:::Rehberim.net Forum:::

Türkiyede İşsizlik Ve Üniversite Sorunu

Ödev Kaynakları bölümündeki Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji alt forumunda bulunan Türkiyede İşsizlik Ve Üniversite Sorunu konusunu görüntülemektesiniz özet:İnsanların kendilerini tanıtırken kullandıkları ve genelde ilk olarak söyledikleri, ne iş yaptıklarıdır. Dolayısıyla İşin kendisi sadece bireylerin kendilerini tanıtırken kullandıkları ...



Go Back   :::Rehberim.net Forum::: > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ödev Kaynakları > Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
       

Türkiyede İşsizlik Ve Üniversite Sorunu

Google Özel Arama Kayıt ol Yardım Ajanda Forumları Okundu Kabul Et
Alt 15-11-2008, 11:11 AM   #1
 
.KiKoooo* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
.KiKoooo*
' SarcastiC '





<!-- google_ad_section_start -->Türkiyede İşsizlik Ve Üniversite Sorunu<!-- google_ad_section_end --> Türkiyede İşsizlik Ve Üniversite Sorunu


İnsanların kendilerini tanıtırken kullandıkları ve genelde ilk olarak söyledikleri, ne iş yaptıklarıdır. Dolayısıyla İşin kendisi sadece bireylerin kendilerini tanıtırken kullandıkları isimleri gibi olsaydı, bu konu sosyoloji için anlamlı yani çalışılabilir bir olgu olarak karşımıza çıkarmak olanaksız olurdu. Oysaki bunun ötesinde iş: toplumlumun neden, nasıl oluştuğu sorusuna verilecek yanıtı kendi içinde saklamaktadır.

