Rehberim

İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri

EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM bölümü Güncel Haberler / İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri konusu gösteriliyor Özet:İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri İşte Türkiye ’de en çok tartışılan cemaatlerden biri olan Fethullah Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri.. Fethullah Gülen, bu ...


Go Back   Rehberim > EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM > Güncel Haberler

İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 16-10-2006, 03:34 PM
Herkul
Standart İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri

İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri
İşte Türkiye’de en çok tartışılan cemaatlerden biri olan Fethullah Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri..





Fethullah Gülen, bu ülkenin son yıllardaki en popüler isimlerinden biri. Sevenleriyle sevmeyenleriyle herkesin bol bol konuştuğu, ama genelde abartılı ifadelerle andığı bu temiz yüzlü, ince yapılı, hep sade kıyafetlerle dolaşan adamın adı ne zaman bir yerlerde geçse tansiyon hemen yükseliyor. Sevenleri ufacık bir eleştiri duyacak olursa köpürmeye hazırlanırken, sevmeyenleri saldırgan olmayan her yorumu işbirliği saymak üzere kulak kesiliyor.

GÜLEN CEMAATİ ÜLKENİN EN KURUMSAL YAPILARINDAN

İleriki bölümlerin cemaat dışındaki insanlara bir anlam ifade edebilmesi için, ilk başta Gülen Cemaati'nin bir portresini çizmek gerek. Gülen Cemaati, hayatında hiç kurumsal bir yerde çalışmamış bir insanın önderliğinde de olsa, Türkiye'nin en kurumsal yapılarından birini oluşturmuştur. Yıllarca büyük finans kuruluşlarında ve medya gruplarında, kurumsallığı sağlamakla görevli bir konumda çalışmış biri olarak bunu içim çok rahat söyleyebiliyorum. Şayet Türk şirketlerinin hepsi Gülen cemaatinin kurumsallığını, disiplinini ve iş takibi süreçlerini aynı başarıyla uygulasa, Avrupa'nın sayılı ekonomilerinden biri olurduk.

HİYERARŞiK YAPILANMA VAR

En tepede elbette Fethullah Gülen vardır. Fethullah Gülen cemaatin kuruluş zamanlarında ilk öğrencileriyle bire bir ilgilenmiş, onlarla kamplara gitmiş, düşüncelerini bizzat şekillendirmiş, ne yapacaklarını ilk ağızdan söylemiş, ama cemaat bu kadar büyümüşken, kendisi yıllardır ABD'deyken, cemaat birçok yetkin insan yetiştirmişken, artık Gülen'in 'Hizmet' içindeki rolünün yönlendirme ve prensip belirlemeyle sınırlı kaldığı düşünülebilir. Cemaatte Gülen'in hemen aşağısında bir danışman/ulema sınıfının bulunduğu ve Hizmet'in yolunun çizilmesinde önemli işlevlerinin olduğu biliniyor.

Bunların altında her büyük şirkette olduğu gibi hiyerarşik bir yapılanma mevcut. Detayları meçhul olmakla ve kuşkusuz gelişmeler doğrultusunda değişmekle birlikte, çeşitli ülke gruplarından sorumlu imamlar (yöneticiler) vardır ve arkalarından ülkelerden sorumlu imamlar gelir. Türkiye'den sorumlu imama şehirlerden sorumlu olanlar bağlıdır. Her şehir büyüklüğüne göre bölgelere ayrılmıştır, bölgeler semtlere bölünmüştür, hepsinin başında ayrı bir yetkili vardır. Semt imamlarının altında o semte bağlı evlerin, yurt odalarının imamları yer alır. Herkes haftalık istişarelerde bir üstüyle bir araya gelir, kendisine bağlı kişilerin şakirdlik düzeylerindeki gelişmeleri anlatır, gazete ya da dergiye bulunan aboneler, toplanan bağışlar konusunda rapor verir, Kurban Bayramı'nda deri toplanması, okulda bir organizasyon düzenlenmesi gibi proje bazlı konuları konuşur. Bu istişarelerde daha üst abilerden gelen ve merdiven mantığıyla imamdan imama tüm cemaate ulaştırılan emir ve tavsiyeler paylaşılır, o günün siyasi ve gündem konularına karşı alınacak ortak tavırlar öğrenilir. Bunlar daha sonra ev ve yurt odası istişarelerinde şakirdlere aktarılır. Hemen her okulda örgütlenmişlerdir. Devlette kadrolaşmaları, bu çalışmalara kolaylık sağlama amaçlıdır.

TÜM ŞAKİRDLER SATIŞ ELEMANI

Cemaat içinde tek işi esnafla ilgilenmek olan özel bir ekip bulunur. Büyük şirketlerin satış ekiplerine benzetebileceğimiz bu imamlar ağzı iyi laf yapan, esnafla iletişim kurabilecek, para işlerinden anlayan kişilerden seçilir. Cemaate bağlayabilecekleri esnaflar (işadamları) bulmak asıl görevleridir. Yurtdışında Türkiye'nin lobisini yapan okullar, Orta Asya'da iş bağlantısı kurma vaadi, fakir öğrencilere yardım etmenin güzelliği gibi söylemlerle cemaatin genel felsefesine sıcak bakmayacak pek çok iş adamından da destek bulabilirler.

