Rehberim

A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

Ödev Kaynakları bölümü Tarih - Coğrayfa / A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi konusu gösteriliyor Özet:Özellikler * # Kurtuluş Savaşı öncesi ülkenin durumu, Milli Mücadele nin başlangıçyılları, Cumhuriyet in ilan ı ve Atatürk dönemi olarak ...


Go Back   Rehberim > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ödev Kaynakları > Tarih - Coğrayfa

A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 10-12-2007, 10:57 AM
Facebook Video
Standart A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi



Özellikler

* # Kurtuluş Savaşı öncesi ülkenin durumu, Milli Mücadele nin başlangıçyılları, Cumhuriyet in ilanı ve Atatürk dönemi olarak üç ciltte elealınan,
* Kurtuluş Savaşımızla ilgili bilmek istediğiniz her şeyin A dan Z yealfabetik sırayla ele alındığı bu eserde, döneme damgasını vuran askerve sivil kişiler...
* Kongreler, direniş mitingleri, savaşlar ve antlaşmalar,Ayaklanmalar,partiler, dernekler
* Bu dönemde çıkan dergi, gazete ve kitaplar...
* Kurtuluş Savaşı yla ilgili romanlar ve özetleri...
* Atatürk ün hayatı, eserleri ve en büyük eseri: Devrimler yeralmakta...
* Tüm ayrıntılarıyla Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş öyküsününanlatıldığı eserdeki pek çok madde;
* Atatürk ün, büyük eseri Nutuk ta konuyu nasıl ele aldığını gösterenbölümlerle desteklendi
* Ayrıca konunun daha iyi anlaşılmasını kolaylaştıracak harita, kroki,fotoğraf ve alıntılarla zenginleştirildi.

[Linkler için 10 saniyede ücretsiz üyelik... ]
[Linkler için 10 saniyede ücretsiz üyelik... ]
[Linkler için 10 saniyede ücretsiz üyelik... ]
[Linkler için 10 saniyede ücretsiz üyelik... ]
[Linkler için 10 saniyede ücretsiz üyelik... ]
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Okunmamış 15-12-2007, 06:29 PM
Msn Messenger
Standart Cevap: A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

bu linkler açılmıyor ama ben sizlere başka bir paylaşım yapayım bu konuda

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN SAMSUNA ÇIKIŞI
( 19 Mayıs 1919 )


Mustafa Kemalin Samsuna çıkışından T.B.M.M. nin açılışına kadar geçen süre ulusal mücadelenin “Hazırlık Dönemini” oluşturur ve kongreler dönemi olarak adlandırılır.

Mondros ateşkes antlaşması imzalandıktan sonra Mustafa Kemal Paşa, yıldırım orduları komutanlığına getirildi. Bu görevde iken ateşkes antlaşmasının kendi komutanlık bölgesinde İngilizlerce tek yanlı uygulanmasına karşı koydu. Yapılan baskı sonucu görevinden alınarak 13 kasım 1918 de İstanbul’a geldi. Padişahı ve Osmanlı genel kurmayındaki arkadaşlarının desteğini sağlayarak kendisini 9. ordu müfettişliğine atamıştır.


NOT 1: Mustafa Kemal İstanbul’un resmen olmasa da işgal altında bulunmasından dolayı kurtuluşun ancak Anadolu da gerçekleşeceğine inanıyordu.
30 nisan 1919 da 9. ordu müfettişliğine atanan Mustafa Kemal in bu göreve padişahça gelmesinin sebepleri şunlardır;

1. Birinci Dünya savaşına Osmanlı devletinin girmesi neden olan ittihatçı asker kadro ile ters düşmesi ve bu kadroyu eleştirmesi
2. İstanbul’a geldikten sonra padişah ve çevresinde güven verici bir izlenim bırakması, o dönemin ünlü komutanlarından biri olması.
3. İstanbul hükümetinin doğu Karadeniz de Pontos'çu Rumlara karşı sivil direnişçilerle birleşen askerler üzerinde Mustafa Kemalin caydırıcı bir etki yapacağını düşünmesi.


Mustafa Kemal’in Gerçekleştirmek İstediği Temel Amaç:
Türk halkını, tehlikelere karşı uyarıp halkı örgütlemek ve bağımsızlık mücadelesini başlatarak kayıtsız şartsız ulus egemenliğine dayanan bağımsız bir Türk devleti kurmaktır.
Bölgede tüm askeri ve sivil makamlara emir verme yetkisi olan Mustafa Kemal Samsun’da :
a) Bütün yurttaki orduların ve silahların anlaşma devletlerin teslimini engellemeye çalıştı.
b) Müdafaa-i hukuk gruplarıyla ilişki kurarak “bölgesel kurtuluş” görüşünü ulusal bir niteliğine ve birliğe yükseltmeye çalıştı.


Havza Genelgesi (25 mayıs 1919)
Samsundan ayrılan Mustafa Kemal Paşa kavak ilçesine uğrayarak havzaya 25 mayıs 1919’da vardı.
İzmir’in yunanlılar tarafından işgali Osmanlı hükümetini harekete geçirememiş Babı-ali yunan işgalini kaldırabilmek için çare görememiştir. Kurtarıcı milli lider ve inkılapçı Mustafa Kemal ise İstanbul da olduğu gibi havzadan verdiği emirlerle Anadolu'nun her tarafında mitingler tertip ettirmekle işe başladı. Mustafa Kemal Paşa Havzada halkın müthiş ilgisini görmüştü. 30 mayıs 1919 da ilk protesto mitingi havzada yapıldı. Mitingden sonra her türlü saldırının silahlarla önlenmesi için ant içildi. 03.06.1919 da askeri kumandan ve mülki emirlerle telgraf göndererek, Paris de toplanacak barış konferansına gidecek heyetle ilgili olmak üzere milli vicdanın kesin isteğine uygun kararlar alınmasının gerekliliğini bildirmiş ve müdafaa-i hukuk ile reda-i ilhak cemiyetlerinin Türk milletinin haklarının korunması yolunda harekete geçmesinin zorunluluğunu ifade etmiştir.
İstanbul mitinglerinin ilk tepkisi işgal makamlarının mevkuf bulunan 67 Türk devlet adamını MALATYA sürmeleri ve Mustafa Kemal Paşayı İstanbul'a geri çağırmaları olmuştur.
Bu geri çağırma tekliflerini reddeden Mustafa Kemal Paşa halk ile yaptığı temaslarla havzadan gönderdiği teminlerle milli irade sözcüğü bir lider olarak İstanbul hükümetine ve işgal birliklerine karşı milli menfaatlerini çekinmeden korkmadan savunmak üzere ortaya atıldığını göstermiştir. Havza teminleri ile Mustafa Kemal Paşa milli tehlikeye karşı halkın kaynaşmasını uyanmasını ve bir milli kaynaşma halini olarak bir hedefe yönelmesini arzuluyordu. Dava milli tehlikeye karşı milleti uyarmak ve harekete geçirmekti. Mustafa Kemal Paşa Anadolu'ya geçeli henüz bir ay olmuştu. Bir süre içinde bütün orduların birlikleriyle ilişki ve bağlantı sağlamış ve halkı elden geldiği kadar uyarılmış milletçe teşkilatlanma düşüncesi yayılmaya başladı. Artık teşebbüs ve icra şahsi olmaktan çıkıp milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak mahiyette olmak idi. Bu maksatla 21/22 haziran 1919 günü tarihi Amasya tamimi yayımlanmıştır.


