Rehberim

Felsefenin Ana Konuları

Ödev Kaynakları bölümü Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji / Felsefenin Ana Konuları konusu gösteriliyor Özet:Güzel – Doğru – İyi – Hoş – Yüce İlişkisi : Güzellik ve Doğruluk (Hakikat) : Güzellik ve doğruluk arasındaki ...


Go Back   Rehberim > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ödev Kaynakları > Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji

Felsefenin Ana Konuları

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #16  
Okunmamış 10-12-2007, 11:32 PM
iPhone 4
Standart Cevap: Felsefenin Ana Konuları

Güzel – Doğru – İyi – Hoş – Yüce İlişkisi :

Güzellik ve Doğruluk (Hakikat) :
Güzellik ve doğruluk arasındaki ilişki ilk Çağlardan günümüze filozofları ilgilendiren bir sorundur. Platon’a göre, güzellik ve doğruluk aynıdır. Çünkü her ikisinin de kaynağı idealardır. Borleacu, yalnızca doğruluğun güzellik olduğunu söyler.

Kant, güzellik ve doğruluğu birbirinden ayırır. Ona göre güzellik nesnelerin duyusal görüntüleridir, doğruluk ise bilgisel ve mantıksal bir değerdir.

Güzellik ve İyi : Felsefe tarihinde güzel ve iyiyi aynı gören filozoflar çoğunluktadır. Güzeli iyiden kesin olarak ayıran Kant olmuştur. Kant’a göre güzel estetik bir değer, iyi ise ahlaksal bir değerdir.

Güzel ve Hoş : Hoşluk duygusu eğilim ve gereksinimleri giderirken duyulan zevktir. Güzellik duygusu ise estetik bir değerdir. Hoşluk duygusunu hayvanlar da yaşarken, güzellik duygusu yalnızca insanlara özgüdür. Descartes’e göre hoşa giden şeyler yalnızca duyu organları ile sınırlıdır. Oysa güzellik, duyu organlarını da aşan bir duygudur.

Güzellik ve Yüce : Yüce kavramı ile güzelliği birbirinden ilk ayıran Kant olmuştur. Kant’a göre yüce, ahlak bilinci ile estetik duyguların karışımıdır. O halde her yüce olan güzeldir. Ama her güzel olan yüce değildir. Güzel, insanlarda heyecan yaratırken yüce, şaşırtır ve ürpertir.

Estetik Yargı Problemi : Bir iddiayı dile getiren sözlere yargı denir. Yargılar gerçeklik yargıları ve değer yargıları olmak üzere ikiye ayrılır.

Gerçeklik yargıları (bilimsel yargılar) : Nesnelere yönelik yargılardır ve nesne ile onda bulunan özelliğin arasındaki ilişkiyi ifade eder. Örneğin, “Şu tebeşir beyazdır.” ya da “Üçgenin iç açıları toplamı 180° dir.” Yargıları gerçeklik yargılarıdır.

Değer yargıları : Değer yargıları bir tutum, davranış ve durum karşısında bireyin tepkisini anlatılar. Güzel, çirkin, iyi, kötü gibi yargılar değer yargılarıdır. “Yalan söylemek kötüdür.” ya da “Bu şiir güzeldir.” gibi yargılar değer yargılarına örnektir. Gerçeklik yargıları gücünü zihinden alırken değer yargıları gücünü duygulardan alır. Bir değer yargısı olan estetik yargıların temelinde beğeni duygusu vardır. Bu yüzden estetik yargılar insanlara göre değiştiğinden özneldir (subjektiftir). Estetik yargıların ortak olup olmadığı ise estetiğin bir başka tartışma konusudur.

Ortak estetik yargıların varlığı konusunda da iki farklı görüş vardır.

Ortak estetik yargıların varlığını reddedenler :
Bu görüşe göre birinin güzel bulduğunu bir başkası güzel bulmayabilir. B. Croce, sanatçının ruhunda oluşan estetik olayların genel-geçer yargılarla ifade edilemeyeceğini söyleyerek sanat eserlerinin ortak estetik yargılarla nitelendirilemeyeceğini savunur.

