Rehberim

Yare Mektuplar

EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM bölümü Sevgi Ve AŞK / Yare Mektuplar konusu gösteriliyor Özet:ey gözümün yaşı, vefasız sırdaşı, kaç gündür odamın penceresinden pervazlara konan kuşların kederini, gözlerindeki dinginliği, kanatlarındaki ahengi izliyorum.bir kuş kadar ...


Go Back   Rehberim > EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM > Sevgi Ve AŞK

Yare Mektuplar

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 15-10-2009, 06:03 PM
özlemm
Standart Yare Mektuplar





ey gözümün yaşı, vefasız sırdaşı,

kaç gündür odamın penceresinden pervazlara konan kuşların kederini, gözlerindeki dinginliği, kanatlarındaki ahengi izliyorum.bir kuş kadar cevval ve hayatla uyumlu olamamanın tedirginliği, biçimsiz ve göçebe olduğum hissi, ellerimdeki acemilik, yüzümdeki gurbet bir uçurumun ürpertisini getiriyor gözlerime. içim acıyor; açamamış bir tomurcuk, yapraklanamayan ağaç, duvara tırmanamayan bir yavru kedi bütün bedenimi karış karış dolaşıyor, adın gece oluyor şu saat hayâlin ızdırap. dudaklarımda iğreti bir ıslık, okulların önünden geçiyorum bazan, simit satan çocuklara gülümsüyorum, kaçarcasına şehirden kendimi bir parkın en ücra kanepesine bırakıyorum. olmuyor, olmuyor içimde kederlerin en hınzırı, virân, bakımsız ve metruk sokaklara götürüyor beni, suretsiz çocuklar sarıyor etrafımı, içim yanıyor. gece oluyor..

ey kelimelerin en vefasızı, sızısı,
ne kaldı geriye kalbim ! diyemiyorum, kelimelerdeki şefkat bir annenin merhameti gibi yapışıyor dudaklarıma. hazan da olsan, kuru bir yaprak gibi dökülsen de artık içime “ vazgeç kalbim! “ diyemiyorum. oysa artık çok geç biliyorum; sensizlikte saadet.

ey gönül hırsızı, kalbimin fukarası,
akşamüstü bir çocuğun düşmesi gibi kuyuya tarifsiz acılar içinde sensizliğin ortasına bir kez daha düştüm. düşündüm, neden vakitlerim sana ayarlı, adını andıkça neden içimde çiçekler açıyor, binlerce kuş birden havalanıyor. oysa ömrüme ziyân gözlerin, gönlüme keder. kavuşmak sana, ellerini tutmak sensizlikten beter. anladım ki ben sende kaybolmuşum; unutulmuşum.

yarın sokağa çıkacağım, ne kaldıysa senden rüzgâra bıracağım.


.................................................. ...........

Şu dağlarda kar olsaydım / Bir asi rüzgar olsaydım / Arar bulur muydun beni / Sahipsiz mezar olsaydım “

Arar bulur muydun sahi, gece kuşları pencerene tüneyip sabahı kirpiklerine doladığında, bir yetimin gözlerinden şehrin tutuştuğunda, yüreğinin en ücra ve ıssız köşesinde bir yoksulun sessiz ve derinden çığlığında, çocuğun düşü annenin yasında; arar bulur muydun sahi? Bir yolcu otobüsünün arka koltuğunda tarifsiz kederler içinde, bilmediğim bir şehre gider gibiyim.

Ellerimde örselenmiş bir yürek, ne yana dönsem acemi kimliğim, ne yapsam ben, ne tutsam kimsesizliğim. Bir parkın yalnız kanepesinde, simit satan çocuğun direncinde, sabrında, şu önümde uçuşan kuşların telaşında, şu serseri şehrin hengâmesinde hep ben, tarifsiz ben, ben .. ! yağmur yağsa da birden, sokaklar boşalsa diyorum , kalabalıktan korkuyorum can, annemi özlüyorum. Tutsa ellerimden, bağrına bassa hiç ayrılmasa diyorum, uyusak günlerce ...

Şehri dolaştım bütün gün, ha bire koşturuyor insanlar bir yerlere, arabalar durmadan gelip geçiyor, ya biz yaşamıyoruz diyorum ya da bunlar çıldırmış. Talebelik yıllarımdan aşina çarşıya giriyorum, yine dükkânların önü eski kitaplar, yürüyorum işte yine uykulu haliyle o çay ocağı; fokurdayan çaydanlık, tahta tabureler, ihtiyar çaycı bile hiç değişmemiş. Hey gidi günler, beyhude ömür hey ...! Ey yâr, içimde bir kuş çırpınıyor sanki, bir nehir akıp gidiyor, gelmese de mektubun sözlerin değip geçiyor. Yalan dudaklarımdaki tebessüm, saçlarımdaki serinlik, şimdi gönül harâbezâr, vakti değil, dışarıda hayat şuh, zaman berhudâr.

Sarıl düşlerine, hayattan ayrıl yâr, ey yâr ...

.................................................. ........................

Ana Mecnun denir ki ezber etmiş
Dilinde her nefes evrâd-ı Leyla ”


Söyle kuşlara, bu sabah haneme uğramasın. Adını dahi unutan, sılasını terk eden, köhne yüreğine iliştirdiği iğreti tebessümü dilsiz insanlara bırakan, bu kaypak ve bulaşık şehri, bu amansız ve dümensiz, pulsuz ve adressiz hayatı reddeden, en güzel yerinde ömrün, sevincini sürgün eden hayatı zindan, ölümü vuslat bilen bu insan sana ne vaat edebilir? Bütün azalarımla ben kalbimden geçtim, şimdi elsiz ayaksız bir kuyuya düştüm. Başımda çığlık çığlık kuşlar, avuçlarıma yürüyen karıncalar, kör bir rüzgar, kulaklarımda iniltiler. Öyle bir hal ki tarifi imkansız, hayali ziyan.

