Rehberim

Kanser Çeşitleri Belirtileri Etkileri ve Tedavileri

EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM bölümü Sağlık / Kanser Çeşitleri Belirtileri Etkileri ve Tedavileri konusu gösteriliyor Özet:KAN VE KEMİK İLİĞİ İNCELEMESİ Kan kanseri tanısı ve hücre tipini belirlemek açısından kaçınılmaz olarak en önemli inceleme kan ve ...



Go Back   Rehberim > EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM > Sağlık
       

Kanser Çeşitleri Belirtileri Etkileri ve Tedavileri

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

Seo Seçenekler Stil
Alt 05-02-2012, 11:23 PM   #31
 
DakikEmre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yazar
Pasaj Yöneticisi





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Kanser Çeşitleri<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Kanser Çeşitleri


KAN VE KEMİK İLİĞİ İNCELEMESİ
Kan kanseri tanısı ve hücre tipini belirlemek açısından kaçınılmaz olarak en önemli inceleme kan ve kemik iliği incelemesidir. Günümüzde kan kanseri sınıflandırmasında çevre kanın incelenmesi yeterli görülmemektedir. Çevre kanı normale yakın olabilir ya da belirsiz değişiklikler gösterebilir. O yüzden kemik iliği ve lenf düğümü incelemeleri de gerektirebilir. Böylece kan kanserinin hücre tipi ve hücrelerin olgunluk dereceleri belirlenebilir.
Hücre biçimine göre çeşitli akut kan kanseri tipleri ayırt edilebilir. Bu sınıflandırma klinik açıdan olanaksız görünürse de çeşitli tiplerin hücre biçimine göre aynı tedaviye farklı yanıtlar vermesiyle doğrulanmaktadır.
Akut kan kanserlerinde en önemli bulgu kan ve kemik iliğindeki olağandışı hücrelerdir. Buna karşın akyuvarlar ya da kemik iliği hücrelerinde her zaman sayısal değişiklik görülmeyebilir.
Kanserli hücrelerde çoğunlukla auer cisimcikleri denen oluşumlar bulunur. Bu cisimciklerin görülmesi akut kan kanseri tanısını kesinleştirdiği gibi kanserin miyeloit tipte olduğunu da belirtir.
GİDİŞİ
Kan kanserlerinde hastalığın gidişi ve sonlanması akut ve kronik biçimleri ile miyeloit ve lenfositer tipler arasında büyük değişiklik gösterir. Ama kan bulguları hastanın yaşı hastalığın evresi ve uygulanan tedavigibi çeşitli etkenlere göre aynı hücre tipindeki kan kanserlerinde de gidiş ve buna bağlı olarak sonlanma çeşitlilik gösterebilir. Kana ilişkin ve kan dışı etkenlerin iyi bilinmesinin yanında dikkatli bir değerlendirme oldukça sık yapılan iki hatayı önleyebilir.
Bunlardan ilki ve belki da en sık görüleni hastalığın kan kanseri olması nedeni ile daha başından sonucun kötü olacağını kabul etmek ikincisi ise tam tersine hiçbir iyileşme şansı bulunmayan olgularda aşırı beklentilerle hastaları ileri uzmanlık merkezlerinde uzun ve bıktırıcı araştırmalarla oyalamaktır. Ağır gidişli ve kötü sonlanan akut kan kanserlerinde hastalığın gelişiminin önceden belirlenmesine ve gerçekçi bir değerlendirmeye yardımcı olacak bazı temel verileri incelemek gerekir.
Herşeyden önce akut lenfositer lösemi ve akut miyeloit lösemi arasında hastalığın gidişi açısından temelde büyük bir fark olduğu bilinmelidir. Akut lenfositer lösemilerde tam iyileşme yüzdesi miyeloit lösemilere göre belirgin ölçüde yüksektir. Aynı biçimde iyileşme dönemi ve beklenen yaşam süresi de akut lenfositer lösemilerde daha uzundur.
Özellikle çocuklardaki ALL de ilaç tedavisi neredeyse %100 tam iyileşme sağlamaktadır. Geniş çaplı bir araştırmada tanıdan 5 yıl sonra bile yaşayan hastalar bildirilmiştir. Bunların % 60 ında hiçbir hastalık belirtisi görülmemiştir.
TEDAVİ
Duyarlı ve güç bir konu olan kan kanseri tedavisi kullanıma sunulan ilaçların çoğalması ve uygulama alanındaki çeşitlilik nedeni ile daha da karmaşıklaşmıştır. Ama kronik biçimler dışında kaderci bir tutumla hastalığın kabullenildiği geçmiş dönemlere göre durum çok farklıdır. Hastalığın ilerleyişi uzun süre denetim altında tutulabilmekte ve büyük bir oranda kesin olarak yenilebilmektedir.
- FİZİKSEL TEDAVİ
1903 den beri uygulanan ve uzun süre tek tedavi yöntemi olan iyonlaştırıcı ışınım değişik biçimleri ile kan kanseri tedavisindeki en önemli fiziksel yöntemdir.
- İLAÇ TEDAVİSİ (KEMOTERAPİ)İlaç tedavisi günümüzde kan kanseri tedavilerinin temelini oluşturur. Değişik biçimlerde etki gösteren bir çok ilaç birlikte kullanılmaktadır. Birden çok ilacın birarada kullanılması ile daha çok sayıda kanserli hücreyi yok etme eğilimi günümüzde en yaygın tedavi anlayışıdır.
- HORMON TEDAVİSİ
Kortikosteroid grubu ilaçların kan kanseri tedavisinde önemli bir yeri vardır. Hormon kökenli bu ilaçların olumlu etkileri iki biçimde görülür. Kan kanseri hücrelerine özel biçimde etki ederek kan yapımını uyarıcı kılcal damarlar düzeyinde de kanamayı ve zehirlenmeyi önleyici etki gösterirler.






