalar, kanatlı insansı maymun olarak görülmeli.
Gerçekten de akıllı kuşlarla ilgili öyküler hiç de az değil.
Doğu Afrika’daki akbabaların (Neophron percnopterus), lezzetli devekuşu yumurtalarını taş bombardımanına tutarak kırdıkları anlatılır mesela.
Tropikal bölgelerde yaşayan yeşil balıkçıllar (Butorides striatus) solucan veya çalı yemişleriyle balık avlıyorlar.
Galler Ülkesi’ndeki dağların karlı yamaçlarında kargalar kayarak eğleniyorlar.
Erkek çardak kuşu (Ptilonorhynchus violaceus) büyük bir ustalıkla çardak kuruyor ve bir boya bulamacı üreterek de üzerine sürüyor.
Japonya’daki kargaların ise kırılması için cevizleri yoldan geçen otomobillerin önlerine fırlattıkları söylenmekte.
Hatta kargalar kırılmış cevizleri güvenirli bir biçimde toplayabilmek için cevizleri bilinçli olarak yaya geçidine fırlatıyorlar.
Kargaların ceviz kırma öyküleri Türkiye’de de bol miktarda anlatılır. Ülkemizde bunun çok sayıda şahidi var. Avustralya’daki bir orman yangınından sonra henüz kor halinde olan bir dal parçasıyla kuru otları tutuşturarak kemirgenleri ve sürüngenleri avlamaya çalışan siyah çaylaklarla (Miluus migrans) ilgili öykü de oldukça ilginçtir.
Gerçek zekánın peşinde
Fakat bilim adamları gerçek zekanın kanıtlanması için bu tür öyküleri pek yeterli bulmayıp, deneylerle çalışıyorlar. Alet kullanımı ve dil yetisi gibi beceriler davranış bilimcilerinin klasik araştırma alanlarıdır.
Mesela Alex adındaki gri papağan Amerikalı bilim kadını Irene Pepperberg’in 27 yıllık araştırmaları sayesinde ünlendi. 100 İngilizce sözcüğü aşan bir kelime hazinesine sahip olan Alex, ne hakkında konuştuğunun da farkında gibi. Papağan, elli farklı objenin ismini söyleyerek rengine, malzemesine veya biçimine göre sınıflandırıyor. Daha büyük ve daha küçük veya benzer ve farklı gibi kategorileri bildiği gibi, altıya kadar da saymayı öğrenmiş.
Kargalar ise alet uzmanlarını hayrete düşürüyorlar. Yeni Kaledonya kargaları örneğin bitki yapraklarını sivrilterek dalların üzerindeki deliklerde böcek larvaları yakalıyorlar. Hatta hayvanlar yapay malzemelerle de alet üretebiliyorlar. Oxford Üniversitesi bilim adamları geçtiğimiz yıl bir karganın bir telin ucunu kanca gibi kıvırarak kovanın içinden yem çıkardığını gözlemlemişlerdi. BİLİM’de bu konuyu gündeme getirmiştik.
Sosyal öğrenme
Bilgi edinme yetisi birçok biyologa göre oyunun içine, sosyal öğrenme girdiğinde elde edilmekte.
Örneğin gruplar halinde yaşayan şempanzeler, birbirlerini taklit ediyor, yiyecekleri bölüşüyorlar ve hatta diğer maymunların ne şekilde davranacaklarını bile kestirebiliyorlar.
Bunlar kuşlar için de geçerli mi? Kuşlar da diğer kuşların neler düşündüklerini biliyorlar mı? Uzlaşma girişimlerinde bulunabiliyorlar mı, diğerlerini kandırabiliyor ya da öğrendiklerinden daha sonraları da yararlanabiliyor mı? Emery ve Cambridge’deki arkadaşları, evet kuşlar bunları yapabiliyor, diyor: ‘Kargalar, insansı maymunlarınkine yakın sosyal yargılama yetisine sahip’. Tohum kargaları ve küçük kargalar örneğin her şeyden önce besin paylaşımına dayanan karmaşık sosyal yapılar kuruyorlar. Öyle ki bunlar hangi kuşun yem getirip getirmediğini de fark edebiliyorlar.
