Rehberim

Madencilik Terimleri Sözlüğü

Ödev Kaynakları bölümü Fizik - Kimya - Biyoloji / Madencilik Terimleri Sözlüğü konusu gösteriliyor Özet:SABAN, —> Kazı rendesi. SABİT BUMLU KAZICI, —> Teleskopik bumlu kazıcı. SABİT KÜL, —> Kül. SABİT OLUK, Kendisi yerinde durduğu ...


Go Back   Rehberim > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ödev Kaynakları > Fizik - Kimya - Biyoloji

Madencilik Terimleri Sözlüğü

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #61  
Okunmamış 23-12-2007, 10:18 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

SABAN, —> Kazı rendesi.
SABİT BUMLU KAZICI,
—> Teleskopik bumlu kazıcı.
SABİT KÜL,
—> Kül.
SABİT OLUK,
Kendisi yerinde durduğu halde, eğimden yararlanılarak (gravite ile) veya ortasında çekilen bir zincire takılı disklerden faydalanılarak fren yapmak suretiyle taşıma işinde kullanılan oluk.
SABUNTAŞI,
Kesif ve sık ince pullu bir talk minerali. Genellikle yeşilimsi gri olup, beyaz, sarımsı ve kırmızı renklerine de rastlanır. Kabuğunun yumru biçiminde olması başlıca özelliğidir. Mineralojide steatit olarak adlandırılan bir magnezyum hidro silikattır.
[ Mg6 (Si8 O20) (OH)4]. Steatit sıkı yapılıdır.
SAC,
Kuyu, başaşağı, varagel gibi yerlerin dip, baş ve ara katlarında araba manevrasının yapılmasını sağlayan ince ve yassı çelik parçası.
SACCI,
Varagel
, vinç ve kuyuların baş ve diplerinde arabaları halata kancalamak, kafese yerleştirilmesini ve buralardaki araba manevralarını elle veya mekanik olarak sağlamakla görevli kişi. Bu kişi çancılık (işaretleşme) görevini de yapar.
SAF ALÜMİNYUM,
Etinorma
göre, % 99,0-99,7 Al ihtiva eden, piyasada 14-16 kg’lık külçe veya 650-750 kg’lık T İngot şeklinde satılan alüminyum malzeme. Saflık derecesine göre Fe, Si, Cu gibi empüriteler değişik oranlarda bünyesinde mevcut olup, mesela % 99,5 Al ihtiva eden saf alüminyumda maksimum Fe muhtevası % 0,40, Si muhtevası % 0,25’tir. Fe/Si oranı 1/2 olan saf alüminyum (Al>%99,5), elektrik iletkeni olarak kullanılır ve bunun beynelmilel adı E.C. grade Al’dur.
SAFİR,
—> Alumin.—> Gökyakut.
SAĞLAM DOLGU
, Mermer madenciliğinde, taş boşluklarına, esas oluşumun direncine yakın direnci olan bir malzemenin dolması.
SAHANLIK,
1) Kuyularda ve kelebelerde merdiven başlarında ya da bir merdivenden diğerine geçiş yerinde hem emniyeti sağlamak ve hem de dinlenme imkanı vermek için yapılan küçük (döşeme) platform. 2) Yapılarda ve büyük taşıtlarda kapı önünde, merdiven başlarında ya da ortasında bulunan genişçe yer.
SALAMURA
, 1) Deniz suyundan —> Tuzla-larda ham tuz elde edilmesinden sonra arta kalan ve bileşiminde sodyum, potasyum, mağnezyum klorürler, sülfatlar ve bromür bulunan sıvı. 2) İçinde et, balık, sebze v.b. yiyecekleri saklamak için hazırlanmış su veya bu suyun içinde saklanmış yiyecek.
SALBAND,
Cevher kontağındaki ince ve kilitli kısım.
SALGI,
Kablo ile kablonun iki askı noktasını birleştiren doğru arasındaki en büyük düşey uzaklık.
SALLANTILI MASA,
—> Sarsıntılı tabla.
SALLANTILI OLUK,
1) Zincirlerle veya çelik halatlarla tavana asılı veya tekerler üzerine yerleştirilmiş olup, eksantrik hareketler sağlayan ve böylece ileri hareketi yavaş, geri hareketi hızlı olan bir tahrik motoru ile teçhiz edilmiş meyli az başyukarılarda veya ayaklarda kömürü, cevheri veya taşı oluk içinde kaydırarak nakletmek için kullanılan mekanik düzen. 2) Sarsıntılı besleyici
SALMASRTA,
Pompa piston kolu, sondaj ve su başlığı, buhar makinesi pistonu, buhar türbini vb. makine parçalarının ortak özelliği olan, duran bir kısım ile hareket eden mil veya aks çevresinde sıvı, buhar, basınçlı hava veya gazın kesin olarak sızmaması için özel hazırlanmış bir veya birkaç parçadan oluşan sızdırmazlık elemanı. Kendir, pamuk, grafitli amyant, lastik, deri vb. maddelerden imal edilir. Yağ ve sıvı sızdırmasını önlemek için kullanılanları keçe diye adlandırılır.
SANAYİ DEVRİMİ,
İtici gücü kömür ve demir cevheri ve dolayısıyla bunlardan elde edilen buhar enerjisi ve demir-çelik olan sınai aşama. Buhar enerjisi lokomotif ve buharlı gemilerde kullanılarak kara ve deniz ticaretine ivme kazandırmış, kömür ve demir cevherinden elde edilen demir-çelik, savaş sanayiini geliştirmiştir. Sanayi devrimi 18. yüzyılın ikinci yarısıyla, 19. yüzyılın ilk yılları arasında cereyan etmiş, önce İngiltere’de başlamış ve sonra da Belçika, Almanya ve Fransa’ya yayılmıştır.Sanayi devriminin özellikleri ise özetle şunlardır :
a- Sınai üretimde atölye tipi üretimden fabrika üretimine geçilmesi ve mekanik gücün üretimde payının artması,
b- Yeni buluşlar yardımıyla yeni enerji kaynaklarının sanayide kullanımının yaygınlaştırılması (Buhar enerjisi ve buhar makinesi)
c- İş bölümünün gelişmesi
d- Tarım sektöründe de sınai üretimde meydana gelen artışa paralel olarak üretimin gelişmesiyle birlikte ekonomik büyümenin hızlanması,
e- Üretim artışının sonucu “pazar arama” sorununun çıkması ve böylece ülkeler arası pazar ele geçirme mücadelesinin başlaması,
f- Avrupa’da ülke yönetiminde söz sahibi olan aristokrasinin yerini, zenginleşen sanayi burjuvasının alma mücadelesi.
Kömür yataklarına sahip olan ülkelerin, bugün aynı zamanda gelişmiş birer ülke olmaları bir tesadüf değildir. Sanayi devrimini gerçekleştirebilen ülkeler ile, zengin kömür rezervlerine sahip ülkeler arasında belirgin bir paralellik vardır.
SANAYİ ELMASI,
Sondajlarda, parlatma ve kesme işlerinde kullanılan, ziynet eşyası olmaya müsait olmayan siyah elmas. Ballas, karbonado, boartz, kongo diye isimlendirilen elmaslar.
SANİYELİ FİTİL,
1) Dış yapısı çeşitli renklerde, özü de kara barut denilen yanıcı madde ile dolu olan ateşleme fitili. Saniyeli fitil 1 cm/saniye süratle yanar. Bu fitilleri yakmak için rüzgar kibriti, çakmak veya sigara kullanılır. Bunların muayeneleri, yakmak ve yanış süratini ölçmek suretiyle yapılır. 2) Emniyet fitili.
SANİYELİ KAPSÜL,
Gecikmeli (tavikli) kapsül. Saniyeli kapsülde alev alıcı hassas madde ile primer ecza arasında bir geciktirme elemanı bulunur. Geciktirme elemanının uzunluğu gecikme süresine göre ayarlıdır ve kademeler arasındaki zaman aralığı 1/2 saniyedir. —> Kapsül.
SANTRIFÜJLÜ AYIRICILAR
, Küçük katı tanelerin akışkan ortam yani sıvı içinde (ağır ortam veya su) santrıfüj kuvveti uygulayarak çökelme ve ayırma hızlarını ve buna bağlı olarak kapasiteyi arttırmak üzere geliştirilmiş cevher ve kömür zenginleştirme üniteleri. Eşit hacimli, biri yoğunluğu fazla diğeri yoğunluğu az iki tanecik ele alındığında; yoğunluğu az tanecik için negatif (-), yoğunluğu fazla tanecik için pozitif (+), santrifüj kuvvet ortaya çıktığından yoğunluğu fazla tanecik için negatif santrıfüj kuvveti yoğunluğu az olan taneciği ayırma hücresinin merkezine, santrıfüj kuvveti ise; yoğunluğu fazla olan taneciği ayırma hücresinin duvarlarına (cidarına) doğru iterek taneciklerin birbirinden ayrılmaları sağlanmış olur.
İlk olarak 1950’li yıllarda uygulamaya sokulan akışkan ortam kömür zenginleştirme ünitelerinin yaygın olarak kullanılanları; —> DSM (Ağır ortam) siklonları, Vorsyl ayırıcısı, Dynawhirlpool (santrıfüj fırlatıcı) ayırıcısı, Tri-flo (üç akım) ayırıcısı, Otojen siklon (su siklonu)dur.
SANTRİFÜJ DOLGU,
Madenin alınmasıyla hasıl olan veya herhangi bir boşluğa dolgu malzemesinin bir makine vasıtasıyla santrifüj kuvvetten yararlanılarak fırlatılması suretiyle yapılan dolgu.
SANTRİFÜJ PERVANE,
—> Radyal. Vantilatör.
SANTRİFÜJ RAMBLE,
—> Santrifüj dolgu.
SANTRİFÜJ TULUMBA,
Merkezkaç kuvvet etkisi ile bir akışkanı basan, türbin tipi tulumba.
SAPAN,
1) Vinçle malzeme yükleyip boşaltmakta kullanılan iki ucuna göz yapılmış halat. 2) Varagel ve vinçlerde koşum takımına bağlı olup, vinçteki katarın üzerinden geçerek öndeki vagonun ön halkasına takılmak üzere hazırlanmış halat ve kanca. 3) Emniyet halatı. Vinçteki katarın çekilen tarafındaki araba kancasına koçboynuzu kanca, diğer tarafındaki araba kancasına da sapanın kancası takılmak suretiyle vinç nakliyatının kanca kesilmelerine karşı daha emniyetli bir şekilde yürütülmesi sağlanır.
SAPLAMA,
1) İki ucuna diş açılmış olup somun takılabilen mil şeklinde başsız cıvata. 2) Madeni tahkimatlar arasında irtibatı sağlayan ve sıktırma ile birlikte kullanılan mil. 3) Tayrot.
SAPMA,
1) Belirli bir yönde açılmakta olan sondajın yerçekimi, formasyon yatımı, arızalar, direnç farkları, vibrasyon, matkap baskısı vb. sebeplerle ilk verilen belirli yönden ayrılması. Esas yön ile sapan takımın yönü arasındaki açıya “Sapma açısı” denir. 2) Serbest bir mıknatıslı iğnenin denge konumunda iken gösterdiği doğrultudan geçen düşey düzlemle, bulunulan noktanın meridyen düzlemi arasındaki açı (manyetik sapma). 3) İnhiraf.
SAPTIRMA,
Sondaj kuyusunun özel düzenlerle istenilen yöne yöneltilmesi. —> Sapma.
SARI PASTA,
Uranyumlu cevherden hidro****lurjik yöntemle üretilmiş % 65 ila 85 U3O8 muhtevalı uranyum konsantresi. Konsantrenin kimyasal formülü çöktürücüye göre amonyumdiuranat veya magnezyumdiu-ranat olabilir. Bir ara ürün olan sarı pastanın kimyasal yöntemlerle arıtılmasıyla nükleer yakıt üretilir.
SARI ZIRNIK,
Bir arsenik minerali olan limon rengindeki orpimene (As2 S3) halk arasında verilen isim. —> Arsenik.
SARKIT,
Mağaraların tavanlarından sızan ve içinde erimiş kahlsiyum bikorbonat bulunan sular, damlalar halinde düşerken, CO2’nin uçması ile geriye kalan CaCO3’ın mağaranın tavanında çökelmesi sonucu meydana gelen kayaç oluşumu. Buna karşılık mağaranın tabanında oluşan kayaca da dikit denir.
SARMA,
1) Galeri tahkimatında, tahkimat profillerini irtibatlayan ve galerinin uzun eksenine paralel olarak konulan tahkimat direği. 2) Ayak tahkimatında, alına dik veya paralel vaziyette konulup altından iki veya üç ağaç çatal direk veya madeni direkle takviye edilen ağaç veya madeni direk. Ayak tahkimatında genellikle direk tasarrufu sağlamak için yarım daire kesitli ağaç direkler sarma olarak kullanılır. Emniyet ve tavana iyi intibak bakımından, sarmaların kesilmiş düzlem yüzeyleri tavana yerleştirilir.
SARNIÇLI VAGON,
Ocakta çalışan makinelere (sulu delik delme vb.) su temini için üzerine su haznesi monte edilmiş vagon.
SARSAK,
—> Sarsıntılı tabla.
SARSINTILI BESLEYİCİ,
—> Sallantılı oluk.
SARSINTILI ELEK,
Bir kasa içerisine yerleştirilmiş eleğin kasa ağırlık merkezine, merkezi olarak yerleştirilmiş bir tahrik düzeninin eksantrik hareket etmesi suretiyle, üzerine verilen malzemenin elenerek tane boyutlarına göre tasnifini sağlayan tesis ünitesi.
SARSINTILI TABLA,
1) Genellikle yatay düzleme göre iki yönde meyilli olan ve gövdesiye yatay yönde karşılıklı küçük darbelerle sarsıntı verilerek üzerine üst kısmından besleme yapılması suretiyle ağır parçaların tabla yüzeyindeki yatay çıtalar arasında seyretmesi, hafif parçaların da yukarıdan aşağıya verilen su akımı ile çıtalar üzerinden akmasını sağlayan düzen. Sarsıntılı tablada ayırma prensibi, aynı tane iriliğine getirilmiş malzemenin yoğunluk farkından istifade esasına dayanır. 2) Sallantılı masa. 3) Sarsak.
SATILABİLİR,
Maden ocağından çıkarılan tuvönan madenden ekonomik bakımdan değerlendirilemeyen maddeler ayrıldıktan sonra geri kalan kısım.
Kömür madenciliğinde üretilen tuvönan kömürlerden krible ve krible taşı ayrıldıktan sonra geri kalan kısım zenginleştirmeye tabi tutularak kömür, mikst ve şist olarak ayrılır.
Zenginleştirme sonucu elde edilen kömürler de tane büyüklüklüklerine göre + 50 krible (iri kömür, parça kömür), 18-50 ceviz, 10-18 fındık, 0,5-10 ince kömür, 0-0,5 şlam adı altında tasnif edilir.
Bunlardan krible + Ceviz + Fındık + İnce kömür + Mikst + Şlam = satılabilir kömür miktarını, krible taşı + şist = artığı teşkil eder. Linyit madenciliğinde 10, 18 veya 30 mm elek altı kömürlere toz, elek üstü kömürlere de parça kömür denir.
Normal olarak satılabilir sayılan şlam ve mikst kalorifik değer dikkate alınıp hesabi olarak lave kömür veya taşkömürü eşdeğerine dönüştürülür.
SATILABİLİR KÖMÜR,
—> Satılabilir.
SATILAN MALLARIN MALİYET UNSURLARI,
İşçi ücretleri ve diğer sosyal yardım giderleri, enerji-akaryakıt, patlayıcı madde, yedek parça, malzeme bedelleri; makine tamir-bakım ve kiraları; taşaron ücretleri gibi madenin istihracı ve satılabilir (evsafa) hale getirilmesine kadar geçen safhadaki tüm doğrudan maliyet giderleri ile maden işletmesinde kurulu ve mevcut olup ruhsat sahibinin bilançosunda kayıtlı tüm tesis, demirbaş, bina, yol, kuyu, galeri, makine-teçhizat ve diğer aktif değerlerin yasal ve teknik esaslara uygun amortisman giderleri ve itfa bedelleri.
SATILIK,
Kömür madenciliğinde satılabilir üretimi yapan kuruluşun kendi tükettiği kömür, satılabilir üretimden düşüldükten sonra geri kalan miktar.
Kömürden gayri madenlerde ise, satılabilir kavramı için satılık deyimi kullanılır.
SATIŞ GİDERLERİ,
Cevherin ham veya işlenmiş olarak satışa konulması halinde, satış mahalline kadar olan taşıma, yükleme, boşaltma, stoklama, liman ve istasyon giderleri; verilen komisyonlar, satış elemanlarının ücret ve yollukları, analiz ve hakem ücretleri; tahsilat masrafları gibi doğrudan satışın gerçekleştirilmesi ile ilgili masraflar.
SATİN SPAT,
Lifli ve ipek görünüşlü kalsit (CaCO3). —> Kalsit.
SATRE,
—> Yerüstü patlayıcı madde deposu.
SAVAK,
1) Bir barajın fazla suyunu boşaltmaya yarayan sistem. 2) Bir kanaldan akan suyun yönünü değiştirmek veya fazlasını akıtmak veya debisini tesbit etmek için uygulanan düzen. Ölçü yapmakta kullanılan savak, kanalın önüne veya herhangi bir yerine düz bir set şeklinde yerleştirildiği gibi, bu setin üst kenar ortasına ter yamuk, V şekli veya dikdörtgen şeklinde bir boşluk açılarak da yerleştirilebilir. Düz savağın üstünden veya savaktaki kesitten taşan suyun akış şeklinden ölçüler alınarak her duruma göre özel bir formülle, taşan su debisi hesaplanır.
SAVURMA DÖKÜM,
****lin katılaşması sırasında merkezkaç kuvvetin etkisiyle gözenekliliği kalmayan hafif yapılı dönel parçaların elde edilmesinde kullanılan döküm usûlu. Bu metodun uygulanmasıyla dökme demir borular, motor silindirleri için dökme demir gömlekler, silindir şeklinde yatak parçaları, bilezik ve bronzdan kuzineler yapılır. Dönme hareketi yapan kalıp, genellikle ****lik bir kokilden ibarettir. Geniş çaplı boruların yapımında ise kum kalıp kullanılır. 2) Düşey merkezkaç döküm. 3) Yatay merkezkaç döküm.
SAVRULMA,
Bir atımdan sonra serbest hale gelen malzemenin dağılımı.
SAYDAM,
1) Işığı büyük ölçüde düzgün geçiren cisim. 2) Şeffaf. 3) Transparent.
SAYDAM KIYMETLİ TAŞLAR,
Parlaklığı, sertliği ve renkleri ile göze çarpan, bir çoğunun bileşimi aluminyum, berilyum ve magnezyum oksit, bir kısmı da silisyum dioksit ihtiva eden mücevher taşları. Saydam kıymetli taşların bazıları birbirlerine benzerler. Bunlar sadece renklerinin değişik olmasıyla ayrılırlar (yakutla safir gibi) saydamlık, çatlak olmaması, renk ve ebat bunların değerlendirilmesinde ölçülerdir.
Zümrüt (Al2O3), krizoberil (BeO.Al2O3), akvamarin (3BeO.Al2O3.B6SiO2), korendon mineralleri (aluminyum oksidin (Al2O3) nadir bulunan mineralleri) topaz [(F1OH)2 Al2SiO4)] grenatlar [ R”3 R2"’ (SiO4)3], spadümen (LiAl Si2O6), zirkon (Zr SiO3), turmalin [R9 Al3 (B.OH)2 Si4O19], spinel (Mg Al2O4), —> Kuars(SiO2) kristalin kuars, kuarsın kıymetli taşları saydam kıymetli taşlar olarak sayılabilmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #62  
Okunmamış 23-12-2007, 10:19 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

SAYMA ÇUBUKLARI, Uzunluk ölçmelerinde kaç şerit boyunda ölçü yapıldığını saymak için kullanılan özel çubuklar. Uzunlukları 30-40 cm olup, birer uçları halka şeklindedir. Bir çemberde 15-20 adet çubuk bulunur.
SAYMONS KIRICISI,
Ara kırma aşamasında kullanılan, konik yüzeyleri daha yatık, daha küçük boyutlu, bir nevi konik kırıcı. —> Şekil.
SCORİA,
—> Pomza taşı.
SEALE DAMAR,
Çelik halattaki damarı teşkil eden dış sıradaki tel sayısının, bir alt sıradaki tel sayısına eşit olduğu yapım düzeni.—> Şekil.SEALE - FİLLER DAMAR, Bir çelik halat terimi olup, —> Filler damarından farklı olarak, dolgu telleri iki ayrı sırada olan kalın tellerin bir merkez teli üzerine değil, aynı sayıda sıra teli üzerine oturması şeklinde yapılan düzen.
SECURİT CAM,
Tavlama yoluyla elde edilen, tescil ettirilmiş, —> Emniyet camı.
SEDEF CİLA,
Kolay dilinebilen (teflik edilen) ve saydam minerallerde bulunan, sedef görünümü veren cila. Bu görünüm. Bu cila mika, jips vb. minerallerde vardır.—> Minerallerin parlaklığı.
SEDİMAN,
1) Sondajlarda karot alınmayan veya alınamayan durumlarda sirkülasyon suyu veya sondaj çamuru ile çıkan kırıntıların numune olarak toplanmış kısımları. 2) Tortul kayaçları meydana getiren tanecikler.
SEDİMANTASYON,
Sıvı veya gaz ortamında, katı maddelerin belirli bir zaman içinde çökmesi.
SEDİMANTER MADEN YATAKLARI,
—> Tortul maden yatakları.
SEDİMENTER PETROLOJİSİ,
—> Sedimentoloji.
SEDİMANTER SEPİYOLİT,
—> Lületaşı.
SEDİMENTOLOJİ,
Tortulbilim olarak da bilinir. Tortul kayaçların fiziksel ve kimyasal özellikleri ile oluşum süreçlerini (taşınma, birikme, taşlaşma, katmanlaşma) konu edinen bilim dalı. Sedimentoloji çalışmalarının bir amacı da tortul kayaçların oluşumu sırasındaki çevre koşullarının belirlenmesidir. Tortul petrolojisi (sedimenter petroloji), kayaçların mineral içeriği, bileşen parçacıkların dağılımı ve kayaç dokusu gibi özelliklerini inceleyen bir alt disiplindir.—> Petroloji.
SEGER PİRAMİTLERİ,
1) (SK) Alman seramikçisi Hermann August Seger tarafından bulunan (1839-93) ve onun adını taşıyan kenarı 1 cm ve yüksekliği 6 cm olan üçgen piramit biçimindeki kuars, feldispat, demir oksit, kalsiyum karbonat, kaolin, bor oksitleri karışımından yapılmış ısı ölçen alet. Piramitler, ergime noktaları 600½C’dan 2000½C’a kadar yaklaşık olarak 20’şer 20’şer derecelenen bir gam meydana getirir. Seramik sanayiinde bunların yumuşamaları ve ergimeleri gözlenerek fırınlardaki sıcaklığı ayarlamakta kullanılır. 022 numaralı koni 600½C’da 42 numaralı koni 2000½C’da erir. SK-14; 1390½C’ı SK-11; 1310 ½C’ı ifade eder. SK, İngilizce’de P.C.E. ile ifade edilir. 2) Seger konileri.
SEGMAN,
1) —> Karot tutucusu. 2) Pistonlu makinelerde pistona takılan, pistonla silindir arasındaki sızdırmazlığı sağlamaya yarayan çelik parça (çember).
SEKONDER MADEN YATAKLARI,
Primer
maden yataklarının dış etkilerle çürümesi veya dağılması sonunda yeniden zenginleşmesi ile oluşan maden yatakları.
SELEKTİF FLOTASYON,
Çok sayıda mineral ihtiva eden cevherin (kompleks cevher) flotasyonu sırasında bir tanesinin yüzdürülerek veya çöktürülerek elde edilmesi işlemi. 2) —> Diferansiyel flotasyon. —> Preferansiyel flotasyon.
SELEKTİF KIRMA,
Zenginleştirmede cevher ve kömür ile bunların içinde bulunan gang maddelerinin, yani kırılan maddenin bir bileşeninin diğerlerine nazaran fiziksel özellik farkından dolayı farklı boyutta kırılma özelliğinden yararlanarak yapılan kırma işlemi. Bu işlemden sonra yapılan klasifikasyonla gang maddeleri ile cevher veya kömür birbirinden ayrılabilir.
SELEKTİF MADENCİLİK,
Maden yatağından zengin cevher kısımlarının dışarıya çıkarılıp fakir cevher kısımlarının yerinde bırakılması veya bunların ayrı ayrı üretilmesi suretiyle yapılan madencilik.
SELEKTİF ÖĞÜTME,
Öğütülen madde içindeki bileşenlerden birisinin fiziksel özellik farkından dolayı diğerlerine nazaran daha ince öğütülmüş olması ve böylece diğerinden ayrılmasını sağlayabilen öğütme.
SELÜL (SEL),
İçindeki minerâl çamuruna —> Flotasyon işlemi uygulanan hücre (ünite). Birçok selülün birlikte çalıştırılacak şekilde tertiplenmesinden oluşan sistem flotasyon bataryası veya—peteği diye isimlendirilir. —> Palp.
SEMENTASYON,
1) Madencilikte, belli bir kayacın içinde bulunan boşlukların veya çatlakların doldurularak, geçirgenliğinin önlenmesi veya mukavemetinin artırılması amacıyla yapılan çimentolama. —> Enjeksiyon. 2) ****lurjide —> Katılama. 3) Jeolojide —> Çimentolanma. 4) Kimyada, çözeltide bulunan bir ****l iyonunu başka bir ****l iyonu yardımıyla çökeltme işlemi. 5) Cam sanayiinde, cam yüzeyini ince bir ****l tuzu katıyla kaplama işlemi.
SEMENTASYON ZONU,
—> Oksidasyon zonundan süzülen ve ağır ****lleri bol olan sülfürlerin diğer fakir sülfürlerin etkisiyle yeraltı su seviyesinin altında çökelmeleriyle oluşan zon.
SEMT AÇISI,
—> Azimut.
SENKLİNAL,
Jeolojik devirlerde meydana gelen tektonik hareketler sonucu formasyonların kıvrılması suretiyle oluşan tekne şeklindeki formasyon kısmı. —> Antiklinal.
SENKRON MOTOR,
Hareket eden (Rotor) ve duran (Stator) kısımlardan meydana gelen ve alan sargıları rotor üzerinde; armatür (enduvi) sargıları ise stator üzerinde bulunan motor türü. Senkron motorda, döner manyetik alanın etkisinden yararlanılır. Ancak, asenkron motorların aksine, meydana getirilen tork, rotordaki endüksiyon akımına bağlı değildir.
SENSEN TAHKİMATI,
Dik damarlarda üst taban yolunda uygulanan, tavan taşını kesmeden yapılan özel tahkimat.
SENTETİK SODA ÜRETİMİ,
—> Solvay yöntemi, AC yöntemi, Le Blanc yöntemi.
SEPET KULPU,
Galeri ilerlemesinde, hafriyatı azaltmak amacıyla üç ayrı daire parçasının oluşturduğu, tavana verilen nisbeten basın (yayvan), kavis şekli. Galerilerde gereken yerde yarım daire veya sepet kulpu şekli verilmiş olarak taş, beton veya madeni tahkimat da yapılır.
SEPİYOLİT,
—> Lületaşı.
SEPİYOLİTİK KİL,
—> Lületaşı.
SER ALÜMİNYUM,
Magnezyum siisyum, demir, nikel, bakır ve alüminyumdan meydana gelen, yüzde 0,2 seryum (—> Nadir toprak elementi) katılmış, İngiliz kaynaklı hafif alaşım. Su verilmiş ser alüminyum, uçak yapımında kullanılan çok dayanaklı hafif bir alaşımdır.
SERAMİK,
Anorganik materyalden oluşan kütlelerin bilim, teknoloji ve sanat katkısı ile şekillendirilmesi, sırlanması ve pişirilmesi yoluyla elde edilen sert mamül. Seramik kapsamı içinde porselen, cam, çimento, fayans, kiremit, tuğla, çömlek, drenaj boruları, zımpara taşları, ferroelektrikler, ****l manyetikler, sentetik tek kristaller ve uzay roket seramikleri girmektedir.
Mamüllerin
fiziksel, kimyasal ve teknolojik özellikleri göz önüne alınarak yapılan sınıflandırmada da, seramikler kaba seramik ve ince seramik (çini eşya, porselen ve yarı porselen, fayans gibi oksit seramik mamülleri) şeklinde gruplandırılabilmektedir.
Seramikleri geleneksel ve yeni seramikler diye iki genel kategoride sınıflandırmak mümkündür. Geleneksel seramikler kapsamına kil, çimento ve cam gibi “Silikat Sanayii” mamülleri; yeni seramikler kapsamına da tek kristaller, sentetik kristaller, ferroelektrikler (BaTiO3) sermetler, pür oksitler (Al2O3, ZrO2, BeO gibi) ve nükleer materyal girmektedir.
SERAMİK SIRI,
Seramiklerin sırla kaplanmasında kullanılan maddeler. Bunlardan; kurşun silikatlar; kurşun sülfür veya sülüğen ile kil karışımından meydana gelir; saydamdır ve çömlekçilikte kullanılır. Kalaylı sır, genellikle kalay oksitle donuklaştırılmış kurşunlu beyaz sırdır. Beyaz hamurlu ince fayanslarda kullanılan sırlar saydam olup kurşun, kalsiyum, potasyum ve sodyum boro-siliko-alüminatlardır. Ayrıca kurşunsuz sırlar ve renkli sırlar (majolika) da vardır. Sırlanan ince fayanslar 1080° C civarında pişirilir. Gre seram sırları, feldispat bileşiklerine maden oksitler katılarak elde edilir ve çok değişik dekoratif sonuçlar verir: Bu sırlar 1280° C ile 1320° C arasında pişirilir. Porselen sırları, kuarslı feldispatları (pegmatit) iyice öğütüp kuars ve az miktarda tebeşirle kaolen karıştırarak ve iyice öğütülerek elde edilir; 1400° C’a doğru pişim yapılır. Seramik parçalar, öğütülmüş sır ile su karışımından meydana gelen bir banyoya daldırılarak (daldırma metodu) sırlanır. Sırlanacak parçalar genellikle ilk pişimden (bisküvi) geçmiştir. Sırlama, bazen serpme, buharlaştırma veya püskürtme yoluyla; pişmemiş parçaların sırlanması ise fırça ile yapılır. Sırlar maden oksitlerle renklendirilir: kobalt (mavi), bakır (yükseltgen pişimde yeşil, indirgeyici pişimde kırmızı), mangan (mor), demir (kahverengi), krom (yeşil ve pembe), titan (sarı ve kahverengi), plâtin (gri), çinko (billur sır), uranyum (sarı) .
SERBEST KÜL,
—> Kül.
SERBESTLİK DERECESİ
, Cevher içindeki kıymetli minerallerin, yan minerallerden ayrılması için ayrı ayrı taneler haline getirilmesini sağlayacak boyutun bir birimle ifade edilmesi. Örneğin, flotasyonda genellikle 5-10 mikrondan daha ince tane iriliği istenmez.
SEREN,
Bagerin
kazıcı ünitesi ile bu ünitenin hareketini sağlayan makara ve kabloları üzerinde taşıyan ****l direk.
SERİ,
Stratigrafik olarak bir sistemin alt grubunu oluşturan birim.
SERİ BAĞLAMA,
—> Elektrikli kapsül.
SERİ HAVALANDIRMA,
Birden fazla iş yerini ardarda, aynı hava akımı ile havalandırma yöntemi.
SERSERİ VARDİYASI,
—> Vardiya.
SERBEST RUTUBET,
Yüzey rutubeti. Kaba nem. Tüvenan kömürün, havada kuru kömür haline dönüşünceye kadar kaybettiği ruubet.—> Rutubet, Rutubet oranı.
SERPANTİN,
1) Sulu mağnezyum silikat. Az miktarda nikel veya demir ihtiva edebilir. Yarı saydam veya mattır. Dokunulduğu zaman yağlı ve yapışkan bir parıltı görülür. Genellikle yeşil renkli veya siyahın her tonundadır. Bazıları flüoresandır. Serpantin kayacı krom cevherinin habercisidir. 2) Yüzey artırımını sağlamak ve geçme süresini uzun tutabilmek için içerisinden buhar veya sıcak su sevk edilen helezonik boru. Serpantinler kükürt izabesinde, ısı kazanlarında ve eşanjörlerde kullanılır.
SERPME DÖKÜM,
Sıvı ****li, kalıplardan önce delikli bir potaya akıtarak, ergimiş ****lin ince damlacıklar halinde kalıplara dökülmesini ve iyice dağılmasını sağlayan döküm usûlü.
SERT AĞAÇLAR,
Meşe, kayın, kara ağaç ve dişbudak cinsi ağaçlar.
SERTLİK,
1) Minerallojide minerallerin çizilmeye karşı gösterdiği direnç. Minerallerin birbirinden farklı sertlikte olmaları, bunların tayininde yararlı olmaktadır. Minerallerin laboratuvarlarda sertliğini ölçmek için daha kesin usuller olmakla beraber şahsi bir görüş olmakla beraber Mohs on minerali sertiklerine göre şöyle sıralamıştır.
2) Mohs’un sertlik dizisi: 1. Talk tırnak ile çizilir. 2. Jips tırnak ile çizilir. 3. Kalsit çakı ile çizilir. 4. Fluorit çakı ile çizilir 5. Apatit çakı ile çizilir. 6. Feldispat camı çizer. 7. Kuars camı çizer. 8. Topaz camı çizer. 9. Korendon camı çizer. 10. Elmas camı çizer.
Bu sıralamaya “ Mohs Cetveli “ denir.
Arazide minerallerin sertliğini ölçmek için kullanılan bazı pratik bilgiler şöyledir. Tırnak (sertliği 2,5), pencere camı (sertliği 5,5), çelik (sertliği 6,5) ve bıçak ağzı (sertliği 5,5) olduğu kabul edilerek minerallerin sertliği ile kıyaslanabilir.
2) Teknikte sertlik denildiği zaman genellikle bir cismin içine diğer bir cismin gömülmesine karşı gösterdiği direnç anlaşılır. Böyle bir sertlik muayenesi hiç bir fiziksel özellik ifade etmez fakat teknolojik bir değeri vardır.
SERT****L,
1) Toz halinde volframkarbid ve kobalt karışımının preslenip elektrikli fırında sinterlenmesi ile elde edilen aşınmaya mukavim (sinter sert ****l) ****l. 2) Çeliğe krom, mangan, nikel, vanadyum, kobalt gibi ****ller ilave etmek suretiyle elde edilen aşınmaya mukavim (döküm sert ****l) alaşım. Sert ****llerin aşınmaya karşı mukavemetleri fazladır. Bu özelliğinden dolayı, sert****ller sondaj ve delik delme işlerinde kullanılan delici uçların doğrudan doğruya kayaç veya cevher kitlesi ile temasta olan yerlerinde kullanılır. Bu şekilde kesici uçlar veya bıçaklar kolayca değiştirilmek suretiyle hem ana parçanın ömrü uzar ve hem de sondaj maliyeti düşer. Sinterli sert****ller ana parça üzerine açılmış yuvaya gümüş kaynakla bağlanır. Alaşım sert****l ise ana parçaya kaynakla irtibatlanır ve ancak ana parça üzerine eklenirken kendisine kesici bir profil verilir.
SERT TELLER,
—> Uzun hadde ürünleri.
SERUZİT,
—> Kurşun.
SERÜZ,
—> Mürdesenk.
SERYUM GRUBU,
—> Nadir toprak elementleri.
SESKİKARBONAT YÖNTEMİ,
Trona cevherinden doğal —> Soda külü üretim yöntemlerinden biri. Bu yöntemde; kırılmış trona cevheri bir seri çözücü tankından geçirilerek doymuş ana çözelti haline getirilir; berraklaştırılır, filtrelenir, konsantre elde edilir; seskikarbonat vakum kristalizatörlerinde evaporasyona tabi tutulur ve 40°C’ye kadar soğutularak çöktürülür. Çökelen seskikarbonat kristalleri (bir mol nötür karbonatla bir mol asit karbonatın bileşimi) separatörlerle ana çözeltiden ayrılır ve ana çözelti tekrar çözelti tanklarına beslenir. Seskikarbonat kristalleri 200° C deki döner kalsinasyon fırınlarında ayrıştırılarak sodyum karbonat elde edilir. Seskikarbonatın kimyasal formülü.: Na2 CO3. Na H CO3. 2H2O.—> Monohidrat yöntemi, Solvay yöntemi.
SEVK FİŞİ,
Veri usül kanununa göre taşıma irsaliyelerindeki bilgileri ihtiva eden beyan niteliğinde belge.
SEYİS,
1) Ocaklarda hayvanla yapılan nakliye işinde; çekici hayvanın hazırlığını, hareketini, hareketin durmasını idare eden kimse. 2) Atların ve katırların tımarını ve bakımını yapan kimse. Maden ocaklarında nakliyatta kullanılan çekici hayvanların ahırda bakımını yapıp, yemleyip ahırı bekleyen kimseye de ahırcı denir.
SEYLAN TAŞI
, Şarap kırmızısı, kahverenginde veya eflatun renginde, grena grubuna ait olan ve minerolojide almandin olarak bilinen bir demir- alüminyum silikat minerali (Fe3 Al2 S3 O12).
SEYYAR DOMUZDAMI,
—> Domuzdamı.
SEYYAR DÖŞEME,
1) Kuyu kazısında kullanılan ihtiyaca uygun olarak üzerinde kapaklar bulunan, asma halatları kovalar için kayıt halatı vazifesi gören, kuyu içinde yapılacak işlerde sehpa olarak ve kuyu dibinde çalışanların yukarıdan düşebilecek bir şeye karşı emniyetini sağlamaya yarayan ve yeryüzünde bulunan vinçlerle kuyu içinde indirilip çıkarılabilen ve gerektiğinde imdat vinci olarak kullanılabilen sehpa. 2) Planş mobil.
SEYYAR MANEVRA MAKASI,
Çift demir yolu ile yapılan galeri ilerlemesinde iki yol arasında makas tertibatı yerine, yüklemede kolaylık bakımından dolu veya boş vagonların yol değiştirmesine yarayan düzen. Bu düzen galeri ilerledikçe alına yaklaştırılır. —> Şekil.
SEYYAR VİNÇ,
1) Yeraltında düz yollarda, demiryolu kenarına konularak bir direğe bağlanan birkaç ocak arabasının çekilmesinde kullanılan ve basınçlı hava ile çalışan küçük vinç (—> Şekil). 2) Yerüstünde malzeme indirip veya yüklemede kullanılan kendi motoru ile hareket eden bumlu vinç.
SFEROİD,
Yerküresi ve diğer planetlerin; eksenleri etrafında dönmesinden dolayı oluşan ve bir basık küreyi andıran şekli.
SFEROLİT,
Genellikle camsı şekilde katılaşan magmatik kayaçların agregasının küresel ışınlar şeklinde kristalleşmesi.
SFEROLİT DOKU,
1) İçinde sferolit adı verilen kısmen kristal ve kısmen de camsı kürecikler bulunan camsı kayaç dokusu. 2) Küresel doku.
SFEROSİDERİT,
—> Konkresyon.
SHATTER TESTİ,
—> Şeytır testi.
SHORAN METODU,
—> Şoran metodu.
SICAK EMAY,
Sıcak maden üzerine şekil çıkarma usulü. Duyar tabakası bikromatlı balık tutkalı çözeltisidir ve gravürden önce pişirilip serteştirilmesi gerekir.
SICAK DALDIRMA GALVANİZASYONU,
Çelik halatı oluşturan tellerin erimiş çinko banyosundan geçirilerek, dış korozif etkilere karşı korunması için yapılan işlem.
SICAK DÖKME DEMİR,
—> Gri dökme demir.
SIFIR KARTİYE,
Yeraltı işletmesinde ana nakliyat lağımlarını, kuyular, varageller ve vinçlerle yapılan tüm nakliyat işlerini, bunların tamir ve bakımı ile ana su ihraç sistemini işletmekle görevli hizmet ünitesi. Maden üreten üniteler de 1., 2., 3... kartiye diye isimlendirilir.
SIĞ AĞIR ORTAM AYIRICISI,
—> Tromp ayırıcısı.
SIĞ DENİZ FASİYESİ,
Denizlerin 200 m derinliğine kadar olan yerlerdeki çökeller. —> Fasiyes.
SIĞ DEPREMLER,
—> Deprem odak derinliği.
SIĞ SONDAJ,
—> Temel sondajı.
SHERARD İŞLEMİ,
Demir ya da çelik malzemelerin yüzeyinin, yenime ( —> Korozyon)karşı dayanıklı, düzgün bir çinko katmanı ile kaplanması yöntemi. 20. yüzyıl başında İngiliz Sherard O. Cowper-Coles tarafından geliştirilen bu işlemde, kaplanacak malzeme kapalı bir kap içinde ince dilimlenmiş çinko parçacıkları ile birlikte çinkonun erime noktasına kadar ısıtılır. Bu sıcaklıktan iki ****l amalgamlaşarak demir ve çinko alaşımları oluşturur; bu arada malzemenin yüzeyinde yenime karşı dayanaklı katışıksız bir çinko katmanı oluşur. Bu katman, ayrıca malzemenin kolayca boyanabilmesini de mümkün kılar. —> Galvanizleme.
SIKILAMA ,
Patlayıcı madde şarjı yapılan lağım deliğinin, patlayıcı maddeden arta kalan kısmının kil, çamur, kum, sıvı vb. maddelerle tıkanması işi. Özellikle atmosfere kapalı olan yeraltı patlatma işlemlerinde sıkılamanın önemi yerüstü patlatmalarına göre daha fazladır. Sıkılamadan beklenen hususları aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür :
a) Patlayıcının delik içerisinde korunması ile şok dalgalarının iletilmesini ve patlatma sonucu oluşan patlatma gazını hapsederek kayacın kırılmasını sağlamak,b) Grizunun ateş alma şansını en aza indirmek, c) Toplam ve solunabilir toz oranlarını düşürmek, d)Atımdan sonra ortama girme süresini kısaltmak, e) Atım sonrası oluşan zararlı ve zehirli gazları bastırmak, f) Kömür tozunun patlatma esnasında ateş alıp patlamasını önlemek, g) Patlama şokuylu kayaç fırlamasını önlemek.
SIKILAMA ÇAMURU,
1) Ateşleme için şarj yapılan lağım deliğine sıkılama amacı ile konularn kil, toprak veya özel şekilde imal edilmiş olan hamur. 2) Sıkılama maddesi.
SIKILAMA ÇUBUĞU,
Lağım deliklerinin patlayıcı madde ve sıkılama malzemesi ile doldurularak sıkılanmasına yarayan ağaç çubuk.
SIKILAMA MALZEMELERİ ,
Ateşleme deliğindeki patlayıcı madde ile atmosfer arasında hava geçirmezliği sağlamak amacıyla yerleştirilen çamur, kum,kil, sıvı vb. tıkama malzemeleri. Sıkılama malzemesi delik kesitini tamamen dolduracak şekilde yerleştirilmeli ve üzerine gelen yerinden çıkarma, sökme kuvvetine karşı koyabilmelidir. Sıkılama maddesinin içinde sağlığa zararlı olan silisyum yüzde 1’den falza olmamalı ve silisik asit bulunmamalıdır. Ayrıca, sıkılama maddesi kolayca ve emniyetli olarak aktarılabilmeli, hatalı sıkılama olursa delikten geri çıkarılabilmelidir. Sıkılama maddelerini a) plastik b) taneli ve c) sıvı olarak üç gruba ayırmak mümkündür.Bir gruptan diğerine geçişler ve karışımlar da olabilir. Plastik maddelerde nem yüzde 10’un altında olmalıdır. Taneli dolgular genellikle tuz ve potasyum madenlerinde taş ve kil işletmeleri ile cevher madenlerinde kullanılır. Sıvı madde olarak su, kartuşlar içinde tıkaç olarak kullanılır. Ayrıca jel ve solüsyon formunda kullanımları da vardır.
Alıntı ile Cevapla
  #63  
Okunmamış 23-12-2007, 10:20 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

