:::Rehberim.net Forum:::

Hayır Ve Şer Allahtandır !...

İslam ve insan bölümündeki İslami Bilgiler alt forumunda bulunan Hayır Ve Şer Allahtandır !... konusunu görüntülemektesiniz özet:HAYIR VE ŞER GAYRET BİZLERDEN TAKTİR CENABI HAK'TANDIR. " Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ...



Go Back   :::Rehberim.net Forum::: > SOSYAL KONULAR & EĞLENCE > İslam ve insan > İslami Bilgiler
       

Hayır Ve Şer Allahtandır !...

Google Özel Arama Kayıt ol Yardım Ajanda Forumları Okundu Kabul Et
Alt 02-07-2008, 08:04 PM   #1
 
aLaBoRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aLaBoRa
Ordinaryüs





<!-- google_ad_section_start -->Hayır Ve Şer Allahtandır !...<!-- google_ad_section_end --> Hayır Ve Şer Allahtandır !...






































HAYIR VE ŞER

GAYRET BİZLERDEN TAKTİR CENABI HAK'TANDIR.


"Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216 - Kuranı Kerim)

Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır. (hadisi şerif)


“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
“Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”


HAYIR VE ŞER

GAYRET BİZLERDEN TAKTİR CENABI HAK'TANDIR.


"Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216 - Kuranı Kerim)

Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır. (hadisi şerif)


“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
“Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”


Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: “Bu, Allah’tandır” derler; onlara bir kötülük dokunsa: “Bu sendendir” derler. De ki: “Tümü Allah’tandır.” Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiç bir sözü anlamaya çalışmıyorlar? Sana iyilikten her ne gelirse Allah’tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik; şahid olarak Allah yeter. (4 Nisa Suresi - 78/79)

78. ayette tümü Allah katındandır derken, 79. ayete ise kötülüklerin kendinden olduğu bildirilmektedir. Bu iki mealde mana aynı gibi gözükürken, orijinal Arapçasında birbirinden farklı olarak geçen bir kelime vardır. 78. ayette tümü Allah’tandır derken burada Arapça “ indi” (tarafından) kelimesi geçer. Fakat yukarıda mealini verdiğimiz 79. ayette bu kelime geçmez. Bu kelime önemli bir anlam farkı ortaya çıkartır. Her şey Allah tarafından (indi Allah –indillah-) dır. Bu ayetlerin yerine doğru mealleri verilmiş kelimeleri koyduğumuzda var gibi görülen çelişkinin yok olduğu görülecektir:

Her şey sonuçta Allah’ın dilemesi ve takdiriyledir. Başlara gelen kötülükler ise kendi elleriyle kazanılması sonucundadır.

Örneğin bir insan elini ateşe soksa eli yanar. Elinin yanması Allah’ın yarattığı kanunlar gereğidir. Fakat elini yakan buna elini sokandır. Sorumluluk elini sokan insandandır; ama onun elini yakan bu doğa kanunlarını yaratan Allah’tır.

Kaynak: [Sadece pasaj sakinleri linkleri görebileceklerdir. lütfen kısa bir vaktinizi ayırın ve pasajımıza üye olun.. ]


Duygusal zekası gelişmiş kişiler aksiliklere rağmen hayatlarına devam edebilirler. Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır diye buyuruyor cenabı hak.Evet hayatta karşılaştığımız aksilikler belki de aksilik değildir de biz onu öyle algılıyor olabiliriz.
Duygusal zekası gelişmiş olan kişiler ümitlerini hiçbir zaman kaybetmezler .Zaten ümitsizlik haramdır diye buyurmuyor mu peygamber efendimiz.
Duygusal zekası gelişmiş olan kişiler empati yapma yeteneğine sahiptirler. Peygamber efendimiz kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına da yapma diye buyurarak,ilişkilerimizde sadece kendimizi değil diğer insanları gözetmeyi ve yapacağımız ve söylediğimiz şeylerin sonucunu düşünmemizi tavsiye etmiştir.

Kaynak: [Sadece pasaj sakinleri linkleri görebileceklerdir. lütfen kısa bir vaktinizi ayırın ve pasajımıza üye olun.. ]











Kaynak: [Sadece pasaj sakinleri linkleri görebileceklerdir. lütfen kısa bir vaktinizi ayırın ve pasajımıza üye olun.. ]



Bir zamanlar Afrika'daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.
Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:
-Bunda da bir hayır var!
Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu.
Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:
-Bunda da bir hayır var!
Kral acı ve öfkeyle bağırdı:
-Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?' Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.
Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar.
Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.
Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.
-Haklıymışsın!' dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi.
-Hayır, diye karşılık verdi arkadaşı. Bunda da bir hayır var.
-Ne diyorsun Allah aşkına?diye hayretle bağırdı kral. Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir?

-Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene.


Kaynak:Reklama giriyor...