AMASYA TAMİMİ (GENELGESİ ) ( 22 HAZİRAN 1919 )
Milli bağımsızlık hareketinin ilk önemli adımı ve Anadolu ihtilalinin başlangıcı olan genelge idari ve askeri birimlere gönderilen tebliğlerin halka açılan hususların bir program halinde ifadesidir. Genelge Rauf ORBAY, Refet BELE, Ali Fuat CEBESOY ve hazır bulunan diğer kişilerce imzalandı.

Genelgenin Yayımlanma Amacı:
Anadolu’da başlayan müdafaa-i hukuk hareketinin tek merkezde toplanmasının sağlamak bunun sağlanması için de ulusal bir kongrenin toplanmasını hızlandırmak.

Kongrenin Önemi

-Anadolu’da milli mücadelenin başlangıcıdır.
-Kurtuluş savaşının gerekçe ve yöntemi belirtilmiştir.
-İlk kez İstanbul hükümetinin görevini erine getirmediği belirtilmiştir.
-Hakimiyet ilk kez saltanattan millete verilmiştir.
-Genelge ile yurdun bir bölümünün değil tamamı bağımsızlık kapsamına alınmıştır.
-Dünyada Anadolu'nun temsilcisinin İstanbul değil Türk milleti olduğu belirtilmiştir.


İstanbul hükümeti İngilizlerin baskısı ve görev sınırını aştığı gerekçesi ile Mustafa Kemal i geri çağırdı. Ancak İstanbul'u Anadolu'ya hakim değil bağlı kabul eden Mustafa Kemal bunu kabul etmedi. İstanbul hükümeti de onu görevden aldı. Mustafa Kemal 7-8 temmuz 1919 da askeri ve memuriyet görevinden istifa etti.

Genelgenin Kapsamı
-Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
-İstanbul hükümeti görev sorumluluğunu yerine getirmemekte ve bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi tanıtmaktadır..
-Ulusun geleceğini yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.


Genelgenin Sonuçları:
-Hükümet ile milli teşkilat arasında uyuşma olmuş ve hiçbir anlaşmazlık kalmamıştır.
-Milletvekili seçimi serbest ve müdahalesiz olacaktır.
-Hükümetin leh ve aleyhinde hiçbir şey yapılmayacaktır.
-Sivas kongresi kararları mebuslar meclisinde kabul olunmaz şartıyla esas itibariyle uygun görülmüştür.
-Millet meclisin güvenlikte olmaya İstanbul da toplanması uygun değildir.
-Mustafa Kemal aşanın Anadolu da hangi amaçlarla bulunduğu anlaşıldığında İngilizlerin baskısıyla İstanbul hükümeti tarafından resmi görevine son verildi.
-Bundan böyle İstanbul hükümeti Anadolu'ya hakim değil tabi olmaya çağrılıyordu.
-Damat Ferit hükümeti ve u hükümetin içişleri bakanı ali kemal genelgeyi etkisiz kılmak için kendilerine bağlı vali ve mutasavvıfları uyardılar.
-Amasya’dan Sivas'a oradan da Erzurum'a geçen Mustafa kemal paşa Erzurum'a vardığı sırada “milletin bağımsızlık davasından gerekirse bir fert, bir nefer olarak da hizmet ederim” diyerek rütbelerinden sıyrıldı


ERZURUM KONGRESİ ( 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 )

Merkezi İstanbul'da bulunan vilayeti şarkiye müdafaa-i hukuku milliye cemiyetinin Erzurum şubesi önce Erzurum vilayet kongresinin daha sonra da doğu illerini içine alan kongreyi yapmıştır. Doğu illerini içine alan Erzurum kongresi ise 23 temmuz – 7 ağustos 1919 tarihleri arasında toplanmış ve kabul ettiği beyanname ile şarki Anadolu müdafaa-i hukuk cemiyeti adını almıştır. Böylece yeni kurulan cemiyetin İstanbul'da ki cemiyetle şekli bağı bile kalmamıştır.
Mustafa Kemal Paşa, VŞMHC’i Erzurum şubesinin isteği ile cemiyetin kurduğu faal heyetin başına geçerek milli görevi kutsal bir vazife olarak üstlenmiştir.
Erzurum kongresi 23 temmuz 1919 da ilk toplantısını yaptı. Kongre oybirliği ile başkanlığa Mustafa Kemal Paşayı seçti.
Erzurum kongresinin ilk günü genel durum hakkında bilgi veren kongre başkanı Mustafa Kemal “tarihin bir milletin varlığını ve hakkını hiçbir zaman inkar etmeyeceğini, vatanımız milletimiz aleyhinde verilen hükümlerin muhakkak mahk-u iflas olduğunu” vatan ve milletin mukadderatını tahlis ve himaye hususunda son sözü söyleyecek ve bunun hükmünü tatbik ettirecek kuvvetin bütün vatanda bir elektrik şebekesi haline girmiş olan milli cereyanın, yiğitlik olduğunu ifade etmiştir.
Mustafa Kemal son söz olarak “mukadderata hakim milli iradenin ancak Anadolu'dan doğacağını ve milli iradeye müstenit bir milli şura ve keza kuvvetini milli iradeden alacak bir hükümetin teşkilini” ilk hedef olarak belirtmiştir.
Erzurum kongresinin yapıldığı gün, sadrazam damat Ferit paşa ajanslara yaptığı bir demeçte bu kongreyi bir isyan olarak dünyaya ilan etti.


