Rehberim

dna nın yapısı ve görevleri nelerdir

Başka Yere Sığmayanlar bölümü Hakkında Bilgi-Nedir / dna nın yapısı ve görevleri nelerdir konusu gösteriliyor Özet:dna nın yapısı ve görevleri nelerdir sade bir şekilde olsun ve 3 4sayfa olsun varmı böyle bişey Sponsorlu Bağlantılar...


Go Back   Rehberim > EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM > Başka Yere Sığmayanlar > Hakkında Bilgi-Nedir

dna nın yapısı ve görevleri nelerdir

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 16-12-2009, 07:28 PM
Kayıtsız Üye
Angry dna nın yapısı ve görevleri nelerdir

dna nın yapısı ve görevleri nelerdir sade bir şekilde olsun ve 3 4sayfa olsun varmı böyle bişey
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 16-12-2009, 07:30 PM
Raskolnikov
Standart Cevap: dna nın yapısı ve görevleri nelerdir

KONU : DNA YAPISI VE GÖREVLERİ



KAYNAKLAR :
1) HARPER’IN BİYOKİMYASI / ROBERT K. MURRAY, DARLY K. GRANNER QP514 H 37313
2) İNSAN BİYOKİMYASI / MUTAHHAR YENSON QP514 Y46
3) İNSAN BİYOKİMYASINA GİRİŞ / C.A. PASTERMAK / HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI QP514 P37/3
4) PREKLİNİK BİYOKİMYA DERS NOTLARI / ANKARA 1988 QP514 P734




DEOKSİRİBOZ NÜKLEİK ASİT (DNA)
Hücredeki hayati olayları yönetir. Genelde çekirdekte bulunan DNA’nın kloroplast ve mitekondride de varlığı saptanmıştır. Ancak organellerde bulunan DNA’lar hücrenin kalıtım materyali sayılmaz. Çekirdek DNA’sına bağlı olarak aktivite gösterirler.
Kalıtımın ve genetik hastalıkların kimyasal bazı DNA’nın yapısında yer alır. Temel bilgi yolu açıklanmıştır: Yani DNA, RNA’nın sentezini yönetmekte; ardından RNA’a protein sentezini yönetmektedir. Bu bilgi normal hücresel fizyolojiyi ve hastalığın patofizyolojisini moleküler düzeyde tanımlamak için kullanılır.