Kardelen ve Hercai... İki çiçeklermiş... Bir gün aralarında anlaşır ve o yazın açmamaya karar verirler... İkisi de kış ayında açacaklardır... Ama hercai kardeleni yarı yolda bırakır... Ondan habersiz yaz mevsiminde açar... Ama kardelen sözündedir. Yalan söylemez yarı yolda bırakmaz... Kış ayında karı delerek toprağın altından tüm güzelliğiyle ortaya çıkar. İşte bundan dolayıdır ki adı kardelen konmuştur... Sözünüzün eri olun... İnsanlara değer verin onlar size vermese de. Siz yapacağınızı yaptıktan sonra sonsuz sevginizi onlara sunduktan sonra bırakın onlar kıymetinizi bilmesinler. Acılar yaşatsınlar... Unutmayın ki her inişin bir yokuşu olduğu gibi her yokuşunda bir inişi vardır... İlahi adalet tecelli ettiği vakit acı çeken bahtiyar çektiren ise bedbaht olur.. Sakın size acı çektiren bedbaht olacak diye de beklemeyin. Her işte bir hayır varıdır. Her hayırda da bir şer vardır...
dikenli kardelen belki de kısmen sen
bekledim yıllarca oldum hercai
vakit çok erken derken
ecel beklemeden geldi

[Sadece pasaj sakinleri linkleri görebileceklerdir. lütfen kısa bir vaktinizi ayırın ve pasajımıza üye olun.. ]

Bakın Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.leri böyle durumlar için ne demiş

Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki ğayr eyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Zehril Riyazda rivayet edildiğine göre Hz. Yakub (A.S.) ölüm meleği (azrail) ile dosttu. Bir gün Azrail, Hz. Yakub'u ziyarete gider. Hz. Yakub O'na «Ya Azrail, görüşmeye mi geldin, yoksa canımı almaya mı» diye sorar. Azrail «gelişim ziyaret içindir» cevabını verir.

Hz. Yakub «senden bir ricam var» der. Azrail «nedir» der. Hz. Yakub «ölümümün yaklaştığını, canımı almaya hazırlandığını bana önceden bildirmeni istiyorum» der, Azrail «hay hay, sana iki veya üç haberci gön-deririm» karşılığını verir.

Hz, Yakub'un ömrü dolunca bir gün yine ölüm meleği karşısına di-kilir. Hz. Yakub yine sorar, «ziyaretçi misin, yoksa canımı almaya mı gel-din» Azrail «canını almaya geldim» cevabını verir.

Hz. Yakub «sen bana daha önce iki veya üç haberci göndereceğini söylemedin mi» diye sorar. Azrail şu cevabı verir, «söylediğimi yaparak sana üç haberci gönderdim: Önce siyah iken sonra ağaran saçın, güç-lü iken halsizleşen vücudun ve dimdik iken kamburlaşan vücudun, ey Ya-kub, işte bunlar benim ademoğullarına gönderdiğim ön habercilerdir.»

Şair bu durumu şöyle tasvir eder:

Geçti yıllar, günler, günahlar üremekte

Geldi ölüm habercisi, fakat kalb gafil

Dünyadan nasibin aldanmak ve pişmanlık

Dünyada kalman ise imkânsız ve boş kuruntu

Kaynak: Kalplerin Keşfi (İmamı Gazali)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:


(Sabahleyin aksama, aksam ise sabaha çıkacağını düşünme!)


(Uzun emelli olmanızdan korkuyorum. Uzun emel, dünya sevgisinden ileri gelir.)


(Ulaşamayacağınız uzun emeller peşinde koşmaktan Allahtan korkun!)


(İnsan 99 ümit peşindedir. Umduklarını kaçırırsa ihtiyarlar.)


(Kişi yaşlandıkça uzun emeli ve mal sevgisi gençleşir.)


(Cenneti isteyen, uzun emelli olmasın, dünya isleri ile uğraşması, ona ölümü unutturmasın.)


Peygamber efendimiz, üç tane çubuk aldı. Birini önüne, birini de yanına dikti. Diğerini de uzaklara attı. Sonra, (Bu çubuk insan, yanındaki de eceli, uzaktaki ise emelidir. İnsan emellerinin peşinde koşar; fakat eceli onu yakalar, emeline ulaşamaz.) buyurdu.


Kur’an, melekleri anlatırken, onların hiçbir şekilde Allah’a isyan etmediklerini, verilen emri anında yerine getirdiklerini bildirir.(1)

Hz. Azrail’i anlatırken de, “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği, canınızı alır, sonra da Rabbinize döndürülürsünüz” (2) şeklinde tarif ederek Azrail’in görevini tanımlar. Bu ayet ışığında baktığımız zaman, Hz. Azrail sadece kendine verilen görevi yapar. Allah adına çalışır, O’nun namına iş görür.


Azrail (A.S.) Cenab-ı Hakk'a, "Ruhların kabzedilmesi vazifemden dolayı senin kulların benden şikayet edecekler, benden küsecekler." demiş, Cenab-ı Hak' da hikmetinin lisanı ile demiş ki: "Seninle kullarımın arasında musibetler, hastalıklar perdesini bırakacağım, tâ ki şikayetler onlara gidip, senden küsmesinler." (3)

Şuâlar’da bu konuya açıklık getirirken Bediüzzaman der ki:

Bir gün bir duada, ‘Yâ Rabbi! Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin (insanların) şerlerinden muhafaza eyle!’ mealindeki duayı dediğim zaman, herkesi titreten ve dehşet veren Azrail namını zikrettiğim vakit, gayet tatlı ve tesellidâr (teselli veren) ve sevimli bir halet hissettim, ‘Elhamdülillâh’ dedim, Azrail’i cidden sevmeye başladım.