Kıskançlık ve fesat
Kıskançlık ve fesatlık kuşlar arasında da yaygın. Bunun kanıtını Emery ve çalışma arkadaşı Nicola Clayton, mavi kuzgunla yaptıkları bir deneyle elde ettiler. Araştırmacılar deneyler sırasında kuzgunun yem gömme alışkanlığından yararlanmışlar. Mavi kuzgunlar diğer kuşların sakladıkları yemleri de çalıyorlar. Bu yüzden yemleri diğer kuşlar görmeden gömerler.
Fakat deneyler sırasında kuşlara gizli gömme imkanı verilmemiş. Bir kuş yemini gömerken yanında hep diğer bir kuş bulunmuş.
Sonuç şu: Kuzgunlar daha sonra sadece çalmış oldukları yemleri gömdükleri yerden çıkarak başka bir yere gömmüşler. Oysa diğer çalma alışkanlığı olmayan kuşlar, yanlarındaki yabancı kuşa güvenmişlerdi.
Deneyim akıllandırıyor
Biyologlar bu deneyden iki sonuç çıkarıyorlar: Deneyim sayesinde mavi kuzgun akıllanıyor hatta ustalaşıyor da. Hırsızlık yapan bir kuş, kendi cinsinden bir kuşun aynı şeyi yapabileceğini düşünebiliyor. ‘Kuşlar kendilerini diğerlerin yerine koyarak ne yapacaklarını kestirebiliyor; bu yetinin bugüne değin sadece primatlarda varolduğu sanılıyordu’ diyor Emery.
Emery ve Clayton şimdi davranış biliminin en önemli sorularından birini kuşlar için de soruyorlar. Bugüne değin hayvanların insanlardan farklı olarak sadece yaşadıkları anı algıladıkları, geçmiş ve gelecek bilincine sahip olmadıkları düşünülüyordu diyor Clayton. Fakat bilim adamı şimdi mavi kuzgunun bu bilince sahip olduğunu kanıtladığına inanıyor. Deneyler sırasında kuşlara çok sevdikleri ama kolay bozulabilen güve larvalarını ve pek sevmedikleri ancak daha geç bozulan fıstıkları gömdürmüş Clayton. Ve kuşlara yemleri gömdükleri yerden çıkarmalarına izin verdiğinde, önce lezzetli güve larvalarını çıkarmışlar.
Ne, nerede ve ne zaman
Fakat gömme işleminden sonra eğer daha uzun bir zaman geçmişse o zaman larvaların bozulduğunu düşünerek, fıstıkları çıkarmışlar. ‘Hayvanlar geçmişte yaşanan ‘ne, nerede ve ne zaman’ deneyimini hatırlıyorlar’ diyor Clayton. Bu tür epizodik hatırlama yetisi insanda dört yaşından itibaren gelişir.
O halde kargagiller insansı maymundan daha mı zeki? Farklı hayvan grupları arasındaki ilginç benzerlikler nasıl ortaya çıkabiliyor? Sonuçta kuşlar memelilere kıyasla tamamen farklı bir beyin yapısına sahip. Memelilerde zekadan sorumlu beyin bölgesi sayılan büyük beyin kabuğu kuşlarda bulunmaz. Buna rağmen beyinleri benzer yetileri yerine getirebiliyor. Bu ne şekilde gerçekleşiyor peki?
Biyologların yanıtı en az bu sorular kadar ilginç. Aynı çevre ve yaşam koşullarında oluşan ekolojik zeka, evrimde bir zaman sonra ister istemez aynı sonuca ulaşıyor. Günümüz kuşları ve memelilerin son ortak ataları bundan 280 milyon yıl önce ayrılmıştır ve bu süre hayvanların zekalarını birbirlerinden bağımsız olarak geliştirebilmeleri için yeterlidir.
Kendilerini tanıyorlar mı?
Gerçi kanatlı dahilerde, memelilerdeki büyük beyin kabuğunun fonksiyonu farklı beyin bölgeleri tarafından yerine getirilmekte (bkz.grafik) ama, kuş beyni yine de memeli beyni kadar iyi çalışıyor. Büyük ayıklanma baskısı sırasında farklı hayvan gruplarında benzer kavramsal yetiler gelişiyor, diyor davranış bilimcisi Tebbich.