Kurban Bayramı'nda deri toplanması, medya organlarına abone bulunması gibi konularda ise tüm şakirdler birer satış elemanıdır. Hem çevrelerini, ailelerini kullanarak hem de stantlar açarak kendilerine verilen hedefleri tutturmaya çalışırlar. Hedef mantığı aynen performans değerlendirme süreçleri olan ciddi kurumlardaki gibidir, bulundukları bölgeye, ellerindeki imkanlara göre herkese 'sen beş abone bulacaksın, sen on abone bulacaksın' şeklinde farklı hedefler verilir. Bu noktada şakirdlerin hedef tutturma başarısı, cemaatte yükselmelerinde ana unsurlardan olur. Şakirdlerin tüm bilgileri düzenli olarak kaydedilmekte ve kararlar alınırken göz önünde tutulmaktadır.

İŞ İLİŞKİLERİ ÖNEMLİ

Cemaat büyüdükçe, iş ilişkileri de bu oluşum içinde önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Finans kurumunu ortak olarak kuran işadamları, okulları finanse edenler, birlikte iş yapanlar arasında inanç birlikteliği dışında bir de ticari çıkar bağları kurulmuştur. Cemaat üyeleri kendilerine destek veren esnaftan alışveriş eder, yurtdışındaki okullara yardım edenlere o ülkelerde iş yapmaları için ilişkiler bulunur, devlet ve belediyelerde görevli şakirdler cemaat üyelerinin şirketlerine kolaylık sağlar, gazete, televizyon gibi cemaat kurumları taşeron işlerini genelde şakirdlere verir. Hayatın her alanında söz sahibi olmak temel amaçtır.

CEMAATİN TERMİNOLOJİSİ

Risale-i Nur: Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi'nin kitapları. Cemaat içinde Gülen'in kitaplarından bile önemlidir, zaten Gülen'in fikirleri de çoğunlukla Said-i Nursi'yi referans alır. Bu kitapların Kuran'ın tüm gerçeklerini açıkladığına inanılır ve Kuran'ın tek başına okunduğunda yanlış anlaşılabileceği düşüncesiyle ondan daha fazla okunmaktadırlar. Tam şakird olmuş bir kişi, Risale-i Nur'u Said-i Nursi'ye Allah'ın yazdırdığına inanır.

Bediüzzaman: Said-i Nursi'ye takipçilerinin hitap şekli. 'Zamanın (çağın) benzersizi, eşsiz olanı' anlamında kullanılır..

Şakird: Gülen cemaatinden kişilerin kendilerine hitap şekli. 'Çömez, çırak, öğrenci' anlamındadır.

Hİzmet: Şakirdlerin insanları ve toplumu İslamileştirme çabası, aynı zamanda cemaate taktıkları isim. Cemaatin hizmetten anladığı çoğunluğun düşündüğü ve korktuğu gibi devlete şeriat düzeni getirmek değil, insanları kendi içlerinden gelerek dini kurallara göre yaşayacak şekilde dönüştürmektir. Tüm kadınlar bunu Allah'ın isteği sayarak ve aksi halde yanacaklarını düşünerek kapanırsa, herkes hayatıyla ilgili kararlarını dini referans alarak vermeye başlarsa, rejimin adının cumhuriyet ya da demokrasi olmasının onlar açısından farkı olmayacaktır. İnsanlar fikirlerini, bunu isteyip istemedikleri doğrultusunda oluşturmalı.

Abi: Yaşça büyük şakirdler, cemaat içinde küçük şakirdler tarafından abi olarak çağrılır. Kadın şakirdler için aynı şeyin abla olarak kullanıldığını ve benzer bir yapılanma olduğunu duymuştum, ama onların dünyasını bize ancak kadınlar anlatabilir. Çünkü erkek ve kadın şakirdler birbirlerinden çok uzak yaşarlar. (Aslında erkek şakirdler her türlü kadından mümkün olduğunca uzak yaşar.)

Sohbet: Fethullah Gülen'in ya da Said-i Nursi'nin kitaplarından bölümler okunması. Üzerinde konuşulması, günümüz hayatına bu prensiplerin nasıl uygulanabileceğinin abiler tarafından dinleyenlere aktarılması. Bu arada şakirdlerden gelen dini içerikli soruların cevaplanması. Her ne kadar sohbet dense de, iletişim büyük oranda tek yönlüdür.

İstişare: Tam şakird olmuş, cemaatin hassas konularına vakıf kişilerle bağlı oldukları evin ya da yurt odasının imamının yaptığı toplantılar. Genelde günlük ya da haftalık yapılır. Kazanılabilecek kişiler, okuma yarışmaları ve ibadet ödevleri, günlük olaylar hakkında kararlar bu toplantılarda alınır. Bu imamlar ayrıca kendi bağlı oldukları daha üst imamlarla da istişare yapar ve daha önemli konuları konuşurlar. Merdiven mantığıyla herkes bir üstüyle toplanır, böylece en alttan gelen konular da Gülen'in istişarelerine kadar çıkıp onaya sunulabilir.