Çünkü insanın en kıymetli ve üstünde titrediği malı, onun ruhudur. Onu zâyi olmaktan ve fenadan ve başıboşluktan muhafaza etmek için kuvvetli ve emin bir ele teslimin derin bir sevinç verdiğini kat’î hissettim.


Peygamberimiz son anlarını yaşıyordu. Bu esnada Hz. Cebrail, Azrail ile birlikte geldi. Efendimizin halini hatırını sordu. Sonra da:
“Ölüm meleği içeri girmek için izninizi ister” dedi.
Peygamberimiz müsaade edince Azrail içeri girdi, Efendimizin önüne oturdu.
“Ey Allah’ın Resulü!” dedi, “Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alacağım, istersen sana bırakacağım.”
Peygamberimiz, Hz. Cebrail’e baktı. O da:
“Ey Allah’ın Resulü, Melei Âlâ sizi beklemektedir” dedi.
Bunun üzerine Peygamberimiz:
“Ya Azrail gel, görevini yerine getir” dedi ve ruhunu teslim etti.(5)


Peygamberler için böyle bir şey söz konusu değilse, başka birisi için olması mümkün mü?

Âyetin ifadesiyle, “Onların ecelleri geldiğinde, onu ne bir an geri bırakabilirler, ne de öne alabilirler.” (6)


Çünkü hayatı da O vermiştir, ölümü de O verecektir. O’nun bir ismi “Hayy”dir, hayatı verendir. Bir ismi de “Mümît”, ölümü yaratandır.

Çünkü ölüm, her yaşta, her başta, her an ve her zaman yüz yüze gelebileceğimiz bir gerçektir. Hatta hayattan daha açık ve büyük bir gerçektir.

Cahit Sıtkı’nın dediği gibi,



“Kim bilir, nerede, nasıl, kaç yaşında?
“Bir namazlık saltanatın olacak,
“Taht misâli o mûsâlla taşında.”

Necip Fazıl da der ki:



“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
“Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”

Ölüm bir yok oluş, bir hiçlik, bir kayboluş, bir bitiş ve tükeniş değil. Bir daha dönmemek üzere ayrılık, hiçbir şekilde buluşmamak ve görüşmemek üzere bir gidiş ve çıkış hiç değildir. Ölüm ötesine inanan bir insan için ölüm, yeni ve taze, bâki ve ebedi bir âleme varıştır.

“O demde ki, perdeler kalkar, perdeler iner,
“Azrail’e ‘Hoş geldin’ diyebilmekte hüner.”

------------------------------------------------------
(1) Tahrim, 66:6
(2) Secde, 32:11
(3) Tefsir Ed-Dürr-ül Mensur - Suyutî 5/173- 174; Tefsir-i Ruh-ul Beyan İsmail Hakkı Burusevî 7/114
(4) Şualar, 11. Şua, 11. Mes'ele, Bediüzzaman Said Nursi
(5) Tabakât, 2:259.; ibn-i Kesîr, Sîre, 4:550.
(6) Nahl, 16:61


Kaynak: [Sadece pasaj sakinleri linkleri görebileceklerdir. lütfen kısa bir vaktinizi ayırın ve pasajımıza üye olun.. ]

Birde şehit olan gençlerimizi düşünelim daha hayata başlamadan vatanları için kendilerini feda edenleri...


Bu konuyu bir ayet ile bağlayıp son verelim.

"Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216)

Sizin hayır bildiklerinizde şer,şer bildiklerinizde hayır vardır. (hadisi şerif)



Hiç bir şey göründüğü gibi olmuyor,neyin ne zaman tecelli edeceği gibi.
Rabbim kalbi huşyar olanlardan eylesin. Amin.





Konu aLaBoRa tarafından (25-08-2008 Saat 04:36 PM ) değiştirilmiştir.
aLaBoRa isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Bu kullanıcılar mesaja teşekkür ettiler :
.KiKoooo* (06-07-2008), c_mycete (08-07-2008), özlemm (10-07-2008), yaramaz_baby (25-08-2008)
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Etiketler
hayir ser allahtan, hayir, allah, ser

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çocuğunuzu Nasıl Eğitiyorsunuz?... YSS Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji 0 11-04-2008 11:42 AM
vardır bir hayır fikrimin_ince_gülü Yazı & Yorum 0 09-02-2008 08:09 PM
Çocuğunuza hayır diyememenin altında hangi faktörler olabilir? YSS C-D 0 07-01-2008 09:39 PM
Hayır Ve Şerle Karşı Karşıya Olan İnsan ... KALENDER34 İslam ve insan 0 28-03-2007 03:53 AM

Aradığınızı bulamadınız mı?
Sorun Cevaplayalım.

----Kapat----


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:16 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Bütün Hakları Saklıdır 2010 Rehberim.net
sohbet - Rehberim

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377