SOSYAL KONULAR & EĞLENCE bölümündeki Pasaj Europe alt forumunda bulunan İngilizce Konu Anlatımı,İngilizce Gramer,İngilizce Öğrenme Kılavuzu konusunu görüntülemektesiniz özet:Grup 2: Cause Conjunction (Sebep bağlaçları) : Sebep bağlaçları ana cümlecikteki eylemin neden gerçekleştiğini anlatan yan cümleciğin başıda bulunur. Bu ...
| |||||||
İngilizce Konu Anlatımı,İngilizce Gramer,İngilizce Öğrenme Kılavuzu | Google Özel Arama | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #16 |
| Ordinaryüs ![]() | Grup 2: Cause Conjunction (Sebep bağlaçları) : Sebep bağlaçları ana cümlecikteki eylemin neden gerçekleştiğini anlatan yan cümleciğin başıda bulunur. Bu bağlaçların hepsi de “.......dığı için” anlamındadır. Ayrıca zaman uyumu bu bağlaçlarda da vardır. Because As Since Seeing that Now that Given that Aşağıda verilmiş olan yapılar normal kullanımları ile edat yapısındadırlar ve biliyoruz ki edatlar bir isim ile kullanılırlar. Bu edatların hepsinin anlamı “.....den dolayı”dır. Bunlar bir ekleme ile bağlaca dönüştüklerinden yukarıdakilerden ayrı olarak verildi. Bu edatlara “the fact that” eklenerek bağlaca dönüştürülür. Bağlaç olduklarında yukarıdakiler gibi “....dığ için” anlamındadırlar. Sebep bağlaçlarının anlamlarının bilinmesi yeterli olur. Ayrıca aşağıdakilerin gramatikal olarak edat – bağlaç ayırımını yapabilmek önemlidir. Due to Owing to Because of ..........den dolayı + the fact that: ..........dığı için On account of In view of We had to give up the project since it began to be expensive. (Proje pahalı olmaya başladığı için ondan vaz geçmek zorunda kaldık.) Since, As ve daha sonra göreceğimiz While bağlaçları farklı bağlaç olarak kullanılabilirler. Inglizce’de bu kullanıma sahip olan sadece bu üç bağlaçtır. Yapı ve kullanımlarına göre hangi bağlaç anlamında olduğunu görebilmek gerekir. Örneğin tense uyumundan dolayı yukarıdaki cümlede since “....den beri” olarak değil de “.....dığı için” anlamında kullanılmıştır. They couldn’t arrived there in time because the traffic was heavy. (Trafik yoğun olduğu için oraya zamanında varamadılar.) He was dismissed since he was always late for the work. (O daima işe geç kaldığı için kovuldu.) Miss: görevlendirmek; dismiss: görevden almak We called off the match owing to the rain. (Biz yağmurdan dolayı maçı iptal ettik.) Bu kullanımı ile “owing to” edattır. Çünkü edatlar bir isim ile kullanılır; bir cümlecik ile değil. Ayrıca “the fact that” almamıştır. Şimdi bunu bağlaç olarak kullanalım. We called off the match owing to the fact that it was raining. (Biz, yağmur yağdığı için maçı iptal ettik.) “owing to the fact that”in bağlaç oldığuna, ve sonrasında bir cümlecik olduğuna dikkat ediniz. No one could live over there due to cold weather. (Soğuk havadan dolayı kimse orada yaşayamaz.) No one could live over there due tothe fact that it was extremely cold. (Orada hava son derece soğuk olduğu için kimse yaşayamaz.) Önceleri bu konu ile ilgili edat – bağlaç ayıtımı sorulurdu. Bir de anlama göre hangi bağlacın uygun olduğunu seçmemizi isteyen sorular sorulurdu. Son sınavlarda direk edat veya bağlaç sorulur. Hem bu bağlaçlar hem de bu edatlar eş anlamlıdırlar, birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Bu nedenle eğer bunlardan ikisi şıklarda varsa ikisi de cevap olamaz. Sadece “due to”nun ileri düzey olarak bir nüans farkı vardır. Bunun sadece “be” fiilinden sonra kullanıldığı söylenir. Bu özellik KPDS’de şimdiye kadar hiç sorulmadı. Due to his ilness, he failed the exam. (O hastalığından dolayı sınavda başarısız oldu.) Due to the fact that he was ilness, he failed the exam. (O hasta hasta olduğu için sınavda başarısız oldu.) Görüldüğü gibi edat ve bağlaç başa da alınabilir. Bu durumda bağlaçlı cümleciğin sınırı (,)’e kadardır. Grup 3: Concession Conjunction (Zıtlık Bağlaçları): Concession taviz, ödün demektir. Gramatikal olarak zıtlık anlamı vardır. Ayrıca bu gruba “contrast” bağlaçları da denilebilir. Though Even though Although Despite the fact that In spite the fact that Beşi de eşanlamlı olup “.....e rağmen” anlamındadır. “despite ve in spite of” edat olup “the fact that” eklenmesi ile bağlaca dönüşürler. Whereas While Bu iki zıtlık bağlacı “....iken, oysa” anlamındadır. “while”ın bu anlamı zıtlık anlamındaki “iken”dir. Yani “ben ders çalışırken o TV izliyordu” örneğindeki gibi. Eşanlamlı oldukları için ikisi şıklarda olursa ikisi de cevap olamaz. Howevwe + (Sıfat – Zarf) Whatever + (Isim) No matter + (QW) Zıtlık bağlaçlarının en önemlileri bunlardır. Kullanıldıkları sözcüklere göre “ne olursa olsun” gibi bir zıtlık anlamı katarlar. KPDS’ de kesin olarak bu üçünden birisi (büyük bir olasılıkla however) sorulur. Böyle bir soruda bu bağlaçlardan sonraki sözcüğü iyi bir şrkilde etüt etmek gerekir. In spite of vigorous efforts, the two sides couldn’t aggree on the border dispute. (Yoğun çabalara rağmen her iki taraf sınır anlaşmazlığında görüş birliğine varamadılar.) Vigorous: yoğun, canlı Effort: çaba, gayret Border: sınır Border line: sınır hattı In spite of the fact that the UN made vigorous efforts, the two sides couldn’t aggree on the border dispute. (BM’lerin yoğun çaba göstermesine rağmen, her iki taraf sınır anlaşmazlığında görüş birliğine varamadılar.) Cümlede her iki tarafın anlam olarak paralel mi, zit mı, sonuç mu olduğu irdelenerek uygun bağlaca gidilmelidir. Ayrıca edat – bağlaç kullanımı için sonrasında isim mi var yoksa cümlecik mi var şeklinde cümle irdelenerek uygun kullanıma gidilir. Howevwe + (Sıfat – Zarf) Whatever + (Isim) No matter + (QW) Normalde bağlaç kullanımında bağlaçtan hemen sonra bir özne vardır. Eğer bir bağlaç kullanımında özneden önce bir sözcük varsa, bağlaç mutlaka yukarıdaki üçünden biridir. Bu yapıda genellikle kullanılan ve KPDS’de sorulan “however”dır. Bu üç bağlacın kullanımlarında özneden önceki sözcüğü iyi etüt ederek uygun olan bağlaç kullanılır. However hard he may study, he can’t be succesful. (O ne kadar sıkı çalışırsa çalışsın, başarılı olamaz.) “hard”ın bağlaçtan hemen sonra, özneden önce kullanıldığına dikkat ediniz. Eğer hard burada kullanılmazsaydı ve zarf (veya sıfat) olmazsaydı “however” bağlacı kullanılamazdı. Ayrıca bu bağlaçların kullanıldıkları kelimeye göre anlam kazandıklarına dikkat edilmelidir. Whatever decision the goverment may take, inflatıon seems to rise. (Hükümet hangi kararı alırsa alsın, enflasyonun yükseleceği görünüyor.) Bu bağlaçların sonralarında kullanılan sözcük iyi etüt edilmelidir. Örneğin sonu “sion, tion, çoğul eki s, ance, ent” gibi ekler ile biten sözcükler isimdirler. Sonu “ly” ile bitenler zarftırlar. Bu şekilde bağlaç sonrası sözcükler iyi etüt edilerek uygun bağlaç kullanımına gidilmelidir. No matter what he does, he can’t persuade us. (O ne yaparsa yapsın bizi ikna edemez.) However reach he may be, he is unlikely to be happy. (O ne kadar zengin olursa olsun, onun mutlu olması muhtemel değildir.) Whatever suggestion they may propose, this program is not likely to succeed. (Onlar hangi önerileri önerirlerse önersinler, bu programın başarılı olması muhtemel değildir.) No matter where he runs away, the police will eventually catch him. (O nereye kaçarsa kaçsın, polis sonunda onu yakalayacak.) Eventual: olası Eventually: sonunda Sooner or later: er geç Eğer bu bağlaçlardan sonraki sözcük boş bırakılarak sorulursa (ki bu KPDS’de sorulmaz.) kullanılan bağlaca göre bu sözcüğün isim, bağlaç veya QW olduğunu tespit ederiz. Peki hangi durumda zarf, hangi durumda sıfat kullanırız? Eğer bağlacın kullanıldığı cümleciğin fiili “linking verb” ise sıfat; değilse zarf kullanılır. However ....................she may sign, she will nat be selected. (O ne kadar iy .............söylerse söylesin, seçilemeyecek.) Good Well Goodness Good sıfat, Well zarf, Goodness isimdir. Bağlaç “however” olduğu için sıfat veya zarf kullanılmalıdır. Bağlaç cümleciğinin fiili “linking” fiil olmadığı için de zarf kullanılmalı diye boşluğa gelecek sözcüğü seçiyoruz. The control group’s results were favourable, whereas the patient group’s results were unfavourable. (Kontrol grubunun sonuçları olumluydu, oysa hasta grubunun sonuçları olumsuzdu.) The control group’s results were favourable, while the patient group’s results were unfavourable. (Kontrol grubunun sonuçları olumluydu, oysa hasta grubunun sonuçları olumsuzdu.) Whereas ve While eşanlamlı olup birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Yukarıdaki iki cümlenin anlamı görüldüğü gibi aynıdır. Ayrıca bu iki bağlacın kullanımındaki virgüle dikkat ediniz. Bu iki bağlaç “Connecting Conjunction” bağlaçları ile aynı kullanıma sahiptirler. Gurp 4: Result Conjunction (Sonuç bağlaçları) Bu bağlaçlar ana cümlecikteki yargının sonucunu veren yan cümleciğin başında kullanılırlar. Bu