Erzurum Kongresi Kararları

Erzurum kongresi, 7 ağustos 1919 da sona erdi. Bir tüzükle, doğu vilayetlerinde milli cemiyetleri teşkilatlandırdı. Bir beyanname ile kararlarını ve prensiplerini beyan etti.
Bu prensip ve kararlar kısaca şunlardır;
1. Milli hudutlar içindeki vatan bir bütündür. Ayrılık kabul etmez.
2. Yabancı işgal ve müdahalesine karşı Osmanlı hükümet ininin dağılışı halinde millet hep birlikte savuma yapacak ve direnecektir.
3. Vatanın istiklalini korumaya merkezi hükümet muktedir olmadığı takdirde, maksadı temin için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet heyeti milli kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplantı halinde değilse, heyeti temsiliye yapacaktır.
4. Kuva-yi milliye yi amil ve iradeyi milliye yi hakim kılmak esastır.
5. Hıristiyan ahaliye siyasi hakimiyet ve toplum dengemizi bozacak imtiyazlar verilemez.
6. Manda ve himaye kabul olunamaz.
7. Mebuslar meclisinin derhal toplanmasına ve hükümet işlerinin milletin murakabesine konulmasının teminine çalışılacaktır.
Kongre kabul ettiği tüzük gereğince dokuz kişilik bir heyeti temsiliye seçerek dağılmış ve bu heyetinde başkanlığına seçilmişti.


Erzurum Kongresinin Önemi ve Sonuçları

Mustafa Kemal Paşa, 7 ağustos 1919 da Erzurum kongresinin kapanışı vesilesiyle kongre heyetine “esaslı mukarrer at ittihaz olduğunu ve cihana milletimizin mevcudiyeti ve birliğinin gösterildiğini” ve “tarih bu kongremizi ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.” Diyerek Erzurum kongresinin önemini belirtmiştir.
Doğu Anadolu'nun kaderini görüşmek için toplanan Erzurum kongresi memleketin bütününü ilgilendiren meseleler hakkında karar alarak milli mücadelenin esas programını hazırlamıştır.
Programın temel fikri kayıtsız şartsız istiklal, kayıtsız şartsız milli hakimiyet idi. Kongrede vatan sınırları belirtilerek, vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı ilan edilmekle, emperyalistlere de Türklüğün ata yurdunun işgal edilemeyeceği anlatılmak istenmişti. Temsil heyetinin, gerektiğinde bir hükümet olarak vazife göreceği açıklanmakla milli devleti yürütme organı olma çabası ortaya çıkmakta idi. Şevket Süreyya Aydemire göre, “Erzurum Kongresi, maddi varlığı ve gücü itibariyle değilse de, sağladığı yetkiler bakımından milli direniş hareketinin, tarihi bir noktasıdır. Bu kongrenin hatırası, milli direniş ve mücadele hareketinin tarihine sıkı sıkıya bağlı kalacaktır.”
Erzurum Kongresi beyannamesi memleketin her tarafına ve İstanbul'da ki işgal kuvvetleri temsilcilerine gönderilmiştir. Batı Anadolu'da ki müdafaa-i hukuk cemiyetleri bu beyannameyi ve alınan kararları olumlu karşılamışlardır. Balıkesir –Alaşehir kongreleri Reisi Hacim Muhittin bey Erzurum'a kongrenin toplantısı sırasında gönderdiği telgrafta, “doğudan batıya genişleyen vatansever teşkilatımızla batıdan doğuya genişleyen maçiz teşkilatımızın birleştiği gün gayemizin, vatanın kurutlusuna yönleşmiş vatan pervane teşebbüslerimizin en büyük bayramı olacaktır.” Demiştir.
Temmuz ve ağustos ayları Amasya tamimi ile açılan milli istiklal parolasının, bölge kongreleri ile olgunlaştığı aylardır. Erzurum ve diğer müdafaa-i hukuku milliye kongreleri Sivas’ta toplanarak, vatanın bütününü içine alacak kararlar alacaktır.
Şevket Süreyya Aydemire göre, “Erzurum kongresi müdafaa-i hukuk davalarını bir karara bağlamak ve bir temsil heyeti meydana getirmekle vazifesini yapmıştır. Bu milli hareketin artık bir başı, bir merkezi olacaktı. Müdafaa-i hukuk, bir şefi belirlemişti:. Mustafa Kemal,” devamla, “hülasa Türk milli direniş hareket, artık şefini buluyordu. Mustafa Kemal böyle bir şefin önemini kavrayan adamdı.
Erzurum Kongresi, İstanbul hükümeti ve işgal kuvvetleri tarafından hiç de iyi karşılanmamıştı. Kongrenin toplandığı sırada Damat Ferit Paşa; “Anadolu da iğtişaş çıktı. Anayasaya aykırı olarak meclisi mebusan adı altında toplantılar yapılıyor. Bu hareketin mülki ve askeri memurlar tarafından meni gerekir” demiştir. Babıali 30 temmuz 1919 tarihli bir emirle de ayrıca “Mustafa Kemal Paşa ile Rauf Orbay'ın hükümet kararlarına muhalif fiiller ve hareketlerinden dolayı hemen yakalanarak İstanbul'a gönderilmeleri” için mahalli memurlara emir vermiş ve 15. kolordudan da gereğinin yerine getirilmesi ayrıca rica olunmuştur. Erzurum Kongresi ile milli direnişin ilk önce doğu illerimizde teşkilatlanmasını Osmanlı hükümeti, Mustafa Kemal Paşa ile Rauf beyin yakalanarak İstanbul’a gönderilmesi için verdiği emri de dinletememiş, kararını uygulayamamıştır.
İsmet İnönü’nün deyimiyle, “Erzurum Kongresinde konulan prensipler, bundan sonraki bir sene zarfında bütün memleketi kapsayan savunma ve siyasi kurulma devrinde ve sonra sulh konferansında izlenen davaların bünyesi içinde tam bir uygunluk göstermektedir.
Bu suretle Erzurum Kongresi, Kendisinden sonraki bütün mücadele safhalarının gelişmesinde hiç bir çelişmeye düşmeksizin mütemadi bir tekamül öncüsü olmuştur.
Erzurum Kongresi dağıldıktan sonra Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliyse reisi sıfatıyla şark vilayetindeki cemiyetin teşkilatını yaymak ve kökleştirmek için gerekli işlerle uğraştı.