Söz konusu zeka olduğunda ilk başta maymunlara yönelmemiz antropolojik benzerlikten kaynaklanıyordu. Fakat bu bakış açısı artık aşıldı. Araştırmacı şimdi de kuşların kafeslerine ayna yerleştirmiş ve kendilerini tıpkı insansı maymunlar ve yunuslar gibi tanıyıp tanımadıklarını araştıracak.
Kim bilir evrim gelecekte kuşlara daha ne gibi yetiler verecek, diyor Emery. Ancak kanatlı dahilerin dünyaya hakim olabilmeleri için birkaç milyon yıl gerekli. Bununla birlikte bir tohum kargasının davranışı kuş zekasını küçük bir gölge düşürdü. Yuvasındaki bir deliği çevreden bulduğu bir tıpayla tıkayarak sıcak yaz günleri için bir havuz elde etmişti kuş. Bu oldukça zekice bir davranış tabii. Fakat ne var ki tıpayı yerinden çıkarmak ancak bir yıl sonra aklına gelmiş!
Hayvan zekası
Şempanze ve karga beyninin karşılaştırılması
Kuşların ve memelilerin evrim çizgileri bundan 280 milyon yıl önce ayrılmıştı. İki grubun beyni o tarihten bu yana birbirine paralel olarak gelişmeye devam etti. Kuş beyni, memelilerde zekanın merkezi sayılan büyük beyin kabuğuna sahip değil. Bunun yerine memelilerde karmaşık hareketlerden sorumlu olan Neostriatum ve memelilerde bulunmayan Hyperstriatum beyin kabuğunun fonksiyonu üstlenir. Kuşlar arasında en akıllıları olarak bilinen kargalarda bu bölgeler daha büyüktür. İnsansı maymunlarda da büyük beyin kabuğu diğer memelilere göre daha büyüktür.
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Okunmamış 27-12-2008, 03:53 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Güvercinlerde bilincin varlığı üzerine bir deney
Bir şeyin yeniden nerede ortaya çıkacağını tahmin edebilen hayvan kafada çözümleme konusunda temel bir yeteneğe sahip demektir. Julia Neiwork ile Mark Rilling’in Michigan Eyalet Üniversitesinde yürüttükleri araştırmanın dayandığı mantık da buydu.
Araştırmalarında güvercinlere kolu gözden kaybolup yeniden ortaya çıkan bir saat kadranı gösterilmekteydi. Saatin kullanılmasındaki amaç güvercinlere zaman kavramını aşılamak değil, düzenli ve önceden tahmin edilebilen bir hareketi olan, gözden kaybolduğunda yeniden nerede ortaya çıkacağı kolaylıkla bulunabilecek bir uyarıcı sağlamaktı. Bu da saatin koluydu. Deneyde kullanılan saat kadranında, 12’ den başlayıp saniyede 90 derecelik bir açı yaparak aynı hızda dönen tek bir kol vardı. Araştırmacıların yaptığı düzenlemeye göre kol saat 3 ü gösterdiğinde gözden kayboluyor, bir süre sonra başka bir noktada yeniden ortaya çıkıyordu. Araştırmacıların cevabını aradığı soru, saat 3 konumundayken gözden kaybolan kolun, eğer belli bir hızla hareket ediyorsa belli bir süre sonra nerede ortaya çıkacağını güvercinlerin bulup bulamayacağıydı. Başka bir değişle güvercinler kolu görmedikleri halde nerede ortaya çıkacağını tahmin edebilecekler miydi?
Neiwork ve Rilling yaptıkları deneyde , saatin kolu için üç farklı hareket biçimi belirlediler. Bunların üçünde de güvercin, saat kadranında 12 konumundan 3 konumuna sabit hızla ilerleyen bir kol görünüyordu. İlkinde kol aynı sabit hızla dönerek 12 konumuna geri dönüyordu. İkincisinde kol saat 3’ te gözden kayboluyor, aynı hızla hareket etmesi halinde görülmesi beklenebilecek 4:30 ya da 6 gibi bir konumda yeniden ortaya çıkıyordu. Üçüncü seçenekte ise kol yine 3’ te gözden kayboluyor, ancak aynı hızla hareket etmesi halinde yeniden görülebileceği yerle ilgisi olmayan bir yer ve zamanda ortaya çıkıyordu. Yani 4:30 ya da 6 konumuna daha çabuk ya da daha yavaş ulaşıyordu.
