Rehberim

Sağlık Mevzuatı ve Kanunlar

EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM bölümü Sağlık / Sağlık Mevzuatı ve Kanunlar konusu gösteriliyor Özet:Seriri Tahhariyat ve Tahlilat Yapılan Masli Teamüller Aranılan Umuma Mahsus Bakteriyoloji ve Kimya Laboratuvarları Kanunu SERİRİ (...) (1) TAHARRİYAT VE ...


Go Back   Rehberim > EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM > Sağlık

Sağlık Mevzuatı ve Kanunlar

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 02-12-2007, 03:26 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Sağlık Mevzuatı ve Kanunlar

Seriri Tahhariyat ve Tahlilat Yapılan Masli Teamüller Aranılan Umuma Mahsus Bakteriyoloji ve Kimya Laboratuvarları Kanunu

SERİRİ (...) (1) TAHARRİYAT VE TAHLİLAT YAPILAN VE MASLİ TEAMÜLLER ARANILAN UMUMA MAHSUS BAKTERİYOLOJİ VE KİMYA LABORATUVARLARI KANUNU
Kanun Numarası: 992
Resmi GazeteTarih: 30.3.1927; Sayı: 580
MADDE 1- Muayyen ücret mukabilinde veya meccanen (...) (1) sariri taharriyat ve tahlilat yapılan veya masli teamüller aranılan umuma mahsus bakteriyoloji ve kimya laboratuvarları, yapılacak tahlilat ve taharriyatın cinsine göre ihtisas vesikasına malik ve Türkiye'de icrayı sanata mezun tabip, baytar, eczacı veya kimyagerler tarafından Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin müsaadesi istihsal edilmek suretiyle açılır.
MADDE 2- Laboratuvar açacak her mütehassıs mahalli sıhhiye ve muaveneti içtimaiye müdiriyetine bir istida ile müracaat eder ve bu istidasına atideki evrak raptedilir.
A - (Değişik: 27/1/1930 - 1551/1 md.) Nüfus tezkeresi, diploma, tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına dair kanun ile nizamnamesinde münderiç ihtisas vesikaları hakkındaki hükümlere muvafık olarak alınmış vesikalar veya suretleri.
B - Laboratuvarların ismi,muvazzah adresi ve krokisi, iştigal edeceği tahlilatın envar ve tahlilatın her nev'ine nazaran tesbit edilen ücretler miktarı laboratuvarlarda şerik veya memur sıfatiyle ifayı vazife edecek mütehassısların isimlerini, alatını ve edavatını ve echize ve müfredatını muhtevi beyanname.
MADDE 3 - İstida ve merbutatı sıhhiye müdiriyetince tetkik olunarak Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletine gönderilir.Şeraiti anifeyi haiz olanlara müsaade edilir. Ve ruhsatname verilir. Tarihi müracaattan itibaren azami bir ay zarfında muamele intaç olunarak sahibine tebliğ olunur.
MADDE 4 - İşbu kanunun neşrinden mukaddem hali faaliyette olan ve ihtisas vesikasını hamil bulunan laboratuvar sahiplerinin vesikaları muteberdir.Ancak bu laboratuvarlar ashabı iki ay zarfında müsaade talebine ve bu kanunla tesbit edilen ahkama ittibaa mecburdurlar.
MADDE 5 - Laboratuvarların hususatı fenniyesinden ruhsatname sahibi mesuldür.
MADDE 6 - Laboratuvarlar senede bir defa umumi teftişe tabi olduğu gibi lüzum görüldükçe de teftiş olunurlar. Laboratuvar müdiri mesulü ispatı hüviyet eden teftiş memurlarına defterleri ve laboratuvarının umumi tahlilat ve taharriyata mahsus aksamını göstermeğe ve icap eden izahatı vermeğe mecburdur.
MADDE 7 - Seriri (...) (1) tahlilat yapılan masli teamüller aranılan umuma mahsus bakteriyoloji ve kimya laboratuvarlarının krokisi, muhtevi olacakları alat ve echize ve bunların sureti muhafazaları ve muktazi defterlerle ne suretle tutulacakları ve vaserman yapılan laboratuvarların tabi olacakları ahkamı mahsusa ve bu teamülün hangi usul ile icra olunacağı Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince bir talimatname ile tesbit olunur.
MADDE 8 - Bir laboratuvarın sahibi tarafından seddi veya başka bir mahalle nakli takdirinde sıhhiye ve muaveneti içtimaiye müdüriyetine malümat verilir.
MADDE 9 - Mütahassıs olup da bila müsaade laboratuvar açanın laboratuvarı, bu kanunda muharrer usul dairesinde müsaade istihsal edilinceye kadar, Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince kapatılır. Mütehasıs olmayıp da bu kabil laboratuvar açanlardan veya müsaade ile açmış oldukları laboratuvarlarını mütehassıs olmıyanlara terk edenlerden <<50**** liradan <<200**** liraya kadar hafif cezayı nakdi alınmakla barabar laboratuvarı kapatılır.
Bu kanunun dördüncü maddesinde gösterilen laboratuvar ashabından, alat ve edevat ve sairesi noksan görülenlere,laboratuvarlarının ikmali nevakısı için verilen mühlet nihayetinde ikmal etmedikleri takdirde laboratuvarları kapatılır ve ruhsatnamesi geri alınır.
MADDE 10 - Fenne muvafık tahlilat icra kılınmadığı ve beyannamesinde münderiç mevat ahkamına riayet eylemediği veyahut işbu kanunun yedinci maddesinde muharrer esasatı muhtevi talimatnameye muhalif hareket eylediği sabit olanlardan <<50**** liradan <<200**** liraya kadar cezayi nakdi alınır.Tekerrürü halinda cezayı nakdi alınmakla beraber laboratuvarı bir aydan fazla olmamak üzere kapatılır. İtiyadı sabit olanların ruhsatnamesi geri alınır.
MADDE 11 - Dokuzuncu maddenin birinci fıkrasındaki sed kararı müstesna olmak üzere laboratuvarların kapatılması ve cezayi nakdi ahzı ve ruhsatnamenin istirdadı hakkında karar itası sulh mahkemelerine aittir. Bu davalar mahakime tevdileri tarihinden itibaren on beş gün zarfında intaç olunur ve verilen hükümler kabili temyiz değildir.
MADDE 12 - Bu kanun neşri tarihinden on beş gün sonra müteberdir.
MADDE 13 - Bu kanunun icrasına Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye ve Adliye Vekilleri memurdur.


(1) Bu Kanunun başlığında yeralan "ve gıdai" ibaresi ile, 1 inci maddesindeki "gıdai ve" ibaresi, 24/6/1995 tarihli ve 560 sayılı KHK'nin 21 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, metinden çıkarılmıştır.
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 02-12-2007, 03:29 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun

Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun

Sayısı:1219
R.G. Tarihi:04.04.1928 R.G. Sayısı:863
(Değişik: 14.6.1989 - 3575)
Kanun Numarası : 1219
Resmi Gazete
Tarih: 14.4.1928; Sayı: 863

BİRİNCİ FASIL
Tabipler
Madde 1 - Türkiye Cumhuriyeti dahilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Darülfünunu Tıp Fakültesinden diploma sahibi olmak ve Türk bulunmak şarttır.
Madde 2 - Yukarki maddede yazılı diplomanın muteber olması için diploma sahibinin 8 Teşrinisani 1339 tarih ve 369 numaralı kanun mucibince hizmeti mecburesini ikmal etmiş ve diplomasının Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilmiş olması lazımdır. Tababet sanatını icra etmek istiyen askeri tabipler de diplomalarını tasdik ve tescil ettirirler. Ancak hizmeti mecburelerini ifa eyledikleri müddetçe diplomaları alıkonulan tabipler bu müddet zarfında dahi icrayı sanata mezundurlar.
Madde 3 - Yukarki maddelerde zikredilen tabip diplomasını ve fenni, cerrahi veya şuabatında ihtisas sahibi olduğuna dair işbu kanunun tarifleri dairesinde vesaiki lazımeyi haiz olmıyan hiç bir kimse hiç bir ameliyei cerrahiye icra edemez. Cerrahii sağireye ait ameliyat her tabip yapabilir. Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından açılan ve idare edilen mekteplerden mezun küçük sıhhiye memurları ve işbu mekteplere muadil tedrisat yapan mekteplerden mezun olup şahadetnameleri Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilenler talimatnamelerinde yazılı olanlara münhasır kalmak şartıyle küçük ameliyeleri yapabilirler. Evsaf ve şeraiti bu kanunla tesbit edilmiş olan sünnetçiler sünnet ameliyesini icra edebilirler. (Ek: 27/12/1993 - 3954/1 md.)
Türk Silahlı Kuvvetlerince yetiştirilen sıhhiye sınıfına mensup erbaş ve erler de, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yaptıkları süre ve görevle sınırlı olmak üzere, küçük sıhhi işlemleri yapmaya yetkilidirler.(Ek: 27/12/1993 - 3954/1 md.)
Yukarıdaki fıkranın uygulanmasına ilişkin usül ve esaslar, Milli Savunma Bakanlığınca altı ay içinde hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikte gösterilir.
Madde 4 - (Değişik:7/6/1935-2764/1 md.)
Yabancı memleketlerin tıp fakültelerinden izinli Türk hekimlerinin Türkiye’de hekimlik edebilmeleri için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından ve Üniversite Tıb Fakültesi Profesörler Meclisinden seçilmiş bir jüri heyeti tarafından hüviyetlerine bakıldıktan sonra diplomalarının Türkiye Tıp Fakültesi ders programının ve öğrenim süresinin aynı veya benzeri bir fakülteden bütün sınaç devreleri geçirilerek alınıp alınmamış olduğu araştırılır. Bu şartlarda alınmış olduğu anlaşılan diplomalar kabul edilip Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanarak kütüğe geçirilir ve iyelerinin sanat yapmalarina izin verilir. Bu şartlara uygun olarak alınmamış diplomaların iyeleri Tıp Fakültesi Profesörleri Meclisince seçilmiş bir jüri heyeti karşısında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından gönderilecek bir işyar da bulunduğu halde teori ve pratikten bir sınac geçirilir. Bu sınacın şekli Sağlık ve Sosyal Yardım ve Kültür Bakanlıkları tarafından beraberce kararlaştırılır. Ancak Türkiye Tıb Fakültesi öğretim süresine ve ders programlarına göre okumamış olanlar eksiklerini tamamlamak üzere Tıb Fakültesinde okuduktan ve staj gördükten sonra sınaca girerler. Sınacları başaranların sanat yapmalarına usülüne göre izin verilir.
Madde 5 - Hususi muayenehane açmak veyahut evinde muayenehane tesis eylemek suretiyle sanatını icra eylemek istiyen her tabip hasta kabulüne başladığından itibaren en çok bir hafta içinde isim ve hüviyetini, diploma tarih ve numarasını ve muayenehane ittihaz eylediği mahal ile mevcut ise ihtisas vesikalarını mahallin en büyük sıhhiye memuruna kaydettirmeğe ve muayenehanenin nakli halinde en az yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur.
Madde 6 - Bir mahalde sanatını icra eden mukayyet bir tabip o mahalli terkeylediği veya her hangi bir sebep ile olursa olsun muayenehanesini set ile icrayı sanattan sarfı nazar ettiği takdirde en az yirmi dört saat evvel evvelce kaydedilmiş olduğu sıhhiye dairesine müracaatla kaydına işaret ettirir.
Madde 7 - Münhasıran veya kısmen Türk memur ve müstahdem kullanılan müessesatı umumiye ve hususiye ile Türk hastaları da tedavi eden her hangi bir müessesei hayriye ve sıhhiyede istihdam edilecek tabiplerin birinci ve ikinci maddelerde gösterilen vasıfları haiz olması şarttır. Yetmiş yedinci maddede zikredilen ecnebi tabipler bu hükümden müstesnadır.
Madde 8 - Türkiye’de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o ünvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhiye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtisas vesikasını haiz olmalıdır.
Madde 9 - İhtisas vesikalarının sureti ahzı ve bu hususta mer ’i olması lazım gelen kavait işbu kanunun tarihi meriyetinden sonra Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim edilecek bir nizamname ile tayin olunur.
Madde 10 - Usül ve nizamına tevfikan müdderis, muallim ve emsali sıfatları iktisap etmemiş veya sekizinci maddede zikredilen vesikaları istihsal eylememiş bir tabibin tıp tedris ve talimine ve ihtisasa mütaallik ünvanları kullanması ve bunları veya hakikata tevafuk etmiyen sair sıfatları her hangi şekil ve suretle ilan etmesi memnudur.
Madde 11 - Mahkemelerce ihtibar için müracaat edilecek tabipler yalnız bu kanun ile Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olanlardır. Muhtebirlere sureti müracaat ve bunların müstahak olacakları ücret ve tazminat miktarları hakkında Sıhhiye ve Adliye Vekaletlerince müşterek bir talimatname tertip olunur.
Madde 12 - (Değişik: 17/1/1949- 5304/1 md.)
Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.
Kanuna tevfikan müsaade almak suretiyle hususi hastane açması veya aynı zamanda eczacılık diplomasını haiz olan bir tabibin icrayı tababet hakkından feragat etmek ve iki yıl bir eczanede ameliyat görmüş olduğuna dair vesika ibraz eylemek şartıyle eczane açarak idare etmesi bu hükümden müstesnadır.
Bir tabibin, ikametgahı müstesna olmak üzere mütaaddit yerlerde muayenehane açarak icrayı sanat etmesi memnudur.
Madde 13 - Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine münhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporları muteber olamaz.
Madde 14 - Hudut ve merkezi Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tayin edilecek mıntakalarda birer etibba odası tesis olunur. Etibba odaları tabiplerin mesleki haysiyet ve menfaatlerine taalluk eden bilumum meseleleri rüyet ve teşkil edecekleri divani haysiyetler vasıtasıyle mesleki adaba riayetsizliği görülen tabipler, diş tabipleri ve dişçiler hakkında inzibati cezalar tayin ve tabipler arasında tahaddüs eden mesleki ihtilafatı hal ve tesviye eder.
Madde 15 - Etibba odaları teşekkül eden mıntakalarda işbu kanuna göre Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz bilumum etibbanın odalara dahil olması mecburidir. Memuriyet bu mecburiyetten istisnayı istilzam etmez. Odaların idariye ve kırtasiyesine ve divanı haysiyetlerle ali divanı haysiyet azasının hakkı huzur ve harcırahlarına tekabül etmek üzere odalar azalarından bir defaya mahsus olmak üzere bir duhuliye ve muayyen bir nispet dairesinde aidatı seneviye alınır.
Madde 16 - Etibba odaları divanı haysiyetleri adabı meslekiyeye riayet etmiyen tabipler hakkında tahriren ihtar, meclis huzurunda tevbih ve bir haftadan altı aya kadar muvakkat icrayı sanattan meni suretiyle mucazatı intibahiye tayin edebilirler.
Madde 17 - Etibba odaları heyeti idareleri heyeti umumiye tarafından iki sene için müntahap üçten beşe kadar azadan müteşekkildir. Reislerini aralarından reyi hafi ile intihap ederler. Divanı haysiyet yine heyeti umumiye tarafından da kezalık iki sene için evvelce müntahap iki azanın heyeti idareye iltihakıyle teşekkül eder. Heyeti idare ve divanı haysiyetler nısfından bir ziyadesiyle içtima edebilirler. Tesavii ara vukuunda reisin reyi tercih olunur.
Ancak divanı haysiyet azasından biriyle etibbadan biri arasında tahaddüs eden ihtilafların veya divan azasından birine ait mesailin tetkiki esnasında meselede alakadar aza ve divanın kur’a ile taayyün edecek nısıf azası içtimaa iştirak etmiyerek yerlerine evvelce intihap edilmiş olan yedek azadan kur’a ile tefrik edilecekler ifayı vazife eyler.
Madde 18 - Odalar heyeti idareleriyle divanı haysiyetlerin ve bunların yedek azalarının evsafı ve sureti intihabı vazifeleri azadan alınacak duhuliye ve aidat ve divanı haysiyet azalarına verilecek hakkı huzur miktarları Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim edilecek bir nizamname ile tayin olunur.
Madde 19 - Evsaf ve şeraiti kanuniyeyi cami olmıyan veya kendisine mevdu vezaifi ifadan imtina eden veyahut bitaraflığı muhil hareketi görülen oda heyeti idare ve divanı haysiyetleri Ali Divanı Haysiyet kararıyle Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince fesih ve esbabı mucibesiyle oda mıntakasında tamim ve intihabat tecdit olunur.
Madde 20 - Oda intihaplarının hitamını mütaakip bir hafta zarfında muntahap aza içtima ederek reislerini reyi hafi ile intihap ederler. Reis intihabın netayicini ve aza ile yedek azanın esamisini ve aldıkları reyler adedini derhal Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletine bildirir.
Madde 21 - Divanı haysiyetlerin tahriri ihtar ve meclis huzurunda tevbih cezaları katidir. Muvakkaten icrayı sanattan meni hakkında verilen kararlarda Ankara’da bulunan Ali Divanı Haysiyetin tasdikiyle muteber olur. Ali divanı haysiyet bervechi ati teşekkül eder.
A) Sıhhiye Vekaleti Müsteşarının riyasetinde Vekalet erkanı memurininden veya sair memurini sıhhiye arasından intihap edilecek üç tabip,
B) Adliye Vekili tarafından intihap edilecek hakimler sınıfından bir zat,
C) Tıp Fakültesi Meclisi Müderrisini tarafından müntahap bir müderris,
D) Biri asker ve diğer ikisi sivil olmak üzere odalar tarafından müntahap üç tabip.
Ali Divanı Haysiyet reis ve azası üç senede bir tecdit olunur. Eski azanın yeniden intihabı caizdir. Mahalli divanı haysiyetlerin kararlarının temyizi esnasında mahküm tabibin şifahi veya tahriri müdafaat ve itirazatı kabul edileceği gibi divanı haysiyetin mütalaatı da nazari dikkate alınır. Bu gibi kararların divanı haysiyete vürudu tarihinden itibaren azami bir ay zarfında ret veya tasdiki veya tadili lazım gelir.
Ali Divanı Haysiyet, azasının nısfından bir fazlasıyle içtima edebilir. Tesavii ara vukuunda reisin bulunduğu tarafın reyi tercih olunur.
Madde 22 - Ali Divanı Haysiyet kararıyle muvakkaten icrayı sanattan menedilen tabip, bu müddet zarfında icrayı sanat edemez.
Memur etibbanın memuriyetine mutaallik vazifelerine halel gelmez. Karar alakadarlarca malum olmak üzere Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince münasip suretlerle ilan olunur.
Madde 23 - Umumi veya mevzii iptali his ile yapılan büyük ameliyeler behemehal ihtisas vesikasını hamil olan bir mütehassıs ile beraber diğer bir tabip tarafından yapılmak lazımdır. Mütehassıs bulunması veya celbi mümkün olmıyan mahallerde yapılması zaruri görülen ameliyeler ile ahvali müstacele ve fevkalade bu hükümden müstesnadır.
Madde 24 - İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtisaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmaları memnudur.
Madde 25 - Diploması olmadığı halde cerri menfaat için olmasa dahi her hangi suretle olursa olsun hasta tedavi eden veya tabip ünvanını takınan şahıs bir aydan altı aya kadar hapis ve yirmi beş liradan beş yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi ile mücazat olunur. Bu suretle icrayı sanat neticesinde Türk Ceza Kanunu itibariyle daha ağır cezayı müstelzim bir fiil işlenilmiş olduğu takdirde o fiile mahsus ceza verilir.
Madde 26 - Bu kanunun ahkamına tevfikan icrayı sanat salahiyeti olmıyan veya her ne suretle olursa olsun icrayı sanattan memnu bulunan bir tabip sanatını icra ederse yirmi beş liradan iki yüz liraya kadar hafif cezayı nakdi ile cezalandırılır.
Madde 27 - (5, 6, 10, 12, 15, 23, 24) üncü maddeler ahkamına riayet etmiyen tabipler beş liradan yüz liraya kadar hafif cezayı nakdi ile cezalandırılır.
Madde 28 - Ağır hapis veya beş seneden fazla hapis veya müebbeden hidemati ammeden memnuiyet veya meslek ve sanatı sui istimal suretiyle işlenmiş bir fiilden dolayı iki defa mahkemece meslek ve sanatın tatili cezasıyle mahkum olan veya icrayı sanat etmesine mani ve gayrikabili şifa bir marazi akli ile malul olduğu bilmuayene tebeyyün eden tabipler Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin teklifi ve Ali Divanı Haysiyet kararıyle icrayı sanattan menolunur ve diplomaları geri alınır.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Sünnetçiler
Madde 58 - Tabiplerden ve Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından küşat ve idare edilen küçük sıhhiye memur mekteplerinden mezun küçük sıhhiye memurlarından veya işbu mekteplere muadil tedrisat yapan mekteplerden mezun olup şahadetnameleri Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilenlerden başka hiç kimse müsaadesiz sünnetçilik edemez. Ancak laakal on seneden beri bu işle iştigal ettiğini resmi vesikalarla ispat eden ve ehliyet ve liyakatı bilimtihan tebeyyün eyliyen kimselerin kemafissabik icrayı sanatlarına müsaade ve ellerine Sıhhiye ve Muaveneti Içtimaiye Vekaletince bir ruhsatname verilir.
Madde 59 - On seneden az bir müddetten beri sünnetçilik eden veya on seneden ziyade bir zamandan beri bu işle iştigal ettiğini vesaik ile ispat edemiyen kimselerin mütehassis bir operatörün bulunduğu bir hastanede iki ay müddetle ameliyat gördükten sonra bilimtihan ehliyeti tebeyyün ettiği takdirde yedlerine Sıhhiye ve Muaveneti Içtimaiye Vekaletince bir ruhsatname verilir.
Ameliyat gördükleri müddet zarfında bu gibilerin ibate ve iaşeleri hastane idarelerince temin olunur.
Madde 60 - Bir mahalde sünnetçilik etmek üzere yerleşmek istiyen kimse bir hafta zarfında isim ve hüviyetini ve vesaiki lazimesini havi bir ihbarnameyi mahallin en büyük sıhhiye memuruna vermeğe ve başka bir yere nakil vukuunda keyfiyeti nakli ihbar etmeğe mecburdur.
Madde 61 - Ruhsatsız ve müsaadesiz sünnetçilik edenler bir haftadan bir aya kadar hafif hapis ile cezalandırılır. Bu suretle icrayı sanat neticesinde Türk Ceza Kanunu itibariyle daha ağır cezayı müstelzim bir fiil işlenmiş olduğu takdirde o fiile mahsus ceza verilir.
Madde 62 - "60" inci madde hükmüne riayet etmiyen sünnetçilerden beş liradan yirmi beş liraya kadar hafif cezayı nakdi alınır.
BEŞİNCİ FASIL
Hastabakıcı hemşireler

Madde 63 - Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince musaddak hastabakıcı mekteplerinden mezun veya resmi hastanelerden verilmiş vesikaları haiz bulunmıyan ve Türk olmıyan kadınlar hastabakıcılık sanatını ifa edemezler. Bu vesikalar muteber olmak için Sihhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilmiş olmak lazımdır.
Madde 64 -(Mülga: 25/2/1954 - 6283/13 md.)
Madde 65 - Bir mahalde icrayı sanat etmek istiyen hastabakıcılar isim ve hüviyetleri ve vesikalarını havi bir ihbarnameyi en çok bir hafta zarfında mahallin en büyük sıhhiye memuruna vermeğe ve ikametgah tebeddülü veya başka bir yere nakil vukuu halinde yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur.
Madde 66 - Hastabakıcıların mesleki haysiyet ve menfaatlerini vikaye ve mesleki teavunu temin etmek üzere şahsiyeti hükmiyeyi haiz bir veya mütaaddit yurt teşkil etmeleri caiz olup bu yurtlar Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin nezaret ve murakabesi altında ve olbaptaki talimatnamelere tevfikan tesis olunurlar.
Madde 67 - Salahiyeti olmadığı halde hastabakıcılık eden ve bu ünvanı takınanlar beş liradan elli liraya kadar hafif cezayı nakdi ile cezalandırılır.
Madde 68 - Altmış dördüncü maddede gösterilen icrayı sanat hududunu tecavüz eden veya altmış beşinci madde hükmüne riayet etmiyen hastabakıcılardan yirmi beş liraya kadar hafif cezayı nakdi alınır.İffetsikaname aleni halü hareketleriyle halkın hissiyatını rencide eden hastabakıcı hemşirelerin ruhsatnameleri Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından geri alınır.
ALTINCI FASIL
Ahkami umumiye
Madde 69 - Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanın ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasıyle mükelleftirler.
Madde 70 - Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlerden alakadarın şikayetine bağlı olmak şartıyle on liradan iki yüz liraya kadar hafif cezai nakdi alınır.
Madde 71- Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler hastalar arasında ücreti mudavattan dolayı vaki olacak ihtilafatın mercii bu ihtilafa mevzu teşkil eden meblağ miktarı ne olursa olsun sulh mahkemeleridir. Yalnız iki sene
mururunda bu hak zail olur.
Madde 72 - İcrayı sanat eden tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler numunesi veçhile Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından tertip ve mahalli sıhhiye memurlarınca musaddak, hastaların isim ve hüviyetlerini kayda mahsus bir protokol defteri tutmağa mecburdurlar. Bu defterlerin kuyudu ücretten mütevellit davalarda Sahibi lehine delil ittihaz olunabilir. Şu kadar ki müstenidi iddia olan kaydın hilafı vesaik veya delaili muteberei saire ile ispat edilebilir.
Madde 73 - Protokol defterlerinde tahrifat yapan ve mugayiri hakikat malumat derceylediği sabit olan tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler Ceza Kanununun (345) inci maddesi mucibince tecziye edilirler.
Madde 74 - Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince lüzum görülecek mıntakalarda ucurat ihtilafatında mahkemelerce nazarı dikkate alınmak üzere asgari ve azami ücreti müdavat tarifeleri tanzim edilebilir.
Bu menatik etibba odaları mıntakaları hududiyle tahdit olunur.
Madde 75 - Tababet ve şuabatı sanatlarının icrasından mütevellit ceraimde mahkemelerin muvafık görecekleri muhtebirin rey ve mütalaasına müracaat hakkındaki serbestileri baki kalmak şartıyle meclisi alii sıhhinin mütalaası istifsar edilir.
Madde 76 - Vefat eden tabip, diş tabibi, eczacı, dişçi, ebe, küçük sıhhiye memurları ve hastabakıcıları diploma veya şahadetname veya ruhsatnameleri alınarak Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince Müntahak bir heyet huzurunda iptal edildikten sonra ailelerine iade olunur.
Madde 77 - Türkiye’de mevzuatı kanununiyeye müsteniden hakkı müktesepleri tanınmış olan ecnebi tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler sanatlarını bu kanun ahkamı dairesinde icra edebilirler.
Madde 78 - Bu kanunun meriyeti tarihinden itibaren tababeti belediye icrasına dair olan 7 Rebiülahir 1278 tarihli nizamname ve bu kanuna muhalif olan bütün ahkam mülgadır.
Madde 79 - Bu kanunun tarihi meriyetinden ve nizamnamei mahsusun kabul ve tasdikindan sonra yapılacak ilk odalarla divanı haysiyetler intihabatı Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim ve idare olunur.
Madde 80 - Bu kanunda yazılı cezayı nakdi, hafif hapis ve bir seneye kadar hapis cezalarını müstelzim fiillerin muhakemesi sulh mahkemelerine ve daha ağır cezayı mucip ef’alin muhakemesi asliye mahkemelerine aittir.
Ek Madde 1 - (20/5/1933 - 2182 sayılı ek kanunun 1 inci maddesi hükmü olup, ek madde haline getirilmiştir.)
Ankara Numune Hastanesinde vazife görmek ve dışarıda hekimlik etmemek ve hizmet müddetleri beş yılı geçmemek şartıyle beş ecnebi mütehassıs tabip getirilir.
Ek Madde 2 - (11/12/1933-2351 sayılı ek kanunun 1 nci maddesi hükmü olup, ek madde olarak numarası teselsül ettirilmiştir.)
İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesi üçüncü dahili hastalıklar ve seririyatında ve birinci harici hastalıklar ve seririyatında, göz hastalıkları ve seririyatında, kulak, boğaz, burun hastalıkları ve seririyatında, kadın ve doğum hastalıkları ve seririyatında ve radyoloji laboratuvarında ders vermek ve mensup oldukları hastanelerde hasta tedavi etmek ve poliklinik yapmak ve dışarıda serbest doktorluk etmemek, hususi hastanelerde çalışmamak ve hizmet müddetleri beş seneyi geçmemek şartıyle altı ecnebi müderris tabip getirilir.
Ek Madde 3 - (25/12/1935 -2876 sayılı ek kanunun 1 nci maddesi hükmü olup, ek madde olarak numarası teselsül ettirilmiştir.) Ankara Numune Hastanesinde vazife görmek ve dışarda hekimlik etmemek ve hizmet müddetleri beş yılı geçmemek şartıle daha üç ecnebi mütehassıs hekim getirilir.
Ek Madde 4 - (Ek: 14.6.1989 - 3575/2 md.)
Diş protez teknisyenliği, diş hekimi eliyle hastadan elde edilen ölçü, model ve kayıtlar üzerinde, meslek bilgisinin gerektirdiği kurallara bağlı kalarak ve diş hekiminin vereceği bilgilerle istekler dikkate alınarak, ağız protezleri, çene yüz protezleri, ortodontik aygıtlar yapmak ve gerektiğinde yapılmış protezlerle aygıtları onarmak işlemleri ile sınırlıdır.
Ek Madde 5 - (Ek: 14.6.1989 - 3575/2 md.)
Türkiye Cumhuriyeti dahilinde diş protez teknisyenliği ünvanını taşımak ve mesleğini icra edebilmek için, Sağlık Bakanlığı bünyesinde veya denetiminde açılan sağlık meslek liseleri diş protez teknisyenliği bölümünü bitirmek ve diploma almak ya da hareketli protezler, sabit protezler, çene yüz protezleri, ortodonti aygıtları veya diş protez maddeleri üretimi dallarında yüksek eğitim ve öğretim veren, Sağlık Bakanlığının sağlık meslek liseleri diş protez teknisyenliği bölümü mezunlarını öğrenci olarak kabul eden üniversitelerin, en az iki yıllık diş protez teknisyenliği ile ilgili meslek yüksekokullarında eğitim görmek ve mezuniyet diploması almak gerekir.
Ek Madde 6 - (Ek: 14.6.1989 - 3575/2 md.)
Öğrenimlerini yurt dışında diş protez teknisyenliği ile ilgili devletçe tanınan bir okulda tamamlayarak Türkiye’ye dönüş yapanlar, denklikleri Sağlık Bakanlığınca onaylandığı takdirde, eksikleri varsa Türkiye’deki diş protez teknisyenliği okullarında eksik kısım ve süreleri başarı ile tamamladıktan sonra onaylanmak suretiyle mesleklerini icra edebilirler ve diş protez teknisyeni ünvanını kullanabilirler.
Ek Madde 7 - (Ek: 14.6.1989 - 3575/2 md.)
Diş protez teknisyenleri; sahip oldukları diploma veya belgelerin hak kazandırdığı ünvanlardan başkalarını kullanamazlar, hastalarla doğrudan doğruya mesleki ilişkiye giremezler, laboratuvarlarında münhasıran diş kliniklerinde kullanılması gereken araç ve gereçleri bulunduramazlar, Ek 4 üncü maddenin belirlediği sınırlar dışında herhangi bir çalışma yapamazlar, tavsiyede bulunamazlar.
Ek Madde 8 - (Ek: 14/6/1989-3575/2 md.)
Diploması veya meslek belgesi olmaksızın diş protez teknisyenliği mesleğini icra edenlerle, Ek 7 nci madde hükümlerine aykırı davranışta bulunan diş protez teknisyenleri hakkında, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Ayrıca işyerlerinde meslekleri ile ilgili olmadığı tespit edilen araç ve gereçler müsadere edilir.
Ek Madde 9 - (Ek: 14/6/1989-3575/2 md.)
Diş hekimleri, kendi klinik hastalarının protezlerini yapabilmek için diş protez laboratuvarı açabilirler. Ancak bu laboratuvarlarda başka hekimlerin her türlü protez yapımı isteklerini karşılama durumunda laboratuvar sorumlusu olarak en az bir diş protez teknisyenini istihdam etmek zorundadırlar. Diş protez teknisyeni çalıştırmaksızın kendi klinikleri dışından protez başvurularını bizzat çalışarak karşılamak istedikleri takdirde özel işyerinde mesleklerinin klinik hizmetlerini yürütemezler. Bu yasağa aykırı şekilde mesleklerinin klinik hizmetlerini yürütenler hakkında 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanununun disiplin cezaları ile ilgili 44 üncü maddesinin (c) bendindeki para cezası, tekrarı halinde (d) bendindeki oda bölgesinde bir aydan altı aya kadar serbest meslek uygulamasından alıkonma cezası uygulanır.
Ek Madde 10 - (Ek: 14.6.1989-3575/2 md.)
Diş protez teknisyenleri veya diş hekimleri, diş protez laboratuvarı açmak istedikleri takdirde, mahallin en büyük mülki amirine başvurmak ve bu makamın belirteceği şartlara uymak zorundadırlar. Diş protez laboratuvarlarının sahip olmaları gereken şartlar ile bulundurmaları gereken asgari araç ve gereçlerin sayıları ve nitelikleri, Sağlık Bakanlığınca yayımlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Laboratuvarların yönetmelik ve kanuna uygun çalışıp çalışmadıkları, il sağlık müdürlüklerince denetlenir.
Geçici Madde 1 - (Ek: 14.6.1989-3575/3 md.)
Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üniversitelerin önlisans diş protez teknikerliği okulları mezunları diş protez teknisyeni unvanına sahip olurlar ve sağlık meslek liseleri diş protez teknisyenliği bölümünün devamı olan meslek yüksek okullarına bir yıllık hızlandırılmış eğitim için sınavsız girme hakkını kazanırlar.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üniversitelerin ön lisans dis protez teknikerliği okullarında öğrenci olanlar da mezun oldukları tarihte diş protez teknisyenliği ünvanına sahip olurlar ve sağlık meslek liseleri diş protez teknisyenliği bölümünün devamı olan meslek yüksek okullarına bir yıllık hızlandırılmış eğitim için sınavsız girme hakkını kazanırlar.
Hızlandırılmış eğitimler için özel program yapılmış eğitim dönemlerinin ilgili yüksekokullarca ilanından sonra ilk döneme başvurmamış olanlar hızlandırılmış eğitim haklarını kaybetmekle beraber bu dönemin başlangıcından itibaren iki yıl süre ile bu yüksekokullara sınavsız girme hakları saklı kalır.
Geçici Madde 2 - (Ek: 14.6.1989-3575/3 md.)
Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sağlık meslek liseleri mezunları olup, Sağlık Bakanlığının diş protez teknisyenliği kurslarından mezun olanlar veya dengi okullardan birinin mezunu olup Sağlık Bakanlığının 12 aylık diş protez teknisyenliği kurslarından mezun olanlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren diş protez teknisyenliği ünvanına sahip olurlar ve kendilerine Sağlık Bakanlığınca kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde belgeleri verilir. Ayrıca diş protez teknisyeni olarak en az üç yıl meslek icra ettikten sonra ve bu üç yılın bitiminden itibaren en geç iki yıl içinde başvurmaları şartı ile diş protez teknisyenliği ile ilgili meslek yüksek okullarına ön kayıt ve yeterlik sınavı ile girme hakkını kazanırlar.
Geçici Madde 3 - (Ek:14.6.1989-3575/3 md.)
Bu Kanunun yayımı tarihine kadar mezuniyet belgesine sahip olmadan mesleklerini icra etmekte olan diş teknisyenleri, bu Kanunun yayımlandığı tarihte en az iki yıldan beri bu mesleği yürüttüğünü Sağlık Bakanlığına verecekleri BAĞ - KUR, SSK, vergi kaydı gibi resmi belgelerle kanıtlamak, Sağlık Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle; sınav komisyonu, yerleri ve şekli belirtilmiş olan ehliyet sınavlarına, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde başvurmak ve başarı kazanmak şartı ile diş protez teknisyeni ünvanını kazanırlar ve Bakanlıkça düzenlenecek meslek belgelerini alırlar.
Yukarıda belirtilen sınavlara katılacak ilgililer sınavların gerektirdiği giderleri kendileri karşılarlar.
İki yıl içinde girecekleri en çok 4 sınavda başarılı olamayanlar ile sınav için başvurmayanlar, iki yıllık sürenin bitiminden sonra mesleklerini icra edemezler.
Madde 81 - Bu kanun neşri tarihinden itibaren mer’idir.
Madde 82 - Bu kanun hükümlerinin icrasına Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye, Adliye ve Maarif Vekilleri memurdur.
...........................
(1) 25/1/1956 tarih ve 6643 sayılı Kanunun 59. maddesiyle bu kanunun etibba odalari hakkındaki hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Okunmamış 02-12-2007, 03:34 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Umumi Hıfzıssıhha Kanunu

