Oyunlar Genel bölümü Oyun İnceleme / Call of Duty: World at War konusu gösteriliyor Özet:İkinci Dünya Savaşı: 30 milyon insanın hayatını kaybettiği, dünyanın şu ana kadar gördüğü en büyük trajedi. İnsanlığın, sapkın amaçları uğruna ...
| |||||||
Call of Duty: World at War | Açılış Sayfam Yap | Kayıt ol | Konuları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
| Sovereign ![]() | ![]() İkinci Dünya Savaşı: 30 milyon insanın hayatını kaybettiği, dünyanın şu ana kadar gördüğü en büyük trajedi. İnsanlığın, sapkın amaçları uğruna yok olma eşiğine geldiği savaş. Belki genç nesil bu savaşı görememiş olabilir; ama bu konuya hiç ilgisi olmayan biri bile, bu savaşı konu alan bilgisayar oyunları sayesinde, İkinci Dünya Savaşı hakkında birçok bilgi edinmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nı konu alan oyunların en son halkası olan Call of Duty 5, geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. Oyun çıkmadan önce oldukça tartışmalara neden oldu. Çünkü bazı kesimlere göre artık Call of Duty serisinin İkinci Dünya Savaşına dair anlatacak bir şeyi kalmamıştı ve beşinci oyunun da dördüncü oyun gibi günümüzde geçmesi gerekirdi. Bazı kesimler ise, İkinci Dünya Savaşı’nın daha anlatılacak çok yönünün olduğunu söylüyorlardı ve herhalde yapımcılar da böyle düşünmüş olacak ki, serinin beşinci oyununda, bizi savaşın son zamanlarına götürmüşler. Merhamet Eden Kaybeder Oyuna girdiğimizde bizi savaş temalı arka plana sahip bir menü karşılıyor. Menüdeki solo seçeneği haricindeki diğer seçenekler (Cooperative, Multiplayer) Internet üzerinden oynama seçenekleri. Friends seçeneği ise, oyunu, Internet üzerinden oynarken edindiğiniz arkadaşlarınızı ekleyebildiğiniz bir seçenek. Solo Games’e tıklatıp oyuna girdiğinizde, sizden zorluk seviyenizi belirlemenizi istiyor. Zorluk seviyesi çok önemli; zira oyundan alacağınız zevki büyük ölçüde etkileyecektir. Oyunda Recruit, Regular, Hardened ve Veteran olmak üzere dört zorluk seviyesi var. Recruit seçeneğinde oyun oldukça kolay bir hal alıyor. Düşmanlarınız sizi görse de ateş etmiyorlar veya çatışma esnasında burunlarının diplerinden geçip onları öldürebiliyorsunuz. Zaten seçeneğin bilgi kısmında da, bu seçeneğin yeni başlayanlar için tasarlandığı belirtilmiş. Veteran seçeneği ise inanılmaz zor bir seçenek olmuş; kafanızı siperden kaldırdığınız an ölme ihtimaliniz bir hayli yüksek. Bu yüzden size ya Regular’ı yada Hardened’ı tavsiye ediyorum. Oyunun zorluk seviyesini de seçip oyuna girdiğimizde İkinci Dünya Savaşı zamanından alınmış görüntülerle, sanal görüntülerin birbiriyle harmanlanmasıyla meydana getirilmiş bir video seyrediyoruz ve sonra loading ekranında kısa bir video daha izliyoruz. Aslında loading ekranındaki bu videoyu izlemesek de olur; fakat her bölümden önceki loading ekranlarında çıkan bu videolar, oynayacağımız bölüm ile ilgili bize bilgi veriyorlar. Oyuna ilk olarak Er Miller ile başlıyoruz. Oyun boyunca iki karakter yöneteceğiz. Rus Ordusu’ndan Dimitri ve Amerikan Ordusundan Miller. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, oyunun geçtiği zaman dilimi, savaşın son dönemleri. Dimitri’yle savaşın Almanya cephesinde mücadele ederken, Miller ile Japonya cephesinde mücadele ediyoruz. Yapımcılar daha ilk dakikadan savaşın vahşetini gözler önüne sermek için oldukça kanlı bir video hazırlamışlar. Miller olarak, arkadaşımızla birlikte Japonlara tutsak düşmüşüz ve bir Japon Komutanı tarafından sorgudayız. Tabii onlara hiçbir şey anlatmayınca da dostumuz, gözümüzün önünde vahşice öldürülüyor. Tam sıra bize gelecekken bir grup Amerikan askeri tarafından kurtarılıyoruz ve oyun boyunca da Miller’lı kısımları bu grupla birlikte oynuyoruz. Dimitri’ninki de buna benzer bir hikaye ama onu anlatmayacağım, oyunun heyecanı kaçmasın. Önceki oyunlarda