Güvercinler için bir yemleme tuşu konmuştu ve bu tuşu sadece, kendilerine gösterilen kadrandaki kol sabit bir hızla döndüğü zaman gagaladıklarında yem alabiliyorlardı. Kolun sürekli göz önünde olması ya da kaybolup yeniden ortaya çıkması önemli değildi. Yani, güvercinler yukarıda anlattığımız, kolun üç değişik hareket biçiminden ilk ikisinde tuşu gagaladıklarında yem alacak şekilde eğitilmişlerdi. Ancak, gözden kaybolduktan sonra belirsiz bir zamanda yeniden ortaya çıkan bir kol gösterildiğinde (3.seçenek) tuşa ne kadar vursalar da yem verilmiyordu. Şaşırtıcı ama, güvercinler bunu yapmayı öğrendiler. Güvercinlerin, saat 3 konumuna geldiğinde ortadan kaybolan bir kolla (2. ve 3.seçenekler) tüm dönüşü boyunca göz önünde olan bir kol (1.seçenek) arasındaki farkı ayırt etmeleri bizi çok fazla şaşırtmayabilirdi. Ama 1. ve 2. seçenek arasında bir benzerlik bulunduğunu (kol gözden kaybolsa da kaybolmasa da sabit hızla hareket etmektedir) ve bunların ikisinin de 3. seçenekten (kol gözden kaybolduktan sonra farklı bir hızla hareket etmiştir, çünkü beklenmeyen bir zaman ve yerde ortaya çıkmıştır) farklı olduğunu anlayabilmeleri önemli bir başarıdır. Ve güvercinler bu başarıyı sağlayabilmişlerdir. Peki şöyle bir olasılık yok mu?: güvercinler kolun daha önceki hareketine bakarak ileriyi gerçekten tahmin etmeyip, sadece kolun üç ayrı hareket biçimindeki özelliklerini öğrenmiş olamazlar mı? Belki de şunlara benzer kurallar öğrenmişlerdir: ‘eğer kol sürekli göz önündeyse tuşu gagala ve yemini al’ (1.seçenek), ‘eğer kayboluyor ve iki saniye sonra kadranın altında yeniden ortaya çıkıyorsa gagala ve yemini al’ (2.seçenek) ve ‘eğer kol ortadan kayboluyor kadranın altında iki saniyeden az ya da uzun bir zamanda ortaya çıkıyorsa gagalama.’ Bu üç kural, gerçek öyle olmasa da güvercinlerin kolun konumunu doğru olarak öncede tahmin edebildikleri izlenimini yaratmalarına imkan verecektir. Burada önemli olan, hedefin değiştirilerek duruma bir yenilik getirmesi ve böylece eski kuralların bozulması durumunda ne olacağıdır.
Şimdi varsayalım ki saatin kolu daha önce olduğu gibi yine saat 3 konumunda gözden kayboluyor ve kadranda güvercinlerin daha önce hiç görmediği bir yerde yeniden ortaya çıkıyor. Bu durumda güvercinler sabit bir hızla hareket eden bir kolla belirsiz bir hızla ilerleyen kolu birbirinden ayırt edebilirler mi? Evet edebilirler. Güvercinler, görünmeden ilerlediğinde saniyede 90 derecelik sabit hıza uygun bir yerde (örneğin, saat 5 ya da 7) ortaya çıkan kolla aynı yerde ortaya çıkabilmek için daha hızlı ya da yavaş hareket etmesi gereken kolu derhal ayırt etmişlerdir.
Böylece görüldü ki güvercinler kolun yeniden ortaya çıkışındaki gecikmeyi fark etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu gecikmenin kolun gözden kaybolmadan önceki hızıyla uyumlu olup olmadığını da fark ediyorlardı. Bunu yapabilmek için kolun görüş alanı dışında olduğu zaman içindeki hızını tahmin ederek , belli bir gecikme sonunda yeniden nerede ortaya çıkabileceğini çözümlemiş olmaları gerekir. Dünyanın içsel bir görüntüsüne sahip olmak ve bunun üzerinde değişiklikler yapabilmek –bu durumda hızın sabit olduğu varsayımıyla kolun hareketini önceden tahmin edebilmek- ise daha önce de belirlediğimiz gibi düşünmenin ilk adımıdır.