SIKIŞTIRILMIŞ ÖRTÜKAZI HACMİ, Kazılan örtükazı malzemesi, döküm sahasına kamyonla dökülürken kendiliğinden sıkışır. Sıkışma miktarı malzeme cinsi, kabarma faktörü ve kamyon tonajları ile yakından ilgilidir. 1000m3 bazı malzemelerin yerinde, kabarmış ve sıkışmış hacimleri şöyledir:
SIKLAŞTIRMA NOKTALARI,
Harita alımı için kullanılan ara, tamamlayıcı ve dizi nirengi ile fotoğrametrik nirengi noktaları.
SIKMA,
Damarın kalınlığının azaldığı (inceldiği) kısım.
SIKTIRMA,
Tahkimatı sıkıştırmak için bağların başlarına veya domuzdamı direklerinin arasına vurulan (ağaç parçaları) takoz.
SINAİ MÜLKİYET HAKLARI,
—> Patent.
SINIFLANDIRMA,
1) Farklı tane boyutlarında bir mineral topluluğunu, durgun veya hareketli bir akışkan ortam (su, hava,vb.) içinde minerallerin (katı maddelerin) farklı çökelme hızlarından yararlanarak, tane boyutlarına göre gruplandırma işlemi. 2) Tasnif. 3) Klasifikasyon.
SINIR DEKAPAJ ORANI,
İşletme maliyeti ile hasılat (gelir) ve dekapaj maliyetleri dikkate alınarak hesaplanan ve açık işletmeyle alınabilecek azami toprak/maden oranını gösteren bağıntı.
SINIR MALİYET ORANI,
Bir maden yatağında uygulanan açık işletme ile kapalı işletme maliyetleri arasında yapılan karşılaştırma. Bu rakam 1’i aştığı takdirde yeraltı işletmesi daha ekonomik olur. Bu karşılaştırma ile açık işletme yapılabilecek azami toprak-maden oranı bulunarak açık işletmeden yeraltı işletmesine geçiş kararı verilir.
SINIR ÖRTÜKAZI ORANI,
Ekonomik ve teknik veriler gereği aynı maden yatağının işletilmesinde uygulanabilecek max. derinlikteki açık işletme çalışma oranı. Bu oran genellikle, açık işletme iş makinaları kapasitesinin artmasına paralel olarak artar. Tunçbilek açık işletmesinde 1960’lı yıllarda 3m3/ton olan çalışma oranı sınırı, 1970 li yıllarda 5m3/ton’a çıkmıştır. Daha sonra, açık işletme ve yeraltı işletme yöntemlerinin beraber uygulandığı kömürlü sahalarda bu sınır oranı 10 m3/ton’u geçmiştir. Sınır örtükazı oranını etkileyen bir çok faktörden biri de, madenin üzerinde büyük yerleşim yerinin veya tarihi değeri olan veya eski eser kabul edilen yapıtların bulunmasıdır. Bu durumda çalışma oranının uygun olmasına rağmen bazen ekonomik, sosyal ve idari nedenlerle, açık işletme yöntemi uygulanma-maktadır. (Soma ilçe merkezinin güney kısımları).
SIR,
1) Bazı maddelere parlaklık vermek, bunları dış etkilerden korumak ve dayanıklı bir boya ile kaplamak amacıyla; bu maddeler üzerine sürülen, saydam veya donuk, renkli veya renksiz koruyucu camsı tabaka. Özellikle seramik parçaların dekorasyonunda maden oksitlerle elde edilen renkli “ sır”lar kullanılır; örneğin kobalt oksitten mavi (sevr mavisi), bakır oksit veya krom oksitten yeşil, uranyum oksitten siyah veya sarı, demir ve mangan oksitten kahverengi sır yapılır.—> Seramik sırı 2) Aynaların kalaylanmasında kullanılan kalay amalgamı veya ayna yapmak üzere düz cam yüzeyine kaplanan ****l katmanı. 3) Bir şeyin gizli yönü. Gizem. Esrar.
SIR ALTI TEKNİĞİ,
Sır ile kaplanıp pişirilmeden önce; dekorasyon amacıyla, pişmemiş veya yarı pişmiş porselen üzerine camlaşmayan boyaların vurulması. Pişimden sonra camlaşmış sır altındaki süs kolayca görülür.
SIR ÜSTÜ TEKNİĞİ,
Çini, seramik ve porselen yapımında kapların sırlanıp fırınlandıktan sonra bezenmesine dayanan teknik. Sır üstü süslemesinde, gerek çok yüksek sıcaklıkta, gerek düşük sıcaklıkta (boya, yaldız, emaye) camlaşan boyalardan yararlanılır.
SIRALANMIŞ KESİT,
Jeolojik haritadan muayyen aralıklarla çıkarılmış kesitlerin arka arkaya sıralanması suretiyle arazinin tektonik ve stratigrafik yapısını görülebilir hale getirmek için hazırlanmış kesit sistemi.
SIRLAMA,
—> Seramik sırı.
SIVILAŞTIRILMIŞ DOĞAL GAZ,
Basınç altında sıvılaştırılan ve basınç kaldırılınca tekrar doğalgaz olarak kullanılabilen SPG ve LPG petrol gazları. —> Sıvılaştırılmış petrol gazları.
SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI,
Sıvılaştırılmış propan, propilen, normal bütan, izobütan, bütilen bileşikleri veya bu bileşiklerin karışımlarından meydana gelen ve basınç altında sıvılaştırılmış gaz (SPG-LPG). —> Sıvılaştırılmış doğal gaz.
SIVI-SIVI EKSTRAKSİYONU,
Çözeltideki faydalı elementlerden birini diğerlerinden, organik yardımcı fazlar kullanılarak, ayırma ve zenginleştirme işlemi.
SCİENCE PARK,
—> Teknopark.
SİDERİT,
Kimyasal formülü FeCO3, sık taneli, yaprağımsı olarak bulunan, demir cevheri. Rengi sarımsı kahverenkli ve siyahımsıdır. Sertliği 4-4,5, özgül ağırlığı 3,8 gr/cm3’dür. Kolay kırılır, cam parıltılı, arasıra sedef parıltılı olup, saydam değildir. Bileşiminde % 48,3 Fe vardır. Bünyesinde çoğunlukla Mn ve Mg bulunur. Sıcak asitte çözünür. Yaygın bir demir cevheridir. Başlıca hidrotermal fazda ****zomatik ve çökelti olarak oluşur. Siderit damar halinde bulunur.
SİDEROZ,
—> Pnomokonyoz. Toz.
SİEMENS-MARTİN FIRIN,
Rejenatör
yardımıyla ve gaz ile ısıtılan bir tür —> Reverber fırını.
SİEMENS-MARTİN PROSESİ,
Reverber
tipi fırınlarda, istenmeyen maddelerin oksidasyon yoluyla giderilmesi esasına dayanan çelik üretim metodu. Oksitlenme işlemini hızlandırmak için fırına, hurda demir veya saf cevher ilave edilir.
SİFON,
1) Yükseklik farkından yararlanılarak bir kabı devirmeksizin içindeki sıvıyı başka bir kaba aktarmaya veya tulumba kullanmadan bir havuzun suyunu boşaltmaya yarayan, bir kolu aktarılacak sıvıya daldırılan diğer kolu serbest ve daha uzun olan eğri boru. 2) Şose, demiryolu gibi yapıların altından bir akarsuyu geçirmek için eğri veya köşeli olarak yapılan U boru biçiminde kanal. 3) Maden ocaklarında yangın barajlarında barajın arkasında gaz numunesi almaya yardımcı olan, içine dökülen su vasıtası ile baraj arkası ile barajın ön kısmının irtibatını kesen boru. 4) İnşaatlarda artık suların kanalizasyona verilmesinde kokuların yapıya yayılmasını önleyen yatık S şeklinde boru.
SİGORTA,
Bir şeyin ya da kimsenin herhangi bir yönden ilerde zarar görmesi durumunda, tazminat alabilmek için, her yıl ödenen bir prim karşılığında, bu işle uğraşan bir kuruluşla bağlantı (yangın sigortası gibi) yapması. 2) Bu çeşit anlaşmalar yapan şirket veya Sosyal Sigortalar Kurumu. 3) Özellikle elektrik devresinde, tehlikeli durumda akımla bağlantıyı kesmeye yarayan düzen ya da aygıt. Elektrik devresinde genellikle termik- (buşonlu) ve otomatik sigortalar bulunur.
SİKATİF,
1) Çimento harca, çabuk donması; yağlı boyaya ve yağlı verniklere çabuk kurumaları için katılan madde. Sikatif betonun su geçirgenliğini önlemek için hazırlanan sıva harcına da şap, katkı maddesi olarak konur.
SİKLON,
Santrifüj kuvvetinden faydalanılarak ince parçaların kuru (aerosiklon) veya sulu ortamda (hidrosiklon) tane büyüklüklerine göre sınıflandırılmalarını ve şlamın koyulaştarılma-sını sağlayan düzen. Bu düzende iri veya yoğun parçacıklar siklon kabının alt ucundan, ince veya yoğunluğu az parçacıklar ise üstten ayrılır.
SİKLON YAKICILAR,
Su ile soğutulmuş yatay bir silindir şeklinde (—> Şekil) olan, su soğutmalı yüzeyleri refrakter malzeme ile kaplı, mm mertebesinde kırılmış kömürle beslenen bir yakıcı türü. Siklon yakıcılara verilecek kömür 1450°C sıcaklıktaki kül viskozitesinin 250 Poise veya daha düşük; demir, pirit içeriklerinin düşük olması gerekir. Bu sistemler uçucu kül tutma konusundaki esnekliği ve kırma-öğütme giderleri açısından, toz kömür yakan diğer yakıcılara karşı üstünlük sağlarlar. Bu sistemlerin boyutları da göreceli olarak daha küçüktür.
SİLEKS,
Amorf, yoğun, sedefsel kırılışlı kalsedon. Rengi sincabi, sarı, esmer, beyaz veya karadır. Ekseriya tortul kayaçlar arasında (kretase, neojen) boynuza benzeyen sıralanmış bir tarzda bulunur.Bu türüne boynuz taşı denir. Bunlar sular içinde erimiş silis haline giren sünger ve diyatome gibi organik artıkların kayaçlar arasında topaklar halinde birleşmesinden meydana gelir.
Vurmakla ince uzun ve keskin bir şekilde kırılan, çakmakla ateş çıkaran sincabi renkli silekslere çakmaktaşı, sileksin kara renklisine ftanit, silisli suların etkisi ile taş halini almış ağaç kütüklerine de silisli ağaç denir.
SİLİKON BRONZU,
İçerisinde % 95-96 bakır, % 4-5 kalay ve iz elementi olarak silikon bulunan bakır alaşımı. Silikon bronzu telgraf ve telefon teli imalinde kullanılır.
SİLİKON ÇELİĞİ,
% 2,75-3 Si ihtiva eden çelik. Çeliğin bünyesine Si olarak girer. Elektrik direnci fazla bir çeliktir.
SİLİNDİRİK ELEK ,
—>Konik elek.
SİLME KAPASİTE,
Bir kamyonun doldurma hacmini gösteren, yan kapaklar üzerinden geçen bir düzlem ile kasa tabanı arasındaki boşluğun bir hacim birimi ile ifadesi. —> Havaleli kapasite.
SİLO,
1) Madenin nakil araçlarına sistemli bir şekilde verilmesi, sürekli bir çalışmanın sağlanması ve madenin stoklanması için kurulan kapalı depolama tesisleri. 2) Depo. 3) Bunker.
SİLO KAPAK DÜZENLERİ,
Yeraltı yükleme yerlerinde siloya doldurulan madenin ocak arabalarına kontrollü olarak doldurulmasını sağlayan düzen. Silo kapaklarının kumanda yöntemi değişik türde yapılabilir. Bunlardan başlıcaları (a) Basınçlı hava ile çalışan ve alttan kapatılan, (b) Basınçlı hava ile çalışan ve üstten kapatılan, (c) Desansör altlarında kullanılan ve basınçlı hava ile ön taraftan kapatılan (—> Şekil) kapaklardır. Sözkonusu kapaklar; basınçlı, havalı pistonlar yerine elektro hidrolik pistonlar kullanılarak da çalıştırılabilir.
SİMETRİ DÜZLEMİ,
Mineralojide kristalli iki simetrik kısma ayıran düzlem. —> Kristal.
SİMETRİ EKSENİ,
Mineralojide, kristallerin içinden geçtiği varsayılan eksen. Kristal bu eksen etrafında 360½’nin tam küsurları kadar (90½-60½ gibi) döndürülecek olursa kristalin iki veya daha fazla açısı ile kenar veya yüzeyleri birbirlerine tamamiyle uyumlu olur. —> Kristal.
SİMETRİ MERKEZİ,
Mineralojide kristalin aynı özellikleri taşıyan karşılıklı noktaları birleştiren doğru parçalarının kesişme noktası. Simetri merkezi kristalin geometrik merkez noktası olabilmekle beraber geometrik merkez daima simetri merkezi değildir. —> Kristal.
SİMPSON FORMÜLÜ,
Daha ziyade toprak yığını ve kanal gibi hacimlerin hesaplanmasında kullanılan formül. Kitle hesaplarının yapılabilmesi için kitlenin oluşturduğu hacmin birbirine paralel kesitleri çıkartılır. İlk ve son kesit alanlarının birbirine olan büyüklüğü çok farklı olduğu durumlarda Simpson formülü tercih edilir. Bu usül gayri muntazam bir arazi parçası alanının hesaplanmasında da kullanılır.
SİNCAP KAFESLİ MOTOR,
Yuvarlak bir çelik çekirdek üzerine sıkıca oturtulan ve ankoşlar içinde kalan bakır veya alüminyum çubukların oluşturduğu asenkron motoru rotorunu haiz elektrik motoru. Çubukların her iki ucu da yüksek iletkenliği olan kalın bir halkaya kaynak yapılmıştır. Bu bileşik yapıya “ sincap kafesi “ böyle bir rotoru olan motora da “ sincap kafesli asenkron motor “ denir.—> Senkron motor.
SİNGENETİK MADEN YATAĞI,
1) Kendini çevreleyen kayaçla birlikte teşekkül etmiş olan maden yatağı (kömür oluşumu). 2) Magmanın terkibinden ayrılarak magma ile birlikte teşekkül etmiş maden yatağı.
SİNTER,
1) Soğuk veya sıcak su kaynaklarında kimyasal sedimanların yataklanması. Misal olarak silisli sinterlere geyserit ve fluorit, kalkerli sinterlere kireçtaşı, tüf, traverten ve oniks mermerler gösterilebilir. 2) Maden tozlarının ısı etkisine maruz bırakılması.

SİNTER DOLOMİT, —> Dolomit.
SİNTERLEME,
1) Sıcaklık etkisi altında ince tanelerin biraraya gelerek aglomerasyonunu sağlama (ergimeden birbirine bağlanması) işlemi. 2) Yüksek sıcaklıkta CO2’nin uçurulması.
SİNTER MANYEZİT,
1)1000½C civarında ısıtıldığı zaman bünyesindeki CO2’i tamamen kaybeden ve MgO haline dönüşen, kalsine manyezitin sıcaklığının 1700½C’a çıkarılması ve bir süre bu sıcaklıkta pişmeye devam edilmesi suretiyle, elde edilen ürün. 1700½C’da sağlam yapılı kübik “Periklas” kristallerine dönüşen bu ürün, neme karşı dayanıklı ve refrakter malzemenin ana unsurudur. 2) Yanmış manyezit.
SİNTER SERAMİKLER,
—> Geçirimsiz seramik ürünler.
SİNÜS ALAN HESABI,
Taşınmazların alan hesabında kullanılan yöntem. Arazi parçalarının üçgenlere ayrılmasından sonra, bir kenarı ve o kenara bağlı iki açısı ölçülmüş ise üçgenin alanının iki katı (2F) Sinüs teoremi kullanılarak hesaplanır.

a2.Sin B.Sin C b2.Sin A.Sin C
2F
= ––––––––––––––– = ––––––––––––––– =
Sin (B+C) Sin (A+C)
c2 Sin A . Sin B
= –––––––––––––––
Sin (A+B)

Formülde a,b ve c üçgen kenarları, A,B ve C de açılarıdır.
SİRAYETLE ATEŞLEME,
Zamanın çok kısıtlı olması ve usulüne uygun bir ateşleme yapılmasına imkan olmayan hallerde birçok ayrı patlayıcı madde gruplarına kapsül takılıp, belirli aralıklarla (50-100 cm) yerleştirilip bunlardan birinin ateşlenmesi ile diğerlerinin de patlamasının sağlanması. Sirayetle ateşlemede patlayıcı maddeye yerleştirilmiş kapsüllerin açık ağızları ilk patlatma yapılacak patlayıcı maddeye yöneltilir. —> Ateşleme.
SİREN, —> Canavar düdüğü.
SİS,
Maddenin gaz halden sıvı hale geçmesi veya suda çözülmesi veya pülverizasyon, köpürme ve sıçrama gibi nedenlerle mekaniksel olarak dağıtılması sırasında havada meydana gelen damlacıklar.
SİS FİSKETESİ,
Ateşlemeden sonra savrulan tozun çöktürülmesi için sis zonu teşkilinde kullanılan ve basınçlı hava yardımıyla oluşturulan düzenin su püskürtme elemanı.
SİSMİK ARAMA METODU,
Yapay bir infilakle yaratılan elastik titreşimlerin arz kabuğunu teşkil eden farklı formasyonlar içinde farklı hızla yayılmalarının ölçülmesi suretiyle formasyonun tanınmasına yarayan jeofizik maden arama metodu (refraksiyon-kırılma sismiği). Sun’i olarak yaratılan elastik titreşimler ayrıca farklı elastik özelliğe sahip formasyon-ların sınır yüzeylerinden yansıyarak (reflek-siyon-yansıma sismiği) ayna prensiplerine göre geri dönerler; böylece formasyonun yeryüzünden derinliği ve konumu saptanmış olur.
SİSMOGRAF,
1) Zelzele veya herhangi bir etki ile yerin titreşimini ölçen ve kaydeden cihaz. 2) Depremyazar. 3) Sismik ölçü alımında özel yazıcı cihazlarla kaydedilen ve sonraki değerlen-dirmelere esas olan titreşim grafiği.
SİSMOLOJİ,
—> Deprem bilim.
SİSMOMETRE ,
1) Sismik uyarıları alarak tesbit eden aygıt. 2) Dedektör.
SİSTEM,
Seriden daha kapsamlı stratigrafik birim.
SİSTEMATİK TOPUK VE AYKIRI AÇIKAYAK İŞLETME METODU,
Düz veya az yatımlı, sabit tenörlü, rezervi fazla, tavan taşı ve cevheri sağlam maden yataklarında tatbik edilen, muntazam bacalar sürülerek bunları belirli aralıklarla birleştirmek suretiyle, geometrik şekilde topuklar bırakmak esasına dayanan, tahkimat kullanılmayan yeraltı (üretim) işletme metodu. Bu usülde topuklar terk edilecekse sürülen aykırılar topuğa nazaran daha geniş; topuklar alınacaksa baca ve aykırılar topuğa nazaran daha dar olarak sürülür. Sistematik topuk ve aykırı açıkayak metodu, geniş ve muntazam maden yataklarında bilhassa iyi netice verdiğinden kömür madenciliğinde de uygulanabilir.
SİTRİN
, —>Kuars.
SİVRİÇ,
1) Demir veya çelikten imal edilmiş 2-2,5 m uzunluğunda bir çubuk olup, ateşlemeden sonra yere düşmeyip askıda kalan parçaları (kavlakları) veya emniyet bakımından tavan kontrolunda tesbit edilen kavlakları düşürmeye ve direkdibi açmaya yarayan gereç. 2) Süngü. 3) Küskü (bir ucu sivri, bir ucu yassı). Çatal küskü (bir ucu sivri, bir ucu çatallı). 4) Manivela.
SİVRİ VARYOZ,
—> Varyoz.
SİYAH BAKIR,
Arıtılmamış bakır.
SİYANİD PROSESİ,
Altının ince kırılmış cevher, konsantre ve artıktan; seyreltilmiş potasyum siyanid vasıtası ile elde edilmesi metodu. Bu proseste altın, eriyikte çözülür ve üst kısımda ****lik çinko veya diğer ****ller toplanır.
SİYANÜR,
Canlıların yaşaması için elzem maddeler olan, karbon ve azot’un birleşmesi sonucu ortaya çıkan,bir değerli siyanür grubu (CN) içeren kimyasal bileşiklerin ortak adı. (Na CN) gibi inorganik siyanürlerde bu grup eksi yüklü siyanür halinde bulunur. Hidrosiyanik asidin tuzları olarak kabul edilen bu bileşikler çok zehirlidir.
Çoğunlukla nitriller olarak bilinen organik siyanürlerde ise; siyanür grubu, örneğin metil siyanürdeki (asetonitril) metil (CH3) gibi karbon içeren bir gruba ortaklaşım bağıyla bağlıdır. Kimyasal bileşimi CN olarak tanınan bu kimyasal, kontrolsuz koşullarda, özellikle asidik ortamlarda, sudaki hidrojen ile birleşirse yüksek dozlarda vücuda solunum yolu ile alındığında çok zehirli özellik gösteren siyanojen (HCN) gazı oluşturur. Siyanür kimyasalları altın ve gümüş üretiminin yanısıra sanayide özellikle ****l kaplamacılık ve kuyumculukta yüzey temizleme ve değerli ****lleri tutmakta kullanılmaktadır. Siyanür tuzları (genellikle potasyum sodyum siyanür KCN, Na CN) uygun kimyasal denetimler altında atölyelerde dahi kullanılmaktadır. Sulu ortamlarda bulunan siyanürlü bileşikler, suyun alkaliliği kireçle yükseltildiğinde, herhangi bir sorun yaratmamaktadır. —> Siyanür, Siyanür liçi, Liç, Liçing.
Her konsantrasyondaki siyanür güneş ışığı altında veya toprakta kısa sürede kendini oluşturan karbon ve azot bileşenlerine bozulabilmektedir.
SİYANÜR BOZUNDURMA PROSESLERİ,
Altın’ı cevherden çözümleyerek almak için aracı kimyasal madde olarak kullanılan ve atık su içine serbest veya demir, çinko ve bakır tuzu olarak geçen siyanürün daha sonra arıtma prosesleri kullanılarak bozundurulması veya çözülmeyen duraylı bileşikler oluşturmak suretiyle zararsız hale getirilmesi işlemleri.
Bu prosesler de;
- Hidrojen Peroksit Prosesi,— —> Şekil.
- INCO (SO2+Hava) Prosesi, —> Şekil.
- Alkali Klorlama Prosesi,
-
Asitleme
ve Siyanür,
- Biyolojik Ayırma Prosesi
şeklinde proseslerdir.
Siyanür arıtma proseslerinin amacı siyanür (CN) bileşiklerindeki karbon ve azot arasındaki kimyasal bağı bozmak veya siyanür anyonunu çok duraylı bir bileşik yapacak şekilde ****llere bağlamaktır. Dünyadaki altın madenlerinde bu arıtma prosesleri, cevher mineralojisine bağlı olarak, birbirini takip edecek şekilde beraberce de kullanılmakta olup atık su içindeki siyanür konsantrasyonu 1ppm (milyonda bir) ‘in altındaki düzeylere indirebilmektedir. —> Siyanür liç’i altın üretimi. Ayrıca maden işletmesi atıklarındaki siyanürü geri kazanmak için çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bunlardan sadece asitleştirme /buharlaştırma/nötürleştirme (AVR) tesis çapında kullanıma sahiptir.
SİYANÜR LİÇİ,
Düşük tenörlü altın ve gümüş cevherlerinin içinde gözle görülemeyecek kadar çok ince taneli bir şekilde bulunan altın ve gümüşün siyanürle çözümlenmesi prosesi.
Siyanür liçi ile cevherlerden altın ve gümüşün kazanılması, yüzyılı aşan bir süreden beri uygulanmaktadır. Bunun nedeni siyanür prosesinin kimyasal mekanizmasının iyi bilinmesi, çok ince taneli ve fakir cevherlere bile yüksek verimle uygulanabilmesidir.
Bununla birlikte siyanürün zehirli bir madde olması ve düşük çözündürme hızına sahip bulunması alternatif çözücülerin araştırılmasına sebep olmuştur. Bunlardan “Tiyoüre” CS (NH2)2 gerek hızlı liç yeteneği göstermesi ve gerekse zehirsiz bir madde olmasından dolayı “ Tiyoüre liçi“ yapmak suretiyle düşük tenörlü altın ve gümüş cevherlerinden altın ve gümüş elde etme imkânı üzerinde de çalışmalar yapılmaktadır. —> Liç, Liçing, Blok çözelti yöntemi. Siyanür.
Alıntı ile Cevapla
  #64  
Okunmamış 23-12-2007, 10:21 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