SİVAS KONGRESİ ( 4 – 11 Eylül 1919 )
Mustafa Kemal Paşa, Sivas kongresi hazırlıklarını yapmak üzere 29 Ağustos 1919 da Erzurum’dan ayrıldı ve 2 Eylül 1919 da halkın coşkun gösterileri ve sevgisi ile Sivas’a vardı. Halkın yakın ilgisi, milli mücadele harekatının halka dayandığını göstermesi bakımından ilgi ve dikkat çekicidir.

Kongrenin Açılışı

4 Eylül 1919 günü saat 14:00 da Sivas lisesinin bir salonunda kongre açıldı ve Mustafa Kemal Paşa başkanlığa seçildi. Mustafa Kemal Paşa, kongreyi açış konuşmasında, vatanın ve milletin karşılaştığı tehlikeyi, itilaf devletlerinin, zayıf ve aciz bir hükümet karşısında Türk milletine her türlü haksızlıkları layık gördüklerini ve her türlü kanunsuzluklara başvurduklarını, buna karşı Babıalicin her şeye razı olarak düşmana teslim olduğunu, bununda tam bir çöküntü faciasını doğurduğunu açıkladı.


Kongrenin Kararları:
Sivas kongresinin çalışma konularını Erzurum kongresinde alınan kararlar ile bir kısım kongre üyelerinin hazırladıkları muhtıralar teşkil ediyordu. Kongre ilk günlerinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i hukuk cemiyetinin tüzük ve programını hazırlayarak Erzurum kongresinde vatanın bütünlüğü ve milletin istiklalini temin için verilmiş kararları kabulle kendisine mal etti ve genelleştirdi.
Kongre, Anadolu ve Rumeli de kurulmuş olan bütün müdafaa-i hukuku milliye cemiyetlerini “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i hukuk cemiyeti” adı ile tek cemiyet haline getirdi. Bu suretle milli teşkilat, bütün vatana yayılmış oldu.
Mahzar Müfit Kansu’ya göre; Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk cemiyetinin tek amacı, “milli ihtilale dayanarak Türk vatanını ve Türk milli birliğini kurtarmak, korumak ve tarihinin emri vaki halinde göz önüne çıkardığı köleliği ve bölünme tehlikesini önlemek” dır.
Sabahattin Selek’e göre; “Erzurum kongresinde alınan müdafaa kararı, yalnız Ermenilik ve Rumluk teşkiline karşı düşünülmüş ve itilaf devletlerinin işgal ve müdahale hareketleri de bu maksada yönelik addedilmişti. Yani, itilaf devletlerine karşı hasmane bir tavır takınmaktan Erzurum kongresi sakınmıştı. Bu defa Sivas’ta her türlü işgal ve müdahale karşı da “müdafaa ve mukavemet” kararı verilmiştir.
Kongrece seçilen heyeti temsilliye vatanın heyeti umumiye sini temsil etmek yetkisiyle genişletildi. Milletçe müdafaa ve mukavemet ilkesi kabul edildi ve vatanın her hangi bir parça hükümetçe terk ve ihmal edildiği takdirde bir geçici hükümet kurularak idarenin millet adına ele alınacağı karar altına alındı. Misk-ı millinin esasları kabul edildi. Kongrenin karar altına aldığı ve İstanbul hükümetinden ısrarla istediği bir diğer husus da, padişah tarafından dağıtılan meclis-i mebus anın bir an önce toplanmasını sağlamak ve bu maksatla milletvekili seçimine hemen başlanılmasını temin etmekti. 13 Eylülde Sivas’ta, ihtilalin yayın organı olmak üzere, İrad-i Milliye adlı bir gazetede yayınlandı.


Sivas Kongresinin Önemi

Mustafa Kemal Paşanın Sivas kongresinde belirttiği üzere, kongre üyeleri seçimle işbaşına gelen temsilcilerdir. “Milletin hakiki ve seçilmiş mümessilleridir.”
Kongre, İstanbul hükümetinin açık muhalefetine rağmen, toplanmıştır. Keza, Kongrede Rauf Bey’in belirttiği gibi, “Biz burada Müsaade-i seniye ile değil, milletin arzusu ile toplandık”
Sivas kongresi Erzurum kongresi gibi ihtilalci bir karakter taşımaktadır. Hatta kongrenin reis seçtiği ihtilalci Mustafa Kemal’i tevkif için verilen emri de dikkate almamıştır. Ayrıca kongre, Mondros mütarekesinin Osmanlı devletince kabul edilmiş olan tatbik şeklini de reddetmiş ve yabancı işgallerine karşıda mukavemet edileceğini ilan etmişti. Kongre Ali Fuat Paşayı batı Anadolu umum kuvayi milliye kumandanlığına tayin etmekle aynı zamanda yürütme yetkisine de haiz olduğunu göstermişti.kongre, Amerikan mandasını da reddetmekle kayıtsız şartsız istiklali kabul ettiğini ilan etmiştir.
Şevket Süreyya Aydemire göre; Sivas kongresi “milli mukavemet hareketine milli bir hasım verdi ve milli bir merci vücuda getirdi. Mustafa Kemal de bu milli mukavemet hareketinin yetkili öncüsü olarak belirdi.”
Jeon deny Anadolu ve Rumeli müdafaa-i hukuk cemiyeti temsilliye reisi Mustafa Kemal’i, iktidarı, hukuken ve fiilen elinde bulundurduğu için, 11 Eylül 1919 dan itibaren milli hükümetin şefi olarak kabul etmek gerektiğini açıklamaktadır.
Beonist – mechin Sivas kongresinde Osmanlı imparatorluk ile Türk milleti arasında daha bariz bir ayırım yağılarak Erzurum kongresinde alınan kararlardan daha ileri gidildiğini belirtmektedir.
Keza jean dent ye göre “Sivas kongresi kararları Erzurum kongresi kararlarına nazaran itilaf devletleri ve İstanbul karşı daha yumuşaktı.”