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu



BİRİNCİ BAP
Sıhhi teşkilat
BİRİNCİ FASIL
Devlet hidematı sıhhiyesi ve sıhhi Merciler



Madde 1 - Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.
Madde 2 - Umumi sıhhat ve içtimai muavenet hizmetlerine ait Devlet vazaifi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından ifa ve hususi idarelerle belediyelere ve sair mahalli idarelere bırakılan hizmetlerin sureti icrası murakabe olunur. Milli Müdafaa teşkilatına ait sıhhi işler müstesna olmak üzere bütün sıhhat ve içtimai muavenet işlerinin mercii ve murakıbı bu Vekalettir.
Madde 3 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:
1 - Doğumu (......) teshil ve çocuk ölümünü tenkis edecek tedbirler.
2 - Validelerin doğumdan evvel ve doğumdan sonra sıhhatlerinin vikayesi.
3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda ve fiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele.
5 - Tababet ve şubeleri sanatlarının icrasına nezaret.
6 - (...) (1) ilaçları ve bütün zehirli müessir ve uyuşturucu maddelerle yalnız hayvanlar için serumlar ve aşıları murakabe hariç olmak üzere her nevi serum ve aşılar (2).
7 - Çocukluk ve gençlik hıfzıssıhhasına ait işlerle çocuk sıhhat ve bünyesinin muhafaza ve tekamülüne ait tesisatın murakabesi.
8 - Mektep hıfzıssıhhası.
9 - Mesai ve san’at hıfzıssıhhası işleri.
10 - Maden suları ile sair havassı şifaiyesi olan sulara nezaret.
11 - Hıfzıssıhha müesseseleri ve bakteriyoloji laboratuvarları ve alelümum hayati muayene ve tahlillere mahsus müesseseler küşat ve idaresi.
12 - Mesleki tedrisat müesseseleri küşat ve idare veya mümasili müessesatı murakabe ve bunlara müsaade itası.
13 - Mecnunlarla sair ruhi hastalıklara mahsus tedavihaneler veya malül veya herhangi bir noksanii hilkate malik olanları kabul edecek yurt veya müesseseler tesis ve idare.
14 - Muhacrin sıhhat işleri.
15 - Hapisanelerin ahvali sıhhiyesine nezaret.
16 - Tıbbi istatistiklerin tanzimi.
17 - Sıhhi neşriyat ve propogandalar.
18 - Vesaiti münakale umuru sıhhiyesinin nezaret.

Madde 4 - Doğrudan doğruya şehir ve kasabalar, köyler hıfzıssıhhasına veya tıbbi ve içtimai mua- venete mütaallik işlerin ifası belediyelere ve idaresi hususiyelere ve sair mahalli idarelere tevdi edilir. Vekalet indelicap bu idarelere rehber olmak üzere bazı mahallerde nümune tesisatı vücude getirir.


İKİNCİ FASIL
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Teşkilatı


Madde 5 - Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekaleti 3 üncü maddede zikredilen hizmetleri ifa için hususi teşkilat kanununa tevfikan teşkil edilmiş fenni ve idari şubelerden mürekkeptir. Kanunu mahsusuna tevfikan mülhak bütçe ile idare olunan Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine merbut olarak ifayı vazife eyler.

Madde 6 - Her vilayette Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine merbut olmak üzere bir Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürü bulunur. Sıhhat müdürleri bulundukları vilayetlerde Vekaletin en büyük memuru olmakla beraber valilerin sıhhi müşaviridirler. Valiler mevcut sıhhi kanun, nizam ve talimatlara tevfikan sıhhiye müdürlerini istihdam ederler ve sıhhi hususlarda onların rey ve mütalaalarını alırlar.

Madde 7 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet müdürleri bulundukları vilayetin sıhhi umur ve muamelelerinden vali ile beraber mesul olup bütün sıhhi kanun, nizam, talimat ve emirlerin iyi tatbikına nezaretle mükelleftir.

Madde 8 - Her kazada ve icabı takdirinde nahiye merkezlerinde bir veya mütaaddit Hükümet tabipleri istihdam olunur. Hükümet tabipleri doğrudan doğruya vilayet sıhhiye müdürünün emri altında olup memur oldukları mahallerin sıhhi umur ve muamelelerinden mesuldür ve kaymakamın sıhhi hususatta sıhhi müşaviridir. Hükümet tabiplerinin maiyyetlerinde sıhhi işlerde kendilerine mua- venette bulunmak üzere küçük sıhhat memurları istihdam edilir.

Madde 9 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti üçüncü ve dördüncü maddelerde zikredilen vazifeleri ifa ve müesseseleri idare etmek üzere tabipler, baytarlar, eczacılar, sair sıhhi ve idari memurlar tayin ve istihdam eder.


ÜÇÜNCÜ FASIL
Yüksek Sıhhat Şürası


Madde 10 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tevdi edilecek yüksek sıhhi ve içtimai meseleler hakkında rey ve mütalaasını beyan ve sıhhi ve içtimai hizmet ve muavenetlere ait kanun, nizamname ve talimatnameleri birinci derecede tetkik eylemek ve tababet ve şubeleri sanatlarını ifadan mütevellit adli meselelerde ihtibar vazifeleriyle mükellef olmak üzere bir Yüksek Sıhhat Şürası teşkil olunmuştur.

Madde 11 - Yüksek Sıhhat Şürası dokuz azadan mürekkep olup bu aza Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili tarafından memlekette ilim ve irfanı ve eserleri veya sıhhi hizmetleri ile marufiyet kesbetmiş zevat arasından intihap ve Başvekalete inhası ve Reisicumhurun tasdikı ile tayin olunur.

Madde 12 - (Değişik: 17/1/1949 - 5305/1 md.)
Yüksek Sağlık Şürası üyeleri 11 inci maddede zikredilen esaslar dahilinde 3 yıl süre ile vazife görmek üzere seçilirler. Bu kanunun yayımından sonra yapılacak ilk seçimde seçilecek 9 üyeden 3 ü bir yıl, 3 ü iki yıl ve diğer 3 ü de 3 yıl süre ile vazife görürler.Üyelerden hangilerinin bu süreler sonunda üyelikten çıkacakları ilk oturumda çekilecek kur’a ile belirtilir. Bundan sonraki seçimlerde üyeliğe getirilenler 3 er yıl vazife görürler ve bu sürenin sonunda üyelikleri kendiliğinden düşer.
Süresi sona eren üyeler yeniden seçilebilirler. Bir daha seçilmiyenler (Yüksek Sıhhat Şürası Fahri Üyesi) unvanını Ölünceye kadar taşırlar.

Madde 13 - Yüksek Sıhhat Şürası her sene Teşrinisani, Şubat, Mayıs aylarında olmak ve her devrei içtimaiyesi on günden aşağı olmamak üzere içtima eder. Vekaletçe lüzum görüldüğü takdirde fevkalade içtimalar aktolunur. İçtima mahalli Ankara’dır.

Madde 14 - (Değişik: 17/1/1949 - 5305/2 md.)
Yüksek Sağlık Şürası Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanının veya onun tensip edeceği bir zatın başkanlığı altında asli üyelerden en az 5 üyenin huzuru ile toplanır,kararlar üçte iki oy çokluğu ile verilir.
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Müsteşarı, Danışma ve İnceleme Kurulu Başkanı, Sağlık İşleri ve Sosyal Yardım İşleri Genel Müdürleri Yüksek Sağlık Şürasının tabii üyelerindendir.

Geçici madde - Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle halen görevli bulunan üyelerin üyelikleri düşer. Bunlar 11 inci maddedeki hükümlere göre yeniden seçilebilirler.

Madde 15 -Yüksek Sıhhat Şürasının toplu olmadığı zamanlarda mükellef olduğu vazifelere taallük eden acele işlerle iştigal etmek üzere Yüksek Sıhhat Şürası kendi azası arasından üç kişilik bir encümen intihap eder.

Madde 16 - Yüksek Sıhhat Şürası azasına her devrei içtimaiyeye mahsus olmak üzere her sene bütçesinde miktarı muharrer bir hakkı huzur verilir. Ankara haricinden gelenlere harcırahları ve vekaletçe tayin olunacak yevmiyeleri ita olunur.

Madde 17 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti merkezi teşkilatı ve vilayetler sıhhi teşkilatı ve Yüksek Sıhhat Şurası vazifelerinin istilzam ettiği nizamnameler tanzim ve neşrolunur.


DÖRDÜNCÜ FASIL
Vilayet Hususi İdareleri ve Belediyeler


Madde 18 -Vilayet hususi idareleri bütçelerinde hususi kanuna tevfikan tefrik ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tensibi ile sarfolunan sıhhi ve içtimai işlere mahsus tahsisat, vilayet merkezinde veya tensip olunacak sair mahallerde açılacak hastaneler ve dispanserlerle seyyar etıbba teşkilatına ve seyyar etüv tedarikine ve tephirat ve tathirat istasyonları tesisine ve verem ve frengi ve çocuk vefiyatı mücadelesine muhtas hıfzıssıhhai içtimaiye dispanserlerine ve sıtma ve frengi ilacı tedarikine ve Sıtma Kanununda tasrih edilen ahvalde sıtma membalarının izalesine sarfolunur.

Madde 19 - Vilayetler hususi idarelerine ait sıhhi teşkilat ve tesisat mahalli Sıhhat ve İçtimai Muavenet müdürlerinin murakabesi altında bulunup bunlara ait muamelat kanun ve nizamnamelerine tevfikan sıhhat müdürleri tarafından ifa olunur.

Madde 20 - Belediyenin umumi hıfzıssıhha ve içtimai muavenete taallük eden mesailden ifasiyle mükellef oldukları vazifeler aşağıda zikredilmiştir.
1 - İçilecek ve kullanılacak evsafı fenniyeyi haiz su celbi.
2 - Lağım ve mecralar tesisatı.
3 - Mezbaha inşaatı.
4 - Mezarlıklar tesisatı ve mevta defni ve nakli işleri.
5 - Her nevi muzahrafatın teb’it ve imhası.
6 - Meskenlerin sıhhi ahvaline nezaret.
7 - Sıcak ve soğuk hamamlar tesisi.
8 - (Mülga: 24/6/1995-KHK-560/21 md.)
9 - Umumi mahallerde halkın sıhhatine zarar veren amiller izale.
10 - Sari hastalıklarla mücadale işlerine muavenet.
11 - Hususi eczane bulunmayan yerlerde eczane küşadı.
12 - İlk tıbbi imdat ve muavenet teşkilatı.
13 - Hastahane, dispanser, süt çocuğu, muayene ve tedavi evi, aceze ve ihtiyar yurtları ve doğum evi tesis ve idaresi.
14 - Meccani doğum yardımı için ebe istihdamı.

Madde 21 - Vilayet hususi idareleriyle belediyelerin 18 ve 20 inci maddelerde gösterilen hizmetlerini ifa için kanunu mahsuslarına tevfikan Vekaletçe tayin olunan etıbba ve sair memurin istihdam olunur.
Madde 22 - Belediyeler ve vilayetler hususi idarelerince sıhhi ve içtimai hizmetlerden hangilerinin ifası mecburi ve hangilerinin ihtiyari olduğu hususi kanunlarına tevfikan tayin ve bu hizmetlerde istihdam edilecek tabip ve memurların kadroları İcra Vekilleri Heyetince musaddak bir talimatname ile tesbit olunur. Hükümet tabipleri olmayan yerlerde belediye tabipleri nizamnamesine tevfikan Hükümet tabiplerinin ifasiyle muvazzaf oldukları vazifelerle mükelleftirler.

BEŞİNCİ FASIL
Vilayetler ve kazalar umumi hıfzıssıhha meclisleri


Madde 23 - Her vilayet merkezinde bir umumi hıfzıssıhha meclisi toplanır. Bu meclis mahalli sıhhat ve içtimai muavenet müdürü, nafıa mühendisi, maarif, baytar müdürü, mevcutsa sahil sıhhiye merkezi tabibi, bir hükümet ve belediye tabibi ve hastane baştabibi ile garnizon ve kıt’a bulunan yerlerde en büyük askeri tabip ve serbest sanat icra eden bir tabip ve bir eczacıdan ve belediye
reisinden mürekkeptir. Meclis valinin veya valiye bilvekale sıhhiye müdürünün riyaseti altında içtima eder. Valinin tensip edeceği bir zat kitabet vazifesini ifa ve zabıtları tanzim eder.
Madde 24 - Kazalarda bu meclisler kaymakamın riyaseti altında Hükümet tabibi, mevcut ise bir Hükümet baytarı ve askeri tabip, belediye tabibi ve serbest icrayi san’at eden ve kaymakam tarafından intihap edilen bir tabip ve serbest eczacı ile belediye reisinden terekküp eder.
Madde 25 - Umumi hıfzıssıhha meclisleri müntehap azası her üç senede bir değişir. Eski azanın yeniden intihabı caizdir. Her defa tebeddülünde kaymakamlar tarafından vilayetlere, valilerce de Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine bildirilir.
Madde 26 - Umumi hıfzıssıhha meclisleri alelade ayda bir kere içtima ederler. Ahvali fevkalade veya bir sari ve salgın hastalık zuhurunda valinin daveti veya Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin talebi üzerine daha sık toplanırlar.
Madde 27 - Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korumak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.
Madde 28 - Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Okunmamış 02-12-2007, 03:41 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Umumi Hıfzıssıhha Kanunu DEVAMI

İKİNCİ BAP
Sari ve salgın hastalıklarla mücadele
BİRİNCİ FASIL
Hudutlar ve sahiller sıhhi müdafaası


Madde 29 - Beşinci maddede zikredilen Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü beynelmilel seyrüsefer ve ticaret sebepleriyle intikal eden beşeri ve salgın hastalıklara karşı milli hudutlar ve sahilleri müdafaa vazifesiyle mükelleftir.
Madde 30 - Hudutlar ve Sahiller Umum Müdürlüğü mer’i olan beynelmilel mukaveleler ve Devletçe mevzu kanunlar, nizamlar ve talimatlar ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından bu mukaveleler, kanunlar, nizamlar ve talimatların layıkı ile tatbikını temin için verilen emirler dairesinde vazifeyi ifa eyler.

Madde 31 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Bir Türk limanından diğer Türk limanına veya ecnebi limanlarından bir Türk limanına gelen her gemi hareket ettiği limandan bir sıhhat patentası almakla mükelleftir.

Madde 32 - (Mülga: 15/6/1942 - 4255/2 md.)

Madde 33 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Türk gemilerinin patentaları üzerinde konsolosluk vizesinin bulunmasını mecburi kılan memleketlere mensup gemilerin Türk limanlarına ithalat etmek üzere geldikleri ve hareket limanlarında Türk konsolosu mevcut bulunduğu takdirde bunların patentaları üzerinde konsolos vizesi bulunması mecburidir.

Madde 34 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Patentayı hamil olmaksızın boğazlara gelen transit gemilerin gösterecekleri sıhhi beyanname veyahut uğradıkları ecnebi limanlarından aldıkları gümrük veya liman permilerinde o limanın sıhhi durumu hakkında salahiyet sahibi makamlar tarafından verilmiş sıhhi meşruhat patenta yerine kaim olur.

Madde 35 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
33 üncü maddede zikredilen vizelere mukabil mahsus kanun mucibince alınacak resimler konsolosluklar tarafından ve konsolos bulunmıyan limanlardan vizesiz olarak gelen gemilerden de muvasalat limanlarında mahalli hükümet memurları tarafından tahsil olunur.

Madde 36 - Sıhhat patentaları üzerinde yapılan her türlü tahrifler veya salahiyettar makamatça tasdik edilmemiş tashihler patentayı hükümden düşürür. Bir geminin hareketinden evvel 48 saat zarfında verilmiş patentalar muteber olup daha evvel verilenlerin hükmü yoktur.

Madde 37 - Bir geminin hareket limanında kolera, veba, sarıhümma, lekeli-hümma ve çiçek vakaları ve yahut Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin edilecek sair tehlikeli bir maraz salgını mevcut olmadığı halde verilmiş olan patentalar temiz addolunur. Bu hastalıklardan hariçten geldiği tebeyyün eden münferit vakaların zuhuru patentaların temiz addedilmesine mani olmazsa
da bu vakalar patentalarda işaret edilmiş olmalıdır.

Madde 38 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
37 nci maddede zikredilen hastalıklardan hariçten gelmiş olmadığı tahakkuk eden kolera, veba ve sarı humma vakalariyle çiçek ve lekeli humma salgınlarının zuhurunu bildiren patentalar ile mebdeinde temiz olduğu halde Türkiye limanlarından birine gelinceye kadar seyahat müddeti esnasında geminin sıhhi durumunda vukua gelen değişiklik dolayısiyle evsafı değişen patentalar bulaşık
addolunur.

Madde 39 - Hiç bir patentayı hamil olmıyarak Türkiye limanlarına gelen gemiler bulaşık patenta ile gelmiş gemiler gibi muameleye tabi olurlar.
Madde 40 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Ecnebi limanlarından gelen tekmil gemiler ilk vasıl oldukları Türk limanında ve munhasıran Türk limanları arasında muntazam sefer yapan milli yolcu gemileri ise ilk hareket ettikleri ve vardıkları son Türk limanlarında sıhhi muameleye (Sıhhi istintak, pratika, patenta veya vize almak) tabi olup aynı seferde uğrayacakları diğer Türk limanlarında içlerinde bulaşık hastalıklardan musap veya ölü bulunmamak şartiyle tekrar sıhhi muameleye (Pratika ve vize) tabi tutulmadan serbestçe yolcularını çıkarır ve hareket ederler; şu kadar ki, vapurun sıhhi durumunu tevsik için gemi tabibi veya sıhhat memuru numunesine uygun bir bülteni doldurarak limanda sahil sıhhiye idaresine göndermekle mükelleftir.
Muntazam seferler yapan vapurlar haricinde kalan diğer büyük ve küçük bütün gemiler sahil sıhhiye teşkilatı bulunan her Türk limanında sıhhi muameleye tabi olup sahil sıhhiye teşkilatı bulunmayan limanlarda yalnız hareketlerinde vize almakla mükellef tutulur.Ancak Türk veya ecnebi limanlarından gerek Akdeniz veya Karadeniz boğazlarına vasıl olan tekmil gemiler, transit olarak geçseler dahi, ol bapta mevzu hükümler dairesinde Boğazlarda sıhhi muameleye tabi olurlar.


Madde 41 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Ecnebi limanlardan ilk Türk limanına vasıl olan gemilerle Boğazlarda sıhhi muameleye tabi tutulan gemiler muvasalatları akabinde ve talimatnamelerle tayin olunan saatlerde Hudut ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü tabip veya memurları tarafından ziyaret ve patentaları ile sıhhi vaziyetleri tetkik olunur. Bu memurlar tarafından serbest pratika verilmedikçe gemilere başkalarının girmesi ve gemilerden 47 nci madde mezkür talimatname hükümleri haricinde kimsenin çıkması memnudur.
Buharlı veya motörlü alelumum şilepler, Boğazlar hariç olmak üzere uğradıkları bütün Türk limanlarında ve diğer yelkenli motörlü veya kürekli bilümum deniz nakil vasıtaları ise hem Boğazlarda ve hem uğradıkları tekmil Türk limanlarında sıhhi muamelelerini karada sahil sıhhiye dairesinde veya bu vazifeyi gören makama müracaatla yaptırırlar.

Madde 42 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Kaza, fırtına veya ahvali fevkalade sebebiyle bir limana ilticaya mecbur olan gemiler dahi patentalarını veyahut 35 inci maddede yazılı vesikaları mevcut olduğu takdirde göstermeğe ve o limandan hareketlerinde vize almağa mecburdurlar. Bu gemiler sahil sıhhat memurlarının murakabesi altında limanda kalıp ihtiyaçlarını da temin edebilirler.

Madde 43 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Türk limanlarına gelen ecnebi harb gemileriyle ecnebi donanmalarına mensup muavin sefineler ve hükümdarları, Devlet Reislerini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ziyarete gelen zatları hamil hususi yatlar ve gemiler patenta ibrazına mecbur değildirler. Kara ile ihtilat etmek ve serbest paratika almak istedikleri takdirde behemehal sıhhi muameleye ve icabında sıhhi tedbirlere tabi tutulurlar.

Madde 44 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Türk harb sefineleri ve ticaret ile münasebeti olmayıp Hükümete ait bulunan sair gemiler munhasıran hizmetlerine ait işler için Türk limanları arasında seyrüsefer ettikleri ve hiçbir bulaşık limana uğramadıkları ve yolcu, asker ve sair eşhas nakleylemedikleri takdirde Türk limanlarına girip çıktıkları zamanlar sıhhi muameleye tabi değildirler. Fakat gemi içinde sari hastalık zuhur ettiği takdirde bu gemilerin kaptanları muvasalat limanlarındaki hudut ve sahiller sıhhat memurlarına haber vermeğe mecburdurlar. Bu takdirde tıbbi muayene yapılmadan ve serbest pratika verilmeden kara ile ihtilat edemezler. 37 nci maddede zikredilen hastalıklarla bulaşık limanlardan gelen bu nevi gemiler sair ticaret sefineleri hakkındaki hükme tabidirler.

Madde 45 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Türk limanlarından birinde sari hastalık zuhur ederse Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin em- riyle bu limandan hareket eden tekmil gemiler, mütaakiben uğrıyacakları Türk limanlarında ihtilattan evvel sıhhi muayeneye tabi tutulurlar.

Madde 46 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
43 ve 44 üncü maddelerde zikredilen gemilerle ve küçük mesafelere gidip hiçbir yere uğramıyarak avdet eden tenezzüh, balıkçı ve süngerci ve tahlisiye gemileri müstesna olmak üzere Türkiye limanlarından ithalat ederek çıkan her Türk ve ecnebi gemisi bir sıhhat patentasını hamil olur.

Madde 47 - Limanlarda gemilerin muvasalat ve hareketlerinde icrası icap eden sıhhi muamele, patentaların şekli, vasıf ve sureti itası, yolcu, mürettebatın ve eşyanın tathiri, bulaşık patentalı gemilere tatbikı icap eden sıhhi tedbirler, muhtelif hastalıklara ait vakalarda yapılacak muamele ve limanlarla hudutlarda müesses tahaffuzanelerin idare sureti ve yirmi dokuzuncu maddede zikredilen sıhhi müdafaaya mütaallik sair bütün muameleler mevcut mukavele ve kanunlara nazaran Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince neşredilecek talimatnamelerle tayin olunur.

Madde 48 - Türkiye konsolosları bulundukları mahalde zuhur eden ve 37 nci maddede zikredilen hastalık vakalarını ve bunlar hakkında ittihaz edilen tedbirleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Veka- letine muntazaman bildirirler. Yalnız bunlardan kolera, veba ve sarıhümmadan her vakanın telgrafla ihbarı lazım gelip diğer hastalıklar ancak salgın şekli aldıkları takdirde mektup ile haber verilir.

Madde 49 - Türkiye limanlarına sari ve salgın hastalıkların duhulüne mani olmak için aşağıda zikredilen tedbirler ittihaz edilir:
1 - Gemilerin tıbbi muayenesi.
2 - Bulaşık olduğundan şüphe edilen yolcuların nezaret altında bulundurulması veya tecridi.
3 - Hastaların tahaffuzane veya sari hastalıkları hastanelerinde şifa buluncıya kadar tedavi ve etrafı için tehlikeleri zail oluncıya kadar tecridi.
4 - Gemilerin ve sıhhat memurlarının görecekleri lüzum üzerine tathiri kabil olan ticaret eşyasiyle zati eşyanın ve gemi eşyasının fenni tathiri.
5 - Hastalık amilini nakle vasıta olan haşeratın ve hayvanların itlafı.
6 - Yolcu ve mürettebata aşı veya serum tatbiki.
Bu tedbirlerin tatbikı için lazım gelen zaman zarfında gemilerin limanlarda tevkifine hudutlar ve sahiller sıhhat memurları salahiyettardırlar.

Madde 50 - Sari ve salgın hastalıkların nakline vasıta olup fenni tathiri mümkün veya faydalı olmayan her nevi eşyanın gemilerden tahliye edilmesine veya kara veya deniz tarikiyle memlekete ithaline mümaneata Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır. Vekalet bu hususta müstaceliyetine binaen karar ittihaz ederek gümrüklere ve postaya tebligat icra ettikten sonra keyfiyeti icra Vekilleri Heyetinin tasvibine arzeder.

Madde 51 - Türkiye ve ecnebi limanlarından bulaşık veya şüpheli olanlar Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince ilan olunur. Bu takdirde bu limanlar müvaredatı, gemilerin patentaları bulaşık olmasa dahi 49 uncu maddede zikredilen tedbirlerden birine tabi olur. Alınan tedbirler Hariciye Vekaletince alakadar devletlere mer’i mukaveleler dairesinde tebliğ olunur.

Madde 52 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Bütün Türkiye limanlarında sıhhi muamele ifası Hudut ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü memurlarına aittir. Bunların bulunmadığı mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin göstereceği lüzum üzerine, Hükümet veya belediye tabipleri, liman reisleri veyahut nahiye müdürleri ile gümrük memurları kanun ve nizam ve talimatnameler hükümleri dairesinde sıhhi müdafaaya teretüp eden vazifeleri ifa ederler.

Madde 53 - Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğü hizmetlerine ait olan resimler ve tathir, tephir, tahaffuzhane masrafları ve kanuna muhalif hareket eden gemi kaptanlarından alınması icap eden para cezası mahsus kanuna tevfikan tahsil olunur.

Madde 54 - Komşu memleketlerden birinde 37 nci maddede zikredilen hastalıklar zuhur ettiği takdirde kara hudutlarında Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince vürut edecek yolcularla zati ve ticari eşya hakkında aşağıdaki tedbirler alınır:
1 - Tren, araba veya herhangi bir suretle karadan veyahut nehir yolu ile gelen yolcuların hudutlara dahil oldukları mahalde veya hududa civar münasip bir yerde tıbbi muayeneleri.
2 - Aşı veya serum tatbiki.
3 - Zati veya ticari eşyadan tathir ve tephiri mümkün ve faydalı görülenlerin tathiri.
4 - Yolcuların tıbbi nezaret altına alınması veya şüpheli şahısların tecridi
5 - Hastaların tecrit ve tedavisi.

Madde 55 - Komşu memleketlerdeki salgın hastalıkların memleket için tehlikeyi mucip bir şekilde devam eyleyerek adi tedbirler ile bu tehlikenin izalesine imkan görülmediği zamanlarda hudutların hastalık bulunan memlekete mücavir kısmı İcra Vekilleri Heyeti karariyle muvakkaten seddolunarak her türlü münakaleler tatil olunabilir.
Madde 56 - 37 nci maddede zikredilen hastalıklardan birinin hüküm sürdüğü memleketlerden hava nakil vasıtalariyle vürut eden yolcu ve eşyalar hakkında 54 üncü maddede yazılan tedbirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin münasip göreceği hallerde hudutlarda veya bu vasıtaların karaya indikleri mahallerde tatbik olunur.


İKİNCİ FASIL
Memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele


Madde 57 - Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, kara humma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı , çiçek, difteri (Kuşpalazı) - bütün tevkiatı dahi - sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak’ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir.

Madde 58 - İcrayı sanat eder her tabip 57 nci maddede zikredilen vakaları kati veya muhtemel teşhis vaz’ını mütaakıp ilk 24 saat zarfında sıhhiye dairesine, hükümet veya belediye tabibi bulunmadığı takdirde polis veya jandarma karakoluna hastanın isim ve adresiyle beraber tahriren veya şifahen haber verir. Polis ve jandarma daireleri ittila hasıl eyledikleri bu vakaları hiç vakit kaybetmeden alakadar makamlara bildireceklerdir.

Madde 59 - Sari hastalıkların haber verilmesini kolaylaştırmak üzere Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince hazırlanıp arzu eden tabiplere tevzi edilecek ihbarnameler postalarca meccanen naklolunur.
Madde 60 - 57 nci maddede yazılan hastalıklara uğrayan birisinin ikametgahı değiştiğini, hastalığı haber vermekle mükellef olanlar öğrendikleri takdirde bu nakli ihbara mecburdurlar.

Madde 61 - Hastane baştabipleri, mektep, fabrika, imalathane, hayır müesseseleri, ticarethane ve mağaza, otel, pansiyon, han, hamam, hapisane sahip veya müstecirleri ve müdürleri, apartman kapıcıları bulundukları mahallede, köy ihtiyar heyetleri köylerinde zuhur eden ve eczacılar, diş tabipleri ve ebeler, hasta bakıcıları, ölü tabutlıyan ve yıkayanlar sanatlarını icra sebebiyle muttali oldukları 57 nci maddede zikredilen vakaları derakap alakadar makamlara tebliğ ve ihbara mecburdurlar.