olduğu gibi, bu oyunda da grubumuzun her şeyiyiz diyebilirim. Gerek Miller’ın ekibinde olsun, gerekse Dimitri’nin ekibinde, her şey bize bağlı. Yeri geldiğinde bir yerleri patlatıyoruz, yeri geldiğinde birilerini öldürüyoruz. Gideceğimiz yeri, yine önceki oyunlarda olduğu gibi, soldaki pusulamsı haritadan buluyoruz. Oyun boyunca iki silah taşıyabiliyoruz. Her bölümde bu silahlarımız değişiyor. İstersek iki silahımız da tüfek olabiliyor. Silahımızdaki mermimiz azaldığı vakit ekranda ‘Reload’ yazısı çıkıyor, böylelikle erkenden uyarılmış oluyoruz. Oyunun Almanya ve Japonya cephelerine göre kullandığımız silahların bazıları da değişiklik gösteriyor. Mesela Miller’ın kullandığı taramalı ile Dimitri’nin kullandığı taramalılar; ya da kullandıkları el bombaları birbirlerinden değişik. Miller biraz daha teknolojik silahlar kullanıyor, ne de olsa Amerikalı. Oyunun sağlık sistemi dördüncü oyunla aynı. Yani sağlık göstergemiz ya da kalkanımız yok, fazla ateş altında kalıyorsak ölüyoruz. Bu sistem bu oyuna tam gitmiş diyebilirim. Böylelikle havada uçuşan mermiler, patlayan bombalar arasında bir sağlık paketi ya da bir tabip aramıyoruz. Bu oyunda da meşhur tank savaşları mevcut. Tanklarında can sistemi aynı, fazla ateşe maruz kaldığımızda tankımız patlıyor. Tank savaşının yanında bir de uçakla savaştığımız bir bölüm mevcut. Yanlış anlaşılmasın; uçağı biz uçurmuyoruz, biz sadece uçak içindeki silahlarla gemileri batırıyoruz ya da düşman uçaklarını düşürüyoruz. Ama bu bölümünde oldukça zevkli olduğunu söyleyebilirim. Oyunun kayıt sistemi yine check point esaslı. Yani maalesef istediğimiz zaman istediğimiz yerde oyunu kaydedemiyoruz. Bu özellik bu oyun için iyi mi olmuş, kötü mü tartışılır. Çünkü sizi savaş atmosferine daha da iyi monte ediyor. Eğer istediğimiz zaman kayıt yapabilme sistemi olsaydı, devamlı kaydedip oyunun zevkini kaçırabilirdik. Fakat bazen de birçok düşman askerini öldürdükten sonra şanssızlık eseri sizin de ölmeniz ve yeniden o düşmanları öldürmek zorunda kalmanız sizi sıkabiliyor. Bu nedenle sistem iyi mi kötü mü tercihini size bırakıyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi, seçtiğiniz zorluk seviyesi, düşmanlarınızın yapay zekalarını etkiliyor. Fakat bir de düşmanlarınızın genel hareketleri var ki, işte bunlar gerçekten çok iyi düşünülmüş. Mesela bir askere ateş ettiniz, yere düştü fakat ölmedi; kalan son nefesine kadar size tabancasıyla ateş etmeye devam ediyor, ya da durumu daha iyiyse siper arkasına sürünerek kaçmaya çalışıyor. Mermisi biten askerler etraftaki ölü askerlerin şarjörlerini topluyorlar. Yine de mermi bulamayanlar ise size silahlarının süngüsüyle saldırıyorlar. İşte bu gibi durumlarda atik olmalısınız, yoksa ölürsünüz. Tam size saldırdıkları sırada doğru tuşa basarak, kendinizi süngülenmekten kurtarıp düşmanınızı çakıyla öldürüyorsunuz. Oyun içinde düşmanlarınızın kurduğu pusular ise gerçekten bahsedilmesi gereken ayrı bir özellik. Yapımcılar pusuları da çok iyi düşünmüşler; ölü taklidi yapan askerler, otların arasına gizlenen düşmanlar ve daha neler neler. Tabii hepsini söyleyip sizin heyecanınızı da kesmek istemiyorum. Sonunu Düşünen Kahraman Olamaz Bu seferki oyun öncekileri gibi sadece bölgeyi ele geçir şeklinde ilerlemiyor. Zaman zaman dramatik sahnelere de şahit oluyorsunuz. Eğer oyuna gerçekten iyi odaklanabilirseniz, savaşın askerler açısından dramatik ve zor şartlarını siz de yaşayabilirsiniz. Yapımcıları bu açıdan tebrik etmek gerek. Gerçekten atmosferi müthiş ayarlamışlar. Toz, duman, harabe binalar; vızır vızır uçuşan mermiler, bir an olsun susmayan mermi sesleri; ve yerde yatan yüzlerce ölü beden. Oyun boyunca Miller ve Dimitri olarak komutanlarımızdan bir çok övgü ve motive edici konuşmalar duyuyoruz. Bu yolla Komutanınız sizin ve diğer askerlerin