bağlaç grubunda iki tane bağlaç vardır. Ikisi de “öyle.........ki” anlamındadır. KPDS’nin fix sorusudurlar. Gramatikal boyutu önemli olan bu iki bağlacın kullanımı biraz karışıktır. Örnekleri birkaç defa yazarak egzersiz yapılmak konuyu daha iyi kavratacaktır. So (Sıfat, zarf) that Such (isim) that She is so clever that everyone admires her. (O öyle zekidir ki herkes ona hayrandır.) Admie sözcüğü latince olan “mirore”den köken almaktadır. Mirore: bakmak Miror: ayna Admire: hayranlık duymak She speaks Germany so fluently that you can not distinguish him from a german. (O öyle akıcı bir şekilde Almanca konuşur ki onu bir almandan ayırt edemezsiniz.) Distinguish: ayırt etmek Distinguished: seçkin He is such a man that you can rely on him. (O öyle biridir ki ona güvenebilirsiniz.) Sıfat ve zarflar için “so..........that”; isimler için “such..........that” kullanıldığına dikkat ediniz. Eğer bağlacın olduğu cümleciğin fiili Linking Verb ise sıfat; değilse zarf kullanılır. Bu iki bağlacın kullanımı sadece anlatılan boyutu ile değidir. Esas zor olan ve KPDS’de sorulan kullanımı başkadır. Buna geçmeden önce ilgili olduğu için Sıfat Tamlamaları’ndan bahsetmamiz gerekir. Sıfat Tamlamaları: Türkçe’de bir ismi bir sıfat nitelediği zaman bu bir sıfat tamlaması olur. Hava, isimdir; “güzel bir hava” derken bu bir sıfat tamlaması olur. Yalnız belgisiz tanıtıcı eki olan “bir”in (Inglizce’deki “a veya an”) Türkçe’deki kullanımı Inglizce’deki kullanımı ile terstir. Şimdi Inglizce’deki sıfat tamalamalarına bakalım. a wheather (bir hava) a nice wheather (güzel bir hava) a car (bir araba) an expensive car (pahalı bir araba) a girl (bir kız) a beautiful girl (güzel bir kız) Yukarıdaki sıfat tamlamaları tekil veya sayılabilen isimlerin kullanıldığı sıfat tamlamalarıdır. Ayrıca çoğul ve sayılamayan isimlerin de kullanıldığı sıfat tamlamaları vardır. Doğal olarak bunların önünde “a veya an” belgisiz tanıtıcı eki yoktur. cloth (kumaş) nice cloth (güzel kumaş) cars (arabalar) expensive car (pahalı arabalar) girls (kızlar) beautiful girls (güzel kızlar) Inglizce’de yukarıdaki verilen sıfat tamlamaları düzenli sıfat tamlamalarıdır. Yani sıfatın belgisiz tanıtıcı ek ile isim arsına geldiği sıfat tamlamaları düzenlidirler. Eğer sıfat tamlamalarında sıfat ile belgisiz tanıtıcı ek yer değiştirirse bu sıfat tamlamaları bozuk sıfat tamlamaları olurlar. Şimdi bunlara da örnek verelim. Düzenli Sıfat Tamlaması Bozuk Sıfat Tamlaması a nice wheather (güzel bir hava) nice a wheather (güzel bir hava) an expensive car (pahalı bir araba) expensive an car (pahalı bir araba) a beautiful girl (güzel bir kız) beautiful a girl (güzel bir kız) Görüldüğü gibi bozuk sıfat tamlamasında belgisiz tanıtıcı eki sıfat ve isim arasına gelmektedir. Her iki tamlama da aynı anlamdadır. Not: Düzenli sıfat tamlamalarında “such...........that”; Bozuk sıfat tamlamalarında “so..........that” bağlacı kullanılır. He is such an intelligent student that he can study abroad. (O öyle zeki bir öğrenci ki yurt dışında öğrenim göreblir.) He is so intelligent an student that he can study abroad. (O öyle zeki bir öğrenci ki yurt dışında öğrenim göreblir.) They were such naughty boys that the teacher had to shout at them. (Onlar öyle yaramaz çocuklardı ki öğretmen onlara bağırmak zorunda kaldı.) This is such useful information that we have to evaluate it. (Bu öyle yararlı bir bilgi ki onu değerlendirmek zorundayız.) So’dan that’e kadar olan yapı başa alınabilir. Bu kullanım kural ihlali olduğu için bunun telafisi olarak bağlaç cümleciği devrik yapılır. Sınavda bu yapı sorulmadığı için şimdilik buna değinilmeyecektir. Nicelik (Quantifiers) Sıfatlarında bu iki bağlacın kullanımı: 1.) a little, a few, a lot of, gibi önünde a / an belgisiz tanıtıcı varsa “such..........that” bağlacı kullanılır. 2.) much, many, little, few, , gibi önünde a / an belgisiz tanıtıcı yoksa “so..........that” bağlacı kullanılır. Bu yapı ayrıntıdır, KPDS’de sorulmaz. Ama öğrenilse iyidir. Tunik tahmini: Sınavda bozuk bir sıfat yapısı ile bu konudan soru elebilir. He has so much money that he can buy the whole Diyarbakır. (Onun o kadar parası var ki o tüm Diyarbakırı alabilir.) He has such a lot of money that he can buy the whole Diyarbakır. (Onun o kadar parası var ki o tüm Diyarbakırı alabilir.) “So” ve “such” tek başlarına da “böyle, öyle” anlamında aynı mantıkla kullanılırlar. Yani sıfat ve zarf ile “so”; isim ile “such” kullanılır. Grup 5: Purpose Conjunction (Amaç Bağlaçları): Ana cümlecikteki yargının amacını belirten yan cümleciğinin başında kullanılırlar. Iki tanedirler ve ikisi de aynı anlamdadırlar. “..........mesi için” anlamındadırlar. In order to So as to Bu yapı ile mastardırlar ve “..........mek için” olarak çevrilirler. Yapılarındaki “to” atılıp yerine “that” eklenerek bağlaca dönüştürülürler. Bağlaca dönüşürken “so as to”daki “as”te atılır. Böylece amaç bağlaçlarımız “in order that” ve “so that” olur. The goverment took drastic measures ***to curb inflation. (Hükümet enflastonu durdurmak için köklü tedbirler aldı.) Yukarıdaki cümlede işaretli yerde aslında “in order to” vardır. Bundan dolayı “....mek için” anlamı verilir. Ama kısaltma olduğu için “in order” atılımış, geriye sadece “to” kalmıştır; ve bu “to” sözcüğü “.....mek için” anlamını vermiştir. Yoksa normalde bir mastarın “.....mek için” anlamı yoktur. In order to ....mek için (mastar yapısı) in order that ....mesi için (bağlaç yapısı) So as to ....mek için (mastar yapısı) so that ....mesi için (bağlaç yapısı) I went abroad in order to learn English. (Ben Inglizce öğrenmek için yurt dışına gittim.) I sent my doughter abroad in order that she could learn English. (Kızımı Inglizce öğrenmesi için yurt dışına gönderdim.) Amaç cümleciklerinde genelde modallar kullanılır. Diğer bağlaçlarda olduğu gibi bunlarda da zaman uyumu vardır. In order that ile so that bağlaçlarının kullanımı arasındaki fark şudur: In order that: ...........mesi için ifadesinde ikisinin de isteği vardır. So that: ................mesi için ifadesinde sadece söyleyenin isteği vardır. I barred my windows so that no one could get ınto my house. (Evime kimsenin girememesi için pencerelerimi demirledim.) Grup 6: Expectation Conjunction (Beklenti Bağlaçları): Ana cümlecikteki yargının hangi beklentiden dolayı istendiğini açıklayan yan cümleciğin başında kullanılan bağlaçlardır. Iki tanedirler ve birbirinin alternatifidirler. In case: ...........diye Lest (for fear that): ...........mesin diye Aslında her ikisi “..........ihtimaline karşın” diye çevrilebilirler. Ama birbirlerinden ayrılabilinsin diye farklı iki anlam verildi. I have to make some preparions in case someone may drop in. (Birisi uğrar diye bazı hazırlıklar yapmak zorunda kaldım.) Drop in: (bir yere) uğramak Eğer yukarıdaki cümlede “lest” bağlacı kullanılsaydı aşağıda görüldüğü gibi anlam ters olurdu. I have to make some preparations lest someone may drop in. (Birisi uğramasın diye bazı hazırlıklar yapmak zorundayım.) You shouldn’t forget to take your credit card in case you may need money. (Paraya ihtiyacınız olur diye kredi kartınızı almayı unutmamanız gerekir.) We have to bar our windows lest someone may break into house. (Birisi eve girmesin diye pencerelerimizi demirlemek zorundayız.) Break into: (bir yere soygun amacı ile) girmek Bu güne kadarki KPDS sınavlarında “in case” çok soruldu. Ayrıca parçalarda çok geçti. “lest” ise şıklarda var ama direk olarak sorulmamış. Önekli Bağlaçların Tekrarı KPDS açısından en önemli olan dört bağlacın tekrarını yapacağız. Diğerleri de elbette önemlidir ama bunlar karışık olduğu için ayrıca üzerinde durulmalıdır. Bu dört bağlacımız “since, as, while ve so that”tir. Şimdi bunları tek tek görelim. Since: Iki değişik kullanımı vardı. Birincisi zaman bağlacı olarak “..........dığından beri” diğeri ise sebep bağlacı olarak “..........dığı için” anlamındaydı. Zaman bağlacı durumundaki spesifik tense’sinden dolayı ayırımını yapabiliyoruz. As: En karmaşık kullanıma sahip olan bağlaçtır. Dört değişik anlamda kullanılrı 1.) ..........iken As he stopped up the stairs, he fell down (O merdivenleri çıkarken aşağı düştü.) 2.) ..........dığı için As he was a prominent figure, everyone respected him. (O saygın bir şahsiyet olduğu için herkes ona saygı gösterir.) Prominent: saygın Fıgure: şekil, şahsiyet 3.) ..........dığı gibi As I told you he was unright. (Sana söylediğim gibi o haksız çıktı.) Inglizce’de “.......dığı gibi” ifadesi bağlaç olarak kurulur. Bu nedenle “as” kullanılır. “like” gibi anlamındadır ama edat olduğu için bir cümlecik önünde kullanılamaz. Çünkü edatlar isimler ile kullanılırlar. 