Ülke/Bölge/Semt/Ev İmamI: Sorumlu olduğu yere göre, belli bir yerdeki şakirdlerden sorumlu kişi. O da şakirdtir, ama yaşça daha büyük ve tecrübelidir. O güne kadar yaptığı hizmetlerle, ağzının iyi laf yapması ve sohbet düzenleme kapasitesiyle, en önemlisi ne kadar az sorguladığı, üstteki abilerden gelen emirleri ne kadar kolay sindirebildiğiyle belirlenirler. Terfi ederek daha önemli noktalara gelirler. Teslimiyet ne kadar güçlüyse, yükselmek o kadar mümkündür.


Esnaf: Cemaate parasal destek sağlayan işadamlarına esnaf denir. Bazıları gerçekten küçük esnafken bazıları büyük armatörler, holding sahipleridir. Okulları finanse eder, şakirdlere ve kazanmaya çalıştıkları çocuklara burs verir, şirketlerinde çalıştırırlar. Gazetenin, televizyonun, finans kurumunun büyük projelerine finansman sağlarlar.

Dost: Şakird olmayan, cemaatin prensiplerini benimsemeyen, ama yumuşak huylu insanlar yetiştirdiği düşüncesiyle, yurtdışındaki okullar ülkeye faydalı inancıyla ve benzeri dünyevi düşüncelerle destek veren kişilerdir. Aralarında hristiyan rahipler de vardır, ateistler de. Çoğunluğu cemaatin iç yapısını bilmez.

Nurcu: Said-i Nursi'nin ve yazdığı Risale-i Nur'un takipçileri. Gülen cemaati bunların arasında kıyas kabul etmeyecek şekilde en güçlüsüdür. Her ne kadar Nurcular siyasi bir oluşuma gitmedilerse de, siyasetin içinde özellikle oy potansiyelleriyle yönlendirici olabilmekteler. Özellikle eğitimdeki kadrolaşmalarda oldukça aktif oldukları göze çarpıyor. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in Nurcu görüşe yakınlığı ve Said-i Nursi'ye hayranlığı bilinmekte. (Belki sadece tesadüftür!)

Müspet: Cemaate kazandırılma potansiyeli olan kişiler. Kendi içinde dereceleri vardır.

Ehl-i Dünya: Hayatının temeline dini koymamış herkese verilen isim.

Hİmmet: Hizmete yapılan bağışlar.

Işık evleri: Cemaat evleri için kullanılan bir çeşit takma isim.

İlgilenmek: Bir şakirdin cemaate kazandırabileceğini düşündüğü kişiye (genellikle çocuğa) hayatını adaması. Şakird ilgilendiği kişiyle neler yaptığını, hangi kitapları okumasını sağladığını, kaç sohbete götürdüğünü, birlikte namaz kılıp kılmadıklarını haftalık istişarelerde bağlı olduğu imamına raporlar. Genç şakirdler arasında bazen bu terim yerine espri niyetine 'kafalamak' da kullanılır. (Evet, onlar da insandır ve onlar da espri yaparlar!)

Yarın: insan neden Sakird olur?

Akşam
Barış Müstecaplıoğlu
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 17-10-2006, 11:56 AM
Herkul
Standart Cevap: İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri

İkna için şakird olabileceklerin derecesi belirlenir Herkesten alabileceğinin en fazlasını al düşüncesine göre hareket eden cemaatte şakird olabilecekler şakird yapılır, olamayacaklarla ise dostluk kurulmaya çalışılır. O da olmayacaksa en azından düşmanlığının kırılması yoluna gidilir. Benim gibi zaten onları merak eden, farklı hayatları denemeye hevesli kişiler için, ya da misyonerlik zaten ruhunda olanlar için fazla uğraşmaları gerekmez. Onlar kendiliğinden cemaate yakınlaşacaktır. Ama diğerleri için kişiye özel tasarlanmış, inceden inceye planlanmış taktikler kullanılır.

YEMEK DOLABI HER DAİM DOLU

Devlet yurtlarında kalan şakirdler, istişare yaparken cemaat dışından bir öğrenci içeri girerse otomatikman konuyu değiştirirler. Başkalarının yanında hassas konuların açılmamasına azami özen gösterilir. Bu çocuklar belli bir süre yurtta hizmet ettikten sonra, sosyal hayattan daha soyutlanmış yaşayacakları, Gülen'in kitaplarını ve risaleleri daha yoğun okuyacakları cemaat evlerine alınırlar, oradaki şakirdlerle görev değişikliği yaparlar. Böylece kimsenin ruhani atmosferden uzun süre ayrı kalmasına, çevresel faktörlerden etkilenmesine izin verilmez. Yurtlarda genelde bir iki oda şakirdlerin kontrolünde olur, merkez kabul edilir. Esnafın parasıyla yemek dolabı her daim dolu olan, genelde halıfleks kaplatılan bu odalar çoğu zaman yurtların en şık odalarıdır. Diğer odalara ise bir iki şakird yerleştirilir, onlar sayesinde oralarda kalan müspet öğrenciler tespit edilir, merkez odalara kahvaltıya ve sohbete getirilmeleri sağlanır. Birçok öğrenci için cemaat odalarında düzenlenen zengin kahvaltı sofraları çok güçlü bir mıknatıstır. Hizmet'le ilk tanışma genelde böyle olur.