SİYANÜR LİÇİ VE ALTIN ÜRETİMİ, Oksijenli bazik ortamda (PH 10 ile 11 arası) 2Au+4CN+ 1/2 O2+H2O —> 2 Au (CN)-2+2OH- reaksiyonuvasitasıyla çok ince taneli öğütülmüş cevherde altının sıvı faza geçirilmesi işlemi.
Yukarıdaki temel reaksiyon değişmemekle beraber siyanürleme yoluyla altın ve gümüş üretiminde yığın liçi, havuz liçi ve karıştırma liç’i proseslerinden biri kullanılır.
Cevherlerdeki altını çözümlendirmek sıvı faza geçirmek için kullanılan siyanür tuzu genelde Na CN veya KCN olmaktadır. Siyanürle çözeltiye alınan altın, çinko ile çöktürme (Merril-Crowe Yöntemi) veya aktif karbonla absorblama (Carbon in Leach, Carbon-ın-Pulp) gibi yöntemlerle siyanürden ayrılarak kazanılmaktadır.
Altın madenciliğinde 1880’li yıllarda Avusturalyada geliştirilmiş bu yöntemle halen dünyadaki altın üretiminin % 80’inden fazlası gerçekleştirilmektedir.
—> Siyanür liçi, Siyanürleme işlemi, Siyanür, Siyanür bozundurma prosesleri, Liç, Liçing.
SİYANÜRLEME,
—> Siyanid prosesi.
SİYANÜRLEME İŞLEMİ,
Gümüş ve altın elde etmede, bunların cevherlerinin seyreltik sodyum siyanür veya potasyum siyanür çözeltisinde çözündürülmesi işlemi. Bu işleme MACARTUR-FORREST YÖNTEMİ de denir. Yöntem 1887 yılında İskoç kimyacılar John S. Mac ARTUR ile Robert W. ve William Forrest tarafından geliştirilmiştir.
İşlem üç aşamada oluşur. Önce ince öğütülmüş cevher siyanür çözeltisi ile temasa geçirilir, ardından katılar çözeltiden ayrılır ve son olarak da değerli ****ller çinko tozu ile çöktürme yoluyla çözeltiden ayrılır.—> Siyanür liçi.
SİYANÜRLEME İLE GÜMÜŞ ÜRETİMİ,
Cevherden doğrudan doğruya gümüş elde edilmesi için uygulanan en önemli yöntem. Ocaktan gelen cevher, boyut küçültme işlemlerinden sonra, liç tanklarına gönderilir ve içinde % 30 katı bulunan pulpa NaCN çözeltisi verilerek siyanürleme başlatılır. 48-78 saat kadar sonra Ag-mineralleri (CN) ile reaksiyona girerler ve gümüş iyonik halde sıvıya geçer. Ters akımlı dekantasyon sistemi ile tikinerlerde, gümüş yıkanır ve yıkanmış katı, atık barajına depolanmak üzere gönderilirken; tikiner üst taşıntısı, filtre edilip berraklaştırılır, hava alma kulelerinde oksijeni alınır, çinko tozu ile sementasyon işlemi gerçekleştirilir ve pres filtrelerde gümüş konsantre keki elde edilir. Konsantre içindeki gümüş % 50-80 civarındadır. Konsantre keki ergitme ve rafinasyon işlemleri için izabehaneye ve elektrolize gönderilir.
SK,
—> Seger piramitleri (seger kegel).
SKARN,
İsveç dilinde akan ışık hüzmesi anlamına gelen bir madencilik terimi. Tremolit, diyopsit, vollastonit gibi elyafımsı-çubuğumsu olanlarına ilaveten granat, vezüviyan, epidot vb. mineraller ihtiva eden kayaç. İçinde cevher mineralleri olarak hematit, manyetit, molibdenglanz ve çeşitli sülfitler bulunur. Bunun gibi kalkerli silikat kayaçları (sıcaklık yükselmesi ve magmatik-pnömatilitik faz uzantılarının kalkerlere, marnlara ve dolomite etkisiyle) kontakt maden yataklarında oluşur.
SKARN MİERALLER,
—> Skarn.
SKİP,
İhraç kuyusunda cevher veya taş taşımada kullanılan ve malzemenin içine doldurulup taşındığı özel kova.
SKİP NAKLİYATI,
Maden veya kayacın dökme olarak dik ve yarı dik kuyulardan skip denilen kova veya kafeslerle taşınması.
SKREYPER,
1) Bir vincin halatlarına bağlı olarak çalışan ve kazılmış malzemeyi sıyırarak yüklenecek yere çeken tertibat. Bunlar çift tanburlu tek makara veya üç tanburlu ve çift makaralı sistem olarak çalıştırılır. 2) Zemini karnındaki bıçakla kendi kendine sıyıran, yükleyen, taşıyan ve boşaltma yerinde de bıçak ağzını yukarıya çekmek suretiyle bir ağız teşkil ederek haznesindeki malzemeyi kendiliğinden boşaltan ağır iş makinası. Sert zeminlerde genellikle arkasında itici olarak bir dozer kullanılır. Kayalık zeminde çalışmaz veya sadece kazılmış malzemeyi taşır. 3) Küreyici.
SLARİ,
1) Amonyum nitrat ile karbon karışımının neme karşı hassasiyetini azaltmak için geliştirilmiş olan patlayıcı madde. Slari AN ile trinitrotoluol’un su içerisinde çamurlaştırıl-masından meydana gelir ve bu da keza mazotla karıştırılır. 2) Çamur ve ince çamur. —> Hidrojel.
SLEYT KÜKÜRT,
Özel patent ile hazırlanmış olan ve aktarmalarda tozlaşmayan bir tür parça kükürt. —> Pelet kükürt.
SLURRY,
—> Hidrojel, Slari.
SODA,
1) Sodyumun karbonatı (Na2 CO3). Mısırdaki soda göllerinin kıyılarında kristalize durumda bulunan sodaya —> Trona, Venezuela’da da Urao denmektedir. Renksiz olan soda kristali (Na2 Co3) suda çözünür. 2) Hidrat (Na2 CO3. IO H2O) büyük, saydam kristaller şeklindedir ve sıcaklıkla değişen, suda çözünürlük özelliği vardır; piyasada çamaşır sodası adını alır. Soda 18. asırda. —> Leblanc metoduyla yani sofra tuzunun sülfürik asitte ısıtılıp buradan elde edilen sodyum sulfatın kömür ve kalsiyum karbonatla pişirilmesi suretiyle döner fırında elde edilmiştir.—> Kalsinasyon olarak adlandırılan bu uygulama, kimya sanayiinin temelini oluşturmuştur. Daha sonra daha ekonomik bir üretim sağlayan Solvay metoduna geçilmiştir. Soda emay, temizlik, boya, ve ağartma işlerinde; cam, sabun ve sodyum tuzlarının imâlinde kullanılır. 3) Soda suyunun kısaltılmışı; su, şeker, bazı doğal bitkisel aromatik madde özütlerinin karıştırılmasıyla elde edilen içit. 4) Maden suyuna sodyum bikarbonat veya karbondioksit katılarak elde edilen ve susuzluğu gidermenin yanında hazmı da kolaylaştıran içme suyu veya maden suyu sodası.
SODA KÜLÜ,
Kimyasal formülü Na2 CO3 olan; doğal olarak—>Trona cevherinden; sentetik olarak amonyak soda prosesi, solvay prosesi ve kireç soda prosesleri ile elde edilen, beyaz, kristalin, kuvvetli alkalin reaksiyonla higroskopik olan bir toz. Soda külü cam sanayiinde, çeşitli madde üretimi için kimya sanayiinde,deterjan sanayiinde, tekstil sanayiinde vb. kullanılır. Cam endüstrisi dünya soda külü tüketiminde yaklaşık % 46’lık bir pay alır. Bunu % 21 gibi bir oranla kimya sanayii takip eder. Cam üretiminde her 1 ton cam üretimi için yaklaşık 200 kg ağır soda külü tüketilir. Soda külü farklı iki yoğunlukta, —> Hafif soda külü ve, —> Ağır soda külü olarak satılır. Soda külü iki standarda göre pazarlanır. Bunlar a- ASTM (American Society for Testing and Materials) Designation D 458-74. b-BS (British Standard) 3674:1963 “Specification for Sodium Carbonate.“ ASTM’ye göre, Na2 CO3 oranı en az % 96,16 olmalıdır. BS’e göre soda külü içinde Na2O oranı % 57,25 den az, Fe2 O3 oranı %0,005 den fazla olmamalıdır.
SOFBİT,
Yumuşak formasyon matkap ucu.
SOĞUK EMAY,
Duyar tabakası bikromatlı gomalak’ın alkoldeki çözeltisi olan, soğuk maden üzerine şekil çıkartma usulü.
SOĞUK DÖKME DEMİR,
—> Gri dökme demir.
SOĞUTMA KULESİ,
Enerji santrallarında türbinden çıkan çürük buharın ve kompresörlerde sıkışan havanın soğutulması için kullanılan kondansörde ısınan suyun tekrar soğutularak devrettirilmesini sağlayan ve böylece bu gibi tesislerin soğutma suyu gereksinimini en aza indirmeye yarayan soğutma tesisi ünitesi.
SOĞUTMA SUYU,
—> Soğutma kulesi.
SOĞUTMA TESİSİ,
1) Kumlu, sulu ve akıcı arazide kuyu kazmak için arazinin suyunu dondurmak suretiyle kuyu kazı imkanını sağlamak için kurulan tesis. 2) Derin ve sıcak ocaklarda ocağa verilen havayı soğutarak vermeye yarayan tesis. 3) Klima cihazı.
SOKMA,
İstihsal edilebilecek olan maden formasyonu arasına girmiş, istenmeyen tabakalar veya formasyonlar.
SOKMA KAMA,
—> Sürme kama.
SOLÜBİLİTE,
1) Birim miktar çözelti ya da çözücü (solvent) içinde belli sıcaklık ve basınçla çözülebilen madde miktarı. 2) Çözünürlük.
SOLÜSYON MADENCİLİĞİ,
Tuz, soda, kükürt ve bazı kaolinlerin klasik metotlarla üretimi zorsa veya ekonomik değilse, maden yatağına kadar sondajla inip kuyuyu uygun şekilde borulamak, su vermek veya sulu bir seviyeden su almasını temin etmekle madenin erimesi sağlanarak basınçlı hava ile eriyiğin yeryüzüne çıkarılması suretiyle uygulanan üretim metodu.
SOLVAY YÖNTEMİ,
Sentetik —> Soda külü üretim yöntmlerinden biri. Bu yöntemde hammadde olarak tuz ve kireç taşı kullanılır. Sodyum klorür çözeltisi (brine) amonyak ve CO2 ile doygunlaştırılarak amonyumbikarbonat elde edilir. Amonyum bikarbonat da tuz ile reaksiyona girerek sodyum bikarbonat (NaHCO3) ve amonyum klorür (NH4 Cl) üretilir. Sodyum bikarbonatın 177-218°C de kalsinasyonu ile —> Hafif Soda Külü elde edilir. Amonyum klorür içeren sıvı amonyağın geri kazanılması için kireç ile reaksiyona sokulur. Bu arada ara ürün olarak kalsiyum klorür elde edilir. —> Ağır Soda Külü üretimi hafif soda külü’nün sulandırılması ile sağlanır. Bunun sonucunda daha iri sodyum karbonat monohidrat kristalleri elde edilir. Kurutma işleminden sonra ağır soda üretilmiş olur. —> Soda Külü.
Solvay
yönteminde 1 ton sentetik soda külü üretmek için; 2,8 ton buhar, 1,7 ton tuz, 1,4 ton kireçtaşı, 0,6 ton kömür (kazanlar için), 0,2 ton kömür (kurutucular için) gerekir. Solvay yönetiminin problemi, yüksek konsantrasyonlarda kalsiyum klorür ve sodyum klorür içeren atıkların oluşmasıdır.—> AC yöntemi.
SOMUN,
Civatanın
ucuna takılan, içine cıvatanın dişlerine uygun diş (yiv) açılmış başlık.
SONDAJ,
Yeraltındaki formasyonları ve maden yatağını tanımak için yapılan delme işlemi. Bunun için özel sondaj makinaları kullanılır ve bunlarla yeraltından karot denilen numuneler veya medimanlar (yeraltındaki kayaların kıymık veya kırıntıları) yerüstüne çıkarılır.
SONDAJ AKIŞKANLARI,
Sondaj talaşlarını ve kırıntılarını taşımak, matkabı soğutmak, deliğin göçmesini önlemek, formasyon basınçlarını kontrol etmek amacı ile kullanılan sondaj çamuru, su, hava veya köpük.
SONDAJ BORUSU,
1) —> Tij. 2) Sondaj muhafaza borusu.
SONDAJDA BASKI,
—> Baskı kuvveti.
SONDAJ ÇAMURU,
Su içine genellikle bentonit katılarak elde edilen yoğunluk, su kaybı, viskozite, jel kuvveti ve katı madde yüzdesi ile tanımlanan sondaj akışkanı. Diğer çamur yapıcıları atapulgit, sepiolit ve krizotil-asbesttir. Köpük, zayıf formasyonların ve düşük petrollü zonların sondajında kullanılır.
SONDAJ ÇİMENTOLAMASI,
Sondaj kuyusuna indirilen koruma boruları ile delik kenarı arasındaki açıklığın doldurulup dizinin stabil hale getirilmesinde, su ve tuzlu su içeren formasyonların tıkanmasında, çamur kaçaklarının önlenmesinde ve sondaj deliği dibinin doldurulmasında kullanılan su ve çimento karışımı kullanılarak yapılan işlem.
SONDAJ DELME HIZI,
Sondaj makinesi ile birim zamanda yapılan ilerleme (delme) miktarı. Bu hız (m/h) veya (m/gün) olarak ifade edilir. Ayrıca net ilerleme, ortalama net ilerleme, brüt ilerleme ve toplam ilerleme olarak tanımlanır.
(V) Sondaj delme hızı, (K) kayaç delinebilirlik katsayısı, (W) Matkaba verilen yük, (R) Matkap devir sayısı ve (d) kuyu çapı gibi faktörlere bağlı olarak
KxR0,5xW
V=–––––––––––– formülü ile de hesaplanabilir.
d
SONDAJ KULESİ ,
Sondaj takımlarının kuyuya indirilip çekilmesi, muhafaza borularının indirilmesi veya çakılması, kuyuda tahlisiye işlemlerinin gerçekleştirilmesi v.b. işlerin yapılmasını sağlayan beton ve çelik temel üzerine monte edilmiş veya uygun bir araca bindirilmiş ağaçtan veya çelikten özel şekilde imal edilmiş kule. Petrol sondaj kulesi API ve DIN standartlarına göre normlandırılmıştır. Kuleler makine kapasitesine göre onlarca veya yüzlerce ton yükü taşıyabilecek şekilde imal edilirler. Kule, tepesinde çeşitli operasyonlar için kullanılan vinç makaraları (krown-block) ve balkonla donatılmıştır. En çok kullanılan kule tipleri,
1- Tek bacak kule (Single pole mast)
2- İki bacak kule (Jack - knife mast)
3- Üç bacak kule (Tri - poldmast)
4- Dört bacak kule (Four pole mast)
5- Kafes tipi kule (Box type mast)
6- Teleskopik kule (Telescopie type mast) dir.
Sondaj kulesi makinenin üzerine monte edilmiş olabileceği gibi, ayrı ünite şeklinde taşınarak sondaj yapılacak yerde makine üzerine kurulabilir. Seçilecek olan kule tipi, sondaj makinesinin montaj özelliklerine ve derinlik kapasitesine göre değişir ve derinlik kapasitesine göre en az 1,5 emniyet katsayısı ile imal edilirler. —> Kule.
SONDAJLI İŞLETME METODU,
Yeraltında bulunan, petrolü artezyen tazyikinden yararlanılarak veya pompa ile, tuzu su pompalayarak eritmek, kükürdü de sıcak su pompalayarak ergimiş hale getirmek, bazı madenleri yerinde liçinge tabi tutmak ve kömür damarlarını gazlaştırmak suretiyle üretime almak için sondajlardan yararlanılarak uygulanan (üretim) işletme metodu. Denizlerde ve göllerde ayaklar üstüne kurulan platformlardan da yararlanılarak deniz dibinden sondaj yapılmak suretiyle de petrol havzaları işletilmektedir (On-shore, Off-shore drilling), —> Solüsyon madenciliği. Fraş metodu.
SONDAJ METOTLARI,
Sondajların amaçlarına, derinliklerine, matkapların çalışma şekline, kullandıkları devridaim maddesine, bu maddenin devridaim yönüne, kuyu çaplarına, kuyu istikametine, kuyudan alınacak numunenin cinsine, kullanılan özel takımlara, kuvvetin nakil şekline göre sınıflandırılmaları. (1) Amaçlarına göre; prospeksiyon, arama, stratigrafik istikşaf, jeolojik etüd, sismik, kuyu açmaya yardımcı; maden ocaklarında havalandırma, nakliye, kablo-, boru nakli; —> Temel, Petrol, Maden işletme, Jeotermal sondajları. (2) Derinliklerine göre; sığ, derin, çok derin. (3) Matkapların çalışma şekline göre; —> Döner (rotari), Darbeli, Döner (rotari)-darbeli, Dövmeli (down the hole), Halatlı dövmeli, (4) Kullandıkları devridaim maddesine göre; sulu, çamurlu, ağır çamurlu, havalı, kuru. (5) Devridaim maddesinin yönüne göre; normal sirkülasyonlu; —> Ters sirkülasyonlu, (6) Kuyu çaplarına göre; dar çaplı, geniş çaplı, çok geniş çaplı. (7) Kuyu istikametine göre; düşey, eyik, başyukarı, başyukarı-eyik, —> Yönlendirilmiş (saptırılmış), (8) Kuyudan alınacak numunenin cinsine göre; karotsuz (sedimanlı), karotlu, karotsuz-karotlu, toz (kırıntı). (9) Kullanılan özel takımlara göre; kablolu, elmaslı, vayrlaynlı, turbinli. (10) Kuvvetin nakil şekline göre; elle, makineyle, morsetli, döner (rotari) tablalı, vibrasyonlu, yüksek sıcaklıkta eritme; şeklinde sondajlar sınıflandırılabilir. Yapılacak işe en uygun sondaj metodu bu sınıflandırma içinden seçilir. —> Tablo s. 349.
SONDAJ SAPMASI,
—> Sapma.
SONDAJ SAPTIRMA KAMASI,
1) Sondajı istenen bir yöne saptırmak için sondaj kuyusunun dibine yerleştirilen, saptırma yönüne doğru eyik ve oyuk bir yüzeyi olan uzun, ince çelik kama. 2) Whipstock.
SONDÖR,
1) Sondaj makinesi yanında vasıfsız işçi olarak çalıştırılmaya başlatılıp yetiştirilen; sırasıyla anahtarcı, derikmen, sondör muavini derecelerinden sonra kendisine müstakil makine idaresi emanet edilerek vinç başına geçirilen vasıflı işçi. 2) Orta öğretim kademesinden sonra sondörlük kursuna tabi tutularak yetiştirilip sondör muavini yapılan; tecrübeli bir sondör yanında yetiştirilerek kendisine müstakil makine kullanma becerisi kazandırılan teknisyen. 3) Sondaj makinesi operatörü. 4) Bir sondaj makinesini makine tekniğine uygun olarak kullanıp bir sondaj kuyusunu ilk metresinden son metresine kadar, her derinlikte açan, donatan, işleten, gerekli numuneleri alan, sondaj makinesi çevresindeki ekibi çalıştırıp yöneten vasıflı eleman.
Vardiya usulü çalışan bir sondaj kulesinde bütün vardiyaların sorumluluğunu taşıyan ve vardiyaların ahenkli çalışmasını sağlayan sondöre başsondör; sondaj işyerini de birlikte yönetebilen sondöre sondaj amiri (tulpuşer) denir.
SONDÖR ELDİVENİ,
Sondajda çalışan personelin ellerini her türlü etkiden bilhassa sondaj halatının kopan ince tellerinden koruyan deri eldiven.
SONSUZ HALAT İLE NAKLİYAT,
Bir taraftan herhangi bir enerji kaynağı ile harekete geçirilen tahrik tertibatını haiz bir sürtünme tamburu, diğer tarafta bir dönüş makarası ve üzerinde tutucu tırnaklar bulunan halatın, tamburun çalışması ile sonsuz hareket kazanmasını sağlayan sistem. Çift raylı ocak arabası nakliyat sisteminde dolular ileri doğru sürülürken boşları aksi istikametten gelir. Böyle bir sistemde halat yerine zincir de kullanılabilir.
SONSUZ HALATLI ÇEKME DÜZENİ,
Kesintisiz bir halatla karşılıklı iki uçtaki kasnaklar yardımı ile hareket ettirilen, dolu ve boş arabaları karşıt yönlerde ve aynı anda taşıma düzeni.
SOSYAL GÜVENLİK,
Mesleki, fizyolojik ve sosyo-ekonomik nitelikteki risklere karşı fertleri korumak ve bu risklerden doğan zararları gidermeyi amaçlayan sistem.
SOYULMUŞ ÇUBUKLAR,
—> Uzun hadde ürünleri.
SÖKÜM,
Ocakta terkedilecek yerlerdeki tahkimat malzemesinin bulundukları yerlerden kurtarılması işi. Bu işi yapmak için kullanılan araçlara söküm makinesi, tumba makinesi veya söküm vinci; söküm işini yapan işçilere de sökümcü denir.
Alıntı ile Cevapla
  #65  
Okunmamış 23-12-2007, 10:22 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

SÖKÜMCÜ, —> Söküm.
SÖKÜM MAKİNESİ,
—> Söküm.
SÖKÜM VİNCİ,
—> Söküm.
SÖLESTİN (Sr SO4),
Bünyesinde % 56,4 SrO içeren; sertliği 3-3,5; özgül ağırlığı 3,97 gr/cm3; çizgi rengi beyaz; camsı bir parlaklığa sahip, renksiz-mavimsi beyaz, beyaz, mavi, bazen kırmızımsı, şeffaf, yarı-şeffaf bir mineral. Yaygın olarak sedimenter kayaçlarda özellikle dolomitlerdeki boşlukların çeperlerinde, anhidrit ile birlikte evaporit çökellerde, hidrotermal damarlarda, nadiren bazik magmatik kayaçlarda oluşur ve genel olarak sölestin damarlarda, kireçtaşı, dolomit, marn ve jips gibi minerallerle birlikte bulunur. —> Stronsiyum.
Sölestinden
elde edilen stronsiyum karbonat (SrCO3), televizyon tüpü üretiminde, ferrit çubuk yapımında, piroteknikte, hafif fişek ve ışıklı sinyal sistemlerinde, çinkonun elektrolitik yoldan üretilmesinde, renkli televizyonların x- ışını tehlikesini azaltan filtrelerin yapımında kullanılır. Dünyada üretilen stronsiyumun % 40 kadarı televizyon tüpü üretiminde, % 25 kadarı elektronik sanayiinde, % 25 kadarı piro****lurjide, % 5 kadarı da ****lurji rafinasyonunda tüketilir.
Cam ve elektrik sanayiinde kullanılan stronsiyum karbonatin özellikleri s. 350’deki cetvelde gösterilmiştir.
Ingiltere’de
pazarlanan sölestinde aranan kimyasal analiz ise şöyledir:
SrSO4 en az % 95, BaSO4 en çok %2, silis en çok %2, kireç en çok % 0,5, Fe2O3 en çok % 0,5.
Genel olarak denilebilir ki, ticari işlem gören sölestinde SrSO4 oranı %90ile %97 arasında değişir.
SÖMİKOK,
Taşkömürünün kok fırınlarında 950½C civarında damıtılması sonunda geri kalan, % 10-15 civarında uçucu madde ihtiva eden, antrasit ayarında kok.
SÖNMEMİŞ KİREÇ,
—> Kireç.
SÖZLEŞME,
Mukavele, akit. İki veya daha çok kişinin bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek ve ortadan kaldırmak amacı ile karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanları ile yaptıkları hukuki işlem.
SPG,
—> Sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG).
SPİNEL,
Gemolojik
karakteri olan AB2O4 benzeri kimyasal bir bileşim gösteren izometrik kristal. A = Mg, Fe++, Zn, Mn++ ve Ni; B = Al, Fe++, Mn++ ve Cr olabilir. —> Gem.
SPİNEL ZIMPARA ,
—>Zımpara.
SPİRAL AYIRICILAR,
0,1-3 mm arasında tane büyüklüğündeki kömürleri, Reichert tarafından geliştirilen en az 10-12 dönümlü olan; 8’li veya 16’lı bataryalar halinde kullanılan ayırıcı. Bu ayırıcılar Humprey spiralinin mineral endüstrisinde uygulamaya başlamasından sonra poliüretan ve cam elyafın kullanımı ile spiral tasarımında gelişmeler sağlanmıştır. Çapları 70-100 cm arasında değişen bir spiral ile 2-4,5 t/h arasında kömür yıkamak mümkün olmaktadır. Bu ayırıcı, tabaka halinde akan malzemenin, sabit bir yüzeyde ve akışkan bir ortamda özgül ağırlık farklarına göre zenginleştirilmesi esasına dayanır. —> Kömür yıkama yöntemleri.
SPİRAL SİSTEM,
Bir açık işletmede, yolun çevreyi dolaşarak tabana inmesi şeklinde planlanan taşıma sistemi. Yeraltı işletmelerinde de kuyu, vinç veya bant başyukarısı yerine spiral şeklinde açılan galeri sistemiyle lastik tekerlekli araçlardan yararlanılarak cevher ve ocak taşımacılığı da yapılır.
SPİRAL TAŞIYICI,
Oluk veya boru içerisine yerleştirilmiş bir spiralin dönmesi suretiyle, katı maddeleri taşıyan ünite. —> Helisel boru nakliyatı, Helisel (spiral) burgu.
SPİRAL TULUMBA,
Spiral şeklinde bükülmüş bir hortumun, daire şeklindeki bir tablanın üzerine spiralin merkezdeki ucu tablanın ekseninde diğer ucu da dairenin çevresinde yerleştirilmesi sonucu elde edilen tulumba. Tabla dairenin ekseni boyunca iki yatak üzerine oturtulur; daire çevresindeki ucu bir sıvı veya palp tankının içine dalacak şekilde yerleştirilip spiralin daire ekseni etrafında döndürülmesi suretiyle sıvı + hava karışımı çevreden alınıp daire merkezinden sevkedilir.
SPİTZKASTEN,
1) Genellikle cevher bulamacının içindeki şlamın veya suyun ayrılmasında kullanılan sivri ucu alta yönelik büyük piramit. Ebatları, bulamaç akımı istikametinde büyüyen bataryalar şeklinde kullanılmakta olup, tane ağırlığına göre cevher tanelerini sınıflandırmaya da yarar. Küçük boyutlu piramitlerin bir oluk içine seri halde yerleştirilmesi ile elde edilen bataryaya reo yıkayıcısı veya reolavör denir. 2) Konik ayırıcı.
SPONTANE YANGIN,
—> Kızışma.
STABİLAYZER,
1) Derin sondajlarda takım dizisinin arasına muntazam aralıklarla konan ve dönme esnasında takımın vibrasyonunu önleyen özel tij. 2) Elmaslı sondajlarda karotiyer iç gömleğinin vibrasyonunu önleyen özel parça.
Petrol sondajındaki stabilayzer, orta sert çelikten yapılmış boru şeklindeki bir çekirdek etrafına derin girintili çıkıntılı (6 ila 12 girinti-çıkıntı) şekilde vulkanize edilmiş kauçuk parça olup, takriben 4” 1/2’lik bir drill-pipe’ın basınç kaybına denk bir basınç kaybına sebep olur.
STADYA,
Topografik
ölçme için imal edilmiş alet dürbünlerinin gözleme (optik) eksenlerine dik olarak konulan ve birbirine dik olacak şekilde yerleştirilmiş kıl şebekesi düzeni. Stadyalar daire şeklinde bir halkaya birbirine dik gerilmiş ince iki madeni tel germek veya bunun yerine bir cam üzerine çizilmiş çok ince çizgilerden de yararlanarak yapılır.
STAMP,
Kuyu, kör kuyu, sondaj vb. yerlerde geçilmiş jeolojik formasyonları, yatım hakkında bilgi vermeksizin, bir ölçek dahilinde gösteren kesit.
STANDART HOBEL İŞLETMECİLİĞİ,
—> Hobel işletmeciliği.
STANDART KATOT BAKIRI,
Bakır muhtevası % 99,9’dan aşağı olmayan ve gümüş muhtevası da bakırdan sayılan elektrolitik bakır. —> Katot bakırı.
STANDART KUYU KAZI METODU,
Tabanında yapılan ateşlemeden sonra çıkan postası kürekle veya mekanik bir araçla kovaya yüklenip dışarı alındıktan sonra gerekirse muvakkat tahkimat yapılarak derinleştirilen ve belirli derinleştirmeden sonra ilerleme durdurularak beton veya tuğla ile daimi tahkimatı yapıldıktan sonra kazıya devam olunan; su geliri 2 m3/dk’ya kadar olan ve sağlam kayaçlarda uygulanan kuyu kazı usulü.
STANDART TOPOĞRAFİK HARİTA (ST),
Ülke pafta bölümleme sisteminde üretilen ve yükseklik bilgilerini içeren 1/5000 ölçekli pafta.
STANDART TOPOĞRAFİK KADASTRAL HARİTA (STK),
Kadastral bilgilerin bulunduğu standart topoğrafik harita.
STANDARTLAŞMA (Standardizasyon),
1) Sanayide isimlendirme, işaretleme, çeşitler, sayısal değerler, şekiller, boyutlar gibi çok sayıda zuhur eden hususların bir sisteme oturtulup basitleştirilmesi işlemi. Standartlaşmanın amacı; üretimin basitleştirilmesi, ucuzlatılması, çeşitlerinin ve stoklarının azaltılması, teslim süresinin kısaltılması, yedek parçaların birbirleri yerine ikamesinin sağlanması vb’dir. 2) Normlaşma. 3) Örnek ve temel olarak alma. Yeryüzünde uluslararası, ulusal, bölgesel ve branş içi etkisi olan çok çeşitli standartlar mevcuttur: DIN (Alman), (BS) İngiliz, GOST (Sovyetler Birliği), TSİ (Türkiye) standartlarının bazıları ülkelerinin dışında da tanınmaktadır. API (American Petroleum Institute) standartları petrol sondajları sanayiinde, DCDMA (Diamond Core Drill Manufacturers Association) maden sondajları sanayiinde yaygın ve geçerli standartlardır. Kimya sanayii içinde de bu sanayiye yön veren standartlar mevcuttur. Daha birçok ülkenin kendi etki alanı izinde uyguladığı, bu terim çerçevesine sığmayan, standartları mevcuttur. Ülkemiz standrdizasyon II. Beyazıt zamanında başladı. Kanunname-i İhtisabı Bursa (1502) fermanında bazı gıda maddeleri, dokuma, deri, kösele, ayakkabı, tarım araçları gibi şeylerin hammadde özellikleri, saflık derecesi, yapım usülleri, yapımın denetleme düzeni ilgililere duyuruldu. Cumhuriyet döneminde 1930’da Ticarette Hile ve Tağşişin Men-i ve İhracatın Murakabesi Kanunu, 1936’oa 3018 sayılı yasa çıkarıldı. Bu yasayla Standardizasyon Dairesi kurulmuş oldu. 1954 yılında Türk Standartları Enstitüsü kuruldu ve nihayet 1960’da 132 sayılı yasayla bugünkü statüye kavuşturuldu.
STANDART TİP GALERİ,
Tahkimat malzemesi ikmalinde, ilerleme için gerekli araç ve gerecin temininde, kullanılmasında vb. işlerde kolaylık sağlamak için boyutlar itibariyle standartlaştırılmış galeri.
Türkiye’de standartlaştırılmış galeri kesitleri şöyledir:
Kazı Kesitleri
Fay- Tahki- Made- Be-
dalı mat- ni tah ton
Kesiti sız m2 m2
Galeri tipi m2 m2
B5 5 5.5 6.8 7.8
B8 8 9 10.2 11.4
B10 10 11 12.5 13.75
Tip III 12 13.3 14.8 17.6
B14 14 15.5 17.3 20.5
Tip IIIA 16 17.8 19.7 22.4
B18 18 20 22.2 25.2
TipIV
21 23.3 25.9 29.4
STANDART TİP KALAY,
Rafine kalay muhtevası % 99,75 olup, ağırlıkları 12 kg’dan az veya 50 kg’dan çok olmayan külçe veya kütük kalay.
STARYA,
Navlun mukavelesi ile yük taşımağa bağlanan bir gemiye tanınan yükleme, boşaltma günleri sayısı. İstarya, ıstalya veya astarya olarak da kullanılır. Starya, geminin her bakımdan yükleme veya boşaltmaya hazır olduğunu bildiren hazırlık (ihbar) mektubunun kaptan tarafından kiracıya verilmesi ile başlar. Mukavelede tersine hüküm bulunmadığı, kiracı da bu günleri kullanmadığı takdirde pazar ve tatil günleri staryaya sayılmaz. Yükleme veya boşaltma günlerinin sayısı navlun sözleşmesiyle tesbit edilmiştir. Bu süre, yükün miktarına, limanda bu iş için kullanılan araç ve gereçlerin kapasitelerine ve dolayısıyla sağladıkları kolaylıklara göre değişir. Starya günleri, belirlenen hafta içi günler, havanın çalışmağa uygun olduğu günler, hava bakımından çalışmağa elverişli hafta içi günler gibi özellikleriyle belirtilir.
STATİK AĞIR ORTAM (AĞIR MAYİ) AYIRICILARI
, Ayırma hücresine akıtılan ağır mayi içine verilen malzemenin yoğunluğu ağır mayi yoğunluğundan az olanlarının ortamın tabii akışı ile veya taraklar yardımı ile ayrılması, batan kısımların da sistemden uzaklaştırılması prensibine dayanan zenginleştirme üniteleri.
Statik ağır ortam ayırıcıları derin ve sığ ayırıcılar olarak iki grup halinde toplanabilir. Bunlar arasında en önemli farklılık derin ayırıcılardan üç ürün almanın daha kolay olmasıdır. Sığ ağır ortam ayırıcılarında yoğunluk kontrolü çok önemlidir. Derin ağır ortam ayrıcılarında ise ağır ortamı sağlamak için kullanılan katı madde kayıpları fazla olabilmektedir. 6-300mm kömürler statik ayırıcılarla zenginleştirilebilirler.
Chance
kum konisi, Wemco konik ayırıcısı, Derin tromp ayırıcısı derin ayırıcıların; DSM ayırıcısı, Tromp ayırıcısı, Drewboy ayırıcısı, Teska ayırıcısı, Norwald ayırıcısı, Wemco Tambur ayırıcısı, ise; sığ ayırıcıların tipik örnekleridir. —> Ağır mayi ile ayırma, Ağır mayi, Kömür yıkama yöntemleri.
Alıntı ile Cevapla
  #66  
Okunmamış 23-12-2007, 10:22 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