4.) ...........dıkça As we grow old, we become more sensitive. (Biz yaşlandıkça daha hassaslaşırız.) Değişik anlamları olduğu için soru “as”ten gelebilir. Verilen örnekleri birkaç defa yazıp çalışmak iyi olacaktır. While: Iki değişik anlamda kullanılır. ............iken: Zaman bağlacı olarak. ............oysa, iken: Zıtlık bağlacı olarak So that: Iki farklı anlamda kullanılır. ..........mesi için: Zaman bağlacı olarak bu anlamda kullanılır. The doctor explained my illness in medical terms so that I couldn’t understand. (Doktor anlıyamamam için hastalığımı tibbi terimlerle açıkladı.) Bu nedenle: Sebep bağlacı olarak bu anlamda kullanılmaktadır. The doctor explained my illness in medical terms, so that I couldn’t / didn’t understand anything. (Doktor, hastalığımı tibbi terimlerle açıkladı, bu nedenle hiç bir şey anlıyamadım / anlamadım.) Dikkat edilirse bu kullanımı ile birinci grup bağlaçların kullanım özelliği ile aynıdır. Bu yüzden hem modal hemde normal bir fiil kullanılabilir. Anlam olarak iki cümle arasında bir fark yoktur. Ama gramatikal olarak farklıdırlar. Tag Question (RQ) Kuyrukça soruları demek olup, “.........değil mi?” diye Türkçe’ye çevrilir. Diğer dillerde pek önemli bir ayrıntı olmamasına rağmen Inglizce boyutu önemli olan bir konudur. Tag Question, (TQ) cümle sonlarında “......de / da, ........değil mi, tamam mı” gibi ifadelerdir. Inglizce’ de ne yazık ki TQ’lar bir kelime ile yalnız yapılmıyor. Yüzlerce versiyonu olan ve belli bir sisteme göre çalışan bir konudur. Mantığı anlaşıldıktan sonra aslında pek te zor değil. KPDS’nin fix sorusudur. Ya “de, da” veya “değil mi”den kesin bir soru gelir. Özellikle “de, da”dan kesinlikle soru gelir. Eğer “değil mi”yi de sorarlarsa bu konudan iki soru gelmiş olur. Bu nedenle iyi bilmek gerekir. 1.) ..........değil mi? Bu ifade Inglizce’de belli bir mantığa göre çalışır. Kesinlikle ezberlemeden, bu mantığı yakalamak gerekir. Şimdi mantığını anlamak için uygulamalarını maddeler halinde görelim: a.) .......değil mi ifadesi yardımcı fiil ile kurulur ve cümle olumlu ise TQ olumsuz; cümle olumlu ise TQ olumlu olur. He refused to participating in the meeting, didn’t he? (O taplantıya katılmayı red etti, değil mi?) She doesn’t study, does she? (O çalışmıyor, değil mi?) Yardımcı fiilin cümlede kullanılan tense’nin yardımcı fiili olduğuna dikkat ediniz. Yani Inglizce’de TQ’nı oluştururken herhangi bir yardımcı fiil değil de cümlemizin tense’sinin yardımcı fiilini kullanıyoruz. b.) TQ’larda daima şahıs zamirleri kullanılır. The workers demand raise, don’t they? (Işçiler zam talep ederler, değil mi?) “Don’t the workers” değil de “don’t they” yazıldı. Çünkü TQ’larda daima şahıs zamirleri kullanılır. Bu durumda cümledeki öznenin zamirini tespit etmek önem kazanmaktadır. Ayrıca öznenin tekil – çoğul oluşu da önemlidir. Everybody was against the project, weren’t they? (Herkes projeye karşıydı değil mi?) Every, no türevlerinde fiil tekil çekilir. (Çünkü bunların zamirleri belgisiz zamirlerdir ve belgisiz zamirlerin fiilleri tekil çekilir.) Ama özne çoğul olacağından TQ’nı oluşturulurken zamir olarak “they” kullanılır. “they” kullanımı da yardımcı fiili çoğul ister. Bu nedenle yukarıdaki cümlede “weren’t they” kullanıldı. Everything has to be taken into consideration, haven’t they? (Her şey gözönüne alınmalıdır, değil mi?) Take into consideration: gözönüne almak c.) Fiilin olumlu – olumsuz tespiti de çok önemlidir. Bazı cümlelerde olumsuzluk eki olan “not” olmadığı halde cümle olumsuzdur ve böyle cümlelerin TQ’ı olumlu olarak kurulur. No money was asked, was it? (Para istenmedi, değil mi?) They can hardly get on well, can they? (Onlar pek iyi geçinemiyorlar, değil mi?) Get on well: iyi geçinmek d.) Bir bileşik cümlede TQ temel cümleciğe göre yapılır. Some of the members claimed that inflation would raise, didn’t they? (Üyelerin bazıları enflasyonun yükseleceğini iddia ettiler, değil mi?) He should have rung up as soon as he arrived there, shouldn’t he? (Onun oraya varır varmaz telefon açması gerekirdi, değil mi?) Ring up: telefon açmak Temel cümlecik çeviride sona gelen cümleciktir. Bu nedenle TQ çeviride sona gelen yükleme sorulur da diyebiliriz. e.) I think, I suppose, I believe, I guess (sanırım, galiba), I am afraid (korkarım) gibi giriş cümlelerinde TQ bunlardan sonraki cümleciğe sorulur. Çünkü temel cümlecik bunlardan sonraki cümleciktir. I think, he will resign, won’t he? (Sanırım o istifa edecek, değil mi?) I am afraid, the other team will not come, will it? (Korkarım diğer takım gelmeyecek, değil mi?) ***Not: Yukarıdaki ifadelerin bulunduğu cümlelerde iki cümlecikten herhangi birisi olumsuz ise TQ olumlu kurulur. Çünkü birinin olumsuzluğu diğerini de etkiliyor. I don’t think, they will accept the offer, will they? (Sanmıyorum, onlar öneriyi kabul edecekler, değil mi?) Giriş cümlesi olan “Idon’t think” olumsuz olduğu için TQ olumlu kuruldu. Çünkü yukarıdaki cümle aynı zamanda şöyledir: I think, they won’t accept the offer, will they? (Sanırım, onlar öneriyi kabul etmeyecekler, değil mi?) Bu ayrıntı KPDS’ de pek sorulmuyor. f.) TQ’larda yardımcı fiil ile olumsuzluk eki “not” mutlaka kontraktlı yazılır. The money is everything, isn’t it? (Para her şeydir, değil mi ?) Yani “is not it?” şeklinde yazılamaz. g.) Birn ci tekil şahısta “f” maddesinin kuralından dolayı TQ, “aren’t I?” şeklinde kurulur. I am right, aren’t I? (Ben haklıyım, değil mi?) Normalde bu cümlenin TQ’ı “amn’t I” şeklinde olmalıydı. Ama “am” yardımcı fiili ile “not” olumsuzluk eki “amn’t” şeklinde kısaltılamadığından alternatifi olan “are” yardımcı fiiline gidilmiştir. Eğer cümle olumlsuz ise böyle bir sıkıntı yoktur. TQ “am I” şeklinde kurulur. I am not unright, am I? (Haksız değilim, değil mi?) g.) Emir cümlelerinde “will” yardımcı fiili ile TQ kurulur. Don’t go outside, will you? Let için de benzer bir durum vardır. TQ kurulurken “shall”den faydalanılır. Let’s go shopping, shall we? Emir cümlelerinde TQ “tamam mı?” anlamındadır. Bu nedenle olumlu – olumsuz; olumsuz – olumlu durumu yoktur. Yani cümle olumlu iken TQ olumlu; cümle olumsuz iken TQ olumsuzdur. 2.) Inclusion (Dahil Etme) “.......de, da” anlamındadır. Bu yapıdan soru gelme ihtimali daha yüksektir. Inglizce’de bunu sağlayan çok sayıda kelime vardır. Türkçe’de katılınan yargı ister olumlu olsun ister olumsuz olsın dahil etme aynı şekilde “......de, da” ile yapılır. Inglizce’de böyle değildir. Dahil etmeyi sağlayan bir çok kelime vardır. Ifadenin olumlu –olumsuz oluşuna göre değişik kelimeler kullanılır. şimdi bir tablo halinde bunu verelim. Olumlu Olumsuz So Neither / Nor (Sonralarındaki cümlecik devriktir.) Too / Also Either (Sonralarındaki cümlecik düzgündür.) He can speak German fluently; so can I. (O Almancayı akıcı bir şekilde konuşur; ben de.) He can speak German fluently; I can too. (O Almancayı akıcı bir şekilde konuşur; ben de.) He can speak German fluently; I can also. (O Almancayı akıcı bir şekilde konuşur; ben de.) G örüldüğü gibi her üç kullanım da aynı anlamdadır. Bu konuda şunlara dikkat etmemiz gerekir: Yargının olumlu – olumsuz tespiti. Eğer olumlu ise so, too, also’dan birini seçeriz. Eğer “so” seçmişsek sonrası devrik olmak zorundadır. Bu, bağlaç anlamındaki so (bu nedenle) ile karışıklığı önlemek içindir. Eğer too veya also seçmişsek sonraları düzgün bir cümleciktir. Eğer yargı olumsuz ise ve neither veya nor seçmişsek sonralarındaki cümleciği devrik yaparız; eğer either seçmişsek sonrası düzgün bir cümleciktir. Either’da olumsuzluk anlamını katan “n” olmadığı için sonrasındaki cümlecikte yardımcı fiil ile birlikte olumsuzluk “not” eklenerek olumsuz olarak yazılır. They don’t like Turkish coffe; neither do I. (O Türk kahvesini sevmez; ben de.) They don’t like Turkish coffe; nor do I. (O Türk kahvesini sevmez; ben de.) They don’t like Turkish coffe; I don’t either. (O Türk kahvesini sevmez; ben de.) G örüldüğü gibi her üçü de aynı anlamdadır. Sorusu: Either – Neither (veya diğerlerini) cümlede boş bırakarak sorarlar. “.....de, da” anlamını veren yapının hepsini boş bırakarak sorarlar. Bu daha zordur. Tunik tahmini: Soru olumludan gelecek. (Kasım – Mayıs sınavları ters mantıkla işlediği için bu tahminde bulunuyor.) He tried to estimate the likely effects of the new millenium at the meeting and, ........................ a) neither did I b) I didn’t either c) So do I d) so did I e) I did so KPDS’de sorusu bu şekilde gelir. Ilk aramamız gereken cümlenin olumlu – olumsuz oluşudur. Yukarıdaki cümle olumlu olduğu için a ve b şıklarını eliyoruz. Ikinci bakmamız gereken cümlenin fiilidir ki Simple Past olduğu için yardımcı fiilimiz “did” olmalıdır. c şıkkı da elendi. So kullanımının sonrasında devrik istediğini de bilirsek cevap (d) kendiliğinden çıkıyor. Görüldüğü gibi cümleyi anlamaya bile gerek olmadan soruyu çözebiliyoruz. He has never been to the US and, ...................................... a) neither I have b) I have either c) so have I d) so do I e) nor have I Yukarıdaki açıklamanın aynısı bu soruya da uygulanırsa cevabın (e) olduğu rahatlıkla görülecektir. Other Başka, diğer anlamlarına gelen bu kelime karıştırıldığı ve KPDS için önemli bir uygulama olduğu için ayrı olarak değiniliyor. Other (türevleri ile birlikte) sıfat olarak ve zamir olarak olmak üzere iki kullanımı vardır. Sıfat Olarak: Daha önceki bilgilerimizden biliyoruz ki sıfatlar isimler ile kullanılırlar ve değişmez sözcüklerdir. Yani çoğul (s alarak) olmazlar. Örneğin “zengin adam” derken rich man; zengin adamlar derken rich men deriz. Ikincisinde ifade çoğul olmasına rağmen sıfat değişmedi. Sıfat olarak kullanımında eğer önünde “the” belirtili tanıtıcı yoksa “başka” anlamındadır. Çünkü bahsedilen belli değildir. Eğer the varsa “diğer” anlamındadır. Çünkü sözü edilen bellidir. Other student: başka öğrenci Another student: başka bir öğrenci Other students: başka öğrenciler The other student: diğer öğrenci The other students: diğer öğrenciler Zamir Olarak: Other bu kullanımı ile “s” alabilir. Ama belgisiz tanıtıcı alamaz. Çünkü belgisiz tanıtıcılar isimler ile beraber kullanılırlar. Zamir formunda “the”lı ve “the”sız; “s”li ve “s”siz yapısı sorulabilir. Cümlenin anlamına göre hangisinin olacağı tahmin edilmelidir. Other: başka Others: başkaları The other: diğer The others: diğerleri Each Other One Another “Birbirleri ile” anlamındadırlar. Each Other: ikiden fazla nesne için kullanılır One Others: Iki nesne için kullanılır Aralarında yukarıdaki nüans olmasına rağmen bu günkü kullanımda bu fark ortadan kalkmıştır. Eğer bir soruda bunlardan biri cevap ise şıklarda diğeri kesinlikle yoktur. Bu nedenle ikisi eşanlamlı olarak kabul edilebilirler. |
| | |
| | #17 |
| Ordinaryüs ![]() | İngilizce'de Şart Cümleleri Şartlı cümleler demektir. Bunlar genellikle her dilde üç temel şekilde söylenirler. Şartlı cümle yapısının Inglizce ve Türkçe kullanımları arasında bazı farklılıklar vardır. Konuya girerken önce Türkçe yapısı anlatılacak. Kullanımda aralarındaki farklılığı ve Inglizce mantığını kavramak gerekir. Type 1 İngilizce'de Şart Cümleleri. English CONDITIONAL SENTENCES. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler. Türkçe Uygulaması A- 1)Gerçekleşebilir şart cümleciği: Çalışırsan öğrenirsin, Yarın gelirsen çalışabiliriz, vb. Görüldüğü gibi bu yapıda şart yerine getirileceği taktirde temel istenen gerçekleşebilir. Bu nedenle bu yapıya “Real Yapı” denir. B) Gerçekleşemeyen şart cümleciği: Bu yapı iki şekilde kurulur Bunlarda şartın yerine getirilme olanağı olmadığı için temel istenenin gerçekleşmeyeceği yapılardır. Bu nedenle bunlara “Unreal Yapılar” denir. 2)Çalışsaydın öğrenirdin. Görüldüğü gibi geçmiş zamanda birinci maddenin uygulanmasıdır. 3)Çalışmış olsaydın öğrenmiş olurdun. Real yapılarda ister olumlu ister olumsuz olsun istenen gerçekleşebilir. Unreal yapılarda ise cümle kuruluşu anlamla terstir. Yani cümle kuruluşu olumlu iken anlam olumsuz; cümle kuruluşu olumsuz iken anlam olumludur. Peki bu açıklama neye yarar? Şartlı cümlelerin Inglizce mantığı için bu açıklama gereklidir. Çünkü unreal yapılarda zamanlarreal zamanlara göre bir önceye çekilerek söylenir. Türkçe’de Type 2 ve Type 3 ün kullanımı hemen hemen aynıdır. Aradaki ayırım çok net değildir. Rahatlıkla birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Türkçe’de durum böyle iken Inglizce’de neden iki type’e gerek duyulmuştur? Inglizce’de Type 2 ve Type 3 birbirinden çok ayrı şeylerdir. Type 2: Içinde bulunulan veya gelecekteki bir olay için kurulan unreal yapılardır. Sınıfta olmasaydık, yarın geleceksen gibi Type 3: Geçmişteki bir olayın aktarıldığı unreal yapıdır. Eğer aktarılacak olay geçmişte ise mutlaka type 3’e gidilmelidir. Geçen yıl mezun olsaydın, dün gelseydin gibi Not: Türkçe’de bağlaçların anlamları yükleme yüklenerek söylenir. Gelse çalışırken gibi. Inglizce’de ise bağlaçlar ayrı bir kelime olarak kullanılır. if, while, when gibi. Bağlaçlar konusu ayrıca ele alınacaktır. Şimdi Şart Cümlelerinin Inglizce kuruluşlarını görelim: If you study, you will learn (Çalışırsan öğrenirsin.) If +Simple Present, +Simple Future Type1’i formülleştirecek olursak yukarıdaki formül çıkar. Genel kullanımı verildiği gibidir. Type1’de eğer aktarılan olay genel bir ifade ise temel Cümlecikte de Simple present olabilir. Ama bu istisnai bir durumdur. Genelde kullanımı verildiği gibidir. Type 2 If you studied, you would learn (Çalışsaydın öğrenirdin.) If + Simple Past , + would +V1 Genel kullanımı formüldeki gibidir. If’li cümlecikte bir present etkisi vardır. Çünkü olay şu an ve gelecek ile ilgilidir. Ama unreal yapı olduğu için geçmişe çekilerek aktarılıyor. Type 3 If you have studied, you would have learnt.(Çalışmış olsaydın öğrenmiş olurdurn.) If +present perfect, + would have V3 Özet olarak; Type 1: If + Simple present, +will + V1 Type 2: If + Simple past, +would + V1 Type 3: If + Presentperfect, +would + Have V3 Şart cümlelerinin informal olarak değişik kullanımları varsa da asıl gramatikal boyutu açıklananlardır. KPDS’de mutlaka anlatılan şekilde gelir. Sınavda 7-8 soruyu ilgilendiren bir konudur. Mutlaka iyi bilmeli. Type 1 If the goverment takes stricter measures, the inflation will drop. (Hükümet daha sıkı tedbirler alırsa enflasyon düşecek.) If you learn a foreign language, you will find a good job easily. (Bir yabancı dil öğrenirsen kolayca bir iş bulursun.) Not: Şartlı cümlelerde çeviriden ziyade yapının Inglizce boyutunu kavramak gerekir. Olay ne zaman olmuş, gerçekleşebilir mi, gerçekleşemez mi? Yapıya bu şekilde yaklaşmak gerekir. I will help you with this matter if you call me next week. (Gelecek hafta beni ararsan, sana yardım edeceğim.) Görüldüğü gibi “if” bağlacı arada da yazılabilir. Main Clause ve If Clause’den hangisinin başta söyleneceğini vurgu belirler. Hangisi vurgulanacaksa o önce söylenir. Bağlaç arada iken virgüle (,) gerek yoktur. Çünkü bağlaca kadar olan kısım main clause, bağlaçtan sonraki kısım if clause’dır. If clause cümleciği başta ise bu cümleciğin sınırını belirlemek için virgül (,) kullanılır. Help+s.o: birine yardım etmek Help+so+with+sth: birine bir şey için yardım etmek Type 2 If I knew some English now, I would go abroad. (Eğer şimdi biraz Inglizce bilseydim, yurt dışına giderdim.) If I were you, I wouldn’t accept his offer. (Yerinizde olsam onun önerisini kabul etmezdim.) If the next week were holiday, we would go for a picnic. (Eğer gelecek hafta tatil olsaydı, pikniğe giderdik.) Görüldüğü gibi type 2 şu an ve gelecek ile ilgili olan unreal yapılardır. Eğer cümlede şu an ve gelecek ile ilgili bir ifade varsa mutlaka type 2’ye gidilmelidir. Type 3 If ı had known that he was your friend, I wouldn’t have rejected him. (Eğer onun arkadaşınız olduğunu bilseydim onu redetmezdim.) If they had invited me, I would certainly have paticipated in their wedding ceremony last week. (Eğer beni davet etmiş olsalardı , kesinlikle onların geçen haftaki düğün törenlerine katılırdım.) Görüldüğü gibi type 3 yapısında mutlaka bizi geçmişe götüren bir ifade vardır. Bu ifade genellikle gemişe yönelik bazı zaman zarfları ile kurulur. Ama dikkatli olmak gerekir. Bazen bize geçmişi hissettirecek bir zaman zarfı yerine aynı görevi gören bir noun clouse’da verilebilir. (birinci cümlede olduğu gibi) Ama hangi biçinde olursa olsun eğer olay geçmişte olmuşsa mutlaka type 3’e gidilmelidir. Sınavda main clouse ve if clouse’ın fiilleri boş bırakılarak sorulur. Her üç yapının kullanım özelliklerine hakim olursak kolayca çözebileceğimiz bir soru olur. MIXED STRUCTURE If she continues to underrate his abilities, he cant achieve anything. (O yeteneklerini küçümsemeye devam ederse hiçbir şey başaramaz.)