morallerini üst safhada tutmaya çalışıyor, tıpkı gerçek savaşlarda olduğu gibi. Oyunun oynanışı yine oldukça kolay, serinin önceki oyunlarına benziyor. Zaten oyun FPS olduğu için kamera açılarında da bir sorunla karşılaşmıyorsunuz. Oyunun grafikleri de oldukça iyi; fakat Crysis kadar iyi olmadığını da rahatlıkla söyleyebilirim. İnsanların surat tasarımları ve oyunun geçtiği alanlar grafiksel açıdan güzel; fakat siper aldığınız bazı yerlerdeki kaplamalar göze hoş gelmeyebiliyor. Ya da nadir de olsa bazen duvar arkasındaki düşmanınızın silahını duvarın içinden geçmiş bir halde görebiliyorsunuz. Bu gibi eksiklikler haricinde hava şartları oldukça iyi ayarlanmış. Yağan yağmur gerçekten yağıyormuş izlenimi veriyor ya da kırık bir duvardan içeri süzülen güneş ışığı içinizi ısıtıyor. Oyun bölümleri de çok iyi tasarlanmış. Bölümlerde yıkık binalar, düşmüş uçaklar gibi savaş izlerine sık sık rastlıyorsunuz. Çatışma arttığı vakitlerde artan müzikler size sanki aksiyon filmindeymişsiniz hissi veriyor. Oyun müzikleri silah sesleriyle oldukça ahenkli olmuş; fakat bazen aşırı silah seslerinden dolayı çalan müziği duymakta sıkıntı çekebiliyorsunuz. Yalnız eleştirebileceğim ve öveceğim bir nokta var: Yangınlar. Sanırım Flamethrower serideki silahlar arasına ilk kez bu oyunla giriş yapıyor. Adından da anlaşılacağı gibi bu silah ateş püskürtüyor. Bu silah oyun boyunca da oldukça işinize yarayacak. Öveceğim nokta şu; yanan insanlar gerçekten yanmış imajı veriyorlar, derileri kömürleşiyor, tanınmayacak hale geliyorlar. Yapımcılar bu ayrıntıyı gözden kaçırmamışlar, güzel. Fakat etraftaki çalılar olsun, ağaçlar olsun yanış süreleri oldukça kısa. Mesela Far Cry 2’de bir yeri ateşe verdiğimizde o yerin büyük bir kesimi küle dönüyordu; fakat bu oyunda o özellik yok. Ateşe verdiğiniz yerin çok az bir kısmı yanıyor ve bu beni rahatsız etti; çünkü saçma olmuş ve küçük bir ayrıntı olsa da, oyunun gerçekliğine zarar vermiş. Gelelim oyunun en büyük eksikliğine. Oyun maalesef her zamanki gibi kısa olmuş. Oyunu beş-altı saat gibi bir sürede bitirebilirsiniz. Yapımcılar her halde oyun biraz uzun olsun diye savaşın cephelerinden ikisini işlemişler ama yine de oyunu kısa olmaktan kurtaramamışlar. İşte oyunu kolay seviyede oynamanızı önermememin sebeplerinden biri de buydu. Bunun haricinde oyunun pek de göze batan bir eksisi yok. Son Kurşun Call of Duty ailesinin son üyesi, en az kendinden öncekiler kadar iyi, hatta onlardan daha iyi olduğunu bile söyleyebilirim. Ayrı iki karakterle savaşın iki ayrı cephesini yaşamak, önceki oyunlara göre sizlere daha farklı bir deneyimler yaşatıyor. Ayrıca oyunun sonu da mükemmel olmuş, mutlaka bu oyunu oynayıp bitirmenizi öneririm. Size tavsiyem, boş bir gününüzde bu oyunu tek oturuşta bitirmeniz. Çünkü zaten oyun kısa ve böylece o atmosferden hiç kopmamış olursunuz. Güzel oyunlu günler... |
| | |
| | #2 |
| Sovereign ![]() | EKRAN GÖRÜNTÜLERİ ![]() ![]() ![]() |
| | |
| | #3 |
| Stajyer | Çok gÜzel |
| | |
| Sponsor Bağlantılar | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
Call of Duty: World at WarCall of Duty: World at War konusu, Oyunlar Genel/Oyun İnceleme bölümünde tartışılıyor . | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Kategori | |||
| A'dan Z'ye tüm oyunların patchleri | Oyun Yama | |||
| Call of Duty 5: World at War | Teknoloji Haberleri | |||
| mikrodenetleyici ile seri iletişim | Mikrodenetleyiciler ve PIC | |||
| Call of Duty 4: Modern Warfare | Oyun İnceleme | |||
| Call of Duty 3 | Oyun İnceleme | |||
| ||||
| Konu | Kategori | |||
| Google Servislerine giremiyorum - Çözümü | Püf Noktalar | |||
| Facebook'a Türkiye'den kaç kişi giriyor? | Internet Haberleri | |||
| 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Gruplar, Eşleşmeler, Maçlar | Basketbol & NBA | |||