STATİK DEPRESYON, Boru-, galeri-, ocak dışında ve içinde ölçülen statik basınçlar arasın-daki fark. Bu farka üfleyici havalandırmada “Kompresyon = p–pBar” veya “Statik Yukarı Basınç” emici havalandırma da “—> Depresyon = pBar – p” veya “Statik aşağı basınç” denir. —> Total depresyon.
STEATİT,
—> Sabun taşı.
STERLİNG SİLVER,
—> Gümüş.
STİBİN (Sb2S3),
En çok bulunan bir antimuan cevheri. Pirit, galen ve arsenik mineralleri ile birlikte nadiren de saf olarak bulunur. Düşük ısıda (100-200°C) epitermal yataklarında filonlarda teşekkül eder. Çelik grisi renginde ve parıltısı ****lik olup, sertlik derecesi 2, özgül ağırlığı 4,5 gr/cm3tur. Ekseriya bükük, eğri kristaller halinde bulunur. Antimuan matbaa harflerinde, kurşun, kalay ve diğer alaşımlarda kullanılır.
STİM,
1) Buhar. 2) —> Basınçlı hava.
STOCK,
Batolite
benzer ama ondan küçük intruzif kütle. Dairevi, eliptik yahut muntazam olmayan kesite sahip olup normal durumda, kenar cıdarları düşeye yakındır.
STOCK PILE,
1) Gemi nakliyatı aksadığında stok yerinde biriken maden. 2) Birikme. 3) Maden fiyatları aşırı ucuzladığında veya fiyatları makul seviyelerde tutmak için gerektiğinde satışa çıkarmak üzere madeni satmayıp stokta tutma şeklindeki satış politikasına verilen ad.
STOK,
İşletmenin normal faaliyet döneminde satılacak, tüketilecek veya faaliyetler içinde değişime uğrayacak maddi mallar.
STOKERLİ KAZANLAR,
—> Mekanik beslemeli ızgaralı yakıcılar.
STOKERLİ YAKICILAR,
—> Mekanik beslemeli ızgaralı yakıcılar.
STOKVERK,
Her istikamette, mineralize olmuş, ince çatlakları bulunan cevherleşmiş kayaç.
STOP,
—> İşaretleşme.
STRATİGRAFİ,
Jeolojik devirlerde tortul tabakaları meydana getiren çökellerin düzenli bir şekilde istiflenme durumunu inceleyen bilim dalı.
STRATİGRAFİK BİRİM,
Jeolojik zamanların belirli bir döneminde oluşmuş kayaç sisteminin bir parçası. Büyük birimlerden küçüğe doğru sistem, seri vb. olarak isimlendirilir.
STRASS,
En saf malzemeden oluşan ve yontulduğu zaman elmas görünüşü veren bir —> Kristal(2).
STRİPA PROSESİ,
Ağır ortamda +0,5 mm’ye kadar olan ağır minerallerin zenginleştirilme-sinde uygulanan bir metod. Bu proseste titreşimli bir tekne içerisine, tabandan basınçlı su verilmek suretiyle, cevherin tabana oturması önlenir. İlk kez İsveç demir cevheri konsantrasyonunda uygulanmıştır. Şimdiye kadar imal edilen en büyük “stripa” teknesi 6 m boyunda ve 1,25 m eninde olup kapasitesi 100-150 t/saat demir cevheridir (1996). —> Şekil.
STRİPPİNG ŞOVEL
,—> Aktarıcı kazıcı.
STRONSİYUM (Sr),
İskoçyanın “ Strontian” kurşun ocaklarında çıkarılan bir mineral içinde keşfedildiği için bu ismi alan, doğada karbonat (stronsiyanit-Sr CO3) ve sülfat (sölestin-SrSO4) şeklinde bulunan bir toprak alkali element. Stronsiyumun özgül ağırlığı 2,5gr/cm3 olup, 800°C de erir ve atom ağırlığı 87,63 dür. Stronsiyum hidroksit, şekeri melastan ayırmak için kullanılır ve şekerle çözünmeyen bir bırleşik meydana getirir. Stronsiyum, baryum karbonatla birleştirilerek, vakum lambalarının oksit katotlarının yapımında kullanılır; bu lambalarda stronsiyum regulatör rolü oynar.—> Sölestin.
ABD ve Japonya’da üretilen renkli TV tüplerinde yüksek voltajlar uygulandığından Sr kullanılmaktadır. Yüksek voltajda, daha çok x-ışını yayılımını, atom çapı geniş olan Ba ve Sr elementleri emebilmektedir ve belirli bir frekansta yayılan x-ışınları için stronsiyumun daha koruyucu olduğu düşünülmektedir. Avrupa’da daha düşük voltajlı renkli TV’ler üretilmekte ve genelde Ba kullanılmaktadır.
Stronsiyumun diğer bir kullanım alanı ferritlerdir. Ferritler otomotiv sanayiinde, demir cevheri seperatörlerinde, fotokopi makinalarında ve özel alaşımlarda kullanılmaktadır. Ayrıca aleve verdiği kırmızı renk dolayısıyla havai fişekler ve sinyal maddeleri üretiminde; cam, boya, ilaç sanayiinde; çinko elektrolizinde kullanılmaktadır. Genelde stronsiyum tüketimi stronsiyum karbonat şeklinde olmakta ve karbonata dönüşüm işlemi Almanya, ABD ve Japonya tarafından yapılmakta olup, bu ülkeler önemli sölestin ithalatçılarıdır.
Stronsiyum karbonatın %69 kadarı renkli TV tüpü, % 15 kadarı elektroseramik olarak, %3 kadarı çinko rafinasyonunda, %5 kadarı piroteknikte, %1 kadarı seramik ve cam endüstrisinde, % 3 kadarı havai fişek vb. imalatında kullanılır.
STRÜKTÜR,
1) Jeolojide, bir bölgenin jeolojik yapısını oluşturan kayaçların durumları, özellikleri ve varsa deformasyonlarını ifade eden kavram. 2) Petrografide, kayaç kitlesinin yataklanma, sürüklenme, birleşme, kırılma, kaynaşma gibi belirginliklerini açıklayan kavram. 3) Yapı. —> Tekstür, Doku.
STUP,
Cıva üretiminde ara ürün olarak elde edilen ve içinde ****lik cıva bulunan koyu gri veya siyah renkli çamur. Bu çamur, cıva buharının kükürt ve organik maddelerle birleşmesinden ve baca gazlarında mevcut toz, arsen ve antimon oksitleri vb. maddelerin toplanmasından oluşur. Stup sönmemiş kireç ilave edilerek, mekanik karıştırıcılarla karıştırılır ve böylece organik maddeler bağlanır. Ağırlığı dolayısıyla stuptan ayrılan ****lik cıva, deliklerden geçerek, hemen yakında olan hazneye akar.
SUB (Sab),
—> Redüksiyon.
SU ALTI İŞLETME,
Bir üretim katının altında teşkil edilen veya bir ayakta alt taban yolunun altında, ayağa ilave olarak çalışılan üretim yeri. Buralardan yapılan üretim üst kata nakledilir ve havalandırmaları da yukarıdan aşağıya doğrudur. Bu durum drenaj, suyun yukarıya pompalanması suretiyle yapılır.
SU AYIRICI,
Basınçlı havadan randımanlı bir şekilde yararlanmak için —> Basınçlı hava şebekesinin uygun yerlerine monte edilen düzen.
SU BARAJI,
—> Bekleme barajı.
SU BAŞLIĞI ,
1) Devridaim sıvısını pompanın basma hortumundan alıp, döner vaziyetteki tijlerin en üst noktasından tijlerin içine naklini sağlayan düzen. 2) Svivel. —> Şekil s. 356.
SU BUHARI (H2O),
Suyun ısı etkisiyle dönüştüğü renksiz ve kokusuz gaz hali. Ocak havasına karışan çeşitli gazlar arasında özellikle yoğunluğu 0,598 kg/m3 olan su buharı önemli rol oynar. Ocak havasındaki su buharı miktarı havanın basıncına ve ısı derecesine bağlıdır. —> Hava.
Doymuş hâlde su buharı içeren hava ısısının azalmasıyla, su buharı, sis ve nisbeten soğuk yüzeylerde damlacıklar halinde çöker.
Ocak havasında su buharının azlığı veya fazlalığı çalışanların iş kabiliyeti ve iş verimi üzerinde iyi ve kötü etkiler yaratmakta olduğundan ocağa verilen taze havanın mümkün olduğu kadar kuru hava olarak gönderilmesi gerekir. Buna karşılık ocak havasının kuruluğu veya kurutulması, kömür tozunun patlama imkân ve tehlikelerini artıracağından bu gibi ocaklarda durumun ayrıca göz önünde bulundurulması gerekir.
SU BORUSUNUN TAKOZA ALINMASI,
Basınç kaybının az olması ve kullanım ömrünün uzun olması için, açık ocak sularının drenajında kullanılan su borularının direksiz ve düzgün döşenebilmesini temin amacı ile boru bağlantı altlarının takoz ile beslenmesi.
SUYA DAYANIKLI JEL FİTİL,
(Water Gel Explosive), Detonasyon hızı 4500-5400 m/sn olan, 15 m veya daha uzun plastik tüplerde makaralara sarılı olarak satılan, bulamaç tipi bir —> Lineer patlayıcı fitil. Bileşimindeki okside edici tuzlar genellikle amonyum veya kalsiyum nitrat olabilir, alüminyum gilsonit ve yağlar yakıt maddesi olarak kullanılır. Duyarlılık, nitrat tuzları, organik aminler, alkollerin nitrat esterleri, perklorat tuzlar veya küçük alüminyum parçaları ile sağlanır. Raf ömrü üretici firmalar tarafından farklı olarak belirtilmekte ve 1 ile 5 yıl arasında değişmektedir —> (Şekil).
SU DÜZECİ,
Yeraltı ocaklarında, hassas yükseklik ölçmelerinde kullanılan hortumlu düzeç.
Hortumun boyu 25m, çapı 1cm civarındadır ve her iki ucunda mikrometre vidalı küçük şişeler bulunur. —> Şekil. Tesviye ruhu.
SU GAZI,
—> Jeneratör gazı.
SU JETİ,
Yüksek hızlı (50m/sn) su gücüne dayalı olarak işlev gören ve özel pompa sistemleri ile donatılmış ve granit de dahil bir çok kayacın üretilmesinde kullanılan mekanizasyon aşaması. Su jeti makineleri hemen hemen tüm endüstri ve mühendislik hizmetlerine girmiştir. Bir su jeti ünitesi; bir pompa ve buna bağlı pompa hortumları veya boruları; tij, basınçlı suyun çıktığı meme, kontrol panosu, basınçlı su, su devridaim ve temizleme kısımları ve yardımcı ünitelerden oluşur.
SU TERAZİSİ,
—> Tesfiye ruhu.
SUBATAN,
Karst çukurlarının tabanında veya yamaçlarının eteklerinde akarsuların yeraltına girerek kaybolduğu oyuklara verilen ad. Subatanlar “ Düden” veya “ Dolin” diye de adlandırılır. Bunlar genellikle geçirimsiz katmanların kalkerle kesiştiği bölgelerde yer alır.
Akasuların
taşıdığı tortulların subatanlarda birikmesi ve onları tıkaması, kapalı havzalarda göllenmelere neden olur. Alüvyonla kaplı karstik arazilerin ortasında bulunan subatanlarlarda tıkanmalara daha çok raslanır. Konyanın beyşehir ilçesindeki “ Suğla Gölü” bu duruma iyi bir örnektir.
SUBMARJİNAL POTANSİYEL,
—> Potansiyel.
SU ENJEKSİYONU,
1) Üretime alınan bir kömür damarında, üretim sonucunda oluşacak ince toz konsantrasyonunu azaltmak, kömürün kolay kazılmasını sağlamak ve —> Degajönlemi olarak yararlanmak için delinen sondaj deliklerine (180-270, 270-360, 360-450 atü) yüksek basınçlı su verme. Bu yöntem bir damardan başka bir damara su emdirme; derin emdirme (tabanda 20-50 m aralıkla ve 30-40 m boyunda, arında 12-20 m boyunda); orta emdirme (arında 6-12 m boyunda) ve ön emdirme (arında 2-6 m boyunda) şeklinde uygulanır. 2) Su emdirme.
SU FİSKETESİ,
Delik delme, galeri açma ve kömür kesme makinelerinin çalışması sırasında, ateşlemelerden sonra ve aktarma yerlerinde çıkan tozları bastırmak için kullanılan su püskürtmeye yarayan düzen. Su fisketeleri, ateşlemelerde kullanılan basınçlı havalı —> Sis fisketelerinden sonra, emici havalandırmada emiş borusunun içine ve diğer toz çıkan yerlerde galeri içinde uygun yerlere konur.
SUFLAN,
Üfleyen.
SUFLAN PERVANE,
1) —> Üfleyici. 2) Suflan.
SUGAZI,
Kızgın kömür üzerinden su buharı geçirilerek elde edilen gaz. Su gazı % 50 CO ve % 50 H2 ihtiva eder. Kalorifik değeri 2800 kcal/m3’dür. Su gazının içinde % 0,3 civarında CO2 de bulunur.
SU İHRACI,
Genel olarak ocak içine gelen suların dışarıya atılması işlemi. Kapalı işletmelerde bu iş için ana kuyu dibine veya yakınına özel havuzlar ve tulumba daireleri yapılarak su ihraç tesisleri kurulur. Su havuzu genellikle 24 saatlik su gelirini toplayacak hacimde yapılır ve tulumba kapasitesi ise havuzu 8 saatte boşaltabilecek debide seçilir.
SU KANALI,
1) Ocağa sızan suların toplanıp havuza akıtılmasını sağlamak üzere galeri tabanında yan veya ortada açılan arık. ––> Şekil. 2) Açık işletmelerde; yağmur sularının ocağa gelmesini önlemek amacıyla, en üst kotlarda ve arazide açılan, ocağı çevreleyen arık.
SU KOVASI,
—> Fonsaj kovası.
SULAMA KAMYONU,
Açık ocak nakil, servis ve ulaşım yollarının özellikle yaz aylarında toz oluşturmaması için sulanması işinde kullanılan özel tanker.
SULANDIRILMIŞ PATLAYICI MADDE ,
Gücü hafifletilmiş bir patlayıcı maddenin ticari ismi (Dilute explosive file). Bu patlayıcı maddenin infilak basıncının ihtiyaca göre 3-50 kbar arasında değiştirilebileceği, düşük infilak hızına sahip olduğu (2500 m/sn), daha uzun infilak süresinin bulunduğu ve duraylı yani raf ömrünün uzun olduğu ifade edilir.
SULARIN ASİDİTESİ,
Sularda serbest halde ulunan CO2, H2SO4, HCl, HBr gibi asit bileşiklerinin suya verdiği asit özelliği. Suların asit ve bazik özellikleri PH değeri ile ölçülür (PH 0-7 asidik, PH 7-14 bazik).
SULARIN SERTLİĞİ,
Suların içinde bulunan kalsiyum ve magnezyum iyonlarının miktarını belirleyen ölçü sistemi. Suda erimiş bütün anyonların ve dolayısı ile bunlarla birleşmiş olan katyonların verdiği sertliğe genel sertlik, CO3 anyonlarının verdiği sertliğe geçici sertlik, SO4 anyonlarının verdiği sertliğe de kalıcı sertlik denir.
Genel sertlik = geçici sertlik + kalıcı sertlik.
Sularda genel sertlik ve geçici sertlik ölçülür. Aradaki fark kalıcı sertliği verir.
SULARIN SERTLİK DERECESİ,
1 lt suda bulunan iyon miktarı ile ifade edilen ölçü birimi. 1 lt suda 10,3 mg CaCO3 veya 8,7 mgr MgCO3 veya 14,00 mgr CaSO4 veya 12,40 mgr MgSO4 veya 5,15 mgr CaCO3 + 4,35 mgr CaSO4 iyonu bulunursa bu suyun sertliği 1 Fransız sertlik derecesi ile ifade edilir.
1 Fransız sertlik derecesi = 0,7 İngiliz sertlik derecesi = 0,56 Alman sertlik derecesi.
Fransız sertlik derecesine göre sular;
0½-7½ Çok yumuşak
7½-14½ Yumuşak
14½-22½ Orta sertlikte
22½-32½ Epeyce sert
32½-54½ Sert
>54½ Çok sert diye sınıflandırılır.
Alıntı ile Cevapla
  #67  
Okunmamış 23-12-2007, 10:23 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

SULU DELİK DELME, Delik delme esnasında çıkan, sağlık için zararlı tozların havaya karışmasını önlemek ve kırıntıların delik dışına taşınmasını sağlamak için özel olarak hazırlanmış içi delikli burgunun dip kısmına su başlığı takmak suretiyle lağım deliklerinin açılması. Arazi çatlaklı olursa bu tür delik delme esnasında çatlaklardan su kaçması nedeniyle kırıntılar tam olarak dışarı taşınamayacağı için, burgu sıkışmasına karşı dikkatli olunması gerekir.
SU MERMERİ,
—> Oniks mermeri.
—> Kaymaktaşı.
SUN’İ TENEFFÜS,
Zehirli gazlarla zehirlenmiş veya oksijen yetersizliği nedeniyle boğulmuş kazazedeleri tekrar hayata döndürmek için kazazedeye uygulanan nefes aldırma işlemi. Sun’i teneffüs elle ve insan gücü ile yaptırıldığı gibi sun’i teneffüs cihazları kullarılanak da yaptırılabilir.
SUN’İ TOPUK,
1) İstihsal galerileri boyunca yapılan ve taş ile teşkil edilen geniş dolgu duvar. —> Taş topuk.
SU PATLAMASI,
Yeraltı işletmelerinde yapılan galeri ilerlemeleri veya üretim çalışmaları sırasında doğal boşluklarda, katmanlarda bulunan veya eski imalattan kalan boşluklarda birikmiş suyun kontrolsuz bir şekilde ocak boşluğuna akması olayı.
SU TABLASI,
Yeraltı su sevişesinin yüzeyi. Hareket halinde olan yeraltı suları, su geçirmez tabakaya rastlayınca, bu tabaka üzerinde belli bir seviyeye kadar birikerek (—> Akifer), yeraltı su tablasını meydana getirir. Yeraltı su tablasının bulunduğu derinlik sabit olmayıp, iklim ve jeolojik şartlara göre birkaç metre ile birkaç yüz metre arasında değişir. —> Yeraltı suyu. Formasyon suyu.
SU TERAZİSİ,
—> Tesviyeruhu.
SU VERME,
—> Isıl işlem.
SUYA BOĞMAK,
1) Ocaklarda su patlaması, sel vb. herhangi bir nedenle ocağa fazla miktarda su girmesi durumunda mevcut su ihraç tesislerinin yetersizliği sonucu, ocağın su ile dolması. 2) Ocakta çıkan yangını söndürmek amacıyla yangın çıkan kısmı su ile doldurma olayı.
SU YATAKLARI,
Su geçiren bir tabakanın taneleri arasındaki boşlukları dolduran su topluluğu.
SUYUNA KESİM,
Mermer işletmeceliğinde, taşın yatak yüzeyine paralel kesimi.
SÜLEYMAN TAŞI
, —> Grena.
SÜLFATLAYICI KAVURMA,
Oksit halindeki cevheri sülfat haline getirmek için düşük suhunette ve SO3 konsantrasyonu altında yapılan kavurma işlemi.
SÜLÜĞEN,
Boyacılıkta demiri paslanmadan korumak için kullanılan, kırmızı renkli, formülü Pb3O4 olan kurşun bileşiği. Kırmızı kurşun da denilen bu bileşik, sülüğen imalatı için en az % 72 Pb3O4; sızdırmazlık sağlayıcı madde imalinde (derz dolgusu) enaz % 44 Pb3O4 ve beton prizini geciktirici madde olarak % 93,15 Pb3O4 oranları ile üç cins malzeme olarak pazarlanır.
SÜNGERTAŞI,
—> Pomza taşı.
SÜNGERSEL TEKSTÜR,
1) Soğuma sırasında içinde, gazların, bazan mikroskobik, bazan da büyük olarak bıraktığı boşluklar bulunan kayaçların (tekstürü) dokusu. Bu boşluklar diyabaz türü kayaçlarda olduğu gibi, silisli suların çökelmeleri ile dolar ve oralarda değişik renkli kalsedon, agat, opal ve zeolitler, bademsi şekilde teşekkül ederler. 2) Süngersel doku.
SÜNGÜ,
—> Sivriç.
SÜNGÜLEME,
—> Şişleme (3).
SÜPER BİLGİ İLETİŞİM AĞI,
Çeşitli teknolojilerinden oluşan ve her çeşit bilginin (resim, yazı vb.) komputerlere ve televizyonlara taşındığı elektronik yollar (fiber hat). Yani bugünkü telefon hatlarının yaklaşık 1250, 37500 ve daha yüksek katında kapasiteli hatlar.
SÜREKLİ DÖKÜM,
Ergimiş ****lin üstü açık bir kalıba devamlı olarak dökülüp, katılaşmış ürünlerin şerit veya çubuklar halinde, sürekli olarak dışarıya atılmasını sağlayan döküm usulü.
SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK,
Geçici iş göremezlik sonunda sağlık kurulları tarafından verilecek raporlarda belirtilen arızalara göre, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu, meslekte kazanma gücünün en az % 10 azalmış olduğunun saptanması hali.
SÜREN,
1) Kilit veya belleme adı altında yapılan ilave tahkimatlarda, bunların takviye ettiği boyunduruk veya sarmalara paralel olarak, tavana yerleştirilen takviye maden direkleri. 2) Galeri ilerlemesinde tahkimatsız kısım altında çalışmayı sağlamak ve yeni tahkimatı yerleştirmek için muvakkat olarak sürülen madeni veya ağaç kiriş.
SÜRGÜLÜ VALF,
1) Bir sürgü vasıtası ile perde şeklinde kapatma düzeni olan ve boruya bağlanarak borunun içindeki akışkanın kontrollu bir şekilde akışını sağlamak veya akışı kesmek için kullanılan (vana veya musluk) gereç. 2) Sürgülü vana.
SÜRMEK,
Yeraltında herhangi bir lağım veya yolu kazarak ilerlemek.
SÜRME KAMA,
1) Kırılgan ve gevşek kayaçlarda galeri ilerlemesi yapmayı sağlamak veya bu tip kayaçlarda sürülmüş ve tazyik nedeniyle kesiti küçülmüş galerilerde esas tahkimatı yerleştirmeye olanak sağlamak ve göçükleri önlemek için bir önceki tahkimatın üzerinden alına doğru çakılan kamalar. Böylece alının tavan ve yanları emniyete alınır ve yeni bağ yeri hazırlanarak yeni bağ yapılmak suretiyle ilerlemeye devamo lunur. Akıcı ve çürük arazide bu şekilde yapılan galeri ilerlemesine sürme kama ile yapılan ilerleme denir. 2) Sokma kama.
SÜRME KAMA İLE İLERLEME,
—> Sürme kama.
SÜRTÜNME KATSAYISI,
1) Yatay bir zeminde kaydırılmak üzere çekilen bir cismi harekete geçiren kuvvetin, cismin yatay düzleme tatbik ettiği normal kuvvete oranı. 2) Yatay düzlem meyilli hale getirildiği zaman cismin kendiliğinden kaymaya başladığı eğim açısının tanjantı. 3) Boru ile yapılan hidrolik veya pnömatik taşımada boru cidarının birim alanına tesir eden teğetsel sürtünme kuvvetinin dinamik basınç kuvvetine oranı
SÜRTÜNMELİ MADENİ DİREK,
Biri diğerinin içine geçmiş silindirik veya prizmatik iki sütun ve bir kamalı kilit tertibatından ibaret 3 metreye kadar kalınlığı olan damarlardaki uzun ayaklarda münferit çatal direk olarak kullanılmak üzere çeşitli boylarda imal edilip tavan tazyiği altında kısalmak suretiyle tavanın sistemli bir şekilde kırılmasını; sökülüp ileri alındığı zaman ayak arkasının kolay göçmesine imkan sağlayan tahkimat ünitesi.
SÜRÜCÜ,
1) Ocak lokomotiflerini kullanan veya kullanmaya ehyiyetli olan kişi. 2) Ocak lokomotifi (ocak motoru) makinisti.
SÜRÜNME ŞEKLİNDE HEYELAN,
İçerisinde plastik bir tabaka bulunan bir kitlenin üzerindeki yükün ağırlığından dolayı plastik tabakayı dışarıya sıkmasıyla meydana gelen heyelan türü. —> Heyelan.
SÜSPANSİYON,
Çok ince katı madde parçalarının sıvı içinde askıda kalması hali. Şlam bu şekilde oluşur. Zamanla sıvı içindeki katı madde parçacıkları yerçekimi etkesiyle sıvının bulunduğu kabın zeminine çöker.
SÜTRE,
1) Perde, örtü. 2) (ask). Düşman gözünden ve ateşinden korunmaya yarar doğal veya yapma siper. —> Yerüstü patlayıcı madde deposu.
SÜTUN,
—> Dikme.
SÜZÜLME (PERKOLASYON) LİÇİ,
—> Bakır liçi.
SVİYEL (Swivel),
—> Su başlığı.
SWİRL SİKLON,
—> Santrifüjlü ayırıcılar.
SX/EW ÜRETİMİ,
Solvent extraction elektrowinning deyiminin kısaltılmış ifadesi olan ve hidro****lurjik yöntemle elde edilen ve dünya bakır üretiminin % 10 kadarının sağlandığı bakır üretimi. —> Bakır üretimi.
SZAYBELİT,
Szaibelyt= Ascharit. MgHBO3.
Alıntı ile Cevapla
  #68  
Okunmamış 23-12-2007, 10:24 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