DakikEmre isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2012, 11:23 PM   #32
 
DakikEmre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yazar
Pasaj Yöneticisi





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Kanser Çeşitleri<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Kanser Çeşitleri

KOLOREKTAL TÜMÖRLER-Tübülör Adenom

Kolorektal kanserler günümüzde organ kanserleri içinde sıklık bakımından üçüncü sırayı bazı batı ülkelerinde ikinci sırayı alan malign bir tümörüdür. Kolorektal kanserlerde tanı yaşı ortalama 62′dir. Ancak kolorektal kanserler için risk 50-75 yaş arasında değişir. Yaş ilerledikçe risk oranı yükselir. Çocukluk yaşlarında seyrek görülür. Bunların çoğu predispozan faktörler ve polipozis sendromu gibi pozitif aile anemnezi gösterirler. Kolon kanserlerinde genelde cins ve ırk farkı dikkati çekmezken rektum kanserinde beyaz ırkın baskın olduğu gözlenir.

ETYOPATOGENEZ
Mültifaktöryel nedenlerle gelişen kolorektal kanserlerin oluşumunda endokrin prizmatik yüzey epiteli ve Goblet tipindeki epitele diferansiyasyonu dikkatleri bu hücre üzeri neçekmiştir. Çevresel ve lüminal mültifaktöriyel nedenlerle başlayan kolorektal kanser hastalığı sonuçta somatik ve herediter mutasyonlara neden olabilen “genetik bir hastalık” olarak tanımlanmaktadır.
Kolorektal karsinomlar bir öncül lezyonu izlemeksizin gelişip 1 cm çapına gelmeden invazif hale geçtiğinde “De-Novo tip” hiperplazi adenomatöz hiperplazi iltihabi barsak hastalığı zemininde gelişen villöz proliferasyonlar yassı adenomatöz de ğişiklikler ve displazi yüksek kanser riskini taşıyan öncül lezyonlardır. mukoza kriptalarında sayıları iki ila beş arasında değişen “kök” hücrelerinin hızla çoğalarak Paneth adenom ve karsinom gibi kademeli olarak geliştiği durumlarda ise öncül lezyonu izleyen karsinom tipi olarak tanımlanır. Bu tür neoplastik gelişmelerde ileri evrelerde tümörün geliştiği öncül lezyonun izlerini görmek mümkün olabilir.
Kolorektal mukozada neoplastik adenom iltihabi barsak hastalığı zemininde gelişen villöz proliferasyonlar yassı adenomatöz de ğişiklikler ve displazi yüksek kanser riskini taşıyan öncül lezyonlardır.

A. PREKANSERÖZ HASTALIKLAR
EPİTELYAL POLİPLER

Polip klinik ve endoskopik bir terim olup kolorektal mukozanın saplı ya da sapsız çıkıntısı olarak tanımlanır. Bu özellikteki bir lezyon gerçekte basit iltihabi regeneratif hiperplazik bir polip olabileceği gibi hamartomatöz ya da adenom şeklinde neoplazik bir gelişme de olabilir. Kesin tanı histopatolojik inceleme sonucu yapılır (Tablo.1).