Her şeyden önce kişinin müspetlik (kazanılmaya uygunluk) derecesi belirlenir. Uzun süre arkadaşlık edilerek karakteri, ailesi, hayattan beklentileri hakkında bilgi toplanır. Psikolojik ya da maddi ihtiyaçları olan, yaşadığı hayattan memnun görünmeyen, küçük şehirlerden büyük şehirlere gelmiş ve bir yere sığınmaktan mutlu olacak, yalnızlık çeken, ailesi ayrı olup ana/baba ilgisine muhtaç, yakınlık gösterilmesinden etkilenecek kişiler müspet kişilere örnek sayılabilir. Bu insanlar dini konulara karşı pek sorgulayıcı değillerse, tartışmaya, kendi fikrinde ısrar etmeye heves göstermiyorlarsa, kabullenmeye alışıklarsa müspetlik dereceleri daha yüksektir. Hele bir de en azından cuma namazlarına gidiyor, oruç tutuyor, belli bir ölçüde de olsa dindarlarsa en rahat kazanılabilecek kişiler sınıfına girerler. Diğerleri, sorgulayan, kendi ayakları üstünde duran, Müslümanlığı bireysel yaşayan ya da dini konularda hassas olmayan çocuk ve gençlerle çok daha yavaş ilerlenir. Rahatsız olabileceklere cemaat ve örgütlenme konusu hiç açılmaz, sadece Hizmet'e sempatik bakmaları sağlanmaya çalışılır. Bunun için yurtdışındaki okullar ve gazetelerde Hizmet hakkında çıkan övücü yazılar en önemli araçlardır. Cemaati ve Gülen'i öven ünlü kişilerden örnekler verilir, 'böyle kişiler bile destekliyorsa sen ne demeye uzak duruyorsun' düşüncesi aşılanır.

DETAYLAR RAPORLANIR

Gülen cemaati bir öğrenci hareketi olsa ve ağırlıklı olarak insanları çocuk yaştan kazanmaya odaklansa da, şakirdler girdikleri her ortamda, tanıştıkları herkesi müspetlik açısından değerlendirir ve kişiye özel taktiklerle kendi yaşadıkları sürecin bir parçası yapmaya çalışırlar. Gazeteci gazeteciyle, sporcu sporcuyla, öğretmen öğretmenle, herkes kendi aile ve arkadaş çevresiyle hizmet deyimiyle 'ilgilenir.' Hayatın her alanında söz sahibi olmak esastır. Bütün bu süreçler, haftalık istişare toplantılarında üst düzey abilerle konuşulur, tartışılır, kime nasıl yaklaşılacağı, kimden nasıl faydalanılabileceği konusunda beyin fırtınaları yapılır. Raporlar tutulur, ödevler verilir. 'Birlikte sinemaya gittik, ödevlerine yardım ettim, bu hafta iki kez benimle namaz kıldı' gibi en ufak detaylar bile raporlanır.

İşte tüm güzel yanlarına, devletin yurt sağlayamadığı çocuklara el uzatmalarına, şiddetten uzak insanlar yetiştirmelerine rağmen, cemaatin ciddi bir değişime ihtiyaç duyduğu konulardan biri bu taktiklerdir. İnsanlara dürüst davranmaya başlamadıkları, niyetleri kendilerince ne kadar iyi olursa olsun çocuklara 'taktiklerle' yaklaştıkları sürece, farklı düşünenlerle barışmaları mümkün olmayacak. Bu yüzden bunu en çok kendilerinin sorgulamaları gerekmekte.

ÖĞRENCİLERE HAYATLARINI ADARLAR

Her şakird bir ya da iki öğrenciden sorumludur. Bu öğrencileri cemaate yaklaştırmak için hayatını adayacaktır. Ödevlerinde yardım edecek, oyunlarına katılacak, cemaat evlerine yemeğe götürecek, iyice kalplerini kazandıktan sonra da tebliğe başlayacak ve Gülen'in kitaplarını okumaları, kasetlerini dinlemeleri için ikna etmeye çalışacaktır. Yeterince duygusal bağ kurulmadıkça asla hassas konulara girilmez. 'Bu insanlar beni çok seviyorlar, bana önerdikleri şeyler hakkımda iyidir.' düşüncesinin oluşması beklenir. İlk başta cemaatin hep güzel yanları anlatılacak, bu çocuklardan fazla bir şey beklenmeyecek, hem maddi hem manevi açıdan almaktan çok verilecek, çocuğun cemaatle bağı güçlendirilecektir. Çocuk cemaatin içinde uzun süre kalıp düşünceleri yeterince kalıplaştıktan sonra bunların karşılığı ondan fazlasıyla alınacak, ondan da her şakirtten beklenen şeyler beklenmeye başlanacaktır. İlgilenilen çocuk sohbetlere katılmaya başlayınca, cemaate alışınca, onunla ilgilenen şakird de başka bir kişiye atanır. İnsan en iyi dostu saydığı kişinin onunla sadece Hizmet'e yakınlaştırmak için arkadaşlık ettiğini anladığı zaman, şayet tam bir teslimiyet içinde değilse, ister istemez incinir.

