Rehberim

Embriyo Psikolojisi

EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM bölümü Kadınca / Embriyo Psikolojisi konusu gösteriliyor Özet:Anne karnında dokuz ay boyunca bekleyen bir çocuk, dokuz ay beklemiş olmak için mi bekler, yoksa (tıpkı fiziksel görünümünü gün ...



Go Back   Rehberim > EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM > Kadınca
       

Embriyo Psikolojisi

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et
Alt 22-01-2010, 01:43 PM   #1
 
EXPERCİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yazar
Pasaj Yöneticisi





<!-- google_ad_section_start -->Embriyo Psikolojisi<!-- google_ad_section_end --> Embriyo Psikolojisi


Anne karnında dokuz ay boyunca bekleyen bir çocuk, dokuz ay beklemiş olmak için mi bekler, yoksa (tıpkı fiziksel görünümünü gün be gün şekillendirdiği gibi) psikolojik ve ruhi gelişiminin temellerini de anne karnında mı atar? Hamile bir anne abdest aldığında, namaz kıldığında, Kur’an okuduğunda veya yalan söylediğinde, gıybet ettiğinde veya günaha meylettiğinde anne karnındaki çocuk ne haldedir?
Acaba çokça şikayet ettiğimiz “Bizim çocuk çok çekingen… kalabalık bir ortamda kendini ifade edecek iki kelimeyi yan yana getirmekte zorlanıyor” derken, çocuğun anne karnında yaşadığı psikolojinin etkisinden mi bahsediyoruz… veya çocuğun karakteri derken embriyonun anne karnında gün be gün şekillenen ve bir ömür boyu üzerinde taşıdığı psikolojiden mi söz ediyoruz… Madem ki “genetik karakter” anne babadan alınan genlerin tesiri ile anne karnında oluşuyor, o halde “psikolojik karakter” de yine anne karnında mı şekillenmeye başlıyor?
Genetik karakter nedir?
Hani hep deriz ya, “Tıpkı babası gibi uzun boylu…” yada, “Aynı annesi gibi neşeli, cana yakın”… işte, bir çocuğun anne ve babadan aldığı genlerin karışımının ve özetinin kendi fiziğinde veya karakterinde şekillenmiş olmasına, “genetik karakter” diyoruz.
Çocuk, daha anne karnına düştüğü ilk an, bir kısım özellikleri babadan (veya baba tarafından) bazı özelliklerini de anneden (veya anne tarafından) alarak yeni bir birey olmaya doğru ilk adımları atar. Anne ve babadan alınan bu özellikler sadece fiziksel özellikler değil, aksine çocuğun bir ömür boyu taşıyacağı “karakter”in de temel verilerini oluşturan özelliklerdir. Belki de “Can çıkar huy çıkmaz” atasözü genetik karakteri anlatma açısından kullanılan en anlamlı sözdür.
Ebeveynin ortak genetik özelliklerinin çocuk üzerinde nasıl şekil alacağı konusunda, anne babanın ne haberi ne de direk bir tesiri olabilir. Bu oluşum tamamen cebridir. Örneğin, anne öfkelidir ama baba çok sakindir. Anne esmerdir, baba kumral… Bilemez, anlayamaz ve ayarlayamazsınız, çocuğun anne karnındaki oluşumu bir de bakmışsınız ki anneye göre değil, babaya göre şekillenmeye başlamıştır bile. Genetik oluşumun ayarlanmasında tek bir söz sahibi vardır o da sonsuz Kudret sahibi Allah. Ve bu oluşum tam bir sırdır…
Psikolojik karakter nedir?
Genetik karakterin haricinde, bir de çocuğun anne karnına düştüğü ilk andan itibaren şekillenmeye başlayan “psikolojik karakter” vardır. Psikolojik karakter, annenin sevinçleri, öfkesi, üzüntülerine bağlı olarak “genetik karakterin” üzerine inşa edilen ikinci bir karakterdir.
Anne karnında dokuz ay boyunca bekleyen çocuk, sadece dokuz ay beklemiş olmak için beklemez, aksine annenin yaşadığı her acıyı, her sevinci ve her duygusal değişimi bire bir yaşayarak, bir ömür boyu ana hatları ile kullanacağı karakterin alfabesinin ilk harflerini de dizmeye başlar.