Gothe’ ye en güzel şiirini yazdıran iksir, ihtiyar oduncuya aklını alıp parmaklarını kestiren ateş, Mecnun’ a çölü mesken yapan esrar, Şair’ e kelimeleri kifayetsiz kıldıran muamma, kaleme hükmeden parmakları kanatan ve yaralayan güç, velhasıl yanmış, kül olmuş yürek; harabe. Viranenin pervazlarına tünemiş, mekân tutmuş, her daim bir böcek gibi içten içe kemiren gözlerin, böğrüne soğuk bir bıçak gibi sokulan sözlerin, uzanmayan, uzaklaşan ellerin…

O kadar aldanmış olmalısın ki kelimelerin büyüsüne, tebessümlerin samimiyetsizliğine, bu yangını gelir geçer sanıyorsun. Bilmez misin kalp camdan, kırıldı mı bir daha yapışmaz. Bu kor ateş hangi mektupta köz olur da, gözlerine düşer, avuçlarına sığar, dudaklarına hece olur.

Anladım ki ey yâr, senden can değil, hoyrat vakitlere mahsus ağyâr olur

Muhittin Ulupınar
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 16-10-2009, 05:18 PM
özlemm
Standart Benim değilsin ama benimlesin..

Biliyor musun hiçbir zaman çözmeye çalışmamıştım seni. Konuşmalarının arasına sıkıştırdığın cümleleri aldım sadece senden. Her görüşmemizde
"benden yana hiçbir zaman korkun olmasn" diye başlayan cümlelerini aldım.
Korkuyorum.. derdim ama sen sürekli sana inanmamı ve güvenmemi isterdin ve biz oturup saatlerce konuşurduk özlemlerimiz üzerine.Oturup saatlerce konuşur ve gülerdik.Gülerken yüreğim kayardı sana doğru ama sende beni yalnız bırakmaz bana yüreğini açar bu küçük sevgi
oyunlarına benimle beraber katılırdın. Ve bu sevda sözlerin beni öyle çok etkilerdi ki her telefonu kapatışımızda sana doyamadan sesinden
uzaklaşırdım.Sen görmezdin ben yanardım.Sen görmezdin ben hep yanardım.
Her konuşmamızın bitişinde ben yüzünü çizmeye çalışır kilometreler ötesine taşırdım.
Belki de sen başından beri biliyordun sevgili kısa bir zaman
sonra çekip gideceğini
. Benden sana inanmamı istiyordun ama biliyordun.
Herkes biliyordu..arkadaşlar dostlar hayallerim umutlarım..Bir ben bilmiyordum.

Artık o kadar çok yoksun ki ben de ne kadar varolduğunu karıştırıyorum bazen. Yokluğun varlığını geçti.

Yalancı bir bahardayız. Bense bu yalancı baharda yalancı gülüşler dağıtıyorum etrafa ve
gariptir hiç umut kalmadığı halde gelme ihtimalini
hesaplıyorum kağıt kaleme gerek duymadan.


Gözlerimi kapatınca kurduğum
hayaller rotasını şaşırdı zaten sevgili. Olur olmadık zamanlarda olur olmadık bir şekilde karşıma çıkıp geldim diyebilme ihtimalini düşünüyorum.

Hayatın acılarıyla ve sorunlarıyla uğraşıyorum her gün. Ve her sabah bugünü de atlatabilecek miyim düşüncesiyle geçiyor saatler. Yorulduğumu ve
bittiğimi hissettiğim tökezleyip tam yere düşeceğimi fark ettiğim anlarda gözlerimi kapatıp beni bir yabancı gibi ortada bırakışını aklıma getiriyor
yüreğimdeki sahipsiz sevginden inanamayacağın bir şekilde güç alıyorum.
Yine de benim olmasanda hala benimle olduğunu aldığını bilmek; küçük şeylerden mutlu olan Polyanna misali ısıtıyor içimi. Yokluğunda varlığın gibi sevgili. Hiç fark yok.
Ve ben yokluğunu da varlığını sevdiğim gibi seviyorum. Çünkü ben sevgime
kırgınlığımı bulaştırmadım sevgili söylemedim ona beni ne kadar üzdüğünü...


alinti
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Okunmamış 16-10-2009, 05:22 PM
özlemm
Standart Yolun Açık Olsun..

Bu sana yazacağım ilk ve son mektup. Ne öncesi nede sonrası olacak… Beyaz bir sayfada anlatmaya çalışacağım yüreğimden geçenleri ve daha sonra bir kitabın sayfaları arasında yıllanmaya bırakacağım içimde büyüttüğüm seni…

Derler ki!... Alınyazımıza karşı koyamayız. Ne yazıldıysa onu yaşamak zorundayız.

Soğuk bir akşam bizim yazımızın başlangıcıydı… Usulca giriverdin, sakin ve sessiz dünyama… Yeni bir başlangıç, yeni bir umut oldun senelerdir yalnız kalmış ruhuma.

O soğuk kış gününde yaşantıma serpmeye çalıştığın sevgi kırıntılarını, avuçlarımda toplayıp, yüreğime yerleştirmek istedim. İzin vermedin… Sadece bekle dedin, bekledim… Ama sevgili sen ne istediğini hiçbir zaman bilemedin.