İnsan Neden Şakird Olur?

ŞakİrdleR üzerine bir yazı dizisi yapıyorsak, öncelikle bir insanın neden şakird olmak isteyeceğini konuşmak lazım sanırım. Gözlemlerim bana bu konuda bazı gruplamalar yapabilme şansı tanıyor. Aşağıda sıraladığım başlıkların şakirdlerin önemli bir bölümünü kapsadığını söyleyebilirim. Gene de benim rastlamadığım, cemaate farklı motivasyonlarla katılmış kişiler mutlaka vardır, insanlar bu konularda konuşmaya, herkes bildiğini paylaşmaya başladığında eksiklerin tamamlanacağını umuyorum. Mesela kadın şakirdler ve yaşadıkları süreçler konusunda bir bilenin herkesle birlikte beni de aydınlatmasından çok mutlu olurum.

İkna edilenler

Bu grup özellikle okul çağındaki çocuklardan kazanılır. Şakirdler cemaate katabilecekleri müspet kişileri hayatlarının her döneminde, girdikleri her yerde arasalar, gazeteci gazeteciyi, işçi işçiyi, polis polisi, yazar yazarı davaya 'ikna etmeye' çalışsa da, ağırlık öğrencilerdedir. Çoğu zaman benzeri her yapıda olduğu gibi en aşırı uçtakiler, cemaate karşı hiçbir eleştiriye açık olmayanlar, Risale-i Nur'daki basit bir çelişki eleştirildiğinde bile söyleneni anlamaya çalışmadan tepki gösterenler bu 'sonradan olma' şakirdlerdir. Yürekten inanlardan farkları, bağlılık nedenlerinin daha çok duygusal motivasyonlar olması.

Çıkar peşindekiler

Bu kadar büyük imkanlara ve ekonomik güce sahip bir oluşumun çıkarcı insanları mıknatıs gibi çekmesi kaçınılmaz. Bu kişiler hakkında çok uzun konuşmaya değmez, cemaat şirketlerinde iyi bir iş kapmak, makam sahibi olmak, Ortadoğu'daki lobi faaliyetlerinden nasiplenerek işlerini geliştirmek, öğrenciyse güzel yurtlarda kalmak ya da okurken burs almak gibi nedenlerle cemaate katılan, ihtiyacı kalmayınca da kaçıveren insanlar az değil.

Sığınanlar

Anadolu'dan büyük şehirlere okumaya gelen bazı gençler için cemaat kendilerini güvende hissedecekleri bir ortam sunmaktadır. Maddi imkanı olmayan bazı öğrenciler de hepsi kusursuz döşenmiş cemaat evlerini, yurtlarını insanca yaşayabilecekleri yerler olarak görürler. Bazı iyi huylu çocuklarsa ortaokul ve liselerde, cinsellik ve popülerlik dışında gündemi olmayan, güçlünün zayıfı ezdiği bir düzen kurmuş gençler arasında sıkıntı çektiklerinden, cemaatteki dayanışmadan etkilenirler. Sığınanlar, şakirdler arasında azımsanamayacak orandadır. Kendilerini güvende hissettikleri ortama ayak uydurmaya çalışır, akıllarına yatmayacak pek çok şeye 'inanmak istedikleri için' inanırlar.

Sempatizanlar

Bu kişiler şakird olmasalar da, onları da bu başlık altında işlemek iyi olacak. Şakirdlerin çok güzel işler yaptıklarına ikna edilirler ve cemaate yolundaki engelleri kaldırmasında yardımcı olurlar. En azından kendileri engel olmaktan çıkarlar. Bu konu cemaat için şakird kazanmak kadar önemlidir, Gülen'in 'bir kişinin davaya düşmanlığını 100'den 99'a indirmek de hizmettir' yaklaşımı desturdur. Hiç olmazsa bu sayede çocuklarını onların okullarına göndermeleri sağlanabilir, bu da ileride yeni şakirdler demektir. Bunun için asla şakird olamayacak kişilere de, çok iyi davranılır.

Aileden şakirdler

Anne babası şakird olan ya da cemaate sempatik baktıkları için ailesi tarafından çok küçük yaşta Hizmet'e teslim edilmiş çocuklar, cemaatin asıl itici gücü. Ortaokul ve liselerde müspet çocukları tespit edip abilere raporlayanlar genelde onlar olur. Diyebilirsiniz ki, 'İnsan çocuğunu bir cemaat ferdi olarak yetiştirme özgürlüğüne sahip değil mi? Büyüdüklerinde isterlerse çıkarlar.' Eğer cemaat o çocukları ileride anlatacağım 'düşünceleri kalıplaştırma' sürecinden geçirmiyor olsaydı, elbette diyecek bir lafım olmazdı. Bundan vazgeçerlerse yine olmayacak. Ama şu an durum böyle değil. İleride bu konuyu irdeleyeceğiz.