Sivas Kongresi Sonuçları:

İstanbul Hükümeti, Sivas kongresini dağıtmak ve Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarını yakalatmak için, harput valisi Ali Galip’i vazifelendirmişti.Ali Galip, Malatya'ya gelip Malatya mutasarrıfı Hali ve İngiliz binbaşısı ile işbirliği yaparak Sivas’ı basıp kongreyi dağıtacaktı. Ancak üzerlerine gönderilen askeri birlikler Sivas’ı basmak isteyenleri dağıttı. Bu olay ayrıca suikast hazırlayıcı Damat Ferit Paşa kabinsiyle, Anadolu münasebetleriyle de kesilmesi sonucunu doğurmuştur. Bu hareket Anadolu da gelişmiş bulunan milliyetçilerin güçlerinin de ifadesi oldu. Mustafa Kemal İstanbul mücadelesinde (8 haziran – 30 eylül 1919 ) en nihayet İstanbul yere serilmiş ve İngilizlerden yüz bulamayan Damat Ferit Paşanın yerine Ali rıza paşa kabinesi ( 2 ekim1919 – 8 mart 1920 ) geçmişti. Milliyetçi bir kimlik taşıyan bu kabinenin İstanbul da işbaşına geçmesi Mustafa Kemal paşa ve milli dava için Damat Ferit'in düşürülmesinden sonra kazanılan ilk zaferdi.
Yeni hükümetle birlikte basında da Sivas kongresinin faaliyetleri ile ilgili haberlere ve övgülere rastlanmaya başlanmıştı. Artık gazetelerin ilk sayfalarını Mustafa Kemal Paşa ve Rauf beyin portreleri süslemekteydi.
Mustafa Kemal Paşa Sivas kongresinin bitiminden bir hafta sonra Sivas gelen amerikan generali J. G. Harbord’la yaptığı konuşmada yeni Türk devletini kurmak arzusunu ve amacını şu sözlerle açıkça belirtmiştir.
“her şeye rağmen yurdumuzu kurtarmak, özgür ve uygar bir Türk devleti kurmak, insan gibi yaşayabilmek için yapacağım bunu”
İhtilalci hareket Sivas kongresinden sonra güç kazanmış, İngiliz amirali robeck’in 17 eylül 1919 da lort curzon’a gönderdiği raporda açıkça belirttiği üzere, artık milliyetçiler İstanbul'un emrini dinlememektedir. Raporun enteresan bir yönü, Türkiye'deki bu gelişmelerin bir cumhuriyete doğru yönelmiş olmasının Sivas kongresi ertesi İngiliz amirali tarafından görülmüş olmasıdır. Sivas kongresinin içerde ve dışarıda yankılarını göstermesi bakımından raporun ilgili kısmı aşağıya alınıştır.
“ alınan bütün haberlere göre milli hareket, Anadolu’da müstakil bir cumhuriyete doğru yönelmektedir. Bu hareket, İstanbul'da bilhassa harbiye nezaretinden desteklenmektedir. Bu yeni milliyetçi parti, bu günkü damat Ferit hükümetinden ziyade, halk efkarını temsil etmektedir... hükümetin kabul edeceği bir anlaşma, barış ve huzur getirmeyecektir. Onlara, silah kuvvetleriyle kabul ettirmek gerecektir. Hükümetin emri artık yapılmamaktadır.
“Türk milliyetçiler; Türkiye'nin Türklere kalmasının istiyorlar, yabancı himayesini ret ediyorlar. Onlar, imparatorluğun ölümünü değil, yeni bir hayat mukavelesini imza etmek azmindedirler.


I. İNÖNÜ MUHAREBESİ ( 6 – 10 OCAK 1921 )
Sebepleri

1. Yunanlıları bursa üzerinden Eskişehir yönelerek demiryollarının kontrolünü ele geçirmek istemeleri
2. Eskişehir batı cephesi ile Ankara’yı birbirine bağlayan demiryolu üzerinde stratejik bir noktada bulunmakta idi.
3. bu sırada Çerkez Ethem'in düzenli orduya katılmamak için isyan etmesinden yunanlıların faydalanmak istemeleri.
4. yunanlıların güçlerini göstermek ve itilaf devletlerinin, daha çok desteğini kazanmak istemesi.
5. Türk ordusunun kuvvetlenmesine fırsat vermemek için yunanlılar bursa üzerinden Eskişehir, uşak üzerinden afyon istikametine saldırıya geçtiler. ( 6 Ocak 1921 ) 9 Ocakta İnönü mevzilerinin önüne geldiler. İnönü mevzilerimiz önünde yapılan savaşta Türk ordusu yunan ordusunu bozguna uğrattı. Yunanlılar bursa istikametinde geri çekildiler.


Sonuçları

1. Yunanlıların ilerleyişi durduruldu.
2. Daha iyi hazırlanmak için, zaman kazanıldı.
3. Milli duyguları coşan Türk halkının kurtuluş ümidi daha da arttı.
4. Düzenli orduya olan güven ve katılım arttı.
5. Kuva-yi milliye dönemi son buldu.
6. cephe komutanı İsmet bey generalliğe yükseldi.
7. Çerkez Ethem ve kardeşlerinin isyanı bastırıldı.
8. TBMM ile ilişkilerde çekingen davranan Sovyet Rusya, TBMM ile ilişkilerine önem verdi. Moskova antlaşması imzalandı. (16 Mart 1921 )
9. Sevr’in Türk milletine kolayca kabul ettirilemeyeceği gösterildi.
10. İtilaf devletleri arasında görüş ayrılıkları iyice su yüzüne çıktı.
11. İtilaf devletleri Sevr antlaşması şartlarının yeniden gözden geçirilmesini görüşmek için TBMM hükümetini Londra da topladıkları konferansa davet ettiler.
12. Yeni bir devletin kurulduğunu göstermek ve yaptığı işleri hukuki zemine oturtmak için TBMM ilk anayasasını kabul etti. ( 20 Ocak 1921 )

1921 Anayasası

1921 Anayasası, Mustafa Kemal’in değişik tarihlerde TBMM’ye verdiği önergelerden oluşmuştur.
Bu anayasa olağan üstü durum için hazırlanmış kısa ve öz bir anayasadır. (23 Maddelik)
Bu sebeple temel hak ve hürriyetler yer almamıştır.

Bu Anayasaya Göre;
1. Hakimiyet kayıtsız, şartsız millete aittir.
2. Kanun yapmak, yürütmek ve uygulamak yetkileri TBMM’dedir.
3. Devlet yönetiminin tek organda topladığı ve kuvvetler birliği ilkesinin kabul ettiği anlaşılmaktadır.
4. Milletvekili seçimleri iki yılda bir yapılır.
5. Şer’i hükümlerin uygulama yetkisi TBMM’ye aittir.
6. Şer’i hükümlerin uygulanması yetkisi TBMM’ye ait olması Şeriat esaslarının kabul edilmediğini ve din istismarının önlemek istendiğini göstermektedir.
Bu madde 1921 Anayasasının laik bir laik bir anayasa olmadığını gösterir.