Tablo 1: Kolorektal poliplerin sınıflaması

I-NON NEOPLAZİK POLİPLER
A-HİPERPLAZİK (aaaaPLAZİK)
Geniş tip hiperplazik polipler
Adenom alanları içeren hiperplazik polipler
Mikst hiperplazik-adenomatöz polipler (Sarrated Adenoma)
B. HAMARTOMATÖZ
Peutz Jeghers polibi
Cowden hastalığı polibi
Jüvenil polip
Ganglionöromatozis
C. İLTİHABİ
Iltihabi (basit) polip
lltihabi lenfoid fibroid granülomatöz stromalı polip
Lenfoid-polip-polipozis
II-NEOPLAZİK POLİPLER
A-Benign (Adenoma)
Tübüler adenom
Tübülo-villöz adenom
Villöz adenom
B-Malign (Kanser)
Noninvazif karsinom
Karsinoma in situ
İntramukozal karsinoma
İnvazif karsinom (Muskularis mukozayı geçmiş)

NON-NEOPLAZİK POLİPLER
Hiperplazik (aaaaplazik) polipler: Genellikle distal kolonda ve rektumda lokalize olan hiperplazik poliplerin 40 yaş üzerinde görülme oranı %75′dir. Erkeklerde kadınlara oranla dört kez daha sıktır . Hiperplazik polip çapları ortalama 5 mm olup soluk küçük genellikle sesil lez yonlardır. Makroskopik olarak adenomları taklit edebilirler. Mikroskopik olarak hiperplazik uzamış kriptalarda bazaldan yüzeye doğru matürasyon gösteren sık mitoz içeren immatür hücre artışı dikkati çeker. Yüzeye doğru Goblet ve absorbtif tip hücreler belirginleşir kripta kesitleri yer yer testere dişini andıran görünümde olabilir. Stromal kollagen lif ve fıbroblastik elementlerde de belirgin hiperolazi vardır. Hiperplazik poliplerin 3 major varyantı tanımlanmıştır.
Geniş tip hiperplazik polipler: 1 cm’den büyük sesil ya da saplı olup
Adenom alanları içeren hiperplazik polipler:Hiperplazi zemininde tübüler formasyon lar görülür.
Mikst hiperpiazik-adenomatöz polipler (Sarrated adenoma): Adenomatöz komponentli hiperplazik poliplerdir. Guddelerde testere görünümü saptanır.
Hiperpiazik polipler birden fazla hiperplazik polipozis şeklinde kolonda IgA asetil sialomüsin içeriği gibi kolorektal kanserlere uyan bazı özellikleri taşıdıkları gözlenmiştir. Hiperplazik polipler genelikle benign mukozal proliferasyonlar olarak kabul edilirsede bunların büyük tipleri ve adenom komponentli varyantlarının malignite potansiyeli taşıdığı kabul edilmekte ve kademeli kolorektal karsinogeneziste erken safhayı oluşturduğuna dikkat çekilmektedir.
Hamartomatöz Polipler
Peutz-Jeghers Polipleri: Peutz-Jeghers sendromunda polipozisle birlikte majör belirtisi olan deri ve daha çok ağız içi mukokutaneöz pigmentasyon ile birlikte görülür. Bu sendromda nadir olarak selim ve habis over tümörleri servikal adeno karsinomlar ve meme kanserleri gelişebilir. Peutz-Jeghers sendromunda nadiren kolon rektum ve midede görülebilir. Polipler mültipl ya da soliter 2 ile 3.5 cm. çapında saplı oluşumlardır. Peutz-Jeghers polibi morfolojik olarak ince barsak tipi mukoza ve musküler komponentleri dallanmalar yaparak içeren hamartomatöz bir yapıdır. Malignite potansiyeli taşımakta displazik ve karsinomatöz transformasyon gösterebilmektedir.
Cowden Hastalığı: Gastrointestinal poliplerin görüldüğü otozomal dominant bir hastalıktır. Barsak polipleri dışında meme ve tiroid kanseri fasial trikolemmomalar akral keratozis oral-mukozal papillomlar görülür. Gastrointestinal poliplerin disorganize fıbroid iltihabi yada lipomatöz stromalı hiperplazik polipler olduğu görülür. Cowden sendromunda barsakta gelişen poliplerde malignite riski düşüktür.
Jüvenil Polipler: Daha çok birinci ve ikinci dekadlarda görülen distal kolonda daha sık lokalize olan ortalama 1.5 cm çapında kolay kanayan poliplerdir. Tek ya da nadiren jüvenil polipozis şeklinde görülebilirler. Jüvenil polipler histolojik olarak mukustan zengin kübik prizmatik epitelle döşeli kistik guddeli oluşumlardır. Sıklıkla sekonder değişikliklere uğrayarak ülserasyon iltihabi infiltrasyon ve hipervaskülarizasyon gösterir. Soliter jüvenil polipler malignite potansiyeli taşımamaktadır. Ancak bu tür polipten gelişen karsinom olguları bildirilmiştir. bazen saplı yüksek silendirik hücrelerden baskın glandüler formasyonlar içeren ve büyük çaplara ulaşabilen poliplerdir. Displazi ve malign değişim gösterebilir. özellikle gençlerde görülebilir. Hiperplazik polipler kolorektal kanser ve adenomlara uyan sıklık ve lokalizasyon gösterirler. Benign karakter deki bu lezyonların gerçek natürü ve etyolojileri bilinmemektedir.