Şimdi soruyorum sana, sen aşk nedir bilirmisin? Yasaklar, kısıtlamalar olmadan, yüreğini zamana esir etmeden, içinden geldiği gibi, çıkarsızca, umarsızca bir insanı sevebilirmisin? ...

Gecenin bir vakti, yüzüne vuran ay ışığının gölgesinde, ulaşılmazlar içinde sevdiğin bir insana ulaşabilmeyi hayal edebilir mi sin?

Kan ter içinde, sevdiğinin adını sayıklayarak uyanabilir misin? Durmak bilmeyen zaman içinde, geçmek bilmeyen saat tik taklarına umudunu bağlayabilirmisin?

Peki ya! onun yokluğu yumruk misali boğazına çökmüşken, yorganını gözyaşlarına kalkan yapıp, sesini kimseler duymasın diye, için için döktüğün her bir damlayı yüreğine akıtabilir misin?


Derler ki;
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Ama kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.

Gidene ağlamaz kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.



Bir zamanlar avuçlarımda ısıtmak istediğim zalim yüreğini artık serbest bırakıyorum. İnan bana artık bende seni istemiyorum...

Söyle...! Şimdi mutlu musun?
İstediğin bir değil bin çiçekse...
Artık özgürsün...
Yolun açık olsun.



alinti
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Okunmamış 17-10-2009, 09:20 PM
özlemm
Standart Cevap: Yare Mektuplar

Son mektubumu gödereli uzun zaman oldu. Bilmiyorum sana ulaştımı. Cevap gelmedi.

Hoş gelsede nasılsın,iyimisinden öteye gitmeyecek biliyorum.. O kadar doluyum ki! ve Ne gariptir. Anlatacak o kadar kişi olmasına rağmen. Kelimeleri kullanmakta zorluk çekiyorum.

Acaba diyorum! Acı çekmek hoşuma mı gidiyor? Sorguluyorum. Düşünüyorum...

Ve sonu sana çıkıyor. Görmedim, daha kokunu bile hissetmedim.. Ama seni sana anlatmak için kendime hayaller üretiyorum. Bazen hikayemin baş rol oyuncusu bazen... Sokaktan geçen bir gölge oluyorum.. Susuyorum..

Sustukça sol tarafımın acıdığını hissediyorum... Ve tekrar susuyorum. İşte aslında ben kendimi buluyorum.. Biraz sende biraz bende.

Anlıyorum ki. Ben yanlızlığa sevdalıyım..

Tek renkli bir gökkuşağı oluyorum bazen. Ama adı değişmiyor. Gökkuşağı.. Bize anlatılan ve gördüğümüz rengarenk değil.. Kendi kurallarım ile oynuyorum hayat denen bu oyunu. Sonunu bildiğim bir düş oluyor sonra.

Ve yine susuyorum...

Şimdi haykırsam duyarmısın.. Yoksa sadece duymak istediklerinimi haykırmalıyım...Yaşadığım senin hayatın mı? Benimki mi?

N'apmalıyım? Bilmiyorum..

Acaba kuralların bozulduğu, şiirlerimi yaşasam... Senide rahatsız etmem diye düşünüyorum..

Ama her şirimde seni görüyorum.. Özlemini..
Acını bile zevkle tadıyorum...

Dedim ya seni tanımıyorum.
Lakin tanımaya çalıştıkça daha derine batıyorum...

Halâ beklemekteyim...

Sonra aklıma geliyor..............!!
Kızıla boyadığım duvarlar,
Beyaza çaldığım karanlık sokaklar....

Birde sayfalarıma bıraktığın dip notlar. Unutmuyorum.... Ama susuyorum...

Suskunluğum konuşmamamdan değil. Sesimi duymamandan. Dedim ya kendi kurallarım ile yaşıyorum...

Seni düşünmediğim zamanlar, Memleketim geliyor aklıma.
Bizim oralarda sevdalara isim koymazlardı. Çünkü sevda dağdı, taşdı, bazen Munzur bazen kardı borandı...

Tek amacı vardı.

Savaşmaktı....

Ve ben senin için,

Adını bile koyamadığım, sadece umut diye isimlendirdiğim...

Savaşın ortasına dalıyorum... Ve senin bir gün geleceğini biliyorum...

O zaman sana,
Kafası bulanık, Bir gün biteceğine inanan, Yanlız sevgisiyle yoğrulan AŞIK değil.

Sonu olmayan, Ulaşılamayan, Bütün duyguları içinde barındıran, AŞK olmak istiyorum. Sadece AŞK.........

alinti
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Okunmamış 18-10-2009, 09:32 PM
adore2007
Standart Cevap: Yare Mektuplar


Sana geldim
Sana geldim kapatma gözlerini.Umutsuz aşkların bıraktığı bütün tortuları