Madde 62 - Deniz veya nehirlerde seyrüsefer eden her nevi sefinelerde 57 nci maddedeki vakalardan biri zuhur ettiği takdirde geminin kaptan ve reisi ilk limanda vakayı hükümete haber vermeğe mecburdur.

Madde 63 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Limanlarda gemilere sıhhat patentası vermekle mükellef sahil sıhhat memurları veya teşkilat bulunmıyan mahallerde sahil sıhhiye işlerine bakmakla mükellef memurlar 57 nci maddede yazılı hastalıklardan ancak kolera, vebaya ait hakiki vakaları ve çiçek ve lekelihumma salgın halinde ise zuhur eden vakaları limanlardan hareket edecek bilumum gemilerin sıhhat patentalarına işaret ederler.
57 nci maddede yazılı sair hastalıkların ancak salgın halini aldıkları zamanlarda ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden verilecek emir üzerine tahakkuk eden vaka adetleri hakkında da patentalara şerh verilir.

Madde 64 - 57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşir ve ilana ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.

Madde 65 - Sari bir hastalık zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği veya sari ve salgın bir hastalıktan vefat vuku bulduğu veyahut vefatın sari ve salgın bir hastalık tesiri ile husule geldiğinden şüphe edildiği ihbar olunur olunmaz hükümet tabipleri veya bulunmadığı mahallerde belediye tabipleri mahallinde lazım gelen tetkikatı icra ve hastalığın muhakkak olup olmadığını ve zuhuru sebep- lerini tahkik ile mafevke işar eyler. Sari hastalıklar tetkikatı yapan tabiplere bütün Devlet kuvvetleri müzaherete mecburdurlar.
Madde 66 - 65 inci maddede zikredilen tahkikat, sari ve istilai bir maraz zuhuru ihbar olunmadığı ve fakat Hükümetçe sari bir hastalık vukuundan şüphelenildiği takdirde dahi yapılabilir. Bu surette sari hastalık tetkikatı yapan sıhhat memurları lüzum gördükleri mahallerde hastaları veya maraz amillerini ve sebeplerini taharriye salahiyettardırlar.
Madde 67 - 57 nci maddede zikrolunan sari ve salgın hastalıklar vakaları hakkında tetkikat yapan tabip bu tetkikatı kolaylaştırmak üzere hastanın yanına girmeğe ve hastayı ve icabına göre evin sair sakinlerini muayeneye ve hastalığın sureti zuhur ve seyrine dair izahat ve malumat talebine salahiyettardır. Bu hususta mümaneatı görülenler bu kanunda zikredilen ahkamı mahsusa mucibin- ce cezalandırılır.
Madde 68 - Tabip bulunmıyan mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin emri ile sarive salgın hastalıklar hakkında tetkikat yapmağa, bu husus için yetiştirilmiş küçük sıhhat memurları mezundurlar.
Madde 69 - Sari ve salgın bir hastalığın vukuu tahakkuk eylediği takdirde sıhhat memurları derakap lazımgelen tedbirlerin ittihazına ve bütün idari makamlar bu tedbirlerin tatbik ve icrası hususunda muavenete mecburdurlar.(1)
Madde 70 - Sari ve salgın bir hastalıktan vefat eylediği zan ve şüphe edilen eşhas üzerinde, alakadar tabip tarafından lüzum gösterildiği takdirde, fethimeyit icra olunabilir.
Madde 71 - Sari ve salgın bir hastalığın hüküferma olduğu veya tehdit eylediği mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince bütün cenazelerin defninden evvel bir tabip tarafından muayenesi mecburiyeti ilan edilebilir.
Madde 72 - 57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:
1 - Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz’ı.
2 - Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.
3 - Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.
4 - Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.
5 - Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri.
6 - Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men’i.
7 - Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi.
------------
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 2 nci maddeye bakınız.

Madde 73 - Kolera ve veba ve ruam musaplarından gayrı hastaların evlerinde tecrit edilmelerine müsaade olunur. Yalnız alakadar sıhhi memurlar tarafından bu tecridin müessir olmasını temin edecek şartların mevcudiyeti kabul edilmiş olmalıdır. Bu takdirde hastaların evlerine bir alameti mahsusa vazedilerek hariçle olan ihtilat menedilir. Kolera, veba, ruam musaplariyle bulunduğu ma- hallerde tecridi mümkün ve kafi görülmiyen sair hastalık musapları ve kolera ve vebayı neşir ve sirayet ettirmeleri muhtemel olanlar icap ederse cebri tecride tabi olurlar. Cebri tecrit, hastaların veya bu maddede zikredilen şüphelilerin Hükümetçe tayin edilecek mahallerde, her türlü ihtilattan memnu olarak ve zabıta murakabesi altında bulundurulmalarıdır.

Madde 74 - Hastaların tecrit ve tedavisine mahsus vasıf ve şartları haiz hususi yerleri olmayan mektep, fabrika ve imalathanelerle mütaaddit kimselerin bir arada bulunduğu umumi her nevi müessese ve mebanide sari hastalıklara musap kimselerin alıkonulması memnudur.

Madde 75 - Kuduz olan veya kudurmuş olduğundan şüphe edilen hayvanlar tarafından ısırılmış olanların vakit kaybetmeden en yakın kuduz tedavi müessesesine izam olunmaları mecburidir. Bunlardan fakir olanların yol masrafları belediye veya köy sandıklarınca ve bu sandıklar veremedikleri takdirde idarei hususiyelerce tediye olunur ve bunlar Devlete ait umumi nakil vasıtalarından meccanen istifade ederler.

Madde 76 - Etrafında bulunanlara sari ve salgın hastalıklardan birini nakle vasıta olduğu muhakkak olan kimseler muvakkaten ve bu zail oluncaya kadar meslek sanatlarını icrasından hıfzıssıhha meclisleri karariyle menolunur.

Madde 77 - Sari ve salgın hastalıklardan birinin hüküm sürdüğü veya tehdit ettiği mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tasvibiyle bütün umumi mahallerde vuku bulacak içtimalar tahdit veya menolunabilir. Bundan başka hastalarla hastalığı şüpheli olanların ve hastalığın sirayet ve neşrine vasıta olabilecek eşyanın fenni tathiratiyle mazhur ve mazarratı izale edilmeksizin nakil-
lerine ve bütün kara ve deniz ve hava nakil vasıtalarının fenni tathir ve tephire tabi tutulmadan seyrüseferlerine mümanaat edilir.

Madde 78 - Hususi kanuna tevfikan açılmış olan şahıslara ait laboratuvarlarda ve Sıhhat Vekaletince tayin edilecek müessesatı resmiyenin gayrisinde kolera, veba ve ruam mikropları kültürlerinin bulunması memnudur. Diğer sari hastalıklar mikroplarının iyi muhafazasından ve bir mahalden diğerine naklinde yapılacak takayyüdattan laboratuvar sahipleri mesuldür.

Madde 79 - Su ile sirayet ettiği fennen muhakkak olan hastalıklardan birinin salgın halinde hüküm sürdüğü mahallerde veya bu mevkilerin etraf ve civarında bulunan umumi banyolar ve kuyular, aptesaneler ve şehir ve kasaba veya köylere gelen suların ve çamaşır yıkamağa mahsus umumi mahallerin ve dere, nehir gibi cari sularla göl sularından şüpheli olanlarının istimali memnudur.

Madde 80 - Askeri kuvvetler arasında veya askeri müesseselerde 57 nci maddede mezkür sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur ettiği takdirde bu kanunda zikredilen tedabirin ifasına hususi teşkilatı sıhhiyeleri mecburdur. Bu hallerde Milli Müdafaa Vekaleti vukuatın zuhur ve seyrinden Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletini daimi surette malumattar edecek ve halkı sirayetten korumak için müştereken ittihaz ve kabul edilecek tedbirleri tatbik eyleyecektir. Sıhhat Vekaletince halk arasında görülen sari hastalıklar vakalarından Milli Müdafaa Vekaleti vaktinde haberdar edilir.

Madde 81 - Sari ve salgın hastalıklar amilleriyle bulaştığı muhakkak veya şüpheli olupta tathiri ve tephiri masarifi kıymetinden ziyadeye baliğ olacağı anlaşılan veya tephir ve tathiri mümkün görülmeyen eşya ve mevaddı saire imha olunur. Tathir ve tephir masarifi kıymetinden ziyadeye baliğ olacağı anlaşılan eşyanın sahibi tarafından arzu edildiği takdirde tathir masarifi kendisi tarafından deruhte edilerek tathiri icra edilir. İmha edilen mevat ve eşya Hükümetçe her kimin elinden alınmış ise belediye ve köy ihtiyar heyetlerince tayin edilecek bedeli o şahsa tazmin olunur.
Madde 82- Sari ve salgın hastalıklardan birinden vefat edip hususi tedabire tabi olarak defni iktiza eden cenazeler alakadar memurların nezareti altında tabutlanıp defnolunurlar.
Madde 83 - Cebri tecride tabi olarak müessesatta veya evlerinde tecrit edilen kimselerle 76 ncı maddede zikredilen şahıslardan muhtaç olanlarının kendileri ve ailelerinin iaşeleri masarifi Hükümetçe tesviye edilir.
Madde 84 - Sari hastalıkların zuhur ve intişarına mani olmak üzere münasip fasılalarla umumi mebaninin, nakil vasıtalarının, otel, han ve her nevi temaşa yerleri ve saire gibi içtima yerlerinin veya lüzum görülecek sair müessesatın neşir ve ilan edilecek şartlar dahilinde tathir ve tephirine ve hastalık nakleden haşerat ve hayvanatı itlaf etmeğe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti mezundur.
Madde 85 - Müstamel elbise ev eşyası ve sairenin fennen tathir edilmeden satılması memnudur.
Madde 86 - İçinde sari ve salgın hastalıklardan biri çıkan binalarla bitişik binalar sahipleri hastalığın izalesine hadim ve yayılmasına mani olmak üzere sıhhiye memurlarının gösterecekleri sıhhi mahzurları ıslaha mecburdurlar. Sahipleri yapmazsa Hükümet veya belediyelerce yapılıp, masarifi, maliye memurlarınca Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsil olunur.
Madde 87 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince 57 nci maddede zikredilen hastalıkların her birine karşı yapılacak mücadele tedbirlerini ve tathirat ve tephirat ve itlafı haşerat ve hayvanat usullerini ve tathirata tabi binalar ve eşya ve sairenin ne zamanlarda ve ne suretle tephir ve tathir edileceklerini mübeyyin bir nizamname neşrolunur.
Madde 88 - Türkiye dahilinde her fert çiçek aşısı ile mükerrenen aşılanmağa mecburdur. Bu aşının, icrası tarzı ve vesikaların ne suretle ita olunacağı ve aşılarının fennen geri bırakılması icap eden kimseler 87 nci maddede yazılan nizamnamede zikredilir.
Madde 89 - Türkiye hudutları dahilinde doğan her çocuk doğumu takip eden ilk dört ay zarfında aşılanır. Çocuğun peder ve validesi aşı mecburiyetinin ifa edilmesinden aynı suretle mesuldürler. Ebeveyni olmayan çocuklar veya ebeveyni nezdinde bulunmayan çocuklar için çocuğu bakmak üzere kabul eden şahıslar veya müesseseler müdürleri mesuldürler.
Madde 90 - Otuz yaşına kadar olan her şahıs çiçek aşısını beş senede bir tekrar ettirmeğe mecburdur. Çiçek salgını vukuunda sıhhat memurları tarafından lüzum görülecek bütün eşhasa çiçek aşısı tatbikı mecburidir.
Madde 91 - Çiçek aşısı Hükümetçe hazırlanır ve meccanen tevzi ve tatbik olunur.
Madde 92 - Askeri makamlar, askeri hizmetlerini ifa esnasında ve kanunen muayyen olan müddetlerde askerlerin çiçek aşılarını muntazaman ifaya mecburdurlar.
Madde 93 - Ticari ve sınai bütün müesseseler sahipleri müstahdemlerini kendi vesaitiyle kanunun gösterdiği müddetlerde çiçek aşısı ile aşılamağa mecburdurlar.
Madde 94 - Kanuni mühlet zarfında mükerreren aşılandığını vesikalarla ispat edemiyenlerin Devlet, belediye hizmetlerinde veya hususi ve umumi ticaret ve sanayi müesseselerinde, büyük çiftliklerde istihdamı veya mekteplere kabulü memnudur.
Madde 95 - Sari hastalıklara karşı kullanılan her nevi serum ve aşılar Hükümet tarafından ihzar edilir. Hariçten getirilenlerin Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin olunan vasıf ve şartları haiz olmaları mecburidir. Dahilde beşeri serum ve aşı imali Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin müsaadesine ve murakabesine tabidir. Bu müesseselerin vasıfları ve şartları Vekaletçe tayin
olunur.
Madde 96 - Kuduz aşısı ihzar ve tatbikı için iktiza eden müesseseler Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince veya onun müsaade ve murakabesi altında resmi teşkilatı tarafından açılır ve aşı meccanen tatbik olunur.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Okunmamış 02-12-2007, 03:43 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Umumi Hıfzıssıhha Kanunu DEVAMI

ÜÇÜNCÜ FASIL
Sıtma ile mücadele

Madde 97 - Sıtmalı olduğu Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince neşir ve ilan edilecek mahallerde sıtmanın her türlü şekillerinin 58, 59, 60, 61 inci maddelerde musarrah olduğu veçhile ihbarı mecburidir.
Madde 98 - Sıtma mücadelesi, hususi kanununa ve talimatnamelerine tevfikan icra olunur. Askeri makamlar Sıhhat Vekaletince kabul edilen esaslar dahilinde askeri kıtaat ve teşkilatta sıtma mücadelesi yaparlar ve yapanlar tedbirleri sıtma mücadele reislerine veya sıhhat müdürlüklerine bildirirler.

DÖRDÜNCÜ FASIL
Trahom ile mücadele

Madde 99 - Ahalisinin büyük bir kısmının trahom hastalığına müptela olduğu tahakkuk eden mahallerde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından mücadele heyetleri teşkil edilir ve iktiza eden müesseseler açılır. Buralarda hastalığın tedavisi için hastalar üzerinde yapılacak bütün tedbirler ve ameliyeler meccanen icra olunur.
Madde 100 - Trahomlu olduğu Vekaletçe neşrü ilan edilecek mahallerde trahom hastalığının ve ihtilatlarının 58, 59, 60, 61 inci maddelerde tasrih edildiği üzere ihbarı mecburidir.
Madde 101 - Trahom mücadele mıntıkalarında teşkil edilecek heyetler bütün ahaliyi muayene ve tescile ve trahoma müptela olduğu anlaşılan hastaları tedavi maksadı ile müesseselere celbe ve iktiza eden tedaviyi tatbika salahiyettardır.
Madde 102 - Gerek trahom mücadele mıntakalarında ve gerekse memleketin sair aksamında trahomun sari devresine musap olan hastaların bu devre devam ettiği müddetçe mektep, fabrika, imalathane veya sair resmi, hususi müessesata devamları menolunur. Trahom mücadele mıntıkalarındaki çocukların tedrisatı için Sıhhat ve Maarif Vekaletlerince müştereken hususi tedbirler ittihaz olunur.
Askeri makamlar Sıhhat Vekaletince kabul edilen esaslar dahilinde askeri kıtaat ve teşkilatta trahom mücadelesi yaparlar ve yapılan tedbirleri mahallerindeki sıhhat memurlarına bildirirler.


BEŞİNCİ FASIL
Zührevi hastalıklarla mücadele

Madde 103 - Vücudun hangi kısmında ve ne şekilde tezahür ederse etsin frengi,belsoğukluğu ve yumuşak şankre müptela her şahıs kendisini Türkiye’de sanat icrasına mezun bir tabibe tedavi ettirmeğe mecburdur. Çocukları tedavi ettirmek mecburiyeti ana ve babalarına veya bu çocuklara bakan ve himaye eden kimselerle müesseselere racidir.
Madde 104 - Sanatını icra eden her tabip her ay nihayetinde protokol defterlerindeki kayıtlara nazaran o ay zarfında kendilerine müracaat eden frengili hastaların ismini, yaşını ve hastalığının devrini, evvelce bir tabip tarafından tedavi edilip edilmediğini Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine bildirmek üzere bulunduğu mıntıkanın Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürlüğüne yazı ile bildirir.
Mahrem olarak alınacak bu ihbaratı ifşa eden memurlar hakkında Devletin mahrem kayıtlarını ifşa ve vazifei memuriyetini suiistimal etmenin istilzam ettiği mücazat tayin olunur.
Madde 105 - Frengi ve belsoğukluğu ve yumuşak şankr müptelaları bütün resmi sıhhat müesseselerinde veya Hükümet ve belediye tabipleri tarafından parasız tedavi edilir.
Madde 106 - Zührevi hastalıklardan biriyle musap olduğundan şüphe ve bu hastalıkları etrafına neşrü tamim ettiğinden endişe edilen kimseleri muayeneye sevk ve sıhhi hallerine dair birer rapor talep etmeğe alakadar Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürleri ve Hükümet tabipleri mezundurlar. Bu gibi şahıslar arzu ettikleri takdirde kendilerini hususi bir tabibe muayene ettirerek ondan alacakları raporu ibraz edebilirler. Bu hususta imzasız ve adressiz ihbarat mesmu olamaz.
Madde 107 - Zührevi bir hastalığa müptela olduğu tahakkuk ederek hastalığı etrafına neşir ve sirayet ettirdiğinden şüphe edilen kimseler cebren tedaviye sevk olunabileceği gibi hastalığın sirayetine mani olmak üzere bir hastanede tecrit ve tedavi altına alınabilir. Bu hususta kuvvei cebriye istimali dahi caizdir.
Madde 108 - Zührevi hastalıklardan birine musap hastalardan biri tedaviyi ikmal etmeden ortadan kaybolduğu takdirde tedavi eden tabibi,mıntıkası Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürlüğüne yazı ile malümat vermeğe mecburdur.Sıhhat müdürleri tedaviden ayrılan bu hastanın diğer bir tabip tarafından veya herhangi resmi müessesede tedavi edilip edilmediğini icap ederse bizzat hastanın kendisinden izahat alarak tahkika ve tedavi edilmediği tahakkuk edenleri 107 nci madde mucibince tedaviye sevke mezundur.
Madde 109 - Her tabip tedavi altında bulunan zührevi hastalıklar musaplarının ellerine bu hastalı- ğın tehlikesini ve sirayet yollarını bildirecek, nümunesi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tesbit edilmiş bir (Vesayayi sıhhiye varakası) vermeğe mecburdur. Hasta çocuk olduğu takdirde bu izahat ve vesaya varakası hastanın ana ve babasına ve olmazsa sair yakınına verilir.
Madde 110 - Zührevi hastalıklardan birine düçar olduğunu bildiği veya görünüşü nazaran veyahut tedavisi altında bulunduğu tabiplerinin izahatiyle bu hastalıklardan birine müptela olduğunu bilmesi lazım geldiği halde hastalığı bir diğerine sirayet ettirenler hakkında bu kanunda mezkür mücazat tatbik olunur.Takibat için alakadarın şikayeti lazımdır.Hastalığın zuhurundan itibaren altı ay hitamında müruruzamana tabi olur.Frengili bir çocuğun frengiye musap olduğunu bildiği halde salim bir süt anneye emzirtmek memnudur.
Madde 111 - Ahalisinden bir kısmının frengiye musap olduğu anlaşılan veya şüphe edilen mıntakalarda Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından mücadele heyetleri teşkil ve lazım gelen müesseseler açılır.
Madde 112 - Frengi mücadele heyetleri,mıntakaları dahilinde bütün ahaliyi muayene ve tescile ve frengiye müptela olduğu anlaşılan hastaları tedavi maksadıyle müesseselere celp ve iktiza eden müdavatı tatbika salahiyettardırlar.
Askeri kıtalarda teşkilatta zührevi hastalıklarla mücadele askeri makamlarca temin olunur. Sirayet devresinde zührevi hastalıklar musapları fenni usulle tedavi edilmedikçe terhis edilmez. Askerlik esnasında frengili olduğu tesbit edilenlerin künye defterleri, gördükleri tedavi tarzı hakkındaki malumat ile beraber Müdafaai Milliye Vekaletince Sıhhat Vekaletine gönderilir.


ALTINCI FASIL
Veremle mücadele

Madde 113 - Akciğer ve hançere vereminin her sari şeklinde musap olanlarla veremin herhangi seriri şekline musap olarak vefat edenlerin isim ve adresleriyle ihbarı mecburidir.Musaplar sekiz gün ve vefatlar yirmi dört saat zarfında hastalığı veya ölümü teşhis ve tesbit eden her tabip tarafından en yakın sıhhiye dairesine şifahen veya tahriren ihbar edilir.
Madde 114 - Veremli hastanın ikametgah değiştirmesi halinde nakilden haberdar olan tabip derakap keyfiyeti ve nakledilecek mahalli evvelce hastayı haber verdiği sıhhiye dairesine ihbara mecburdur.
Madde 115 - Hastanelerde,doğum evlerinde, hapisanelerde, sair resmi veya hususi müesesatı sıhhiye ve hayriyedeki bütün veremli hastalarla buralarda vukua gelen verem vefiyatı yirmi dört saat zarfında o müessesenin müdürü tarafından ihbar edilir.
Askeri kıtaat ve teşkilatta tedavi edilen veya vefat eden veremliler buralardaki askeri tabipler tarafından ve mensup oldukları kumandanlıklar vasitasiyle alakadar sıhhat makamlarına ihbar olunur.
Madde 116 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince küşat edilen verem dispanserlerinin mev- cut olduğu mahallerde verem musaplarının doğrudan doğruya dispanser tababetine ihbar edilmesi vekaletçe neşrü ilan edilir.
Madde 117 - Resmi bakteroyoloji laboratuvarları veremlilere ait olup tabipler tarafından gönde- rilen maddeleri meccanen muayene ve neticesini gönderen tabiplere iş’ar ederler.
Madde 118 - Hükümet veya belediye tabiplerinin veya tabibi müdavilerinin talebi üzerine ve- remlilerin ikametgahları ve eşyaları meccanen tathir ve tephir olunur.
Madde 119 - Sari şekilde verem hastalığına musap olduğu tebeyyün eden ve etrafında bulunan kimseleri intana duçar edeceğinden şüphe olunan hastaları hastane veya sair bir müessesede tecrit veya tedaviye veya meslek ve sanatları dolayısiyle küçük çocukları verem intanına duçar edecekleri tahakkuk edenleri meslek ve sanatlarını icradan men’e Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.
Madde 120 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti fennen lüzum göreceği eşhasa veremden vikayeye matuf tedbirleri tatbika mezundur.
Madde 121 - Veremle mücadele cemiyetlerine ait müesseselerle bu cemiyetler tarafından tatbik edilen mücadele tedbirleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabesine tabidir.


YEDİNCİ FASIL
Geçen fasıllar arasında müşterek hükümler

Madde 122 - Evlenecek erkek ve kadınlar evlenmeden evvel tıbbi muayeneye tabidir. Bu muayenenin sureti icrası ve teferrüatı hakkında Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince bir nizamname neşrolunur.
Madde 123 - Frengi, belsoğukluğu ve yumuşak şankr ve cüzzama ve bir marazı akliye müptela olanların evlenmesi memnudur. Bu hastalıklar usulü dairesinde tedavi edilip sirayet tehlikesi geçtiğine veya şifa bulduğuna dair tabip raporu ibraz olunmadıkça musapların nikahları aktolunmaz.
Madde 124 - İlerlemiş sari vereme musap olanların nikahı altı ay tehir olunur. Bu müddet zarfında salah eseri görülmezse bu müddet altı ay daha temdit edilir. Bu müddet hitamında alakadar tabipler her iki tarafa bu hastalığın tehlikesini ve evlenmenin mazarratını bildirmeğe mecburdur.
Madde 125 - Süt annelik yapacak kadınlar zührevi hastalıklarla sari vereme ve cüzzama musap olmadıklarını müspit tabip raporları alırlar. Raporlar her altı ayda bir tecdit olunur. Bu raporu olmayan kadınların süt annelik etmesi ve rapor talep etmeden herhangi bir kadının süt anneliğe kabul edilmesi memnudur. Resmi tabipler süt annelik edecek kadınları meccanen muayene ve raporlarını ita ederler.
Madde 126 - Yenilecek ve içilecek şeyler satan veya veren veyahut taharet ve nezafete mütaallik sanatlar ifa edenler her üç ayda bir kendilerini muayene ettirerek bir sıhhi rapor almağa mecburdurlar. Bunlardan devrei sirayette frengi ve sari verem ve cüzzama müptela olanlarla halkın istikrah ve nefretini mucip bir cilt hastalığına duçar olanlar sanatlarını icradan menolunurlar.
Madde 127 - 126 ncı maddede zikrolunan sıhhi muayene meccanen belediye tabipleri tarafından yapılır. Belediye tabipleri bulunmayan yerlerde bu vazife hükümet tabipleri tarafından icra olunur. Mahalli belediyelerince hangi meslek ve sanat erbabının muayeneye tabi olduğu 266 ncı maddede zikredilen nizamnameye dercolunur.

ÜÇÜNCÜ BAP
Umumi kadınlar hakkında ahkam


Madde 128 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletleri müştereken bir nizamname neşrederek umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri tesbit ve yine müştereken tatbik ederler. Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu nizamnamede tarif ve tahdit olunacaktır.

Madde 129 - Fuhşu, sanat ve maişet vasıtası ittihaz eden kadınlardan zührevi hastalıkların her türlü eşkaline, cüzzam, cerp, empetigo, entertrigo, müterakki verem veya Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin fennen lüzum göreceği sair hastalıklara musap olanların sanatlarının icrasına icap ederse kuvvei cebriye istimali ile mümanaat olunur. Bunlar lüzum görülürse bir müessesede tecrit ve tedavi edilir.
Madde 130 - Umumi evlerde her nevi ispirtolu içkilerin istihlaki memnudur.
Madde 131 - Fuhuş sebebiyle intişar eden hastalıklara karşı tedbir ittihazı masarifi belediyelere aittir. Bu husus için umumi evler sahiplerinden 128 inci maddede zikredilen nizamnamede gösterilecek bir ücret alınabilirse de umumi kadınlardan şahsan her nevi resim veya ücret cibayeti usulü mülgadır.
Madde 132 - Umumi kadınlara mütaallik gerek ahlaki ve gerek intizamı umumi noktai nazarından yapılacak takibat ve sagirlerin fuhuş telkinatından vikayesi mahsus kanunlarına tevfikan ait olduğu daireler tarafından icra olunur.


DÖRDÜNCÜ BAP
Muhacerete ait sıhhi işler


Madde 133 - Türkiye’de tavattun etmek üzere topluca ve kafile halinde gelen ecnebi tabiiyetindeki şahıslar veya tabiiyetini terkederek Türkiye tabiiyetine dahil olmak isteyen muhacirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletlerince müştereken tayin edilecek hudut kapılarından veya limanlarından memlekete dahil olurlar. Türkiye’de azami üç ay kalmak veya tavattun etmek isteyen ecnebilerle tabiiyetini terkederek Türk tabiiyetini kabul etmek isteyen şahıslar münferiden veya bir aile halinde geldikleri takdirde her taraftan memlekete dahil olabilirler.
Madde 134 - 57 nci maddede zikredilen sari ve salgın hastalıklardan veya zührevi hastalıklardan birine musap olanlar, cüzzam, trahom ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin olunacak hastalıklardan birine duçar olanların ve mecnunların ve fuhuşla melüf kadınların 133 üncü maddede mezkür kimseler meyanında memlekete girmesi memnudur.
Madde 135 - 134 üncü maddedeki memnuiyite ait istisnalar ve bütün muhacirlere veya tavattun etmek üzere gelen ecnebilere tatbik edilecek sıhhi tedbirler ve bunların iskan edilecekleri mahallere kadar sevk ve murakabeleri tarzları Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletlerince müştereken tesbit olunur.
Madde 136 - 134 üncü maddede zikredilen hastalıklardan birine musap olan şahısları getiren gemiler ve şimendifer idareleri bunları tekrar getirdikleri yerlere iadeye veya sıhhat memurları tarafından müşahede, tecrit ve tedavi altına alınmak üzere bu memurlar tarafından gösterilecek mahalle kadar sevke mecburdurlar. Bu husustaki masarif bu nakil vasıtaları idarelerine aittir.
Madde 137 - Ecnebi memleketlerden gelen her vapur kaptanı sıhhi muamele esnasında hudutlar ve sahiller sıhhat memurlarına limana çıkacak yolcuların ve kara ile ihtilat edecek taifenin ve topluca ve kafile halinde Türkiyeye gelmek üzere bulunan eşhasın isimlerini bildiren bir liste verecek ve bunların içinde hasta mevcut olduğu takdirde gemi tabibinin tasdikiyle musap olduğu veya musabiyetinden şüphe edildiği hastalık bildirilecektir.
Madde 138 - Topluca ve kafile halinde muhacir nakleden Türk ve ecnebi gemilerin hükümetle- rince musaddak bir tabibi ve hastalık ve müstacel ahvalde kullanmağa mahsus ecza ve tıbbi levazımı olmalıdır. Vapurların her tarafı ve bilhassa muhacirlerin bulunduğu mahaller gayet temiz ve sıhhi şeraiti haiz olacak ve muhacirler hava şedaidinden mahfuz olarak nakledilecektir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Okunmamış 02-12-2007, 03:44 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Umumi Hıfzıssıhha Kanunu DEVAMI

BEŞİNCİ BAP
Gemiler, demiryolları ve sair nakliyat vasıtaları sıhhi işleri
Madde 139 - Yolcu taşıyan Türk gemilerinde hususi kanunda gösterilen şartlar dahilinde istihdam edilecek tabiplerin Türkiye’de sanat icrasına mezun ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tasdik edilmiş olması lazımdır. Bu tabipler gemi tabipliğine tayin olunmak için bu bapta neşredilecek talimatnameye tevfikan Vekaletçe bir imtihana tabi tutulurlar ve imtihanda muvaffak olanlara gemi tabipliği vazifesini ifa edebileceklerini mübeyyin bir vesika verilir.
Madde 140 - 139 uncu maddede zikredilen vesikayı hamil olmayan tabiplerin gemi tabiplik- lerinde istihdamı memnudur.
Madde 141 - Yolcu gemilerinde bulunması lazım gelen ilaç ve tıbbi levazım ile hasta tedavisi için tefrik edilen mahaller ve bu gemilerin şerait ve yolcu mahallerinin sıhhi vasıfları ve izdihama mani olacak ve yolcuların selamet ve emniyetini temin eyleyecek tedbirler Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve İktisat Vekaletlerince müştereken bir nizamname ile tesbit olunur.
Madde 142 - Gemi tabipleri, gemi dahilindeki mürettebat ile üçüncü sınıf yolcuları ve deniz tutması, kaza veya sari hastalık vukuunda diğer sınıf yolcuları meccanen tedaviye mecburdur.
Madde 143 - Gemi tabipleri musaddak bir defter tutarak her seferdeki sıhhi vakaları hastalananların esami ve hastalıklarını ve yapılan tedaviyi umumiyetle geminin sıhhi hallerini kayıt ve imza ve kaptana tasdik ettirir. Bu defter seferden mebde limanına avdette orada sahiller sıhhi işlerine nezaretle mükellef memurlara ibraz olunur.
Madde 144 - Gemi tabibi memleketi sari ve salgın hastalıklardan korunmağa matuf tedbirleri teshil ve bu hususta ait olduğu makamlarca verilecek emirler ve talimatın icrası ile mükelleftir.
Madde 145 - Gerek uzun sefer yapan ve gerekse limanlar dahilinde veya kısa mesafeler içinde veya nehirlerde işleyen her nevi merakıp, sahiller sıhhi işlerine nezaretle mükellef memurlar tarafından murakabeye tabidir. Gemilerin kaptanları veya reisleri sari ve salgın hastalıkların zuhuruna mani olmak üzere gerek gemilerde ve gerekse mürettebata tatbikına bu makamlarca lüzum gösterilecek tedbirlere riayetle mükelleftir.
Madde 146 - Demiryolu, tramvay, otobüs ve omnibüs gibi umumi nakil vasıtaları vagon ve arabalarında sari ve salgın hastalıkların intikal ve sirayetine mani olmak üzere tatbikına sıhhi memurlarca lüzum gösterilecek tedbirlerin ifasına, bu nakil vasıtaları idareleri mecburdurlar. Şahıslara ait ve fakat umumi nakil işlerinde kullanılan vasıtalar sahipleri dahi aynı mecburiyete tabidirler.
Madde 147 - Sari ve salgın hastalıklara müptela şahıslar ancak sıhhat memurlarının müsaadesi ile ve bu husustaki kaidelere riayet etmek şartı ile umumi nakil vasıtaları ile naklolunabilir. Müsaade siz umumi nakil vasıtaları ile sari hastalık musaplarının nakli memnudur.
Madde 148 - Sıhhat ve İçtimai Muavanet Vekaletince görülecek lüzum üzerine sari ve salgın hastalıkların zuhur ettiği mahallerden gelen yolcu ve eşyanın muayenesi için şimendifer istasyonlarında muayene mevkileri tesis olunur.
Madde 149 - Şimendifer idarelerince büyük demiryolu istasyonlarında ve yolcu katarlarında kaza ve müstacel hastalık vakalarında istimal edilecek levazım ve mevaddı tıbbiyenin hazır bulundurulması mecburidir.
Madde 150 - Gemi süvarileri ve çarkçı ve dümencileri, demiryolu makinistleri, otomobil ve otobüs şoförleri veya lüzum görülecek sair vesaiti nakliye müstahdeminin hizmete duhulden evvel bedeni, akli, ruhi ve basari, üzni muayenelerinin icrasına mütaallik olmak üzere hususi hükümler vazedilecek ve bu muayenelere tabi olmadan hiç bir şahıs bu gibi hizmetlere kabul edilmeyecektir. Bu muayeneler resmi sıhhat müesseseleri tarafından meccanen yapılır.