Ortak estetik yargıların varlığını kabul edenler : Güzelin ölçütünün olduğunu ve sanat eserleri ile ilgili olarak yargılarda bulunabileceğini savunan görüştür. Kant’a göre, insanlar güzel buldukları bir sanat eserini herkesin güzel bulmasını isterler. Böylece özel olan bir duygu ortak bir duyguya dönüşür. Bu duygu ise sanat eserlerinin genel-geçerliliğini sağlar.

Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Okunmamış 10-12-2007, 11:33 PM
iPhone 4
Standart Cevap: Felsefenin Ana Konuları

Din Felsefesi

Din Felsefesinin Konusu :
İnsanların bir inanç sistemi içinde Tanrı’ya bağlanma yoluna din denir. Din, evren, doğa ve insanla ilgili ****fizik soruların aklın denetimi dışında kutsal bir varlığa dayanarak açıklanma çabasıdır. Dinlerin en önemli özelliği, temelinde iman yani dogma olmasıdır. Dogmalar, aklın eleştirisine başvurmadan kayıtsız koşulsuz inanılan düşüncelerdir.


Din Felsefesinin Temel Kavramları :

Tanrı :
Evrende öncesiz ve sonrasız olarak var olan ve her şeyi yaratan yüce varlıktır.
Peygamber :
Tanrı’nın, buyruklarını insanlara iletmek üzere seçtiği kişidir.
Vahiy :
Tanrı’nın buyruklarının peygamberlere duyurulmasıdır.
İman :
Tanrı’nın buyruklarına kayıtsız koşulsuz inanılmasıdır.
İbadet :
Tanrı’ya inananların Tanrı’nın buyruklarına uygun olarak yaptıkları tapınmalardır.
Yüce
: Tanrı’ya verilen en üstün sıfattır.
Kutsal :
Kişilerin, nesnelerin ya da yerlerin yüceleştirilmesi ve değerlerinin Tanrısallaştırılmasıdır.

Teoloji ile Din Felsefesinin Farkı :
Teoloji (Tanrıbilim – İlahiyat), Tanrıyı ve onun buyruklarını tartışmasız doğru kabul eder ve Tanrı’nın evrenle, yaratılışla ve yaratılmış olan varlıklarla ilgili buyruklarını açıklamaya çalışır. Teolojinin dayandığı kaynaklar, kutsal kitaplar, peygamberler ve din bilginleridir. Teoloji, insanların dinsel inançlarını güçlendirmek için çalışır.

Din Felsefesinin Temel Sorunları :

§ Tanrı var mıdır?
§ Tanrı’nın varlığını gösteren kanıtlar nelerdir?
§ Evren yaratılmış mıdır?
§ Evren öncesiz ve sonsuz mudur?
§ Vahiy mümkün müdür?
§ Ölüm son mudur?
§ Ruh ve beden beraber mi var olur?
§ Ruh ölümsüz müdür?
§ Ölümden sonra yaşam var mıdır?

Tanrı’nın Varlığına İlişkin Farklı Yaklaşımlar :


Tanrının Varlığını Kabul Edenler : Tanrının varlığını kabul eden üç görüş şunlardır :
Teizm: Evreni ve insanı yaratan öncesiz ve sonsuz bir Tanrı’nın varlığını kabul edip, Tanrı’nın aynı zamanda dünya ile sürekli ilişki içinde olduğunu kabul eden görüş Teizm’dir. Teizme göre Tanrı dünya ile ilişkisini dinler aracılığı ile kurar. Bu görüşte olanlar Tanrı’nın varlığını açıklamak üzere şu kanıtları ileri sürerler :

Ontolojik Kanıt : Orta Çağ düşünürlerinden Anselmus’a göre Tanrı, en mükemmeldir. Eğer Tanrı gerçekte var olmayıp zihinde var olsaydı en mükemmel olamazdı. O halde en mükemmel varlık olan Tanrı’nın var olması zorunluluktur. Descartes da Tanrı düşüncesinin, insan zihninde açık ve kesin olarak olmasından hareketle Tanrı’nın var olduğunu savunur.