temizleyip, bir tek sana kalmak için geldim, bak yüzüme.Aşka dair ne varsa göreceksin gözlerimde.Kendini göreceksin.Seni yaşarken başka diyarlarda olamazdım.Yüreğimde seni taşırken başka kalplerin her an gitmeye hazır huzursuz
konuğu olamazdım, bu yüzden geldim.
Vazgeçişlerle dolu bütün aşklara bir yüreğin nasıl vazgeçilmez olabileceğini
kanıtlamak için geldim, haydi bak bana…Ben o gözleri hayal ettim bunca yıl.Sensizliği yaşarken bile, gözlerin yıldız olup eşlik etti en karanlık gecelerde.En derin mavilikleri o gözlerde buldum.Ayazda bahardı gözlerin, gri bulutları dağıtan
güneş, Yağmurdan sonra dünyayı çepçevre saran gökkuşağı.Şimdi o gözlerden
mahrum mu bırakacaksın beni¿
Sana geldim diyorum anla beni, günahsız değilim biliyorum.Sensizliğe direnirken yaptığım hataları da gelip geldim yanıma.İçimde taşarken isyan, seni yok
etmek adına yaptığım tüm saçmalıkları göstereceğim sana, aç gözlerini.Beni
anlayacaksın biliyorum, insanı deli eden sensizliğe nasıl direndiğini gördükçe
bağışlayacaksın hatalarımı.
Bu aşkı görmezlikten gelemezsin, capcanlı karşında duruyor çünkü.Yüreğinide kapatabilecek misin gözlerin gibi¿Söz geçirebilecek misin ona¿Gözkapaklarına
‘açılma’ emrini veren beynin yüreğine de ‘atma’ diyebilecek mi¿ Aşkı zehirli günlerin süzgecinden geçirdik biz ve koruduk.Umutsuzluk kurşunları yağarken aş-
kın üzerine kendimizi siper ettik, nelerden vazgeçtik.Kolay olan vazgeçmekti, biz
herşeyi göze alıp en dikenli, en engebeli, tuzaklarla dolu yollardan yürüyüp geldik
Görmeyerek reddetmeye çalıştığın bu aşk sensin aslında.Aşkı değil, kendini
reddediyorsun, bir hiçliğe mahkum ediyorsun.Ben gözlerinde ve yüreğinde yer
almaya geldim.Açmazsan gözlerini asla görmeyeceksin bendeki seni.Haydi bak,
nasıl doluyum seninle, nasıl gelip oturmuşsun yüreğimin en derin köşesine.Kapatma gözlerini, beni yeniden sonsuz maviliklere sal.Bana yeniden yaşat baharları.
Bu aşk bizim mabedimiz olsun, kapanalım ve yıllarca hiç bıkmadan şükredelim aşkımıza.Haydi aşka aç gözlerini…Aşka ve hayata…


Konu adore2007 tarafından (18-10-2009 Saat 09:35 PM ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Okunmamış 18-10-2009, 09:36 PM
adore2007
Standart Cevap: Yare Mektuplar

arkadaslar cok guzel seyler yazmıssınız tşkler.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Okunmamış 18-10-2009, 09:51 PM
Raskolnikov
Standart Cevap: Yare Mektuplar

bir daha önünüze gelen yere mesaj yazarsanız banlanacaksınız, bilginize
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Okunmamış 19-10-2009, 12:58 PM
özlemm
Standart Cevap: Yare Mektuplar

Alıntı:
adore2007 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
arkadaslar cok guzel seyler yazmıssınız tşkler.
sayfama renk katiginiz icin ben tesekkür ederim
güzel paylasimdi emeginize saglik
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Okunmamış 19-10-2009, 01:02 PM
özlemm
Standart Cevap: Yare Mektuplar

Saflığım ve telaşlı yanımla ruhunda yıldız belki de bir sabah gülümsemesi olmak, kelimelerimle ruhuna dokunmak istiyorum..Yüzünde güneş yanığı bir huzur var..Gözlerindeki anlam evcil ve sanki diğer yanıyla aşka boyun eğecek kadar derin..



İçimin denizinde bir kayık yüzüyor bir de küskün bir papatyam var..Seni düşünürken düşüncelerimin sokağından bir atlı geçiyor ve seni düşünürken yasak meyveye dokunuyor ellerim..
Seni düşünürken, bu yabancı şehrin en eski kaldırımlarında kaybolmuş bir çocuk gibi oluyorum.. Bilmediğim bir gökten yağmurlar yağıyor sanki, iliklerime kadar ıslanıyorum..
Soğuk ile ılık arası bir rüzgar dolanıyor tenimde, ürperiyorum..Ensemde gezinen dudaklarınmışçasına kendimden geçiyorum.. Bedenime yayılan sıcaklık dağıtıyor tüm hüzünleri.. Hüzün buğuları görünmez oluyor dudaklarıma değdiğinde..
Kulaklarımda senin şarkın ve bizim okyanusumuzun mavi sesi geliyor..
Sırılsıklam oluyor, sesin büyüsünde kayboluyorum..
Hep böyle ıslak kalmalı, kurulanmamalıyım diyorum..


Oysa ben ne kadar çok çocuk kalmışım. Büyüdüğüm anlara saklamışım içimdeki çocuğu.. Tenimi sıksam irin gibi dolmuş bir okyanus fışkıracak..
Akacak, akacak.... En derinlere akacak gibi..
Ruhumu en bilinmeyen anlara çevirsem her yanından iflah olmaz ilksonyaz duyguları dökülecek sokağıma...
Bak, gördün mü kırlangıçlar da geldi. Yaz göz kırpıyor aşk delisi bize...
Martılar kanatlanıyor, çığlıkları şarkı gibi...
Biliyorum, martı yüzlü serseri bir çocuğum ben..
Olsun, seviyorum..


Tatlı bir busenin samyelinden, arzulayan bakışından, sıcak kalbinin sessiz fısıltılarından, ensemde gezinen dudaklarından, insanı incitmeye korkarcasına muhabbette olan çileklerden ruhuma dokunan beklediğim ama tutamadığım gerçek bir aşkın sıcaklığından başka ne isteyebilirim ki?
Hem ben sana yazdan arta kalanları değil; üşüyen düşlerimi ve mimozaları anlatacaktım.