ALTINCI BAP
Çocuk hıfzıssıhhası
BİRİNCİ FASIL
Çocukluk ve gençlik koruması

Madde 151 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti küçük çocuk hıfzıssıhhası ve bunlarda görülen vefiyatın azaltılması için lazım gelen müesseseler açarak idare eder ve çocuk hıfzıssıhhası faydalarının halk arasında intişar ve tatbikinı teshil edecek tedbirleri ittihaz eyler.



Madde 152 - (....) (1) çocuk düşürmeğe vasıta olup Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin olunacak alat ve levazımın ithal ve satışı memnudur. Bunların tababette müstamel envaı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin tayin edeceği şartlar dairesinde ithal edilir ve eczanelerde reçete ile satılır.
Madde 153 - Devletin resmi müesseselerinde doğum yardımı meccanidir. Sıhhi ahvali daha fazla kalmayı istilzam etmeyen vakayide lohusaların doğumdan sonra müesseselerde bir hafta alıkonulması mecburidir.
Madde 154 - Hükümet ve belediye tabipleri ve ebeleri fakir kadınların doğurmasından meccanen yardıma mecburdurlar.
Madde 155 - Kendisi ve çocuğunun sıhhati için bir zarar husule getirmeyeceği bir tabip tarafından tahriren tasdik edilmedikçe kadınların doğumlarından mukaddem üç hafta ve doğurmasını mütaakip yine üç hafta zarfında fabrika, imalathane ve umumi ve hususi müesseselerde çalışması ve çalıştırılması memnudur.

Madde 156 - (Mülga: 1/4/1965 - 557/8 md.)
Madde 157 - Sütninelik edecek kadınlar kendi çocuklarının yedi aylıktan fazla olduğuna dair resmi vesikalar ibraz etmedikleri ve kafi emzirme kabiliyeti mevcut olmadığı takdirde sütninelik etmelerine müsaade edilmez. Süt annenin çocuğu yedi aylıktan küçük olduğu halde bunun başka kadın tarafından emzirildiği ispat olunmak lazımdır. Bu vesikalar süt annelerin 125 inci maddede gösterilen muayenesi esnasında talep edilir.
Madde 158 - Yedi yaşından aşağı olan metrük, öksüz veya babası ve anası hayatta çocukları gerek para ile ve gerek parasız kabul ederek bakan resmi ve hususi bütün müesseseler Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabe ve teftişine bağlıdır. Bu tarzdaki müesseselerin küşadı, sahipleri tarafından Vekalete ihbar olunur.
Madde 159 - Nezdine yedi yaşından aşağı çocukları para mukabilinde bakmak üzere alan eşhasın evvela mahalli belediyesinden müsaadei mahsusa alması mecburidir. Belediye heyeti sıhhiyesince bu gibi eşhasın ikametgahı ve sair şartları muvafık görüldüğü tasdik edilmeden bu müsaade ita edilmez. Bu gibi eşhasın ikametgahları da 158 inci maddede bahsedilen teftişe tabidir.
Madde 160 - Kabul ettikleri çocukların sıhhat ve hayatlarını muhafaza için lazım gelen vasıtalar noksan olur veya çocukların sıhhat ve hayatını duçarı tehlike eden mahzurlar mevcut bulunursa 158 ve 159 uncu maddelerde zikredilen müesseseler ve şahıslar, sıhhat memurlarının tahriri ihtarlariyle bu noksanlar ve mahzurları izaleye mecburdurlar. Bu ihtarları on beş gün zarfında icra ettirmeyen- lerin çocukları nezdlerinde bulundurmalarına müsaade edilmez ve müesseseleri kapatılır.
Madde 161 - Metrük çocukları altı yaşını ikmal edinceye kadar mahalli belediyeleri, belediye olmayan yerlerde köy heyeti ihtiyariyeleri himayeye mecburdurlar. Hususi müesseseleri olmayan yerlerde belediyeler bu çocukları icap ederse bir ücret mukabilinde bakılmak ve büyütülmek üzere aileler nezdine verirler. Altı yaşından sonra bu çocukların himayesi ve tahsil ettirilmesi Maarif
Vekaletince deruhde olunur.
Madde 162 - Nüfusu on binden fazla olan mahallerde belediyeler bir "Süt çocuğu muayene ve müşavere evi" tesis ederler. Bu müesseselerin vasıf ve şartları ve vazifeleri Sıhhat Vekaletince tayin olunur. Nüfusu kırk binden fazla olan mahallerde bunlara merbut olmak üzere bir "Süt damlası" tesis edilir. Nüfusu yüz binden fazla olan mahallerde bu müesseseler ihtiyaca göre tezyit olunur.
Madde 163 - Bilümum mekteplerin bina ve sıhhi şartları ve sari salgın hastalıklardan vikayeleri hususları Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekaletinin murakabesi altındadır. Yalnız talebenin şahıslarına ait sıhhi murakabe bu mekteplerin tabi oldukları makamlar, cemiyetler veya şahıslar tarafından ifa edilir.
Madde 164 - Alelümum mekteplerde muayyen fasılalarla talebenin beden, ruh ve göz ve kulaklarına ait muayeneler mekteplerin hususi tabipleri tarafından icra ve her talebeye mahsus ayrı kayıt varakalarına tesbit olunur.
Madde 165 - On yaşından aşağı çocuğun babası, anası veya öksüz olanlarda sair hısımları tarafından hayat ve sıhhatı ve ahlakını tehlikeye maruz bırakacak fena muameleye, teşviklere veya cebre duçar olduğu takdirde bunların belediye veya Devlet müesseselerine kabul edilmek üzere nezdinde bulunduğu kimselerden ayrılması caizdir.
Madde 166 - On iki yaşından aşağı çocukların yanlarında ebeveyni veya velileri olduğu halde dahi meyhanelere girmesi ve on sekiz yaşından aşağı gençlere her nevi ispirtolu içki verilmesi veya satılması memnudur.
Madde 167 - On iki yaşından aşağı çocukların, sinema ve tiyatro ve dans salonu ve bar gibi mahallere getirilmesi ve kabul edilmesi memnudur. Altı yaşından yukarı olanların gündüzün terbiyevi veya hususi mahiyette olan sinema veya tiyatrolara getirilmesine müsaade olunabilir.
Madde 168 - Her şehir ve kasaba belediyeleri o şehir ve kasabanın vüs’at ve nüfusunun adedine göre icap eden büyüklükte küçük çocukların temiz hava almasına mahsus bir veya mütaaddit bahçeler ve spor meydanları vücude getirmeğe mecburdurlar.
Madde 169 - Kız liselerinde ve orta tahsilli kız mekteplerinde mektep idarelerince münasip görülecek sınıflarda talebeye fenni çocuk bakımı usulleri nazari ve ameli surette öğretilmek üzere haftada laakal bir saatlik mahsus bir ders küşat olunur.


İKİNCİ FASIL
Süt hakkında


Madde 170 ila 172 - (Mülga: 24/6/1995 - KHK - 560/21 md.)

YEDİNCİ BAP
İşçiler hıfzıssıhhası

Madde 173 - On iki yaşından aşağı bütün çocukların fabrika ve imalathane gibi her türlü sanat müesseseleriyle maden işlerinde amele ve çırak olarak istihdamı memnudur.On iki yaş ile on altı arasında bulunan kız ve erkek çocuklar günde azami sekiz saatten fazla çalıştırılamaz.

Madde 174 - On iki yaş ile on altı yaş arasında bulunan çocukların saat yirmiden sonra gece çalışmaları memnudur.
Madde 175 - Bütün amele için gece hizmetleriyle yer altında icrazı lazımgelen işler 24 saatte sekiz saatten fazla devam edemez.
Madde 176 - Mahalli belediyelerince bar, kabare, dans salonları, kahve, gazino ve hamamlarda on sekiz yaşından aşağı çocukların istihdamı menolunur.
Madde 177 - Gebe kadınlar doğumlarından evvel üç ay zarfında çocuğunun ve kendisinin sihhatine zarar veren ağır hizmetlerde kullanılamaz. Doğurduktan sonra 155 inci maddede tayin edilen muayyen müddet istirahatını mütaakıp işe başlıyan emzikli kadınlara ilk altı ay zarfında çocuğunu emzirmek üzere mesai zamanlarında yarımşar saatlik iki fasıla verilir.
Madde 178 - Her nevi sanat müesseseleri ve maden ocakları ve inşaat yerleri dahilinde veya yakınında ispirtolu meşrubat satışı veya umumi evler açılması memnudur.
Madde 179 - Aşağıdaki mevaddı ihtiva eylemek üzere işçilerin sıhhatini korumak için İktisat ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletleri tarafından müşteken bir nizamname yapılır.
1 - İş mahallerinin ve bunlara ait ikametgah ve saire gibi müştemilatın haiz olması lazımgelen sıhhi vasıf ve şartlar.
2 - İş mahallerinde kullanılan alat ve edevat, makineler ve iptidai maddeler yüzünden zuhuru melhuz kaza, sari veya mesleki hastalıkların zuhuruna mani tedabir ve vesait.Kadınlarla 12 den 16 yaşına kadar çocukların istihdamı memnu olan sıhhate mugayir ve muhataralı işlerin neden ibaret olduğu iş kanununda tasrih edilecektir.
Madde 180 - Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran bütün iş sahipleri, işçilerinin sıhhi ahvaline bakmak üzere, bir veya mütaaddit tabibin sıhhi murakabesini temine ve hastalarını tedaviye mecburdur. Büyük müessesatta veya kaza ihtimali çok olan işlerde tabip daimi olarak iş mahallerinde yahut civarında bulunur. Hastanesi olmayan mahallerde veya şehirler ve kasabalar haricinde bu-
lunan yerlerdeki iş müesseseleri bir hasta odası ve ilk yardım vasıtalarını ihzar ederler. Yüzden beş yüze kadar daimi amelesi olan müesseseler bir revir mahalli ve beş yüzden yukarı amelesi olanlar yüz kişiye bir yatak hesabiyle hastane açmağa mecburdurlar.




SEKİZİNCİ BAP
Yenilecek ve içilecek şeyler ile kullanılacak bazı maddeler


Madde 181 - Bütün gıda maddeleriyle umumi sıhhate taalük edip (183) ncü maddede envaı zikredilen eşya ve levazım, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin teftiş ve murakabesine tabidir. Belediye teşekkül etmiş olan mahallerde bu murakabe vekaletin bu kanun dairesinde ıstar edeceği nizamnamelerle talimatlara tevfikan belediye tarafından ve belediyelerin bulunmadığı yerlerde vekalet sıhhi teşkilatına mensup memurlar tarafından icra edilir.
Ek fıkralar - (22/9/1983 - 2890/1 md.)
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı belediyelerin bu teftiş ve murakabe hizmetlerini sürekli kontrol edebileceği gibi, lüzum gördüğü yerlerde veya lüzum görülen işlerde doğrudan doğruya teftiş ve murakabe etmek üzere memur görevlendirir.Gerektiğinde gıda maddeleri ile 183 üncü maddede sayılan eşya ve levazımın bakanlıkça tespit edilecek laboratuvarlarda tetkikini sağlar.
Gıda maddelerinin kaynakta kontrolü esasları, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca altı ay içinde hazırlanıp Resmi Gazete’de yayımlanacak yönetmelikle düzenlenir.

Madde 182 - Bu kanunda zikredilen gıda maddelerinden maksat, olduğu gibi veya herhangi bir muameleye tabi kılındıktan sonra insanlar tarafından ne şekil ve ne surette olursa olsun yenilip içilmeğe mahsus maddelerdir. Hastalıkların tedavisinde kullanılan mevat hususi hükümlere tabidir.

Madde 183 -
Umumun istimaline mahsus olupta murakabeye tabi olan eşya ve levazım aşağıda sayılanlardan ibarettir:
1 -
Gıda maddelerinin istihsali, ihzarı ve vezni ve muhafazası ve sevki için kullanılan bilumum eşya ve zarflar.
2 - Cilt, saç, tırnakların temizlenmesi, boyanması ve güzelleştirilmesi için kullanılan maddeler ve bütün sabunlar.
3 - Oyuncaklar, duvar kağıtları, mumlar ve sun’i nebatat.
4 - Gıda maddelerine karıştırmağa mahsus boyalar.
5 - Umumun istimaline mahsus ve yukarıda zikredilen maddelere benzer mahiyette olup İcra Vekilleri Heyetince tayin ve ilan edilecek maddeler.

Madde 184 -
Bütün yenilecek, içilecek şeyleri, bunları yiyen ve içenin sıhhatini hafif veya ağır surette bozacak şekilde istihsal, imal ve muhafaza ve ticarete sevketmek veya tağşiş, taklit veya tağyir etmek ve yahut bu nevi gıda maddelerini satılığa çıkarmak, satmak üzere nezdinde bulundurmak ve satmak memnudur.
Madde 185 - 183 üncü maddede zikredilen eşya ve levazımı bunların gerek evsaf ve terkibi ve gerekse nezafetsizliği dolayısiyle kullananların sıhhatini az veya çok ihlal edecek surette muhafaza veya sevketmek veya bu nevi eşya ve levazımı satmak üzere nezdinde bulundurmak, satılığa çıkarmak veya satmak ve yahut gıda maddelerine ait olduğu herkesçe malüm ve üzerinde buna dair alamet mevcut bulunan kaplar derununa muzır ve zehirli maddeler koyarak satılığa çıkarmak memnudur. (1)
Madde 186 - Halkı aldatmak üzere gıda maddelerini ve 183 üncü maddenin ikinci fıkrasında mezkür eşyayı taklit veya tağşiş etmek veya mahlütluğunu ve bunun nisbetini bildirmeyerek taklit veyahut mağşuş gıda maddelerini satmak üzere nezdinde bulundurmak, satılığa çıkarmak ve satmak memnudur.(1)
Madde 187 - Gıda maddelerini yanlış unvan ve vasıflarla veya halkın aldanmasını mucip olabile- cek alametlerle ticarete çıkarmak, satmak üzere nezdinde bulundurmak ve satmak memnudur. (1)
Madde 188 - Boyalarla muzadı taaffün maddeleri gıda maddelerine karıştırmak veya bu nevi şeyler karışmış gıda maddelerini satılığa çıkarmak, satmak ve satmak üzere nezdinde bulundurmak memnudur. Sıhhat ve İçtimai Muavenat Vekaletince bu nevi boyalar ve muzadı taaffün maddelerden zararsız olanların ne gibi şeylere ve ne miktarda ilave edilebileceğini ve boyalarla muhafaza maddelerine ilavesi memnu olan gıdaları mübeyyin bir liste neşrolunur. (1)
Madde 189 - Gıda maddelerini tağşiş ve taklide yarıyan maddelerin ithal ve satışını men’e veya bunların ithal, imal ve satışı hakkında bazı kayıtlar vaz’ına Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin teklifi ile İcra Vekilleri Heyeti salahiyettardır.
Madde 190 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin göstereceği lüzum üzerine bazı nevi gıda maddeleri veya kablar üzerine Türkçe lisaniyle bunları imal veya ticarete sevkedenlerin ismi ve yapıldığı tarih ve evsafı ve envaı ve sıklet veya adedi yazılmak mecburidir.
Madde 191 - Gıda maddelerinin ihzar veya imal ve muhafaza edildiği veya bunların ambalajı yapıldığı ve satıldığı mahaller ve nakledildiği vasıtalar sıhhi şartları haiz ve temiz olmalıdır. Bu mahaller aynı zamanda ikamet ve sair beyti ihtiyaçlar hususunda kullanılmayacağı gibi gıda maddelerinin sıhhi vasıflarını herhangi bir suretle ihlal edebilecek sair işlere tahsis veya civarında sıhhate muzır yerler bulundurulması memnudur. Böyle bir vaziyet hudusunda kanuni takibat yapılacağı gibi böyle yerlerde gıda maddeleri ihzar ve imal ve muhafaza edilmesine mümanaat olunur.
Madde 192 - Yenilecek, içilecek şeylerle kullanılacak eşyanın murakabesiyle muvazzaf makamlara mensup memurlar veya bunlar tarafından irae edilecek mütehassıslar, umuma satılmağa mahsus yenilecek ve içilecek şeylerin istihsal, imal, ihzar ve veznedildiği veya ambalajı yapıldığı veyahut satıldığı ve kullanılacak eşya ve levazımın depo edildiği mahalleri ve bu işlere mahsus alat ve vesaiti munhasıran iş zamanlarına tesadüf etmek şartiyle teftiş ve muayene için nümune almağa veya talep etmeğe salahiyettardır. Alınan nümuneler teftiş edilen mahallin sahibi veya vekili ve teftiş eden memur tarafından mühürlenerek bir kısmı orada bırakılır, bir kısmı tahlile gönderilir. Muhtelif işlerle iştigal eden ticaret erbabına ait mahallerde teftişat yalnız gıda maddeleriyle kullanılacak
eşya ve levazımın bulunduğu mahalde yapılır.
------------------------
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız.

Madde 193 - Safiyetinden şüphe edilerek tetkik ve tahlil edilmek üzere nümune alınan gıda maddelerinden lüzumu görülenlerin nihayet bir hafta zarfında yapılacak tahlil neticesine kadar satılmasına mümanaat olunur ve mühür altına alınabilir.
Madde 194 - Sokaklarda, pazar yerlerinde seyyar olarak gıda maddeleri ve 183 üncü maddede zikredilen eşya ve levazımı satanların sattıkları eşya dahi teftişe tabi olup bunlardan lüzumuna göre nümune alınabilir.
Madde 195 - 192 nci maddede zikredilen mahallerin sahipleri veya vekilleri veya bunlar namına işlere nezaret eden memurlar veyahut umumi mahallerde gıda maddeleri ve kullanılacak eşya satan seyyar esnaf alakadar memurların teftişlerini ve nümune almalarını kolaylaştırmağa ve kendilerine istedikleri izahatı vermeğe mecburdurlar.
Madde 196 - Teftiş yapan memurların vakı teftişlerine ait olmak üzere merbut oldukları makamlara tevdi eyliyecekleri raporlarla kanuna muhalif hallerin ihbarı müstesna olmak üzere teftişleri esnasında muttali oldukları malümatı ve bazı gıda maddelerinin ihzar tarzlarına dair sanat esrarını ifşa eylemeleri memnudur.
Madde 197 - Bu kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren beş sene zarfında her mahallin belediyesi o yerin ihtiyacına muvafık vüs’atte Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletlerince ve şeraiti ile beraber yapılacak bir nizamnamenin göstereceği tiplerden birisini kabul ederek bir mezbaha inşa ettirecek veya mevcut olanı bu esasa göre ıslah eyleyecektir.
Madde 198 - Hayvanların ve etlerin mezbahalarda muayeneleri hususi kanuna tevfikan yapılır.
Madde 199 - Her gıda maddesi ile bu kanunda zikredilen kullanılacak eşya ve levazımın ayrı ayrı hususi vasıflarını ve bunların ne gibi ahvalde bozulmuş, taklit veya tağşiş edilmiş addedilebileceğini ve tahlil için alınacak nümune miktarını gösterir bir nizamname Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tanzim olunacaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Okunmamış 02-12-2007, 03:46 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Umumi Hıfzıssıhha Kanunu DEVAMI

DOKUZUNCU BAP
Maden suları ve kaplıcalar

Madde 200 - Türkiye Cumhuriyeti arazisi dahilinde bulunan her nevi maden suları ile kaplıcaları işletmek için hususi hükümlerine tevfikan alınması lazımgelen müsaade ile beraber bu suların şifalı hassalarının Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından tasdik edilmiş olması lazımdır. Bu vekaletçe şifalı hassaları veya tesisatının fenne muvafık olduğu tasdik edilmeyen maden suları bu nam ve unvan ile ticarete çıkarılamayacağı gibi kaplıcalara da tedavi maksadiyle eşhas kabul edilemez.

Madde 201 - İçmeğe mahsus maden suları ile yıkanmağa mahsus her nevi sıcak, soğuk kaplı- caların işletilmesinden evvel sahipleri veyahut bir şirket namına ise o şirketin idare meclisi reisi tarafından bir istida ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat edilir. Bu istidaya suyun işletilmesi için vekaleti aidesinden istihsal edilmiş olan ruhsatname sureti ve mütehassıs bir mühendis tarafından yapılan menbaın nısıf kutru asgari beş yüz metrelik bir daire dahilindeki etraf ve civarının 1/200 mikyasında bir haritasiyle beraber suyun hikemi vasıflarını ve miktarını ve ne suretle bendedildiğini, mevcut veya mutasavver tesisatın şekil ve vasıflarını gösterir bir beyanname ve bir de tahlil raporu leffolunur. Vekaletçe lüzum görüldüğü takdirde mahsus memurlar vasıtasiyle sudan nümune alınıp Devlet müessesatında suyun tahlili tekrar icra ettirilir. Bu husustaki masarif istida sahibine aittir. Hali hazırda mevcut ve işletilmekte olan maden suları ve kaplıcalar da bu mecburiyete tabidirler. Bunların sahip veya müstecirlere kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren bir sene zarfında bu maddede zikredilen vesikaları Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine tevdi ederler.


Madde 202 - Maden suları ve kaplıcalar sıhhi noktai nazardan Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabesi altında olup bunlar her zaman teftişe tabidirler. Bu sanayi sahip veya müstecirleri bu hususta her türlü kolaylığı göstermeğe mecburdurlar.
Madde 203 - İçilmeğe mahsus olarak hususi kablar derununda ticarete çıkarılan maden suları derununa her nevi kimyevi maddeler veya suyun terkibine yabancı gazlar ilavesi memnudur. Maden suları derununda mevcut bazı gazların çoğaltılması için aynı cinsten sun’i gaz ilave etmek caiz isede bunun evvelce Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine ihbar edilmesi ve suyu havi kablar üzerine sun’i gaz ilave edildiğinin aşikar surette yazılması lazımdır.
Madde 204 - Şifalı hassaları kabul edilmiş olan maden suları ve kaplıcaların etrafında bir himaye mıntakası tesisini sahip veya müstecirleri talep edebilirler. Bunun için bir istida ve esbabı mucibe ve laakal üç senedenberi tedavi maksadiyle gelen kimselerin adedini bildiren bir beyanname ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat olunur. İstida üzerine Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve İktisat Vekaletleri müştereken talebi tetkik ettikten başka mahallinde tefahhus ettirerek suyun umumun menfaatına yarayıp yaramadığını tesbit ve himaye mıntakasının hududu tayin olunur. Bu himaye mıntakası dahilinde her nevi yer altı toprak ameliyatı ve sondaj icrası memnudur.
Madde 205 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tesisatın vüs’atine ve müracaat eden hastaların miktarına göre havassı şifaiyeyi haiz içme ve kaplıca mahallerinde fenni hususattan da mes’ul olmak üzere Vekaletçe ihtısası tasdikli bir tabibin istihdamını sahip veya müstecir veyahut heyeti idaresinden talep edebilir. Bu takdirde görülecek lüzum üzerine daimi veya tedavi mevsimine munhasır olmak üzere ihtiyaca göre bir veya bir kaç tabip tayini mecburidir.
Madde 206 - Ecnebi memleketlerinden gelecek maden suları için evvelemirde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden memlekete ithal için müsaade alınır. Vekaletçe ithaline müsaade edilmeyen maden sularının gümrüklerce geçirilmesine müsaade edilmez.
Madde 207 - Gerek dahilde imal ve gerekse hariçten ithal olunan bütün suni maden suları ile gazlı sular üzerinde, suni olduğuna dair alıcının görebileceği tarzda yazılmış bir etiketin bulunması mecburidir. Bu nevi suni maden sularına malik olmadıkları şifalı hassalar atıf ve isnat edilmek suretiyle her çeşit reklam icrası memnudur.
Madde 208 - Hududu dahilinde veya yakınında havassı şifaiyesi ve umumun istifadesine yaradığı ait olduğu dairelerce kabul ve tasdik edilen bir veya mütaaddit madeni menbalar veya kaplıcalar bulunan şehir ve kasabalar belediyelerinin talebi üzerine Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye ve İktisat Vekaletlerince yapılacak tetkikat neticesinde o şehir ve kasaba içme veya kaplıca mahalli olarak ilan olunur.
Madde 209 - (Mülga:1/7/1948 - 5237/51 md. Bkz: TBMM. nin 4/5/1956 tarih ve 1964 sayılı Tefsir Kararı.)
Madde 210 - 209 uncu maddedeki resim, içme veya kaplıca mahalli olarak ilan edilen şehir ve kasabada mütemekkin olmayıp mevsiminde buralarda gelenlerden cibayet edilir. Harb malülleri ve mecruhları ve hükümetçe meccanen tedavisine lüzum görülen hastalar ve fakirliği musaddak olanlar bu resimden muaftırlar.


ONUNCU BAP
Mezarlıklar, ölülerin defni, mezardan çıkarılması ve nakli
BİRİNCİ FASIL
Mezarlıklar ve ölülerin defni

Madde 211 - Mezarlık ittihaz olunan yerlerden başka yerlere ölü defni memnudur. Fevkalade hallerde ve sıhhi mahzur mevcut olmadığı takdirde İcra Vekilleri Heyeti karariyle muayyen ve malüm mezarlıklar haricinde ölü defnine müsaade edilir.

Madde 212 - Her şehir ve kasaba belediyesi şehir ve kasabanın haricinde ve meskenlerden kafi miktar uzakta olmak üzere şehir ve kasabanın nüfusuna ve senelik vefiyatı umumiyesine nis- betle lazım gelen bir veya müteaddit mezarlık mahalli tesisine mecburdur. Mezarlık olmak üzere intihap edilecek mahallerin toprağı, vasıfları ve civarındaki meskenler veya su menbaları için sıhhi bir mahzur bulunup bulunmadığı ve mesahai sathiyesinin kifayeti sıhhiye memurlarınca tayin olunur. Bu mezarlıkların tanzim ve iyi bir halde muhafazası mahalli belediyelerine aittir. Mezarlıkların etrafı behemehal duvarlarla tahdit edilir.
Madde 213 - Köyler için tesis edilecek mezarlık mahalleri bu köylerin merbut olduğu kaza kaymakamlarınca Hükümet tabiplerinin mutalaası alınarak tayin olunur. Mütaaddit ve yekdiğerine mücavir köyler için bir mezarlık mahalli tesis olunabilir. Köy mezarlıklarının iyi halde muhafazaları ihtiyar heyetlerine aittir.
Madde 214 - Fenni şartları ve vasıfları haiz olmayan ve sıhhi mahzurları görülen mevcut mezarlıklar hali üzerine terk olunarak yeni mezarlıklar ihdas ve tesis edilir.
Madde 215 - Bu kanunun tarifi dahilinde defin ruhsatiyesi alınmadıkça ve ibraz olunmadıkça hiç bir cenazenin defni caiz değildir. Ruhsatnameler mevtanın hüviyetini, adresini, bilindiği halde vefatın sebebini muhtevi olacak ve defnine ruhsat verildiği sarahatla kaydedilecektir.
Madde 216 - Belediye tabipleri olan yerlerde defin ruhsatiyeleri bu tabipler tarafından, bulunmadığı takdirde Hükümet tabipleri tarafından mevtanın muayenesinden sonra verilir. Ölümüne sebep olan hastalık esnasında tedavi eden tabibin verdiği ruhsatname resmi tabipler tarafından tasdik edilmek şartiyle muteberdir.
Madde 217 - Hükümet veya belediye tabipleri icabı halinde esbabı vefatı tayine medar olmak üzere tabibi müdavinin raporunu talep edebilirler. Tabibi müdaviler talep vukuunda bu raporu vermeğe mecburdurlar.
Madde 218 - Bütün hasta ve sair sıhhi müesseselerde ölenlere ait defin ruhsatiyeleri o müessesenin müdür ve baştabibi tarafından verilir ve usulü dairesinde resmi tabipler tarafından tasdik edilir. Kendine ait hususi mezarlığı olan müesseselerdeki ölülerin ismi ve hüviyeti sebebi vefatiyle birlikte yirmi dört saat zarfında belediye dairesine bildirilir.

Madde 219 - Tabip bulunmayan yerlerde ölülerin muayeneleri küçük sıhhat memurları veya bu iş için yetiştirilmiş veya tavzif edilmiş memurin tarafından icra ve ruhsatnameleri verilir. Bunların bulunmadığı yerlerde defin ruhsatiyesi ya jandarma karakol kumandanları veya köy muhtarları tarafından ita olunur. Her şehir, kasaba veya köyde ölü muayenesi yapacak ve defin ruhsatını verecek olanlar en büyük mülkiye memuru tarafından tayin ve ilan olunur.
Madde 220 - Her belediye ve belediye olmayan yerlerde defin ruhsatiyesi verenler nezdinde ve fiyatın kayıt ve zaptına mahsus bir defter bulundurulacak ve bu deftere meyitin ismi, adresi, tarihi vefatı, malüm ise mevti intaç eden hastalık ve defin ruhsatiyesi verenin ismi kaydedilecektir. Bu malümat her ay nihayetinde toplanarak öbür ayın on beşine kadar en yakın Hükümet tabibi ve sıhhiye müdiriyetine bildirilir ve sıhhat daireleri tarafından da mahalli nüfus idarelerine ihbar olunur.
Madde 221 - Ölü muayene edenler veya defin ruhsatnamesi verenler vefat sebebinin kazaen veya bir sari hastalık neticesi olduğuna dair şüphe veya kanaat hasıl ettikleri takdirde ait olduğu makamı haberdar etmeden defin ruhsatiyesi veremezler. Tabip olmayan yerlerde sari hastalık şüphesiyle vefat edenler için defin ruhsatiyesi verilip hadiseden akabinde makamı aidesine malümat verilir.
Madde 222 - Her şehir ve kasabada cenazelerin bulunduğu mahalden mezarlığa kadar ne suretle nakledilecekleri hakkında mahalli sıhhiye memurlarının mutalaası alınmak şartiyle belediyelerce bir talimatname çıkarılır. Cenazelerin kolayca ve usulü dairesinde nakline nezaret ve bu bapta lazım gelen vasıtaların ihzarına belediyeler mecburdurlar. Umumi nakil vesaitinin cenaze nakline veya cenaze nakline mahsus vasıtaların sair hususlara tahsisi memnudur.
Madde 223 - Mezarlıklarda her mezara bir ölü defnolunur ve mezarlıkların mebni olduğu arazinin tabiatına nazaran tayin olunacak zaman mürur etmeden aynı mahalde ikinci bir ölünün defnine ruhsat verilmez. Bu müddet beş seneden aşağı olmaz. Mezarlıkların vüs’ati müsait olan mahallerde münasip bir mahal ayrılarak isteyenlere aile mezarlığı olarak satılması caizdir.
Madde 224 - Ölülerin yakılması için fenni usulü dairesinde fırınlar yaptırmak istiyen belediyeler evvel emirde bu hususta Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat ederek hazırlattıkları projeleri tasdik ettirip müsaade aldıktan sonra tesisata başlıyabilirler.
Madde 225 - Bir cesedi ihrak fırınlarında yaktırmak için aşağıda yazılı vesikaların vücudu lazımdır:
1 - Ölünün hastalığı esnasında tedavisiyle meşgul olmadığı malüm ve sabit olan resmi bir tabip tarafından verilmiş olup vefatın her hangi gayritabii bir sebepten mütevellit olmadığını bildiren bir rapor ve defin ruhsatiyesi.
2 - Cesedinin yakılmasını arzu ettiğini mübeyyin olup mevtanın hayatta iken yazdığı vesika veya bu hususta şifahen arzu izhar ettiğini işitenlerden laakal üç zatın tahriri şehadet ve tasdikleri.
3 - Müteveffanın ölümünü mucip olan sebebin herhangi cinai bir fiilden münbais olduğuna dairhiç bir şüphe mevcut olmadığını bildiren ve mahalli polis idaresi tarafından verilen vesika.
İşbu vesikalar ihraktan laakal yirmi dört saat evvel mahalli belediyesine ibraz olunarak alelüsul vefat defteri mahsusuna işaret edildikten sonra ihrak müsaadesi verilir. Defnedilen ölülerin defninden sonra ihrak için kabirden çıkarılmalarına müsaade edilmez.