İnsanların kürklerinin kalın, ellerinin büyük ve bunun gibi özelliklerle doğa karşısında kendilerini koruyacak şekilde anatomik bir yapıya sahip olmaması, bunun ötesinde doğa da bulunan diğer canlılardan farklı olarak düşünme yetilerinin olması, insanları, doğa karşısında hayatta kalma mücadelesinde zorunlu olarak iş ortaya koymalarını ve bu işin sonucunda, süreç içinde yaptıkları işe göre doğanın kendileri üzerindeki belirleme gücünü gerileterek iş sayesinde özgürleşmiş olması insanların kendilerini tanımlamalarından öte, içinde bulundukları toplumun açıklanması içinde en temel bir kavram haline gelmektedir.
Ülkemizde yaşanan işsizlik boyutları özellikle üniversite mezunu kişilerin bu oranda hiçte azımsanmayacak derecede önemli bir yere sahip olması nedeniyle (işsizliğin eğitim yada başka bir sınırlamaya gidilerek incelenmesi soruna çözüm bulamayacaktır, ama en azından üniversitelerin amacı ve sorumluluğu konusunda fikir verecektir) önemli bir konu olmaktadır. Üniversiteler ve işsizlik arasındaki algılanan doğrudan ilişkinin aslında üniversitenin bir sorunu ve sorunun bir sonucu olarak değil de, daha genel anlamda toplumun geneline yansımış ve bir grup yada sınıfın uyguladığı politikalardan kaynaklandığını göstermek için bu ayrımın konulması önem taşımaktadır.
İşsizlik�i bir kavram olarak kullanabilmek için onun zamansal, mekansal ve toplumsal koşullardan bağımsız olarak ele almamız gerekmektedir. Çünkü bilim açıklamayı kendisine nihai amaç olarak alır. Açıklamak ise sadece burada orada olan olayları değil, her toplumsal formasyonda kullanılabilecek bir kavram ile mümkün olur. Buradan hareketle işsizlik kavramını iş tanımından kalkarak yapabiliriz. İş insanların yaşamaları için zorunlu faaliyettir. Dolayısıyla insanların iş yapma haklarının elinden alınması onların ölmeleri anlamına da gelir. İşsizlik ise artık insanların iş yapamaz olma durumudur. Ve bu durum kendilerinin yetersizliklerinden, bilgisizliklerinden vs. kaynaklanmaz. Doğrudan toplumsal yapıların ortaya çıkardığı bir sorundur.
Bugün işsizlik Türkiye�de sadece insanların kendilerinin eksikliklerinden kaynaklanan bir sorun değildir. Liberal ekonomistler bu sorun hakkında suçu bireylere atarken eksikliklerin bireyde olmadığını göstermek için basit bir örnek vermek gerekebilir. Örneğin aynı özelliklere sahip olan iki kişi aynı işe talip olsun. İşveren ikisini görüşmeye alsın ve ikisinin de tam aradığı özelliklere sahip olduğunu fark etsin. Bu işe girmek isteyen iki kişi arasından nasıl bir seçim yapacaktır. Bunun cevabı liberal ekonomi politikalarına göre basittir. Girdiyi düşürmek için emeğin daha ucuza alınması gerektiğinden bu iki arkadaştan daha düşük ücrete çalışacak olan kişi o işe kabul edilecektir. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi işsiz kalmak yetersizliklerden değil, yapılacak işin ait olduğu yapıdan kaynaklanmaktadır.
İşsizlik konusunda yaşanan krizin boyutları aslında işsizlik sorununu açıklamada yardımcı olan ek kavramlarla daha da anlaşılır hale gelmektedir. Gizli işsiz statüsü ile çalışan insanlarla birlikte günümüzde işsizlik 15 milyonu aşan bir rakamı göstermektedir. Bunun yanı sıra vasıflı bir kesimden öte, kalifiye eleman veya diğer bir anlamda işin nasıl yapılması gerektiğini varolan bilimsel ve teknolojik gelişmeleri pratiğe geçirebilecek olan insanların işsiz olması geleceğin tehlike altında olması anlamına gelir.
Her toplumsal formasyon kendi geleceğini garanti almak için çeşitli yatırımlar yapmak zorundadırlar. İnsan yatırımı ise bu yatırımların en ciddi olanıdır ve diğerlerine göre daha uzun vadede ürün verecek olan yatırımlardır. Yetişmiş insan gücünü, Ankara�dan Bursa�ya yüklü bir mirası almak için karayolundan giderek ulaşmak isteyen bir insana benzetirsek gideceği yolu da daha yola çıkmadan önce tanımlamış oluruz. Bursa�ya karayoluyla gidişte mutlaka ve mutlaka geçmesi gereken güzergah önce Polatlı, sonra Sivrihisar daha sonra Eskişehir ve Eskişehir�den sonra Bozuyük ve Bursa�dan önceki son durak ise İnegöl olarak karşımıza çıkar. Dolayısıyla bu uzun işlemin son aşamasına gelmeden amacınıza ulaşmış olamazsınız. Yetişmiş insanla ilişkilendirdiğimizde ise üniversiteler bunun son aşaması olarak karşımıza çıkar. Böyle yüklü bir mirasın herkese kalmaması gibi üniversitelere ulaşan ve orada şekillenen insanların toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi oldukça güç bir uğraş olarak karşımıza çıkar.