DNA’nın Yapısı
DNA’nın monomer dezoksi nükleotit birimlerinin kimyasal yapıları dezoksiadenilat, dezoksiguanilat, dezoksisitidilat ve timidilattır. Şekil – 1’de gösterildiği gibi DNA’nın bu monomer üniteleri 35 fosfodiester köprüleri tarafından bir halat teşkil edecek şekilde polimer formda tutulur. DNA’nın bilgi içeriği (genetik kat) bu monomerlerin-pürin ve pirimidin dezaksikorukleatitlerinin- sıralandığı dizede yer alır. Resimde gösterildiği şekli ile polimer ve polarite (kutuplaşma) gösterir; bir uçta 5 hidroksil veya fosfat terminali bulunmasına karşın, diğer uçta 3 fosfat veya hidroksil kısmı bulunur. Söz konusu polaritenin önemi apaçık ortaya çıkacaktır. Genetik bilgi polimer içindeki monomer ünitelerin düzeninde yer aldığından, bu spesifik yüksek derecede bir doğruluk ile çoğaltan veya kopya eden bir mekanizma olmalıdır. Bu gereksime yanı sıra DNA moleküllerine ait  ışınları difraksiyon verileri ve Chargaff’ın DNA moleküllerinde dezoksiadenozin (A) nükleotitlerinin konsantrasyonunun timidin (T) nükleotidlerine eşit olduğunu (A=T), buna karşın dezoksiguanozin nükleotidlerinin (G) konsatrasyonunun dezoksisitidin nükleotidlerine (C/S) eşit olduğunu (G=C) belirleyen gözlemi, 1950’li yılların başında Watson, Cnick ve Wilkins’in DNA’ya ait çift halat modelini önermelerine yol açmıştır. Önerilen bu model Şekil-2’deki gibidir. Sağa dolanan bu çift halatlı molekülün, 2 halatı, birbirinin karşıtı olan doğrusal moleküllerin pürin ve piramidin bazları arasında yer alan hidrojen bağları tarafından bir arada tutulurlar. Zıt halatlardaki pürin ve piramidin nükleotidleri arasındaki esleşmeler son derece spesifik olup A’nın T ile ve G’nin C ile hidrojen bağları ile bağlanmalarına bağlıdır. (Şekil-3)
C halatlı molekülde, fosfodiester bağı etrafındaki rotasyonun neden olduğu kısıtlamalar glikozik bağının tercih edilen anti konfigürasyonu ve 4 baza ait, çoğunluğu teşkil eden tavtomerler (A, G, T ve C), Şekil-3’te çizilmiş olduğu gibi A’nın sadece T ve G’nin sadece C ile eşlenmesine müsaade ederler. Bu baz eşleşmesindeki kısıtlama, çift halatlı bir DNA molekülünde A’nın içeriğinin T’ye ve G’nin içeriğinin C’ye eşit olduğunu ortaya koyan daha erken bir gözlemi açıklar. Çift sarmal şeklindeki molekülün, her biri polarite özelliğine sahip olan 2 halatı anti paraleldirler; yani bir halat 5 den 3 yönüne doğru; diğer ise 3 den 5 yönüne doğru gider. Bu durum her biri tek yönlü olan ama trafiğin zıt yönlerde aktığı 2 paralel caddeye benzer. Çift halatlı DNA moleküllerinde genetik bilgi bir halattaki nükleotider dinesine yerleşiktir, bu kısım kalıp halatıdır; karşıt halat ise kodlayıcı halattır. Çünkü bu halat proteini şifreleyen RNA kopyası ile eşleşmektedir.
Şekil-3’te çizilmiş olduğu gibi 3 adet hidrojen bağı dezoksiguanozin nükleotidini dezoksisitidin nükleotidi ile bir arada tutar, halbuki diğer çift, yani A-T çifti, sadece 2 hidrojen bağı ile bir arada tutulurlar. G-C bağı yaklaşık %50 oranında daha kuvvetlidir. G-C bağlarından zengin olan DNA bölgeleri, ilave edilmiş güç ve de kümeler arası etkileşimlerden ötürü denaturasyon ve erimeye A-T’den zengin bölgelere oranla daha dirençlidirler.