ŞAFT, Bir makinenin dönme hareketini doğrudan doğruya kasnak, dişli veya pervane vasıtası ile başka bir makine parçasına, havaya veya suya iletmeye yarayan çelik mil. ŞAHMERDAN, 1) Sondaj takımlarını çakmak suretiyle yapılan sondajlarda veya kuyuda kopup kalan tij ve sıkışan muhafaza borularını, darbesi ile çekmede kullanılan ve ortasından tijin geçmesine müsait deliği olan çelik silindir. 2) Darbeli bir şekilde çalışan büyük ve ağır (tokmak) çekiç.
ŞAK KAMA,
—> Kama.
ŞAKÜL,
1) Arzın çekim gücünden yararlanılarak yerçekimi doğrultusunu belirlemek, yani yeryüzüne dikey bir doğru elde etmek (dik inmek) için kullanılan ucuna ağırlık bağlanmış bir ipten oluşan ölçme aleti. 2) Çekül.
ŞAKÜL YAKLAŞMASI,
Dünya üzerinde asılan her şakülün istikametinin dünyanın merkezini göstermesi nedeniyle, iki şakül arasındaki mesafenin dünyanın merkezine doğru azalmasından meydana gelen kısalma. Bu yaklaşma;
h
v = ––– x So
r
formülü ile bulunur. Burada v yaklaşma (m), So iki şakül arasında yeryüzünde ölçülen mesafe (m), h şakülün boyu (m), r dünyanın yarıçapı (6.370.000 m.).
ŞALT TESİSLERİ,
—> Elektrik enerjisi bağlama tesisleri.
ŞAMANDIRALI TULUMBA,
1) İçinde basınçlı havayı açıp kapayacak bir şamandra tertibatı ile emme ve basma taraflarında iki geri döndürmez valfı bulunan bir depodan ibaret su basma aracı. Emici olarak çalışanlarda ekzos ventili ile ejektör; dalma tulumba olarak çalışanlarda da yalnız eksoz ventili bulunur. 2) Fiskos tulumba. (Bu tulumbalar şamandıra dışarıya alınıp 3 yönlü vana kullanılarak kumanda edilmek suretiyle bir veya iki depolu, direkt basınçlı hava etkili tulumba olarak da kullanılabilir.)
ŞAMOT
, Tuğla , kil ve silisi fazla kum karıştırılarak öğütülen, yüksek sıcaklıkta fırınlanan ve çelik döküm kalıplarının içine dökülmüş parçalar halinede kullanılan, 1650°C’a kadar dayanıklı karışım. Bu karışım endüstride şamot tuğla imâlinde ve harç malzemesi olarak da kullanılır.
ŞAMOT KİLİ
, Ateşe dayanaklı malzeme yapımında kullanılan kil. Bu tür killer genellikle kömür yataklarında ve kömür tabakaları üstünde bulunurlar. Seramik alanında (fayans, tuğla, kanalizasyon borusu, çanak çömlek); refrakter sanayisinde, çimento elde edilmesinde, sondaj işlerinde ve dolgu malzemesi olarak kullanılır. Bu kilin kullanımında esas parametre plastiklik derecesi ve sertliği olup; az plastikliği ve yüksek —> Alumina içeriği ile diğer killerden ayrılırlar ve fiziksel özellikleri ön plandadır. —> Refrakter malzeme, Kil.
ŞAP,
1) Aluminyum potasyum sülfatından veya amonyum-aluminyum sulfatından oluşan, sıcak suda daha kolay çözünen şeker tadında, buruk, büzücü, antiseptik, renksiz bir tür tuz. [ K[AL (SO6H4)2 (H2O)] 6.H2O ]. Şap ısıtıldığında kendi kristal suyunda 91°C’de erir, bu durumda soğumaya bırakıldığında kayaç şapı denen camsı bir görünüm alır; 91°C’de itibaren ısıtılmaya devam edilirse suyunu tümüyle yitirerek kabarır ve şap mantarı denen süngerimsi bir kütle durumuna gelir. Böylece oluşan susuz tuz, kalsine şap’tır.
ŞAPHANE,
1) Şap çıkarılan yer, şap ocağı. 2) Şap zuhurundan dolayı bu ismi alan ve Şaphane Dağı’nın güney yamacında kurulu ilçe (Kütahya).
ŞAP MANTARI,
—> Şap.
ŞAPE,
20 m’ye kadar derinlikte yapılacak sondajlarda kullanılan bir tür sondaj matkabı. Şape, alt ve üst tarafı açık ****l bir silindirden ibarettir. Toprağa girmesini sağlamak için ucu hafif sivriltilmiş ve yan tarafı uzunlamasına kesilmiştir. Yandaki yarık dar olursa “Kapalı Şape”, geniş olursa “Açık Şape” denir. Kapalı şapeler kumlu ve kum miktarı fazla olan killi zeminlerde, açık şapeler ise, yapışkan ve daha ziyade killi zeminlerde kullanılır. Şapenin bıçak çapı 70-540 mm arasında ve boyu ise 0,9-1,2 m arasında değişir.
ŞARF,
İabe
edilecek cevherin uygun oranlarda ve miktarlarda katkı maddeleri ve kokla karıştırılarak izabe fırınına verilmesi.
ŞARJ TABANCASI,
Yatay, başyukarı ve eğimi 60½’den az olan lağımların AN/C karışımı ile şarjı için kullanılan ve basınçlı hava ile çalışan; dar lağımlar (ø 50 mm’ye kadar) için geliştirilmiş tabanca. —> Şekil.
ŞARK AMETİSTİ,
Mor renkli korendon.
ŞARK TOPAZI,
Sarı renkli korendon.
ŞARK ZÜMRÜTÜ,
Yeşil renkli korendon.
ŞARNİYER,
—> Kıvrım.
ŞARYOPORTÖR,
Araba taşıyıcı platform veya vagon. —> Payton, Kontrpua.
ŞATTER TESTİ,
—> Şeytır testi.
ŞEBEKE,
1) Basınçlı havada, kompresörden tüketim araçlarının ucuna kadar olan basınçlı hava borularının tümü. 2) Havalandırmada, maden ocağında hava geçen galerilerin tümü. 3) Su dağıtımında tulumbadan veya havuzdan su tüketim araçlarına kadar olan boruların tümü. 4) Elektrikte, akım kaynağından tüketim araçlarının bağlantı ucuna kadar hava hatları ve kabloların tümü.
ŞEBEKEDEN ÇEKİLEN AKIM,
Elektrik enerjisi tüketen cihazların, elektrik enerjisini (mekanik, ışık vb.) enerji şekline dönüştürmek için şebekeden çektikleri görünen, aktif- ve reaktif akım. Sanayi motorları, şebekeden Ia. aktif (faydalı) akım ile Ir reaktif (kör) akım çekerler. Bu iki akımın bileşkesi (toplamı) ise; motorun şebekeden çektiği I görünen (çekilen) akımı verir.
Aktif akım, motorun aktif gücünü oluşturur ve milin dönmesini sağlar.
Reaktif akım ise; reaktif gücü oluşturan ve motoru mıknatıslayıcı akımdır. Şebeke akımını gerilimden ø (zaman açısı) kadar geri faza kaydıran reaktif akım faydalı bir iş yapmadığı halde, şebekeden çekilen I akımının Ia faydalı iş yapan akımdan daha büyük olmasına neden olur. I akımının büyümesi generatör ve trafoların faydalı iş yapan kapasitesini küçültür ve hatlardaki enerji kayıplarını artırır. —> Güç faktörü.
ŞEBEKEDEN ÇEKİLEN ENERJİ,
Elektrik enerjisi tüketen cihazların; elektrik enerjisini istenilen (mekanik, ışık, vb.) enerji şekline dönüştürürken, yapıları gereği şebekeden aynı zamanda çektikleri aktif enerji ile reaktif enerji. —> Aktif enerji. Reaktif enerji. Şebekeden çekilen akımlar.
ŞEBEKE PLANLAMASI,
Bir projenin yürütümünde serbest zamanları olmayan olayların tümünü belirtmek suretiyle yapılan iş akışı planlaması. —> Şekil.
Bir projeyi meydana getiren iş ve faaliyetler az veya çok birbirleri ile ilişkili olduğundan ve bazı hallerde bir faaliyette diğer birçok işler bitmeden başlamak mümkün olmadığından, projeyi meydana getiren iş ve faaliyetler sıralarına uygun yapıldığında bunların tümü bitmiş projeyi meydana getirir.
Şebeke planlaması yapılırken; her bir faaliyetin ‘erken başlama zamanı’ yani bir faaliyetin başlayacağı birinci gün. “Erken bitirme zamanı” yani bir faaliyetin erken başlama zamanında başlaması halinde faaliyetin biteceği gün. “Geç başlama zamanı” yani bir faaliyetin projeyi geciktirmemek şartıyla başlayabileceği son gün. “Geç bitirme zamanı” yani bir faaliyeti geciktirmemek için bitirilmesi gereken son gün. “Toplam serbest zaman” yani bir faaliyetin toplam süresini artırmadan geciktirilebileceği süre (belli bir faaliyet için bu süre erken başlama zamanı ile geç başlama zamanı arasındaki fark) ve “Bağımsız serbest zaman” yani bir faaliyetin müteakip faaliyeti geciktirmeden geciktirilebileceği süre dikkate alınır.
Bir projeyi tamamlamak için yapılan şebeke planlamasında serbest zamanları olmayan faaliyet zincirine “Kritik yol”, kritik yol üzerinde bulunan faaliyetlerin her birine de “Kritik faaliyet” denir.
Kritik yol üzerinde bulunan faaliyetlerin yapım süreleri kısaltılmak suretiyle projenin tümünün tamamlanma süresi de kısaltılabilir.
Kritik yol bulunmak suretiyle yapılan proje takibi ve kontrolu çalışmaları “Kritik yol metodu” (CPM) diye isimlendirilir. Bu şekilde yapılan planlama işlerine “Kritik yol planlaması” denilir. —> Kritik yol metodu. Program değerlendirme ve gözden geçirme tekniği.
ŞEFFAF MİNERALLER,
Absorpsiyon
özelliği zayıf olan mineraller.
ŞEFFAF OLMAYAN MİNERALLER,
—> Opak mineraller.
ŞELALE,
Çağlayan. Yüksek bir yerden devamlı bir şekilde ve yerçekimi etkisi ile artan bir hızla düşen akarsu kütlesi. Diğer bir ifade ile akarsuyun az veya çok yüksek bir yerden dökülüp aktığı yer.
ŞELİT,
CaWO4 bileşiminde wolfram minerali (cevheri). Pegmatitik-pnömatolitik, kontakt-****zomatik, hidrotermal fazlarda teşekül eden şelit gri, sarı kahverengi, nadiren şeffaftır. Ultraviyole lambayla kolay tanınır. Yoğunluğu 6,08-6,12 ve sertliği 4,5-5’tir. Volframitten sonra en önemli —> Volfram mineralidir.
ŞENAJ,
—> Şenör.
ŞENÖR,
Topografik
çalışmalarda arazide iki nokta arasını çelik metreyle ölçen kişi. Ölçme işine de şenaj denir.
ŞERBETLEME KALIBI,
Kuyu derinleştirme-de kuyunun daimi tahkimatı olarak beton, betonarme, tuğla vb malzeme ile inşa edilen iki —> Anonun birleştiği yerde kuyu çapında daha küçük çapta hazırlanarak kurulan arkası ince kumla hazırlanmış harçla doldurulup böylece iki anonun birbirine birleşmesini sağlamaya yarayan kalıp. Kuyu içindeki bu şerbetleme kalıbı sökülüp beton piriz yaptıktan sonra kalıp çapı küçüklüğünden dolayı kuyu içindeki fazlalık kısım martopikörle traş edilir.
ŞEV,
1) Açık işletmede, iki basamak arasındaki eğik yüzey. 2) Ayna.
ŞEV AÇISI,
Açık işletmelerdeki basamaklarda kazı yapılan alnın (alın düzleminin) yatay düzlemle yaptığı dar açı. 2) Basamak (graden) meyil açısı.—> Genel meyil açısı, Genel eğim açısı.
Şev açıları Türkiye’de açık işletmelerde genellikle;
Toprak döküm sahalarında, 30-35°; örtü kazı kademelerinde, 65-75°;
Örtü kazı kademelerinde, 70-80°;
Açık ocak genel şev açısı, 35-45° olarak uygulanmaktadır.
ŞEV DURAYSIZLIĞI,
Şevin kayma durumu. Duraysızlık kendini değişik şekillerde belli eder. Bunların başlıcaları; blok düşmesi, rotasyonel kayma, düzlemsel kayma ve blok kaymadır. —> Şekil.
ŞEV EMNİYET KATSAYISI,
Kaymaya karşı koyan toplam kuvvetlerin, kaymayı teşvik eden toplam kuvvetlere oranı. Bu oran gerilim çatlağındaki su seviyesinin değişimine aşırı derecede duyarlıdır. —> Şekil.
H= Blok yüksekliği, B= Şev gerisindeki çatlağın şev tepesine olan uzaklığı, Zw= Gerilim çatlağındaki su derinliği. B/H oranı azaldıkça, blok ağırlığı da azalacağından şevin emniyet katsayısı küçülür.
ŞEV KAZIĞI,
Doğal zeminin, açılmakta olan yol, kanal ve benzeri kazılara ait şevlerle kesişmesi gereken noktaların belirlenmesinde kullanılan ahşap kazık. Projede öngörülen yarma veya dolgu kesitinin gerçekleşebilmesi için kazı işlemine şev kazıkları boyunca devam edilir.
ŞEV STABİLİTESİ,
Duraylılık. Şevin kendini kontrol etmesi. Kaymaya karşı koyan toplam kuvvetlerin, kaymayı teşvik eden toplam kuvvetlere eşit veya daha fazla olması durumu. Şev stabilitesi, malzemenin sürtünme açısı, kohezyon dayanımı ve birim ağırlığı esasına dayanır. Şev stabilitesine etki eden üç ana faktör vardır. Bunlar; jeolojik yapısal özellikler, suyun etkisi ve malzeme özellikleridir. (Şev stabilitesinin karşıtı için —> Şev duraysızlığı.)
ŞEVDE MAKASLAMA GERİLMESİ,
Şevde makaslama dayanımı. Şev dayanım analizleri, sürtünme açısı, kohezyon dayanımı, malzemenin birim ağırlığı esasına göre yapılır. Sürtünme açısı ve kohezyon dayanımı, makaslama gerilmesi ve normal gerilme ile açıklanır. —> Şekil.
Makaslama dayanımına etki eden hususlar; patlayıcı madde kullanılması, çatlak ve boşluk sularının basıncı, nem oranının değişmesi, ayrışmanın hızlanması, örtü malzemesinin akmaya başlamasıdır.
ŞEYTAN,
Varagel
veya vinç üzerinde, taşıma sırasında halat kopması veya kancadan kurtulma sonucunda aşağı kaçan arabayı raydan çıkarıp devirmeye yarayan, yukarı çıkmakta olan arabanın arkasına takılan ucu koçboynuzu ve diğer ucu çatallı olup yerde sürüklenen demir.
ŞEYTAN BAĞI,
—> Muvakkat tahkimat.
ŞEYTIR (SHATTER) TESTİ,
Briket, kömür veya kokun ince tabaka halinde 1.8 m yüksekten çelik bir plâka üzerine bırakıldığı zaman, kırılmaya karşı göstereceği direncin ölçülmesi . Sonuç, elek üstünün tartımlarla veya izlenimlerle ifade edilir.
ŞORAN (SHORAN) METODU,
Uçakla impuls gönderilmek suretiyle kullanılan elektronik uzunluk ölçme yöntemi. Daha çok denizaşırı uzaklıkların (1000km ye kadar) ölçülmesinde kullanılır. —> İmpuls yöntemi.
ŞILAM,
1) Toz halindeki (0-0,5mm boyutlu) cevher veya kömürün su ile karışmış şekli. 2) Bulamaç. 3) Çamur .
ŞİDDETLİ PATLAYICI MADDELER,
Yandıkları zaman çabucak (ani olarak) gaz haline geçen ve bu esnada iticilik, kırıcılık, kesicilik özelliği gösteren patlayıcı maddeler. —> Patlayıcı madde.
ŞİFERTON,
1) Refrakter killerin ileri derecede diyajenezi sonucunda oluşan plastik özelliğini yitirmiş, ateşe dayanıklı kil. Bileşiminde alüminyum Al2O3, silisyum dioksit SiO2, demir oksit Fe2O3, organik malzeme, eser miktarda CaO, MgO ve zirkon içerir. 2) Ateşe dayanıklı (mukavim) tuğla toprağı.
ŞİLEZYA TİPİ AĞAÇ BAĞ,
Yan direkleri dik, nadiren meyilli olan ağaç bağ türü.
ŞİLİ GÜHERÇİLESİ,
1) NaNO3. 2) Guano.
ŞİST,
1) İnce, paralel, tabakamsı yapısından dolayı yaprak şeklinde kolayca birbirinden ayrılabilen plâkalardan oluşan kristalin kayaç. Şistler, genellikle makaslama kuvveti ve basınç altında yeniden kristalize olmuş sekunder kayaçlardır. Kömür damarı içinde veya ara kesmede bulunan taşlı kısımlar da genel olarak şistli kısımlar şeklinde de ifade edilir. Şistler, ayrıca ihtiva ettikleri kömür oluşumlarına (miktarına) göre “ kömürlü şist” veya “ şistli kömür (bitümlü şist) “ olarak adlandırılır. 2) Yaprak taş. —> Ara kesme, Killi şist, Kesme.
ŞİSTLEME,
Taş tozu serpme işlemi.
ŞİSTLEŞME,
1) Tabiatta mevcut formasyon-ların tektonik ve ****morfizma gibi, sonradan zuhur eden ikincil etkenlerle, tabakalaşmaya benzer, birbirlerine paralel tabakalar şeklindeki görünümü. Tabaka istikametine açılı bir şekilde oluşan şistleşmeye transversal şistleşme denir. 2) Taş tozu serpme işlemi.
ŞİSTLİ KÖMÜR,
—> Şist.
ŞİŞLEME,
1) Cevher damarlarını delip geçen lağım. 2) Şişleme lağım. 3) Kelebe veya iç kuyularda malzeme akışının durması halinde yapılan işlem.
ŞİŞME,
Bir damarın kalınlığının arttığı kısım.
ŞİŞME ANALİZİ
, Kilin bünyesine fiziksel su alması ve kristal yapının genişlemesini belirleyen analizler. Bunun için standart bir deney yöntemi bulunmamakla beraber, aynı koşullar altında yapılan testler sonucu tesbit edilen şişme oranlarının birbiriyle kıyaslanması sonunda bir değerlendirme yapılır. Ancak, ilaç endüstrisi şartnamelerinde şişme olayına açıklık getiren yöntem belirlenmiştir.
ŞLAM,
1) Toz halindeki cevher veya kömürün su ile karışmış şekli. 2) Bulamaç. 3) Çamur.
ŞLAM TULUMBASI,
Zenginleştirme tesislerinde vb. yerlerde —> Şlamnaklinde kullanılan özel tulumba.
ŞÖVELMAN,
1) Yeryüzünde maden kuyusu üzerine kurulu bir çelik konstrüksiyon veya betonarme olarak inşa edilen ve kafes halatını yönlendiren moletleri havi ihraç tesisi ünitesi. Bazı hallerde ihraç vinci de şövelmanın içine monte edilir. 2) İhraç kulesi. 3) Kule.
Alıntı ile Cevapla
  #69  
Okunmamış 23-12-2007, 10:25 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

TABAKA, 1) Genellikle sedimanter olarak teşekkül etmiş, düzlem şeklinde uzanımı kalınlığına göre çok fazla olan kayaç, kömür veya cevher yatağı. Bir tabakayı diğer tabakalardan ayıran düzleme “Tabaka düzlemi” , birbiri üzerinde oluşmuş birkaç tabakaya “ Tabaka serisi” denir. Tabakalar, meyillerine (yatay, eğik, dik) ve tektonik (normal, kıvrımlı)yapıya göre tasnif edilirler. Diğer bir tasnife göre 0-20° düz, 20-40° az yatımlı, 40-60° yatımlı, 60-90° dik yatımlı olarak tanımlanır. Aynı tanım damar yatımları (meyilleri) için de kullanılır. 2) Katman.
TABAKA DOĞRULTUSU,
Tabaka yatımına dik olan doğrultu. —> İstikamet.
TABAKA DÜZLEMİ,
—> Tabaka.
TABAKA İSTİKAMETİ,
—> İstikamet.
TABAKA SERİSİ,
—> Tabaka.
TABAKALAŞMA DÜZLEMİ,
Sediman kayaçları yataklara veya katmanlara ayıran süreksizlik düzlemi. —> Tabaka.
TABAN,
Maden ocağı içerisinde açılan boşlukların altındaki yatay veya eğimli olabilen ayırım düzlemi (galeri tabanı). 2) Tabaka halindeki maden yatakları düşünüldüğünde madenin alt sınırını teşkil eden yüzey (damar tabanı). 3) Bir ayağın alt veya üst yolu (taban yolu).—> Taban galerileri.
TABAN TAKOZU,
Taban yastığı. Taban basıncını direğe ileten takoz.
Direğin zemine batmasını önlemek, iyi yük almasını ve iyi çalışmasını sağlamak amacı ile kullanılır.
TABAN YOLU YÜKLEME YERİ,
Ayakta üretilen kömürün, alt taban yolunda ocak arabalarına yüklendiği yer. Yükleme, ayağın mekanize durumuna göre, zincirli konveyör veya panzer ile direkt banda da yapılabilir. —> Şekil.
TABANCA,
—> Martoperforatör. Martopikör.
TABANCI,
Ayak alt ve üst yolları olan tabanları süren (açan) işçi.
TABANCI EKİBİ,
Taban yollarının sürülmesinde çalışan işçilerin tümü.
Tabancı ekibinde çalışan işçiler tabancı ustası, tabancı yedeği ve taban işçisi diye sınıflandırılırlar.
TABANCI USTASI,
—> Tabancı ekibi.
TABANCI YEDEĞİ,
—> Tabancı ekibi.
TABAN FIRÇASI,
—> Fırça vurmak.
TABAN KABARMASI,
Arazi tazyiği veya galerinin kestiği killi tabakaların su etkisi ile plastik hale gelip galerinin tabanında yükselmesi. —> Kabarma.
TABAN KALKERİ,
Maden ihtiva eden formasyonların altında bulunabilen ve madenin devam etmediği hakkında kesin bilgi veren kayaç.
TABAN KILAVUZU,
—> Kılavuz.
TABAN KONGLOMERASI,
1) Aşınma etkisi ile girintili ve çıkıntılı olan diskordans düzlemi üzerine eski teşekkül etmiş tabakalardan kopan yuvarlak veya köşeli çakılların yığılımından meydana gelen ve yeni tabakalaşmanın tabanını teşkil eden konglomera. 2) Kaide konglomerası.
TABAN LAĞIMI,
—> Kılavuz. Taban-tavan galerileri.
TABAN SÜRMEK,
Damarda istikamet boyunca tavan veya tabanı veya hem tavan ve hem de tabanı keserek yapılan taban yolu ilerlemesi (galeri açma).
TABAN TAŞI,
1) Damarın tabanını teşkil eden kayaç. 2) Belli bir madeni içeren formasyonun altında bulunan kayaçlar.
TABAN-TAVAN GALERİLERİ,
Maden yataklarında işletme metodunu uygulamak, üretim yerinde ulaşım, havalandırma ve nakliyatı sağlamak için damar istikametinde damar tabanını (tavanını) takip ederek sürülen galeriler. Bunlar damar istikametinde ve damar içinde sürülürse —> Kılavuz adını alır. Damara paralel olarak tavan taşı veya taban taşı içinde sürülen galerilere de taban veya tavan lağımı denir.
TABAN YOLU,
Ayağın dibinde veya başında damar kalınlığına göre damarın taban veya tavan taşını takiben veya damarın taban ve tavan taşlarını keserek sürülen yatay galeri.
TABİİ HAVALANDIRMA,
—>Havalandır-ma, Doğal havalandırma.
TABİİ VANTİLASYON,
—> Tabii havalan-dırma. Doğal havalandırma.
TABLA TEKTONİĞİ,
—> Plaka tektoniği.
TAHKİMAT,
1) Maden ocağını teşkil eden galeri, kuyu ve üretim yerlerini mal ve can emniyeti bakımından çalışılabilinir duruma sokmak ve çalışılabilir durumda tutmak için yerine göre ağaç, demir ve beton kullanılarak yapılan takviye. 2) İksa. 3) Destek düzeni.
TAHKİMAT LAMASI,
—> Bağlantı pabucu.
TAHKİMATLI AYAK İŞLETME METODU,
Maden yatağının şekli, büyüklüğü, tipi ve örtü tabakası ile yan kayaçların karakteri ve madenin ekonomik işletilmesi vb. hususlar dikkate alınarak çeşitli tahkimat kullanılmak suretiyle üretim yapma sistemi. Bu metot tabii tahkimatlı ve sun’i tahkimatlı olarak iki gruba ayrılabilir. Tabii tahkimatlı işletme metotları olarak topuklu mağara, damarda gerileme, muntazam topuk bırakılan oda ve topuk metodu, sun’i tahkimatlılar da kabak direk, domuz damı, beton ayak gibi vasıtalarla tahkim edilen eğik veya dik dilimli işletme metotları, küp kasalı, ufki dilimli ters V veya piramit, dik aynalı ve başaşağı işletme metotları şeklinde bir ayrıma tabi tutulabilir.
TAHKİMAT MALZEMESİ ZAYİATI,
Özellikle ayaklarda olmak üzere, yerleştirme sırasında bozulan veya göçükte kaldığı için kurtarılamayan tahkimat malzemesi.
TAHKİMAT MUKAVEMETİ,
Tek maden direği veya tahkimat ünitesinin kilonewton/m2 olarak taşıyabileceği azami tavan yükü.
TAHKİMAT RANDIMANI,
Uzun ayak işletme metodunda, bir işçinin bir vardiyada yaptığı tavan tahkimatı ile emniyete aldığı tavanın, metrekare olarak ifadesi.
TAHKİMAT TAKVİYESİ,
Galerilerde yapılmış bağların tavan ve yan basınçlara karşı bir set hâlinde karşı koymalarını sağlamak, alına yakın bağların ateşlemelerde deforme olmalarını veya devrilmelerini önlemek için boyundurukların veya yan direklerin, galeri istikametinde yerleştirilen kiriş şeklindeki direk veya profil demirleri ile takviyesi. Ayrıca; yeraltında kuyu ve yol tahkimatlarının üst ve yan basınçlara karşı direncini arttırmak amacı ile ilâve bağlarla desteklenmesi. Arına yakın mevcut bağların, ateşlemelerde hasar görerek devrilmelerini önlemek için boyundururk veya yan direklerin kiriş şeklindeki direk (Fırça) veya profil demirlerle takviyesi.
TAHKİMAT YOĞUNLUĞU,
Münferit direk veya yürüyen tahkimat kullanılacak ayaklarda 1 m2’lik tavan alanının tutulması için yerleştirilen direk veya yürüyen tahkimat sayısı. Bu sayı, tahkimat nizamına ve işletme tertibine bağlıdır. İşletme tertibinde en az ve en çok tahkimat yoğunluğu belirtilir.
TAHLİSİYE,
1) Kurtarma. 2) Can kurtarma. Kurtarma işlerinde görevli kimselere de tahlisiyeci, tahlisiye cihazları ile tahlisiye ekiplerinin hazır bulunduğu yere tahlisiye istasyonu, herhangi bir gereksinimde kullanılmak üzere tahlisiye cihazları ile donatılmış arabaya da tahlisiye (kurtarma) arabası denir.
TAHLİSİYE ARABASI,
—> Tahlisiye.
TAHLİSİYE CİHAZI,
Tahlisiyecinin kurtarma çalışmaları sırasında; dışarıdaki havayla solunum irtibatı olmadan 2, 4, 5 veya 7 saate kadar teneffüs edebilmesini sağlayabilecek şekilde içinde yüksek tazyikli oksijen tüpü, alkalipatron ve sun’i ciğer bulunan 16,5-18 kg ağırlığında kurtarma cihazı. Bu cihazda bulunan oksijen tüpü teneffüs için gerekli oksijeni verir, alkalipatron teneffüs edilmiş oksijen içindeki karbon dioksidi alıp geri kalanı sun’i ciğer vasıtası ile nefes alma devresine tekrar vermeye yarar.
TAHLİSİYE İSTASYONU,
Maden ocakların-da meydana gelebilecek yangın, infilak vb. ocak kazalarında en kısa zamanda gerekli müdahaleyi yapmak üzere görevlendirilmiş ekiplerin bulunduğu ve hazır kurtarma cihazları ile teçhiz edilmiş yer.
TAHLİSİYECİ İŞARETLERİ,
Tahlisiye-cilerin tahkikat ve kurtarma ameliyelerinde kullandıkları çeşitli darbe hareketleriyle verdikleri sesli veya ışıklı sinyaller. Karşıdan aynı işaretin tekrarı (evet) anlamına gelir.
1. Dur! 1. Durdum!
2. İleri!
3. Geri!
2+2. İmdat. (aralıklı)
5. Her şey yolunda mı? 5. Her şey yolunda
1+2. Yardım lazım mı? 1+2. Yardım lazım!
TAHLİSİYE TAKIMI,
Sondaj kuyularında arızaya uğrayan sondaj takımlarının kurtarılma-sına yarayan özel teçhizat.
TAHMİL-TAHLİYE,
Yükleme-boşaltma.
TAHMİNİ MÜMKÜN REZERV,
Maden arama çalışmaları ancak münferit noktalara inhisar eden, cevher kalitesi hakkında bilgilerle belirli numunelere dayanan, detay jeolojik ve ****lojenik haritalarla cevherleşme uzantısı ve tekrarlanma ihtimalleri ortaya konmuş olan, emniyetli jeofizik endikasyonlar veya jeoşimik verilerle cevherleşmenin mümkün görülerek hesaplandığı rezerv sınıfı.
TAHNİT,
Çürümeye karşı korumak için maden direklerine ilaç emdirilmesi.
TAKADDÜM HAKKI,
Maden hakkı için ilk müracaat edene tanınan öncelik.
TAKE,
Kafeslerin kuyu ağzında veya kuyu dibinde salınım yapmadan kafes tabanındaki rayın demiryolundaki ray hizasında durmasını sağlayan ve kafesin yükünü almaya yarayan mekanizma. Son zamanlarda takelerin yerini daha uyum sağlaması kolay olan geçiş köprüsü almıştır.
TAKOMETRE,
1) Optik yöntemle uzaklık ve yükseklik farkları ile düşey ve yatay açıların ölçümünde kullanılan teodolit. Âletin yapısında mevcut stadimetre çizgileri ile gözlem noktasında dik olarak tutulan mira üzerinde okunan değerlerden, âlet noktası ile gözlem noktası arasındaki eğik uzunluk ve düşey açının da okunması ile yatay mesafe ve kot farkı bulunur. 2) Çabuk ölçer. Arazide yatay mesafe ile kot farkını direkt ölçebilen takeometreler mevcuttur.
TAKIM
, 1
) Kırmak, delmek, kesmek, ezmek, aşındırmak, parçalamak gibi cisimlerin yalnız mukavemetini yenmekle mihaniki bir iş gören ; kaldırmak, yükseltmek gibi mukavemetini yenmekte insan gücünün verimini arttıran yahut sadece adele kuvvetinin belirli bir noktaya veya alana teksif veya belirli bir yöne tesir ettirilmesini sağlamak hususunda el ve parmakların devamı hizmetini görerek bunların görevini tamamlayan fakat, makinalarda olduğu gibi ayrı ayrı görevleri olan birden çok parçalarla yardımcı organlardan müteşekkil bulunmayan basit seyyar araçlar. 2) Bir amacı ve işlevi gerçekleştirmek için oluşturulan insan grubu.
TAKIM DİZİSİ,
Sondajda delme ameliyesini gerçekleştiren, matkaptan su başlığına kadar sıralanmış portkron, karotiyer, karotiyer başlığı, ağırlık tijleri, normal tijler, manşonlar, redüksiyonlar ve su başlığının meydana getirdiği dizi.
TAKIM KOPMASI,
Aşırı dönme momenti, imalat hatası, malzeme yorulması, aşırı çekme vb. sebeplerle kuyuda bulunan sondaj takımlarının en zayıf noktadan kopması olayı.
TAKIM SIKIŞMASI,
Kuyu cidarının göçmesi veya çamur özelliğinin bozulması sonucu askıda bulunan kırıntıların takım etrafında çökelmesi veya pompaj yetersizliği sebebiyle takım dizisinin kuyuda döndürelemez ve vinçle yukarı çekilemez duruma gelmesi.
TAKİLİT,
Bazaltik
bileşimde genç volkanik cam.
TAKLAMA,
Birbirine karşı sürülen iki galeri birbirine yaklaştığı zaman yakınlığı ve istikameti kontrol bakımından kazma küpüsü veya tokmak vurmak suretiyle yapılan işaretleşme.
TAKOZ,
1) Vinçlerde fren mekanizmasında sürtünmeyi sağlayan ağaç, fiber, vb. malzemeden yapılmış parça. 2) Galeri veya ayak tahkimatında direkbaşı ile tavan arasına yatay olarak konulan ve tavandan gelen basıncı yani tavan yükünü direğe ileten ve böylece esneklik sağlayan direk parçası. 3) Ayak ve galerilerde tabandan gelen basıncı direğe ileten direk parçası.
TAKSİR,
Maden ruhsat sahası alalarının maden yasasına göre küçültülmesi.
TAKVİYELİ PORTKRON,
—> Portkron.
TALAŞ,
Testere ile biçilen ya da rende, törpü, matkap, torna, planya gibi iş tezgahlarında işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar.
TALİ HAVALANDIRMA,
1) Kapalı işlet-mede ana havalandırma şebekesi dışında kalan yani normal havalandırmanın ulaşamadığı galeri, kuyu, lağım vb. yerlerin ana havalandırma ile irtibatlı olarak temiz hava tarafına kurulan ek havalandırma düzenleri ile havalandırılması. 2) İkincil havalandırma. Bu tür havalandırmada tali vantilatör (ikincil vantilatör) kullanılır. 3) Cebri havalandırma. —> Fiskete.
TALİ (ARA) KATLI AYAK İŞLETME METODU,
Meyli 50½’den az olmayan hem madeni hem de taban ve tavanı sağlam, kalınlığı 15 m’ye kadar olan damarda, evvela damar içinde 60-70 m dik mesafeli ana nakliye galerileri sürüp bu galerileri damar boyunca 100 m aralıkları olan kelebelerle birleştirdikten sonra 100x75 m boyutundaki blok, ana galerilere paralel 5-10 m aralıklarla tali etajlara ayrıldıktan, taban galerisi ile ilk tali etaj arası da 15’er m aralıkla yapılan istihsal bürleri tamamlanıp üst kısmı huni haline getirildikten sonra tali galerilerin içinde yelpaze şeklinde lağım delikleri delip ateşleme yapmak suretiyle kazılan cevherin gravite ile bürlere inmesi esasına dayanan tahkimatsız işletme metodu. Bu usul, kalınlığı 15 m’den fazla olan damarlarda, ana nakliye galerileri rekup şeklinde sürülerek damar kalınlığı boyunca uygulanır. Aynı usül, panolar arasında topuk bırakmak suretiyle “tali katlı topuklu işletme metodu” olarak da yürütülebilir. Boşluklar sonra ramble edilebilir.
TALİ KATLI TOPUKLU AYAK İŞLETME METODU,
—> Tali (ara) katlı ayak işletme metodu.
TALİ PERVANE,
Ocaklarda ana havalandırma vantilatörüyle sağlanan hava akımı ile havalandırılması yapılamayan çalışma yerlerinin havalandırılması için kullanılan ikinci derece vantilatör. 2) —> Tali vantilatör. Tali havalandırma.
TALİ VANTİLATÖR,
Ana havalandırma şebekesi ile havalandırılamayan tali yerlerin cebri havalandırılmasında, basınç elde etmek amacıyla emici, veya üfleyici olarak kullanılan, elektrik veya basınçlı hava ile çalıştırılabilen yardımcı vantilatör. Bunlar tek veya çok kademeli olabilir; ihtiyaca göre seri veya paralel olarak çalıştırılabilir. —> Tali havalandırma.
TALK,
Kimyasal formülü 3MgO. 4SİO2. H2O olan, kaygan (yağlı, sabun hissi verir) beyaz-yeşil-gri renklerde, (toz halindeyken beyaz) tırnakla kolayca çizilebilen bir mineral. Talk, ateşe dayanıklı, ısı ve elektrik iletkenliği zayıf, yüksek sıcaklıkta sertleşir, katılaşır ve asitlerde bozulmaz. Bu özellikleri ile endüstride yaygın bir kullanma alanı sağlamıştır.
Ticari talklar saf veya içinde aynı parajenezde oluşan, kalsit, dolomit, kuvars, serpantin, magnetit, manyezit, klorit, tremolit, antrofillit veya krizotil bulunabilir. Lifli talkların “ Lif “ olarak ifade edilmesi, içindeki asbestiform minerallerinden ileri gelir. Seramik sanayiinde talk ve profilit ayrı ayrı veya birlikte kullanılır. Talkın seramik sanayiinde kullanılabilmesi için homojen bir kimyasal yapıya ve pişme esnasında sabit bir küçülmeyi haiz olması gerekir ve ayrıca pişme rengi, tane iriliği ve dağılımı da önem arzeder. Boya sanayiinde yüksek tenörlü talk tercih edilir ve beyaz renkte olması, tane şekli, dağılımı ve yağ emme özelliği önem arzeder. Dolgu sanayiinde genellikle düşük kaliteli talk kullanılır ve talkların yağ emme özelliği, renk, tane şekli, boyu ve dağılımı önem arzeder.
200 mesh ve daha ince (-5 mikron maksimum) tane büyüklükleri arasında geniş bir talep ve kullanma alanı vardır.
Talkın kullanılışında gözönüne alınan özellikleri, yumuşaklığı, pürüzsüz oluşu, rengi, parlaklığı, yüksek kayganlık özelliği, rutubet içeriği, düşük oranda yağ emme özelliği, kimyasal etkinliği, erime noktası, düşük elektrik iletkenliği, yüksek dielektrik mukavemeti ve yüksek termal iletkenliğidir.
Talkın en önemli kullanım alanları, yukarıda sayılanların yanısıra çatı mâlzemesi, haşerelere karşı, lastik sanayii, plastik sanayii, kâğıt imâli, kozmetik ve ilaç sanayii, otomativ, cilâ, mürekkep ve filtre imâli alanlarıdır.
TAM ANALİZ,
1) Bir parti veya yığından alınan kömür numunesinde serbest rutubet, bünye rutubeti, alt ısı değeri, kül oranı, uçucu madde oranı ve sabit karbon oranı tayinlerinin yapılması. 2) Bir bulamaç içindeki bütün aniyon ve katiyonların saptanması.
TAM BLOK ÇALIŞMA YÖNTEMİ,
Döner kepçeli kazıcının, örtükazı veya kömür dilimi içinde çalışması. —> Şekil, Blok çalışma yöntemi, Yarı blok çalışma yöntemi.
Alıntı ile Cevapla
  #70  
Okunmamış 23-12-2007, 10:26 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