Kişisel amaçların dışında, kokmadan söylenilmesi gereken, evrensel bir amaca sahip olması tüm insanlığın yararına bilgi üretmesiyle, üniversitenin bir meslek edindirme yeri olması tartışmasına girilmesi gerekmektedir. Üniversitelerin meslek edindirme kuruluşları olmaması doğru bir tavırdır. Ama üniversitelerden yetişmiş insanların yetiştikleri alanlar yerine başka alanlarda çalışmaları üniversitenin sorunu olmayıp toplumsal yapının ve politikaların ürünüdür.
Ülkelerin ihtiyaçları doğrultusunda üniversitelerden yetişmiş insan mezun etme, farklı bir politika olup, üniversitelerde üretilmesi gereken bilginin bu politikadan ayrı bir şekilde desteklenmesi ve önünün açılması için gerekenlerin yapılması daha farklı bir politikadır. Mezun olan üniversitelilerle ülke içi istihdam koşulları arasında bir paralellik kurulmazsa bu iki alandan birisi doğal olarak diğerinin önüne geçer ve geleceğe dönük yatırım olarak ifade edebileceğimiz üniversiteyi baltalar, üniversiteler hiçbir zaman işgücü yetiştiren yerler olamaz. Eğer gücü yetiştiriyorsa üniversite olamaz. Bunun yeri lise sonrası teknik okullardır. Üniversite ülkenin tüm stratejik noktalarıyla ilgili bilgi ve hizmet üreten ama ayrıca bilimin bağımsız bir insan etkinliği olarak da örgütlendiği yerler olarak algılanmalıdır.
Üniversitenin içeriği daha çok belirli bir insan tipinin en verimli bir şekilde bilgi üreteceği, bu teknik bilgi yada bilimsel bilgi de olabilir, kurumlardır. Aksi bir tavır yani üniversiteyi teknik okullar düzeyine indirgeyen tavırlar doğal olarak işsizlik bağlamında birçok yapısal problemlerde doğuracaktır. Örneğin ziraat fakültelerinin halen her yıl yüzlerce mezun vermesine karşın ziraat mühendisi ihtiyacı olmaması... Bilimsel anlamda ziraat mühendislerinin istihdamı ile ziraat fakültelerine yüzlerce öğrenci doldurulmasının hiçbir anlamı olmamakla beraber bu durum ziraat fakültelerinin ve ziraat biliminin toplum içindeki saygınlığını ve bilimsel etkinlikten öte orada bilim yapmak üzere faaliyet göstermesi gereken kişileri de bilimsel etkinlikten uzaklaştırarak daha çok öğrenci yetişmek üzerine zamanını, enerjisini harcaması anlamına gelir. Bunun bir problem olmasının en büyük nedeni bir bilim ve üniversite politikasının üniversiteyi ve bilimi meşru kılan tarihsel ve toplumsal temellerden uzak anlayışların bu politikayı üretememelerinden kaynaklanmaktadır. Oysa ki bu kadar para ve zaman harcayan uygulamalar yerine, daha teknik düzeyde örneğin ilk yardım üzerine yada başka bir alanda bir kurumun kurularak lokal düzeyde faaliyet göstermesi, ilgili sorunlara çözümler bulma noktasında teknik eğitim veren kurumlar açılabilir başka bir sürü alternatifler geliştirmek mümkün olsa bile geliştirilmemesinin ve uygulanmamasının sebebi ülkenin bilim politikasının olmayışıdır.
Aslında bizim burada önerdiğimiz şeyler ne ilk olarak söyleniyor ne de son olarak söylenecek. Fakat sorun bu söylenenlerinin ne kadar basit ve uygulanması ne kadar kolay politikalar olduğunun ilk yada son söylenmesin kavranması değil, herkesin düşünebileceği, fikir ileri sürebileceği bir durumdan çıkış için neden hala hareket edilmemesidir. Bu hareketsizliliğin özünde sınıfsal bir tavır vardır. Araştırmanın ontolojisini yaparken sağlam atılan adımlar bu tavrın �aaa gerçekten varmış böyle bir şey� dedirtebilir düzeydedir. Çünkü üniversiteler 1980�den itibaren YÖK organizasyonunun kurulmasıyla bilim yapma, araştırma yapma anlayışından arındırılmaya doğru sürüklenmiş ve büyük ölçüde başarı sağlamış olan bu proje, üniversitenin ihtiyaçlarını yani özgür bir yapı içinde özgürce hareket eden tartışan insanları bertaraf etmiş, yerine meslek liselerinin teknik yüksek okulları seviyesinde faaliyet gösteren ama yinede adına üniversite denilen ve bir yüksek meslek lisesinden üniversitenin yaptıklarını yapmasını bekleyen, bekleyen derken halkı üniversitenin �ulu� imajına inandırıp daha sonrada oradan mezun olan ve tıp doktoru olan bir kişinin insan kalbini