Gözlerinden öpülecek bir yer ayır bana..Issız ve bozkır kalan yanım şımarsın bir çocuk gibi...Sakinleşsin ömrümüzü tüketen şu zalim hayat...
Ve herkese akmayan cümlelerim de uslansın..
Bilemezsin, ne ahlar çektiğimi...
Lunapark şenliği çocukluğum ne kadar da dalgın ve konuşkan bu gece.
İçimdeki cesur kıpırtı düşsüz kalmasın, renkler denizinin sönmeyen deniz feneri,
hüzünlü bir şarkı akıyor ellerimizden ve neden hiç susmuyor yüreğimizin şakrak kuşları?


Sen kımıldayan göğün ruhu, sıcak şarap, üzgün mektup, çılgın bir pınar olmalısın!
Aşk denilen parkta sabahlasak da güneş
ruhumuzu yalasa ve sen bir kez daha yanımda uyusan ( Sanki hiç uyumuşsun gibi)
ve ben incelikler ülkesi kalbine sokulup oracıkta ölsem..
Çizemediğim resim gibiydi gövdemizin uykusuzluğu
ve gözlerimizdeki parıltı en tutkulu gecelerimizdi,
Yıldız gibi içimize akan..


Gevezeliğimi affet sevgilim, bu gece sana susadım....
Melekler diyarı gözlerinin en derinine...

alinti
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Okunmamış 19-10-2009, 09:12 PM
özlemm
Standart Cevap: Yare Mektuplar

Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var. Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.



Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?


Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.


Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.


Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Yapış yapış, vıcık vıcık bir yalnızlık bu. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.


Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başı içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.


Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.


"Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum da.


Neler yazmışım diye merakımdan.


Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.


alinti
Alıntı ile Cevapla
  #11  
Okunmamış 23-10-2009, 08:17 PM
özlemm
Standart Züleyha'nın Mektubu...

Yusuf İle Züleyha


Züleyha kalbi acının anlamına doğru sınırlarda dolaşmaya başlayınca Yûsuf'a bir mektup yazmaya karar verdi. İçindeki hallere tercüman olacak sözcükleri bulup da Yûsuf'a göstermek istedi. Dedi her vasfın karşılığı bir sözcük var nasılsa. Ben de halimi arz edeyim sözcüklerle Yûsuf'uma.

Papirüsten ezilmiş kâğıdı sivri kalemi aldı eline.
Yûsuf diye yazdı nâmenin en başına sayfanın tam ortasına. İçinden binlerce Yûsuf ses verdi.

Ey içimdeki yıldızlar mütercimi ölü olmayan kuşlarım benim
Mısr'ın sularına dökülmüş kandillerin aydınlığı
Gizli bahçelerden geçen yeşillerin ıslak çoğulluğu
Konuşan ağacım bana konuşan ırmağım benim.
Işıklı yağmurum.
Gözlerimle gören ey ey gözleriyle gördüğüm.

Yûsuf dedi Züleyha nâmenin tam ortasına sayfanın başına. İçinden binlerce Yûsuf daha ses verdi.

En derin kuyusunda kaybolduğum ey
Nil'in sesi geliyor gelsin sesim Nil'e gitmiyor gitmesin.
Sesi bana gelmeyen sesim ona gitmeyen ey.

Züleyha sayfanıın tam ortasına devam etti Yûsuf dedi.

Ey kalbimle seven
Ey kalbiyle sevdiğim.
Muhabbeti kolay giyilir libas olmayan
Vahayı terk edip çölün rahmetine düşen defterim
Yitik tahtına gönlünce kurulan çöl misillemesi sevdiceğim
Dağ lâlesi
Çöl çiçeği


Âh benim yitik ezel gülü vasfınca sahiplendiğim
âh beni ezel gülü vasfınca sahiplenip de sahiplendiğini henüz bilmeyen sevgilim


Âh benim! Âh benim!
Ey adı gelecek zamanların ve mekanların insanlarına adımla birlikte kalacak olan
Ey adım adıyla bile yazılacak olan
Sularıma dökülen karanlık yoklarımı örten aydınlık
Tezatlarım benim benim tekrirlerim
Ama muhabbetinden asla dönmediğim
Gün geçtikçe çoğalan benzetmelerim
Sözcüklerim lugatim. lisan hacmince vasıfladığım vâsıfım

Yûsuf yazdı Züleyha sayfanın tam ortasına. Hâlâ hitaptaydı kalemi bir satır ileri geçemedi. Bir satır ileri geçsem hitaptan dedi yanacağım. Ses verdi içinden bir ses: Yan o zaman yan o zaman! Züleyha devam etti:

Âh benim Yûsuf'um âh benim âh/senim dedi başka bir şey diyemedi.

Züleyha Yûsuf'a bir mektup yazmaya başlayınca. Yûsuf diye başladı Yûsuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelam yok. Ve Züleyha'nın lügatinde Yûsuf'tan öte sözcük yok.

Yûsuf dedi kelâmım artık sende hükümsüz. Ama kelâmımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme. Bil ki kelâmdan da ötede sadece âh var âh ki dünya onun üzerinde durur gök kubbe onun hararetiyle döner.




Nazan Bekiroğlu
Yusuf İle Züleyha
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Okunmamış 26-10-2009, 03:18 PM
özlemm
Standart Cevap: Yare Mektuplar

Sana Yazılmıs Bır Mektup Var Suan Elımde... Yazıldı Tarıhe Baktım Sankı Yıllar Gecmıs Ustunde Gıbı Geldı Bana... Oysakı Daha Ne Kadar Olmus Kı Daha Bır Gün Önce Yazmısım... Hıc Gondermeyecegımı Bıle Bıle Bir Roman Yazıyorum.. Hep Boyle Yapıyorum Dımı...