Davaya yürekten inananlar

Her ne kadar cemaatle ilgili her şeye önyargılı bakanlar kabul etmekte zorlanacaklarsa da, tüm şakirdlerin 'beyni yıkanmış, din tüccarı, kandırılmış' olduğunu iddia etmek, onları biraz tanıyan herkes için rahatsız edici. Saldırgan lafların insanları savunma psikolojisine soktuğu, uç noktalara ittiği, sanırım sadece benim bildiğim bir gerçek değildir. İleride bahsedeceğim 'düşünceleri kalıplaştırma' süreci cemaatin temelini oluştursa ve bunu şiddetle eleştirsem de, bu durum 'Hizmet' felsefesini iyice düşünmüş, sorgulamış, kendince mantıklı bulmuş ve özgür iradesiyle kabullenmiş insanların da olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

YARIN:Şakirdlerin günlük yaşamı, düşüncelerin kalıplaşması

Barış Müstecaplıoğlu
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Okunmamış 18-10-2006, 03:56 PM
Herkul
Standart Cevap: İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri

Kız arkadaş cemaatte kesinlikle kabul edilmez
Yaşça büyük, bir aile kurmuş, iş güç sahibi şakirdlerin günlük hayatı büyük ölçüde hizmetteki görevleri ve aileleri etrafında döner. Şayet ilgilendikleri biri varsa ona da vakit ayırmaya çalışırlar. Para desteği sağladıkları öğrencileri düzenli olarak ziyaret eder, birlikte yemek yer, sohbetlere katılırlar. Öğrenci ve öğretmen şakirdlerin ise günlerinin büyük bölümü, cemaate kazandırmaya çalıştıkları çocukların çevresinde geçer. Onları cemaatin kuruluşlarına, sohbet dinleyecekleri ev ve yurtlara, ünlü camilere götürürler. Boş vakitlerini genelde birlikte geçirerek kız arkadaş (kızlar için erkek arkadaş) edinmeleri önlenmeye çalışılır. Farklı şeyler düşünmelerinin, cemaat dışındaki dünyayla kaynaşmalarının önüne geçilir. Futbol maçları erkek şakirdler için hem sosyalleşme aracı hem de kazanabilecekleri çocuklarla tanışmak için iyi bir yoldur. Maçlardan sonra bir çay içme bahanesiyle evlere davet edebilmektedirler. Ayrıca bu maçlar kızların etrafta görünmediği, şakirdlerin kendilerini rahat hissettikleri ortamlar yaratır.

VELİLERDEN HABERSİZ EK DERS

Kalınan evlerde nöbetçilik esasıyla temizlik yapmak, yemek hazırlamak rutin hayatın gereklerindendir. Şakirdler bu görevleri kolay kolay aksatmazlar, çok disiplinlidirler. Namazlardan sonra yapılan Risale-i Nur dersleri, Fethullah Gülen'in kitaplarının okunması, kasetlerinin dinlenmesi, okuldaki derslere az da olsa vakit ayrılması, döneme göre cemaat gazetesine, dergisine abone aranması, kurban derisi toplamaya çıkılması vaktin kalanını doldurur. Haftada bir ya da iki kez, kalınan evde ve bağlı olunan bölgede düzenlenen istişarelere katılmak mecburidir. İstişarelerde, özellikle de sohbetlerde Risale-i Nur'dan ya da Gülen'in kitaplarından okunan bölümler, abilerin yorumları ve öğütleri hemen hemen hiç tartışılmaz. Mutlak itaat ve kabullenme bu ders ve sohbetlerin temelini oluşturur. Benzer organizasyonlar lise ve üniversiteye hazırlık dershanelerinde de yapılır, öğrenciler sınavlara hazırlanma gerekçesiyle yurtlarda 'kampa' alınırlar, bu kamplarda yatılı kalırlar. Elbette sınavlara hazırlık esastır, ama boş vakitlerde, öğretmen ve belletmenler, şakird öğrencilerin de yardımıyla, ilgilenilen çocuklara Risale-i Nur ve Gülen kitaplarını tebliğ ederler. Çoğu zaman veliler çocuklarına verilen bu 'ek dersler'den haberdar olmazlar.

BAŞARI DÜZEYİ DÜŞER

ÖSS'de derece yapan çocukların bile, şayet kusursuz bir şakird olurlarsa, üniversitelerde başarı düzeyleri kaçınılmaz olarak düşer. Çünkü hayat herkes için yirmi dört saattir ve başkalarının inancını değiştirmek, Risale-i Nur derslerini ve günlük ibadetleri yapmak, istişarelere katılmak, verilen görevleri (kahvaltı nöbetçiliği, gazete abonesi bulma, evlerin temizliği vb.) yerine getirmek koşturmacası içinde okuldaki derslere çok vakit kalmaz. İlkokul-ortaokul çağından beri doğru yolun bu olduğuna 'ikna edilmiş' çocukların çoğu, notlarındaki bu düşüş yüzünden içten içte sıkıntı çekseler de itiraz edemezler. Abiler sık sık sohbetlerde sınavlara önem vermek gerektiğini söyleseler de çocuklardan beklenen onca işin arasında derslerin nasıl takip edileceği sorusu pek dile gelmez.

Bazen okuma yarışmalarında ya da toplu gezilerde yakın çevredeki tüm şakirdler bir araya gelirler. Esnafların eli açık olduğundan büyük ve pahalı organizasyonlar yapılabilmektedir. Kimi zaman yakın şehirlere otobüsle geziler düzenlenir, piknik yapılır. Oralardaki cemaat kurumları ve varsa ünlü camiler, imamlar ziyaret edilir. Kiralanan bir gemiyle boğazda yapılan yemekli bir turda yüzlerce şakirdle buluşmak benim için gerçekten ilginç bir tecrübeydi.