Şartlı cümlelerin karışık yapılarıdır. Belki de konunun en zor olan kısmıdır. Bazen type 2 ve 3 karıştırılarak sorulur. Dolayısıyla mıx yapıunreal olan iki yapı arasındadır. Bu kullanımda genellikle IF Clouse type 3, Main Clouse type 2’dir. Sınavda pek sorulmayan bir konudur. Ama KPDS’nin işi belli olmaz. Bilinmesi iyi olur. “Geçen yıl mezun olsaydım şimdi ben de çalışırdım” ifadesi mix bir yapıdır. If I had graduated last year, I would work with you now. (Eğer geçen yıl mezun olsaydım şimdi sizinle çalışırdım.) Görüldüğü gibi IF Clouse type 3, Main Clouse type 2’dir. Her iki tarafta da bizi type 2 ve 3’e götüren zaman zarflarına dikkat ediniz. If he had been operated on last month, he would start to work next week. (Eğer o geçen ay ameliyat olmuş olsaydı gelecek hafta işe başlardı.) Şartlı Cümlelerde Modalların Kullanımı Modallar da daha önca anlatılan mantık içerisinde şartlı cümle kalıplarında kullanılabilirler. Tüm if clouse type’lerinde modallar kullanılabilir. Hem if clouse’da hem main clouse’da, sadece birisinde olabilirler. Type 1 can may should must Type 2 could might ------- ------- Type 3 could have V3 might have V3 ----------- ---------- Bu yapıda sık olarak görülen “can ve may”dir. Diğerlerinin sınırlı bir kullanımı vardır. Büyük bir olasılıkla soru gelse “can ve may”den gelir. If I had time, I could visit you. (Zamanım olsaydı sizi ziyaret edebilirbim.) If he had halped us, we coul dhave completed this project. (Bize yardım etseydi bu projeyi tamamlamış olabilirdik.) If he could have given up smoking, he would certainly have recovered. (Eğer o sigarayı bırakabilseydi kesinlikle iyileşirdi.) DEVRIK YAPI Şartlı cümlelerin her üç type’inde de devrik yapı olabilir. Bu yapı genelde konuşma diline yöneliktir. Ama yazı dilinde de sıkça rastlanır. En önemli devrik yapı şartlı cümlelerde olanıdır. KPDS’de kesinlikle gelir. Mutlaka iyi bilinmelidir. En önemli devrik yapı type 3’te olanıdır. Type 1ve 2’de pek devrik yapı olmaz ve sınavda pek sorulmaz. Şimdi her üç type de ayrı ayır devrik yapıları görelim: Type 1 Sadece “should” kullanımında devrik yapı vardır. If you should see him, let me know. (Eğer onu görecek olursan, bana bildir.) Bu cümleden onu görme ihtimalinin zayıf olduğunu anlarız. Nasıl devrik yapılır? If atılır ve should başa getirilir. Should you see him, let me know. (Eğer onu görecek olursan, bana bildir.) Devrik yapı olduğunu nasıl anlarız? Cümle soru formundadır ama soru işareti yok. Bu durumda tek alternatif cümlenin devrik olmasıdır. Çünkü sadece soru ve devrik yapıda yardımcı fiil baştadır. Type 2 Sadece were’de yapılır. If I were you, I would not go there. (Yerinizde olsaydım oraya gitmezdim.) Type 1’deki gibi “if” atılır ve “were” başa getirilerek devrik yapısı oluşturulur. Were I you, I would not go there. (Yerinizde olsaydım oraya gitmezdim.) Soru gibi göründüğü halde cümle sonunda ? yoktur. O halde devrik yapıdır diyoruz. Type 3 If she had informed us, we would have taken action. (Eğer o bize bilgi vermiş olsaydı, tedbirlerimizi alırdık.) Yine aynı mantıkla devrik yapısı oluşturulur. Had she informed us, we would have taken action. (Eğer o bize bilgi vermiş olsaydı, tedbirlerimizi alırdık.) Soru şeklinde olup cümle sonunda ? yoktur. Bu yüzden kesinlikle devrik yapıdır diyoruz. Kesinlikle sınavda şartli cümlelerin bu devrik formu sorulur. En güzel sorusu cümle tamamlamadır. Bu durumda cümlenin soru formunda olduğunu ve sonunda ? olmadığını görmemiz gerekmektedir. Bunu görebilirsek soruyu çözmüşüz demektir. Hemen cümlenin bir type 3’lü şartlı cümle olduğunu ve zaman uyumunun buna göre yapılması gerektiğini anlarız. Had she informed us, .................................................. ............................................. Bu şekilde cümleyi boş bırakıp sorarlar. Underrate: küçümsemek Underestimate: küçümsemek Overrate: Overestimate: Overstate: abartmak Exaggerate: Enhance: If I were you, I wouldn’t miss such an opportunity. (Yerinizde olsaydım böyle bir fırsatı kaçırmazdım.) Miss: özlemek, kaçırmak If we hadn’t missed the train, we could have arrived earlier. (Eğer treni kaçırmamış olsaydık daha erken varabilirdik.) Özellikle sınavda mıx yapılara dikkat etmek gerekir. Sorusu az, gelme olasılığı zayıftır ama bilinmesi iyi olur. If Turkey had completed her power plants long ago, this shortage of electricity wouldn’t happen now. (Eğer Türkiye enerji santrallerini yıllar önce tamamlamış olsaydı, şimdi bu elektrik sıkıntısı (azlığı) olmayacaktı.) Dikkat edilirse IF Clouse’da “long ago” , Main Clouse’da “now” zaman sözcükleri vardır. Bu zaman sözcüklerine göre cümleyi type 3ve 2’ye göre kurarız. Çünkü şart geçmişte, etkisi şu andadır. Eğer Main Clouse’da “now” olmasaydı o zaman Main Clouse’da type 3’e göre kurardık. Plant: bitki, fabrika, (elektrik) santral Ülke, Kıta: dişi olarak kabul edildiğinden “her” kullanıldı. If I had known that you were coming, I would certainly have participated in the party. (Senin geldiğini bilmiş olsaydım, kesinlikle partiye katılırdım.) Yukarıdaki cümle bir sınav soru tipidir. Sınavda altı çizili fiil kullanımları boş bırakılır ve sorulur. Bu cümlede bizi type üçe götüren bir zarf sözcüğü yok ama onun yerine aynı görevi gören “that you were coming” noun clouse’ vardır. Bu şekildeki kullanımda çok dikkatli olunmalıdır. Diğer Şart Bağlaçları Even if: ...se bile (olumsuz bir yargıya götürür.) Only if: sadece ....se Unless = if not: ...medikçe. ...mezse (olumsuz anşamı içindedir, ayrıca “not” istemez. Provided = Providing: ...şartıyla On condition that: ...şartıyla But for: ...olmasaydı (En önemli özelliği bağlaç olmamasıdır, bir edat olmasıdır.) Bu şart bağlaçlarının hepsi de “if” ile aynı kullanıma sahiptir. If için açıklanan her üç kullanım bunlar için de geçerlidir. Sınavda eşanlamlı cümlelerde, cümle tamamlamada, gramer sorularındavb. Dirak olarak 7-8 soru şartlı yapılardan gelmektedir. Ayrıca bu konuya hakim olmak anlamaya yönelik büyük kolaylıklar sağlamaktadır. “but for” bir edat olduğu için kendisinden sonra bir cümlecik değil de birisim gelir. But for your valuable contributions, we couldn’t have implemented this scheme. (Değerli katkılarınız olmasaydı, bu projeyi gerçekleştiremezdik.) But for’lu cümleciğin etki zamanına göre Main Clouse type 2 veya 3’e göre kurulur. Nadir olarak type 1’de olabilir. But for, bu kullanımı ile genellikle cümlenin başında olur. Eğer cümle ortasında ise genellikle başka anlamdadır. Yukarıdaki but for’lu cümleyi IF ile de yazabiliriz. Type2: If it weren’t for your valuable contributions, we couldn’t implement this scheme. (Eğer değerli katkılarınız olmasaydı, bu projeyi gerçekleştiremezdik.) Type3: If it hadn’t been for your valuable contributions, we couldn’t have implemented this scheme. (Eğer değerli katkılarınız olmasaydı, bu projeyi gerçekleştirememiş olurduk.) Unless the goverment can curp inflation, the parties in the coalition may face great trouble in the next election. (Hükümet enflasyonu durduramadıkça (durdurmazsa) koalisyondaki partiler önümüzdeki seçimlerde büyük sıkıntı ile yüz yüze gelebilirler.) Curp: durdurmak Unless he cut down on smoking, he will get seriously ill soon. (O sigara içmeyi kısmadıkça, ciddi bir şekilde hastalanacak.) Cut down on: (bir şeyi) kısmak Unless the workers are satisfied with their salaries, no one can stop them going on strike.(Eğer işçiler maaşları konusunda tatmin edilmezlerse, kimse onları greve gitmekten alıkoyamaz.) Go on strike: greve gitmek Satisfy: tatmin etmek, doyurmak Salary: maaş Not: Şartlı cümlelerde “be to” kalıbı “...cek, ...cak” anlamını verir ve amaç belirtir. If the goverment is to curp inflation, it must take stricter measures. (Eğer hükümet enflasyonu durduracaksa, daha sıkı tedbirler almalı.) “be to” kalıbı aynı zamanda amaç da bildirdiğinden bu cümleyi “Eğer hükümet enflasyonu durdurmayı amaç edininse, ........” şeklinde de çevrilebilir. Soru olarak her üç type’de de gelebilir ama sıklıkla type 1 de kullanılır. Eğer type 2 ve 3 te gelirse cümle bunların özelliklerine göre kurulur. If you are to learn English, you must go to England. (Eğer Inglizce öğreneceksen Ingiltere’ye gitmelisin.) Not: Şartlı yapılarda Should kullanımı “...cek olursa” anlamındadır. Bu yapı bir şart yapısının geleceğe uygulanmasıdır. If you should see him, recall him that we have moved to another building. (Eğer onu görecek olursan, başka binaya taşındığımızı ona hatırlat.) Unreal Yapılar Inglizce’de unreal yapıların geçtiği üç yer vardır IF Clouse’ların type 2 ve type 3’ünde Keşke yapılarında (I wish ve If only) ...mış gibi yapısında (As if ve As though) Bu yapılar unrealdir. Yani cümle olumlu iken anlam olumsuz; cümle olumsuz iken anlam olumludur. Unreal yapılarda bundan dolayı zamanının bir önceye çekilerek aktarıldığını hatırlayınız. Real Unreal Present Past Past Past Perfect Future (will) Would If only I had some money now. (Keşke şimdi biraz param olsaydı.) (Şu an olduğu için bir öncesi Past kullanıldı.) If only I had had some money yesterday. (Keşke dün biraz param olmuş olsaydı.) (Geçmiş olduğu için bir öncesi Past Perfect kullanıldı.) If only I were a doctor now. (Keşke şimdi bir doktor olsaydım.) (Şu an olduğu için bir öncesi Past kullanıldı.) If only the next week would be holiday. (Keşke gelecek hafta tatil olsaydı.) (Gelecek olduğu için bir öncesi would kullanıldı.) She acts as if she passed the exam. (O sınavı geçmiş gibi davranıyor.) Olay şu anda olduğu için bir öncesi olan Past ile aktarıldı. She was acting as if she had passed the exam. (O sınavı geçmiş gibi davranıyordu.) Olay geçmişte olduğu için bir öncesi olan Past perfect ile aktarıldı. My boss insulted me as if he had been my father. (Patronum bana babammış gibi hakaret etti.) Olay geçmişte olduğu