Genetik karakterin oluşumunda her ne kadar, anne ve baba söz sahibi olmasa da, psikolojik karakterin oluşumunda -özellikle anne- direk tesir sahibidir. Yani anne, eğer isterse karnındaki çocuğu bir “pısırık, korkak” çocuk, yahut da, “sakin ve huzurlu” çocuk olabilmesi adına ciddi bir rol oynayabilir. Nasıl mı?
İsterseniz yazımıza başlamadan önce kısa bir Afrika yolculuğuna çıkalım ve embriyo psikolojisine Afrika’dan bir örnekle daha da belirgin hale getirelim.
Kölelik ruhu…
Eğer psikolojik karakterinden bahsedeceksek Afrika’dan bahsetmeden geçemeyiz.. Çünkü Afrika, çocuk psikolojisinin bir numaralı laboratuarı ve en acımaz deney tahtasıdır. Bir çocuğun gelişimini takip etmek, bir annenin psikolojisini bozup yeniden yapmak, daha sonra da bunu bilim dünyasına hediye etmek isteyen bilim adamlarının (!) ilk adresidir Afrika… Ve Afrika’nın talihsiz ülkesi Kongo…
Beyaz adamın “sadık köle” merakı…
Kongo’nun sömürüldüğü yıllarda, beyaz adam, Kongo’da daha rahat hareket etmek için, Kongo’nun yerli insanlarından yardım almak zorundaydı. Ama en büyük sorun, siyah insanın öfkesine maruz kalmaktı. Para ile tutulan köleler her zaman sadık değillerdi… Fırsatını bulduğu ilk anda, efendisine ihanet edebiliyorlardı… ve ötesinde acıya dayanıksızlardı… hakaret edilirken, dayak yerken, canları yandığında, her insan gibi isyan edebiliyor… eşi ve çocuğuna olan bağlılığını “normal insanlar” gibi canlı tutabiliyorlardı… halbuki bu özellikler bir kölede olmaması gereken özelliklerdi… Çünkü köle, efendisi ile hiçbir şey kıyas etmemeliydi… canı yansa da efendisine sadık, kendi adına karar veremeyecek kadar korkak ve pısırık olmalıydı… yani kölelik genlerine kadar işlemiş olmalıydı…
İşte beyaz insanın sıkıntısı buradan kaynaklanıyordu. Para ile satın alınan Kongolu köleler, her şeyi çok iyi yapıyor ama iş kritik bir noktaya geldiğinde, beyaz efendiyi tehlikede bırakabiliyorlardı…
Sorun, “Kölelik ruhu genlerine kadar işlemiş köleler nasıl yaratılır(!)?”da kilitlenip kalıyordu…. Ve sonunda beyaz adam, köleliği, ruhuna kadar sindirmiş köle “yaratma!” fikrini, Kongolu anneler üzerinde denemeye karar verdi…
Şizofrenik bir araştırmanın kurbanı anneler…
Yapılacak şey başlangıçta her ne kadar üzücü de olsa, sonuç itibari ile, beyaz adama sadık köleler edinme fırsatı vereceği için, vicdanlar bir süre susturuldu…
O günlerde Kongo’da sokak sokak ve ev ev, hamile kadın arandı… Kimisi, üç aylık, kimisi beş, kimisi de dokuz aylık bebeklerini karınlarında taşıyan anne adayları, zor kullanılarak büyük bir meydan yerine getirildi. Meydana zorla getirilen genç anne adayları arasında dokuz aylık hamile bir anne seçildi. Doğum yapmasına birkaç gün kalmış olan bu anne adayı, yere doğru gerilerek mancınık haline getirilmiş bir ağaca bağlandı. Etrafta, yüzlerce siyahi hamile annenin korku dolu bakışları arasında bu annenin, bağlı olduğu ağacın ipi kesilerek, yavrusu ile birlikte havaya fırlatıldı. Bir annenin karnındaki çocukla birlikte havada parçalanışına şahit tutulan etraftaki diğer anneler, çığlık çığlığa sağa sola kaçışsalar da, beyaz adamın elinden kurtulmayı başaramadılar…