Ben Hep Bır Yerlerde Yazıp Bırakıyorum Dusuncelerımı Ve Sen Her Bırınden Bı Haber Yasıyorsun Kendı Dunyanda......

Hoş Bılsen Ne Degısıcek Kı...Neyı Degıstırebılırkı Yazılan Mektuplar......Seni Durdurabilirmi Olmayacak Olanı Olur Edermi… Senı Gerı Getırır Mı Mesela... Bıtırır Mı Acılarımı Son Bulurmu İsyanlarım Tukenır Mı Haykırıslarım............... Hayır Koca Bır Hayır Degılmı Yar...

Her Sey Oldugu Gıbı Kalır Ve Sende Oldugun Yerde Kalırsın... Yanı Yüreğimde... Yüreğim Bende Kalan Kırıtılarında Sadece Sen Varsın...Aslında Bende Bir Yürekte Yok Ki Senindi Verdim Sende Yürek Olduğunu Sende Sevği Dolduğunu Anladı Taş Yürek Sevği Doldu Ateş Oldu Aşk La Yandı..

Gittiğin Gunden Berı Ne Cok Sey Degısmıs Dıye Bakıyorum Etrafıma... Gorduklerım Benı Mutlu Etmıyor... Çiçekleri Solmus Bahcemın Gunesı Sonmus Dunyamın Gece Bıle Isyan Eder Olmus Halıme Gözyaslarım Kurumaya Yüz Tutumus Sankı...... Kan Damlıyor Yas Yerıne......... Aldırma Böyle Olduğuma Sen Bilirsin Vurur Sessiz Geceler… Sorarya Seni Anlattığım Buz Gibi Duvarlar.. O Zaman Bağlıyor Gözlerden Yağışlar…

Oysa Gıtmesen Ne Degısecektı Dıyorum Ve Bılıyorum Gıtmek Zorundaydı Dıyorum Kendıme... Gıtseydınde Bıtmeseydı Dıyorum Sonra Ve Takılıyorum Iste Orda...... Biliyorum Binde Birde Olsa İhtimal Kalırdı Diyorum…

Saat Gecenın Bılmem Kacı Takvımler Sende Takılı Kalmıs... Hengı Gun Hangı Ay Umrumda Degıl......

Gece Nobetlerım Senlı Saatlerın Hayalıyle Devam Etmekte Bense Yıne Sensizliğin Son Deminde….

Geçmemiş Sayıcam Zamanları
Hiç Gitmemiş Sayıcam Seni
Ve Hiç Yaşanmamış Sayıcam Ayrılıkları
Düşlerin Kadar Masum Sayıcam
Yaşanmışlıkları…

Hiç Kimse Kirletemez Senli Dünyamı
Kimseler Kuramaz Sen Kadar Beyaz Düşler
Kimseler Gülemez Sen Kadar
Öyle İçten Ve Öyle Derinden…

Yolun Açık Olsun Sevdiğim
Ve Hayatın Düşlerin Kadar Beyaz
Yarınların Sen Kadar Masum Olsun
Ve Mutluluğun Sonsuz Olsun Sevdiğim..
Sonsuz Olcak…
Bendeki Sen Kadar …


alinti
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Okunmamış 01-11-2009, 09:19 PM
özlemm
Standart Cevap: Yare Mektuplar

HoşçakaL'ım...ELveda'm dı...Anlamadın...

Belki alışkındı kulakların bu iki kelimenin dudaktaki dansına...Hoşça kal ; bir daha görüşmenin güvencesiydi. Bir önceki adımıydı bir sonraki buluşmanın...Hoşça kal denir ve hoşça kalınırdı senin aşklarında... Oysa bende Elveda demektir hoşça kal, bilemedin; kısacık zamanlara sığan tutkunun kılavuzluğundaki bu aşkta...


Duvarlarıma sana dair çok da fazla olmayan anılarımı çerçeveleyip astığım bir gece vermiştim kararımı. Her nedense çok eğri büğrü duruyordu resimler. Anılar mı yakışmadı resimlere, yoksa resimler mi yapışmadı çerçevelerin sabitliğine anlayamadım. Ama ters duran bir şeyler vardı bu tuhaf görüntüde.Sarhoş naralarını tıpkı birer otriş gibi dolamıştım kelimelerin boynuna. Sonra birdenbire hayretle, o gideceği yönü şaşırmış naraların sokaklardan değil yüreğimden geldiğini fark ettim. Yalpalaya yalpalaya yeni bir limana demir atmaya giden, adımlarını bir türlü aynı hizaya getiremeyen bu ayaklar, benim sevdamı arşınlıyorlardı...Yine yanlış yollara, yanlış ayakkabılarla dalmıştım düşüncesizce. Nasır tutan kalbimdi, parmaklarım sapasağlamdı görünüşte! Bakmamıştım mor sarmaşıklı yaprakların altındaki kocaman dikenlerini saklayan bataklıklara...Ah aylak ruhum; yine aldanmıştı gökyüzünün kızıl, fettan saçlarına...Oysa çeviriverseydi tutkudan körelen gözlerini birkaç bakış aşağıya, sevdasına arapsaçı gibi dolanan yalanları fark edebilecekti...Ah aşka hiç doymayan aç ruhum, kısacık mutlulukların lezzetli mezeler olduğu bu sofrada, kadeh kadeh şarapları hapsedip damağına yine de aç kalktın aşkın saflığına...