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Okunmamış 27-12-2008, 03:54 PM
!MaTRıX!
Standart Cevap: Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Hasta, Yaralı ve Yetim Kuşların Bakımı
Kuşlar; kazalar, kediler tarafından yaralanmak gibi çok yaygın nedenlerden insanlara gelir. Kuşların bakımını yaparken onların vahşi yaratıklar olduğu unutulmamalı ve en kısa sürede doğaya dönmeleri amaçlanmalıdır, zaten yasalar da onların kendi habitatlarında yaşamalarını öngörür.
Yaralı veya yetim bir kuş mümkün olduğu kadar az ele alınmalı ve ev hayvanı yapılmaya çalışılmamalıdır. Bazı kuşlar kolaylıkla uysallaştırılır ve doğaya bırakılmaları zorlaşabilir, şunu unutmamak gerekir ki yalnızca tamamiyle sağlıklı kuşlar vahşi doğada yaşamını sürdürebilir. Herhangi hasta yaratığın bakımı zaman, para ve sabır gerektirir, eğer bu sorumluluğu alamayacaksanız ya da eğer kuş iyileştirilemeyecek şekilde yaralandıysa ona acı çektirmek yerine belki de ölmesi daha iyidir.
Özet
· Hasta kuşlar geceleyin sessizlik, sıcaklık, ve karanlığa ihtiyaç duyar
· Kuşun mümkünse türü belirlenmeli
· Kuş bir süre dinlendikten sonra uygun yiyecekler verilmeli
· Hastalıklar veya yaralanmalar veteriner kontrolüyle tedavi edilmeli
· Kuşlar iyileştirilemeyecekse ya yok edilir ya da doğaya bırakılır
· Yavru kuşları doğada bırakın, herhangi bir müdahale yapmayın
· Kuşlar en kısa sürede doğaya geri salınmalıdır

Yakalama ve Elde Tutma
Yaralı bir kuşu yakalamak genellikle zordur ve dikkatsizce tutmak daha fazla zarar görmesine sebep olabilir. Bir çok kuş karanlıkta hareketsizleşir, bu yüzden üzerlerine havlu veya battaniye atılıp daha sonra da uygun büyüklükte bir kutuya nakledilerek kolayca yakalanır. Kuşu sağlam bir şekilde fakat nazikçe tutmak gerekir, kanatları vücuda yakın tutarak herhangi bir yaralanmayı önlemiş olursunuz. Bir çok kuş kötü bir şekilde ısırabilir, kargaların ve martıların gagalarına sarabileceğiniz bir elastik bandaj koruma sağlayacaktır, bunu yaparken kuşun burun deliklerini kapamamaya dikkat edin ve tekrar doğaya salarken bandajı çıkarmayı unutmayın.Yırtıcı kuşları eldivenle tutmak gerekir, özellikle pençelerine dikkat edilmeli. Balıkçıllar ve sümsük kuşları gibi büyük kuşlarla ilgilenirken çok dikkatli olmak gerekir, kuşları yüzünüze yakın tutmayın. Kuğular ve kazlar kanatlarını kendilerini savunmak için kullanırlar, bu tür kuşları da tutarken dikkatli olmak gerekir. Kuşlardan bazı hastalıklar insana geçebilir, eğer kuşu tuttuktan sonra elinizi yıkarsanız herhengi bir hastalığa yakalanma riski çok azalır. Eğer kafes kuşu besliyorsanız, hasta kuşu asla yanına koymayın.