Jüvenil Polipler: Daha çok birinci ve ikinci dekadlarda görülen genellikle saplı distal kolonda daha sık lokalize olan ortalama 1.5 cm çapında kolay kanayan poliplerdir. Tek ya da nadiren jüvenil polipozis şeklinde görülebilirler. Jüvenil polipler histolojik olarak mukustan zengin kübik prizmatik epitelle döşeli kistik guddeli oluşumlardır. Sıklıkla sekonder değişikliklere uğrayarak ülserasyon iltihabi infiltrasyon ve hipervaskülarizasyon gösterir. Soliter jüvenil polipler malignite potansiyeli taşımamaktadır. Ancak bu tür polipten gelişen karsinom olguları bildirilmiştir.




DakikEmre isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2012, 11:23 PM   #33
 
DakikEmre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yazar
Pasaj Yöneticisi





<!-- google_ad_section_start -->Cevap: Kanser Çeşitleri<!-- google_ad_section_end --> Cevap: Kanser Çeşitleri

Timoma ve Timik Karsinom

timoma ve timk karsinoma kanserli hücrelerin timustan köken aldığı hastalıklardır.Timus göğüs kemiğinin hemen altında yerleşmiş küçük bir organdır.Lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerinin kana salınmasını ve infeksiyonla savaşmasını sağlar.Timoma genellikle yavaş büyüyen ve timus haricinde başka dokulara yayılma eğilimi göstermeyen bir tümördür.Timik karsinoma ise tedavisi güç ve yayılma eğilimi olan bir tümördür.Timomalı hastalar genellikle myastenia gravis gibi ek immun sistem sorunları olan hastalardır.
Eğer aşağıdaki semptomlar mevcutsa doktora başvurulmalıdır:
- İnatçı öksürük
- göğüs ağrısı
- kas güçsüzlüğü
Eğer bu semptomlar varsa doktor direkt göğüs grafisi ve bilgisayarlı tomografi görmek isteyebilir.
Prognoz ve tedavi seçeneği kanserin evresinekanserli hücrelerin tipine ve hastanın genel durumuna bağlıdır
TEDAVİ
Bugün kullanılan 3 adet tedavi protokolü vardır:
-cerrahi
-radyoterapi
-hormon tedavisi
Cerrahi ile tümörün alınması en çok kullanılan tedavi yöntemidir.
Myastenia graves(MG) ve timektomi
MG hastalari doktora genellikle yorgunluk ve bir grup özel kaslarin zayiflamasi sikayetiyle basvurur. MG istemli hareketleri yaptiran her kasi etkileyebilecek bir hastalik oldugundan kimi kaslar özellikle de göz kapaklarini hareket ettirenler; konusma çigneme yutkunma öksürme ve yüz ifadesine yardimci olan kas gruplari en sik etkilenenlerdir.

Göz kapaklarinda düsme hastalik için çok tipik bir belirti olmakla birlikte; konusmada güçlük çekme nefes almakta zorlanma yeme ve içme güçlükleri sürekli bir yorgunluk hissi de bu tabloya eslik eden bulgular olarak görülebilir.



Kollardaki kaslarda etkilenme her zaman simetrik olmayabilir. Ancak hastalarin çogu saçlarini taramakta tras olmakta makyaj yapmakta ya da sampuan ile saçlarini yikamakta oldukça zorlu anlar yasamaktadir. Kavanozlari ya da ilaç kapaklarini açmakta zorlanmalari da tutmayi saglayan kaslardaki zayifligin göstergesidir.

MG hernekadar agrisiz bir hastalik olarak bilinse de boyun kaslarindaki zayiflamayla bas agrilari ve boyunda kasilmalar gözlemlenebilir.

Hastalarda yasanabilecek en büyük sorun nefes alip vermemizi saglayan kaslarin etkilenmesiyle olur. Nefes almada ya da öksürmede zorlanan hastalar myastenik kriz adi verilen ve mekanik nefes yardimini gerektiren son derece ciddi sorunlarla karsilasabilirler. Konusma ve yutkunmada zorlanan hastalar bu riske en yakin olanlaridir.