LONDRA KONFERANSI ( 23 ŞUBAT – 12 MART 1921 )
Londra Konferansı’nın Toplanma Sebepleri


-1.İnönü zaferi üzerine, itilaf devletleri arasında görüş ayrılığının ortaya çıkması.
-İtalya ve Fransa'nın TBMM hükümetiyle barış yapmakta lotekli olmaları, İngiltere'yi de etkilemiş ve böylece İngiltere'nin girişimiyle Londra Konferansının toplanması kararlaştırılmıştır.
-Doğu cephesinde Ermenilere karşı zafer kazanılması.
-Sovyet Rusya ile TBMM arasındaki dostluk ilişkilerinin gelişmesi.
-Güney cephesindeki Fransızlara karşı başarı elde edilmesi.
-İtilaf devletleri, Londra konferansındaki Sevr’i biraz değiştirerek Türk tarafına kabul ettirmek istemişlerdir.
-İtilaf devletlerinin Osmanlı hükümetinin yanında TBMM hükümetinin temsilcisinin de Londra konferansına katılmasını istemelerindeki amaçları, Türk tarafı arasında ikilik çıkartarak birbirine düşürmek idi.
-Mustafa Kemal Türk milletinin asıl temsilcisinin TBMM hükümeti olduğunu söyleyerek konferansa doğrudan çağrılmadıkça katılmayacaklarını bildirdi. Bunun üzerine; TBMM hükümeti İtalya aracılığı ile konferansa çağrıldı.
-TBMM hükümetinin Londra konferansına katılmaktaki amacı barışçı olmadıkları hakkında yapılan propagandaları önlemek, milletler arası platformda TBMM yi kabul ettirmek, Misak-ı Milliyi Dünya kamuoyuna açıkça anlatmak idi.konferansta ilk söz hakkı verilen İstanbul hükümetinin temsilcisi sadrazam Tevfik paşa, “Söz hakkı Türk milletinin gerçek temsilcisi olan TBMM hükümetinin temsilcisine aittir.” Diyerek sözü TBMM nin temsilcisi Bekir Sami beye bırakmıştır.Bekir Sami bey misak-ı milliden asla vazgeçmeyeceklerini söyleyerek Anadolu'nun boşaltılmasını istedi. Yunanlılar ise ne Anadolu’nun boşaltılmasını nede Sevr'in değiştirilmesini istediler.Bekir Sami bey İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri ile ayrı ayrı sözleşmeler yaptı. Ancak bunlar TBMM tarafında Misak-ı Milliye aykırı oldukları gerekçesiyle reddedildi.
-Fransa ve TBMM hükümeti Londra da başlayan görüşmeleri konferanstan sonra da devam ettirdi. Fransa görüşmelerde bulunmak için Ankara’ya temsilci gönderdi. Yapılan bu görüşmeler Ankara antlaşması zemini hazırladı.


Londra Konferansının Sonuçları

-İtilaf devletleri TBMM’yi resmen tanımış oldu.
-Türk milletinin Sevr i kabul etmeyeceği bir defa daha vurgulandı.
-TBMM ilk defa milletler arası bir konferansta temsil edildi.
-Yunan ordusu Ankara'ya doğru saldırıya geçmek için zaman kazandı.
-İtilaf devletleri arasındaki görüş ayrılıkları iyice belirginleşti.


SOVYET RUSYA İLE İLİŞKİLER VE MOSKOVA ANLAŞMASI ( 16 MART 1921)

Sovyet Rusya, Bolşevik ( Komünist ) rejimi ülkesinde yerleştirmek için çaba harcamaktaydı.
Türk milletinin itilaf devletleri ile yaptığı mücadele, TBMM ve Sovyet Rusya'yı birbirine yaklaştırdı.
Sovyet Rusya'nın TBMM ye yaklaşmasında ki asıl amacı Türkiye de komünizmi yerleştirmek ve güneyde kendisine bağlı bir tampon bölge oluşturmak idi.TBMM’nin Sovyet Rusya'ya yaklaşmasındaki amacı ise, doğudaki bu güçlü koşusundan emin olmak acil ihtiyacı olan silah, cephane ve para yardımını sağlamak idi.
Sovyet Rusya İngilizlerin boğazlar ve İstanbul yerleşmesini istemiyordu.
Doğuda Ermenilerin batıda yunanlıların mağlup edilmesi ve TBMM hükümetinin Londra konferansına çağırılması Sovyet Rusya'nın TBMM nin geleceği ile ilgili tereddütlerini ortadan kaldırdı.
Taraflar arasında karşılıklı elçiler ve temsilciler gidip gelmekte idi.
Bu ilişkiler sonucunda TBMM hükümeti ile Sovyet Rusya arasında Moskova antlaşması imzalandı


Moskova Antlaşmasının Hükümleri

-Taraflardan birini tanımadığı antlaşmayı diğeri de tanımayacak. Böylece Rusya Sevr'i kabul etmiş oluyordu.
-Sovyet Rusya misak-ı milliyi kabul edecek. Misak-ı milli ilk defa güçlü bit batılı devlet tarafından kabul edilmekte.
-Çarlık Rusya ile Osmanlı devleti arasında yapılmış olan antlaşmalar hükümsüz sayılacak. İki ülkede de köklü rejim değişikliklerinin olduğu görülüyor.
-Kapitülasyonların kaldırıldığı Sovyet Rusya kabul edecek. Rusya’ya kapitülasyonlar 1774 küçük kaynarca antlaşması ile verilmiştir. Rusya kapitülasyonları kaldıran ilk devlettir.
-Batum Gürcistan bırakılacak. Batum misak-ı milli sınırlarımız içinde idi bu durumda misak-ı milliden ilk taviz verilmiş oluyordu.
-Nahçivan Azerbaycan idaresinde özerk bir bölge olacaktı.
-Hars, Ardahan ve Artvin Türkiye de kalacak şekilde Türk – Sovyet sınırı belirlenecek.
-Taraflar hakim oldukları topraklarda karşı tarafın hükümeti üstlenmek amacıyla örgüt ve grupların kurulmasına yada gerçekleşmesine müsaade etmeyecek. Sovyet – Rusya'nın Türkiye'ye yönelik komünizm propagandasının ve faaliyetlerinin engellenmesi amaçlanmıştır.
-Bu antlaşma şartlarının Gürcistan, Ermenistan, ve Azerbaycan tarafından da kabul edilmesi için, Sovyet Rusya teşebbüste bulunacaktı.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Okunmamış 15-12-2007, 06:32 PM
Msn Messenger
Standart Cevap: A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