için bir öncesi olan Past perfect ile aktarıldı. Insult: hakaret etmek Türkçe’de olay ister geçmişte ister şu anda olsun aynı şekilde ifade edilir. Inglizce’de bu farklıdır. Önemli olan bu konunun Inglizce mantığını anlamaktır. Olayların etki alanlarını hissederek olay belirtilen özellikte aktarılır. It seems as if inflation has dropped. (Enflasyon düşmüş görünüyor.) Bu cümlede neden unreal ifadeler için açıklanan kurallar uygulanmamış? Real ve unreal yapıları birbirine karıştırmamak gerekir. Bu bağlaçların olduğu her cümle unrealdir demek yanlış olur. Bazıları real yapılarda da kullanılabilir. Yukarıdaki cümle real bir ifade olduğu için açıklanmış kurallara ters düştü. Olay geçmişte olduğu için bir öncesi olan Past perfect ile aktarıldı. Unreal yapılarda Present ve Future tenseler yoktur. Bu kural zaman yuymuna yönelik sorular için çok önemlidir. If only I knew English now. (Keşke şimdi Inglizce bilseydim.) If only I had known English last year. (Keşke geçen yıl Inglizce bilmiş olsaydım.) He sat down next to me as if he had been my friend. (O arkadaşımmış gibi yanıma oturdu.) He always comes to sit down next to us as if he were our friend. (O daima arkadaşımızmış gibi yanımıza oturmak için gelir) Not: Unreal yapılarda modallr da açıklanan kural çerçevesinde kullanılabilirler. Strive: Çabalamak |
| | |
| | #18 |
| Ordinaryüs ![]() | İngilizce'de Karşılaştırmalar Türkçe'de “mukayese, karşılaştırma” demektir. Her dilde olduğu gibi Inglizce’de de sıfat ve zarflar her biri kendi arasında mukayese edilenilir. Önemli iki mukayese yapısı vardır. Birincisi “daha” anlamında olan “comperative”, ikincisi bir grup içinde “en iyi” anlamında”superlative” yapısıdır. İngilizce'de karşılaştırmalar. English COMPARISONS. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler. Diğer dillerde bu yapılar kolay olmasına rağmen Inglizce’de biraz karışıktır. Şimdi bunu sıfat ve zarflarda ayrı ayrı görelim. Sıfatlarda Mukayese 2.) İkiden Fazla Heceli Sıfatlarda Sıfatlarda mukayese hece sayısına göre yapılır. Bu yüzden tek heceli sıfatlarda, ikiden fazla hecelilerde ve iki hecelilerde olmak üzere maddelere ayırarak konuyu işliyeceğiz. 1.) Tek Heceli Sıfatlarda Tek hecelilerde comperative “er”, superlative “the .........est” ekleri ile yapılır. Adjective (yalın) Comperative (üstünlük) Superlative (en üstünlük) Hıgh (yüksek) hıgher (daha yüksek) the highest (en yüksek) Dark (koyu) darker (daha koyu) the darkest (en koyu) Tall (uzun) taller (daha uzun) the tallest (en uzun) Brave (cesur) braver (daha cesur) the bravest (en cesur) Ikiden fazla heceli sıfatlarda comperative “more”, superlative “the most” ekleri ile yapılır. Adjective (yalın) Comperative (üstünlük) Superlative (en üstünlük) Expensive (pahalı) more expensive (daha pahalı) the most expensive (en pahalı) Interested (ilgili) more interested (daha ilgili) the most interesred (en ilgili) Frightening (ürkütücü) more frightening (daha urkütücü) the most frightening (en ürkütücü) 3.) Iki Heceli Sıfatlarda İki heceli sıfatlarda durum biraz daha karmaşıktır. Bunlardan üç tanesi tek heceliler gibi “er ve the.....est” ekleri ile diğerleri “more ve the most” ekleri ile yapılır. Narrow (dar) narrower (daha dar) the narrowest (en dar) happy (mutlu) happier (daha mutlu) the happiest (en mutlu) Simple (basit) simplier (daha basit) the simpliest (en basit) Bunların dışında kalan iki heceli sıfatlar “more ve the most” ekleri ile mukayese edilir. Aslında bu konu daha karmaşıktır. En anlaşılır sade halde verilmeye çalışıldı. Bu temel şekli ile konuyu öğrendikten sonra başka gramer kitaplarından çalışılabilir. Şimdi örneklerle konunun KPDS ile ilgili boyutunu irdeleyelim. KPDS’de comperative bir yapı sorulursa mutlaka bir “than” eki vardır ve cümlede bu ek aranmalıdır. Çünkü comperativede kıyas iki kişi veya nesne arasında yapılır. Eğer “than” eki yoksa bu comperative değildir. Bu durumda superlative aranmalıdır. Superlativede kıyas ikiden fazla kişi veya nesne arasındadır. I am older than you (are) (Ben sizden daha yaşlıyım.) Sıfatlarda comperative durumunda yukarıdaki cümlede parantez içinde gösterilen fiil obsiyoneldir. Genelde kullanılmaz. Ama zarflarda önemlidir. This camera is more expensive than yours. (Bu kamera sizinkinden daha pahalıdır.) My son is the most intelligent student in the classroom. (Oğlum sınıftaki en çalışkan öğrencidir.) Eğer kıyas, kişinin bulunduğu yere (konuma) göre ise “in” edatı kullanılır. My son is the most intelligent student of all his friends. (Oğlum arkadaşlarından en çalışkan olan öğrencidir.) Eğer kıyas, kişinin emsalleri arasında ise “of” edatı kullanılır. Soru şekli Your article is the most informative (article) of all the article we have received. (Sizin makaleniz aldığımız makalelerden en kapsamlı olanıdır.) “of veya in” edatları oldumu mutlaka superlative gidilmelidir. Ama işi daha çok karmaşık hale getirmek için of’tan sonraki yapıyı başa alarak sorarlar. Bu konudan en yaygın olarak sorulan soru şekli budur. Of all the article we have received, your article is ......................... informative. (Sizin makaleniz aldığımız makalelerden en kapsamlı olanıdır.) Şeklinde cümleyi boş bırakarak sorarlar. Burada “than” olmadığı için comperative değil; “of” olduğu için superlative’dir deyip, şıklardan “the most”u işaretliyoruz. Böyle sorularda bir de özne – tümleç uyumuna çok dikkat etmek gerekir. Özne tekil ise tümleç tekil; özne çoğul ise tümleç çoğul olmak zorundadır. Bu özellikten de soru gelebilir. He is ......................lenient managers we have ever had. (O hayatımda gördüğüm en yumuşak müdürlerdendir.) The most One of the most Doğru cevap “one of the most” dur. Burada özne – tümleç uyumu aranmalıdır. Eğer “the most lenient”i seçersek “o hayatımda gördüğüm en yumuşak müdürlerdir” anlamı çıkar ki yanlıştır. Sıfatlarda comparision konusundan gelebilecek soruları ve nasıl yaklaşılması gerktiğini özetlersek; Than’in olup olmaması durumu: Varsa “comperative”dir yoksa superlative aranmalıdır. “In” ve “of” edatlarının kullanımı: Mukayese konuma göre ise “in”, emsallere göre ise “of” edatı kullanılır. Eğer bu iki edattan biri varsa mutlaka superlative’e gidilmelidir. Bu edatların başa alınarak karmaşık bir şekilde sorulması: Burada dikkatli olup yapıyı görebilmek gerekir. Superlative’de özne – tümleç uyumu: Özne ve tümlein tekil – çoğul açısından uyumunı ve yapının superlative olduğunu görmek soruyu çözmüş olmak demektir. Equality Sıfat ve Zarflarda “...e kadar” anlamına gelen eşitlik yapısıdır. Sorulabilen bir kalıptır. Yapı olarak “as/ so.........as” şeklindedir. Araya sıfat veya Zarf gelir. Olumlu: as.........as Olumsuz: as/so.........as She is as intelligent as her brather. (O kardeşi kadar zekidir.) She isn’t as/so intelligent as her brather. (O kardeşi kadar zeki değildir.) Yukarıdaki örnekte iki kişinin karşılaştırılması vardır. Bu yapıda ayrıca bir kişinin iki meziyati de karşılaştırılabilir. He is as intelligent as hardworking. (O zeki olduğu kadar çalışkandır da.) Katlamalı İfadelerde The same...........as şeklindedir. “..........ile aynı” olarak çevrilir. Öncekinden farkı araya bir isim gelmesi ve as’in the same’e dönmesidir. The same + noun + as şeklindedir. He is the same age as I’m. (O benimle aynı yaştadır.) Ipucu: Aradaki kelimenin sıfat/zarf mı yoksa isim mi olduğunu tespit etmek gerekir. This manager is more capable than the previous.(manager) (Bu müdür öncekilerden daha yeteneklidir.) Bu şekildeki kıyaslamalarda ikinci isim obsiyoneldir, kullanılmayabilir. Onun yerine “one veya ones” kullanılabilir. Burada özne – tümleç uyumu önemlidir. Eğer özne tekil ise tümleç tekil (one); özne çoğul ise tümleç çoğul (ones) olacaktır. This manager is more capable than the previous one. (Bu müdür öncekilerden daha yeteneklidir.) Bu zamir iki yerde kullanılır. One – ones ve that – those’ dur. Birincisi genellikle sıfatlarla kullanılır. Ikincisinin kullanımını sonra göreceğiz. The students are more prolific than the other ones. (Bu öğrenciler diğerlerinden daha verimlidirler.) This writer is the most distinguished that I have ever seen. (Bu yazar şu ana kadar gördüğümüz en seçkin yazardır.) KPDS’de bu yapının üç yönü sorulabilir: the most yapısı.sorulabilir. Şu ana kadar (ever, so far .......vb) sözcükleri sorulabilir. Present perfect yapısı sorulabilir Present Perfect yapısı her zaman superlative’de kullanılabilir. Bu cümleyi ayrıca değişik kelimelerle birkaç defa yazıp iyi kavramak gerekir. Sınavda bu iyi kavranmışsa rahatlık sağlar. Düzensiz Sıfatlarda Comparision Daha önce anlatılan comparision yapısına uymayan sıfatlara “düzensiz sıfatlar” denir. Bunlarda comparision için“er - the.....est veya more - the most” yerine farklı sözcükler türetilmiştir. Adjective (yalın) Comperative (üstünlük) Superlative (en üstünlük) Good (iyi) better (daha iyi) the best (en iyi) Bad (kötü) worse the worst Many, much (çok) more the most Little(az) less the least (few kurallıdır) Old (yaşlı) older the oldest elder the eldest (kardeşler arasında) Far (uzak) farther the farthest (mesafe olarak) further the furthest (soyut olarak) Not: Özellikle ilk dördü çok önemlidir. Iy bilmek gerekir. He is the oldest student in the classroom. (O sınıftaki en yaşlı öğrencidir.) She is my elder sister. (O benim ablamdır.) This is the best film I have so far watched. (Bu film şu ana kadar izlediğim en iyi filmdir.) Superlative, present perfect ve şu ana kadar ifadelerine dikkat ediniz. This study is not worse than the previous one. (Bu çalışma öncekinden daha kötü değildir.) Multiple Comparison Çok , katlı karşılaştırma olup, KPDS’de en çok sorulan yapıdır. Gerek sıfatlarda gerekse zarflarda kat ifadesinden sonra “as many/much as” ifadesi yazılır. As many as: sayılabilenler için kullanılır. As much as: sayılamayanlar için kullanılır I have twice as many books as you have (do) (Ben senden iki kat daha fazla kitaba sahibim.) Bu cümle şu şekilde de yazılabilir. I have twice books as many as you have (do) (Ben senden iki kat daha fazla kitaba sahibim.) He has twice as much money as you I do (O benden iki kat daha fazla paraya sahiptir.) Soru şekli much ve many ayırımı sorulabilir katlama sözcüğü (once, twice, three times......) sorulabilir. Tüm kalıp (as much as, as money as) sorulabilir To double: iki kat artmak To triple: üç kat artmak To quadruple: dört kat artmak Our population has doubled over the last twenty five years. (Nüfusumuz son 25 yılda iki kat artmış.) Bu yapıda “........daha fazla” ifadesi nasıl eklenebilir? (iki kattan/üç kattan/dört kattan daha fazla) Yardımcı fiil ile temel fiil arasına “more than” yazılarak bu anlam verilir. Our population has more than doubled over the last twenty five years. (Nüfusumuz son 25 yılda iki kattan daha fazla artmış.) Comparision konusunun en zor sorusu bu yapıdaki “more than” ifadesidir. Bir kez KPDS’de sorulmuştur. Zarflarda Mukayese Zarflar da sıfatlar gibi kendi aralarında kıyaslanabilirler. Sıfatların kıyaslamalarının iyi anlaşılması bu konuya çok iyi bir hazırlık olur. Çünkü orada anlatılan kurallar zarf kıyaslamaları için de geçerlidir. Maddeler (iki madde ve düzensizler olmak üzere) halinde zarfların kıyaslamalarını açıklamaya çalışalım. 1.) Sonuna “ly” alan Zarflarda: Bunlarda kıyas “more ve the most” ile yapılır. Adverb (yalın) Comperative (üstünlük) Superlative (en üstünlük) Quickly (hızlı) more qickly (daha hızlı) the most quickly (en hızlı) carefully (dikkatli) more carefully the most carefull fortunately (şans eseri) more fortunately the most fortunately 2.) Sonuna “ly” almayan Zarflarda: Bunlarda kıyas “er ve the .....est” ile yapılır. Adverb (yalın) Comperative (üstünlük) Superlative (en üstünlük) hard (sıkı) harder (daha sıkı) the hardest (en sıkı) Fast (hızlı) faster the fastest Early (erken) earlier the earlist Early zarfı sonunda “ly” olduğu için birinci maddeye dahil olmalıdır diye bir düşünce akla gelebilir ama bu istisnai bir durum olup orjin olarak “ly” harfleri vardır. Yani sıfattan “ly” eki ile türatilmemiştir. 3.) Düzensiz Olan Zarflarda: Sıfatlarda olduğu gibi düzensiz zarflarda da comparison için kelimeler türetilmiştir. Adverb (yalın) Comperative (üstünlük) Superlative (en üstünlük) Well (iyi) better (daha iyi) the best (en iyi) Badly (Kötü) worse the worst Much (çok) more the most Little (az) less the lest Dikkat edilirse düzensiz sıfat ve zarfların comparison durumları aynıdır. Bunlar kullanımlarına göre sıfat veya zarf durumuna geçerler. He has a better Inglish than my Inglish. (O benim Inglizcemden daha iyi Bir Inglizce’ye sahiptir.) He speaks better than I do. (O benden daha iyi Inglizce konuşur.) Birinci cümlede “better” sıfat, ikincisinde zarftır. She drives the best carefully of all her friends. (O tüm arkadaşlarından en dikkatli bir şekilde araba kullanır.) My wife drives more carefully than I do. (Eşim benden daha dikkatli bir şekilde araba kullanır.) Not: Zarf comparisonlarında karşılaştırılan kişiler değil; kişilerin yaptığı eylemlerdir. Bu yüzden comperative yapısında sonda “than I me” diyemeyiz. Bir fiil söylemek zorundayız. Çünkü karşılaştırılan iki eylemdir. I like football more than my wife like does. (Ben fotbolu eşimin sevdiğinden daha fazla severim.) Eğer yukarıdaki cümleyi “than my wife” ile bitirirsek “Ben fotbolu eşimden daha fazla severim” anlamı çıkar ki bu da tehlikeli bir durumdur. Equality Sıfatlardaki eşitlik durumu ile aynıdır. Tek fark sıfat ve zarf kullanımından kaynaklanan (araya zarf gelme, much kullanma vb.) farklardır. He is unlikely to learn as much as I’m. (Onun benim kadar kazanması olası değildir.) This boy doesn’t study so hard as his brother does. (Bu çocuk kardeşi kadar sıkı çalışmaz.) You earn twice as much as I do (Siz benim iki katım kadar kazanıyorsunuz.) Katlamalı ifadelerde sıfatlarda as much as kullanılır. |
| | |
| | #19 |
| Ordinaryüs ![]() | İngilizce'de Sıfatlar ve Zarflar Sıfat ve zarflar konusu birbirleriyle ilişkili olduğu için beraber verilecektir. Bu iki grubun inglizce’de nerelerde kullanıldıklarını bilmek gerekir. Önce sıfatlardan başlayalım İngilizce'de Sıfatlar ve Zarflar. English ADJECTIVES AND ADVERBS. Dersi Dersleri. Nedir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler. ADJECTIVES Inglizce’de zarfların oluşumunu dört madde altında inceleyeceğiz. Oluşumları % 90 birinci maddeye dahildir. Inglizce’de sıfatlar iki yerde kullanılırlar. 1.) Sıfatlar ismi nitelerler: Sıfat + isim. Türkçe’de olduğu gibi Inglizce’de de sıfatlar isimden önce söylenir. Fransızca gibi bazı dillerde bu kural böyle değildir. Sıfatlar bu kullanımları ile “sıfat tamlaması”nı oluştururlar. Eğer ismin önünde bir artikel varsa sıfat isim ile artikel arasında yazılır. Student (isim) intelligent student (Sıfat tamlaması) an intelligent student Sıfat tamlaması bu şekilde oluşur. Ama bazen sıfat olması gereken yerde olmayabilir. Buna bozuk sıfat tamlaması denir. Intelligent a student gibi . bu konuya daha sonra değinilecektir. 2.) Sıfatlar Linking Fiiller Ile Beraber Kullanılırlar: Linking fiillerin sayısı onbeştir. Bunlar ile birlikte sıfatlar kullanıldığı için bunları bilmek gerekir. Temamen ezbere bir konudur. Kolaylık olsun diye bunları gruplara ayırarak ezberleyelim. Olmak Fiilleri Görünmek Fiilleri Kalmak Fiilleri Be See Stay Become look Remain Sound appear Böylece sekiz tanesini görmüş olduk. Geriye kalanları da iki grup halinde verelim Feel: hissetmek Taste: tadı olmak Smell: kokusu olmak Geri kalan dördü “gitmek” fiilleri olup; sıfatlarla beraber “...leşmek” anlamını alırlar. Go Get Grow .....leşmek Turn Aralarında bazı nüans farkları vardır. Örneğin “go” olumsuz durumlarda, “turn” kaba ifadelerde kullanılır. Daha sonra değinileceği için şimdilik burada bırakıyoruz. He looks happy (O mutlu görünüyor.) He looks sad (O üzgün görünüyor.) Burada sanki sıfat yerina bir zarf kullanılmalı hissi vardır ama “look” bir Linking fiil olduğu için zarf (happly, sadly) değil; sıfat (happy, asd) kullanıyoruz. He felt terrible. (not terribly) He is very young (O çok gençtir.) gibi Not: Bunların dışındaki bütün fiillerle bereaber zarf kullanılır. ADVERBS Zarfları, ilkin Inglizce’de kullanıldıkları yere ve oluşma şekillerine göre iki ayrı başlıkta ele alacağız. Daha sonra KPDS için özel bazı zarfları ve sıfatlarla birlikte “Comparision” durumlarını inceleyeceğiz. Zarfları Kullanıldıkları Yerler Zarflar Inglizce’de üç yerde kullanılırlar. Kullanıldıkları yer % 90 birinci maddeye dahildir 1.) Zarflar Fiiller Ile Kullanılırlar Bu kullanımda zarf fiili nitelemiş olur. Please speak slowly (Lütfen yavaş bir şekilde konuşun.) He passed the exam becouse he had studied hard. (O sınavı geçti. Çünkü sıkı bir şekilde çalışmıştı.) She speaks English fluently (O Inglizce’yi akıcı bir şekilde konuşur.) Türkçe’de “bir biçimde, bir şekilde” ifadeleri sıfatlara eklenerek zarflar oluşturulur ve kullanılır. (Zarfların oluşma şekillerini gördüğümüzde bunadeğineceğiz.) Örneği “yavaş” bir sıfattır, “yavaş bir şekilde” dediğimizde artık bu zarf olur. Hatt çoğu zaman Türkçe’de konuşurken “bir şekilde, bir biçimde” ifadelerini atarak zarfları sıfatlara benzeterek aktarırız. Inglizce’de böyle bir dönüşüm yanlış olur. Inglizce’de sıfat olarak aktarılacak ise sıfat; zarf olarak aktarılacak ise zarf söylenir. 