Hasta Kuş
Kuşlar arasında yaygın olan yaralanmalar arasında kanattaki ve bacaktaki kemik kırıkları, deride ve kaslarda meydana gelen yaralanmalar, kuşun tüylerini kaybetmesi ve kaza sonucu meydana gelen şok sayılabilir. Yara küçük ve yüzeyselse hafif bir antiseptik ve suyla temizlenebilir, bu şekilde çabucak iyileşecektir. Şokun en iyi tedavisi kuş için en az 1 saat iyi havalandırılmış, sıcak, ve karanlık bir kutu içinde sessiz bir ortam sağlamaktır. Daha ciddi yaralar ve kırıklarda veteriner müdahelesi gerekir. Kuş yaralı değil de hastaysa bir dizi hastalığı olabileceğini düşünmek gerekir. Eğer çok hastaysa yani kolaylıkla tutulabiliyorsa muhtemelen tedavisi mümkün değildir. Kuşlarda teşhis çok zordur, fakat veterinere danışılırsa onun tavsiyesiyle uygun tedavi mümkün olabilir. DHKD'nin veteriner çalışanı olmadığı gibi yaralı ve hasta kuşlara bakım merkezi de yoktur.
Barınak
Hasta sıcak bir yerde tutulmalı ve gereksiz yere rahatsız edilmemelidir. Küçük kuşlar için en iyi barınak kanarya ve muhabbet kuşu bakıcılarının kullandığı kafeslerdir. Eğer kuş çok hastaysa sıcaklık 21 veya 30 dereceye kadar çıkarılmalıdır, eğer kuş tünek kullanabiliyorsa tünek sağlarsanız kuş mutlu olacaktır, Zemini kalın bir gazete kağıdıyla örtün ve her gün değiştirin. Yiyecek ve su kuşun rahatça alabileceği ve dökmeyeceği bir yere yerleştirilmeli.
Yiyecek
Kuş muhakkak beslenmeli, ve verilen yiyecek kuşun çeşidine göre değişmeli, örneğin küçük kuşlar kabaca tohum ve böcek yiyiciler olmak üzere iki gruba ayrılabilir. İsketeler, çinteler ve serçeler tohumla beslenirler, uygun miktarlarda karıştırılmış tohum verilebilir. Kızılgerdan, dağ bülbülleri, karatavuklar, ardıçlarve baştankaralar böcek yiyicilerdir, ve böcek yerine geçecek besin muhakkak bulunmalıdır, pet shoplardan alınabilir, böcek yerine geçecek yiyecekler arasında akıyla sarısı karıştırılarak pişirilmiş yumurta ve sulu ezilmiş tahıl sayılabilir. Bu yemekleri almadan önce yalnızca ilk gün için ekmek veya kek kırıntıları verilebilir. İnce dilimlenmiş yağsız et de böcek yiyen kuşlara uygundur ama muhakkak vitamin, mineral katkısı yapılmalıdır, eğer kuş gençse vitamin ve mineral katkısı yapılmadan uzun süre bu şekilde beslenirse kemiklerinde anormallikler oluşur, eğer kuş biraz kan kaybettiyse 1 çorba kaşığı glukozun yarım litre suda eritilmesiyle oluşturulmuş glukoz solüsyonu içirilebilir. Karga ve martılar gibi daha büyük kuşlar genelde yemek artıklarıyla beslenirler, iyice ıslatılmış köpek bisküvileri, konserve köpek veya kedi yiyecekleri gibi. Martılar özellikle ince kesilmiş çiğ balık tercih ederler ancak vitamin ve mineral katkısı olmadan uzun süre bu şekilde beslemek iyi değildir. Kuşun yemediği yiyecekler atılmalıdır böylece hastalığın yayılması önlenmiş olur.