Afganistan ile Dostluk Antlaşması
-Moskova’da TBMM temsilcileri ile Afganistan temsilcisi arasında dostluk ve kardeşlik antlaşması imza edildi.
-Afganistan TBMM hükümetini tanıyan ilk Müslüman ülkedir.
-Hint Müslümanları da aralarında para toplayarak bunları Türk milli mücadelesini desteklemek için göndermişlerdir.
-Afganistan Ankara'ya elçi gönderen ilk İslam ülkesidir.
-İstiklal marşının kabul edilmesi ( 12 Mart 1921 )
[/size]

II. İNÖNÜ MUHAREBESİ ( 23 MART – 1 NİSAN 1921 )
Sebepleri


İtilaf devletlerinin Londra konferansında isteklerini TBMM’ye kabul ettirememiş olmaları.
Türk ordusunun gücünün I. İnönü muharebesinde gören yunanlıların, Türk ordusunun daha da kuvvetlenmesine izin vermemek ve I. İnönü yenilgisinin ezikliğini bertaraf etmek istemeleri.
Yunanlıların itilaf devletlerin desteğine layık olduklarını göstermek istemeleri.


Savaşın Başlaması ve Sonuçları

Yunanlıların hedefi Kütahya ve Eskişehir'i alarak Ankara’ya ulaşmak ve TBMM yi dağıtmaktı. Yunan ordusu Bursa'dan Eskişehir, uşaktan afyona doğru ilerledi. İnönü’de ikinci bir yenilgiye daha uğradı.

Bu Zafer Sonucunda·
-Yunan ilerleyişi bir süre içinde olsa durduruldu.
-TBMM’ye olan güven daha da arttı. Türk ordusu gücünü ispat etti.
-Türk ordusu hazırlıklarını tamamlamak için zaman kazandı.
-Yunanlılar daha çok kuvvete ihtiyaçları olduklarını anladılar.
-İtalyanlar işgal ettikleri güney-batı Anadolu’dan kuvvetlerini çekmeye başladılar.


KÜTAHYA – ESKİŞEHİR MUHABERELERİ
( 10 – 24 TEMMUZ 1921)


-Yunanlılar I. ve II. İnönü yenilgilerinden sonra büyük bir hazırlığa giriştiler.
-Fransa ve İtalya, yunanlılardan desteğini çektiği halde, İngiltere Yunanistan desteğini devam ettirdi.
-Yunanistan arka arkaya aldığı yenilgilerin izlerini silmek İngiltere'nin tekrar güvenini kazanmak ve Türk ordusunun toplanmasına fırsat vermemek için harekete geçti.
-Yunan kralı konstantin savaşı bizzat yönetmek için önce İzmir oradan da Kütahya'ya geçerek komutanlarıyla bir görüşme yaptı. Bu toplantıda Ankara üzerine saldırı kararı alındı.yunanlılar saldırı sonucu afyon, Bilecik, Kütahya ve Eskişehir'i işgal ettiler. Yunan kuvvetleri yer yer Sakarya nehrini geçtiler.
-Mustafa Kemal cephe komutanı ismet paşa ile görüşerek orduların Sakarya nehri doğusuna çekilmeleri emrini verdi.
· Türk birliklerinin Sakarya'nın doğusuna çekilmelerinin sebebi düşmanı hareket üssünden uzaklaştırmak. Türk ordusuna da daha büyük kayıplar verdirmemek ve yeniden toparlanmak için zaman kazanmaktı.
· Cephedeki bu başarısızlık mecliste büyük tartışmalara sebep oldu. Bazı milletvekilleri meclisin tehlikede olduğunu ve meclisin daha emniyetli bir yer olan kayseri ye taşınmasını istedi.ancak bu istek meclis tarafından kabul edilmedi.
· Mecliste Mustafa Kemal karşı olanlar “ ordu nereye gidiyor, millet nereye götürülüyor, bu harekatın elbette bir sorumlusu vardır.o nerededir onu ordunun başında görmek isteriz.” Diyerek Mustafa Kemal in gücünü ve etkisini kırmak istiyorlardı.
· Mustafa Kemal i seveler ve ona karşı olanlar onun Türk ordusunun başına geçmesi fikrinde birleşmişlerdi.
· Sert tartışmalardan sonra TBMM, 5 Ağustos 1921 de Başkomutanlık kanunu kabul etti.bu kanuna göre meclis üç aylık süre için, bu yetkilerini ve başkomutanlık görevini Mustafa Kemal e verdi.
· Mustafa Kemal Amasya genelgesinden sonra istemeyerek ayrıldığı askerlik görevine en üst rütbeyle yeniden dönüyordu.
· İsmet paşa genelkurmay başkanlığından ayrıldı. Bu göreve Mareşal Fevzi Çakmak getirildi.
· Fevzi paşa genelkurmay başkanlığı görevini 1944 yılına kadar yürütmüştür.


Yenilginin Sonuçları
-Afyon, Kütahya ve Eskişehir yunanlıların eline geçti
-Mecliste sert tartışmalar oldu, ilk muhalefet oluştu.
-Halkta ümitsizlik baş gösterdi.
-Moskova’dan Batum'a gelen Enver paşanın Anadolu'ya geleceği endişesi başladı.
-Yunanlıların Ankara'yı ele geçirme ve TBMM yi dağıtma ümitleri arttı.


Tekalifi Milliye Emirleri ( 7 – 8 Ağustos 1921 )