Hesaplaşma yüklü bir gecenin sabahıydı sana vedam. Oysa sen sadece hoşça kal dedim sanmıştın...Kanter içinde kaldı dudaklarım sana söyleyemediklerimi kendime haykırmaktan. Söylesem anlamazdın, biliyorum...Üstünde hiçbir etiket olmayan bir şişeye konmuş bir yardım mesajıydı kelimelerim...Ben ıssız bir adada; yanında almak isteyebileceği üç şeyi bile olmayan bir kazazedeydim. Çok tirajik biliyor musun? Üç şey alamazdım yanıma, almayı isteyebileceğim tek şey sendin... Ve sen bana aynı cümlenin içindeki iki kelime kadar yakın; ve aynı zamanda aynı cümlenin içinde asla bir araya gelemeyecek iki kelime kadar uzaktın...Çelişkilerin bileşkesi bir sevgili...Şarkılar saki olmuştu masama. Hep acı olan mezelerimi getirirken soframa, biri geldi biri gitti upuzun bir yalnızlık boyunca...Şarabımın tadı daha mı mayhoştu ne! O tanıdık tadı yapıştırabilmek için dudaklarıma, günün ağarması gerekti kadehlerin tanıdık lal kırmızısında...

Sana hoşça kal demek hiç kolay değildi...Çünkü benim için hoşça kal, elveda demekti...
Benim sözlüğüm neden farklıdır bilemedim hiç...Yazmasın istedim vedalar ve vedalara yüklü anlamlar sayfalarda, boş yere aradım uzun soluklu aşkları yırtık sayfalarda...Nedendir bilmem hep ama hep ayak izleri oldu satırlarımda...Kah kuma gömülüp kaybolan ayakların izlerini aradım çöl ıssızlığı akşamlarda, kah demirden bir örs gibi vurdum adımlarımla vurgun sonlara...
Hatırla sevgili içinde koşar adım coşan sevişlerini...Sakin limanlara demir atmak isteyen gemimin çıpası havada kaldı... Uzun soluklu bir aşkı, bir kar tanesinin bir kartopuna ve ardından bir çığa dönüşmesi gibi yaşamak isterken, sağanak yağmurda ıslanıp, sırılsıklam kaldım yalnızlığımla...Çok yükseklere saklamıştım ben sevgimi, sen upuzun adımları yüklerken bacaklarına, dümdüz bir yol üzerinde koşup durdun boş yere...Başını kaldırıp bakmayı akıl edemedin göğün gülümseyen mavi gözlerine...Uzaklıkları hala ölçülerle sabitleyen bir düzene esirken sen, ben çok başka bir coğrafyada farklı bir iklimin estirdiği rüzgara dönüşmüştüm bile...İki kelimenin buluşamadığı cümleler, gökyüzüyle yeryüzü arasından çok daha uzak mesafelerin timsaliydi yüreğimde...Sen takılmışken bildik hikayelerin tanıdık işleyişine, ben bir masalın içinde sakince bekliyordum sessizlikle çoğalan çığlıklarımı gömüp göğsüme...

Sadece hoşça kal deyip gittim diye; yüreğin hala küskün biliyorum...Elveda çok büyük bir kelime. Sığmadı dudaklarımın sınırları içine.
Sözlüğümden haberdar olacak kadar çok kalmadın sevgili , yüreğimde. Benim “hoşça kal” ım yazılmış yanlışlıkla elveda kelimesinin yerine...Kim bilir belki de bir hoşça kal en çok bu aşktaki kadar yakışır elveda hanesine...Bazen sözcükler biz farkına bile varmadan, kayıp gider dilimizden; bizim bile yerleştirmekte güçlük çekebileceğimiz en uygun yere...


alinti

Konu özlemm tarafından (01-11-2009 Saat 09:22 PM ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Okunmamış 21-11-2009, 09:51 PM
özlemm
Standart Re: Yare Mektuplar

Bu veda artık sana...Bu terk ediş artık seni bu satırlarda...Ben bana düşen yazgısını yaşadım bu aşkın...Deli mutluluğun bedelini ödedim her saniyemde...Kapıyı kapatırken arkamdan bilmiyordum bir daha giremeyeceğimi iki kişilik yalnızlığıma...

Artık veda vakti geldi çoktan bu deli aşka...

Bedelini ödedim her kahkahanın, söylediğin gibi
Diyetini ödedim her sarılmanın umduğun gibi
Ve gözyaşını döktüm her öpüşün beklediğin gibi
Çok fazla yaşadım duyguları uçarken ve çok diğlerde süründüm acısını çekerken...

Ama...Ama bitti...Bitti artık aşkım....
Bugün sana bu artık benden en özel veda...Asla söze dökemediğim yazılarımda...

Veda vakti artık iyice yaklaştı...Ama...Ne yalan...Bu aşk bana aşkı öğretti tekrar...


Hiç bir söz olmadan tutulduğunu gördüm sadakat yeminlerinin içimde. Sadece sevgiden başka hiç bir şeyi içinde barındıramayacağını . Ağızdan çıkan bir çok şeyin boş, kalbe dolmuş bir çok şeyin esas olduğunu. Sevmenin sadece kendin için yapılmış bir ibadet olduğunu... Ve herkese, sevgiliye bile, söylenmiş herşeyin yaşanan sevginin yanında boş olduğunu.
Sevmek için sevgilinin yanında olması gerekmediğini belki. Başka kollarda bile olsa, mutluysa eğer haberleri, swevgiliye mutlu olduğunu. Sevginin içinde sadece sevgiyi barındırdığını ve onun gözündeki tek mutluluk parıltısıyla görmesen bile onu, paylaşmasan bile o pırıltıyı, içindeki mutluluğu bastıramadığını... Yaşananlar sevgiyse çokça, kayıtsız şartsız sevmenin huzuruyla, her acıtan anın silindiğini, afedildiğini, mutlu anların özü olduğunu yaşananların... Ya da her anın aslında mutlu olduğunu sevdiğinin yanında... Alınan tüm kararların onun mutluluğunun temeli üzerine atıldığını ve bir o kadarda düşünüldüğünü bilmenin huzuruyla...