TAMBUR, 1) İçi boş silindir. 2) Tromel.
TAMBUR DEĞİRMEN,
İçi boş silindirik değirmen.
Bazılarının giriş ve çıkış tarafları kesik koni şeklinde olabilir. Tambur içi aşınmaya dayanıklı bir malzeme ile zırhlanabilir.
TAMBUR FİLTRE,
1) Tekne şeklindeki hazneye gelen şlamda bulunan sıvının dönen silindir şeklirdeki düzen vasıtasıyla emilmesi suretiyle, dış yüzeyine katı maddelerin yapışması ve sonra bunun üflenerek ve sıyrılarak alınması prensibi ile çalışan cihaz.
TAMBURLU KESİCİ,
1) Ayak zincirli konveyör üzerinde hareket ederek üzerinde kesici dişleri bulunan tek veya çift tamburun döndürülmesi suretiyle madeni kesip zincirli konveyörün üzerine aktaran mekanizasyon aracı. Tamburlu kesici, tambur çapı ve damar kalınlığına göre tam-veya kısmi kesme yaparak kazı yapabilir. 2) Kesici kazı makinesi.
TAM DOLGU,
—> Ramble.
TAMİR ,
Onarma
, onarım, herhangi bir kıymet biriminde oluşmuş aşınma, bozulma, eskime ve çürümelerin giderilmesi ve birimin eski haline getirilmesi için yapılan işler.
Yeraltı işletmelerinde kırılan veya bozulan tahkimatın değiştirilmesi olayı.
Bu onarımı yapmak için çalışan kişilere de tamirci denir.—> Tarama .
TAMİRCİ,
Yeraltı işletmelerinde bozuk bağları değiştiren usta.
TAMİRCİ EKİBİ,
Yeraltı işletmelerinde bozulan tahkimatı tamir etmek için genellikle bir tamirci ustası ve bir yardımcı işçiden ibaret ekip.
TAM MEKANİZE AYAK,
—> Alın mekanizasyonu. —> Mekanizasyon. Mekanize ayak.
TAM NUMUNE,
Sondaj çalışmalarında planlı bir şekilde ve muntazaman her derinlikte alınan numune.
—> Parça numune.
TAMANO BAKIR FLAŞ İZABE YÖNTEMİ,
Bakır izabesi için geliştirilmiş ve —> Flaş ergitme yöntemini esas alan piro****lurjik prensiplere dayanan yöntem. Tamano bakır flaş izabe fırınının, Outokumpu fırınından farkı, “ settler” (dinlendirme-yerleşme) kısmında curufa daldırılmış elektrotların bulunmasıdır. Böylece curuftaki bakır miktarı azami ölçüde düşürülebilmektedir, (% 0,5 Cu civarında). Bu şekilde curuf flotasyonunun yükü azaltılmaktadır. Ayrıca fırının yanma kulesi kısaltılarak, kulede ısı kayıpları azaltılmakta ve böylece yakıt tasarrufu sağlanmaktadır. Tamano flaş izabe fırını, otokumpu fırınının daha geliştrilmiş bir şekli olmakla beraber, elde edilen mat ayrı bir konverterde işlem gördüğü için sürekli bakır izabe prosesi olarak kabul edilmemektedir.
TAMPONLU GALVANOPLASTİ,
Üzeri bir fırça, bir sünger veya elektrolit soğuran bir cisimle çevrili anodun, işlem sırasında, katot yüzeyi üzerinde yer değiştirdiği —> Galvanoplasti.
TANDEM ARABA ÇEKİCİSİ,
Tumba mahallinde kurulan ve ocak arabasını otomatik olarak çekebilen düzen. Arabaları millerinden kavramaya yarayan iki adet çekici pimi bulunan çift zincir, baş taraftaki bir makina ile hareket ettirilir. Pimlerden biri arabayı çekerken, diğeri çekilen arabanın altından kayarak bir sonraki arabayı milinden kavrar. —> Şekil.
TANE BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE TASNİF,
—> Klasifikatör, Boyutuna göre ayırma.
TAPA,
1) Lağım deliklerinin patlayıcı madde ve sıkılama çamuru doldurularak sıkılanmasında kullanılan sopa. 2) Sıkılama çubuğu. 3) Tıkaç. 4) Sondaj borusu çimentolamasında, boru içinde yollanan ve iki parçadan müteşekkil, çimentonun halka boşluğa geçmesini mümkün kılan fakat geri bırakmayan özel sondaj takımı. —> Çimentolama
TAP ETMEK,
Bakır işletmeciliğinde; mat veya cürufun cidardaki bir delikten dışarı alınması.
TARAK,
Mermer işletmeciliğinde kullanılan, ucu dişli —> Kalem.
TARAK DUBASI,
—> Tarak Gemisi.
TARAK GEMİSİ (TARAK DUBASI),
Sualtı kazılarında kullanılan büyük yüzer aygıt. Sualtı kazıları, a) Kanal, akarsu ve liman yataklarının açılması ve derinleştirilmesi, b) Alçak kara parçalarının doldurularak yükseltilmesi için dolgu malzemesi ve inşaat kumu çıkarılması, ayrıca akaçlama (su toplama, drenaj) ve kanalizasyon sistemlarinin geliştirilmesi, c) Baraj, sedde, akarsu ve deniz kıyılarını denetim altına alan başka yapıların kurulması, d) Madencilikte ticari değer taşıyan sualtı çökellerinin sığ ve derin deniz madenciliği ile çıkarılması, e) Deniz canlılarının çıkarılması, amaçlarına yönelik olarak yapılır.
Tarak dubaları mekanik ve hidrolik dubalar olarak başlıca iki sınıfa ayrılır. Her iki sınıfta pek çok özel tarak dubası tipi olduğu gibi, her iki etkiden yararlanarak çalışan kombine dubalar da geliştirilmiştir. Tarak dubaları değişik türden çökelleri ve deniz dibi plaser maden yataklarını veya okyanus diplerinde teşekkül eden mangan yumruları vb. oluşumları kazıyabilecek biçimde tasarlanmış olmakla birlikte, limanlarda deniz derinliğini koruyabilmek için hafriyatı yapılan asıl mâlzemeler kum ve çamurdur.
Kepçeli tarak dubası temel olarak bir mavnaya yerleştirilmiş bir sualtı ekskavatörüdür. Başlıca farkı; kepçe, kepçe kolu ve kepçe kolunu yöneten vinç kolu tasarımlarının ve kepçenin kazı mekanizmasının daha değişik olması ve donanımın geniş bir yay çizerek çaşılabilecek şekilde mavnaya yerleştirilmiş bulunmasıdır.
Kapma kepçeli (klemşel) tarak dubalarının kepçesi, birbirine mafsallanmış taraklı iki çeneden oluşan bir kova biçimindedir.
Kova esnek tel halatların yardımıyla dibe daldırılır, çeneler kapatılır ve kepçe yukarı çekilir. Kepçeli tarak dubaları daha derinlerde de kazı yapabilir.
Kovalı tarak dubaları ise, kesintisiz bir zincir biçiminde yerleştirilmiş ve ayarlanabilir bir kolun çevresinde dönen kovalardan yararlanılarak su dibindeki malzemeyi kazarak dubaya veya mavnaya çıkarır ve getirdiği malzemeyi burada boşaltarak dibe doğru iner.
Skreyper
ya da dreglayn olarak da adlandırılan çekme kepçeli tarak dubalarında, vinç kolunun ucunda kablolarla denetlenen kova, zemini sıyırarak tarar.
Hidrolik tarak dubalarında ise, merkezkaç (santrifüj) pompalardan (tulumbalardan) yararlanılır. Pompa karterindeki pervane merkezkaç etkisiyle katı, sıvı ve gaz karışımını dışarı püskürtür.
Tarak dubalarında yukarı çıkarılan malzeme sahile taşınacaksa önce mavnaya aktarılır oradan da borular yardımı ile kıyıya atık yerine veya zenginleştirme tesisine gönderilir. Eğer su tabanından çıkarılan malzeme açık denize atılacaksa tarak dubasından altı açılabilen ve römorkör vasıtasıyla çekilen mavnalara veya kendinden hareketli (zatül hareke)çamur klapelerine aktarılır. Böylece çamur, taban açılarak denize boşaltılır.
TARAKLI,
1) Mermer işletmeciliğinde taşların imalâttaki yerinde görünen yüzlerin tarakla işlenmiş hâli olup, taşların tarakla işlenmesine taraklama denir. 2) Kalemli.
TARAKLI DUBA,
—> Dreç ameliyesi.
TARAKLI RAMBLE,
—> Kısmi ramble.
TARAKLAMA,
Mermer işletmeciliğinde, taşların tarakla işlenmesi.
TARAMA,
1) Tavan, yan veya taban basıncı sonucunda, daralan galerileri eski boyutlarına getirebilmek için veya herhangi bir galerinin boyutlarını büyütmek için yapılan genişletme işlemi. 2) Sondaj kuyularının kalibrasyonunu sağlamak için kuyu cıdarının özel matkapla (tarama matkabı, rimer) genişletilmesi ve temizlenmesi işlemi.
TARAMACI EKİBİ,
1) Ocaklarda arazi tazyikleri ve kabarma suretiyle daralmış galeri ve tabanları genişletmek için teşkil edilen ekip. Taramacı ekibi; tarama ustası, taramacı yedeği ve yeterli sayıda tarama işçisinden oluşur. 2) Taramacı.
TARAMA DELİĞİ,
1) Galeride orta deliklerin çevresinde bir veya birkaç sıra olarak delinmiş ve orta deliklerin ateşlenmesinden sonra sıra ile ateşlenen lağım delikleri. Gecikmeli kapsül kullanıldığı takdirde deliklerin ateşleme sırasına uygun kapsül kullanılır. 2) Yardımcı delik.
TARAYICI MATKAP,
1) Daha önce açılmış bir sondaj kuyusunun çapını genişletmek için kullanılan genişletme matkabı. 2) Rimer.
TASFİYE,
—> Rafinasyon.
TASFİYE DÖKME DEMİRİ,
Çelik elde etmek üzere tasfiye edilmesi gereken beyaz —> Dökme demir.
TASLAK,
Mermer işletmeciliğinde, istenilen şekli verecek şablonlardan 1-5 cm paylı (toleranslı) olarak kabaca işlenmiş taş tomruklar.
TASMAN,
1) Madencilik faaliyetleri sebebiyle yeraltında oluşan boşluklardan dolayı, üst formasyonların oturması sonucu yeryüzünde meydana gelen çöküntü.
Bu çöküntünün tesir sahası üzerinde bulunan yapılarda hasarlar meydana gelebilir. Bina, kanal, karayolu ve demiryollarında kendini belli eden bu tür hasarlara tasman zararı denir. 2) İnhidam.
Yeryüzünde bulunan nokta tasman tesiri ile helisodial bir şekilde yer değiştirir. Bu noktanın yatay hareketine deplasman, düşey hareketine de çökme denir. —> Tasman hesabı.
TASMANDA BASINÇ,
—> Tasmanda tesir açısı. Kırılma açısı.
TASMANDA ÇÖKME,
—> Tasman. Tasman hesabı.
TASMANDA ÇÖKME FAKTÖRÜ,
Tasman nedeniyle meydana gelecek çökmeyi hesaplamak için işletme yöntemine göre alınan faktör. Bu faktör 0,1-0,95 arasında değişir; genellikle hidrolik rambleli işletme yöntemi uygulanan yerlerde 0,1-0,3 kuru rambleli işletme yöntemi uygulanan yerlerde 0,5-0,6 olarak alınır. —> Tasman hesabı.
TASMANDA ÇÖKME MİKTARI,
Yeryü-zünde meydana gelen çökmenin derinliği. —> Tasmanda tesir açısı, Tasmanda zaman faktörü, Tasmanda çökme faktörü.
S= e.m.a.z eşitliği ile hesaplanır.
S= Çökme miktarı, çökme derinliği (m)
Yeraltındaki üretim alanı (m2)
e
= ––––––––––––––––––––––––––––––––––
Yerüstündeki tesir alanı (m2)
m
= Damar kalınlığı (m)
a
= Çökme faktörü
Hidrolik ramblede (dolguda) 0,1-0,3
Pnömatik
ramblede 0,5-0,6
Göçertme yönteminde 0,75-0,95
z
= Zaman faktörü: Koşullara göre değiştiğinden deneyle bulunur.
TASMANDA DEPLASMAN,
—> Tasman.
TASMANDA EKSTANSİYON (Çekme),
—> Tasmanda tesir açısı. Kırılma açısı.
TASMANDA KIRILMA AÇISI,
Yeryüzünde maksimum ekstansiyon (çekme) ve kompresyon (basınç) görülen noktayı imalat sınırına dik düzlemin imalat sınırını kestiği nokta ile birleştiren doğrunun, bu düzlem üzerinde olup imalat sınırından geçen dik doğru ile yaptığı açı.
Maksimum ekstansiyon (çekme) ve kompresyon (basınç)ın, imalat sınırını belirleyen dikey doğruya yeryüzündeki mesafesi, örtü tabakasının cinsine göre genellikle örtü tabakası kalınlığının 0,18’i ile 0,37’si arasında olur. Bunu belirleyen kırılma açısı değeri ise; 10½-20½ civarındadır.
Tasman’ın
imalat sınırına olan tesir mesafesi de, örtü tabakasının petrografik bileşimine ve tektonik strüktürüne bağlı olarak, genel olarak örtü tabakası kalınlığının 0,6’sı ile 2,43’ü arasında değişir (ortalama 0,7). Bunun açı cinsinden ifadesi ise; 20-55½ arasındadır (ortalama 35½). Derinlik arttıkça tesir ve kırılma açıları küçülür. Örta tabakası kalınlığı 50-200 m olan yerlerde tesir açısı 40½, 700-900 m olan yerlerde de 30½’den az olur.
TASMANDA KOMPRESYON (Basınç),
—> Tasmanda tesir açısı. Kırılma açısı.
TASMAN ÖLÇMESİ,
Bir maden sahasındaki yeraltı işletme faaliyetlerinin yer üstündeki çekme, çökme, kabarma, basınç ve kayma şeklindeki etkilerinin belli zaman aralıklarında yapılan ince nivelman ölçmeleriyle saptanması. Ölçme noktaları olarak, damar meyline veya damar doğrultusuna paralel alınan ölçme hatları üzerinde eşit aralıklarla çakılan ****l kazıklar kullanılır. Ölçmeler, duruma göre, iki yılda bir veya yılda bir defa yapılır. İki ölçme arasındaki farklardan tasman miktarları hesaplanır. Ölçme noktaları olarak, bina köşeleri, çeşme olukları gibi sabit noktalar ile hassas olarak tesis edilen poligon noktaları alınır. Elde edilen neticeler bir tasman plânı üzerinde eşyükselti çizgileri ile gösterilir.
TASMANDA TESİR AÇISI,
Dik bir düzlemin imalat hududunu kestiği noktadan geçen dikey doğru ve bu düzlem üzerinde yeryüzünde tasman etkisinin sınır noktasını birleştiren meyilli doğru arasındaki açı (sınır veya limit açısı). Yeryüzünde tesir açısının etki alanı içinde ekstansiyon (çekme), tesir açısının simetriği olan kısmında da kompresyon (basınç) etkisi görülür. —> Kırılma açısı.
TASMANDA ZAMAN FAKTÖRÜ,
Tasman nedeniyle meydana gelecek çökmeyi hesaplamak için örtü tabakalarını teşkil eden katmanların cinsine göre alınan faktör.
Bu faktör tecrübeye dayanarak elde edilir. Genellikle tam çökme 5-10 yıl sonra gerçekleşmiş olacağından, işletme yapıldıktan sonra geçecek 5-10 yıl için yapılacak tasman hesabında z = 1 alınır. —> Tasman hesabı.
TASMAN HESABI,
Tasman tesiri, yeryüzünde meydana gelen çökme (s), damar kalınlığı (m), çökme faktörü (a), zaman faktörü (z) ve üretim yapılan alanın imalatın tesir ettiği alana bölümü ile elde edilen (e) faktörlerine bağlı olarak yapılan hesap. Bu hesaplamada (s = e.m.a.z) formülü kullanılır. —> Tasmanda çökme fak-törü. Tasmanda zaman faktörü. Tasman. —> Şekil-Sayfa 380.
TASMAN ZARARI,
—> Tasman.
TASNİF,
1) Sınıflandırma. 2) Klasifikasyon.
TASNİF ELEĞİ,
Cevher ve kömür veya kazılmış malzemeyi tane büyüklüklerine göre (sınıflama) ayırma için kullanılan elek.
TAŞ,
—> Kayaç.
TAŞBAŞYUKARI,
—> Başyukarı.
TAŞBİLİM,
—> Jeoloji.
TAŞ BLOK,
Mermer işletmeciliğinde, moloz taşlardan daha büyük ebatta tabiî taşların ocaktan çıktığı hâli.
TAŞ DOLGU,
Kömürün istihsal
edilmesi nedeniyle boşalan hacmin aynı yer veya yakından getirilen malzeme ile doldurulması. —> Kısmi ramble.
TAŞ GALERİ,
—> Lağım.
TAŞ KENET,
İki taşın bitiminde taşlardan birinin diğerine nazaran hareketini, yabancı madde kullanmaksızın, önlemek amacıyla taşlara verilen şekil.
TAŞ NOHUDU,
Mermer işletmeciliğinde, 0,3-0,7 cm arasında kırılmış taş.
TAŞ PLAK,
Mermer işletmeciliğinde kalınlığı genişliğine nazaran çok ince olan taş levha .
TAŞ PİRİNCİ,
Mermer işletmeciliğinde, 0,1-0,3 cm arasında kırılmış taş.
TAŞIMA HIZI,
Taşıma aracının malzemeyi belirli bir yerden, diğer bir yere götürme hızı. Taşıma hızı genellikle m/saniye birimiyle ifade edilir. Bu hız zincirli koveyörlerde (panzer) 0,4-1,4 m/s, bandlarda 0,9-6 m/s arasında değişir. Taşıma hızının 2,5 m/s’yi geçmesi durumunda insan taşımasının yapılması büyük tehlike arz eder.
TAŞKÖMÜRÜ,
Organik bir oluşum olup, kompakt, masif, kırıklı, düzensiz, nadiren bankoidal, ekseriyette parlak ve mat halde bulunan siyah renkli kömür.
Taşkömürlerinin porselen üzerinde çizgileri daima siyahtır.
TAŞKÖMÜR EŞDEĞER TONU,
—> (TET) —> Ton eşdeğer taşkömürü.
TAŞ KÖMÜRLERİNİN SINIFLANDIRILMA-SI,
—> Maden kömürlerinin uluslararası klasifikasyon sistemi.
TAŞ MATKABI,
1) Kesici yüzeyi keseceği formasyona göre değişik imal edilmiş konik iki, üç veya dört çarkla donatılmış karot almadan ilerleme yapılmasına yarayan sondaj matkabı. 2) Rokbit.
TAŞOCAĞI,
Bina, yol vb. diğer yapı işlerinde kullanılan malzemelerin ve endüstriyel hammaddelerin çıkarıldığı, nizamnameye tabi küçük çaptaki açık işletme.
TAŞ TOMRUK,
Mermer işletmeciliğinde taş blokların, kullanılacağı maksada göre varyoz, çekiç ve kama ile kabaca yonularak az çok geometrik şekil verilmiş hâli.
TAŞ TOPUK,
Tavanı tutabilmek için iri taşlardan tavan ile taban arasına kuru olarak örülmüş ve içi molozla doldurulmuş —> Sun’i topuk.
TAŞTOZU,
1) Madencilikte arzu edilmeyen ve silis vb. sağlık için zararlı (partiküllerden) taneciklerden oluşan toz. Bu toz delme, ateşleme, dolgu ve göçük sonucu ortaya çıkar. 2) Özel olarak hazırlanmış kalker tozları. Kalker tozları infilaklerde koruyucu malzeme olarak veya infilak sonrası yangınlarda alevi boğmak için belirli mesafelerde özel olarak yapılan sehpalar üzerinde veya toz sandıklarında (taştozu kasaları) muhafaza edilir. İnfilakın basıncı ile bu tozlar dağılarak bir toz perdesi meydana getirmek suretiyle alevin boğulmasını sağlayarak daha ileriye sirayetini önler. Taş tozu, olabildiğince nem tutmayacak, silis içermeyecek, içinde % 1,5’dan çok organik madde bulunmayacak ve sağlığa zararlı etki yapmayacak nitelikte olmalıdır. 3) Mermer işletmeciliğinde 0,1 cm’den ince kırılmış taş. ––> Toz kasası.
TAŞTOZU SERPME,
Bu iş için özel olarak yetiştirilmiş ve görevlendirilmiş bir nezaretçinin gözetiminde yapılan serpme işlemi. Patlamaya elverişli kömür tozu varsa, bütün vardiya süresince taş tozu serpilir. Ayak alınlarındaki taş tozu serpme işleri dışında, bütün şistlemeler, en az sayıda işçi çalıştırılan vardiyada, makinelerle şistleme ise, çevrede kimsenin bulunmadığı zamanlarda ve havanın gidiş yönünde yapılır. Serpme işinde çalışanlar kişisel koruyucularla teçhiz edilir.
TAŞTOZU TUTUCU,
Delik delme sırasında meydana gelen taş tozlarının zarasız hale getirilmesi için kullanılan toz tutucu cihaz.
TAŞYAPICI KAYNAKLAR,
—> Kalker tüfü.
TAVAN,
1) Üretim yapılan yerin dikey olarak üzerinde bulunan stabil veya akıcı kitle. Üretim yapılan yerin tavanı, az meyilli maden yataklarında ya damarın tavan taşı veya eskiden alınmış damar diliminin göçüğü (eski), dik maden yataklarında eski imalat, cevher veya kömür olabilir. 2) Bir maden ocağı içerisinde çalışılan yerin, üstündeki yatay veya meyilli olabilen ayırım düzlemleri. 3) Tabaka halinde maden yatakları düşünüldüğünde, madenin üst sınırını teşkil eden düzlem. 4) Galerinin üst kısmı (galeri tavanı).
Alıntı ile Cevapla
  #71  
Okunmamış 23-12-2007, 10:27 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

TAVANA ATIM, Damar içinde sürülen bir taban veya kılavuzda rastlanan fayın geçilmesinde, damarın diğer parçasının tavan tarafına atılmış olması hali.
TAVAN BASMASI,
Tavan basınçlarının tahkimatı deforme etmesi.
Basınç yandan geldiği takdirde meydana gelen etkiye de yan basıncı denir ve tahkimat deformasyona uğrayabilir.
TAVAN BOŞLUĞU,
Galerilerde ve ayaklarda tahkimatın üstünde bulunan boşluk.
TAVAN CIVATASI,
1) Tavan katmanlarını tutabilmek için tavanda açılan deliklere yerleştirilen özel saplama. Bu saplamalar imalat şekline göre çıkarma-, çekme kamalı, konik gerdirmeli vb. şekillerde imal edilir. —> Ankeraj tahkimatı. 2) Rufbolt. 3) Tavan saplaması.
TAVAN FIRÇASI,
Galeri tahkimatında boyunduruğu desteklemek için iki yandirek veya iki sarma arasında vurulan ve tahkimat direklerine nazaran daha ince olan iki ucu kurtağzı olarak hazırlanmış takviye direk. —> Fırça vurmak.
TAVAN KILAVUZU,
—> Kılavuz.
TAVAN LAĞIMI,
—> Kılavuz. Taban-Tavan galerileri.
TAVAN OTURMASI,
Tavanın tahmin edilen süreden önce, ani olarak göçmesi, yerleşmesi.
TAVANTAŞI,
1) Damarın tavanını teşkil eden kayaç. 2) Belli bir madeni içeren formasyonun üstünü örten kayaçlar.
TAVAN TOPUĞU,
Askıda bırakılan emniyet topuğu.
—> Emniyet topuğu.
TAVİKLİ KAPSÜL,
—> Kapsül.
TAVLAMA,
1) İç dengesini kaybeden bir ****lin eski haline gelmesini sağlayan işlem. 2) —> Isıl işlem.
TAVLANMIŞ CAM,
Yaklaşık olarak 750° C sıcaklıktan sonra hava etkisiyle aniden soğutulmuş cam çeşidi.
TAVLI TELLER,
—> Uzun hadde ürünleri.
TAYRABATAN,
—> Uzun ayak.
TAYSAŞAN,
—> Uzun ayak.
TAVUKLAMA,
1) Cevher veya kömürün dış görünüşüne göre elle seçilerek veya küçük çekiçler kullanılarak ayrılması işlemi. 2) Elle ayıklama. 3) Triyaj.
TAZYİK ÇATLAKLARI,
Tavan basıncı nedeni ile ayak alnında alına paralel bir şekilde oluşan çatlaklar.
TAZYİKLİ HAVA,
—> Basınçlı hava.
TBRC (Top blown rotary converter) SİSTEMİ,
Değerli ****llerin izabe ve rafinasyonunda kullanılan piro****lurjik prensiplere dayalı, değerli kompleks hammaddeleri işleyen konverter. Bu sistemde sabit eksenli bir döner fırın ve bu fırında oksi-gaz yakma ve ****lurjik işler için geliştirilmiş lans (brülör) sistemi bulunur. Sistem yüksek sıcaklıkta ve yüksek dönme hızlarında işletilebilir (0-60 rpm arasında). Fırınlar hem eğilebilir, hem de dönebilir niteliktedir. Brülör sistemi, fırının yüksek redüktif, nötral, yüksek oksidan şartlarını sağlamada ve birbirine dönüştürmede çok iyi bir atmosfer kontrolü sağlar. TBRC sistemi, genelde hem primer, hem de sekunder endüstrilerde kompleks değerli ****l hammaddelerini işlemede tercih edilmektedir.
TEBEŞİR,
Rengi ve çizgisi beyaz, yumuşak ve kolaylıkla toz haline gelebilen, bileşiminde % 98 oranında kalsiyum karbonat bulunan saf kalker. Tebeşir tozunun mikroskopla incelenmesinde şekilsiz ve kalkerli bir çimento ile birçok foraminifer kabukları görülür.
TECRİT,
—> İzolasyon.
TECRÜBE GALERİSİ,
Madencilikte kullanılan veya kullanılacak patlayıcı maddelerin kullanma tecrübelerinin yapılması veya patlayıcı ortamda çalıştırılacak antigrizu cihazlarının tecrübe edilmesi için özel olarak yerüstünde veya yer altında hazırlanmış galeri.
TEFESSÜH,
Fizik ve kimyada radyoaktif artı yüklü bir çekirdeğin bazı ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekirdeklere dönüşmesi, yani çürümesi. 2) Alterasyon. 3) Bozulma.
TEFLİK,
—> Dilinim.
TEHLİKELİ GERİLİM,
Etkin değeri 65 voltun üstünde olan gerilim.
TEHLİKELİ MADDELER,
Bayındırlık Bakanlığınca “ Tehlikeli maddelerin taşınması” hk. çıkardığı, 22.10.76 tarih ve 15742 sayılı resmi gazetede yayınlanan yönetmeliğe göre: Patlayıcı, yakıcı, zehirli, radyoaktif, kendi kendine tutuşan maddelerle, yanıcı sıvılar ve kolay ateş alabilen yanıcı maddeler ve fiziksel veya kimyasal evsafı bakımından bunlara benzeyen diğer maddeler.
TEHLİKE SINIRI,
Deniz göl veya nehir altında bulunan madenlerde yapılan çalışmalarda su seviyelerinin en yüksek sınırda oluşan kenar çizgisine çalışılan yerin derinliğinin yarısı kadar bir mesafenin kara tarafına doğru ilave edilmesi ile bulunan hat.
TEKATU NOKTASI,
Ruhsat sahasını saptamak için kullanılan bazı sabit-belirli noktaları (minare, çeşme vb.) birleştiren doğruların kesiştiği nokta.
TEKNİK,
1) Temel olarak alet yapımı ve alet kullanarak sonuç alma yöntemleri. 2) Fizik, kimya, matematik gibi bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama. 3) Yol, beceri, yöntem.
TEKNİK AMONYUM NİTRAT,
İçinde katkı maddesi bulunmayan, % 35 azot ihtiva eden saf amonyum nitrat. Saf amonyum nitrat çözeltilerinde dolomit, kireçtaşı, manyezit vb. dolgu maddeleri ilave edilerek, ihtiva ettiği azot yüzdesinin, % 35’den aşağıya çekilmesi durumunda elde edilen mâmul amonyum nitrat gübresi olur. Kısaca TAN simgesi ile gösterilen teknik amonyum nitrat, patlayıcı madde olarak depolanır ve kullanılır.
TEKNOPARK,
Bilimsel ve teknik araştırmaların ya da genel bir deyimle yeni teknolojilere ait fikirlerin düşünce safhasından çıkarılarak ticari bir değer kazanmasını sağlayan merkez. Burada bilim, teknoloji ve Ar-Ge kuruluşlarının faaliyet gösterdiği binalar bulunur. Teknoparkların kurulmasıyla, yeni teknolojik fikirlerin ticari alana aktarılamayan ve bu nedenle tam yararlanılamayan bilim ve teknolojiyi değerlendirme amacı güdülür.
Kurulmuş olan teknoparklarda görülmüştür ki teknoparktaki sanayi firmaları , bir veya daha fazla üniversitenin bilgi ve teknoloji birikiminden yararlanma imkânına sahip olabilmekte; üniversiteler ve araştırma laboratuvarı ile endüstri arasında teknoloji transferi sağlanabilmektedir. Teknopark alanında yer alan kiracı ve katılımcı firmalara, teknoloji transferi ve iş idaresi konularında destek sağlayacak, modern büro hizmetleri ve her türlü danışmanlık hizmetleri verecek bir yönetim anlayışı oluştuğu da görülmüştür.
Ayrıca risk sermaye kuruluşları, teknoparkta ortaya çıkan yüksek teknoloji ürünlerinin, sanayiye kazandırılması için finansal destek de vermektedir.
Teknopark; teknoloji parkı, araştırma parkı, ileri teknoloji merkezi, teknopol, teknopolis, bilim parkı (science park/ innovation center), kuluçka merkezi gibi terimler ile eş anlamlıdır.
Yukarıda dünyadaki teknoparklar hk. bazı bilgiler verilmişt
TEKNOLOJİ PARKI,
—> Teknopark.
TEKNOPOL,
—> Teknopark.
TEKNOPOLİS,
—> Teknopark.
TEKRAR KAZI (Re handel) HESABI,
Dragline örtükazı uygulamasında, aktarılan malzemenin alınarak tekrar atılması işlemi. Uygulamada dilim kazı miktarına göre ve dragline kapasitesine göre olmak üzere iki ifade kullanılır. —> Şekil.
TEKSTİL BANTLAR,
—> Bant.
TEKSTÜR,
1) Bir kayacı teşkil eden parçalar veya kristallerin kompozisyonu, fiziksel yapısı ve görünüşü. 2) Betonda agregayı teşkil eden (çakıllı kum, taş kırığı vb.) parçacıkların karakteri, düzeni ve dokusu. 3) —> Doku. Tekstür (doku) ve strüktür (yapı) kelimeleri az veya çok değişik anlamda kullanılmakla beraber, esas olarak “Strüktür” kelimesi yeryüzünde bir kayaç kitlesini nitelendirmek, “Tekstür” kelimesi de bir parça kayaç numunesini karakterize etmek için kullanılmaktadır. Bir kayacın strüktürü onun tabakalaşmış, kayganlaşmış, şistleşmiş veya breşleşmiş olduğunu, tekstürü ise onun kırıntılı, tortul veya kristalli veya camsı olduğunu ifade eder.
TEKTONİK,
1) Yerkabuğunun yapısı ile bu yapının oluşumunu sağlayan hareketlerin öğretimi, aynı zamanda bütün bu hareketlerin yarattığı görüntünün müşterek adı. Jeotekniğin görevi; iç yapıları, arızaları, deformasyonları yaratan hareketlerin güzergah, istikamet, zaman, süre ve sebeplerini saptamaktadır. Tektoniğin müstakil büyük bölümleri: (1) Yerkabuğunun kırılma zonlarıyla (çatlaklar, kırıklar, faylar vb.) uğraşan kırılma tektoniği; (2) Her çeşit kıvrılma tipleri konusuyla uğraşan kıvrılma tektoniği. Bu bölüme Alpler, Apeninler, Karpatlar, Toroslar, Himalayalar gibi çok sayıda büyük bindirmelerden oluşmuş dağ silsilelerinin öğretisi de girer. 2) Mikroskop altında incelenen ince kesitlere kadar gözlemlenmesi yapılan en küçük tektonik deformasyon görüntüsüyle uğraşan küçük veya ince tektonik. İstatiksel bir karakter gösteren ince tektonik araştırmaları büyük tektonik yapının oluşum değerlendirmesinde çok önemli tamamlayıcı bilgiler verir.
TEKTONİK BREŞ,
—> Breş.
TEK ZİNCİRLİ KONVEYÖR,
—> Zincirli konveyör, Konveyör.
TELEFERİK,
—> Havai hat.
TELEMETRE,
Baz’ı durulan noktada ve kendi üzerinde olan uzunluk ölçme aleti. Değişmez bazlı ve değişken açılı veya değişken bazlı tipleri mevcuttur. Ölçme için düz kenarlı bir hedefe bakılması yeterlidir. En çok kullanılan tipleri Todis ve Teletop telemetreleridir.
TELESKOPİK BUMLU KAZICI,
Boyu belli bir ölçüde uzayıp kısalabilen dönerkepçeli kazıcı. Bu sayede kazıcı, çalışma konumunu değiştirmeden kademe şev düzlemi üzerinde, paralel ve dikey dilimler halinde kazı yapabilir. Üst dilimler daha ilerde alt dilimler daha önde olduğu halde, bumun boyu dilimlere teleskopik hareketle uyum sağlar.—> Şekil.
Sabit bumlu kazıcıda ise; kademe şevinin üst dilimlerinde kazı yapabilmesi için bum uzunluğu değişmeyen kazıcının bir miktar öne alt dilimlerde ise; bir miktar geriye doğru yürümesi gerekir.
TELETERMAL,
Epitermal
zonu takip edip yeryüzüne yakın ve daha düşük sıcaklıklardaki muayyen mineralleşmeyi içeren zon. —> Hidrotermal maden yatakları.
TEL DAMAR
, Mermer madenciliğinde iki yatak yüzeyi arasındaki taş (Bank) içinde, genellikle yatak yüzeyine paralel olan, değişen şekil ve kalınlıktaki ve yapıştırıcı kabiliyeti az olan killi damar.
TEL HALAT,
—> Çelik halat.
TEL ÖRGÜLÜ ELEK,
Daire, üçgen, trapez kesitli, çelik, pirinç, fosfor bronzu, özel paslanmaz çelik teller, plastik ve suni elyaf malzeme kullanılarak imâl edilen ve eleme işlemi yapacak ünitelerin imâlinde kullanılan eleman.—> Elek örgülü eleklerde etken eleme alanı, diğer elek türlerine göre daha fazladır. Bu nedenle bunların eleme randımanı eşit koşullarda diğer eleklere nazaran daha yüksektir. Elek yüzeylerinin seçiminde elenecek malzeme türü, boyutu, elek aralığı ve tel kesit biçimi dikkate alınır. Bunlarda tel kalınlıkları inceldikçe eleme randımanı artar; fakat buna karşılık eleğin dayanma ömrü azalır. Bu nedenle kömür yıkama tesislerinde 0,5mm den daha ince boyutlu malzemeyi süzme ve eleme işleminde özellikle trapez kesitli barlardan yapılmış (Elek) “ Rima elek “ yüzeyleri kullanılır.—> Delikli saç elek, Elek altı, Elek üstü , Elek açık alanı, Elek anma alanı.
Alıntı ile Cevapla
  #72  
Okunmamış 23-12-2007, 10:27 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