vücudun sağ tarafında araması veya bir mühendisin bırakın bir proje ortaya çıkarmasını yani tasarlamasını çizmesini ve yapmasını, varolan bir projeyi daha okuyamaması karşısında bunlardan sorumlu olarak üniversiteyi gösteren egemenlik ilişkilerinin alttan pazarlık ihtimali yüksek hareketi karşısında üniversiteden beklenen ve sonucunda görülemeyen davranışlar yazılan hikayenin baş rol oyuncusunun sonunda mahpushanede ceza çeken konuma sürüklerken üniversiteyi bu konuma sürükleyen ve üniversitenin haberi olmadan �ülkenin ve milletin çıkarı adına� formüle edilen bu davranışın günümüzde özel üniversitelerin artması ve verilen eğitimin devlet üniversitelerindekine göre üniversiteden genel anlamda beklenen doğrultusunda olup gerek özel sektörün ve gerekse devletin ihtiyacı bulunan yetişmiş insan gücünde yeterli olması arkada kalan büyük çoğunluğun aldığı eğitimin sadece eğitim alma noktasında kalmasının da bir nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.
Üniversiteler küreselleşme olgusu karşısında kendilerinin almadıkları ve almak zorunda bırakıldıkları piyasa ekonomisinin gelişimine uygun tavırları yani üniversitenin hayatta kalması için kendi faaliyetlerini finanse etmesi noktasında piyasa ile işbirliği içinde olması küreselleşmenin tesadüfi bir sonucu değil tamda aksine küreselleşmenin üniversite ayağında insanların bu sürece daha kolay ayak uydurabilmesi için yapılması gereken bir iştir. İnsanlar artık kendilerini bilim yapma etkinliği temelinde tanımlamaktan öte büyük bir çoğunluğu, piyasa ekonomisi gereği üniversitenin üzerine atılan misyona uygun davranmak zorundadır. Varolan egemenlik ilişkileri üniversiteyi piyasanın dahi gelişiminin arkasına itmiş ve dolayısıyla üniversitenin ürettiği bilginin kime ne için yarayacağı, nasıl olması gerektiği baştan belirlenmiş ve sonuçların istenen şekilde olması bu ilişkinin doğal bir sonucudur.
Sonuç
Üniversitenin böyle bir durumda olması dolayısıyla bugün için yeni iş alanlarının açılamamış olması ve üniversitelerin büyük çoğunluğunu oluşturan kesime her yıl bir milyondan fazla öğrencinin umut kapısı olarak yaslanması, toplumsal bir yıkımın son yalvarışları olarak görülebilir. Üniversite daha öncede söyleyebildiğimiz gibi iş ve işçi bulma kurumu değildir. Ama üniversitelerden mezun olan insanların kişisel yetersizliklerinden öte, ki bunun ispatı üniversite mezunu olup işsiz olanların sayısının iki milyona yaklaşmasıdır, yapısal bir sorundur üniversitenin kendisini bu sorun doğrudan ilgilendirir. İş yapabilmenin bir yaşama hakkı olması, insanları yaptıkları işte iyi olmayı ve bunu sürekli hale getirmelerini dayatmaktadır. Üniversiteyi rekabet ortamında faaliyet gösteren iki farklı işletme gibi düşünülerek yapılması gereken devlet üniversitelerindeki eğitiminde, karşılarındaki eğitim kurumları gibi donanımını yükseltmek, fırsat eşitliği sağlanmak, piyasa ekonomisini güçlendirecek etkinlere ön ayak olmak değil tersine, bu eşitsizliği yaratan sebepleri ortadan kaldırmak olacaktır. Eşitsizlik kavramı yerine adalet kavramı burada daha anlamlıdır. Üniversite bunun uygulayıcısı değil ama işsizliğin önlenmesinde adalet kavramının yaşanıldığı bir yer olmalıdır.

Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü, Master Programı


.KiKoooo* isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye'nin Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası Nedir,Hakkında Bilgi , Anlatım , Açıklama aLaBoRa Tarih - Coğrayfa 1 15-09-2008 07:15 PM
Yabancı şirket Kuruluşu Ve Vergilendirilmesi TÜRKO Uygulama & Döküman 1 03-06-2008 04:52 PM
İşsizlik ödeneği artıyor Lonelyboy47 Muhasebe, Ekonomi, Finans, Borsa 0 26-05-2008 08:15 PM
Kanun No. 5765 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLÂTI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI DEMET Hukuk 0 25-05-2008 01:30 PM
işte illere göre işsizlik MAVİ KARANLIK Güncel Haberler 0 12-11-2007 11:02 AM

Aradığınızı bulamadınız mı?
Sorun Cevaplayalım.

----Kapat----


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:10 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Bütün Hakları Saklıdır 2010 Rehberim.net
sohbet - Rehberim

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380