Madde 226 - İhrak neticesi cesetten hasıl olan bakaya hususi kablar derununda mezarlık dahi- linde bir dairei mahsusada hıfzedilir.
İKİNCİ FASIL
Ölülerin çıkarılması ve nakli
Madde 227 - Cesetlerin tamamiyle tahallül ve tefessühünden evvel mezarlar açılarak ölülerin çıkarılması için behemehal mahalli belediyesinin müsaadesi alınmak lazımdır. Bu hususta sıhhat memurlarının mutalaası alınmalıdır. Adli otopsiler bu hükümden müstesnadır. Yalnız mahalli belediyesine keyfiyet bildirilir.
Madde 228 - Bir ölünün gerek defninden evvel ve gerek defninden sonra bir kasabadan diğerine nakli için vefat veya defin mahalli olan şehir veya kasaba belediyesinin vesikası istihsal olunur. Bu vesikanın alınması için ölü henüz defnedilmemiş ise defnine ruhsat verildiğini mübeyyin vesikanın ibrazı lazım gelir. Defnedilmiş ölüler için evvelce vefiyat hakkındaki defteri mahsusuna işaret edilmiş olan kayıtların bir sureti çıkarılır ve bundan başka da her iki halde vefatın sebebi nakli halinde sıhhi bir mahzur tevellüt etmiyeceğine dair tabibin tasdiki iktıza eder.
Madde 229 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Kolera, veba, çiçek, şarbon, cüzam ve ruam hastalıklarından vefat edenlerin nakli memnu olduğu gibi kolera, veba, çiçek veya lekeli humma hastalıklarından vefat etmiş olanların bir sene geçmedikçe mezardan çıkarılarak başka bir mahalle nakilleri de memnudur.
Madde 230 - Bir şehir ve kasabadan diğerine nakledilecek ölülerin Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tertip edilerek belediyelere tebliğ olunacak talimatnamede mündemiç fenni usuller dahilinde tabutlanması lazımdır. Bu tarzda tabutlanmayan ölülerin nakline mümanaat edilir.
Madde 231 - Şimendiferlerle nakledilecek ölüler 228 inci maddede gösterildiği surette müsaade alındıktan ve ölünün tabutlanmasının usulü fenniyesi veçhile yapıldığı tevsik olunduktan sonra şimendifer idaresine teslim ve ancak seyri seri ile naklolunur. Hava tarikiyle sevkedilecek ölüler için aynı surette muamele olunur.
Madde 232 - Uzun müddet devam edecek nakiller için veya sıcak mevsimlerde, sıhhat memurlar tarafından talep edildiği takdirde, ölülerin tahnit edilmesi mecburidir.
Madde 233 - Deniz tarikiyle yapılacak ölü nakliyatı için evvelce ait olduğu makamdan istihsal edilen vesikalar ölünün gemiye tahmilinden evvel bulunduğu limandaki Hudutlar ve Sahiller Sıhhat Umum Müdürlüğünün memuruna veyahut hudutlar ve sahiller sıhhat işlerine nezaret edenlere tasdik ettirilmelidir. Başka suretle ölülerin gemilere yükletilmesi memnudur.
Madde 234 - (Değişik: 15/6/1942 - 4255/1 md.)
Ecnebi memleketlerden getirilen ölülerin nakline müsaade edildiğini ve naklinde sıhhi mahzur bulunmadığını tevsik için mahalli idareden verilmiş ölü nakil vesikası ibraz edilmesi mecburidir.


ON BİRİNCİ BAP
Şehir ve kasabalar hıfzıssıhhası
BİRİNCİ FASIL
İçilecek ve kullanılacak sular
Madde 235 - Hususi kanuna tevfikan belediyelerce idare edilen sularla işletilmesi şirketlere bırakılan suların sıhhi hususları Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin murakabesine tabidir.

Madde 236 - İçilmek ve kullanılmak için getirilecek suların fennen içilmesine müsaada edilecek evsafta olması şarttır. Olmadığı takdirde bunların fennen icap ettiği surette temizlenmesine ve evsafının ıslahına belediyeler mecburdurlar.
Madde 237 - Şehir ve kasabalarda tevzi edilmek üzere celbedilen su menbalarının etrafında behemehal bir himaye mıntakası tesis edilmelidir. Bu mıntakaların hudutları sıhhat memurları huzuriyle ihtisas erbabı tarafından menbaın gıda havzası üzerinde tayin edilir.
Madde 238 - Himaye mıntakası olmak üzere menbalar etrafında tayin ve tahdit edilen arazi belediye mıntakası haricinde de olsa belediye tarafından Belediye İstimlak Kanununa tevfikan istimlaki mecburi olup bu arazinin mesken yapılmak, ekilmek ve sair her hangi hususlar için istimali memnudur.
Madde 239 - Suları içilmeğe ve ev işlerinde kullanılmağa mahsus hususi ve umumi kuyuların ve sarnıçların televvüs eyledikleri veya televvüse maruz bulundukları takdirde bunların ıslahını takibe belediyeler mecburdurlar. Sahipleri tarafından ıslah ve televvüs tehlikesi bertaraf edilmiyen kuyular masarifi sahibinden Devlet emvali gibi tahsil edilmek üzere belediye tarafından ıslah edilir.
Madde 240 - Umuma satılan menba suları mahalli belediyesinin sıhhi murakebesi altında bulunur. Bunlara ve bütün içme suları nakliyatına ait kapların vasıfları ve bu kablara doldurma ve sevkleri tarzı belediyelerce tayin olunur. Menbaların sahipleri veya müstecirleri menbaların ve su nakledenler suların televvüsten vikayesi için gösterilecek tedbirleri tatbika mecburdur.
Madde 241 - Sularının içilmesi fennen ve sıhhat için tehlikeli olan menba, kuyu, çeşme ve saire gibi mahallere belediyece o suyun mazarratlı olduğunu gösteren ve harici tesirler ile yazıları bozulmayan levhalar asılır.
Madde 242 - Dere, nehir ve çayların ve çeşmelerin televvüsünü mucip tesisat yapılmasına veya eşhas tarafından bu tarzda telvisat ikaına mümanaat olunur. Fabrika sularının fenni mahzurları tahakkuk eden yerlerde mazarratı izale edilmeden nehir ve derelere dökülmesi memnudur.
Madde 243 - Buz fabrikaları ve imalathaneleri sıhhi murakabe altında bulunur. Buz imal edilecek sular behemehal 236 ncı maddede zikredilen içme suları evsafını haiz olmalıdır.
İKİNCİ FASIL
Mecralar ve müzahrefat imhası
Madde 244 - Mahsus kanununa tevfikan belediyelerce inşa ettirilmiş ve ettirilecek lağım ve çirkef mecralarının fenni mahzuru olmadığı kabul ve tasdik edilmedikçe dere, çay, nehirlere akıtılması memnudur. Fenni usul dairesinde mecralar muhteviyatının imhası için kullanılacak sahaların meskenlerden uzak olması ve bunların istimlak edilerek başka suretle istimal edilmemesi lazımdır.
Madde 245 - Mecra inşası mümkün olmayan yerlerde yapılacak çukurların fenni vasıf ve şartları Sıhhat ve İçtimai Muavenet vekaletince tayin olunur. Bu çukurların muayyen fasılalarla temizlenmesi için belediyelerce münasip ve sıhhi mahzurlardan salim tahliye ve nakil vasıtaları tedarik olunup ücret mukabilinde halka tahsis edilir. Çukurlar muhteviyatının dökülmesi için madde 244 de yazılı
olduğu tarzda bir saha tahsis edilmelidir. Beşeri mevaddı gaitanın her nevi sebze ve saire zeriyatında gübre olarak istimali memnudur.
Madde 246 - Yirmi binden fazla nüfusu olan şehirlerde umumi caddelerde veya belediyelerce tayin edilecek mıntakalar içinde hayvan ahırı bulundurulması memnudur.
Madde 247 - Şehirler ve kasabalar belediye hudutları dahilinde görülen hayvan işlerinin ortadan kaldırılması ve mazarratlarının izalesi belediyeye aittir. Köyler ve köyler civarındakiler köy ihtiyar heyetlerince gömülürler.
Madde 248 - Belediyesi olan her şehir ve kasabada sokakların yıkanmak ve süpürülmek suretiyle temiz tutulması mecburidir. Toplanan süprüntüler bunların etrafa yayılmasına ve dökülmesine mani olacak vasıtalarla nakledilerek şehir ve kasabanın vaziyetine göre en münasip olarak kabul edilen şekilde imha veya ihrak edilir. Nüfusu elli binden fazla olan şehirlerde bu süprüntüden istifade edilmek üzere lazımgelen tesisat yapılır. Sokaklarda veya evler içinde süprüntü birikip kalmaması için belediyelerce tedabir ittihaz olunur.
Madde 249 - Belediyelerce şehir ve kasaba dahilinde telvisata meydan vermemek üzere münasip mahallerde fenne muvafık şekilde aptes yerleri tesis ve mevcutları ıslah olunur. Belediye teşkilatı olmayan yerlerde bu mecburiyet köy ihtiyar heyetlerine aittir. Cadde ve sokaklarda ve meskenler kurbünde ve belediyelerce tayin edilecek hudutlar dahilinde açıktan defihacet etmek kati surette menedilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Meskenler
Madde 250 - Mahalli belediyelerin ruhsatı olmaksızın her nevi mesken ve umuma mahsus binalar inşası memnudur. Müsaadenin istihsali için binanın projesi belediyeye tevdi edilir. Bunlardan umuma mahsus binalara ait bulunanlar hakkında sıhhiye heyetinin mutalaası alındıktan ve meskenlere ait olanların Sıhhat Vekaleti tarafından tesbit edilecek, sıhhi şartlara muvafık bulunduğu ve her nevi binanınki mevzu nizamlara da uygun olduğu anlaşıldıktan sonra proje sahibine iade ve inşaata müsaade olunur. Bina sahipleri projelerin tevdiinden itibaren nihayet yirmi gün zarfında bir cevap almadıkları takdirde inşaata başlamakta muhtardırlar.
Madde 251 - Müsaade talep edilmeden veya teklif olunan sıhhi şartlar nazarı dikkate alınmadan inşaat yapıldığı takdirde bu inşaatın itmamına ve itmam edilmiş ise sıhhi şartları veya müsaade muamelesini ikmal etmedikçe iskanına ve istimaline mümanaat olunur.
Madde 252 - Yeni inşa edilerek sahibi oturacak veya kiraya verilecek binaların ilk defa iskanından evvel içinde oturacaklar için sıhhi ve fenni mahzurları olmadığı belediyelerce tasdik edilmeden iskan ve icari memnudur. Bu tasdik için binanın, aralarında bir sıhhat memuru da bulunduğu bir heyet tarafından tetkiki ve rapor verilmesi lazımdır.
Madde 253 - Nüfusu elli binden fazla olan şehirlerde belediyeler ikametgahların sıhhi şartlarını daima nazarı teftişte bulundurmak üzere bir meskenler idaresi tesisine mecburdurlar. Bu idareler azami iki odayı havi evlerle daha büyük olmakla beraber kiraya verilen evleri, bekar ikametgahlarını ve pansiyonları ve ameleye tahsis edilen ev veya odaları, bodrum ve tavan aralarında bulunan ve icara verilen ikametgahları teftiş ve murakabe ederler.
Madde 254 - İnşaatı itmam edilmiş olsun veya olmasın içinde oturanların veya komşularının sıhhatine veya hayatına ehemmiyetli zarar vereceği anlaşılan meskenlerin ıslahına sahipleri mecburdurlar. Bunun için meskenler idaresi olan yerlerde bu idarelerin mevcut bulunmayan mahallerde belediyelerin sıhhat ve fen memurlarının verecekleri esbabı mucibeli raporlar belediye reislerince vilayetlerde valiye ve kazalarda kaymakamlara tevdi edilir. Vali ve kaymakamlar esbabı mucibeli raporları mahalli hıfzıssıhha meclislerine tevdi ile karar talep eyler.
Madde 255 - Hıfzıssıhha meclislerince verilen karar belediyelerce zikredilen esbabı mucibeyi kabul ve tasvip eder veya ret eyler mahiyette olsa da her iki halde bu kararlar Vilayet İdare Heyetlerinin temyizen tasdikiyle muteber olur.
Madde 256 - Sıhhi mahzurları görülen binaların sahipleri belediyelerin esbabı mucibeli raporlarını görmeğe salahiyettar oldukları gibi hıfzıssıhha meclisleri huzurunda beyanı mutalaa etmeğe veya vekilleri vasıtasiyle fikirlerini söyletmeğe mezundurlar. Bu husustaki müzakerattan, laakal 15 gün evvel binaların sahipleri keyfiyetten tahriren haberdar edilmelidir.
Madde 257 - Mahzurları görülen binaların hıfzıssıhha meclisleri kararı ve Vilayet İdare Heyetlerinin tasvibiyle takarrür eden tadilat, ıslahat veya tamirat icra edilmeden tamamen veya kısmen mesken olarak istimali memnudur. Etrafında bulunanların hayat ve sıhhati için tehlike iras eden binalar hakkında da aynı suretle muamele icra edilir ve bu tehlikenin vukuu yakın olduğu takdirde belediyelerce tehlikenin süratle izalesi temin ve masarifi Devlet emvali gibi sahibinden tahsil olunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Hanlar, oteller ve umumi mahaller
Madde 258 - Bütün oteller, hanlar ve misafirhaneler sıhhi şartları mecburi ve asgari olarak ihtiva etmeleri lazım gelen müştemilatı belediyelerce, belediye hudutları haricindeki yerlerde vilayet veya kaza sıhhat memurlarınca tayin ve murakabe edilir.
Madde 259 - Sıhhi şartları haiz olmayan ve hastalıkların intikaline vasıta olduğu görülen, otel,han ve sair misafirhaneler her türlü mahzurdan salim bir surette ıslahı sabit oluncaya kadar kapatılır.
Madde 260 - Otelcilik, hancılık edecek veya her hangi suretle olursa olsun ücretle misafir kabul edecek olanlar hususi müsaadeyi haiz olmalıdır. Bu müsaadeler belediye hudutları dahilinde belediyelerce, bu hudutlar haricinde valiler veya kaymakamlarca ita edilir. Müsaade verilmeden evvel bu mahallerin sıhhi mahzurlardan ari ve lazım gelen şartları haiz olduğu sıhhat memurlarınca da
tesbit olunur.
Madde 261 - Bütün eğlence mahalleri, tiyatro, sinema, bar ve gazino ve kahve ve emsali yerler ve halkın bir arada toplanmasına mahsus sair umumi mahaller ve hamamlarda halkın sıhhatini vikaye ve selametini temin için riayeti lazım gelen tedbirler mahalli belediyelerce neşrü ilan olunur. Bu tedbirlere kısmen veya tamamen riayet edilmiyen mahallerde her türlü içtimalar menedilir.
BEŞİNCİ FASIL
Yeni tesis olunacak veya tevsi edilecek şehir ve kasabalar
Madde 262 - Nüfusu yirmi bin veya daha ziyade olan şehir ve kasabalar belediyeleri bu kanunun mer’iyeti tarihindan itibaren üç sene zarfında şehir veya kasabanın tevsi ve ıslahı için bir müstakbel şekil projesi tanzim etmeğe mecburdur.
Bu proje yeniden yapılacak veya ıslah edilecek sokakların istikamet ve genişliğini, meydanların, umumi mahallerin, bahçelerin ve abidelerin yerlerini ve vaziyetlerini gösteren bir haritayı ve yapılacak tesisatın senelere taksim edilmiş olmak üzere belediye meclisinde tasdik edilmiş bir programı ihtiva etmelidir.
Madde 263 - Nüfusu yirmi binden az ve beş binden fazla olan şehir ve kasabalar belediyeleri de nüfusları her iki nüfus tahriri devresi arasında % 15 miktarında bir çoğalma gösterdikleri takdirde bu tarzda bir proje ihzarına mecbur oldukları gibi nüfusu her neye baliğ olursa olsun 228 inci maddede yazılı olduğu veçhile içme ve kaplıca mahalli olarak kabul edilen şehir ve kasabalarda bu projeyi tanzim ettirirler.
Madde 264 - (Mülga: 15/5/1959 - 7269/51 md.)
Madde 265 - Belediyelerce tanzim ettirilecek olan bu plan ve projeler icabında tetkik edilmek üzere Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletlerince talep edilebilir. Bu takdirde bu vekaletlerce teklif edilecek tadilatın kabulü mecburidir.
Madde 266 - Her şehir ve kasaba belediyesi bu kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren bir sene zarfında o şehir veya kasabanın ihtiyaçlarına göre bu kanunun gösterdiği sıhhi hususlara ait bu zabıta talimatnamesi tertip eder. Bu nizamname, meskenlerin ihtiva etmeleri lazım gelen asgari müştemilatı, umumi ve müşterek ikametgahlardaki ikamet şeraitini, gıda maddeleri satılan veya sair temizliğe mütaallik işlerle iştigal edilen mahallerin, han, otel, misafirhane, eğlence mahalleriyle bütün umumi yerlerin sıhhi şartlarını ve umumiyetle şehrin sıhhat ve temizliğine taallük eden hususlara ait riayetleri lazımgelen kaideleri ihtiva eder.
Madde 267 - Belediyelerin mensup oldukları vilayetler vasıtasiyle gönderecekleri sıhhi zabıta talimatnameleri Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tetkik ve tasvip edilmeden mer’iyete konulamaz.
Bu talimatnamede yapılacak esasa mütaallik tadiller aynı şartlara tabidir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Okunmamış 02-12-2007, 03:47 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Umumi Hıfzıssıhha Kanunu DEVAMI

ON İKİNCİ BAP
Gayrisıhhi müesseseler

Madde 268 - Civarında ikamet eden halkın sıhhat ve istirahatini ihlal eden müesseseler ve atelyeler bu kanunun neşrinden itibaren, resmi müsaade istihsal edilmeksizin açılamaz

Madde 269 - 268 inci maddede zikredilen müesseseler ve atelyeler üç sınıfa tefrik olunur:
Birinci sınıf - Hususi meskenlerden behemehal uzak bulundurulmaları icap edenler.
İkinci sınıf - Hususi meskenlerden behemehal uzaklaştırılması icap etmemekle beraber müsaade verilmezden evvel civarında ikamet edenlerin sıhhat ve istirahatleri üzerine gerek tesisatları ve gerekse vaziyetleri itibariyle bir mazarrat yapmayacağına kanaat husulü için tetkikat yapılması iktiza eden müesseseler.
Üçüncü sınıf - Meskenlerin yanında kalabilmekle beraber yalnız sıhhi nezarete tabi tutulması icap eden müesseselerdir.
Madde 270 - Bu kanuna müteferri olmak üzere bu üç sınıf müessese ve atelyelerin bir listesi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince İktisat Vekaletinin de mutalaası alınmak şartiyle tanzim olunur. Bu listede münderiç olmayan müessese ve atelyelerin hangi sınıftan addedileceği badehu yine aynı suretle tayin edilir.

Madde 271 - Birinci sınıf müesseselerin tesisi için ancak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince müsaade olunur ve İktisat Vekaletine malümat verilir. Bu hususta müsaade almak üzere müessesenin bulunduğu mahalde en büyük mülkiye memuruna bir istida ile müracaat edilir. Bu istida müessesenin nevi ne ile iştigal edeceği ve sair tafsilat kaydedilmelidir. Bu müracaat evrakı mahalli sıhhat memurlarının raporiyle Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine gönderilir. Vekaletçe icabında yaptırılacak tetkikat ve tahkikattan sonra resmi müsaade verilir.
Madde 272 - İkinci ve üçüncü sınıf müesseselerin tesisi için mahalli sıhhat memurlarının muvafık raporları üzerine mahalli en büyük mülkiye memurunca resmi müsaade verilir ve Sıhhat ve İktisat Vekaletlerine bildirilir.
Madde 273 - Birinci sınıf müesseseler ve atelyeler civarında ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tasdik edilecek mesafe dahilinde meskenler veya insanların ikametine mahsus sair mahallerin bulunması memnudur.
Madde 274 - Bu kanunun neşri tarihinde mevcut olup civarında mukim halkın sıhhat ve istirahatlerini ihlal eylediği mahalli sıhhat memurlarının raporu ve Vilayet İdare Heyetine tasvibi ile tebeyyün eden birinci sınıfa dahil müesseselerin İktisat ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletleri karariyle nakli ve sahibinin mümanaatı halinde seddi caizdir.
Madde 275 - Birinci sınıfa dahil bulunan müessese ve atelyelerden işbu kanundan evvel tesis edilmiş olanlar başka bir mahalle naklettikleri veya faaliyetlerini altı ay müddetle tatil eyledikleri takdirde yeniden tesis edilecek müessese mahiyetinde telakki edilerek müsaade istihsali lazım gelir.


ON ÜÇÜNCÜ BAP
Sıhhi istatistik ve coğrafya ve propaganda
Madde 276 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine ait istatistik hizmetleri aşağıda gösterilmiştir:
1 - Doğum, evlenme, ölüm ve ölüm sebepleri.
2 - Kara, deniz, hava tarikleri üzerinde yapılan sıhhi tedbirler.
3 - Hastane, dispanser, sanatoryumlardaki ve sair tedavi müesseselerindeki
hastalar ve zaifler halinekahette bulunanlar.
4 - Sari ve istilai hastalıklar.
5 - Meslek hastaları.
6 - Memleketin sıhhi coğrafyasına ait malümat.
7 - Sıhhi ve içtimai hizmetlere taallük edip Yüksek Sıhhat Şürası tarafından tayin edilecek sair mesail.

Madde 277 - Devlete ait hava rasat müesseseleri Sıhhat Vekaletinin tıbbi ve sıhhi istatistik ve coğrafya tanzimi için icap eden her nevi malümatı itaya mecburdurlar.
Madde 278 - Devlet umumi istatistik dairesi her ay nihayetinde 276 ncı maddede zikredilen hususlara mütaallik olup ittıla hasıl eylediği ihsai malümatı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine verir.
Madde 279 - Bilümum hususi hastaneler, sanatoryumlar, dispanserler müdürleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince talep edilecek istatistikleri muayyen mühletler dahilinde vermeğe mecburdurlar.

Madde 280 -
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti sari ve salgın hastalıklardan korunma, çocuk büyütme ve sıhhi şartlar dairesinde yaşama gibi sıhhi meseleler halkı tenvir için kitap, levha, risale neşreder, sıhhi propaganda müessesatı yapar ve konferanslar verdirir ve her nevi sinema filimleri gösterir. Bu gibi hizmetler meccanidir.İcabı takdirinde lazım gelen vasıtaları haiz seyyar sıhhi propoganda kolları teşkil olunur.
(Ek: 22/9/1983 - 2890/2 md.) Ana sütü ile beslenmenin önem ve üstünlüğünün öğretilmesi, yaygınlaştırılması,süt çocukları ve küçük çocukları besleme yönteminin öğretilmesi konularındaki eğitim ve öğretim; halk eğitimi ve beslenme konularında uygulamalı eğitim yapan gerçek ve tüzel kişilerle birlikte, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından sağlanır. Bu eğitim, ana sütü ile beslenmenin yaygınlaştırılmasını önleyici veya çocuk besinlerini reklam edici nitelikte olamaz.
Madde 281 - Bütün mekteplerde en son ilmi müktesebata tevfikan hıfzıssıhha dersi tedrisatı mecburidir. Bu dersler mütehassıs zat tarafından tedris ve programları Maarif Vekaletiyle Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından müştereken tesbit olunur.



ON DÖRDÜNCÜ BAP
Ceza hükümleri
Madde 282 - (Değişik: 24/9/1983 - 2890/2 md.)
Bu Kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlar hakkında; Kanunda ayrıca bir ceza hükmü gösterilmediği ve fiilleri Türk Ceza Kanununda daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde,üç aydan altı aya kadar hafif hapis cezası ve beşbin liradan otuzbin liraya kadar hafif para cezası verilir. Ayrıca, fiilin işleniş şekli ve niteliğine göre failin suça vasıta kıldığı meslek ve sanatın yedi günden üç aya kadar tatiline ve aynı süre kadar işyerinin kapatılmasına da hükmedilebilir.

Madde 283 - Bu kanunda yazılı belediye vazifelerine taallük edip 266 ıncı maddede gösterilen sıhhi zabıta nizamnamesinde mezkür memnuiyetlere muhalif hareket edenlerle mecburiyetlere riayet etmeyenler, 16 Nisan 1340 tarih ve 486 numaralı kanun mucibince cezalandırılır.
Madde 284 - 66 ve 67 inci maddelerde zikredildiği üzere sari hastalıklar hakkında tetkikatta bulunmağa salahiyettar memurlara muhalefet eden kimseler Ceza Kanununun 263 üncü maddesi mucibince cezalandırılır.
Madde 285 - 78 inci maddede yazılı memnuiyete rağmen laboratuvarlarında kolera ve veba ve ruam kültürleri bulunduranlar yüz liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasiyle tecziye edilirler ve bu kültürler müsadere ve imha edilir.
Madde 286 - Tathir ve tephir edilmeden satılığa çıkarılan 85 inci maddede yazılı eşyaya vaziyed ve tathiratı icra ve bu hizmetten mütevellit bütün masarif sahibinden tahsil olunduktan sonra iade olunur.
Madde 287 - 101 inci maddede zikredilen tedbirlere muhalefet edenler veya tedaviye icabet etmeyenler hakkında Ceza Kanununun 526 ıncı maddesi tatbik olunur.

Madde 288 - (Değişik: 14/5/1932 - 1961/1 md.)
103 üncü maddedeki mecburiyete riayet etmeyenler bir haftadan üç aya kadar hafif hapis veya on liradan yüz liraya kadar hafif para cezasına mahküm edilirler.
Madde 289 - 109 uncu maddedeki mecburiyete riayet etmiyen tabipler yüz liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılırlar.
Madde 290 - 110 uncu maddede yazılı cürümleri irtikap edenler hakkında Ceza Kanununun 459 uncu maddesi hükümleri tatbik olunur. Frengili bir çocuk frengiye musap olduğu bildirilmeyerek salim bir süt anneye verilir ve süt anne frengiye duçar olursa faili hakkında aynı ceza verilir.
Madde 291 - 112 inci maddede gösterilen tedbirlere riayet etmeyen ve tedaviye icabet eylemeyenler Ceza Kanununun 526 ncı maddesi hükmünce cezalandırılır.
Madde 292 - 137 inci maddede gösterilen mecburiyete riayet etmeyen gemi süvarileri 500 numaralı Rüsumu Sıhhiye Kanunu mucibince ve para cezası ile cezalandırılır.
Madde 293 - 138 inci maddedeki şeraite muvafık olmayan gemilerin kaptanları 500 numaralı Rüsumu Sıhhiye Kanununda mündemiç cezayı nakdilerin on misli alınmak suretiyle cezalandırılır.
Madde 294 - Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletiyle İktisat Vekaleti tarafından 141 inci maddede gösterildiği veçhile müştereken tesbit edilen nizamnamede mündemiç levazım ve saireyi bulundurmayan ve yolcuların selamet ve emniyetini temin eyliyecek tedbirlere riayet etmeyen gemi sahip veya sürevilerinden yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır ve bu levazım ikmal edilinceye kadar gemilerin seyrüseferlerine mümanaat olunur.
Madde 295 - 179 uncu maddede zikredilen nizamname ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve İktisat Vekaletlerince müştereken tespit edilen tedbirlere riayet etmeyen iş sahipleri beş yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi ile cezalandırılır bu yüzden şahsi veya umumi zarar hasıl olduğu takdirde ahkamı umumiye mucibince takibatı kanuniye ifa edilir.
Madde 296 - 185 inci maddedeki memnuiyet hilafına hareket edenler Ceza Kanununun 396 ncı maddesi muncibince cezalandırılır.
Madde 297 - 186 ve 188 inci maddelerde zikredilen fiilleri irtikap edenler Ceza Kanununun 398 inci maddesi ve 187 nci maddedeki fiilleri yapanlar 363 üncü maddesi mucibince cezalandırılır.
Madde 298 - 205 inci maddedeki mecburiyete riayet edilmeyen mahaller mahkemelerce mu- vakkaten ve mecburiyet ifa edilinceye kadar seddedilir.
Madde 299 - 215 inci maddede zikredilen defin ruhsatiyesi olmadan cenaze defneden mezar bekçileri veya ölü sahipleri Ceza Kanununun 526 ncı maddesi mucibince cezalandırılır.

Madde 300 - 227 inci maddede zikredilen istisna haricinde lazım gelen müsaadeyi almadan herhangi suretle olursa olsun mezarları açanlar altı aydan bir seneye kadar hapsedilir.

Madde 301 -
Müsaadesiz bir şehir ve kasabadan diğerine ölü nakledenler hakkında Ceza Kanununun 526 ncı maddesi hükmü tatbik olunur.
Madde 302 - Belediyelerce 252 inci maddeye tevfikan sıhhi mahzuru olmadığı tasdik edilmeden sahip oldukları binaları iskan ettirenler veya icara verenlerden yüz liradan beşyüz liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır veya bir senelik bedeli icarının iki misli cezaen tahsil olunur.


ON BEŞİNCİ BAP
Umumi hükümler
Madde 303 - Bu kanunda zikredilen sıhhat memurları; Devlet, belediye ve idarei hususiye işlerinde kullanılan tabipler ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin lüzum göreceği ve mezuniyet vereceği hususlarda tabiplerin maiyetinde bulunan küçük sıhhat memurlarıdır.

Madde 304 - Bu kanunda zikredilen nizamname, talimatname ve saire kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren bir sene zarfında tertip ve ikmal olunur. Elyevm mevcut ve aynı işlere müteallik nizamname ve talimatname hükümleri bu kanun hükümlerine tearuz etmedikçe yenileri neşredilinceye kadar muteberdir.
Madde 305 - İşbu kanunda yazılı resmi vazifeleri ve muameleleri yapacak olan Hükümet ve belediye hekimleri ile küçük sıhhiye memurları veya bunların makamına kaim olacak sair memurlar bu muamelelerden dolayı hiç bir sebep ile alakadarlardan ücret alamazlar.
Madde 306 - Bu kanunun mer’iyeti tarihinden itibaren 28 Haziran 1300 tarihli Ceraimi Sıhhiye Kanununun ve 1316 tarihli mamulatı dahiliyeden olan sade yağlarının muhafazai safiyetine dair Nizamname ve 1323 tarihli Aşı Nizamnamesi ve 31 Mart 1330 tarihli Emrazı Sariye ve İstilaiye Nizamnamesi ve 25 Ağustos 1330 tarihli Tifo aşısının lüzum görülecek mahallerde tatbikının mecburi olduğuna dair kararname ve 1 Haziran 1331 tarihli Kastamonu Vilayeti ve Bolu Sancağı frengi mücadele teşkilatı sıhhiyesi hakkındaki Nizamname ve 30 Eylül 1331 tarihli Kolera Aşısının lüzum görülecek mahallerde tatbikı mecburi olduğuna dair olan İrade ve 4 Nisan 1333 tarihli Sakarinin Gümrüklerden İmrarı hakkındaki Kanun ve 5 Şubat 1137 tarihli ve 90 numaralı Frenginin Men ve Tahdidi Sirayeti hakkındaki Kanun ve 26 Şubat 1927 tarihli Emrazı Sariye ve İstilaiye Nizamnamesine ilave edilen ahkam hakkındaki kanun hükümleri mülgadır.
Madde 307 - Şubat 1331 tarihli Sıhhiye Nezareti teşkilatına ait kanunla teşkil edilmiş olan Meclisi Alii Sıhhi mülgadır.Muhtelif kanunlarla bu meclise verilmiş olan vazifeler Yüksek Sıhhat Şürası tarafından ifa kılınır.
Ek Madde 1 - (Ek: 14/11/1972 - 1627/2 md.)
Bu kanunda yazılı suçları işleyenler hakkında 303 üncü maddede yazılı kimseler tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir.
Ek Madde 2 - (Ek: 14/11/1972 - 1627/2 md.)
Bu Kanunun 69 uncu maddesi gereğince alınmış olan tedbirlerden çevre sağlığı ile ilgili olanlara uyulmaması halinde 303 üncü maddede yazılı yetkililerce 10 liradan 30 liraya kadar para cezası alınır.Bu cezaya tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde o yer sulh ceza hakimliğine itirazda bulunulabilir. Süresinde itiraz olunmaz veya itiraz reddedilirse bu para cezaları yetkili memurlarca derhal tahsil olunur. Bu tahsilat Muhasebei Umumiye Kanunu hükümlerine göre sağlık ocakları veya Hükümet tabipliklerinde görevlendirilecek muhasip muteberleri vasıtasiyle ve mutemet makbuzları karşılığında yapılır.Tahsilat derhal yapılmadığı takdirde tebliğ tarihinden itibaren üç gün içinde ilgili yerlere ödeyenler hakkında ayrıca takibat yapılmaz. Bu süre içinde ödenmeyen cezalar iki kat olarak 15 gün içerisinde tahsil olunur. Bu süre içinde de ödenmeyen cezalar üç kat olarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkındaki 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre sağlık ocakları veya Hükümet tabipliklerince tahsil olunur.