TEL TESTERE, Bir güç kaynağı vasıtasıyla çevrilen bir tambura sarılı uzun bir çelik tel halatın, birbiri arkasına mesnetler teşkil eden makaralarla kesilecek mermer kitlesine ayarlanarak tepeden başlamak üzere mermer bloku üzerinde süratle hareket etmesi neticesi mermer blokunu kitleden biçip ayırma esasına göre yapılmış basit bir mermer istihsal ekipmanı. Testerenin teli 3 adet telin özel şekilde birbiri ile örülmesi suretiyle meydana getirilen takriben 6 mm çapında yüksek karbonlu çelik teldir. Tel halatlara verilen sürat 100 ila 500 m/dk, biçme randımanı 1,20 ila 2,5 m2/saat’tir.
TEMEL CIVATASI,
Makine temellerine yerleştirilen, makine şaselerinin veya kızaklarının temele bağlanmasını sağlayan ve betonda kalan kısmı betonla teması ve birlikte çalışmayı sağlayacak şekilde hazırlanan cıvata. 2) Bulon.
TEMEL SONDAJI,
Üzerine büyük inşaat yapılacak arazilerin yapısını, rutubetini, mekanik özelliklerini saptamak amacıyla inşaatın temelini etkileyebilecek, genellimle 20 m, özellikle 50-150 m derinliğe kadar indirilebilen ve özel teçhizatla yapılan sondaj.
TEMİNAT,
1) “3213 sayılı Maden Kanunu”nda kullanılan bir terim olup, madencilik faaliyetlerinde kanun hükümlerine ve tekniğe uygun çalışmayı temin amacıyla alınan ve nakit karşılığı yapılan geçiçi ödeme. 2) Genel anlamda bir kanının, bir düşüncenin bir sözün veya bir iş yapmanın inandırıclılığını sağlamak amacıyla söylenen söz, verilen belge, teslim edilen para veya bir bankadan alınan garanti mektubu.
TEMİZLEME KOVASI,
Su geçiren, kumlu ve çakıllı formasyonlardan numune almak için kullanılan, içinde dip kapağı (klepe) bulunan, alt tarafında bıçağı olan, silindir biçiminde kova. Bir halata asılı kova, kuyuda sıvı üzerine çarptığı zaman kapak açılır, kovaya sıvı dolar; kova yukarı çekildiği zaman kapak sıvı hareketi ile kapanır. Kova yukarı çıkınca dipteki klepe açılarak boşaltılır. Bunların uzunluğu 3 m’yi bulabilir. 2) —> Beyler (Bailer).
TENEFFÜS CİHAZI,
1) Zehirli gazlarla zehirlenmiş veya oksijen yetersizliği nedeniyle boğulmuş kazazedeleri tekrar hayata döndürmek için kullanılan solunum cihazı. 2) Pulmotor.
TENEKAR,
—> Borat.
TENEKE,
Üzeri elektrolitik usülle kalaylanmış ince sac. Konserve sanayiinde ambalaj maddesi olarak önemli bir girdidir.
TENKİSİ BEDEL DAVASI,
Kamulaştırma bedelini yüksek bularak, bu bedelin indirilmesine yönelik dava. —> Tezyidi bedel davası.
TENÖR,
Cevherde bulunan veya cevherin zenginleştirilmesi veya işlenmesi sonucunda elde edilen ürün içerisindeki kıymetli elementin yüzdesel bir oran olarak ifadesi. Yani belirli bir cevher numunesinin belirli bir element veya bileşik bakımından, bu element veya bileşiğin numune içindeki ağırlığının, numuneyi meydana getiren tüm maddenin kuru haldeki ağırlığına oranı.
TEODOLİT,
Yatay ve düşey açıları ölçmeye yarayan alet. Bu alet üç ayaklı bir sehpa üzerine monte edilip, gerekli ayarlar yapıldıktan sonra tesbit edilmiş noktalara gözlemler yapılarak yatay ve düşey açılar okunur. —> Takeometre.
TEODOLİT DÜRBÜNÜ,
Teodolitin hedefe çevrilmesini sağlayan düzen. Yeni tip dürbünlerde bir mercek sistemi ilâvesiyle ters olan görüntü reel görüntü haline getirilmiştir. Netleştirme vidası dürbünün boru üstünde olabildiği gibi oküler tarafında borunun çevresini saran bir silindirik boru şeklinde de olabilir. Objektif ile gözleme çizgileri arasındaki uzaklık değişmez. Oküler başındaki diyafram oküler merceğinin kenarlarını örter ve mercek kusurlarını önler.
TEODOLİT DÜRBÜNÜ GÖZLEME ÇİZ-GİLERİ,
Dürbünü hedefe yöneltmeyi, hedefe uygulamanın tam olarak yapılabilmesini sağlıyan düzen. Takeometrik ölçmelerde mira üzerinden mesafe ve kot farkının ölçülmesi de gözleme çizgileriyle mümkün olur. —> Şekil.
TEODOLİT DÜZECİ,
Teodolit, takeometre ve nivo gibi topoğrafya aletlerini ölçme konumuna getirmede kullanılan düzen. Küresel ve silindirik olmak üzere iki tipte yapılır. Küresel düzeç, aleti kabaca düzeçlemeye yarar. İçi eter ile doldurulup bir hava kabarcığı kadar boşluk bırakılmış ve üzeri bir cam ile kapatılmıştır. —> Şekil.
TEODOLİTLİ PUSULA,
—> Pusula.
TERK,
Maden hakkına sahip özel veya tüzel kişilerin her türlü emniyet tedbirlerini almak ve haklarından vazgeçmek suretiyle madeni bırakması.
TERKİN,
Resmi sicil, defter ve kütüklerdeki kayıt ve şerhlerin silinmesi, çizilmesi yani o şerhlerle iktisap edilen hükümlerin kaldırılması.
TERMİK DİSSOSİYASYON,
Karbonatların ve sülfatların ısıtılması sonucu ****loksit ve gaz olarak ayrışması.
TERMİK SANTRAL,
—> Elektrik enerjisi üretim tesisleri.
TERMOKUPL,
İki ayrı telin birer uçları kaynak yapılıp bu kaynaklı noktayı ısısı ölçülecek yere yerleştirerek ve bu tellerin diğer ucuna da bir galvonemetre bağlanmak suretiyle meydana gelen elektrik akımını ve bununla ilintili sıcaklığı ölçme esasına dayanan (termometre) cihaz.
TERMO****MORFOZ,
Özellikle kontak zonunda erimiş kitle ile temasta sıcaklığın yükselmesi sonucu meydana gelen başkalaşım. —> ****morfoz.
TERMOLUMINESAN,
—> Ultraviyole ışın.
TERMOLÜMİNESENS ,
Mineralin
içine nüfuz eden ısıtılma sonucunda ışık yayma özelliği.
TERMOSTAT,
Isı denetir. Kapalı bir yerin sıcaklığının sabit kalmasını sağlayan, ısıyı istenilen seviyede düzenlemeye yarayan kumanda cihazı.
TERRA ALBA,
Beyaz boya olarak kullanılan ham jips.
TERS BASAMAKLI TAVAN ÇALIŞMA YÖNTEMİ,
****l madenciliğinde uygulanan bir —> İşletme metodu. Bu metodu uygulamada alın ters basamak şeklinde düzenlenir. Her defasında kazıya ramble üzerinden başlanır. Basamaklar (kademeler) arası 5-10m olup kazılan cevherin pano içi nakliyatı ramble içinde oluşturulan kelebelerden yapılır. —> Şekil.
TERS DAMAR TAŞI
, Mermer madenciliğinde tortulun yüzeyleri bir doğrultada devam etmeyip karışık doğrutullarda olan taş.
TERS HAVALANDIRMA,
Üretilen madenin nakliyesi istikametinde yapılan havalandırma. —> Desandan havalandırma.
TERS FAY,
Tabakaların normal gidişine ters olarak teşekkül etmiş fay. —> Fay.
TERSİP KONİSİ,
1) Lavvardan çıkan suların içinde bulunan katı maddelerin çöktürülmesi için kullanılan koni biçimindeki havuz. 2) Kullanılmış olan suyun tekrar kazanılması veya çevreye zarar vermemesi için suyu dinlendiren ve içindeki partiküllerin çökelmesini sağlayan havuz. —> Çökeltme havuzu.
TERS KEPÇE,
1) Özellikle kanal kazı işlerinde kullanılan özel kepçe ile teçhiz edilmiş ekskavatör. 2) Bekhu (Backhoe). ––> Şekil, Bager.
TERS SİRKÜLASYON,
Devamlı numune alınması gereken hallerde, alışılmışın aksine sondaj sıvısının kuyuya çevre boşluğundan verilip takım dizisi içinden yükselerek yeryüzüne gelmesi olayı.
TERTİP,
Vardiya başlarında ve sonlarında yapılacak işleri belirlemek ve yapılan işler hakkında bilgi alışverişinde bulunmak için yapılan düzenleme çalışmaları. Uzun ayak sistemiyle üretim yapan bir ocakta günlük tertip üç vardiyaya göre yapılır.
Alıntı ile Cevapla
  #73  
Okunmamış 23-12-2007, 10:28 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

TESADÜFİ HATALAR, Topoğrafik ölçüm-lerde; meydana gelişleri ölçme yeteneğinin farklı olmasından ve âlet hassasiyetinin sınırlılığından ileri gelen kaçınılmaz hatalar. Sistematik hatalardaki gibi bir kurala bağlı değildir ve dengeleme hesabı kapsamına girer. Örneğin; aynı uzunlukta veya aynı açıya ait birden fazla ölçü değeri aynı sonucu vermez. Ölçü sayısı arttırıldıkça gerçek ölçüden (+) ve (-) yönde meydana gelen sapmalar sayıca birbirine eşit hale gelir. Bunun için ölçüm sonuçlarının aritmetik ortalaması alınır. 2) Belirsiz hatalar. 3) Düzensiz hatalar.
TESHİN KÖMÜRÜ,
Binaları ısıtmak için kullanılan kömür.
TESKA AYIRICISI
, Sığ ağır ortam (ağır mayi) ayırıcısı. —> Statik ağır ortam (ağır mayi) ayırıcıları, Kömür yıkama yöntemleri, —> Şekil.
TESLİM TAŞI,
Bektaşilerin boyunlarına taktıkları 12 imama izafeten 12 köşesi olan ve Hacıbektaş taşı veya Balım taşından yapılan süs. Teslim taşı köşeli yıldız görünümünde yassı ve irice bir taştır.
TESTERE VİDASI,
Taşıyıcı dış yüzeyi hemen hemen mil eksenine dikey sırt yüzeyi ise eksenle 30½ açı yapan vida şekli. Bunlar yük altındaki her cins milde kullanılır.
TESVİYE MÜNHANİSİ,
1) Deniz seviye-sinden belirli yüksekliklerdeki yatay düzlemler ile yeryüzünün ara kesitini gösteren eğri. 2) Tesviye eğrisi. 3) Eşyükseklik eğrisi.
TESVİYE RUHU,
1) Bir düzlemi veya doğruyu yatay ve düşey duruma getirmek veya bunların durumunu kontrol etmek için kullanılan gereç. 2) Kabarcıklı düzeç. 3) Su terazisi. —> Su düzeci.
TEZKERE-İ SAMİYE , Zonguldak
kömür havzasının sınırlarını 1910 yılında Ereğli Karataşsuyu-Kuzu Köyü-Kızılkiriş Dağı-Yenice-Kapı suyu olarak belirleyen kanun.Bu sınırların içi kömür üretimine verilmiş olup, Padişahın özel malı olarak kabul edilmiş ve önceden verilmiş tapular hariç, kimseye özel tapu verilmemesi kabul edilmiştir.Bu kanun bugün de geçerli olup bu sebepten Zonguldak’taki pek çok yapının tapusu yoktur. Bu sınırlar 1953’de 4/1922 sayılı kararname ile Karadeniz Ereğli-Göldağı-Kalegöl-Amasra olarak daraltılmış, daha sonra 1958’de 4/9925 sayılı kararname ile, Karadeniz-Ereğli-Devrek-Yenice-Karabük-Araç-Kastamonu-İnebolu olarak genişletilmiş, 1968’de 6/10692 sayılı kararname ile bu sınırlara Karadenizin karasuları eklenmiştir. —> Havza-i Fahmiye.
TEZYİDİ BEDEL DAVASI,
Kamulaştırma bedelini az bularak bu bedelin artırılması için açılan dava. —> Tenkisi bedel davası.
THOMAS METODU,
1) Silisi az, fosforu fazla olan sıvı piklerin indirgenmesi suretiyle çelik üretim metodu. Bu metodun uygulandığı konverterler bazik karakterli refrakter malzeme ile astarlanır. Bünyedeki fosfor; ancak manganez, silisyum ve karbon tamamen okside olup pik bünyesinden ayrıldıktan sonra okside olur. Fosforun oksidasyonu, karbonun yanması sonucu konverter ağzından çıkan alev kesildikten sonra, kısa bir zaman süresi içinde meydana gelir. Şarja kalker ilave etmek suretiyle cürufun çok bazik karakterli olması ve aynı zamanda fosforun kalsiyum fosfat bileşiminde bağlanması temin edilmiş olur. 2) Bazik besemer metodu.
T- IŞINLARI,
Mikro dalga ile kızılötesi arasında yeralan elektromagnetik dalga. “T” terahertz’i simgelemektedir. Sözkonusu elektromanyetik dalgaların saniyede bir trilyon titreşimli bir frekansı bulunmaktadır. T ışınlarının “Yumuşak” ışınlamasıyla daha az ışınlama olmasına rağmen, “sert” röntgen ışınlarına göre daha net görüntü elde edilebilmektedir. Amerikalı bilimadamları, insan organlarının ve cansız nesnelerin radyografisini alabilmek için gelecekte başarı vaadeden T- Işınları yöntemini geliştirmişler ve röntgen ışınlarının kullanıldığı yerlerde T-Işınlarından yararlanmayı düşünmektedirler.
Çözülme kapasitesinin 0,15 mm olduğunu bildiren bilimadamları, yeni yöntemin havalimanlarında yolcu bagajında silâh olup olmadığının saptanmasında, sanayide silisyum çiplerinin incelenmesinde, tıbbi alanda röntgen ışınlarının kullanıldığı yerlerde, kemik yoğunluğunun ölçümlerinde ve yumuşak dokunun tomografisinin alınmasında kullanılacağını ve daha net görüntüler elde edileceğini belirtmektedirler.
TIBBİ REHABİLİTASYON,
Hastalanan yahut sakatlanan kimsenin kaybolan fonksiyonlarının düzeltilmesi için işe alıştırmaya tabi tutulması.
TIKLAMA,
Tahkimatsız sürülmüş galerilerde veya yeni atım yapılmış yerlerde emniyet bakımından kavlak olup olmadığını tespit için madenci çekici ile yapılan kontrol.
TİCARET MARKALARI,
—> Patent.
TİCARİ AĞIRLIK,
Mermer işletmeciliğinde, taşın kendi ağırlığı, rutubeti, tolerans ağırlığı ve ambalâj ağırlığı toplamı.
TİCARİ MALİYET,
Satış maliyeti.
Üretim maliyetine, ürünün veya hizmetin satışının gerçekleştirilmesi için katlanılan giderlerin eklenmesi ile elde edilen maliyet. Toplam ticari maliyetin üretim miktarına bölünmesiyle birim ticari maliyet hesaplanır. —> Üretim maliyeti, Satılabilir, Satış giderleri.
Kömürün satışı anındaki maliyeti, aşağıdaki unsurlardan oluşur:
a
= Tüvönan Maliyeti (TL/Ton)
Ocaktan üretilen tüvönan kömürün maliyetidir.
b
= Satılabilir maliyet (TL/Ton)
Tüvönan
kömürün zenginleştirilmesi sonucu elde edilen satılabilir kömürün maliyeti. b=a- artık
c
= Satılık kömür maliyeti (TL/Ton)
Satılabilir kömürden iç tüketimde kullanılan miktarın tenzilinden sonra kalan miktarın maliyeti.
d
= Satılan kömür maliyeti. (TL/Ton)
Satılık kömürün stok maliyeti.
Başka bir deyişle, bir önceki dönem stokları ile yeni dönem stokunun karışımından meydana gelen maliyet.
d
= c± bir önceki dönem stok maliyeti
TM= Ticari maliyet (TL/Ton) TM= d+e+f+g
d
= Satılan kömür maliyeti
e
= Pazarlama satış giderleri
f
= Genel idare giderleri
g
= Faaliyet dışı kâr-zarar giderleri
e
+f= Dönem giderleri
TİJ,
Sondajda dönme hareketini ve devridaim sıvısını matkaba kadar ileten bütün özellikleri standardize edilmiş sondaj malzemesi. Tij, Ç.1035 çeliğinden soğuk çekme, kalın cidarlı borulardan DCDMA veya metrik sistemde imal edilmiş standart boy ve çapta, bir tarafı erkek, bir tarafı dişi kaytan diş açılmış borudur. Tijler gibi muhafaza borusu, karotiyer, elmas kron ve rimer matkabı da DCDMA standardında;
1”
R (1”), E (1 –––) A (2”),
2
1” 1”
B (2 –––), N(3”), K(3–––), H(4”), P(5”)
2 2
S(6”), U(7”), Z(8”) kuyu çaplarına göre uygun ölçülerde imal edilirler. Eskiden x grubunda üretilen takımlar zamanımızda W grubunda üretilmekte ve üretiyice göre değişen çeşitli dizaynlar da göstermektedir. Kaplinler Ç4140, composit tijlerin uç kısımları da Ç4130 çeliğinden yapılırlar. Metrik sistemde 33,5, 42, 51, 73, ... vb. çaplarda imalat yapılmaktadır. Metrik sistem dişleri, DCDMA standardına; çeşitli dizaynların dişleri birbirine uymadıklarından ve bu konuda bir Türk standardı bulunmadığından, sondaj yapan birimlerde zaman ve malzeme israfına sebep olunmaktadır. API standardındaki tije “Drill Pipe” denir ve bu standardın belirttiği malzemeden ve standardın ölçülerinde imal edilir.
TİJ FRENİ,
Sondajda manevra sırasında vinçle bağlantı kesildiğinde kuyuda askıda kalan takımı kuyu ağzında tutmaya yarayan düzen.
TİKİNER,
1) Şlam içinde askıda bulunan katı maddelerin önemli bir kısmının çökelmesi sonucu içinde yalnız kolloidal parçacıkları kalan, kısmen temizlenmiş suyu bütün çevreden taşırıp, suyun tekrar prosese dönmesini sağlayan, çöken iri parçaları eğik tabanındaki sıyırıcı kanatları ile merkez kısmına nakledip oradan bu çökeltinin ayrı olarak alınmasına yarayan büyük çaplı silindir şeklindeki (havuz) tesis. 2) Dinlendirme havuzu. 3) Durultma havuzu. 4) —> Çökeltme havuzu.
TİKSOTROPİ,
Sondaj çamurunun hareketsiz bırakıldığı zaman jel, sirkülasyona veya karıştırılmaya başlandığı zamanda akışkan haline geçebilme özelliği.
TİLTMETRE ÖLÇME DÜZENİ,
Heyelanlı sahada veya hareket potansiyelli kütle üzerinde ya da içinde, uzaktan veya yerinde kumanda ile çalıştırılarak heyelanın hareket yönünü ve miktarının belirleyen üniaksiyal sensör. Bu düzenle, zemin üzerindeki bir noktada N-S ve E-W gibi iki ana doğrultuda ortaya çıkacak rotasyonların ya da hareketli yapıların düşeyden sapmaları sürekli veya periyodik gözlenebilmektedir. —> Şekil.
TİNDALOMETRE,
Optik ölçü esasına dayanarak toz konsantrasyonu ölçmeye yarayan alet. Tindalometreye giren ışık hüzmelerinden biri doğrudan doğruya, diğeri tozlu hava içinden geçerek, nicol prizmaları ile eşit olarak aydınlatılan karşılaştırma yüzeylerine gelir, ışık şiddetinin bir eğri üzerinde mukayesesi ile de havadaki toz miktarı mg/m3 cinsinden hesaplanır. —> Hava kalitesi, Konimetre, Emisyon, Hava kirleticileri.
TİNKAL,
Tabii —> boraks.
TİNTİNG STRENTH,
—> Antimuan.
TİRFİL,
Mermer ocaklarında mermer bloklarının üzerinde kaydırıldığı silindirik ağaç veya ****l parçaları.
Bunlar 10 cm çapında ve 20 cm boyunda olabilirler.
TİTANİT,
—> Molibden.
TİTANYUM, TİTAN,
Gümüş girisi renkli, hafif, çok sağlam, yerine (korozyon) karşı oldukça dayanıklı atom numarası 22, atom ağırlığı 47,90, ergime noktası 1,675°C, kaynama noktası 3,260°C, yoğunluğu 20°C da 4,5 gr/cm3, peryodik tablonun IV b grubunda yer alan kimyasal element. Titan özellikleri bakımından silisyum ve kalaya benzeyen sert beyaz ****l olup simgesi Ti dir.
Titan hafif ve ergime derecesinin yüksek olması nedeniyle roket imalinde, kristal haldeki Ti Cl3 sanayide propilenden polipropilen üretiminde özel bir katalizör olarak kullanılmaktadır. Dört değerli bileşiklerinin en önemlisi titan dioksittir (TiO2). Zehirli olmayan bu madde katışıksız beyaz toz boyalarda, minelerde ve lakelerde—> Pigment olarak yaygın biçimde kullanılır. Bu bileşikler doğada brokit, oktaedrit, Anatas ve rutil TiO2 mineralleri halinde bulunur. Kesici alet yapmak üzere çelik alaşımlarında titan “titanyum karbit“ olarak kullanılır. En çok raslanan titanyum cevheri olan ilmenit (Fe Ti O3) birçok manyetit yataklarında gnays ve ****morfik kayaçlarla ilgili olarak, ince tabaka pul, pul, yassı kristal, tane veya kitle halinde bulunur. ****l siyahı renginde ve donuk, çizgi rengi siyah ile kırmızımsı kahverengi arasında, sertlik derecesi 6 özgül ağırlığı 4,5 tur.
Daha çok siyah ve büyük prizmatik kristaller halinde bulunan rutil (TiO2) elmas cilalı sertlik derecesi 6, özgül ağırlığı 4,2 çizgi rengi açık kahverengidir. Volkanik ve ****morfik kayaçlarda bulunur. İğneye benzeyen kristalleri, rutilleşmiş kuarsa katışık olarak bulunur. Sentetik rutilden yüzük taşı yapılır.
TİTREŞİM VE HAVA ŞOKU,
Maden işletmelerinde delme ve patlama yoluyla yapılan arazi gevşetme işinde karşılaşılan önemli sorun. Titreşim, sismik dalgaların komplike bileşimidir ve çeşitli yüzey dalgalarından oluşur. Bir yüzey dalgasının oluşumu ve hareketi grafik olarak sinüs eğrisi şeklinde gösterilir. Patlatma anındaki şokla oluşan yüzey dalgaları bir yay hareketine benzer. Hava şoku tavan oturması ile de olur. —> Şekil.
Yayın patlamadan önceki durumu (a); patlama anındaki durumu (b); yayda oluşan sinüs hareketinin durumu ampilitud-zaman grafiğinde (c).
TİTREŞİMLİ DEĞİRMEN,
İçerisindeki malı bir eksen etrafında döndürerek harekete geçirmeyip, çok tiz titreşimle birbirine ve öğütücü cisimlere çarptırarak öğüten değirmen.
TİTREŞİMLİ ELEK,
—> Elek.
TİYOÜRE LİÇİ,
Altın üretiminde siyanürleme (—> Siyanid prosesi.) yöntemine alternatif olarak geliştirilmek istenen ve asidik ortamda tiyoürenin altınla katyonik bir kompleks oluşturmasına dayanan yöntem. —> Siyanür Liçi.
TOKMAK,
—> Külünk.
TOMRUK,
1) İşlemek ya da biçilmek için hazırlanmış taş kültesi (mermer tomruğu). 2) Kesilmiş ağacın silindir biçimindeki gövdesi.
TON EŞDEĞER TAŞKÖMÜRÜ,
1) Her türlü enerji hammaddesinden elde edilebilecek enerjinin 7000 Kcal/kg ısıl değerindeki taşkömürü esasına göre ifade edilmesi. 2) TET.
1 Ton taşkömürü = 1,0 TET
1 Ton linyit = 0,5 TET
1 Ton briket = 0,67 TET
1 Ton kok = 0,9 TET
1 Ton ham petrol = 1,47 TET
1 Ton rafineri ürünü = 1,53 TET
1000 m3
tabii gaz = 1,33 TET
1000 m3
havagazı = 0,6 TET
1000 kWh hidroelektrik güç = 0,125 TET
TONG ANAHTAR,
Derin sondajlarda tijleri söküp takmaya yarayan, kullanma kolaylığı bakımından halatlarla kuleye asılı vaziyette bağlı büyük anahtar.
TONKİLOMETRE,
Demir ve kara yolu ile taşımada ton olarak faydalı yükün km olarak taşıdığı mesafe ile çarpımı.
TONOZ,
Tugla
ve harçla örülmüş, yarım silindir biçimde kâgir tavan örtüsü. 2) Bir kemerin aralıksız devam etmesi ile oluşan örtü biçimi.
TOOL JOİNT,
API standardındaki tijlerin (drill pipe) birbirine bağlanmasına yarayan özel imal edilmiş manşonlar. Yüksek değerli krom-nikel çeliğinden dövme suretiyle imal edilen tool-jointlar erkek ve dişi parçalarıyla bir bütün teşkil ederler. Değiştirilebilen veya tijlerle beraber eskiyen (değiştirilemeyen) tipleri vardır. Petrol sondajı takımları arasında özel itina ve bakım isteyen takım parçalarıdır.
TOPAKLAMA,
1) Bir sıvıda dağılmış katı parçacıkların biraraya getirilmesi işlemi. 2) Yumaklama. 3) Flokülasyon.
TOPAL BAĞ,
Çintileri
iyi oturmamış, takoz ve kamalarla iyi sıkıştırılmamış hatalı eğri ağaç bağ.
Alıntı ile Cevapla
  #74  
Okunmamış 23-12-2007, 10:29 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