Hastalarin büyük çogunlugunda kas gruplarindaki zayiflik ve dolayisiyla yorgunlugun sidddeti gün boyunca dalgali bir seyir izler. Sabah saatlerinde çok siddetli olmayan bulgular o kas gruplarinin ilerleyen saatlerde sürekli kullanimlari sonucunda hastaya oldukça zor anlar yasatabilir.

Hastalik ilerleyici bir karaktere sahip olup erken dönemde yapilacak tedaviler büyük oranda basariya ulasarak bu ilerlemeyi durdurur. Ancak geç kalinan vakalarda özellikle çok ilerlemis dönemlerde çok daha siddetli bir hal alabilir (aktif dönem) ve bu daha sonra bir iyi bir kötü hissedilen ve yorgunluga hala açik olan hale gelir (inaktif dönem) ve daha sonra 15-20 yil süren vakalarda sabit hale gelerek hastanede uzun süre kalmayi gerektirebilir (patlama dönemi).

Hastaligin seyrini kötülestiren faktörler arasinda ruhsal gerginlik ve stres durumlari adet dönemleri gebelik sistemik hastaliklar (özellikle de viral solunum yollari hastaliklari) ve nöromusküler (sinir-kas müsterek çalismasiyla ilgili) iletimi azaltan ilaçlarin kullanimi sayilabilir.

Gerçekte MG için bilinen hiçbir tedavi bulunmamakla bereber hastalarin yasamlarini bu hastalikla birlikte sürdürmelerini saglayabilecek ve her hasta için farkli cevap vermesi söz konusu olan yöntemler mevcuttur.

Bilinen en yaygin metodlar ; kisa dönemli olarak ilaç uygulamasi uzun dönemli olarak ilaç uygulamasi immunoterapiler (bagisiklik düzenleyen yani plasmapheresis veya intravenöz immun globin verilmesi gibi ) ve uzun dönemli immunosupressif (bagisiklik baskilayici) ilaç uygulamalari ile thymectomy (timus bezinin ameliyatla çikartilmasi) dir.
MG hastalarında timektomi uygulaması tedavi planının çok önemli bir kısmını oluşturur. Çünkü genel olarak hastalığın normal tablosuna ek olarak çıkan bulguların çoğu timomalarca oluşturulmaktadır ve ayrıca her zaman için malign (kötü huylu) tümör olasılığı düşünülmelidir.
Timektomiye hastadan hastaya faklı yanıtlar alınabilir. En iyi yanıt genelde operasyondan iki ile beş yıl sonra alınabilmektedir. Altmış yaşından sonra hastalıkları tespit edilmiş olanlar için timektomi hiç yanıt vermeyebilir. En iyi yanıt ise hastalıkları erkenden teşhis edilmiş genç hastalarda alınır.
Önceleri timektomi sadece 25 yaşın altındaki hastalara yapılırdı fakat son zamanlarda yaş sınırı 50' ye yükseltilmiş ve genel bir kural koymaktansa her hastaya özel bir plan uygulanmaya başlanmıştır.
Timektomi hakkında diğer bir nokta operasyonun tekniğidir. Pekçok cerrah göğüs kemiğini yararak transternal (göğüs kemiği byunca) timektomiyi tercih ederken kimi cerrahlar son zamanlarda goyundan girilen ve transservikal timektomi denilen daha az travmatik olan bir tekniği kullanmaktadır.
Hangi teknik uygulanırsa uygulansın büyük bir dikkat gerektirmektedir. Hastaların pek çoğunda operasyon sonrasında MG tablosunda gerileme ya da durma gözlenmiştir. Ancak bunun her hastada olmasını beklemek yanlış olacağı gibi bu iyileşme operasyondan aylar sonra bile görülebilir.


DakikEmre isimli üyemiz çevrimdy?ydyr. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
kanser, kanser belirtileri, kanser belirtisi, kanser çeşitleri, kanser tedavileri, kanser tedavisi

Seçenekler
Stil


Kanser Çeşitleri Belirtileri Etkileri ve Tedavileri

Kanser Çeşitleri Belirtileri Etkileri ve Tedavileri konusu, EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM/Sağlık bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Beyin Tümörü Belirtileri, Tümör Çeşitleri ve Tedavisi Temel Hastalıklar Ve Tavsiyeler
Kanserden Korunma Olasılığı Temel Hastalıklar Ve Tavsiyeler
Akciğer Kanseri Nedir A-B
Kanser en çok neyi sever? Temel Hastalıklar Ve Tavsiyeler
kanser güncellemesi Temel Hastalıklar Ve Tavsiyeler


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:47 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net