DNA’nın Biyofonksiyonları
Hücredeki tüm DNA miktarları, hücreden hücreye farklı olan tüm miktar memelilerin DNA’ca en zengin dokularında (timüs gibi) %1’e kadar (kurutulmuş olarak), bakterilerde %15, bira mayasında ise %40’a kadar yüksek bulunur. bunlardaki DNA:RNA miktar oranı ise, 20:1 ve 0,5:1 arasında değişebilir.
Hücredeki DNA miktarı ve yerlerine göre türleri, hücre başına düşen DNA miktarı, hücre fonksiyonunun çapraşıklığı ile doğru orantılı olarak artar (hücre başına pikogram olarak).
Fonksiyonca bir birim oluşturan hücrede DNA’lar şu farklı türde bulunurlar:
a) Nükleus DNA’ları: Hücredeki DNA’ların en büyük kısmı nükleusta toplanmıştır. Her türde, nükleusa düşen DNA miktarı sabittir. Yüksek hayvanlarda ve bitkilerde nükleus başına 4-8 pikogram hesaplanır (1 pikogram = 10-2 gr). Bakteri ve virüslerde ise daha azdır.
Yukarıdaki bulgulara uygun olmak üzere, bir insan hücresinin lökleüsündeki DNA’ların toplam nükleotid çifti 109 kadardır. Bakterilerden bir örnek olarak E.Kolide de nükleus DNA’sında 5x105 çift nükleotid saptanmıştır. Bu nükleotid çiftleri de, adenilik asid (A) ile timidilik asid (T); guanilik asid (G) ile sitidilik asid (C)’dir.
Her DNA’da birbirine sarılı 2 anti paralel zincirden oluşmuş bir çift helezon yani ikili sarmal biçimi gösterir. Nükleotidlerin diziliş sırası da DNA’dan DNA’ya değişerek özgünlüklerini sağlar.
Bir Prokariyor hücre olan bakteri hücresinin nükleusunun DNA’sı, bir tek ve iki ucu kapalı (sirküler), bir makro çift helezon halindedir. Bu makromolekül DNA, kimi bakteride mezozom denilen bir kısımla zara yapışıktır. Fakat, DNA biyofonksiyonunu (örneğin üremesini) yapacağı zaman zardan ayrılır, serbest kalır.
Ökaryot olan insan, hayvan ve bitki hücrelerinin DNA’sı ise, bir tane değil, hücre koromozomlarına bölünmüş birçok molekülden oluşur.
Bu DNA çok uzundur. Bir DNA molekülü, denetimle görevli bölgelerle (yumaklanmış, globüler bölgelerle) ayrılmış birbirini izleyen sistron bölgelerinde (uzanmış, fibriler bölgelerden) yapılmıştır. DNA’nın birincil yapısı, bir organizmanın bütün hücreleri için aynıdır. Hatta o organizmanın en ayrıntılı hale gelmiş hücrelerinde bile böyledir.
İnsan, hayvan ve bitkideki nükleus DNA’sı serbest değildir. Daima proteinlerle birleşerek kromatin oluşturur. Birleştiği proteinler, öncelikle protaminler ve özellikle histonlar türünden bazik proteinler olabildiği gibi, iki karboksilli amino asidleri bol olan özel bazı proteinlerle, fosfoproteinler gibi asid onları da olabilir. kromatin, bu tür proteinlerden başka, onlara göre az da olsa daima DNA ve RNA polimerazları ve protein kirazı gibi enzimleri de içerir.
Kromatinleşmiş olan bu nükleus DNA’sı da, nükleus kromozomlarına bölünmüştür. Böylece kromozomlar, hücrede DNA’ların maddesel eşdeğerleri (=ekivalanları)dır, demek olur.
b) Mitokondri DNA’sı: Son yıllarda mitokondride tüm hücre DNA’sının %0,1-0,2’si kadar bir DNA miktarı saptanmıştır. Böylece, miktarca az da olsa, göreve bir DNA varlığı gösterilmiştir. Bu DNA yapısı nükleüsünkinden biraz farklıdır. Çift helezonların uçları birbiriyle birleşmiştir, sirkülerdir.
c) Sitoplazma DNA’sı: Pek az ve serbest olarak her hücrede bulunur.

