EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM bölümü Sevgi Ve AŞK / Uykudaydık Uyandık konusu gösteriliyor Özet:Uykudaydık Uyandık Aldanmak ve aldanmamak, bilmek ve bilmemek arasında hassas dengeler üzerine kurulmuş şu fânî ama bir o kadar da ...
| |||||||
Uykudaydık Uyandık | Açılış Sayfam Yap | Reklam | Kayıt ol | Konuları Okundu Kabul Et |
| | #1 |
| Editör Adayı | Uykudaydık Uyandık Aldanmak ve aldanmamak, bilmek ve bilmemek arasında hassas dengeler üzerine kurulmuş şu fânî ama bir o kadar da gerçek, dünyanın şu üzerine kurulduğu en büyük hediye, en güzel lutûf hayat… Çözünce düğümleri bizden umutlusu yok amma bir de dönerse düğümler bir halata, kurtaramazsak denizin diplerinden o halatı; gemiyi yürütemezsek o zaman bizden harabı yok… Uykudaydık uyandık ve tekrar bir uykuya doğru gidiyoruz. Ama uykulu ama uyanık, ama farkında ama farkında olmadan… Gezip dolaştığımız mekânlar, birlikte vakit geçirdiğimiz insanlar, nasıl da etkiler hayatımızı, uykularımızı. Yaşadığımız olayların nedenini niçinini sorgularken yanlış sorulara yanlış cevaplar verince işte o zaman ararız o mekânlar da, bizi bu sorulardan kurtaracak eşsiz kişiyi. Manasız mı acaba düşünüp, olduğumuz yerden bizi taşındırıp biraz da şaşırtıp etkilendiğimiz olaylar? Acaba neleri yakalayamıyoruz şu kısacık ömrümüzde? Denizin içinden küçük bir balığı elimize alıp kovamıza atacakken, birden elimizden kaydığı gibi acaba hangi güzellikleri, hangi lütufları elimizden daha gönlümüze yaklaşmadan kaçırıyoruz, sırf aldatıcı zevkler uğruna… Hep elbiselerde, hep renklerde, hep baş gözünün gördüğü güzelliklerde mi bu aziz ömrün hediyeleri? Görülen ve görülmeyenden ibarettir insan ve gören ancak görülmeyen için vardır. Etimiz, kemiğimiz, tenimiz, bedenimizdir gördüklerimiz, gösterdiklerimiz ve ruhumuzdur, gönlümüz, kalbimizdir nedense görmek ve göstermek istemediklerimiz. Yaratılış hamuru ezelde, görülen ve görülmeyenle yoğrulmuş bir kere. Midemiz çeker, görülen yanımızın açlığını hep ve durmadan, dinlenmeden çabalar, koşar, yorulur, bitap düşeriz onu doyurmak için. Oysa görülmeyenimizdir varlığımızın asıl hudutlarını çizen ve hiç de düşünmeyiz ihtiyaçlarını onun. Görülen akıtır gözyaşını ama ağlayan görülemeyendir. Gülen görünendir ama güldüren görülmeyende saklıdır. Huzur ile huzursuzluk arasında acıyı görülen hisseder de, görülmeyen acının kendisidir. Sevinci ve mutluluğu yaşayan görülendir ama sevdiren ve sevindiren görülmeyende gizlidir. Araz ve cevher demişler eskiler hani, somut veya soyut deyin siz; daha doğrusu madde ve mana deyin! Sonra düşünün, hangisidir araç ve amaç hangisi? Evleri, koltukları, makamları, dövizleri hangisi ister de hangisi bundan vareste olunca hayat bulur? Hırs hangisindedir, kanaat hangisinde? Hangisi huzur verir ve hangisi huzursuzluk? Görünene on bir ay ayırdıysak eğer, görünmeyene bir ay ayırmayalım mı şimdi? Görünen isyanlarımızı, görünmeyen yakarışlarla örtmeyelim mi biraz da? Zahirimizden batınımıza bir kapı açacağımız dem değil mi bu dem? Her nefes daha fazla yaklaşıyor, yaklaşmakta olan… Zaman akmakta hâlâ, tâ ki biz gafletle yemeyelim diye ekmeğimizi, ihya edilmezse gece, karanlıktan gayri nedir ki? Birdenbire eşitse eğer iki gün, yâ kârımız ne ola ziyandan öte? Sâkiyâ mey ver ki bir gün lâlezâr elden gider Erişir fasl-ı hazân bağ u bahâr elden gider Saatin çaldığı evkat değildir her gâh Müddeti ömrü gelip geçtiği eyler âh Kaybettik zamanı, izini toza kaptırdık. Dünde bıraktık onu, unuttuk kendimizi bu gün. İlaçtı zaman, geçtikçe yaraları iyileştiren. Şairin dediği gibi: Bir ırmakta yüzüyoruz; İsmi kader! Geri dönmek isteme, çünkü dönüş yok! Sakın yoruldum deme, kayalıklar çok; sürüklenirken çarparsın Attığın kulaçtan sakın pişman olma, (Çünkü istesen de istemesen de o kulacı atacaktın zaten) Yüzerken mutlu; ırmağın bittiği yerde başlayan hayatta rahat olmak istiyorsan; Teslimiyet giysini giyeceksin, sabır azığını alacaksın ve rıza bayrağını açacaksın! SAKIN UNUTMA! Dönüş yok! Zaman mihenkti sırlar aynalar gibi hassas… Büyük cedlerin son rüyasıydı, son uykuya Efendimizle (s.a.v) uyanmak. Aşkının şiddetinden perişan bir hale gelen, bir yol ağzında ağlaya ağlaya uykuya dalan bir âşıktan bahsedilir eskilerde. Yoldan geçen maşuğu, onu, uyumuş, kendinden geçmiş halde görünce bir kâğıt parçasına bir şeyler yazarak aşığın üzerine bırakmış. Âşık uykudan uyanınca kâğıdı okur ve yüreği daralır. Çünkü şöyle yazmıştı sevgilisi, “Ey susup dalmış adam, tüccarsan kalk para kazan, yok zahidsen geceleri uyuma kulluk et. İkisi de değil, âşıksan utan! Aşığın gözünde uyku ne gezer? Âşık gündüzleri yel gibi eser savurur, geceleri yanar, yakılır, âleme ay ışığı gibi ışık saçar. Mademki bunlardan hiç biri sende yok aşktan bahsetme. Sahte davalara girişme. Âşık ölüp kefene sarılmadan yatar uyursa, ona da âşık derim. Ama o kendine âşıktır. Mademki sen, marifetsiz, bilgisiz, aşk yoluna girdin uykuların hayrolsun. Allah rahatlık versin, sen bu işin ehli değilmişsin.” Aşk gelince burukluğun şiirinde hüzün dokur hecelerle azarlanmış kalpleri, uyandırır tam yarısında geceler. Sabah onunla sürerse ancak o vakit yeşerir taze bir başak. Atların nallarından yıldırımlar masallara dökülür ve yollanamayan mektuplarda nice kalpler sökülür. Sabahında yanmış mı, yakılmış bu geceler Gelmişken baharına günlerin alınmış mı bu geceler Nasılda verilmiş yâr ağyâr üstüne Beni benden almış da çalmış geceler Sarhoşluktan mı yoksa bî hoşluktan mı akmakta geceler Salıveren eşsiz âlemlere yelkenini kaptansız geceler Bir kemân misâli her telinden ayrı ses ve ahenk veren geceler Zemzem misali arıtın beni geceler Burak misali çıkarın beni göklere Ama bir daha indirmeyin geceler Anlatın bana kendinizi anlatın bana sessizliğinizi, gizeminizi Beni benden alın sahibime götürün geceler. Bir adamın çevik bir kölesi vardı. Bu köle bütün dünya işlerinden elini çekmiş, arınmıştı. Geceleri ta sabah vaktine kadar uyanık kalır namaz kılar dururdu. Efendisi bu köleyi bir gün, geceleyin kalkınca beni de uyandır da abdest alıp, seninle namaz kılayım dedi. Köle efendiye şu cevabı verdi. “Kimde din derdi varsa onu kimse uyandırmasa da olur, uyandıran olmasa da uyanır. Sende de bir dert varsa, zaten uyanıksın. Gece gündüz ibadete koyulur aylak kalmazsın. Seni uyandıracak biri lâzımsa; senin için ibadet edecek bir başka adama da lüzum var demektir.” Kim de bu hasret, bu dert yoksa kim bu gönül derdiyle yoğrulmuşsa hür olmuştur. Sevdâ siyah etti, rüzigârım Aşk aldı inan- ı ihtiyârım Âşıklar en çok geceyi sever. Çünkü aşkın yalnızlığı ile ancak baş başa kalır o. Bu durumda gece aşkın sırlarıyla dolu olacaktır. Nitekim gece bütün kutsal metinlerde gizlilikleri örter diye geçer. Gecenin örtüsü saklanılacak en güzel yer. Sırların rahatça korunabileceği bir kaledir. Sakın sen kûy-i cânânı uzakdur sanma Seher yola giren âşık gece leylâda akşamlar. Seherleriniz hayrolsun, geceleriniz vuslat olsun... Alıntı |
| | |
| | #2 |
| •]•·´º·»G!zW«·´º·•[• | okumaya erindim ama yinede emeğe saygı güzel güzel olmuş ![]() |
| | |
| | #3 |
| Editör ![]() | yemek yerken damakta bırakan o mütiş tat ve lezzet gibi geldi bu konu gerçekten çok güzel insan sıkılmadan okuyor eline emeğine sağlık melis ![]() |
| | |
| | #4 | |
| Editör Adayı | teşekkürler =)Alıntı:
beğendiğine sevindim.. uzun ama, etkileyici ve çok anlamlı bir yazıydı..okuduğun için ben teşekkür ederim ![]() | |
| | |
| | #5 |
| Editör ![]() | beğendim beğenmem mi melis teşekkürler ![]() |
| | |
| | #6 |
| Paylaşımcı ![]() | teşekkürler paylaşım için çok güzeldi sıkılmadan okudum ![]() |
| | |
| | #7 |
| Editör Adayı | Rica ederim.. Beğendiğinize sevindim ![]() |
| | |
| | #8 |
| Editör Adayı | Gerçekten anlâmlı ve çekici bir paylaşım olmuş konu ve içerik itibâriyle...Keyifle okudum.Teşekkürler... |
| | |
| | #9 | |
| Editör Adayı | Alıntı:
![]() | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
Uykudaydık UyandıkUykudaydık Uyandık konusu, EĞLENCE VE BİLGİ REHBERİM/Sevgi Ve AŞK bölümünde tartışılıyor . | |
| ||||
| Konu | Kategori | |||
| Evden eve nakliyat | Liseler & Üniversiteler | |||
| Şehir ve Firma Rehberi | Tatil ve Oteller | |||
| Tatil ve Oteller | Seo | |||