Kot pantolon tercih edilmez

KILIK kıyafette sadelik esastır. Vücut hatlarını sergilediği için kot pantolondan kaçınılır, diz avret yeri sayıldığından kısa şort giyilmez. Pardösü favori kıyafetlerdendir. İlgilenilen çocuklarla yapılan futbol maçlarına eşofmanla gidilir, gerekirse bu konuda bir bahane bulunur. Sigara içmezler ve bu konuda gerçekten takdiri hak ederler.

Hoca'nın vaazları VCD'den izleniyor

Cemaat evlerinde televizyon pek seyredilmez, açılırsa da Hizmet'in kanalı açılır. Bol bol kitap okunur, ama bunlar hep aynı şeyleri söyleyen kitaplardır. Cemaat gazetesi satır satır incelenir, abiler bundan çok hoşlanmasa da, spor sayfaları o yaştaki her çocuk gibi şakirdlerin de favorisidir. Bazen ilgilenilen çocuklarla birlikte, Hizmet'in yurt dışındaki okullarını öven belgeseller seyredilir. Her evde Gülen'in vaazlarını seyretmek için mutlaka bir video bulunur. Yurtlarda kalan öğrencilere, sinemaya gitme heveslerini tatmin etmek için, sansürden geçirmek şartıyla büyük ekranda VCD film de izletilebilir.

Müzik yerine ilahi dinlenir

KIZ arkadaş cemaat içinde kabul edilebilir bir şey değildir. Flört edilmiyor olsa bile kızlardan arkadaş edinilmez, bu konuda hassasiyet yüksektir. Başı açık kadınlara gerek olmadıkça bakılmaz, gözler kaçırılır. (Bir keresinde Boğaziçi'nde kulüp dergisi çıkartırken, kız öğrencilerin dergi grubundan ilginç yollarla dışlanmasına şahit olmuştum. Sonradan bunun dikkat çekeceği fark edilince, bazı yazılar uydurma kız isimleriyle yayınlanmıştı.) Müzik yerine genelde ilahiler dinlenir, ev imamı biraz geniş biriyse, kadın şarkıcı olmamak şartıyla arada bir müzik açılması hoş görülebilir. Kadınlar konusundaki bu hassasiyet, öğrenci velileri, gazete yazarları gibi stratejik ilişkiler söz konusu olduğunda, cemaatin iyiliği düşünülerek geri plana atılır.

Kurallara uymayan yükselemez

HER yemekten sonra esnafın parasıyla alınmış bisküviler ve çaylar tüketilirken hem günlük ve haftalık hizmetler üzerinde konuşulur hem de futbol vb. muhabbetleri yapılır. Birbirlerine çok sevecen ve sevimli davranırlar. Elbette şakirdler tam şakird olmadıysa, imamları tam imam olmadıysa, o evde ya da odada geceler boyu bilgisayar oyunları da oynanır, havadan sudan muhabbetler de yapılır, beş parmağın beşi bir değildir. Ama bu kişilerin cemaat içinde önemli makamlara yükselmeleri çok düşük bir ihtimaldir. Bu çocukların düşünceleri kalıplaştırıldıysa, cemaatten çıkamaz, kuralları ellerinden geldiğince esnetmekle yetinirler, ama bu arada kendilerini de suçlu ve kusurlu hissederler.



Gülen'in Hz. Muhammed'le bizzat görüstüğüne inanırlar

BİR insan şakird olduktan sonra, kendisine haftalık tesbihat ve kitap okuma ödevleri verilir. Aynı şeyleri farklı kelimelerle söyleyen sayısız kitabı kısa bir zaman içinde tekrar tekrar okur, kasetleri dinler, sohbetlere katılır. Okuma yarışmaları düzenlenir, onlarca çocuk bir yurdun yatakhanesinde toplanırlar, iki-üç gün içinde Gülen'in kitaplarından ya da Said-i Nursi'nin risalelerinden en fazla okuyanlar (maddi manevi) ödüllendirilir. Her namazdan sonra aynı kitaplardan dersler yapılır. Dünyayı aynı şeyleri söyleyen cemaat gazetesinden, radyolarından, televizyonundan takip ederler. Televizyondan ya da videodan Gülen'in vaazları seyredilir. Yolda yürürken, otobüste giderken bile volkmenden bu vaazların dinlenmesi beklenir. Öğrenciyseler, gittikleri okullarda, dershanelerde normal dersler dışında Risale-i Nur kitaplarından ya da Gülen'in kitaplarından sohbetler yapılır. Tam bir şakird olana kadar bu sohbetlere katılmak zorunlu değildir, ama o yaşta çocuklar için bundan daha etkili bir yöntem, arkadaşlık ve minnet duygularıyla 'ikna' metodu kullanılır. Cemaate katılma sürecinde çocuklarla nasıl bir duygu bağı kurulduğundan bahsetmiştik. Şakirdler için ise bunlar mecburidir.