Biyosentezi
DNA biyosentezi temelde karmaşık değildir. Kromozomda yer yer açılmalar olur ve ortaya çıkan kromozom bölgelerinde her iki ipliğin karşısına, uygun gelen “baz”lar özgül olmayan bir polimeraz enzimi aracılığı ile yerleştirilir (Şekil 4). Sentezlenen her yeni iplikçik, var olan iplikçiklerden biri ile eşleşmiş durumda kalır ve böylece her yeni oluşan sarmalda DNA’nın yarısı korunmuş olur. polimerleşme işlemi RNA, protein ve karbonhidrat sentezinde olduğu gibi geri dönüşebilme yeteneğindedir ve sadece pirofosfatın hidrolizi ile sentez yönüne çekilir. Gerçekte ise DNA sentezi bundan çok daha karmaşıktır.
Her şeyden önce polimeraz enzimi yalnızca tek yönlü (5  3) çalışır. Buna karşın iplikçikler birbirine ters yönde bulunurlar. Çekirdekte kromozonun DNA’sının tümüyle açılması için yeterli yer olmadığından, DNA’nın kısa bölümler halinde eşlendiği açıktır. Bu bölümler 100-200 nükleotit “baz” çifti uzunluğundadırlar. Diğer bir deyiş ile, eşlenme süresinde, bir kromozom boyunca birçok büyüme noktası vardır (Şekil-5). Zaten hücre döngüsünün S evresinde tek bir polimeraz enzimi bulunur. Her birinin görevi tümü ile açık değildir.
DNA’nın Şekil-5’t açıklanan mekanizma ile eşleşmesi işçin, kovalan olarak bağlanmış şeker-fosfat ana zincirinin kırılmadan yeterince nasıl açıldığının mekanizması da karmaşıktır ve henüz tüm olarak anlaşılmış değildir. Bir olasılık, şeker-fosfat bağlarının, DNA’nın iç bağlarını koparan bir iç nükleaz (endonükleaz) tarafından koparılması ve eşleşmeden sonra bir ligaz aracılığı ile onarılmasıdır. Böylelikle DNA sentezinde en azından sözü geçen üç enzim nükleaz, polimeraz ve ligaz görev alır. Bunlara ek olarak açılma işlemi de bir enzim daha gerektirebilir.
Açıklık kazanmış bir başka nokta da iki zincirin kopya edilme sırasıdır. İki zincir aynı anda iki enzim ile mi yoksa biri önce, diğeri sonra mı kopyalanır? Bütün bunlar DNA biyosentezinin açıklığa kavuşturulması gereken ayrıntılardır. Kendini eşleme işleminin nitelikleri ne olursa olsun, bu işlemin enzimleri hücre canlılığı için çok önemlidir. DNA sentezinin ortadan kalkmasına yol açan bir kalıtsal hata yoktur. Ancak DNA sentezi ile ilgili olduğu sanılan bazı enzimlerin görev yapamadığı hastalıklar vardır.
Kseroderma pigmentosa buna iyi bir örnektir. Böyle hastalar parlak güneş ışığında bulunan mor ötesi ışınlara karşı çok duyarlıdırlar ve fazla güneşte kalırlarsa deri kanseri olma eğilimindedirler. Eksik olan enzim yukarıda sözü edilen bir iç nükleazdır. Görevi aradan nükleatit çıkararak hatalı DNA parçalarını onarmaktır. Hatalı DNA parçaları yan yana bulunan timinlerin mor ötesi ışınların etkisi ile birbirine bağlanması soncu ortaya çıkar (Şekil-6). İç nükleaz enziminin eksikliğinde böyle dimerler uzaklaştırılamaz ve bir sonraki kendini eşlemede bu noktada hatalı DNA, yani mutasyona uğramış bir gen ortaya çıkar. Kseroderma pigmentosa, hatalı DNA’nın onarım bozukluğu pek çok hastalıktan biridir. Örneğin, kötü huylu urların ortaya çıkmasında ana neden hatalı DNA bölgelerinin onarılmasındaki bir bozukluk olabilir. Bütün bu durumlarda DNA sentezi normal olarak sürer. DNA sentezi için de bir iç nükleaz gerekli ise bunun, onarım iç nükleazından farklı olması gerekir.
DNA sentezini başlatan ve her kromozomdan sadece bir kopya yapılmasını sağlayan hücre içi sinyallerin neler olduğu henüz açıklanamamıştır. Birkaç olasılık vardır. Örneğin, polimeraz enziminin veya eşlemeden yeralan başka bir enzimin yarı ömrü çok kısa ise bunun 5 evresinden önce sentezlenmesi başlatıcı sinyal olabilir. Diğer taraftan kromozomu DNA’nın açılmasını başlatmak üzere etkinleştiren bir molekülde uyarı olabilir. Bazı durumlarda, örneğin fetusun gelişmesinde veya çocukluk çağında karaciğerde, her kromozomun birden fazla kopyası yapılır. Buna poliploidi denir. Bu durumda, Down sendromunda veya bazı kanserlerden farklı olarak, her kromozom aynı miktarda eşlenir; oluşan bu kopyaların sayısı ikinin katlarıdır. Yani her 23 kromozomun 4, 8, 16, 32 vb. kopyası yapılır. Bu aşırı üretimin nedeni bilinmemektedir.