Yaşadıkları bu olayı haftalarca üzerinden atamayan hamile anneler, beyaz adamı nerede görse bela bulaşmamasın diye büyük hürmet göstermeye başladılar… ve anne karnındaki çocukların ruhu bu korku ile karışık hürmet duygusu ile şekillenmeye başladı…
Henüz bu olayın travmasını üzerlerinden atamayan anneler bir sonraki ay yine aynı meydanda zorla toparlandı…ve içlerinden yine bir anne adayı seçilip, mancınıkla havaya fırlatıldı…. Yüzlerce hamile anne, her ay, içlerinden seçilen birinin mancınıkla havaya fırlatılışına, kimi zaman havada, kimi zaman yere düşerken parçalanışına şahit tutuluyor ve yarının annelerine, karınlarındaki bebeklere korku travmaları yaşatılıyordu dokuz ay boyunca…
Hamileliğinin daha ilk aylarından itibaren, anne karnında bu korku nöbetlerini yaşayarak dünyaya gelen çocuklar, tam da tahmin edildiği gibi, “korkuyu ruhuna sindirmiş ve efendisine ölümüne sadık” birer köleler olmaya başlamışlardı bile… beyaz adam için paha biçilmez kıymetteki “sadık köleler”…
Daha anne karnındaki ceninin psikolojisini, travmalarla şekillendiren beyaz adam bilim adına da bir çığır açtığını düşünüyordu… Embriyo psikolojisi…
Embriyo psikolojisi nedir?
Embriyo psikolojisi, anne karnındaki embriyonun anne vasıtası ile yaşadığı psikolojiye verilen addır.
Kısaca diyebiliriz ki, hamilelik süresince, bir anne ne ile meşgul ve duygu dünyası ne ile şekilleniyorsa, karnındaki embriyonun da duygu dünyası aynı olaylarla şekillenmektedir.
Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, eğer anne korku nöbetleri ile hamileliğini geçirmiş ise, muhtemel ki, doğacak çocukta da bu korku nöbetlerinin izleri bir ömür boyu devam edip gidecektir. Veya çok karşılaşılan bir başka örnekten bahsetmek gerekir ise, istenmeyen bir hamileliği mecburi olarak yaşayan bir annenin karnındaki bebek, dokuz ay boyunca kendisini istemeyen bir annenin psikolojik baskısı altında eziklik hissedecektir. Bu ezilmeler, çocuğun bir ömür boyu taşıyacağı “psikolojik karakterin” en belirgin özelliği olarak, bir gölge o çocuğu takip edecektir.
O halde çocuk bekleyen bir anne, bir baykuş gibi ciddi ve dikkatli olmalı… karnındaki yavrusuna fizyolojik olarak bağlı olduğu gibi, psikolojik olarak da bağlı bulunduğunu asla hatırdan çıkartmamalıdır.
Okuduğu Kur’an’ın sadece kendisine değil, karnında taşıdığı yavrusuna da okuduğunu bilmeli… aldığı abdestin, kıldığı namazın verdiği huzur ve sakinliğin sadece kendisine değil minik yavrusuna da tesir ettiğini asla hatırdan çıkartmamalıdır. Annenin yaşayacağı, korku, öfke, hırs, gıybet, yalan gibi her bir vicdan sızlatan durumun da çocuğa da inceden inceye zehir gibi sızdığı asla hatırdan çıkartılmamalıdır.


Adem Güneş






EXPERCİ isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla

Firma Rehberi
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil


Embriyo Psikolojisi

Embriyo Psikolojisi konusu, EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM/Kadınca bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Psikoloji Dönem Ödevi Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Irk Psikolojisi Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Ahlak Psikolojisi ve Sosyal Yaşam Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Psikoloji hakkında kısa bilgi Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Embriyo klonlamadan vazgeçildi! Teknoloji Rehberim


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:27 PM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net