2.) Zarflar Sıfatlar Ile Kullanılırlar Bu kullanımda zarf sıfatı nitelemiş olur. She speaks English well (O Inglizce’yi iyi konuşur.) an expensive dress a rather expensive dress 3.) Zarflar Zarflar Ile Kullanılırlar Bu kullanımda zarf zarfı nitelemiş olur. He always gets up late. (O daima geç kalkar.) He always gets up very late. (O daima çok geç kalkar.) She speaks English fluently. (O Inglizce’yi akıcı bir şekilde konuşur.) She speaks English fairly fluently. (O Inglizce’yi oldukça akıcı bir şekilde konuşur.) Fair: adil, doğru Fairly: oldukça Zarfların Oluşturulması 1.) Sıfatlara “ly” Eklenerek Zarfların Oluşturulması Bu maddedeki tüm zarflar köken aldıkları sıfatlara eş anlamdadırlar ve çoğunun anlamına “bir şekilde, bir biçimde” eklenerek Türkçe’ye çevrilir. Extreme: aşırı Extremely: aşırı bir şekilde, son derece True: dğru, gerçek Truly: doğru bir şekide Whole: tüm, bütün Wholly: büsbütün, tamamen Undue: gereksiz Unduely: gereksiz yere, gereksiz bir şekilde Reluctant: isteksiz Reluctantly: isteksizce, isteksiz bir şekilde Adequate: uygun, elverişli Adequately: elverişli bir şekilde Accurate: doğru Accurately: doğru bir şekilde Adamant: sert Adamantly: sert bir şekilde Vehement: sert Vehemently: sert bir şekilde, öfkeli Not: Son ikisi hem sıfat hem de zarf olarak KPDS’de çok sık geçer. 2.) Iyi Sözcükleri bunların sıfat ve zarfları birbirleri ile ilişkili değildir. Bunların sıfat ve zarfları için ayrı kelimeler oluşturulmuştur. Good:iyi (sıfat) Well: iyi (zarf) 3.) Sıfat ve Zarfı Aynı Olan Sözcükler Bunlar için sıfat ve zarf olarak ayrı kelimeler türetilmemiştir. “ly” de almazlar. Cümlede kullanımlarına göre zarf veya sıfat olurlar. Zarf olarak kullanıldıklarında sıfat anlamlarına“bir şekilde, bir biçimde” eklenerek çevirisi yapılır. Hard: sıkı Fast: hızlı Near: yakın High: yüksek Enough: yeter, yeterli Much: çok (sayılamayanlar için) Little: az, küçük Late: geç Early: erken He has enough money. (Onun yeterli parası var.) enough = sıfat She doesn’t study enough. (O yeterli bir şekilde çalışmaz.) enough = zarf A late decision. (Geç bir kara r) late = sıfat He gets up late. (O geç bir şekilde kalkar.) late = zarf 4.) Tunik Maddesi Bu zarflar, birinci maddedekiler gibi sıfatlara “ly” eklenerek oluştururlar. Ama zarf olduklarında anlamları köken aldıkları sıfatlardan farklı olur. Bu yüzden bunlar birinci madde içinde verilmedi. Bu zarflar KPDS için çok büyük önem arzederler. Köken aldıkları zarflara benzetilip karıştırılacak diye bu zarfları sınavda çok kullanırlar. Bu yüzden iyi çalışılması gereken bir konudur. Sıfat Zarf Hard: sıkı Hardly: pek........mez Scarce: kıt Scarcely: pek........mez Bare: yalın Barely: pek........mez Near: yakın Nearly: yaklaşık olarak Late: geç Lately: son zamanlarda Fair: adil, doğru Fairly: oldukça Eventual: olası, muhtemel Eventually: sonuç olarak, sonunda Consistent: uygun, tutarlı Consistantly: sürekli olarak Steady: istikrarlı Steadily: sürekli olarak Constant: sabit Constantly: sürekli olarak Bu zarflardan özellikle “eventually” ve “hardly, scarcely, barely” grubu KPDS’de çok geçer. Bu grup cümlede bir olumsuzluk oluşturur. It is a hard question. (Zor bir sorudur.) hard = sıfat She can hardly work. (O pek çalışmaz.) hardly:zarftır ve cümleye olumsuzluk katar D.Bakır is very very hot, so anyone can live hardly in there. (D.Bakır çok çok sıcaktır. Bu yüzden kimse orada pek yaşayamaz.) Sınavda sorulursa “hardly” sorulur. “scarcely ve barely” de parçalarda çok geçer. Bu dersimizde üç grup özel zarfları ve kullanımlarını göreceğiz. Bu üç grup zarflardan KPDS’de iki soru kesin olarak; bazen de üç soru gelir. Bu yüzden bu grup zarflar ayrı olarak ele alındı. Too - Enough Too: çok çok fazla, aşırı Enough: yeterli Bun lar da zarf oldukları için zarf kullanımının tüm özelliklerine sahiptirler. Ama sınavdaki boyutu sadece kelime anlamı ile değildir. Belli bir yapıda kullanılırlar. Şimdi bunu görelim Too ............+ Sıfat biçiminde bir kullanımı vardır. Sınavda bu şekilde sıfatın öncesi boş bırakılarak “too” sorulur. Bu kullanım cümleye olumsuzluk katar. He is too young to undertake such a job. (O böyle bir işi üstlenemeyecek kadar gençtir.) Undertake: üstlenmek Undertaking: teşebbüs The coffe was too cold to drink. (Kahve içilemeyecek kadar soğuktu.) Not: Sıfattan sonraki fiilin “full infinitive” şeklindeki kullanımna da dikkat ediniz. Enough Sıfat+................ biçiminde bir kullanımı vardır. Sınavda bu şekilde sıfatın sonrası boş bırakılarak “enough” sorulur. Normalde zarflar sıfattan önce kullanılır. sıfattan sonra kullanılan tek zarf “enough”tır. He is experienced enough to overcome this issue. (O bu meselenin üstesinden gelecek kadar deneyimlidir.) Not: Enough’tan sonraki fiilin “full infinitive” şeklindeki kullanımına da dikkat ediniz. This car is too expensive for us to buy. (Bu araba bizim için alınamayacak kadar pahalıdır.) He is talking too quickly for us to understand. (O anlamayacağımız kadar hızlı konuşuyor.) An ordinary English should speak clearly enough for aforeigner to understand. (Sıradan bir Inglizin, bir yabancının anlayabileceği kadar açık bir şekilde konuşması gerekir.) Bir cümlede iki “too”, iki “enough” veya bir “too” bir “enough” bulunabilir. He is qualified..................... to negotiate such a cricial situation but the goverment is ...............unwilling to send him. (O böyle kritik bir durumu görüşecek kadar niteliklidir ama hükümet onu göndermeyecek kadar isteksizdir.) Birinci boşluğa Enough ,Ikinci boşluğa Too yazılmalıdır. Ordinary: sıradan Negotiate: görüşmek Negotiation: görüşme Böyle sorularda boşluğun öncesi ve sonrasını çok iyi tahlil etmek gerekir. Ikisinden en fazla “enough” sorulur. Hardly – Scarcely – Barely Üçü de aynı anlamdadır. Genellikle soru “hardly”den gelir. Diğer ikisi parçalarda geçer. Her üçü de kullanıldıklarında cümleye olumsuzluk katarlar. Bunların kullanımını iyi öğrenmek gerekir. Ayrıca taq question’larda da karşımıza çıkacaklardır. He can hardly walk. (O pek yürüyemez.) Anyone can hardlyever live there. (Kimse pek orada yaşayamaz.) Hardly ve hardlyever aynı anlamdadır. Birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Since he never studies, he can .........................succeed in the exam. (O hiç çalışmadığı için sınavda pek başarılı olamaz.) Boşluğa “hardly veya hardlyever” gelmelidir. Bu üç zarfın kullanımı bilinmezse pek çözülebilecek bir soru gibi görünmüyor. Fairly, Quite, Rather Her üçü de “oldukça” anlamındadır. Kullanım olarak aralarında küçük nüans farkı vardır. Ikili durumlarda (aptal – zeki, tembel – çalışkan) arzu edilen nitelik için “fairly”; arzu edilmeyen niteli için “rather” kullanılır. sınavda bu ayrıntı sorulmaz. He is rather stupid, but his sister is fairly clever. (O oldukça aptaldır ama kızkardeşi oldukça zekidir.) Quıte bir fiili nitelediği zaman “tam, tam olarak” anlamını katar. Sıfat ve zarf ile kullanımında ise “oldukça” anlamı vardır. I could not quite understand what you said. (Tam olarak ne söylediğinizi anlıyamadım) Bu konudan soru gelirse “quıte”ın “tam, tam olarak” anlamı ile gelir. KPDS’nin ilk 24 sorusu gramer sorularıdır. Bunların; Kelime: 8 tane Bağlaç: 5 tane Fiil: 5 tane Karışık: 6 tane. 2 veya3 tanesi son işlenen zarf konusundandır |
| | |
| | #20 |
| Ordinaryüs ![]() | İngilizce'de basit fiiller 2'ye ayrılmaktadır. Düzenli Fiiller, Regular Verbs, Düzensiz Fiiller, Irregular Verbs. Düzensiz fiiller cümlelerin zaman anlatımlarında yazım ve seslendirme değişikliğine uğrarken, düzensiz filler ekler alarak zaman tamlaması sağlanır. Düzensiz fiiller, düzenli fiiller, nasıl oluyor, birinci, ikinci, üçüncü, hali, halleri, fiili, 1. 2. 3. hali, halleri, neler, nedir, ne, hangi fiiller, kelimeler, sırasıyla, baştan sona, harf sırasında, komple, kompile, düzensiz fiillerin tümü, nasıl, nerede, kullanılır, cümle içinde, cümlede, kullanımına örnek, örnekler, nedir. Irregular verbs /Düzensiz Fiiller indirmek için eklentiye tıklayın ..... bu kadardı ingilizce öğrenimimiz inş . faydalı olur ... Konu aLaBoRa tarafından (16-03-2008 Saat 04:55 PM ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #21 |
| Gümüş Üye ![]() | İngilizceyi çok seviyorummm |
| | |
| | #22 |
| Stajyer | Çok teşekkürler arkadaşım.Eline sağlık.Çok faydalı bilgiler. |
| | |
| | #23 |
| Stajyer | Çok Teşekkürler Elinize Sağlık |
| | |
| | #24 |
| Gümüş Üye ![]() | emeğinize sağlık arkadaşlar çok güzel bir çalışma olmuş ![]() |
| | |
| | #25 |
| Stajyer | İNGİLİZCEYİ HİÇ SEVMEM ![]() |
| | |
| | #26 |
| Stajyer | Kolay. |
| | |
| | #27 |
| Stajyer | eline emegine sağlık |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| MyBB Kullanım kılavuzu | GaNGsTer | MK Portal & MyBB & Smf Forum | 52 | 08-06-2009 02:55 PM |
| Nokia 6500 Slide model cep telefonu Türkçe Kullanım Kılavuzu | Raskolnikov | NOKIA | 0 | 30-05-2009 11:11 PM |
| Msn Space İle İlgİlİ Bİr Çok Konu : | Herkul | MSN Messenger | 4 | 17-07-2006 01:18 AM |
| Kadinlara Semİner | only10 | İlginç Hikayeler ve Olaylar | 0 | 06-02-2006 07:55 PM |