Genetik Bilginin DNA’dan RNA’ya Taşınması
DNA kodladığı proteinlerin sentezi için gerekli genetik bilgiyi ihtiva etmesine rağmen protein sentezinin direkt matrisi değildir. DNA’nın genetik bilgisinin RNA’ya taşınması lazımdır. Bu taşınma işlemi DNA’nın belirli kısmının nükleotid dizesine uyan tep iplikli RNA’nın sentezi ile gerçekleşir. Bu sırada DNA’nın iki iplikçiğinden biri kodlayıcı (kodagen) iplikçik olarak hareket eder. Oluşan her RNA ribonükleotidlerin komplementer bir dizesini gösterir. Bu sentezin yapı taşları ATP, UTP, CTP, GTP’dir. bu 4 ribonükleozid tri fosfat komplementer bir sıra halinde dizilirler. DNA’ya bağlı RNA polimeraz enzimi bunlardan (trifosfatlardan) RNA’yı oluşturur. Bu sırada pirofosfat molekülü ayrılır.
Dokulardaki RNA sentezi nükleusta bulunan DNA kabına göre yapılır. Hücre içindeki fonksiyonlarına göre 3 türlü RNA vardır:
1. mRNA (mesenger – haberci RNA): Tek bir iplikçikten oluşmuştur. mRNA’nın görevi nükleusta genlr halinde toplanmış genetik bilgiyi hücrenin stoplazmasına taşımaktır. mRNA sitoplazmaya geçer ve ribozomlara bağlanır. Ribozomun yüzeyinde oluşan yeni peptit zincirinden yer alacak a.a.’lerin cinsini ve diziliş sırasını da mRNA tayin eder.
2. rRNA (ribozomal RNA): Ribozomlar hücresinin E.R.da yer alan oluşumlardır. Ribozomlar RNA ve proteinlerden oluşmuşlardır. rRNA ribozomlar üzerinde ek veya çift iplikçik halinde bulunabilir. rRNA’nın görevi protein biosentezi esnasında mRNA + RNA ya yardım etmektir.
3. tRNA (transfer RNA): Tek iplikçik halindedir. tRNA’lar özel a.a.’lerle birleşerek onları ribozomlara taşırlar. Bütün tRNA’larda a.a.’le birleşen zincir ucu kısımları aynıdır. Bunların son 3 nükleotidindeki bazlar ve bazların dizilişi aynı olup ACC şeklindedir. Buna triplet denir.
DNA’dan RNA oluşmasında, DNA daki gnetik bilgi, fonksiyonel hale gelen DNA’daki baz dizisine tekabül eden, baz dizisinin oluşan RNA’da tam olarak ortaya çıktığı görülür. Genetik bilginin bu şekilde RNA’ya taşınmasına TRANSKRİPSİYON denir. Transkripsiyonu katelize eden enzim RNA Nükleotidil Transferaz (Transkriptaz) (RNA polimeraz)dır. tümör virüslerinde, transkipsiyon ters yönde cereyan eder. Virüsün genetik kodunu ihtiva eden komplementer DNA’nın sentezi için kodogen (kodlayıcı) iplikçik olarak virüs RNA’sı kullanılır. Bu reaksiyonu katalizasyon enzime Reverse transkriptaz denir.