Gülen'in Peygamberle bizzat görüştüğü, rüyalarında ondan emirler aldığı, cemaati ondan gelen yönlendirmelerle yönettiği, Hz.Muhammed'in sadece Gülen'e değil, cemaate yardım eden işadamlarına ve Hizmet'e adanmış şakirdlere de ziyarete geldiği sohbetlerde sık sık dile getirilir. Kendi adıma bu kadar hassas bir konuda yalan söyleyebileceklerini düşünmüyorum. Ama bu Peygamberin ziyarete gelmesi değil, çok odaklandığın için senin onu kendi kendine görmen de olabilir. Bir insan sürekli bir şeyi düşününce onu rüyasında görmesi pekala mümkündür. Sana söyleyecekleri de bilinçaltında duymak istediklerin olacaktır. Uzun süre aç kalan da rüyasında yemek görür.

DOĞRUSUNU ABİLER BİLİR

Çürük eğitim sistemimiz içinde sorgulamayı öğrenmeyen çocuklar, şayet kendi kendilerini yetiştirmedilerse, bu fikir bombardımanından ciddi şekilde etkilenirler. Sürekli aynı düşüncelerin tekrarına dayanan bu süreç, büyük bir bölümünü zorlandığı tartışmaları 'doğrusunu abiler bilir' diye noktalayan insanlara dönüştürür. Şayet bu kalıba sığamazlarsa, kendilerini yetersiz görür, acı çeker ve ellerinden gelmese de değişmeye, o kalıba girmeye çalışırlar. Çünkü cemaatte farklı olmak bir anlamda da eksik-kusurlu olmak demektir. Cemaatten ayrılanlar için, ibadetini de aksatmaya başladıysa, 'bozulmuş' gibi kelimeler kullanılır. Cemaatten ayrılanların başına gelen kötü olaylarla ilgili çarpıcı hikayeler anlatılıp 'Allah ona şefkat tokadı vurdu, geri dönmesini söylemeye çalışıyor' denilir. Bazı Çinliler de kaza geçiriyor, onlara da mı şefkat tokadı vuruluyor? gibi sorular pek dile gelmez. Hizmeti aksatan, cemaatten ayrılan bazı gençler, uzun süre ne zaman şefkat tokadı yiyeceğim korkusuyla yaşarlar. Yaşadıkları bazı kötü olayları bu şekilde algılarlar.

Farklı görüşlerdeki kitapların çok gerekmedikçe okunmaması önerilir. 'Şeytan ayağınızı kaydırır, kafanıza vesvese sokar' diyerek çocuklar korkutulur. Kendilerine güvenip okuyanlar da, herhangi bir düşünceleri sarsıldığında, bu mutlaka vesvesedir diye düşünüp üzerinde durmazlar. Burada bir yanlış anlaşılma olmasın. Çocukları bu şekilde korkutanlar, bunu art niyetle yapmazlar, kendileri de aynı süreçten geçtiği için bunun iyi bir şey olduğuna içtenlikle inanırlar.

Cemaatten ayrılmak çok zor

CEMAAT kimseye silah doğrultmaz, bir kez girdin çıkamazsın demez, ama bu süreç sonunda çocuklar çoğu zaman 'kendilerinin gardiyanı' olurlar. Bu durum özellikle 'arada kalanların', aklına yatmayan şeyler olduğu, farklı bir hayatta daha mutlu olacağını sezdiği halde, yıllar boyu içine işlemiş bu düşüncelerle ayrılamayanların canını yakar. Bir yandan kendilerini bu ortama ait hissetmezler, diğer yandan ayrılırlarsa 'bozulmuş' olacaklarına dair söylemlerin etkisindedirler. Sosyal hayattan uzak yaşadıkları için, ayrıldıktan sonra hayata ayak uydurmakta zorlanmaları ayrı bir derttir. Bazıları sırf bunun korkusundan cemaatten ayrılmayı göze alamaz. Ayrıca bu süreç, çoğu şakirdin cemaatle ve Gülen'le ilgili konularda aşırı hassas olmasına, kulaklarını yapıcı eleştirilere bile kapamasına yol açar.

Arada kalmış durumdalar

YAZI dizimiz yayımlanmaya başladıktan sonra bana gelen çoğunluğu lise-üniversite çağında çocuklardan iletiler, bu konudaki gözlemlerimi destekler nitelikte. Zaten bu yazı dizisinin içeriğini oluştururken, bu e-postalarda içimi acıtan 'arada kalmışlık' ve 'mahzunluk' başrol oynadı. Şakirdler şayet bu cümleleri okuyorlarsa, onlara lütfen bunu yapmayın diyorum. Düşüncelerinizi elbette paylaşın, ama bu 'düşünceleri kalıplaştırma süreci'nden vazgeçin. Şayet cemaatin hayat felsefesi kişilerin karakterine uygunsa zaten ayrılmazlar. Ayrılıyorlarsa da belki onlar için doğru yol farklıdır. Farklı yollarda yürümek de herkesin hakkıdır.

Yarın: Cemaat medyası ve eleştiriye kapalılık
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil


İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri

İşte Gülen Cemaati’nin bilinmeyenleri konusu, EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM/Güncel Haberler bölümünde tartışılıyor .




Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:39 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net