Yetim Kuşlar
Bahar ve yaz aylarında genç bir kuşu yanında anne babası olmadan yerde otururken veya sekerek dolaşırken görmek çok yaygındır, ebeveynleri uzak bir yerlerde yiyecek topluyor ya da sizin yaklaşmanızdan ürkmüş yakınlarda bekliyor olabilirler. Bazı tüyleri yeni çıkmış yavrular , özellikle baykuşlar yuvalarını henüz uçamazken terkederler, eğer bir tane bulursanız yuvasına geri koymaya çalışmayın çünkü diğer genç bireyleri rahatsız edersiniz, eğer kuş çok açıkta bir yerdeyse daha kapalı kolayca görünmeyeceği bir yere koyun, ama çok uzak bir yer olmasın ki ebeveynleri onu bulup besleyebilsinler, eğer genç kuş tüysüzse ve yuvasından kazayla düşmüşse, yuva bulunabilir ve kuş da yerine konabilir, eğer endişelendiyseniz 2 saatliğine oradan ayrılın ve tekrar dönerek kuşun hala rahatsız görünüp görünmediğine bakın, eğer kuşu eve götürmek zorunda kalırsanız başınıza uzun zaman alacak zorlayıcı bir iş aldığınızı unutmayın, ona ebeveynlerinin vereceği ilgiyi verebileceğinizi ummayın bu şekilde onun vahşi yaşama uyum sağlamasını zorlaştırmış olursunuz. Kuşu eve götürmek dışında bir alternatifiniz kalmadıysa , terkedilmişse, onu uygun yiyecekle beslemeniz gerekir, Bir çok küçük kuşu düzenli beslerken ezilmiş, ıslatılmış bisküviyle az miktar akıyla sarısı karıştırılarak pişirilmiş yumurta , ince dilimlenmiş öküz kalbi veya az miktarda doğranmış solucan verilir. Doğal yiyeceklerden yaprak biti, yeşil tırtıl, karınca veya kesilmiş solucan kuşun büyüklüğüne bağlı olarak verilebilir.Vitamin muhakkak verilmelidir. Beslerken cımbız veya ucu küt pens kullanın, yiyecekleri nemlendirdiğinizde genç kuşun tüm ihtiyacı olan suyu vermiş olursunuz. Eğer kuş yeteri kadar gençse gagasına pensle dokununca açar ve sizde yiyeceği rahatça boğazına yerleştirebilirsiniz, eğer gagasını açmıyorsa başparmağınız ve işaret parmağınız yardımıyla gagayı nazikçe açın ve bir başka kişi de yiyeceği içine soksun. İki veya üç kez uğraştığınızda kuş gagasını açmayı öğrenecektir. Genç güvercinler ve kumrular kanarya yiyeceğiyle beslenebilirler, yiyeceği kapalı plastik bir kaba koyun, kenarından bir delik açıp kuşun gagasını içine sokup kuşun beslenmesini sağlayın. Yavru tüylenmeye başladığı zaman az miktarda tohum yiyeceğe eklenebilir, daha sonraları da iyice büyüdüğünde mısır, buğday, taze yeşil sebze ve biraz mineralle beslenir. Genç kuşların bazıları gün boyunca kendi ağırlıkları kadar besinle beslenebilir, ve küçük kuşların gençleri örneğin kızılgerdan yemek yemeden 1 saatten fazla zaman geçirmemelidir, yani kuşları tüyleninceye kadar gündüz her saat düzenli bir şekilde besleyin, kuşu her beslediğinizde atıkları atın. Kuş kutuda tutamayacağınız kadar aktifleştiğinde kafese nakledin ve bir miktar yiyecek ve suyu kafeste bırakın, bu şekilde kuş kendi kendine beslenmeye başlayacaktır. Kuşun tüyleri çıkmamışsa ona kutu içinde kağıt kullanarak bir yuva yapabilirsiniz, beslenme saatleri arasında kutuyu kapalı tutarsınız. Kutuyu cereyandan uzak tutmalısınız, unutmayın ki anne kuşlar gece boyunca kuluçkaya yatar, sizin yetim kuşunuzun da sıcağa ihtiyacı vardır. Siz de gece boyunca kutuyu hava alan bir dolaba koyun veya bir battaniyeye sarılmış sıcak su şişesini kullanın.