Ek Madde 3 - (Ek: 22/9/1983 - 2890/4 md.)
Bu Kanunun 185, 186, 187 ve 188 inci maddelerinde sayılan yasaklara aykırı fiilleri sebebiyle mahküm edilenler hakkında da Türk Ceza Kanununun 402 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu Kanun kapsamına giren ve umumun sıhhatine, yenecek ve içilecek şeylere ilişkin davalara, mahkemelerce, 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 1 inci maddesindeki yer ve 4 üncü maddesindeki zaman kaydına bakılmaksızın suçüstü hükümlerine göre bakılır ve hükümler kesinleştikten sonra bunların birer sureti Cumhuriyet savcılıklarınca doğrudan doğruya Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına gönderilir.

Madde 308 - Bu kanun neşri tarihinden itibaren altı ay sonra mer’idir.

Madde 309 - Bu kanun hükümlerinin icrasına İcra Vekilleri Heyeti memurdur
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Okunmamış 02-12-2007, 03:50 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Sıtma ve Frengi İlaçları Hakkında Kanun

Sıtma ve Frengi İlaçları Hakkında Kanun

Tarihi:07.06.1935 Sayısı:2767


Madde 1- ( Değişik 7075-7.2.1958) kinin ve müştaklarıyle milhlerini ve halen sıtma tedavisi ile sıtmadan korunmada kullanılan primathamine, primaquine, chlorquine terkibindeki ilaçlar,frengi tedavisinde kullanılmakta ve neosalvarsan ile aynı veya benzeri terkipleri,arsenobonzol mürekkeplerini ve bunlara hertürlü ispençiyari şekillerini bizmut ve iyodür milhlerini ve bunların mürekkepleriyle pencilinleri ve ileride tedavideki müesseriyeti üstünlük gösterebilecek diğer sıtma ve frengi ilaçlarını ve herçeşit röntgen filimlerini yurda ithal etmek Türkiye Kızılay Cemiyetinin monopolu altındadır. Monopol altına alınan ilaçların listesi sıhhat ve içtimai muvamet vekaleti tarafından tanzim ve icra vekelleri heyetince tasvip olunur.Bu listede değişiklik yapılmasına lüzüm görüldüğü taktirde değişikliğin tatbik zamanı ve icra vekilleri heyeti tarafından kararlaştırılır.
Madde 2- ( Değişik 7075- 7.2.1958 ) Birinci maddeye göre monopol altına alınan ilaç ve filimlerin Türkiye Kızılay Cemiyetinden başka şahıslar namına gelenler gümrükten geçirilmez.Sahibi olmayan ilaç ve filimlerle kaçak olarak yurda sokulmak istenilen veya bu şekilde girmiş bulunanlar derhal müsadere edilerek Türkiye Kızılay Cemiyetine devredilir.Muhbir ve müsadirlere 1918 yılı kanun hükümlerine tevkifan ikramiye verilir. Devlet daire ve müsseselerine ve iktisadi devlet teşekkülerine ve müesseselerine ve hayır kurumları ile bunlara bağlı hastane ve dispanserlere bedelsiz olarak gönderilen ilaç ve röntgen filimleri ile numune( eşantiyon) mahiyetinde ücretsiz olarak gelenler yukarıdaki kayıttan müstesnadır. Birinci maddede yazılı ilaç ve filimleri kaçak olarak yurda ithale eden veya ithale teşebbüs eyliyenler malların değereni göre 500 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasiyla cezalandırılır.
Madde 3- ( Değişik 7075-7.2.1958 ) Birinci maddeye göre monopol altına alınan ilaç ve filimlerden Sıhhat ve İçtimai Muvanet Vekaletince tayin olunacak miktarları Kızılay Cemiyeti yurt içinde devamlı surette bulundurur.Malların toptan satış fiyatları Sıhhat ve İçtimai Muvanet Vekaleti ile Kızılay Cemiyeti arasında tesbit edilir.2490 sayılı kanunun 69 ncu maddesine göre resmi dairelere yapılacak satışlar bu fiyatlar üzerinden yapılır.
Muvakkat Madde- (7075-7.2.1958) Bu kanunun neşir tarihinden evvel döviz tahsisleri yapılmış ve siparişleri verilmiş olan ilaç ve röntgen filmlerinin sahipleri tarafından yurda ithaline müseeda edilir.
Madde 4- Bu kanunun hükümleri 1 Eylül 1953 den yürür.
Madde 5- Bu kanunun hükümlerini Sağlık ve Sosyal Yardım ve Gümrük ve Tekel Bakanları yürütür.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Okunmamış 02-12-2007, 10:56 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Çeltik Ekimi Kanunu

Çeltik Ekimi Kanunu

BÖLÜM : I
Madde 1- Çeltik ekimi yapılan veya yapılmak istenilen vilayetlerde valiler ve kazalarda kaymakamlar bir çeltik komisyonu kuracaklardır.Bu komisyonda:
Başkan Olarak :Vali veya Kaymakam, Üye Olarak :Ziraat Odası Başkanı , Ziraat Müdürü veya Ziraat Memuru , Nafıa Mühendisi veya Fen Memuru , Sıtma Mücadele Başkanı veya Hekimi, bunların bulunmadığı vilayette Sıhhat ve İçtimai Muavenet Müdürü ve kazalarda Hükümet Tabibi ve çeltik ekimi ile uğraşanlardan biri bulunur.Komisyona alınacak çeltik çiftçisi doğrudan doğruya çeltik ekimi ile uğraşanlar tarafından seçilir.Komisyon, seçim için çeltik çiftçilerine yaptığı tebliğden bir hafta sonra seçim yapılmadığını görürse bu üyeyi kendisi seçer. Ziraat vekilliğinin çeltik ekimi uzmanı olan yerlerde bu uzmanlar da Çeltik Komisyonlarına üye olarak girerler. On hektardan aşağı çeltik ekimi yapılan vilayet ve kazalarda komisyonda Başkan Olarak : Vali veya Kaymakam, Üye Olarak : Ziraat Müdürü veya Memuru , Sıtma Mücadele Başkanı veya Hekimi ve bunlar bulunmayan vilayetlerde Sıhhat İçtimai Muavenet Müdürü ve kazalarda Hükümet Tabibi ve çeltik ekimi yapanlardan biri bulunur .Bunlardan ziraat ve sıhhat teşkilatı bulunmadığı taktirde komisyonda : Başkan Olarak : Vali veya Kaymakam, Üye Olarak da : Ziraat Odası Başkanı ve çeltik ekimi yapanlardan biri bulunur. Ziraat Odası bulunmayan yerlerde bu komisyonlara Belediye Başkanları girerler.
Madde 2- Çeltik ekecekler çeltik komisyonundan izin almaya mecburdurlar.Yağışlı veya kurak yıllara göre çeltik ekimine ayrılacak alanın çeltik ekmek isteyenlere göre tayin edilmesi ve ona göre su dağıtılmasının idaresi ve gereğinde parça ekim ve su nöbetlerinin düzene konulması çeltik komisyonlarının vazife ve salahiyeti içindedir.Çeltik Komisyonu kendisine verilen dilekçeler üzerine gerek yeniden yapılacak ve gerek öteden beri bulunan çeltiklikler hakkında yerinde araştırmalar yapar, dilekleri bu kanun hükümlerine uygun olanlara izin verir . Dilekçelerin komisyona verildiği tarihten itibaren iki ay içinde dilek sahiplerine izin verilip verilmeyeceğini yazı ile bildirmek mecburiyetindedir .Bu müddet içinde karşılık verilmezse Komisyonu teşkil edenler dilekçe sahibinin zarar ve ziyanından şahsen ve mütetessilen mes’uldür.
Madde 3- İki kaza arazisi içinde bulunan çeltik alanlarının genişliği ve alanı sulayan arkların uzunluğu her kazada çeltik komisyonu tarafından birlikte araştırılır ve karşılıklı faydalar gözetilmek suretiyle konulacak nöbetler arasında çeltik çiftçilerine izin verilir.Bu iki kaza arasında uyuşulamazsa aradaki anlaşamamazlık ,eğer kazalar bir vilayete bağlı ise o vilayet çeltik komisyonunca , ayrı ayrı vilayetlere bağlı iseler Ziraat vekilince yoluna konulur.Vilayetler veya vekalet bu ihtilafları en çok bir ay içinde halleder ve bildirir. Çeltik ekimi çok ve toplu elverişli yerlerde çeltik tarlaları her on günde bir 48 saat susuz bırakılmak suretiyle kesik sulanır.
Madde 4- Çeltik komisyonu çeltiklik yapılmasına izin verdiği yerin iki tane krokisini yapar.Bunlardan bir tanesi komisyonda saklanır,diğeri 6 ıncı maddeye göre seçilecek mutemed heyetine verilerek bu heyetce saklanır.Bu krokiler için para alınmaz.Kesik sulama yapılan yerlerde çeltik komisyonları her çeltik tarlasının suyunun ne zaman kesileceğini ve tekrar ne zaman verileceğini tesbit eder ve mutemet heyetlerine bildirir.Mutemet heyetleri suların tesbit edilen zamanlarda kesilmesine bakar ve bu sistem sulamayı tam olarak idare ve kontrol eder.
Madde 5 - Çeltik Komisyonu yeniden çeltiklik yapılacak yerin krokisini çizdiği sırada oraya su akıtmak ve boşaltmak için yapılması lazım gelen arkların yerlerini de gösterir. Kabilse bu yerin bir planınıda yapar ve bu plan veya krokinin tatbik suretini yer üzerinde kazıklarla tesbit ile ameliyatın ne yolda yapılacağını çeltiklik yapmak isteyenlere tarif eder. Bunlar , müştereken , icab eden arkları gereken büvetleri ve lüzumlu başka işleri kroki veya plana göre yapmağa veya yaptırmağa borçludurlar. Çeltiklik sahipleri bunları yapmazlar veya aralarında uyuşamazlar yahut bunların Çeltik Komisyonunca yaptırılmasını isterlerse Komisyon bu hususta yapılacak masraifi tahmin ettirirve çeltikçiler arasından seçeceği bir heyet vasıtası ile herkesin payına düşen parayı toplattırarak icab eden arkları ve teferruatını yaptırır.Bedenen çalışmak istiyenler paylarına düşen para nisbetinde çalıştırılırlar.Çeltik Komisyonlarının kendi azası veya Mutemed Heyetleri arasından seçeceği bir zat da bu heyetlerin üyesidir.
BÖLÜM : II
Madde 6- Çeltik ekimi yapılan yerlerdeki çeltik komisyonlarının nezaretinde altında olmak üzere mutemed heyetleri kurulur.bu heyet belediye teşkilatı olan yerlerde belediye meclisi üyelerinden veya dışarıdan çeltik komisyonundan seçilecek üç kişiden terekküb eder.Köylerde ihtiyar heyetleri bu vazifeyi yapar.Mutemet heyetleri vilayet veya kaza merkezlerindeki çeltik komisyonlarına bağlıdır.
Madde 7- Mutemed heyetleri ,Hükümetin ayrıca bir kurumu tarafından idare edilmeyen umuma ait sularda bend ve su arklarının bakımını ,çeltikliklerin büyüklüğüne göre suların taksim edilmesini sıraya konulmasını temin etmeğe borçludurlar.Ancak suların idaresi için hususi kurum olan yerlerde yukarıki fıkra hükümlerinin yapılmasını kontrol ederler.Kesik sulama üsülü yapılan yerlerde çeltik komisyonunun tesbit edeceği şekilde her çeltik tarlasının suyunun ne zaman kesileceğini ve tekrar ne zaman verileceğini çeltik sahiplerine bildirirler ve bu zamanlarda çeltiklerin sularını su korucuları veya çiftçiler vasıtasıyla ana arklardan kestiriler. Çeltiklerin bu zamanlarda susuz bırakılmalarını gözetirler. Sularını tayin edilen zamanda kesmiyenleri bir mazbata ile o yerin çeltik komisyonuna bildirirler.Çiftçilerin bu suretle bildirilen su miktarı ve sıra nöbeti çeltik komisyonu kararı olmadıkça hiç bir vesile ile değiştirilemez.
Madde 8- Su taksimi ve sıra işlerinde çeltikçiler arasında çıkacak anlaşamamazlık ve dirliksizlikler mutemed heyeti tarafından düzeltilir.Mutemed heyetinin kararına razı olmayanlar çeltik komisyonuna baş vururlar.Komisyonun vereceği karar değişmez ve yapılır.
BÖLÜM : III Çeltik ekenlerin yapmakla mükellef oldukları hükümler ve bu hükümlere aykırı gidenlere verilecek cezalar.
Madde 9 - Yeniden çeltiklik yapacak olanlarla ötedenberi bulunan çeltikliklerden çeltik ekimini yapmak istiyenler, her yıl komisyonca ilan edilecek ekim vaktinden en aşağı üç ay önce çeltikliğin bulunduğu yerin,büyüklüğünü,bir sene önce tarlada ne ekilmiş olduğunu,sulama için kullanacakları suyun nereden alınacağını nerelerden geçeğini ve çeltik tarlalarından çıkacak suyun nereden geçerek nereye akacağını bildirir bir dilekçe ile yalnız başına veya toplu olarak o yerin en büyük mülkiye memuruna bildirmekle mükelleftirler.Bu dilekçe birinci maddede yazılı çeltik komisyonuna verilir.
Madde 10- Çeltik ekmek için izin almak isteyenlerden sular kime aid olursa olsun on ar başına mahalli komisyonlarca 30-60 kuruş alınır.
Bundan başka bu çeltik alanlarında aynı sulardan ürünlerini sulayan diğer çiftliklerdende yetiştirdikleri ürünlerin piyasa fiyatları gözönünde tutularak aynı sene içinde pirinç çiftçilerinden alınan paranın en çok dörtte birini geçmemek üzere komisyonun kararlaştıracağı miktarda on ar başına bir sulama parası alınır. Tabii su membalarından ,nehirlerden mihaniki vasıtalarla ve masraf ederek arazilerini su altına almağa mecbur olanlar hakkında asgari tarife tatbik olunur.
Madde 11- Çeltiklerde kullanılacak su kime aid olursa olsun yukarıda yazılı şekilde izin kağıdı almadan hiç kimse çeltik ekemez. İzinsiz ve fakat kanunun hükümlerine uygun olarak çeltik ekenlere birinci defasında her on ar için 5 ve tekrarında on liraya kadar hafif para cezası hükmolunur.İzinsiz yapılan çeltik ekimi aynı zamanda bu kanunun ve kanuna göre yapılacak idari ve fenni talimatların hükümlerine uygun olmazsa beher on ar için ayni ceza alınmakla beraber komisyonca gösterilecek lüzum üzerine zabıta kuvvetleriyle bu gibi çeltikliklerin suyu da kesilir.
Madde 12- Kurumu yapılmış çeltik suları; Devletin veya hususi idarelerin yahut Evkafın ise bunların bakım ve masrafları bu idarelerce görülür.Sular kime aid olursa olsun çeltiklikler için yeniden yapılacak akıtma ve boşaltma yapılacak çeltik komisyonunun çizeceği krokiye göre yapılır.
Madde 13- Köylerin orta malı sularından gerek köylüce ve gerek birine satılmak suretiyle çeltiklik yapılabilmesi için ilk önce köy derneğince karar verilmesi şarttır.
Madde 14- Çeltik sulamasında kullanılacak olan kurumlandırılmış sular Devletin,hususi idarelerin veya Evkafın ise bunun için çeltik çiftçilerinden on ar başına alınacak su parası he iki taraf arasında kararlaştırılır.İki taraf anlaşamazlarsa çeltik komisyonları meseleyi hakem sıfatiyle halleder.Komisyonlar su parasını kestirirken pirinç piyasasısını ve bu hususta etkili olabilecek başka sebeplari göz önünde bulundururlar.Bu idareler tesisatı yapılmamış olan sulardan para almazlar.
Madde 15- Kaynaklar şahısların mülkü olan çeltiklikler içinde olsa dahi bu suların bu kanuna göre düzeni ve murakabasi çeltik komisyonlarına aittir.
Madde 16- Tek tarla veya parça halinde çeltik ekimine başlamak isteyenler; kullanacakları suyun çeltikliğe akıtılması veya çeltiklikten boşaltılması sırasında geçeceği tarla,bahçe ve başka mülk sahiblerinin rızalarını alamazlarsa çeltik komisyonuna başvururlar ve komisyon tarafından orada yapılacak araştırma üzerine bir uzlaşma bulunur ve alakalılara bildiri-lir.Komisyon kararını kabul etmiyenler isterlerse mahkemeye başvururlar. Ancak bu gibi hallerde muhakeme sonuna kadar komisyonun kararı üzerine gidilir.
BÖLÜM : IV Sıhhi hükümler ve bu hükümlere aykırı gidenlere verilecek cezalar
Madde 17- Çeltiklikleri çok veya elverişli olan yerlerde çeltik tarlalarının her on günde bir kırksekiz saat susuz bırakılmak suretiyle kesik sulama mecburiyeti altında ekim usulünün hangi yerlerde tatbik olunacağı Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Ziraat Vekilliklerince birlikte kararlaştırılır
Madde 18- Kesik sulama ile çeltik ekilen yerlerde çeltikliklerin lüzumuna göre tamamen veya kısım kısım susuz bırakılması ana arklardan suların kesilmesi suretiyle yapılır. Suların boşaldığı zamanlarda çeltikliklerin tabanlarında küçük birikintiler bırakılmaz ve bunun için çeltikliklerin tabanları iyice düzeltilir.Çeltikliklerin susuz kalacağı kırksekiz saat zaman;çeltiklik suyunun tamamiyle boşalması vaktinden başlar ve suyun verilmeye başlanılması ile biter.Ancak çeltik komisyonları aynı arklardan çeltik tarlaları ile birlikte su alan diğer ürünlerin su ihtiyaçlarını da giderecek tedbirleri alırlar.
Madde 19- Kesik sulama tatbik olunan yerlerde çeltik tarlaları nahiye merkezleriy-le köylerde elli , kaza merkezlerinde beş yüz , vilayet merkezlerinde bin metre uzaklıkta bulunur. Kesik sulama yapılmıyan yerlerde ise çeltiklikler o civardaki köy,kasaba ve şehirlerle sayfiyelerinden üç kilometre uzakta bulundurulur.Uzaklıklar,dağınık damlar hesaba katılmamak üzere ev kümelerinin ve köylerde köylerin en kenar evinin dış çevresiyle çeltik ekilen yerlerin en yakın noktasının arası ölçülerek tayin olunur.
Madde 20- Kurutulması güç ve çalışmağa bağlı olan ve senenin en kurak mevsiminde dahi kurumıyan ve sıtma yaptığı anlaşılmış bulunan ve mazarratının sıhhi tedbirler ile izalesi kabil olmıyan bataklıklara yakın bulunan köy ve şehirler etrafında yapı lacak çeltik ekimi bu kanunun19 uncu maddesinde yazılı uzaklıklara tabi tutulmaz.Yalnız bu şartlar altında dahi çeltik tarlalarının köy veya şehre en yakın bulunacak hududu; bataklığın en kurak mev simlerde şehir veya köye olan uzaklığından daha yakın olamaz ve böyle köy ve şehirler civarında yapılacak çeltik tarlalarının diğer köy ve şehirlerden bu kanuna göre icab eden uzaklıklarda bulunması şarttır.
Madde 21- Çeltikliklerde su getiren arkların taşma veya sızıntı suretiyle etraflarında su birikintileri yapmalarına ve çeltiklik kenarlarının su sızdıracak şekilde ya pılmasına ve çeltik sularının tarladan çıktıktan sonra hiç bir yerde durgun bir hale gelmesine müsade edilemez. Bu suların düzgün arklarla etrafına taşıp su birikintileri meydana getirmeden bir dereye , göl veya denize akıtılması gözönünde tutulur. Çeltik tarlalarına ırmak, çay ve derelerden su ayırmak için yapılacak su bendlerinden dolayı , sıhhi mazarratı varsa bu bendlerin ve bunlardan baş gösterecek su durgunluklarının şehir , kasaba ve köylere olan uzaklığı üç kilometreden daha az olamaz. Sıhhi zararı olduğu halde istenildiği zaman suların tamamen ve az zamanda boşaltılmasını temin edecek savakları olan bendlerin uzaklığı kesik sulama usulünde olduğu gibidir.Bu bendlerin çeltik arkları gibi muayyen zamanlarda açılıp sulara serbest akıntı verilmesi gerekir.Bu hükümlere aykırı gidenlerden elli liradan yüz liraya kadar hafif para cezası alınır ve tekrarı halinde suları kesilerek ekimleri yok edilir.Çeltik biçildikten sonra ertesi yıl ekim hazırlıklarına başlanıncaya kadar çeltikliklerin yine su altında bırakılması yasaktır.Ancak milleme,zararlı hayvanların öldürülmesi gibi maksadlarla sıtma sürfelerinin yaşayamıyacağı kış ayları içinde bu yerlerin su altında bırakılmasına komisyonca izin verilebilir.Başka zamanlarda ise bir haftaya kadar izin verilebilir.Bunun aksini yapanlardan on ar başına beş liradan on liraya kadar hafif para cezası alınır.
Madde 22- Kesik sulama tatbik olunan yerlerde çeltik komisyonunun tesbit ettiği zamanlarda çeltik tarlalarını tamamen susuz bırakmıyanlara ve bu maksadlarla suyu kesilen ana arkların suyunu açmak teşebbüsünde bulunanlara 100 liradan 150 liraya kadar hafif para cezası hükmolunur ve tekrarlarında bunları yapanların suları büsbütün kesilir.
Madde 23- Çeltikliklerde çalışanlar ve çalıştırılanlar kesik sulamaya tabi olan yerlerde elli metreden ve daimi sulamaya tabi olan yerlerde üç kilometreden yakında geceleri açıkta yatırılmaz.Bu mümkün olmadığı takdirde çeltik ekenler tarafından amele ve bekçiler için döşemesi yerden en aşağı bir metre yüksekliğinde barakalar yaptırılır.Bu barakaların pencere ve kapılarına sivrisineklerin girmesinin önüne geçecek şekilde mazbut tel kafesler konulması ve yattıkları yataklar için birer cibinlik bulundurulması mecburidir.
Madde 24- İşçilerin çeltikliklerde güneş doğmadan evvel çalıştırılmaları yasaktır. Akşamları güneş batmadan bir saat önce paydos edilerek amelenin evlerine dönmüş bulunması ve tel kafeslerin kapanması mecburidir.
Madde 25- Çeltikçiler işçilerin sıhhatine muzır olmayacak içme sularını hazır bulundururlar.
Madde 26- Çeltik sahipleri ,kullanacağı işçilerin sıhhatlerinin korunması için 23,24 ve 25 inci maddelerde yazılı bulunan ve ayrıca çeltik mahallerinin icaplarına göre sıtma mücadele heyetleri ve bunların bulunmadıkları yerlerde Hükümet tabibleri,bunların bulunmadıkları yerlerde belediye tabibleri tarafından gösterilecek her türlü sıhhi tedbirleri tatbik etmekle ve kullandıkları işçilere parasız fenni usül dairesinde kinin dağıtmakla mükelleftir.
Madde 27- Çeltikliklerde kullanılan işçilerin sıhhatlerinin korunması için konulan hükümlere aykırı gidenlerden veya mükellef oldukları vazifeleri yapmayanlardan ilk defasında elli Liradan yüz Liraya kadar hafif para cezası alınır.Tekrarlayanlardan bu ceza alınmakla beraber komisyonca bunlara çeltik ekimi yasak edilir.
Madde 28- Bu Kanun hükümleri içinde çeltikliklerin yeniden yapılması idare ve ıslahı , suların sevk ve idaresi ve bunun gibi hususlar hakkında bu kanunda yazılı yasaklara aykırı gidenler veya mükellef oldukları vazifeleri yerine getirmeyenlerden ve çeltik komisyonunun kararlarını yapmayanlardan bu suçlar için bu kanunda ayrıca ceza gösterilmemiş ise 10 Liradan 50 Liraya kadar hafif para cezası alınır ve tekrarlandığında bu ceza alınmakla beraber komisyonca bunlara çeltik ekimi yasak edilir.
Madde 29 - 27 ve 28 inci maddelere göre çeltik ekmeleri yasak edilen kimselere ertesi sene çeltik ekimi için komisyonca müsaade edilir.
BÖLÜM V
Umumi hükümler

Madde 30 - Bu kanunda yazılı para cezalarına çeltik komisyonunlarınca karar verilir.Bu kararlar aleyhine tebliğden itibaren alakalılar tarafından 7 gün içinde mahalli sulh hakimine itiraz olunabilir.İtiraz,kararın infazını durdurmaz. İtiraz üzerine sulh hakimlerince verilecek kararlar kat’idir.
Madde 31 - Bu kanunda yazılı para cezaları hususi idarelerce tahsil olunur.Cezayı vermeyenlerin hapis hükmü müstesna olmak üzere Tahsili Emval Kanunu mucibince mallarına müracaat edilir.Bu suretle tahsil olunamayan para cezaları hususi idarelerin verecekleri müzekkereler üzerine Cumhuriyet Muddei Umumiliklerince umumi hükümlere göre hafif hapse çevrilerek infaz olunur. 10. maddede yazılı ruhsatiye ve ücretlerin tahsilinde mutlak surette Tahsili Emval Kanunu tatbik olunur.Bu suretle tahsil olunan para cezaları ruhsatiye resimleri ve ücretler hususi bütçelere gelir kaydedilir.
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Okunmamış 02-12-2007, 10:58 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Radyoloji,Radiyom,Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun

RADYOLOJİ, RADİYOM VE ELEKTRİKLE TEDAVİ VE DİĞER FİZYOTERAPİ MÜESSELERİ HAKKINDA KANUN
Kanun No: 3153
Resmi Gazete
Tarih:28.4.1937; Sayı: 3591
Madde 1: Münhasıran röntgen şuaı vasıtasıyle teşhis veya hem teşhis ve hem tedavi yahut radiyom emanasyonu yahut radiyom mürekkebatile veya her türlü elektrik aletleriyle tedavi yapmak için müessese açmak Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin iznine bağlıdır.
Madde 2: Birinci maddede adı geçen müesseseler yalnız ihtisas vesikası almış tabipler tarafından açılabilir. Bu tabipler açacakları mümessesenin adresini ve kullanacakları cihazların marka ve nevilerini ve radiyom miktarını ve şeklini bildiren bir istida ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine müracaat ederler. Bu istidaya binanın bir krokisini ve vesikalarının birer örneğini de bağlarlar. Vekaletçe müessese tetkik ve teftiş ettirilerek hasıl olacak neticeye göre yazı ile izin verilir.
İzin alınmadan bu kabil müessese işletilemez ve buralara hasta kabul olunamaz.
Madde 3: Birinci maddede yazılı müesseselerinin bina vasıfları ve hastalarla mütehassısları ve orada çalışan veya bulunan başkalarının elektrik cereyanı ve röntgen şuaı ve radiyom arızalarından korunacak tertiplerle bunlara ait levazımın şartları ve radiyom için bir müessesede bulunması lazım gelen en az miktar ve elektrikle tedaviye mahsus aletlere ait vasıf ve şartlar hakkında bir nizam name yapılır.
Madde 4: Birinci maddede yazılı müesseseler dışında tedavi maksadıyle açılan diğer her nevi fizyoterapi ve bunlara benzer müesseseler de izne tabi olup bunların vasıf ve şartları hakkında bir nizamname yapılır.
Madde 5: Röntgen ve radiyom ve elektrikle tedavi müesseselerinde buraya kabul edilen hastaları kayde mahsus ve Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince hazırlanan örneklere protokol defterleri tutulması mecburidir.
Madde 6: Röntgen ve radiyom ve elektrik aletleri ile tedavi ancak müessese mesul mütehassısı tarafından veya nezareti altında yapılır ve her tedavi seansının bitmesinden sonra her hasta için ayrı olarak tutulacak bir müşahade varakasına yapılan tedavinin nevi ve devam müddeti ve cerayanın kuvveti veya tatbik edilen radiyomun miktar ve şekli ve tedavi yapılan nahiyenin genişliği ve sair tafsilat kaydedilerek mütehassıs tarafından imza edilir. Bu müşahade kağıtları en az üç sene muhafaza edilir.
Madde 7: Tabipler ve diş tabipleri muayenelerinde yalnız tedavileri altında bulunan hastalarda teşhis için kullanılmak üzere röntgen teşhis aletleri veya tedavi için faradizasyon, galvanizasyon, diyatermi ve sair cihazları bulundurabilirler. Bu cihazlar ve bulundukları yerler üçüncü maddeye göre yapılacak nizamnamedeki şartlara uygun olarak her türlü arızlara mani olacak şekilde tertibatı havi olmaları lazımdır.
Bu cihazları kullanmak için hususi izin almaya lüzum yoktur. Yalnız böyle cihazlar konulduğu ve kullanıldığı bir hafta içinde o yerin en büyük sıhhat memurluğuna yazı ile bildirilmesi mecburidir.
Tabip ve diş tabipleri muayenehanelerinde bulunduracakları ve kendilerinin kullanacakları bu cihaz ve aletleri iyi kullanmaya muktedir olduklarını bir vesika ile ispata veya bir mütehassıs yanında en az üç aylık bir kurs veya staj yapmaya mecburdurlar.
Bu maddenin birinci fıkrasına göre muayenehanelerinde cihaz ve alet bulunduracak tabip veya diş tabiplerinin tedavileri altında olan hastalardan başkasının röntgenle teşhis veya elektrikle tedavi için para ile hariçten hasta kabul ettikleri takdirde birinci maddede yazılı şartlara göre izin almaya mecburdurlar.
Madde 8: Resmi ve hususi hastaneler, sanatoryumlar veya bunlara benzer müesseselerde bulunan ve birinci maddede yazılı teşhis ve tedavi aletlerinin tertibatı, üçüncü maddeye göre yapılacak nizamnameye uygun olması lazımdır.
Hususi hastanelerde yapılan ve hariçten para ile yalnız bu aletlerden istifade etmek üzere hasta kabul edilen tesisat için birinci maddede gösterilen şekilde izin almak lazımdır.
Madde 9: Her türlü röntgen, radiyom ve elektroterapi müesseseleriyle tabip bir diş tabipleri muayenehanelerindeki teşhise mahsus röntgen ve diğer elektrik tedavi cihaz ve aletleri ve fizyoterapi müesseseleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince teftiş ettirilir. Teftiş sırasında alakalılar, istenilen izahati vermeye ve beşinci ve altıncı maddelerde yazılı defterleri ve müşahade kağıtlarını göstermeye mecburdurlar.
Madde 10: Bu kanunda gösterilen salahiyeti haiz olmıyanlar veya salahiyetli olup da birinci maddeye uyarak izin almamış olanlar tarafından işletilen rötgen ve radiyom ve elektroterapi ve sair fizyoterapi müesseseleri, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin salahiyetli makam ve memurları tarafından verilecek müzekkere üzerine o yerin en büyük mülkiye amirinin vereceği emirle hemen kapatılır.
Madde 11: Mütehassıs olduğu halde bu kanunda yazılı müesseseler için izin almıyanlar 1500 liradan 3000 liraya kadar ve izinsiz bu müesseseleri açan mütehassıs olmıyanlar 6000 liradan 15000 liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.
İzin almaksızın evvelce müracaat edip de müracaatları reddedilenler, böyle bir müessese açanlar hakkında yukarıki fıkradaki birinci hale göre hükmedilecek para cezası 2250 liradan ve ikinci halde alınacak para cezası 9000 liradan aşağı olamaz.
Madde 12: Üçüncü ve dördüncü maddelerde yazılı nizamnamelerde tesbit edilecek vasıf ve şartlara uygun olmadığı teftiş neticesinde görülen müesseseler noksanlıklarının tamamlanmasına kadar Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilliği makam ve memurlarının vereceği müzekkere üzerine o yerin mülkiye amirinin emri ile kapatılır.
Madde 13: Üçüncü maddede adı geçen adı geçen nizamnamedeki vasıf ve şartlara uygun olmıyan cihazları kullananlar 3000 liradan 15000 liraya kadar ağır olmıyan para cezasıyla cezalandırılırlar.
Madde 14: Bu kanunda yazılı suçlar hakkında Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilliği makam ve memurlarının C. Müddeiumumilerine yazacakları müzekkere üzerine, kanuni takip yapılarak muhakemeleri sulh mahkemeleri tarafından görülür.
12.maddeye göre kapatma ve meni mucip sebepler 11. ve 13. maddeler mucibince cezai esas teşkil ettiği takdirde mahkemeden aksine bir karar verilinceye kadar kapatma ve meni kararları devam eder. Kapatma ve meni icap eden sebep cezai takibi müstelzim değilse alakalılar kapatma ve meni kararlarına karşı idari yoldan itirazda bulunabilirler.
Muvakkat Madde: A) Bu kanunun neşri tarihinde mevcut rötgen ve radiyom ve elektroterapi müesseseleri sahipleri bir ay içinde bulundukları yerin en büyük sıhhat memurluğuna bir beyanname vererek üçüncü maddede yazılı malumatı vesikalarıyla birlikte vermeye mecburdurlar.
Muayenehanelerinde yalnız teşhise mahsus rötgenle elektrik tedavi aletleri bulunduran tabip ve diş tabipleri ile bu müddet içinde beyanname vermek mecburiyetindedirler.
Tertibatı üçüncü madde yazılı nizamnameye uygun olmayan müessese sahipleriyle muayenehanelerinde röntgen ve elektrik cihazı bulunduran tabip ve diş tabipleri salahiyetli makam tarafından noksanın tesbitiyle kendilerine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde noksanlarını ikmale mecburdurlar.
Muayyen zamanda beyanname vermeyenler 750 liradan 3000 liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılırlar.
B) Dördüncü meddede yazılı fizyoterapi müesseseleri sahipleri içinde bulundukları yerin en büyük sıhhat memuruna bir beyanname ile, nizamname ile istenilen malumatı vesikalarıyla birlikte vermeye mecburdurlar. Bu müesseselerin tertibat ve aletlerinde noksan bulunduğu anlaşılırsa selahiyetli makam tarafından noksanın tesbit ve alakalılara tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamaya mecburdurlar.
Muayyen zaman içinde bu bentte yazılı mecburiyetleri yapmıyanlar 750 liradan 3000 liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılırlar.
C) A ve B fıkralarında yazılı müessese ve muayenehanelerde bulunan ve nizamnamelerdeki vasıf ve şartlara uygun olmayan röntgen, fizyoterapi vesair elektrik teşhis ve tedavi aletleri sıhhat ve hayata zarar verecek halde oldukları anlaşılırsa noksanlarının ikmaline kadar bu kanunda yazılı usul mucibince kapattırılır. Veya kullanmaktan menedilir.
Bu hükme aykırı harekette bulunan müessese sahipleriyle tabip ve diş tabipleri hakkında bu kanunun 11. maddesi hükmü tabik olunur.
Madde 15: Bu kanun neşri tarihinden itibaren muteberdir.
Madde 16: Bu kanunun hükümlerini icraya Adliye, Dahiliye ve Sıhhat ve İçtimai
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Okunmamış 02-12-2007, 10:59 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu

MİLLİ MÜDAFAA MÜKELLEFİYETİ KANUNU

Kanun Numarası : 3634
Kabul Tarihi : 7/6/1939
Yayımlandığı Resmi Gazete : Tarih : 16/6/1939 Sayı : 4234
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 20 Sayfa : 512

Bu Kanunun yürürlükte olmayan hükümleri için bakınız, "Mülga Kanunlar Külliyatı"Cilt: 1/ Sayfa: 253, Bu Kanun ile ilgili tüzük için, "Tüzükler Külliyatı" nın kanunlara göre düzenlenen nümerik fihristine bakınız. Bu Kanun ile ilgili olarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren yönetmelik için," Yönetmelikler Külliyatı"nın kanunlara göre düzenlenen nümerik fihristine bakınız.
BiRİNCİ FASIL
Umumi Hükümler
Madde 1 - (Değişik birinci fıkra : 28/6/2001 - 4701/1 md.) Seferberlik ve savaş hali ile bu hallerin henüz ilan edilmemiş olduğu ancak savaşı gerektirebilecek bir durumun meydana geldiği gerginlik ve kriz dönemlerinde yapılacak seferberlik hazırlıkları ile kıtaların toplanması esnasında, alelade vasıtalarla temin edilemeyen bütün askeri ihtiyaçları veya hizmetleri bu Kanun hükümleri dairesinde vermeye veya yapmaya her şahıs borçludur.
Bu mükellefiyetlerin Türk topraklarının tamamı veya bir kısmı üzerinde yapılmasına başlanacağı zamanı, İcra Vekilleri Heyeti tayin eder.
Madde 2 - Milli Müdafaa mükellefiyetinin halkın kabiliyeti ve mevcut membaları ile mütenasip olarak tatbiki şarttır.
15 yaşından aşağı, 65 yaşından yukarı ve malül ve sıhhati muhtel olanlarla bakıma muhtaç çocuğu olan ve gebe bulunan kadınlar şahsi mükellefiyete tabi tutulmazlar.

Madde 3 - Bu kanunda yazılı istisnalardan başka verilen her şey veya yapılan her hizmet için sahibine değerince tazminat verilir.

Madde 4 - Bu kanunun koyduğu mükellefiyetin tatbikını istemek salahiyeti ancak ciheti askeriyeye aittir.
Tatbiki istenilen mükellefiyetin mahiyetine ve mahal ve zamanına göre bu salahiyetin hangi askeri makamlar tarafından kullanılacağı nizamname ile tespit olunur.
Her teklif yazılı ve imzalı kağıtlarla yapılır. Bu kağıtlarda mükellefiyetin mahiyeti, miktarı ve mümkün oldukça devam müddeti gösterilir. Yapılan mükellefiyete karşı bir makbuz verilir.

Madde 5 - Zaruri hallerde Milli Müdafaa Vekilinin veyahut bir mevkiin müdafaasına memur kıtaların en büyük komutanının emrile harb mevkilerinde bulunan ahalinin iaşe ihtiyaçları dahi Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile tedarik olunabilir.
İKİNCİ FASIL
Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile tedarik olunacak maddeler
Madde 6 - Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile tedariki caiz olan askeri ihtiyaçlar başlıca aşağıda yazılı olanlardır:
I - Erleri, askeri şahısları, kıtaları ve bütün asker hayvanlarını barındırmak için ve ordunun her türlü vazife ve hizmetlerine mütaallik levazım ve teçhizatının konulmasına, saklanmasına ve askerİ memur ve müstahdemlerin vazifelerini ifa etmesine yarayan ve sahiplerine kati lüzumu olmıyan binalar,

II - Orduya lazım olan yiyecek, içecek ve giyecek maddeleri, hayvanlara lazım olan hububat, ot ve saman,
Binalara yerleştirilen ve ordugahda bulunan kıtalara lüzumlu yatak otu ve saman,

III - Binek ve nakil hizmeti için orduya yarayan motörlü ve motörsüz her nevi kara nakil vasıtaları,
Binek, yük ve koşum hayvanları mevcut semer, yular, hamut, her nevi koşum mevaddı gibi levazımı ile ve binek hayvanları, var ise, eyer takımile ve motörlü vasıtalar yedek alat ve edevat ve parçalarile ve icabında sürücü, arabacı ve şoförlerile beraber,

IV - Bütün müstahdemin ve mürettebatı ile beraber deniz, göl, nehir ve kanallarda bulunan gemiler ve her türlü cer ve nakil vasıtaları,

V - Mürettebat ve müstahdemini ile ve bütün malzemesile beraber hava nakil vasıtaları,

VI - Değirmenler, fırınlar, fabrikalar, sınai müesseseler,

VII - Her nevi inşaata, tamirlere vesair askeri işlere lüzumlu olan bilümum malzeme, vasıtalar, aletler, makineler ve cihazlar,

VIII - Her türlü cer ve nakil vasıtaları ile hareket istihsal eden diğer vesait için muktazi kömür, benzin, mazot, yağ vesair mevat,

IX - Kılavuzlar, sailer, her türlü askeri hizmete lüzumlu işçiler,

X - Cephede ve asker veya sivil sıhhat teşkilatı olmıyan sair yerlerde yaralı ve hasta askerlere, işbu teşkilata gidebilecek veya sevkolunabilecek bir hale gelinciye kadar, mahalli idare veya köy heyetlerince münasip binalar veya evlerde yatırılıp bakmak hizmeti,

XI - Askeri teslihata, teçhizata, ilaçlara ve pansuman malzemelerine mütaallik her türlü eşya ve tıbbi ve cerrahi alat ve cihazlar, yatak takımı ve konaklamağa ait her türlü eşya ve maddeler,

XII - Askeri ihtiyaçlar için zaruri olan sair her türlü maddeler ve hizmetler,


(Değişik cümle : 28/6/2001 - 4701/2 md.) Seferberlikten gayri hallerde yukarıdaki fıkralarda yazılı olanlara Milli Müdafaa mükellefiyeti konulabilir.
(Son fıkra mülga : 28/6/2001 - 4701/2 md.)
Madde 7 - 6 ncı maddede gerek Milli Müdafaa mükellefiyeti vazolunan müessesesi dahilinde ve gerek sürücüsü olduğu nakil vasıtası başında çalıştırılmak üzere hakkında şahsen milli müdafaa mükellefiyeti tatbik olunan kimselerden askerlik mükellefieti haricinde bulunanlara istihdamları devam ettiği müddetçe ücret veya yevmiye veya tazminat verilir.

Bunların hal ilcasile kendilerini iaşe edememeleri, hastalanmaları, malüliyetleri veya vefatları halinde haklarında askerlik mükellefiyet dahili emsali gibi muamele yapılır.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Milli Müdafaa mükellefiyetinin tatbik şekli
Madde 8 - Her vilayet ve kaza merkezinde en büyük mülkiye memurunun reisliği altında en büyük maliye memurile askerlik şube reisi, askerlik şubesi bulunmıyan yerlerde jandarma komutanından ve belediye ile ticaret ve sanayi odası tarafından seçilecek birer zattan mürekkep bir milli müdafaa mükellefiyeti komisyonu bulunur. Ticaret ve sanayi odası bulunmayan yerlerde belediyeden iki aza seçilir.

Seferberlik Müdür veya memuru bulunan yerlerde bu müdür veya memur komisyonun tabii azasından olup büro ve yazı işlerini de görürler.

Komisyon mürettep adedinin yarısından bir fazlasile toplanır ve mevcudun ekseriyetile karar verir. Reylerde tesavi halinde reisin bulunduğu tarafın reyi kabul olunur.

Tazminat ve ödeme işleri hariç olmak üzere müstacel hususlarda Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonlarına izafeten muamele yapmak üzere Nahiye merkezlerinde, Nahiye Müdürünün reisliği altında jandarma komutanı ve varsa belediye reisinden, yok ise Nahiye merkezinin muhtarından ve köylerde muhtar ve ihtiyar heyetini teşkil edenlerden mürekkep muvakkat birer tali komisyon, teşkil olunabilir. Mülki teşkilatı olmayan yerlerde komisyon, belediye reisinin reisliği altında kurulur.

Bu tali komisyonların teşkili alakadar Milli Müdafaa mükellefiyet komisyonu kararile yapılır. Müstacel olup ta muhabereye imkan bulunmazsa bu komisyonlar o işe mahsus olmak üzere kendiliğinden teşekkül edebilir.

Milli Müdafaa mükellefiyet komisyonları hazar vaktinde Milli Müdafaa Vekaletinden verilecek emir dairesinde ihsai ve ihzari tetkikler yaparlar.

Madde 9 - Milli Müdafaa mükellefiyetleri, Milli müdafaa mükellefiyeti komisyonları vasıtasile tatbik olunur.

Eğer bir mahalde Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonu bulunmaz veyahut bir mükellefiyetin acele tatbikına zaruret hasıl olup ta usulü dairesinde komisyona müracaata imkan bulunmazsa mükellefiyet doğrudan doğruya ciheti askeriyece tatbik olunabilir.

Her türlü teslimler askeri makamlarca tayin olunacak tesellüm heyetlerine makbuz mukabilinde yapılır. Bu makbuzların ziri ayrıca Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonları tarafından tasdik olunarak alakalıya verilir.

Madde 10 - Tesellüm heyetlerinin kurulma tarzı nizamname ile tesbit olunur.
Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonları, istenilen şeyi mevcut olan ve olmıyan mükellef ahali üzerine tarh ve tevzi eder. Bu tevziin herkese ayırtsız ve fakat mevcutlarına göre bir nisbet dahilinde yapılması lazımdır.
Mükelleflerin gaybubeti halinde komisyonlar bu gibilere ait hisselerin ne suretle istifası lazım geleceğini kararlaştırarak halin icabettirdiği bütün tedbirleri alır.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile iskan ve konaklama
Madde 11 - (Değişik: 4/4/1945 - 4710/1 md.)
Tevakkuf veya yürüyüş ve gerekirse konuş halinde bulunan askeri kıtalara mensup askeri kişiler ve erler ve bunlara ait hayvan, eşya ve malzeme askeri binaların mevcut olmaması veya kafi gelmemesi halinde evvelce yazım sonucunda kabiliyeti tesbit edilmiş olan Devlete, özel idarelere, belediyelere, köylerin tüzelkişiliğine, vakfa, ortaklıklara ve derneklere ait binalı ve binasız gayrimenkullere ihtiyaca göre sıra ile vaziyet ve bunların da kafi gelmemesi halinde boş olanlarından başlayarak ahaliye ait olanlara başvurularak oralarda ibate ve muhafaza edilirler. Bu yerleşme ya sahiplerinin membaları göz önünde tutularak iskan namı altında veya bu şartlara uyulmayarak ihtiyaç nispetinde ve yerlerinin istiap kabiliyetleri derecesine ve fakat yine içinde oturanların oturma hakları muhafaza edilerek konaklama tarzında yapılır.
İskan ve konaklama, bina sahiplerine, yatak, kap, kaçak vermek ödevini yüklemez.
İskan edilen yerlerde su ve elektrik gibi şeyler ücretli ise bunların ciheti askeriyece istihlak edilen miktarı ödenir.
İhtiyaç üzerine işgal edilen gayrimenkullerde de aynı suretle işlem yapılır.
Tevakkuf halinde geçici müfrez kıtalar ve münferit askeri kişiler şehirlerde, kasabalarda, köylerde ve münferit evlerde hep bu tarzda yerleştirilir.
Yukarda yazılı hallerde bina sahiplerinin ekonomik çalışmaları bozulmaz. Tarlalardan sahiplerinin ve işletenlerin ekip biçeceği kadar kısmı işgal edilmez. Milli Müdafaa Mükellefiyeti Komisyonunca takdir edilecek fazla tarla kısımlarına da lüzum hasıl olursa vaziyet edilir.

Madde 12 - 11 inci maddede yazılı bina, ahır ve mağazalar 8 inci maddede yazılı salahiyetli komisyonlar tarafından askeri makamlarca da muvafık görülmek şartı ile tedarik olunur.

Madde 13 - Gerek iskan ve gerek konaklama için işgal olunabilecek bütün binalar, müesseseler, ambarlar, mağazalar, ahırlarla bunların istiab kabiliyetleri en az üç senede bir Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonları tarafından tespit ettirilir.

Madde 14 - Askeri kıtaların iskanı veya konaklaması lazım geldiği hallerde bunların oraya varacakları gün askeri makamlar tarafından mahallin Milli Müdafaa Mükellefiyeti Komisyonlarına bildirilir. Bu komisyonlar gösterilecek Milli Müdafaa mükellefiyeti emri üzerine birliklerin mümkün olduğu kadar toplu bir halde yerleştirilmelerini temin edecek surette tedbirler alırlar ve bu tedbirlere göre iskan varakaları yazarlar.

Madde 15 - Yanlarında asker iskan edilecek veya konaklatılacak kimselerin sıfat ve memuriyetleri ve içtimai vaziyetleri ne olursa olsun bunlar arasında hiç bir ayrılık gözetilmez.
Evlerinde erkeksiz yaşayan kadın ve kızların evlerine iskan veya konaklama yapılmaz.
Subay ve askeri memurlar dahil kendilerine ait olan hususi evler ve binalardan diğer ahali gibi iskan ve konaklama mükellefiyeti ile mükelleftirler.

Madde 16 - Sükna mükellefiyetinin müsavi ve adaletli bir tarzda tevzi edilmiş olup olmadığı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Komisyonları tarafından kontrol edilir.
Seferberlikten gayri hallerde gaip şahısların ikametgahlarına vaziyed olunmazsa başka bir mahalde bedeli gaibe ait üzere sükna temin olunur.
Evvelce Milli Müdafaa Mükellefiyetine tabi tutularak askeri makamların işgali altında bulunmakta olan umumi ve hususi binalar iskan ve konaklama mükellefiyetinin tevzii sırasında artık nazara alınmaz.
Madde 17 - (Değişik: 4/4/1945 - 4710/1 md.)
Askeri kıtaların iskan edildikleri veya konakladıkları binalı ve binasız gayrimenkullerde sebep oldukları bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Sonradan uyuşmazlığı mucip olmamak için mümkün olan hallerde gayrimenkullerin ne halde olduklarının, kullanılmak üzere bırakılmış eşya mevcut ise hal ve niteliklerinin, işgal eden kıtadan bir subay ile mal sahipleri veya temsilcileri tarafından işgalden evvel imza edilecek zabıt varakasiyle belirtilmesi ödevlidir. Bunun bir sureti komisyona, diğer bir sureti ilgili kişiye verilir.
Madde 18 - Binaların boşaltılması:
Ciheti askeriye, iskan veya konaklama suretile işgal olunan binaların tahliyesinden Milli Müdafaa Mükellefiyeti Komisyonunu haberdar eder. Mümkün olan ahvalda bu ihbar tahliyeden evvel yapılır. Komisyon ihbar üzerine keyfiyeti derhal mal sahiplerine veya birlikte sakin olan ailesi efradına tebliğ eder, bunlar mallarında bir hasar vukua geldiğini iddia ettikleri takdirde tebliği takip eden 24 saat zarfında komisyona müracaatla hasarın tesbitini isteyebilirler. Tahliye olunan binanın sahibi veya birlikte sakin olan aileleri efradından bir kimse bulunmadığı takdirde komisyon derhal işgalden mütevellit bir hasar vukua gelmiş olup olmadığını resen tesbit eder ve keyfiyeti bir ay müddetle ilanen tebliğ eder.
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen şekillerde tesbit edilen hasar miktarını kabul etmeyenler üç gün zarfında salahiyettar mahkemeye müracaat ederler. Bu müddet zarfında müracaat etmeyenler artık ayrıca hasar iddiasında bulunamazlar.
Madde 19 - (Değişik: 4/4/1945 - 4710/1 md.)
Binalı binasız gayrimenkullerin işgaline mukabil sahiplerine memleket rayicine göre takdir edilecek bir kira verilir. Aşağıdaki hallerde iskan ve konaklama parasızdır:
1 - Seferberlik yapılan mıntakalarda ve seferberlik süresince aynı kıtaların veya başka kıtaların aynı kimse nezdinde iskan edildikleri veya konakladıkları ceman beş gün.
2 - Toplama mahalline giderek veya toplama mahallinde aynı veya başka başka kıtaların aynı kimse nezdinde iskanları veya konaklamaları hallerinde her ay için en çok üç gece.
3 - Manevra yapan kıtaların iskanları veya konaklamaları hallerinde.
Madde 20 - Askeri kıtaların iskanları veya konaklamaları parasız olduğu hallerde hayvanların gübreleri mülk sahibine bırakılır.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Okunmamış 02-12-2007, 11:02 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu Devami

MİLLİ MÜDAFAA MÜKELLEFİYETİ KANUNU


BEŞİNCİ FASIL
Hazar ve seferde kara nakil vasıtalarına Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbikı
Madde 21 - Nakil vasıtalarının hazarda tahrir ve tasnifine ve kanunun birinci maddesinde yazılı hallerde bu vasıtalara Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbikına ve celbine tesellüm komisyonuna ve bulunmadığı halde askerlik şubesine teslimine ait bütün işler, Milli Müdafaa Vekaletinin emri dahilinde, 8 inci maddede yazılı harb mükellefiyeti komisyonları tarafından yapılır.

A - Hazarda tahrir, tasnifi işleri:
Madde 22 - Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunacak kara nakil vasıtaları şunlardır:
1 - Binek, yük veya koşum hayvanı olarak at (aygır, iğdiş), kısrak, katır, eşek, deve, manda, öküz,
2 - Bunların çektiği her nevi araba, kızak,
3 - Bisiklet, binek otomobil, her büyüklükte yük otomobili, motosiklet, cer için traktör ve emsali.(1)
Madde 23 - En az üç senede bir Milli Müdafaa Vekaletinin tesbit ettiği zamanlarda harp mükellefiyeti komisyonları tarafından nakil vasıtalarının tahriri yaptırılır. Nakil vasıtalarının tahrir heyetinde:
Askerlik şube reisi veya şubeden bir subay,
Askeri bir baytar, bulunmadığı halde Hükümet veya belediye baytarı, bunlar da yok ise hariçten serbest bir baytar ve bu da bulunmazsa atlı sınıftan bir subay,
(Şehir veya kasabalarda belediyenin seçeceği bir kişi, köylerde köy muhtarı ve motörlü kara vasıtalarının tahrir eden heyete baytar yerine bir makine mütehassısı bulunur.)

Madde 24 - 23 üncü maddede yazılı heyetler köy, köy dolaşarak nakil vasıtalarını ve teçhizatını muayene ve tesbit ederler. Mıntakanın geniş ve köy adedinin fazla olması yüzünden bu tahririn uzun süreceği yerlerde bir kaç köyün nakil vasıtaları bütün techizatile merkezi bir köyde toplatılarak ve fakat yığıntıya meydan verilmiyerek muayene ve tahrir orada yapılır. Ancak bu merkezin köylerden 10 kilometreden fazla uzak olmaması ve toplantı gününün en az bir hafta evvel bildirilmesi suretiyle toplanmanın temin olunması lazımdır.
Madde 25 - (Değişik: 10/6/1959 - 7343/1 md.)
Tahrir heyetleri senede bir defa, erlerin yoklamaları zamanında merkeze gelen köy ihtiyar heyetlerinin seçeceği adamları ve merkezde muhtarları komisyona çağırarak bütün nakliye vasıtaları hakkında verecekleri son malümatı tahrir defterine adedi fazla olanlar başa geçirilmek üzere kayıt ve işaret ederler. Tahrir heyetleri o sene Ocağın birinde yaş itibariyle Milli Müdafaa Mükellefiyeti tatbikine elverişli olan hayvanlardan at, iğdiş ve kısraklarda 4 - 15 (dahil) ve katırlarda 4 - 20 (dahil), eşeklerde 4 - 15 (dahil), manda ve öküzlerde 3 - 12 (dahil), develerde 4 - 15 (dahil), yaşında olanlarla 3 yaşına (dahil) kadar olan tayların tahrir, tetkik ve tasnif işlerini yaparlar.
Öküz cinsinden çift hayvanı yazımlarında ikiden fazla hayvan sahipleri deftere hayvanları adedine göre baştan itibaren sıra ile yazılırlar. İki hayvan sahipleri arasında sıra kur’a ile tayin olunur.
Hayvanların yaşları doğdukları senenin Ocak ayının birinci gününden başlar.
Madde 26 - Tahrir heyetlerinde çalışan serbest baytarlarla serbest makine mütehassıslarına bu vazifede kullanıldıkları müddetçe Milli Müdafaa bütçesinden Vekaletçe tesbit edilecek miktarda ücret verilir.
Gerek bunlara ve gerekse tahrir heyetinde çalışan diğer memurlara harcırah kararnamesine göre Milli Müdafaa Vekaleti bütçesinden harcırah verilir.(2)
----------
(1) 18/1/1940 tarih ve 3780 sayılı Milli Koruma Kanununun 41. maddesiyle "Ekilen her dört hektar arazi için bir çift öküz Milli Müdafaa mükellefiyetinden istisna edilir." hükmü getirilmiştir.
(2) Harcıraha ilişkin hükümler, 10/2/1954 tarih ve 6245 sayılı Kanunun 63.maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 27 - (Değişik: 10/6/1959 - 7343/1 Md.)
Tahrire tabi nakil vasıtalarının başkalarına satılması veya her hangi bir sebeple elden çıkarılması halinde on gün içinde sahipleri mahalle veya köylerde muhtar ve ihtiyar heyetlerine, muhtar ve ihtiyar heyetleri de 28 inci maddede yazılı müddet zarfında tasdikli bir liste halinde Milli Müdafaa Mükellefiyeti komisyonlarına bildirmeye, alanlar da mahalle veya köylerde aynı makamlara kaydettirmeye mecburdurlar. Bu sonuncular daha evvel diğer bir mahalde elden çıkarılmışlarsa o mahaldeki salahiyetli makamlara yazdırırlar. Köy ve mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri hazarda tahrir işlerinin ve seferde Milli Müdafaa mükellefiyeti işlerinin vaktinde ve doğru olarak yapılmasını takip etmeye ve kanunun dışında hareket edenleri komisyonlara haber vermeye mecburdurlar.
Madde 28 - (Değişik: 10/6/1959 - 7343/1 md.)
Köy ve mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri, 27 inci madde mucibince kendilerine bildirilen mıntakalarındaki nakil vasıtalarının değişikliklerini mahalleri Milli Müdafaa Mükellefiyeti komisyonlarına her üç ay nihayetinde bildirmeye mecburdurlar.
B - Motörsüz her türlü kara nakil vasıtalarına Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbikı
Madde 29 - Kanunun birinci maddesinde yazılı hallerde ordu nakil vasıtaları için lüzumu olup 22 nci maddede yazılı at, aygır, iğdiş, kısrak, katır, eşek, deve, öküz, manda ile bunların çektiği her türlü araba ve kızaklar ve bisikletler Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile alınabilir.
25 inci maddede yazılı orduya elverili yaşta olanlar alındıktan sonra yine ihtiyaç hasıl olursa Milli Müdafaa Vekaleti daha yaşlılara müracaat etmek salahiyetini haizdir.
Madde 30 - Aşağıda yazılı nakil vasıtalarına Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik edilmez:
I - Cumhurreisinin istimaline mahsus atlar ve arabalar,
II - Memurların vazife ifası için kullanmağa mecbur oldukları atlar ve arabalar "Bunların miktarı İcra Vekilleri Heyeti kararile hazarda tesbit olunur",
III - Damızlık olduğu Hükümetçe tasdik edilmiş bütün hayvanlarla gebe olan ve altı ay "Altı ay dahil"lığa kadar yavrusu bulunan kısraklar, eşekler ve develer,
IV - Harp teklifleri tatbikına takaddüm eden senenin birinci Kanununda 24 üncü maddede yazılı asgari yaşlardan aşağı olan hayvanlar,
V - Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare olunan dairelerle belediyelerde ve Amme hizmetleri gören müesseselerde bulunan motörsüz kara nakil vasıtaları (Hizmet ve miktarları İcra Vekilleri Heyeti kararile tesbit olunur),
VI - Demiryollarında ve madenlerde çalıştırılan nakil vasıtaları,
VII - Posta idaresine ait ve bu idarelerle mukavele akdeden şahısların posta işlerinde kullandıkları vasıtalar.
Madde 31 - Demiryolları ve maden şirketlerinde çalıştırılan nakil vasıtalarına ancak müesseselerile beraber Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunabilir.

Madde 32 - Kanunun birinci maddesinde yazılı hallerde Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile alınacak nakil vasıtalarının cins ve miktarı Milli Müdafaa Vekaletince tesbit olunur ve kolordulardan askerlik şubeleri vasıtasile Milli Müdafaa mükellefiyetleri komisyonlarına bildirilir. Fevkalade hallerde bu salahiyet mahallinin en büyük komutanı tarafından kullanılabilir. Komisyonlar bu miktarı askerlik şubelerinden bildirilen yüzde nisbetinde köy ve mahallere taksim ederler.
Madde 33 - Mahallin en büyük mülkiye memuru bildirilecek tertibata göre mıntıkasında celbi gerekli nakil vasıtalarının tayin edilen mahal ve zamanda bulundurulmasını sahiplerine tebliğ eder.
İstenilen nakil vasıtalarının zamanında ve tam olarak getirilip ciheti askeriyeye teslim edilmesini temin etmemekten alakalı mülkiye memurları mesuldürler.
Madde 34 - 32 nci maddede yazıldığı üzere seferberlik tertibatında bildirilen nakil vasıtalarından celb olunabilenler ihtiyacı karşılamaz veya her hangi bir sebeple teslim işi gecikirse seferberliği geciktirmemek için derhal istifade kabil olan civar mahallerdeki nakliye vasıtalarına defterlerindeki sıraya riayet olunarak vaziyed edilebilir.
Fevkalade ahval müstesna olmak üzere bu suretle nakil vasıtalarına vaz’iyed edilen mahallerin nispet derecesine kadar diğer mahallerden de nakil vasıtası alınmadıkça artık bu mahallerden bir daha nakil vasıtası alınamaz.
Madde 35 - Arabalar, mevcut koşum hayvanları ve koşumlarile beraber alınır.
Madde 36 - Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile alınacak hayvanların bedeli ırklarına, hizmetlerine ve yaşlarına göre evvelden tayin ve tesbit olunur.
Bunun için her hizmetten olan hayvanlar üç kısma ayrılır:
I - On yaşından aşağı olanlar,
II - On, on bir, on iki yaşında olanlar,
III - On üç ve daha yaşlı olanlar.
Her hizmette on yaşından aşağı hayvanlardan ordunun istediği şartlar, haiz ve en müsait yaşta olanına, ileriki sene rayici düşünülerek, tayin olunacak fiat o senenin bütçesinde gösterilir. Ayni hizmetteki diğer hayvanlara bütçede yazılı fiattan aşağı olmak üzere nasıl kıymet takdir edileceği nizamname ile tesbit olunur.
Komisyon bütçeye konulan kıymetten aşağı veya yüzde yirmi beşinden fazla olmamak şartile daha yüksek fiatla da hayvan alabilir.
Komisyonca takdir edilen kıymet yüzde yirmi beşten ziyade ise Milli Müdafaa Vekaletinin muvafakatı alınmak lazımdır.
Araba, koşum takımları, semer, yular, hamut, eyer takımlarının kıymetleri her sene her askerlik dairesi mıntakası dahilinde bulunan Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonları vasıtasile takdir edilecek fiatların vasatisine göre tesbit edilir.
C - Motörlü kara nakil vasıtalarına Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbikı
Madde 37 - Kanunun birinci maddesinde yazılı hallerde orduya lazım olan binek, yük otomobillerile her türlü motörlü nakil ve cer vasıtaları, diğer kara nakil vasıtaları hakkındaki hükümlere tabi olarak Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile alınabilir.
Madde 38 - Milli Müdafaa mükellefiyeti konulacak motörlü, binek nakil ve cer vasıtaları kabiliyet itibarile üç kısma ayrılabilir:
I - Yapılışları tarihinden itibaren iki sene geçmeyenler,
II - Yapılışları tarihinden itibaren iki, üç, dört sene geçmiş olanlar,
III - Yapılışları tarihinden itibaren beş sene ve daha fazla geçmiş olanlar.
Ordunun istediği şartları haiz ve hiç kullanılmamış yeni bir motörlü vasıtanın değer pahasına göre bir fiat tesbit ve o senenin bütçesinde gösterilir. Alınan diğer motörlü vasıtalara cins ve markaları, yapılış tarihleri, az veya çok kullanılmış, iyi veya fena bakılmış olmalarına göre bütçede yazılı değer pahadan aşağı olmak üzere verilecek kıymetin ne suretle takdir edileceği 36 ncı maddede yazılı Nizamnamede tespit edilir.
Komisyon bütçeye konulan kıymetten aşağı veya yüzde yirmi beşinden fazla olmamak şartile daha yüksek fiatla motörlü vasıta alabilir. Komisyonca takdir edilen kıymet yüzde yirmi beşten ziyade ise Milli Müdafaa Vekaletinin muvafakati alınmak lazımdır.
Madde 39 - Motörlü, binek, nakil ve cer vasıtaları mevcut bütün teferruat ve yedek alat ve parçalar ile beraber alınır.
Bunların komisyonlarca tetkik ve tesbit olunacak kıymetleri alınan vasıtaların bedellerine ilave edilir.
Madde 40 - Aşağıda yazılı motörlü binek nakil vasıtalarına Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik edilmez.
I - Cumhurreisinin istimaline mahsus binek otomobilleri,
II - Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare olunan dairelerle belediyelerde ve Amme hizmetlerini gören müesseselerde bulunan motörlü binek ve nakil vasıtaları "Hizmet ve miktarları İcra Vekilleri Heyeti kararile tesbit olunur",
III - Posta idaresiyle mukavele akdeden şahısların posta işinde kullandıkları motorlü nakil vasıtaları.
Madde 41 - Motörlü ve motörsüz her türlü nakil vasıtalarının hazarda ne suretle tahrir, tasnif ve defterlere kaydedileceği ve kanunun birinci maddesinde yazılı hallerde icap ettikçe ne suretle celp edilebilecekleri Nizamname ile tespit olunur.
ALTINCI FASIL
Demiryollarında, deniz ve hava yollarında ve deniz ve hava vasıtalarında
ve limanlarda tatbik olunacak Milli Müdafaa mükellefiyeti
Madde 42 - Birinci maddede yazılı hallerde şirketlere veya şahıslara ait demiryollariyle, deniz, göl, nehir, kanal ve hava yollarının ve limanlarının tamamen veya kısmen işletme işleri memurları ve müstahdemleri ve tesisatı ve işletme işlerine muktazi vasıtalariyle birlikte,
Şirketlere veya şahıslara ait her nevi münferit deniz ve hava gemileri ve deniz nakliyatına ve işlerine hadim her nevi nakil, cer ve tahlisiye vasıtaları bütün levazım, teçhizatı ve memur ve müstahdemleriyle birlikte,
Şirketlere veya şahıslara ait hava limanları, tayyare meydanları ile yer tesisatına muktazi arazi,
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen nakil vasıtalarının tamir ve inşasına ait her nevi tezgahlar, havuzlar, fabrikalar, vinç ve dubalar bütün levazım ve tesisat, memur ve müstahdemleriyle birlikte Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulabilirler.