Sevmek her halini sevmekmiş...Sevmek sahip olduğu her anını, aldığı tüm kararları, yaptığı tüm tavırları, yaşadığı her mekanı, baktığı her gözü, sevdiği herşeyi sevmekmiş meğer... Şartsız sevmekmiş... Olduğu gibi... Kaybedilmemiş özüne saygısıyla... Kaybetse bile zaman zaman kendini boşlukta... Her zaman sevmekmiş... Dün, bugün, yarın... Her anında... Sevmek zamana yayılmakmış bir kere sevdim dedikten sonra... Her ne olursa olsun dünde ve olacaksa gelecekte sevmekmiş kalbine en ufak bir şüphe düşürmeden bütün ömrünce...
Şimdi... Ben artık giderken kendi geleceğime, yine bir sıcaklık hissedeceksin dudaklarında...
O benim vedam sana sevgili...
Tüm iyi dileklerimle.....
Hoşçakal......


Alıntı
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Okunmamış 25-11-2009, 12:44 PM
özlemm
Standart Re: Yare Mektuplar

Bu gün bendeki resimlerini ve mektuplarini yakiyorum.
Küllerini sana gönderecegim. iste! Hepsi önümde
duruyor. su resim çekilirken karsinda ben vardim,
hatirladin mi? Üzerini seni seviyorum diyerek
imzalamissin. Bu seni seni en çok anlatan resimdi
biliyorum. Bana en yakn oldugun resimdi... Karsinda
ben vardim, gözlerin gözlerimdeydi... için benimle
doluydu, bakislarin gibi. Önce bu resmini yakacam,
bu en çok sen olan resmini. Sonra da digerlerini
yakacam. Hepsi birer birer kivrilip kül olacak
sonunda. Ya mektuplarn? Herbirini çok çok öptügüm
mektuplarin...Satir satir içimde çakili duran mektuplarin.
Onlarda yanacak. Senden madde olan hiçbir sey kalmasn
istemiyorum bende. içimde biraktigin eziklik yeter artik.

Artk seninle degil, verdigin acilarla avunacam. Seni bütün
arzularin üzerinde, bütün özlemlerin ötesinde
sevecegim artik. Sensiz bir dünya yaraticagim senden.
Dünya duracak ama sen durmayacaksin. Zaman bitecek,
ama sen bitmeyeceksin. Bir gün bütün çiçekleri solacak
bahçelerin, yldzlar isikk vermeyecek, günes
dogmayacak hiç. Ama sen solmayacaksin, sen
eksilmeyeceksin. Seni maddenin disina çikariyorum.
Ölümsüzlügün kaplarini açiyorum sana... Anlamyor
musun?

Daha düne kadar her yerini ayri ayri seviyordum.
Ellerini tuttugum zamanlar ürperirdim, basim dönerdi
gözlerine bakinca. Dudaklarin her öpüste yeniden
dünyaya getirirdi beni. Al iste, hepsini sana
birakyorum.
Güzelliinde senin olsun disiliginde..

Göreceksin, bir gün her yerin su mektuplar, su
resimler gibi kül olup dalacak.
Bir tel bile kalmayacak saçlarindan. Niceleri gibi sen
de göçüp gideceksin bir gün... Önce güzeligin terk
edecek seni. Ellerin burusacak, belin bükülecek,
ak pak olacak saçlarin. Bos bir çuvala döneceksin.
Gözlerinde o vahsi pirilti kalmayacak, bütün atesi sönecek dudaklarinin...

Ama ben o halinle bile seni terketmeyeceim. Çünkü
benim içimde hep bugünkü gibi kalacaksn. Taptaze,
smscak ve korkunç güzel! Yalniz benim gözlerimde
bir manasi olacak bakislarinin. Ben yok oldugum zaman
da satirlarmda yasayacaksin. Hiç ihtiyarlamadan,
hiç degismeden, hiç tükenmeden... Adim adinla anilacak,
adin adimla...

Mektuplarnla resimlerini yakacak gücü kendimde
bulamasam, o zaman da kendimi yakardim. su herkeste
seni gören gözlerimi, su her yerde sana kosan
ayaklarimi ve su her zaman sana yazan ellerimi
yakardim. Tenimden yükselen alevler ta Allaha kadar
uzanir, ona çaresizligimi anlatirdi.

Seni güçsüz, zayif bir insan tarafindan sevilmenin
hayal kirikligina ugratmamak için, simdi benim yerime,
senden kalanlar yakacam. Ben yasadikça, varligim bütün çaresizliklere meydan okuyacak. Unutma; seni sevdigim için ölebilirdim, seni sevdiim için yasayacam.
Biraz sonra mektuplarnla resimlerni tututuracak bir
kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatindan. Her seyiyle
onu sana birakiyorum. Hayatin senin olsun. istersen
hayatm da.. Ama sen kendinin bile olamayacaksn
artik. Ben yasadikca, adim söylendikçe...

Seni bensizlige ve kendimi sana mahkum ediyorum..


alinti
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
mektuplar, yare

Seçenekler
Stil


Yare Mektuplar

Yare Mektuplar konusu, EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM/Sevgi Ve AŞK bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Uzak Yerlerden Mektuplar Kesilince ... Sevgi Ve AŞK
Yare Dua Şiir Köşesi
Mektup Yare Selamımı Ulaştır Şiir Köşesi


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:40 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net