Serbest Bırakma
Kuşlar kısa sürede serbest bırakılmalıdır. En ideali nerede bulunduysa oraya bırakılmasıdır, Bu mümkün değilse bırakılan noktada kuşa tanıdık gelecek ve geri dönmesini sağlayacak bir şey olmalıdır. İçeride tutulmaya alışmış bir kuşu serbest bırakacağınız yere kafesini veya kutusunu getirip orada bir süre tuttuktan sonra serbest bırakmanız gerekir, hatta mümkünse serbest bırakacağınız nokta kuşu rahatça gözlemleyebileceğiniz bir yer olmalı, çünkü kuş bu noktaya beslenmek için ya da geceyi geçirmek için dönebilir. Ayrıca kuşları sabahın erken saatinde bırakmak en uygunudur, hatta tercihen güzel , sıcak bir günde bırakılmalı böylece onlara yerleşmek ve beslenmek için zaman tanımış olursunuz, bu şekilde açık bir arazide gecelemelerini önlersiniz. (Baykuşlar karanlıkta serbest bırakılmalıdır) Bunların yanısıra kuşu bıraktığınız yerin ona uygun bir yaşam alanı olmasına dikkat edin, örneğin bir kızkuşunu ormanlık bir alana bırakamazsınız. Kuşun serbest bırakılır bırakılmaz başının çaresine bakabileceğini düşünmeyin, belki bir kaç gün ona yiyecek vermelisiniz ve de arka arkaya 3 gün boyunca yiyeceğine dokunmadığını gözlemlemelisiniz. Kuşu serbest bırakmadan önce onu düzenli yemek saatlerine alıştırmalısınız, böylece serbest bırakıldıktan sonra alıştırma döneminde tekrar aynı noktaya dönecek, ve siz de onu besleyebileceksiniz. Kendi kendine yemek yemeye başlamadan bir kuşu serbest bırakmayın, eğer kuşu 1 aydan fazla tutarsanız tekrar vahşi yaşama alışması için çok daha fazla zamana ihtiyacı olacaktır, bu nedenden ötürü kuşlar uzun süre esaret altında tutulmamalıdır, uzun süren esaret ekstra tehlike ve strese neden olur. Kuğular ve Diğer Su Kuşları Kuğular genelde balık ağlarına dolanmış şekilde bulunur ya da kurşun zehirlenmesine maruz kalırlar. DHKD yaralı, zehirlenmiş veya petrol bulaşmış kuğulara yardım için başvuracağınız merkez değildir.
Yırtıcı Kuşlar
Yırtıcılar çiğ etle beslenir, suya çok ihtiyaç duymazlar, ancak sıkça banyo yaparlar. İyileşmeye başladıklarında örneğin baykuşların diyetine tavşan tüyü, kılı eklenmelidir. Yırtıcıların vahşi doğaya döndürülmeleri zordur, bu konuda bir yerden tavsiye almanız gerekir. Yırtıcılar yasalara göre lisanslı rehabilitasyon bakıcıları tarafından bakılmalıdır.
Zor Durumdaki Deniz Kuşları
Güçlü fırtınalar sırasında deniz kuşları, örneğin yelkovanlar ve sümsükkuşları içerilere kadar gelebilir, ve kendilerini zor durumda bulabilirler. Bu kuşlar genellikle yorgun olur ve yollarını kaybetmişlerdir, çiğ balıkla zorlukla beslenirler, mümkün olduğu kadar çabuk denize döndürülmeleri gerekir, yelkovanların akşam veya gece serbest bırakılmaları gerekir.
Petrole Bulanmış Kuşlar
Petrole bulanmış canlı bir kuş bulursanız onu temizlemeye çalışmayın, iyilik yapacağım derken zarar verme olasılığınız çok büyük. İyi hava alan kartondan bir kutuya koyun, sıcak tutun ve veteriner yardımına başvurun. Kıyılarda çok sayıda ölü kuş bulursanız mutlaka ilgili kuruluşlara haber verin.
Zehirlenme
Martılar genellikle felç olmuş halde yaz ve sonbahar aylarında bulunurlar, kafalarını oynatamayacak durumdadırlar. Bu durum botulizm (bir bakteri toksini) zehirlenmesinin sonucudur. Bu gibi durumlar ve çok sayıda ölü kuş bulduğunuzda ilgili kuruluşları mutlaka yer ve kuşların sayısından haberdar ediniz.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
makaleler, kuslar

Seçenekler
Stil


Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER

Kuşlar ile iLGİLİ mAKALELER konusu, Hobiler ve Tercihler/Evcil Hayvanlar bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Öğrenme Bozukluğu (Disleksi) Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Çözümleme Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Göçmen Kuşlar hakkında bilgi Hayvanlar Alemi
türkçe kitaplarında sözcük dağarcığı sorunu Yazı & Yorum
Şirket ana sözleşmesini hazırlarken örnek amaç ve konular Uygulama & Döküman


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:29 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net