Madde 43 - Cumhurreisi için kullanılmağa ait vagonlar ve deniz ve hava binek vasıtalariyle 40 ıncı, maddenin II, lII üncü fıkralarında yazılı hizmetler için kullanılacak deniz, hava, binek ve nakliyat vasıtalarına bu hizmetlerde kullanıldığı müddetçe Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunamaz.
Madde 44 - Seferberlik ilan olunduğundan veya seferberliğe hazırlık kararı verildikten itibaren deniz, göl, kanal ve nehirlerdeki su nakil vasıtaları, bunları idare eden şirketler veya şahıslar tarafından askeri ihtiyaçlar için Başkomutanlıktan veya Genelkurmay Başkanlığından verilecek emre amade bulundurulacaktır.
Yolculuk halinde olan nakil vasıtaları seferberlik ilanına muttali olur olmaz en yakın Türk limanında tavakkuf ederek emir bekliyecektir.
Bu nakil vasıtalarından ne miktarının askeri ihtiyaçlara tahsis olunacağı Başkomutanlıkça tayin ve bunlar hakkında Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunur.
Yukariki fıkralar mucibince emre amade bulunanlardan askeri ihtiyaçlara tahsis edilecekler tayin ve tebliğ olununcaya kadar geçecek zamandan yalnız üç gün için ücret ve tazminat verilmez.
Madde 45 - Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulan şirketlerin bütün vasıtaları ve mürettebatı kendi ihtisasları dahilinde Başkomutanlıkça tensip edilecek her yerde kullanılabilirler.
Madde 46 - 47 - (Mülga: 7/8/1944 - 4655/8 md.)
Madde 48 - Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulan şirketlere ait işletme işleri, memurları ve müstahdemleri, bütün nakil vasıtaları ve her nevi levazım ve tesisatı ile ve hususi şahıslara ait vasıtalar da bütün levazım, tesisat ve müstahdemleriyle birlikte otomatik bir şekilde 46 ncı maddede yazılı Umum Müdürlüklerin emrine girerler.
YEDİNCİ FASIL
Mahrukat madenlerine ait Milli Müdafaa mükeflefiyeti
Madde 49 - Birinci maddede yazılı hallerde mahrukata ait madenleri işletenler askeri ihtiyaçları temin için yıkanmış, yıkanmamış, imal edilmiş ve edilmemiş veya kok halinde veya her hangi bir suretle çıkarmış ve çıkarmakta bulunmuş oldukları mahrukat madenlerini ciheti askeriyenin emrine amade tutmağa ve madenlerini ciheti askeriye emrine işletmeğe mecburdurlar.
Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulan mahrukat madenlerini işleten müesseselerden vesaiti müsait olanlar mahrufat madenlerini mükellefiyetin tatbikini havi tebliğde gösterilen istasyon veya limanlarda veya tahmil mevkilerinde vagon veya vapur içinde teslim ederler. Vesaiti olmıyanlar mahrukat madenlerini teslim edinciye kadar yerlerinde stok halinde muhafaza ederler. Bu stoklarda hasıl olacak zararlar madeni işletenlere aittir.
Ancak ciheti askeriyenin azami on beş gün içinde stok edilen mahrukat madenlerini teslim alması lazımdır. Bu müddet zarfında teslim alınmadığı takdirde bundan doğacak zarar ve ziyandan Devlet mes’uldür.
Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik edilen mahrukat madenleri - bu mükellefiyetin tatbikı devam ettiği müddetçe - sahipleri tarafından Vekaletin müsaadesi olmadıkça başkalarına verilemez.
Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik edilen müesseselerin işliyebilmesi için kafi malzeme, memur ve müstahdemi yok ise bunlar ciheti askeriyece Milli Müdafaa mükellefiyeti yolu ile ayrıca temin olunabilir.
İşletenlere yirmi dört saat evvel tebliğ edilmek şartiyle henüz çıkarılmamış veya çıkarılmakta olan maden kısımları üzerine Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbikatından tazminatsız vazgeçilebilir.

Madde 50 - Devlet idare ve müesseselerine bağlı mahrukat madenleri hakkında 46 ve 47 nci madde hükümlerine göre muamele olunur.
Madde 51 - Haklarında 49 uncu madde mucibince Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunan mahrukat madenlerinin işletilmesi İcra Vekilleri Heyeti karariyle kendi vasıtasiyle işletmek üzere ciheti askeriyeye bırakılabileceği gibi Devlet idare ve müesseselerine bağlı teşekküllere de devrolunabilir.
SEKİZİNCİ FASIL
Sınai müesseselere ait Milli Müdafaa mükellefiyeti
Madde 52 - (Değişik: 10/6/1959 - 7343/1 md.)
Birinci maddede yazılı hallerde her türlü sanayi müesseseleri işletenler askeri ihtiyaçları temin için bütün eşhas, tesisat ve iptidai maddeleriyle bütün mahsul ve mamullerini tebliğ olunacak bir Milli Müdafaa Mükellefiyeti emri üzerine ciheti askeriye emrine vermeye ve işletmeye mecbur tutulabilirler.
Milli Müdafaa Mükellefiyeti ne kadar devam ederse etsin müesseseleri işletenler ciheti askeriyenin müsaadesi olmadıkça mükellefiyetin tatbik olunduğu hiçbir şeyi harice veremezler.
Milli Müdafaa Mükellefiyeti tatbik edilen müesseselerde istihdam vasıtalarının kifayetsizliği halinde bu noksan hariçten Milli Müdafaa Mükellefiyeti yoliyle tedarik olunur ve şu halde ciheti askeriye müessesenin tamamına veya bir kısmına el koyarak tamamlanan vasıtalarla işleteceği gibi kısmen veya tamamen başka bir mahalle nakil veya diğer bir istihsal için de istimal edebilir. Ancak, el koymadan evvel işletenler veya mümessilleri ve bunlar bulunmazsa bağlı bulunduğu veya en yakın muhtar ve ihtiyar heyeti huzurunda müessesede mevcut bütün tesisat, malzeme ve mahsullerin stokları bir deftere yazılarak tesbit ve ziri sayımda bulunanlara imza ettirilir. Bu defterin bir sureti mal sahibine verilir.
Ciheti askeriye, müesseseyi işlettiği müddetçe askeri işlere mani olmamak üzere müessese sahibi çalışmasına devam edebilir.
Madde 53 - Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunan sınai müesseselerle esasen ciheti askeriyeye ait olan askeri müesseseler için lüzumlu olan bütün madenler yedinci fasılda bahsolunan mahrukat madenleri için yazılı hükümler ve şartlar dahilinde Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulabilirler.
Madde 54 - Devlet İdare ve Müesseselerine bağlı Sınai Müesseseler hakkında 46 ve 47 nci maddeler hükümlerine göre muamele olunur.
Madde 55 - Haklarında 52 nci madde mücibince Milli Müdafaa Mükellefiyeti tatbik olunan sınai müesseselerin işletilmesi İcra Vekilleri Heyeti karariyle kendi vasıtasiyle işletmek üzere ciheti askeriyeye bırakılabileceği gibi Devlet Daire ve Müesseselerine bağlı teşekküllere de devrolunabilir.



DOKUZUNCU FASIL
Gümrük ambarlarında ve antrepolarında, silolarda, umumi mağazalarda vesairede bulunan tüccar mallarına Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbikı
Madde 56 - Birinci maddede yazılı hallerde gümrük ambarlarında ve antrepolarında, silolarda, umumi mağazalarda vesair ambar ve depolarda ve haklarında Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunan 6,7, 8 inci fasıllarda yazılı müessese ve nakil vasıtalarında bulunan ticari mallara doğrudan doğruya Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunabilir.
Milli Müdafaa mükellefiyeti emri, yukarıda yazılı yerleri idare edenlere tebliğ edilir ve bunlar Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbikı muamelelerinde mal sahiplerinin kanuni mümessilleri addolunur. Yalnız tazminatın miktarı hakkında tebligat ile tediyeler mal sahiplerine yapılır. Bu maddede yazılı mükellefiyetlerin tatbikından doğacak tazminat 58 inci maddenin hükümleri dairesinde Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonları tarafından takdir ettirilir. Biçilen kıymetin alakalılar tarafından kabul edilmemesi halinde tazminat miktarı 58 inci maddede yazıldığı üzere sulh hakimi veya asliye mahkemesi tarafından tayin olunur.
Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbikı, gümrükler, silolar, umumi mağazalar ve diğer ambar ve depolar idarelerini müstevdi sıfatiyle taahhütlerinden kurtarırır ve bu mallar ile olan alakalarına son verir.
Fakat bu idarelerin Milli Müdafaa mükellefiyeti tatbik olunan mallar üzerindeki hak ve imtiyazları tediye olunacak tazminata geçer.
Gümrük, ambar ve antrepolarında Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulan mallardan henüz gümrüklenmemiş olanlar için takdir edilecek tazminat sif kıymeti geçemez ve bu mallardan gümrük resmi ve diğer teklifler alınmaz.
Triptik ve gümrük geçiş karnesile geçen hava ve kara nakil vasıtaları bedelleri dahi triptik ve karnede yazılı resim ve vergiler indirilerek takdir ve tayin edilir.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Okunmamış 02-12-2007, 11:03 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu Devamı

MİLLİ MÜDAFAA MÜKELLEFİYETİ KANUNU

ONUNCU FASIL
Ödeme işleri
Madde 57 - 6 ncı maddenin I, II, III ve VII işaretli fıkralarında yazılı Milli Müdafaa mükellefiyetlerinin tatbik edildiği yerlerin Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonları mümkün olduğu kadar kısa bir müddet içinde:
A - Milli Müdafaa mükellefiyeti emirlerinin birer örneğini,
B - Bu yol ile askeri ihtiyaçları temin eden şahısların adlarını,
C - Verilen şeyin cins ve vasfı ve nevi ve kalitesi veya yapılan hizmetin neden ibaret olduğunu ve miktarlarını,
D - Milli Müdafaa mükellefiyetinin tatbikı tarihlerini,
E - Mal sahipleri tarafından istenilen fiatları gösterir bir beyanname tanzim ederek askeri makama verir.
Askeri makam I ve II nci fıkralarda yazılı işler ve maddeler için mahalli belediye ve ticaret ve sanayi odalarından alınacak rayiç mazbatalarına ve rayicin onlar tarafından tayin mümkün olamadığı hallerde erbabı ihtisastan alınacak vesikaya ve başkaca var ise mucip sebeplere istinaden ve III üncü fıkrada yazılı motörlü ve motörsüz nakliye vesaiti için salahiyetli komisyonların 36 ncı ve 38 inci maddelerde yazıldığı veçhile tanzim edecekleri mazbatalarına göre tazminat miktarlarını tesbit eder.
Madde 58 - Askeri makam kararını üç gün içinde komisyona bildirir ve bu bildiriliş tarihinden itibaren 24 saat içinde karar alakalı şahıslara tebliğ olunur.
Alakalılar bu tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde tesbit edilen miktarı kabul edip etmediklerini komisyona bildirmeğe mecburdurlar.
Kabul edilmediği bu müddet zarfında bildirilmeyen miktarlar katileşir. Ademi kabule dair olan cevaplarda mucip sebepleri gösterilmelidir. Komisyon cevap üzerine tetkikatını yapar ve kararını verir. Bu kararın tebliği tarihinden itibaren alakalı üç gün zarfında salahiyetli mahkemeye müracaat etmediği takdirde bu karar katileşir.
Hakim kısa bir zaman içinde işe vaziyed ederek evvela iki tarafı uzlaştırmağa çalışır.
İddiaları gösteren kağıtların Milli Müdafaa mükellefiyetleri komisyonuna tevdi edildiği tarihten itibaren üç ay geçer ve alınan şey veya yapılan hizmet bedeli tayin edilmemiş ve alakalılara bir tebliğ de yapılmamış olursa alakalılar salahiyetli mahkemelere müracaat edebilirler.
Her iki halde de dava basit usulü mahkemeye tabidir.
Bu fıkranın hükmü 11 inci maddede yazılı iskan ve konaklamadan doğacak zarar ve ziyan iddialarına da şamildir.
Bu davalar için mahkeme harc ve masrafları alınmaz.
Madde 59 - Milli Müdafaa mükellefiyetleri komisyonları 58 inci maddenin ikinci fıkrasında yazılı 15 günlük mühletin bitmesinden sonra alakalıların kabulleri veya susmaları ile veya mahkemelerin hükümlerile katileşen tazminat bedellerini gösterir cetveller tanzim ederler. Bu cetveller mündericatı alakalı askeri makamlar tarafından sahipleri namına usulü veçhile tahakkuk ettirilir. Tahakkuk eden bedeller malsandıkları tarafından nakden tesviye olunur.
Seferberlikte, seferberliğin hitamından itibaren bir sene zarfında ödenmek üzere, bu bedeller mukabilinde tesellüm tarihinden itibaren % 5 faize tabi hazine bonosu verilebilir.
Madde 60 - Bu kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu fasıllarında yazılı şirketlere ve şahıslara ait müesseselerin ciheti askeriye namına işletilmesinden veya vesait, levazım, mamül ve mahsüllerine vazıyed edilmesinden doğacak tazminat miktarı askeri ve sivil azadan mürekkep ve sivil aza miktarı fazla olmak üzere teşkil olunacak komisyonlar tarafından takdir olunur. Sivil azalar alakalı vekaletlerce, askeri aza da Milli Müdafaa Vekaletince tayin olunurlar. Bu komisyonların azala-rının adedi 3 ten aşağı, 7 den ziyade olamaz. Milli Müdafaa Vekaleti, komisyonun vazifelerini ve nerede toplanacağını tayin eder.
Bu hallerde de 58 inci madde hükmü cereyan eder. Katileşen tazminat bedelleri 59 uncu maddede yazılı olduğu gibi tahakkuk ve tediye ettirilir.
Bu kabil müesseselerin idare masrafları bonoya raptedilmeden tediye edilir.
Madde 61 - Milli Müdafaa Mükellefiyeti tatbik edilen demiryolları ile deniz, göl, kanal, nehir, hava kıtalarında ticari nakliyatın ve limanlarda ticari işlerin kesilmesi halinde Devletten bir güna tazminat istenemez.


ONBİRİNCİ FASIL
Manevralar ve atışlar hakkındaki umumi hükümler
Madde 62 - I - Manevralar dolayısile vukua gelen zarar ve hasarlar Devlet tarafından tazmin olunur.
II - Bu zararlar hak sahipleri tarafından kıtaların geçtiği günü takip eden beş gün içinde Milli Müdafaa mükellefiyeti komisyonlarına bildirilir. Bu komisyon bu gibi müracaatları taalüku olan kıta komutanlarına tebliğ eder. Beş gün zarfında mazeretsiz müracaat etmeyenler, haklarını ıskat, etmiş olurlar.
Manevrayı yapan kıtaların komutanına bağlı bir komisyon zarar ika edildiğinden bahsile vukubulan müracaatları tetkik ve zarar miktarını tesbit eder. Alakadarlarca kabul edilmesi halinde bu mikdarlar derhal ödenir.
III - Şikayetçi, komisyonun tesbit ettiği miktarı kabul etmezse keyfiyet 58 inci madde hükümlerine göre halledilir.
Madde 63 - Sahipli arazide atış yapılması esnasında ika edilen maddi zararlar ve atış dolayısile sahiplerinin istifadeleri menedilmek suretile vukua getirilen mahrumiyetler Devlet tarafından tazmin olunur.
Bu zararların tesbit ve tazmini 62 nci maddenin II ve III işaretli fıkralarında yazılı hükümlere göre yapılır.
ONİKİNCİ FASIL
Cezai hükümler
Madde 64 - Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulan, mallarını mevcut olmasına rağmen vermeyenlerden bu mallar zorla alınır ve haklarında bir aya kadar hapis veya beş liradan yüz liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.
Madde 65 - Bu kanun mucibince salahiyettar makamlara bildirmeğe mecbur oldukları hususatı suiniyetle yanlış olarak bildirenler haklarında bir haftadan bir aya kadar hapis veya on liradan yüz liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.
Madde 66 - Şahsen Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulan kimselerle bu kanunun 6,7 ve 8 inci fasıllarında yazılı müesseselerde müstahdem bulunmaları dolayısile askerlik kanunu mucibince tecil edilmiş olanlar hizmet yerini terkedecek olurlarsa askeri mahkemelerce bir aydan beş seneye kadar hapis cezasile cezalandırılırlar.
Madde 67 - 27 nci maddede yazılı mecburiyetlere riayet etmiyenler beş liradan yüz liraya kadar hafif para cezasiyle cezalandırılırlar.


Madde 68 - (Değişik: 26/11/1941 - 4130/1 md.)
Kanunun birinci maddesinde yazılı hallerde milli müdafaa mükellefiyetine tabi tutulduğu sahiplerine tebliğ edilen her türlü nakil ve cer vasıtalarını, kabul edilebilir bir sebebe dayanmıyarak milli müdafaa mükellefiyeti komisyonunun tayin ettiği müddet zarfında bildirdiği yerde bulundurmıyanlar mükellefiyete tabi tutulan nakil vasıtasının kıymetine göre beş liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılırlar.
Fevkalade hallerde salahiyetli mercilerce talep vukuundan sonra ve seferberlik ilamından motörlü nakil vasıtalarının durumlarını kasten Orduca istifade edilemez bir hale getirmek suretiyle bozdukları veya bazı aksamını değiştirdikleri veyahut yedek alat veya parçalarını kasden saklıyarak komisyonlara noksan teslim ettikleri sabit olanlar, birinci fıkrada yazılı para cezasiyle birlikte üç aydan bir seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Madde 69 - Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulan madenleri işletenler mükellefiyet emrini suiniyetle yapmadıkları takdirde bir aydan bir seneye kadar hapis veya yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılırlar.
Milli Müdafaa mükellefiyetinin tatbikından sonra çıkarmış oldukları madenleri ciheti askeriyenin müsaadesi olmaksızın başkalarına vermiş olanlardan bu madenlerin piyasa kıymetlerinin iki misli ağır para cezası alınır ve bu çıkarılmış madenler kimin elinde olursa olsun müsadere olunur.
Madde 70 - Milli Müdafaa mükellefiyetine tabi tutulan sınai müesseselerin sahipleri veya işletenleri mükellefiyet emrini suiniyetle yapmadıkları takdirde bir aydan bir seneye kadar hapis veya yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılırlar.
Milli Müdafaa mükellefiyetinin tatbikından sonra ciheti askeriyenin müsaadesi olmaksızın başkalarına mamül veya mahsul verenlerden verdikleri mamul ve mahsullerin piyasa kıymetinin iki misli ağır para cezası alınır ve bu mamül ve mahsuller kimin elinde olursa olsun müsadere olunur.
Madde 71 - Manevralarda atış yapılan ve hususi işaret ve alametlerle girilmesi yasak edilen yerlere girenler ve bu mahallere hayvan sokanlar 50 liraya kadar hafif para cezasiyle cezalandırlırlar ve zararlarını tazmin ettirmek hakkından mahrum olurlar.
Madde 72 - Bu kanunla kendisine verilen vazife salahiyeti suistimal eden veya Milli Müdafaa mükellefiyeti yoliyle alınan her hangi bir şeye veya yapılan her hangi bir hizmete karşı makbuz vermeyen askeri şahıslar hazarda Askeri Ceza Kanununun 115 inci ve seferberlikte 61 inci maddesine göre cezalandırılırlar.
Salahiyet ve mezuniyeti olmadığı halde her hangi bir Milli Müdafaa mükellefiyeti muamelesi yapan askeri şahıslar Askeri Ceza Kanununun 123 üncü maddesi mucibince ceza görürler.
Her iki halde de alakalılar istirdat veya tazminat talep edebilirler.

Müteferrik Hükümler
Madde 73 -
Bu kanunun tatbikı esnasında ciheti askeriyece yapılacak bütün tebligat, kanunda başka merci gösterilmemesi halinde, doğrudan doğruya her mahallin en büyük mülkiye memuruna yapılır.
Madde 74 - Yabancı Devletlerin sefarethane ve konsoloshaneleriyle bunlara ve diplomasi memurlarına, siyasi murahhaslara ve konsoloslara ait eşya, nakil vasıtaları vesair maddeler mütekabiliyet şartiyle bu kanun hükümlerinden müstesnadır. Yabancı Devletlerin fahri konsoloslarına ait olan binaların, konsolosluk işlerini ifaya tahsis edilmemiş bulunan kısmı ile ticaret malları bu istisnaya dahil değildir.
Bu hususlarda daha müsait bulunan muahede ve mukavelenameler, hükümleri mahfuzdur.
Madde 75 - Bu kanunun tatbikı tarzı neşri tarihinden itibaren bir sene zarfında tanzim olunacak bir Nizamname ile tespit olunur.
Madde 76 - (Değişik: 10/6/1959 - 7343/1 md.)
6, 7, 8 inci fasıllarda yazılı müesseseler ve emvali ile 9 uncu fasılda yazılı eşyadan Milli Müdafaa Mükellefiyeti tatbik edilenlere el koymadan evvel bunları işletenler veya mümessilleri ve bunlar bulunmazsa bağlı olduğu veya en yakın muhtar ve ihtiyar heyeti huzurunda mevcut tesisat, malzeme ve mamur ve mahsuller bir deftere yazılarak tesbit ve ziri sayımda bulunanlara imza ettirilir.
Bunun bir sureti komisyona, bir sureti de alakalıya verilir.
Madde 77 - Aşağıda yazılı kanunlar kaldırılmıştır:
I - 28 Ağustos 1305 tarihli vesaiti nakliyei askeriye kanunu,
II - 28 Ağustos 1305 tarihli vesaiti nakliyei askeriye kanununa müzeyyel 29 Eylül
1327 ve 14 Şubat 1327, 11 Teşrinievvel 1333 tarihli kanunlar,
III -872 numaralı ve 30 Mayıs 1926 tarihli kanun.
IV -Tedariki vesaiti nakliye komisyonlarının sureti teşekkülü hakkında 1506
numaralı ve 2 Haziran 1929 tarihli kanun,
V - Tekalifi harbiyenin sureti tarhı hakkında 14 Temmuz 1330 tarihli kanun ile
buna müzeyyel 8 Nisan 1334 tarihli kanun,
VI -Seferberlikte vazıyed edilecek emakin ve mebani hakkında 7 Mart 1332
tarihli kanun,
VII -Vesaiti nakliyei bahriyenin sureti tedariki hakkında 12 Mart 1332 tarihli
kanun,

Madde 78 - Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 79 -
Bu kanunun hükümlerini İcra Vekilleri Heyeti yürütür.

3634 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ
GÖSTERİR LİSTE
Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın Yürürlükten Kaldırılan Kanun veya Kanun Hükümler Tarihi Sayısı Maddesi
7/6/1939 tarih ve 3634 sayılı Kanunun, 46. ve 47. maddeleri 7/8/1944 4655826. maddesindeki harcıraha ilişkin hükümleri 10/2/1954 6245 63

3634 SAYILI KANUNA EK VE DEĞiŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE

Kanun
No

Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler
Yürürlüğe
giriş tarihi
3780
-
26/01/19404112
-
25/09/19414130
-
03/12/19414655
-
14/08/19444710
-
11/04/19455435
-
22/01/19836245
-
1/3/01/9547343
-
16/06/19594701
-
07/07/2001
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Okunmamış 02-12-2007, 11:06 PM
MAVİ KARANLIK
Standart Türkiye Cumhuriyeti Merkez Hıfzıssıha Müessesesinin Teşkiline Dair Kanun

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Hıfzıssıha Müessesesinin Teşkiline Dair Kanun

Tarihi:30.12.1940 Sayısı:3959
Madde 1- Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletine bağlı, Hıfzıssıhha Enstitüsü ve Hıfzıssahha Mektebinden ibaret olmak üzere teşkil edilen (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi) bu kanunda yazılı işleri yapmakla mükelleftir. (*) Memleketin muhtelif mıntakalarının sıhhi ihtiyaçlarına göre Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletinin göreceği lüzum üzerine aynı işleri yapmakla mükellef enstitü şubeleri açılabilir.
Hıfzıssıhha Enstitüsü
Madde 2- Hıfzıssıhha Enstitüsü Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilliğince muhtelif ihtisas şubelerine ayrılır. Bu müessese vekâletçe gösterilecek lüzum üzerine:
A) Halk Hıfzıssıhha şartlarını ıslâh ve inkişafına ve her nevi hastalıklarla mücadeleye yarayacak sıhhi ve fenni araştırmaları ve incelemeleri yapmak,
B) Vekâletçe nevileri tâyin edilen serum ve aşıları ve sair biyolojik ve kimya maddelerini hazırlamak,
C) Hususi kanunlarına tevfikan yerli veyahut yabancı müstahzarların,, serum ve aşılarla sair hayati terkip veya kimyevi maddelerin kontrollerini yapmak,
D) 1262 sayılı İspenciyarive Tıbbi Müstahzarlar Kanununun 10 uncu maddesine göre daimi murakabeye tabi tutulan ispenciyari ve tıbbi müstahzarat ile mezkur kanunun ikinci maddesinin a, b, c, ve d fıkralarında yazılı maddeleri satın alarak icap eden muayenelerini yapmak;
E) Umumi ve İçtimai hıfzıssıhhaya ve sair mevzulara ait konferanslar tertip etmek ve neşriyat yapmakla mükelleftir.
Madde 3- Hıfzıssha Enstitüsü ihtisas ve salahiyeti dahilindeki fenni ve sıhhi meseleler hakkında resmi daireler ve belediyelerle hakiki ve hükmi şahıslar tarafından doğrudan doğruya vukubulacak talep ve müracaatları kabul ederek bunlar üzerinde tetkikler ve icap eden tahlil ve muayeneleri yapar ve reyini ve mütaalasını bildirir.
(*) 1983 yılında çıkarılan 181 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile Müessese Sağlık Bakanlığı’ nın bağlı kuruluşu haline getirilerek "T.C, Refik Saydam Hıfzıssıha Merkezi Başkanlığı " adını almıştır.
Madde 4- (Değişik, 3612 -7.2.1990) Hıfzıssıhha Enstitüsü vazifesi arasında sayılan tetkik ve muayene ve tahlillerden umumi sıhhata taallük eden işler için resmi daireler ile belediyelerden hiçbir ücret almaz. Umumi sıhhate taallük etmeyen muayene, tahlil ve tetkikler için alınacak ücretler Sağlık Bakanlığınca hazırlanacak bir tarifeyle tespit edilir. Sari veya salgın hastalık işleri müstesna olmak üzere hakiki ve hükmi şahıslara ait olan muayene, tahlil ve tetkikler de aynı tarife üzerinden ücrete tabidir.
Madde 5- (Değişik, 3612 -7.2.1990) Enstitüde hazırlanan her nevi aşı, serum ve diğer maddelerin satış kıymetleri ve bunların ne suretle satışa çıkarılaçakları ve bunları toptan ve perakende olarak satanlara verilecek bey’iye miktarı Sağlık Bakanlığınca tayin edilir.
Madde 6- Hıfzıssıhha Enstitüsü fenni tetkikat ve istihsalatı için lazım olan her nevi hayvanları ve yemleri tedarik edebileceği gibi bunları yetiştirmek ve işlerine yarıyacak ekimleri yapmak üzere tesisat da vücude getirebilir.
Hıfzıssıhha Mektebi
Madde 7- Hıfzıssıhha Mektebi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinin göreceği lüzum ve tertip edeceği program üzerine tababet ve şubeleri sanatları mensupları ile eczacı ve kimyagerlere ve küçük sıhhat memurlarına umumi ve ferdi hıfzıssıhhaya veya bunlardan memur olanların sıhhi ve fenni ve idari vazifelerine ait ameli ve nazari tekamül tedrisatı yapmak ve alelumum ilmi mevzulara ait konferanslar tertip etmek ve neşriyat yapmakla mükelleftir. Tababet ve şubeleri sanatları mensupları ile eczacı ve kimyagerler ve küçük sıhhat memurlarından Devlet ve belediyelerle bunlara bağlı idare ve müesseseler hizmetinde bulunanlar Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti ile alakalı vekaletler tarafından müştereken tesbit edilecek zaman ve sıralarda tekamül tedrisatında hazır bulunmağa mecburdurlar.
Madde 8- Alakalı vekaletler ile Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından müştereken tayin olunacak şekil ve sıra ve adetler dahilinde olmak suretiyle Maarif Sıhhat Müfettişleri ve Ziraat Müfettişleri ve muallimler ve mühendisler ve iş müfettişleri ile sair lüzum görülen meslek memurlarına da hıfzıssıhha mektebinde mesleklerinin sıhhi ve tıbbi kısımlarına ait tekamül kursları verilir. Bu memurlara ait yol masrafları ve yevmiyeler mensup oldukları vekaletler bütçelerinden tesviye olunur. Madde 9- Hıfzıssıhha Mektebinde verilecek derslerin tatbikatını temin etmek için lüzumlu olan laboratuvar ile ferdi ve içtimai hıfzıssıhha ya ait numuleri ihtiva eden müzeler tesis olunur.
MÜŞTEREK HÜKÜMLER
Madde10-Türkiye Cumhuriyeti Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi laboratuvarlarında yapılan fenni tetkiklerin vekalet ve enstitü mecmualarından başka vasıtalarla ilk defa neşri Vekaletin müsaadesine bağlıdır.
Madde 11- Türkiye Cumhuriyeti Hıfzıssıhha Enstitüsü ve Hıfzıssıhha Mektebi için lüzum görülecek ecnebi mütehassısların celb ve istihdamına ve bunların istihdam müddetlerini tesbit ve tayin ile mukaveleler akdine Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili salahiyettardır.
Madde 12- Türkiye Cumhuriyeti Merkez Hıfzıssıhha Müessesesinin dahili idaresi ve tedrisatının şekil, zaman ve müddeti ve diğer hususlara ait esaslar Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekilliğince tesbit olunur.
Madde 13- 17.5.1928 tarih ve 1267 sayılı kanun ile 9.6.1936 tarih ve 3017 sayılı kanunun 23 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları kaldırılmıştır.
Madde 14- Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 15- Bu kanun hükümlerinin icrasına Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili memurdur.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
saglik kanunlari, saglik mevzuati

Seçenekler
Stil


Sağlık Mevzuatı ve Kanunlar

Sağlık Mevzuatı ve Kanunlar konusu, EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM/Sağlık bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
İşte 15 yeni üniversitenin bölümleri Öğretmenler Odası
Sağlık çalışanlarından 'Sağlık TV' isteği Turksat 1C
Sağlık ocağına ücret ödenmeyecek Muhasebe, Ekonomi, Finans, Borsa
SSK Bağ-Kur ve E-S'de ne değişiyor? Muhasebe, Ekonomi, Finans, Borsa
Sağlık Karnesi İçin Gereken Belgeler. Uygulama & Döküman


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:19 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net