Kozmolojik Kanıt : Evrenin varlığından hareketle Tanrı’nın varlığının kanıtlanabileceğini savunan görüştür. İslam felsefesindeki hudus kanıtı bunun bir ifadesidir. Bu görüşe göre evren yoktan var edilmiştir. Sonradan var edilen şey onu yaratan bir varlığa muhtaçtır (Hudus). Sonradan var edilen evreni yaratan ezeli ve ebedi bir Tanrı’nın var olması zorunludur. İslam felsefesinde düzen ve amaç kanıtı da hudus kanıtını destekleyen bir iddiayı dile getirir. Buna göre evrendeki düzeni sağlayan ve ona bir amaç veren bir gücün olması gerekir. Bu güç de Tanrı’dır.

Erdem Kanıtı : Orta Çağ düşünürlerinden Saint Thomas’a göre evrende iyilik ve doğrulukların mükemmellik dereceleri vardır. Bu derecelendirmede en mükemmel olan Tanrı en üst basamakta yer alır.

Ahlaki Kanıt : Bu görüşe göre, iyilik yapmak ve kötülükten kaçmak ahlak yasasıdır. Bu yasayı vicdanımızda hazır olarak buluruz. Bu yasanın nedeni tümel ve mutlak neden olarak Tanrı’dır.

Deizm : Deizm, Tanrı’nın evreni kendi yasalarına göre işleyen bir düzen olarak yarattığını savunur. Ancak yaratan ve düzeni kuran Tanrı’nın, evreni kendi başına bıraktığını kabul eder. Bu yüzden deizm, dinsel dogma ve ilkelerin varlığını kabul etmez. Deizm’e göre Tanrı’nın vahiy, mucize gibi kanıtlara gereksinimi yoktur.
Panteizm (Tüm tanrıcılık) : Panteizm, Tanrı ve evreni bir gören, özdeş gören anlayıştır. Bu görüş, Tanrı’yı doğanın dışında düşünmez.

Tanrının Varlığını Reddedenler : Tanrı’nın varlığını reddeden görüş ateizmdir. (Tanrı tanımazlık). Ateizm tanrı’nın varlığını reddederek evreni, evrene dayanarak açıklamaya çalışır. Bu nedenle ateizmi savunan düşünürler genelde materyalisttir. Ateizm tanrı’nın varlığını şu nedenlerle reddeder :

Kötülük sorunu kanıtı : Mutlak iyiliğin simgesi olan Tanrı olsaydı dünyada kötülükler olmazdı. O halde kötülük olduğuna göre ya Tanrı yoktur ya da Tanrı mutlak iyi değildir.

Maddenin öncesizliği kanıtı : Öncesiz ve sonrasız olan maddedir. O halde maddenin öncesinde onu yaratan bir Tanrı yoktur.
Sosyolojik kanıt : Tanrı, toplumda düzeni sağlamak için insanların gereksinimleri karşılamak üzere sonradan ortaya çıkmış bir kavramdır.
Psikolojik kanıt : İnsan yaşamındaki zorlukların ve baskıların sonucunda, bu sıkıntıları yenmek için bağlanacak bir güç olarak Tanrı ihtiyacı doğmuştur. Kendi kendine yeten güçlü insanın Tanrı’ya ihtiyacı yoktur.

Tanrının Varlığının Bilinemeyeceğini Öne Sürenler : Tanrı’nın var olup – olmadığının bilinemeyeceğini savunan görüş Agnostisizm’dir (Bilinemezcilik). Örneğin sofist düşünürlerden Protagoras “Tanrılar üzerine bilgi edinmekte çaresizim; ne var oldukları ne de olmadıkları, ne de ne şekilde oldukları üzerine …” Agnostisizm adını ilk kullanan Thomas Huxley’e göre duyularımızla kavrayamadığımız şeyler konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Tanrı da duyularla kavranamadığı için var olup-olmadığını söyleyemeyiz

Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil


Felsefenin Ana Konuları

Felsefenin Ana Konuları konusu, Ödev Kaynakları/Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Felsefe Tarihi Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Felsefeye Giriş Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Bilim ve Teknoloji Dalları.. Teknoloji Rehberim


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:05 PM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net