DNA’ların (Genlerin) Etkili Oldukları Başlıca Kalıtımsal Olaylar
a) Mutasyon olayı: Genlerin, başka bir görüşe göre gen bölgelerinin başka bir deyimle sistron bölgelerinin gerek kimyasal yapılarında ve gerek diziliş sıralarında en ufak bir değişiklik ortaya gelişi, yani oluşacak olan organizmalarda kalıtımsal bir devrime neden olur. Buna, mutasyon denir. Mutasyon irrevesibi bir olaydır (De varies). Mutasyon olayı, etkinin şiddetine göre, değişik kalıtımlı kuşakların ve ırkların ortaya çıkmasına neden olur.
Fakat, mutasyon olayına neden olan doğal etkiler henüz bilinmiyor.
İn vitro, türlü etkenlerle, örneğin x ışınları ve ultraviyole başta olmak üzere türlü ışınlarla ve nitröz asid, hidroksilamin, akridin gibi kimi maddelerle, mutasyon sağlanabilir.
Mutasyonda moleküler düzeydeki değişiklik ise, kromozom DNA’larındaki değişikliktir. Büyük çaptaki kalıtım değişiklikleri, kromozom DNA’larındaki büyük değişikliklerden; küçük değişiklikler ise, kromozom DNA’larındaki noktasal değişikliklerden ileri gelir.
Büyük değişiklikler, DNA zincirinin kırılmasından, bazların dimerleşmesi gibi ağlaşmalarından yada birkaç, çok kez de çok sayıda, bazın uzaklaşmasından olabilir. nitekim, UV ışığında iki komşu Timin bazının dimer…. vb. oluşturması, x ışını … vb. gibi iyonlaşan ışınlarla ve etilenimin, epoksit gibi etkilendirici kimya maddeleriyle ortaya çıkan kromozom kırılma ve kopmaları hayvan deneylerinde elde edilmiş ve mutasyonlarla bazı ilişkileri gösterilmiştir. Ayrıca DNA çift kollarında sitozin-arabinozid, 5-fluor-deoksiüridin… vb. gibi atipik maddeler oluşturmakla da mutasyona neden olunabilmiştir.
Birçok hücre bu timin dimerleri, ya ışığa bağlı enzimsel bir parçalanma ile monomerlerine ayrılır, yada karanlıkta bir endonükleaz ve eksonükleaz etkisi yapar. DNA-polimerazla (hidrolizle) uzaklaştırılır. Geri kalan DNA kolu kendini aynı DNA-polimerazla onarır. Bu sırada sağlam DNA kolu matrix rolü oynar; yeni sentezlenen DNA parçaları da bir DNA-ligaz yardımıyla eski kola kenetlenir.
Halbuki, örneğin, kserodorma pigmentosum adlı hastalıkta, ileri duyarlılık yüzünden, güneş etkisiyle krozomlarda hasıl oluşmuş Timin-dimerleri, kalıtsal endonükleaz eksikliği dolayısıyla onarılmaz.
Noktasal değişiklikler ise, bunların sadece bir veya birkaç bazda ortaya çıkan değişmelerle olduğu sanılıyor. Sitozin, dezaminasyonla (hidroksilaminle) urasile değiştirilebilir. Yine (seçimli olarak Nitritle) adenin hipoksatine ve guanin ksantine değiştirilebilir. Genel olarak yapılan bu değişikliklerin, mutasyonla ilişkili olabildiği de gösterilmiştir.
b) Türlü kalıtım karakteristiklerinin taşınımı olayı: Morfolojik özellikler, saç rengi, kimi maddenin metabolizmaları… vb gibi türlü ayırıcı kalıtım beldeklerinin, eki deyimle kalıtım farikalarının, Mendel kanununa göre, soyun kişilerine taşınması şeklinde olan bu olayda da genler sıkı ilişkilidir.
c) Eşeysel (idantik) üreme ve çoğalma olayı: Bu olayda da genler çok güçlüdür. Kromozomların en büyük kısmıyla, genlerin öbür hipoteze göre gen bölgelerinin başlıca yapısını DNA’ların oluşturduğunu düşünürsek, kalıtımda DNA’ların önemli rolünü kavramış oluruz.
Türlü kalıtım faktörlerinin soyun kişilerine taşınması olayı, genlerin (yani özel DNA’ların) kuşaktan kuşağa geçebilmesine; faktörlerin belirlenme olayında her kuşakta aynı genlerin (yani özel DNA’ların) idantik genler ortaya getirebilmesine bağlı olması gerekir.
Eşeysel (idantik) üreme ve çoğalma sağlama olayı ise, enlere (yani özel DNA’lara) idantik olan parçaların yavrularda ortaya çıkmasıyla olabilir.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil


dna nın yapısı ve görevleri nelerdir

dna nın yapısı ve görevleri nelerdir konusu, Başka Yere Sığmayanlar/Hakkında Bilgi-Nedir bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Kemiklerin Yapısı Kemik Yapısı J-K-L
Bitkiler ve Yapısı, Bitkinin Yapısı, Bitkinin Özellikleri, Bitkinin Anlamı A-B
Kuran'da adı geçen melekler ve görevleri nelerdir? Hakkında Bilgi-Nedir
SilkRoad Görevleri Silkroad Online
Sağlık Mevzuatı ve Kanunlar Sağlık


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:12 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net