TOPLAM SERBEST ZAMAN, —> Şebeke planlaması.
TOPLAYICI REAKTİF,
—> Reaktif.
TOPOGRAF,
1) Yeryüzü ölçümlerini alarak harita, makta, plan vb. hazırlayan, bu konu üzerinde özel eğitime tabi tutulmuş teknik kişi. 2) Ölçmeci.
TOPOĞRAFYA,
Arazi ölçmesi (jeodezi) ve elde edilen neticelerin değerlendirilmesi, plân ve haritaların hazırlanması konuları ile uğraşan bilim dalı.
TOPOĞRAFİK ÖLÇME,
Arazi üzerinde yapılan ölçmelerin genel tanımı. Madencilikte; yeraltı, açık işletme ve tesis konumlarının tesbiti, tasman ve heyelân hareketlerinin belirlenmesi, yapılan işin ölçülmesi amacı ile kübaj ve tonaj değerlerinin araziye geçirilmesi veya bunların tersi işlemlerinin yapılmasını teminen topoğrafik araç ve gereç kullanılarak arazi üzerinde yapılan ölçmelerin genel tanımı. Şekilde, döner kepçeli ve kovalı eksavatör yönteminin uyguladığı bir açık işletmede takeometre ile yapılan bir topoğrafik ölçme işlemi örnek olarak gösterilmiştir.
TOPOGRAFİK KESİT,
—> Kesit. Profil.
TOPOĞRAFYA,
1) Yeryüzünün ölçülmesi ile uğraşan bilim dalı. 2) Geodezi. 3) Ölçme bilgisi.
TOPRAK DÖKÜM SAHASI,
1) Dekapaj malzemesinin taşınıp döküldüğü ve tesviye edildiği saha. 2) Harman sahası.
TOPRAK KAYMASI,
—> Heyelan. Göçme.
TOPUK,
1) Yeraltı işletmesinde üretim yapılan yerlerde veya bunlar arasında bırakılan ve daha sonra alınacak veya alınmayacak, belirli bir biçimi haiz olan veya olmayan maden kitlesi. Topuğun görevi tavanı tutmak ve tabakalar arasındaki oluşum bütünlüğünü muhafaza etmektir. Kuyu topuğu, işletme ruhsatı veya pano sınırlarını ayıran topuk, yerüstü tesislerini hasardan koruyabilmek için (demiryolu gibi) bırakılan topuk vb. 2) Galeriler ve odalarda ayrılmış olan maden yatağı parçası. 3) Açık ocak içerisinde normal basamak genişliğinin bir miktar büyümesiyle teşkil edilen ve ancak birkaç basamağa inhisar eden, yatay veya hafif eğimli düzlem şeritleri. Açık işletmede topuk bırakılmasının nedeni, kitlenin kayma ihtimalini azaltmaktır. Bu şekilde mevzii olarak genel eğim açısı düşürüleceği gibi, kitlenin eteğine bir destek bırakılmış olur. Topuk, cevher veya yankayaçtan teşkil edilebilir. Yol olarak kullanılabilir. Üzerine drenaj kanalları açılabilir. —> Emniyet topuğu. Sabit topuk. Kuyu topuğu. Perde.
TOPUK ÇALMAK,
1) Tahkimat amacıyla bırakılan topuklarda bulunan madenin daha sonra istihsal edilmesi. 2) Topukların alınması.
TOPUKLU AÇIK AYAK İŞLETME METODU,
Kalınlığı ve yatımı fazla olmayan sağlam tavanlı sert cevherli maden yataklarına tatbik edilen, hazırlık işleri bir kuyu ve rekuptan veya yalnız bir rekuptan ibaret olan, tahkimatı, lüzumuna göre cevherin düşük tenörlü (fakir) kısımlarında bırakılan gayri muntazam topuklar vasıtasıyla temin edilen, yeraltı (üretim) işletme metodu. Topuklu açık ayak metodu ile, genellikle 10½-15½ meyile kadar, ayak alnı yatıma dik veya paralel ve kalınlığı fazla olan damarlarda alında basamak teşkil edilerek yürütülür. Hazırlığı kolay, fazla yatırım ve tahkimat masrafı gerektirmeyen, maliyeti ucuz bir metot olmakla beraber, tenörü yüksek maden yataklarında uygulanması yararlı olmayabilir. Kalınlığı 30 m’den fazla damarlara uygulanmaz.
TOPUKLU İŞLETME METODU,
Alınması düşünülen maden yatağı kısmının daha önce galeri ve başyukarılarla kısmi parçalara (topuklara) bölünmesi şeklinde uygulanan işletme metodu. Topuklar düz yatımlı yataklarda yan yana, eğimli yataklarda ise üst üste teşkil edilir ve genellikle dönümlü olmak üzere belirli bir sıra ile sonradan (toplanır) alınır.
TOP YULAĞI,
Top yuvarlağı (madencilikle ilgili bir fermandan alınmıştır).
TORON,
1) Çelik halatı oluşturan tel demetlerinden her biri. 2) Kordon. 3) Damar. 4) Demet. —> Çelik halat.
TORTUL KAYAÇLAR,
Daha önce teşekkül etmiş kayaçların; hava, su ve rüzgarın mekanik ve kimyasal etkileriyle birçok parçalara ayrılıp dağılan kısımlarının, sözkonusu faktörler yardımı ile başka yerlere sürüklenerek çökelmeleri sonucu oluşan kayaçlar. Tortul kayaçlar teşekkül şekillerine ve orijinlerine göre detritik-, kimyasal-, organik çökeller diye isimlendirilirler.
TORTUL MADEN YATAKLARI,
1) Gerek fiziksel ve gerekse kimyasal olaylar nedeniyle çökelme sonucu meydana gelen maden yataklaı (kömür, kayatuzu, demir vb.) 2) Sedimanter maden yatakları.
TORTUL PETROLOJİSi
,—> Sedimentoloji.
TOTAL DEPRESYON,
Bir havalandırma sisteminde ölçülen —> Statik depresyon ile dinamik depresyonun toplamı. Buna umumi depresyon da denir.
TOTCO CİHAZI,
Düşey sondaj kuyularında takımın şakülden sapmasını ölçmeye yarayan cihaz. Bir alüminyum tüp muhafaza içine ölçü aletleri yerleştirilmiştir. Sondaj kuyusuna, bu operasyona mahsus takımlarla indirilen bu tüp içindeki kurulmuş, ayarlı saat ve pusula, cihaz, ölçme noktasına yerleştirilip sükunete kavuştuktan sonra, dört adet iğnenin yuvarlak kağıt tabla üzerine düşmesini sağlar. Kuyu ekseninin azimuttan kaç derece ve hangi yöne saptığı, iğnelerin kağıt üzerinde bıraktığı izlerden okunur.
TOZ,
Kömür, hububat, ağaçlar, mineraller, ****ller, cevherler ve maden ocaklarından çıkarılan taşlar gibi organik veya inorganik maddelerin doldurulma ve boşaltılmaları, taşınmaları, delinmeleri, taşa tutulmaları, çarpılmaları, püskürtülmeleri, öğütülmeleri, patlatılmaları ve dağıtılmaları ile meydana gelen ve kendisinden hasıl oldukları maddelerle aynı bileşimde olan veya olmayan ve hava içerisinde dağılma veya yayılma özelliği gösteren 0,5-150 mikron büyüklükte olan, köşeli yuvarlak ve amorf olabilen parçacıklar. Havaya karışması halinde kömür ve yanıcı madde tozları patlayıcı, 0,5-5 mikron tane büyüklüğündeki silisli tozlar dağ sağlığa zararlı özellik gösterir.
1 cm3 havada
müsaade
olunabilir
Toz cinsi tane sayısı
Asbest tozu 176
Porland
çimentosu
tozları
1760
Mika tozları 706
Amorf silika
tozları
(diatomit) 706
Kristalin silika
tozları
8.525 : (% SİO±5)
Değişik muhtevalı
tozlar
(% 1 serbest silisli) 1.760
Talk 706
Fizyolojik etkilerine ve patlama özelliklerine göre tozlar;
I- Fibrojenik tozlar (solunum sistemine zararlı olanlar)
– Silis (kuars),
– Silikatlar (asbest, talk, mika)
– Berilyum cevheri
– Kalay cevheri
– Demir cevherlerinin bazıları
– Kömür (antrasit, bitümlü kömürler)
II- Kanserojenik tozlar
– Radyum
– Asbest
– Arsenik
III- Zehirli tozlar (organları, dokuyu vb. zehirleyen)
– Berilyum, arsenik, kurşun, uranyum, radyum, toryum, krom, vanadyum, civa, kadmium, antimuan, manganez, tungsten, nikel, gümüş cevherleri vb.
IV- Radyoaktif tozlar (alfa ve beta radyasyonu ile zararlı olanlar)
– Uranyum, radyum, toryum cevherleri vb.
V- Patlayıcı tozlar (havada suspansiyon halinde iken yanabilenler)
– ****lik tozlar (magnezyum, alüminyum, çinko, kalay, demir)
– Kömür-Piritli cevherler-organik tozlar.
VI- Az zararlı tozlar (insan üzerine etkisi az olanlar)
– Jips, kaolen, kalker.
Zehirli olmayan tozların müsade edilebilir sınırları:

Sınır
Toz Tipi mg/m3 hava
% 70’den fazla
serbest
silisli toz 1,0
% 10-70 serbest silisli toz 2,0
: 10’den fazla serbest
silisli
kömür tozu 2,0
% 10’dan az serbest silisli
kömür
tozu 4,0
Silisli olmayan kömür tozu 10,0

Patlama özelliğine sahip tozlar:

Alt patlama Patlama
Cinsi sınırı (gr/m3) Sıcaklığı
Cinsi (½C)
Kömür 60 610
Alüminyum 25 645
Demir 250 425
Magnezyum 20 530
Titan 45 480
Çinko 480 600

TOZ DEFTERİ,
Taş tozu kullanılan ocaklarda tutulan özel defter. Bu deftere toz numunesi alınan yerler ve alınma tarihleri, numuneler içinde bulunan yanıcı madde miktarını saptamak için yapılan deney sonuçları, ocağın çeşitli kısımlarında hangi tarihlerde taş tozu kullanıldığı yazılır.
TOZ EMİSYON SINIRI,
Sağlık yönünden havada bulunabilecek azami toz miktarı. Doldurma, ayırma, eleme, taşıma, kırma ve öğütme tsislerinden çıkan, gazlarla atılan toz emisyonu 3 kg/h’e kadar ise atık gazlardaki toz konsantrasyonu 300 mg/m3, atılan emisyon 3 kg/h’den fazla ise atık gazlardaki toz konsantrasyonu 150 mg/m3’ün altında tutulur. Atık gazlardaki özel tozların emisyonu üç sınıfa ayrılmaktadır: 1. sınıf toz emisyonları 20 mg/m3 (0,1 kg/h veya üzerindeki emisyon debileri için), 2. sınıf toz emisyonları 50 mg/m3 (1 kg/h veya üzerindeki emisyon debileri için), 3. sınıf toz emisyonları 75 mg/m3 (3 kg/h veya üzerindeki emisyon debileri için.)
TOZ FİLTRESİ,
1) Lağım delinmesi, kazı işleri, ateşlemeler, yükleme ve boşaltma işlemleri, elek ve bantların hareketleri vb. sebeplerle ana kütlenin özelliğini taşıyan küçük parçacıkların havada dağılmaları ve uzun süre havada kalmaları sonucu oluşan tozlu havadan korunmak için kullanılan maskeye benzer teçhizat. 2) Çevrenin kirlenmesini önlemek için çalışan tesislere ve bacalara konulan toz emici ve tutucu cihaz.
TOZ KASASI,
Kömür tozu ve grizu infilakını durdurmak ve infilak alevini söndürmek için üzerinde kayaç tozu bulunan tabla. Toz kasaları galeri tavanına asılı ve hemen devrilebilecek şekilde, sarkaç hareketi yapmayacak tarzda monte edilir.––> Taş tozu, Taş tozu serpme.
TOZ KONSANTRASYONU,
İşyerlerindeki havada bulunan tozum mg/m3 olarak ifadesi. Genel olarak havadaki toz konsantrasyonuna göre işyerleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılır: —> Tablo.
TOZ KÖMÜR,
Kömür eleme veya zengin-leştirme tesislerinde elde edilen 0-10, 0-18 veya 0-30 mm boyutlarında elekaltı (ürün) kömür.
TOZ KÖMÜR YAKICILAR,
Yakılacak kömürün tane boyutunu küçültmek suretiyle; yanma süresini kısaltmak, yanma süresinde gaz-katı temas yüzeyini artırmak, kömürden uçucu çıkışını hızlandırmak ve sabit karbondan oluşan taneciklere olan difüzyonun (yayınımın) yolunu azaltmak açısından geliştirilmiş olan yakıcı sistemler. Burada belirtilen hususlardan hareket edilerek kırıcı ve öğütücülerde ögütülüp mikron boyutunda toz (pulverize) hâline getirilen kömür, geliştirilen pulverize kömür yakma sistemlerinde yakılmaktadır. Toz kömürler fuel-oil,yağ, su veya diğer uygun sıvılarla karıştırılarak da yakılabilmektedir.
Toz kömür yakan sistemlerde, külün çekilme durumuna göre yaş ve kuru sistemleri kullanmak mümkündür. Kuru sistemlerde kül tanecik olarak çekilirken, yaş sistemlerde aglomera edilerek sıvı hâlde çekilmektedir.
Toz kömürü değerlendirmek için geliştirilen çeşitli yakma sistemlerinden biri’de (—>Şekil) “ Çok jetli yakıcılar” dır. Bu yakıcılar, alev boyu uzatılmaksızın, alev kalınlığının artırılması esasına göre geliştirilmiş olup bu amaçla çok sayıda lüle kullanılarak, yakıt aynı zamanda taşıma görevini de yapan birincil hava ile yüksek sıcaklıktaki yanma odasına püskürtülür. İkincil hava beslemesi toz kömürün püskürtüldüğü seviyenin hemen üzerinden sisteme verilir. Sistemde oluşan çok az miktardaki kül, tabanda ve uçan kül olarak toplanır.
Çok jetli yakıcılardan daha gelişmiş olan turbulans tipi yakıcılarda ise, besleme hatlarına yerleştirilen kanatlarla hem birincil hava ve yakıta, hem de ikincil havaya türbülanslı döndürme hareketi kazandırılmakta ve böylece kömür ile havanın karışma etkinliği artırılmış olmaktadır.—> Kömür Yakma Sistemleri, Yanma, Siklon yakıcılar.
TOZ KÜKÜRT,
En az % 55-99 kadarı; 200 mesh’lik bir elekten geçebilecek şekilde öğütülmesi ile elde edilen kükürt.
Alıntı ile Cevapla
  #75  
Okunmamış 23-12-2007, 10:30 PM
Facebook Oyunları
Standart Cevap: Madencilik Terimleri Sözlüğü

TOZLA MÜCADELE, Yeraltı ve yerüstü tesislerinde toz oluşan işyerlerinde meydana gelen tozun, ocak havasını veya çevreyi kirletmemesi için yapılan ölçmeler ve alınan önlemlerin tümü. Yeraltında delik delinen, kazı ve ateşleme yapılan yerler ile yükleme ve boşaltma noktaları, nakliyat sistemleri, yerüstünde boşaltma yerleri, elekler, dökümhaneler, enerji santralları, bant, karayolu, demiryolu vb. nakliyat sistemleri ve silolar toz oluşturan yerlerdir. Toz oluşan yerlerde genel olarak tozla mücadele; oluşan tozları hava ile birlikte emip zararsız bir yerde çökeltme, toz oluşan yerde fiskete ile sis şeklinde su püskürtmek suretiyle tozu çökeltme veya daha toz oluşmadan toz oluşabilecek yere su (emdirme) enjekte etme; suretiyle yapılır.
TOZ MASKESİ,
Tozlu ortamda yüze takılarak solunum vasıtasıyla zararlı tozların ciğerlere girmesini önlemeye yarayan gereç.
TOZ TUTMA,
Tesislerde meydana gelen tozun sağlık açısından veya ileriki proseslere karışmasını önleme bakımından, yapılan işlem. Bu işlem kuru veya yaş sistem uygulanarak sağlanır.
TRAKİT DOKUSU,
—> Mikrolitik tekstür.
TRANSFER İSTASYONU,
Bir nakil sisteminden diğer nakil sistemine aktarma işlemini sağlayan düzen ve yer. —> Aktarma noktası.
TRANSGRESİF TABAKALAŞMA,
Trans-gresyon olayı ile yani denizlerin karaları kaplaması sonucu, teşekkül eden tabakalaşma. Transgresyon olayında alçalan karalara doğru sular ilerler. Bu nedenle üstteki tabakalar alttakilere nazaran daha geniş bir alanı kaplar.
TRANSGRESYON,
Deniz basması yani deniz havzasının genişlemesi ve denizin karalar üzerinde ilerlemesi olayı. —> Regresyon.
TRANSPARENT,
—> Saydam.
TRANSVERSAL ŞİSTLEŞME,
—> Şistleşme.
TRAPEZ VİDA,
1) Büyük ve çok sık çözülen civatalarla (tesbit vidası olarak büyük takım tezgahlarının kalem tutucularında, hareket vidası olarak preslerin millerinde, krikolarda, ventil ve vanalarda, lokomotiflerin hareket vidalarında) kullanılan vida tipi. Trapez vidanın dişlerinin dip kısmı, eşit adımlı bir dörtgen vidaya göre daha kalın ve bu sebeple daha dayanıklıdır. 2) Diş kesiti yamuk şeklinde olan vida.
TRAS,
—> Puzolanik maddeler.
TRAVELLİNG-BLOCK,
Sondaj kulesinde krown-block’tan geçen çelik halatların bağlandığı palanga makaralı, hareketli parça.
TRAVERBAN,
—> Rekup lağımı.
TRAVERS,
1) Demiryollarında rayların altına konulan demir, beton veya ağaç altlık. 2) Yeraltın sürülmüş olan ana kat lağımlarına dik olarak damarı kesmek üzere sürülen kısa rekup lağımı.
TRAVERTEN,
Termal kaynaklardan çıkan suların içindeki minerallerin CO2 bitkilerin etkisiyle ayrılıp çökelmesi sonucu oluşan sünger gibi delikli ve hafif kayaç. Kalker tüflerini meydana getiren kaynağın vadideki bir göle akması ve burada ince toz halinde kalker kristallerinin yoğunlaşarak düzenli tabakalar teşkil etmek suretiyle çökelmesi sonucu meydana gelen kayaca da traverten denir. Travertenler inşaat bakımından önemli kayaçları teşkil ederler. Bunlar büyük bloklar halinde çıkarıldığı gibi, kesmek suretiyle kaplama malzemesi olarak da kullanılırlar.
TREMOLİT,
İçinde magnezyum, kalsiyum ve alüminyum bulunan doğal silikat.
TREPAN,
1) Darbeli sondajların darbeyi yapan ağırlığının ucuna verilen isim. 2) Sondajcılıkta özel matkap çeşidi.
TRİBOLÜMİNESENS ,
Bir
mineralin sürtme veya çarpma yani bir şok etkisi ile ışık yayma özelliği.
TRİ-FLO(ÜÇ-AKIM) AYIRICISI
, Seri hâlde birleştirilmiş iki dynawhirlpool (Santrifüj fırlatıcı) ayırıcısından oluşan ve italya’da geliştirilen farklı yoğunlukta iki ortam (ağır mayi) kullanılarak şist, temiz kömür ve mikst olmak üzere üç ürün elde edilen kömür zenginleştirme (yıkama) ünitesi. 50 cm çapında bir ünitenin 0,5-30 mm arasındaki mâlzeme için kapasitesi 100ton/h civarındadır. —> Santrifüj ayırıcılar, Ağır mayi ile ayırma, Kömür yıkama yöntemleri.
TRİFON,
Demiryollarında rayların ağaç traverslere bağlanması için kullanılan özel vida.
TRİGONOMETRİK YÜKSEKLİK TAYİ-Nİ,
—> Düşey açı ile yükseklik tayini.
TRİKO (Trüko),
Ocağa maden direği vb. malzeme taşımak için kullanılan açık veya kafes şeklinde imal edilmiş özel ocak arabası.
TRİYAJ,
1) Parça halindeki madenlerin renk veya ağırlık farklarından faydalanılarak el ile ayıklanması. 2) Tavuklama.
TROF (Tilting rotary oxygen furnace),
Finlandiyanın otokumpu firması tarafından geliştirilmiş, bakır —> Anot çamurlarının piro****lurjik işleminde kullanılan ve kıymetli ****llerin kazanımını sağlayan fırın.
TROLEY,
—> Elektrikli lokomotif.
TROMP AYIRICISI
, Sığ ağır ortam (ağır mayi) ayırıcısı. —> Statik ağır ortam (ağır mayi) ayırıcıları, Kömür yıkama yöntemleri, —> Şekil.
TROMP EĞRİSİ,
Tuvönan kömürde belirli yoğunluktaki malzemenin, ayırma sonunda temiz kömüre ve artığa geçen oranlarını gösteren eğri. Bu eğri; ayırım eğrisi, dağılım eğrisi ve hata eğrisi olarak da isimlendirilir. Tromp eğrisinin çiziminde, temiz kömür ve atığın, yüzdürme deney sonuçları ile tuvönanın bunlardan hesaben bulunan yüzdürme sonuçları kullanılır. —> Hata faktörü, Şekil.
TRONA,
Tabiatta doğal olarak bulunan soda minerallerinden en yaygını. Kimyasal formülü Na2CO3.NaHCO32H2O olup, monoklinal sistem-de kristalleşir. Rengi, cevherin ihtiva ettiği orga-nik maddelere bağlı olarak koyu kahverengiden koyu sarıya kadar değişir. Organik madde fazla olduğu zaman gri siyahımsı, kil katkı olduğunda yeşilimsi renk alır. Saf olduğu zaman rengi beyaz ve saydamdır. Gölsel bir ortamda oluşur. Sertliği 2,5-3, yoğunluğu 2,14 gr(cm3’tür. Suda çözünür, asitte köpürür. Isının etkisi ile Na2CO3’a dönüşür. Saf olduğunda % 70 soda külü (NaCO3) ihtiva eder. Kullanılma bakımından kimya sanayiinde asit ve amonyaktan sonra gelmektedir. Cam ve temizlik maddeleri sanayiinin ana hammaddesidir.
TROPARİ,
Sondaj kuyularında sapmayı ve sapmanın yönünü ölçmeye yarayan cihaz.
TROY,
Ağırlık ölçü sistemi. Genellikle kuyumculukta altın, gümüş ve kıymetli taşların ağırlıklarını belirtmekte kullanılır. 1troy ons 31,1035 gram ağırlığı, 1 troy pound 373,242 gram (12 ons) ağırlığı ifade eder.
TROYONS (TROYOUNCE),
Troyes
(Frasa) şehri kelimesinden kaynaklanan, altın, gümüş, para, kıymetli taş, hekimlik ve ilmi presizyon ölçüleri için kullanılan hassas ağırlık ölçü birimi. İngiltere ve ABD’de asil ****ller ve taşlar için kullanılan 31,1035 gr’lık ağırlık birimi yani troy paund’un 12’de biri (1 troy pound = 373,242 gr.). Kıymetli taşlar ve inciler için troyonce 151 1/2 mücevherat karatı veya 600 inci tanesi yani 31,103 gr’dır.
TROY POUND,
—> Troyons.
T-TERTİBİ PANO,
yatay veya az meyilli kömür damarlarında, aralarında müşterek tek bir kömür nakliye galerisi olan, birbirine komşu iki panonun beraber işletilmesi.
TUBİNG,
Kaynaklı çelik sacları kaynak etmek veya hazırlanmış döküm parçaları cıvata ile bağlamak ve arazi ile bu şekilde yapılan boru arasına teçhizatlı beton ve gerektiği takdirde beton ile arazi arasına tecrit için asfalt da doldurularak yapılan kuyu cidarı tahkimatı.
TUĞLA TOPRAĞI,
—> Kiremit-tuğla toprağı.
TULPUŞER,
Sondaj amiri. —> Sondör.
TULUMBA,
Suyu ve herhangi bir akışkanı belli bir yüksekliğe basan aygıt.
TULUMBACI,
Tulumbaların işletilmesi ve bakımı ile görevli kişi.
TULUMBA DAİRESİ,
ocakta tulumba veya tulumbaların bulunduğu oda.
TULUMBA TESİSLERİ,
1) Ocak sularını dışarı atmak için kurulan tesislerin tümü. Bu tesislerin kurulduğu yere tulumba dairesi denir. 2) ****n drenajı amacıyla gerekli basınç farkını yaratarak gazın emniyetli bir şekilde dışarıya akışını sağlayan tesisler.
TUMBA,
1) Ocak arabalarını (vagonları) boşaltmaya yarayan tesis. Tumba tesisleri arabayı yana yatırmak veya ters döndürmek suretiyle boşaltır. Boşaltma şekline göre yan tumba ve döner tumba diye isimlendirilir. Bunlar insangücü, elektrik, elektrohidrolik veya basınçlı hava ile çalıştırıldıkları gibi, üç gözlü yapılmak suretiyle graviteden yararlanılarak (üç gözlü tumba) çalıştırılanları da vardır. 2) Açık işletmelerde dekapajın, yeraltı işletmelerinde ocaktan çıkan taşlarla, lavvardan gelen artıkların döküldüğü yer. 3) Yeraltı işletmesinde göçertme yapılan yerlerde tahkimatın sökülüp tavanın göçertilmesi işi. 4) Külbütör (yan tumba). —> Tumba makinesi. Söküm makinesi. Söküm.
TUMBACI,
1) Tumbayı çalıştıran işçi. 2) Ayak arkasında veya terkedilen yerlerde tahkimatı söken ve tavanı göçerten ekip.
TUMBA KATI,
Kafes nakliyatı yapılan ihraç tesislerinde içi maden veya taş dolu olarak kuyu ağzına çıkarıldıktan sonra tumba edileceği silolar için irtifa kazanmak üzere kuyu ağzı seviyesinin üstünde teşkil edilen araba devresi, itici tertibatları, taş ve kömür tumbaları bulunan platform.
TUMBA MAKİNESİ,
—> Söküm. Tumba.
TUMBA METODU,
Tabaka şeklinde yatak-lanmış damarlarda panonun kılavuz ve başyu-karılarla parçalanarak arada kalan topukları da almak şeklinde uygulanan göçertmeli (üretim) işletme metodu. Panonun kılavuzlarla bölünüp kazılan madenin kılavuzlardan ana başyukarıya getirilerek nakledilmek üzere düzenlenmiş şekline “Yatay Ayaklı Göçertme Metodu”, panonun başyukarılarla bölünüp kazılan madeni bu başyukarılardan nakletmek üzere düzenlenmiş şekline de “Dikey Ayaklı Göçertme Metodu” denir. Tumba metodunda işletme zayiatı fazladır. Bu metoda kara tumba da denir.
TUNÇ,
—> Bakır alaşımlar, Bronz.
TUNGSTEN,
—> Volfram.
TURBA,
1) Kömürleşmenin ilk kademesinde bulunan ve değişen oranlarda karbon, hidrojen ve oksijen ihtiva eden düşük kalorili, esmer, koyu renkli, hafif, kuru iken hemen, nemli iken güçlükle ve koku neşrederek yanan kömür. 2) Turb.
TURBİNLİ SONDAJ,
Yüksek basınçlı sondaj çamuru vasıtasıyla döndürülen turbine bağlı matkabın dönmesi ile yapılan bir sondaj metodu. Bu metotta sadece turbin motoru ve ona direkt bağlı matkap döner. Takım dizisinin diğer elemanları dönmez; sondaj çamurunun yüksek basınçla turbine ulaşmasını ve matkap üzerine gerekli baskının yapılmasını sağlar.
TURNE,
Madenlerde çalışan nezaretçi, mühendis vb. kişilerin ocak gezisi.
TUTUŞMA SICAKLIĞI,
Bir gaz veya gaz karışımının, sıcak bir yüzeyden veya kaynaktan ısı enerjisi olarak yanmaya başlaması için gerekli minimum sıcaklık derecesi. Bazı gaz ve karışımlarının tutuşma sıcaklıkları: ****n 650-750°C , hidrojen 580-590°C, karbonmonoksit 644-658°C, bütan 480-530°C, normal benzin 280°C, 100 oktanlı benzin 429°C. —> Yanma.
TUTYA,
Kavrulmuş veya sinterlenmiş çinko cevheri konsantresinin kömürle birlikte yatay veya modern düşey retortlarda kuvvetli ısıyla redüklenerek üretilen ****lik çinkonun, damıtılmasından elde edilen, genellikle %1-2 oranında kurşun içeren çinko ****li.
TUVÖNAN,
1) Maden ocağından çıkarılan ve herhangi bir zenginleştirme işlemine tabi tutulmamış cevher veya kömür. 2) Ham cevher.
TUVÖNAN CEVHER,
—> Tuvönan.
TUVÖNAN KÖMÜR,
—> Tuvönan.
TUZ
, 1) Kolayca ufalanabilen, kokusuz, suda eriyen, tadı dil yakıcı, kimyasal förmülü Na Cl olan, billursu madde. Doğada deniz suyundan, —> Kayatuzu yataklarından, tuzlu göllerden ve kaynaklardan, (ana mal olarak) ham tuz elde edilir. Ham tuzun işlenmesiyle; rafine tuz, sofra tuzu, pudra tuzu, presli tuz, iyotlu tuz, yalama tuzu; elde edilir. Tuz beslenmenin temel unsurlarından ve sanayinin temel hammadde-lerinden biridir. Yetişkin bir kimse, değişik yollardan günde 20 gr kadar tuz alır.
2) Kimyasal anlamda genel olarak asitlerin bazlarla nötrleştirilmesi sonunda elde edilen bileşik.
3) Bazı bakımlardan yemek tuzuna benzeyen çeşitli maddelere eczacılıkta verilen ad, amonyak tuzu (amonyum klorür), berthollet tuzu (potasyum klorat), epsom tuzu (magnezyum sülfat), soda tuzu (sodyum karbonat), turta tuzu (potasyum karbonat) gibi.
TUZ DOMU,
2000 ila 4000 m derinlikten gelerek yerkabuğunun zayıf zonlarında oluşturduğu birikme sonucu meydana gelen tuz yatağı. Plastiğe benzer özelliği haiz bu Trias-Jura yaşındaki kaya- ve potastuzu yatakları, tuzlu kil, kireçtaşı, dolomit, jips, anhidritten oluşan kuvvetli kıvrımlara uğramış yantaşları içinde bulunur.
TUZLA,
Buharlaşma imkanı fazla olan deniz kıyılarında, tava denilen havuzlara deniz suyu akıtmak ve bu suyu buharlaştırmak suretiyle tuz elde edilen yer.
TÜF,
Volkanların püskürttüğü çeşitli tane iriliğindeki parçaların taşlaşmasından oluşan, tabakalaşma gösteren, bazı durumlarda tabakalaşma karakteri göstermeyen kayaç. Muhtevasına göre tüfler çok çeşitli şekilde isimlendirilirler. Volkan püskürmesinde büyük lav parçalarının kraterden fırladıktan sonra havada eksenleri etrafında dönerek katılaşmasından meydana gelen kayaçlara volkan bombası, fırlatılan parçaların havada katılaşmasından oluşan kayaçlara da volkan külleri denir. Volkan bombaları ve lapillilerin gelişigüzel çimentolanmasından oluşan kayaçlara aglomera, küllerin birikmesiyle meydana gelen kayaçlara da volkanik tüf denir.
TÜKENME,
Üretim faaliyeti ile tüm olarak tüketilen ve yerine aynen konması mümkün olmayan orman, kömür, maden, petrol, doğal gaz, endüstriyel ham maddeler gibi doğal kaynakların azalması veya tükenmesi.
TÜNEL,
1) Aynı seviyede veya az meyilli olarak devam eden, girişi ve çıkışı olan yeraltı yolu. 2) İki ucu açık galeri.
TÜNEL ATEŞLEMESİ,
—> Galeri ateşlemesi.
TÜP TAHKİMAT,
Pik döküm parçaların cıvatalarla veya bükülmüş çelik sacların kaynakla birbirlerine bağlanması suretiyle gevşek formasyon içinde açılan kuyularda veya galerilerde uygulanan boru şeklindeki tahkimat. Bunların arkasında kalan boşluk, teçhizatlı beton veya asfalt vb. maddelerle doldurulur.
TÜRBİNER LAMBA,
Basınçlı hava ile çalışan bir türbine bağlı elektrik üretecinden elde edilen elektrikten yararlanılarak ışık veren grizuya karşı emniyetli sabit ocak lambası.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil


Madencilik Terimleri Sözlüğü

Madencilik Terimleri Sözlüğü konusu, Ödev Kaynakları/Fizik - Kimya - Biyoloji bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Borsa Terimleri ve Finans Sözlüğü Borsa ve Piyasalar
İntternetin En Büyük Sözlüğü Yabancı Dil
Ayaktopu(futbol) Terimleri Sözlüğü Fıkralar ve Komik Yazılar
Tıp Terimleri Sözlüğü Sağlık
İnternet Terimleri Sözlüğü Yazılım Tanıtımları


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:07 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net