Mustafa Kemal başkomutanlık kanunu ile meclisin bütün yetkilerini eline alarak devlet işlerinde tek başına ve çabuk karar verme fırsatı bulmuştu.
Bu yetkiler üç aylık sürelerle uzatıldı. 20 temmuz 1922 de ise süresiz hale getirildi. Mustafa Kemal cumhurbaşkanı seçilene kadarda durum devam etti. Mustafa Kemal Türk ordusunu Sakarya savaşına hızla hazırlamak ve savaş gücünü artırmak için tekalifi milliye emirlerini yayımlattı. Bu emirlerle halktan büyük fedakarlıklar istendi.
Buna göre:
1. her kazada bir tekalifi milliye komisyonu kurulacak. Her komisyon tekalifi milliye emirlerinde istenilen malları toplayıp bildirilen cepheye gönderecek.
2. her ev bir kat çamaşır, bir çift çorap, ve çarık hazırlayacak.
3. tüccar ve halk elindeki çadır, bez, kumaş, astar, kösele hayvan malzemesi v.s. nin %40 ını bedeli sonra ödenmek şartıyla ilgili komisyona verecek.
4. insan ve hayvan yiyeceklerinin %40 teslim edilecek.
5. nakil malzemeleri ayda bir de olsa 100 km kullanılacak.
6. ordunun ihtiyacı olan terk edilmiş bütün mallara el konacak.
7. akaryakıt, araba lastiği v.s %40 na el konacak.
8. silah ve malzeme yapan demirci, marangoz, saraç, dökümcü ordunun emrine alınacak.
Bu tedbirler olağanüstü şartlarda olağanüstü tedbirlerdir. Sırtını İngiltere gibi güçlü bir devlete dayamış olan yunanlılar karşısında ne kadar güç şartlar altında mücadele edildiği anlaşılmaktadır. Bu emirler dünyada ilk defa topyekün bir savaş uygulamasıdır. Bu emirlerin yayımlanması ve uygulaması ile halkadaki ümitsizlik kaybolmaya başlamıştır.
Tekalifi milliye emirleri Osmanlıdaki “avarız” vergisiyle benzerlik göstermektedir.


SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ
( 23 AĞUSTOS – 13 EYLÜL 1921)

Kütahya – Eskişehir muhaberelerindeki başarılarına güvenen yunanlılar hazırlıklarını tamamladıktan sonra Sakarya ırmağının doğusunda bulunan Türk mevzilerine saldırdı. Ordumuzun sol kanadı Ankara'nın 50 km güneyine kadar çekildi. Bunun üzerine Mustafa Kemal ordularına şu emri verdi “ hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır, vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile sulanmadıkça terk olunamaz” böylece 100 km uzunluktaki bütün cephe savaş alanı olarak ilan edildi.
Türk ordusu 10 Eylül 1921 de karşı taarruza geçti.
Yunan kralı 15 Ağustosta Kütahya’da yaptığı toplantıda Ankara'yı hedef gösteren emrini vermiş İngiliz istihbarat subaylarını Ankara’da vereceği ziyafete davet etmişti.
13 Eylül de Sakarya ırmağının doğusundan yunanlılar temizlenmiştir. İyice yorulan Türk birlikleri, yunanlıları ancak Eskişehir'e kadar takip edebilmişlerdi.


Sakarya Savaşının Sonuçları:

-Mustafa Kemal’in başkomutan olarak katıldığı ilk savaştır.
-Mustafa Kemal’e TBMM tarafından gazilik unvanı ve mareşallik rütbesi verildi.
-1683 viyana bozgunundan beri devam eden savunma savaşları artık yerini taarruza bırakmıştır.
-Türk milletinin var olma veya yok olma mücadelesi olan bu savaş sonunda yunan ordusu saldırı gücünü kaybetmiş, yunan “megalı iddiası” tarihe gömülmüştür.
-Yunanlılar batı Anadolu'da tutunabilmek için kuvvetli savunma hatları oluşturmaya başladılar.
-İtilaf devletleri arasındaki anlaşmazlıklar daha da arttı.
-İtalyanlar işgal ettikleri topraklardan tamamen çekildiler.
-İngilizlerle 23 Ekim1921 de esirlerin karşılıklı değiştirilmesini öngören bir anlaşma imzalandı.
-İngiltere ile yapılan ve esirlerin değiştirilmesini öngören bu anlaşma ile malta da tutuklu bulunan Türk esirleri serbest bırakıldılar.
-Bu esirlerden Rauf bey de dönmüş ve bir süre sonra başbakan olmuştur. Milli mücadele döneminin en uzun hükümeti olan bu hükümet 4 Ağustos 193 tarihine kadar görev yapmıştır.
-ABD senatosu Ermenileri desteklemekten vazgeçti
-Fransa ile Ankara antlaşması imzalandı.
-Sovyet Rusya ve Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan ile Kars antlaşması imzalandı.


KARS ANTLAŞMASI ( 13 EKİM 1921 )

Kars antlaşması Moskova antlaşmasının bir tekrarı niteliğindedir. Doğu sınırlarımız küçük değişikliklerle yeniden çizildi ve kesin şeklini aldı. Sovyet Rusya'dan sonra Kafkas cumhuriyetleri de misak-ı milliyi kabul ettiler.
Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ile dostluk kuruldu.


2. ANKARA ANTLAŞMASI ( 20 EKİM 1921)

Fransa ile TBMM arasındaki savaş durumu sona erdi. Güney cephesi kapandı. Bugünkü Suriye sınırı, İskenderun ve Hatay hariç belirlendi. Bu gelişme misak-ı milliye aykırı bir durumdur.
Türkiye Selçuklu devletinin kurucusu olan Süleyman şahın Halep yakınlarındaki caber kalesinde bulunan mezarı (Türk mezarı) Türk toprağı sayılacak burada Türk bayrağı dalgalanacak Türk askeri nöbet tutacaktı.
Hatay ve İskenderun'da Türklere kültürel haklar tanıyan özel bir yönetim kuruldu.
TBMM hükümetini tek başına tanıyan ilk itilaf devleti Fransa'dır.yunan işgalini destekleyen İngilizler bu siyasetinde yalnız kalmışlardır.
Rusya Moskova antlaşmasına dayanarak Ankara antlaşmasına karşı çıkmıştır.bu durum Rusya'nın TBMM nin batılı devletlerle ilişki kurmasını istemediğinin kanıtıdır.
TBMM hükümetinin cephelerde kazandığı başarılar, bu devletlerle imzalanan siyasal başarıları da beraberinde getirmiştir.


BÜYÜK TAARUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI

-Sakarya zaferinin ardından TBMM hükümeti orduyu taarruz için hazırlamaya başladı.
-İtilaf devletlerinden 26 Mart 1922 de yeni bir öneri geldi. Bu öneride Londra konferansında olduğu gibi Sevr'in koşullarının biraz değiştirilmesinden ibaretti. Türkiye bu şartları kabul etmedi.bağımsızlık için savaşa devam edilmesinin temel amacı, kesin zaferin kazanılmak istenmesidir.
-20 Temmuz 1922 de Mustafa Kemal TBMM de müdafaa-i hukuk grubunu kurdu. Mustafa Kemal böyle bir grubun son Osmanlı mebusan meclisinde kurulmasını istemiş, ancak bu gerçekleşmemişti.
-Yunanlılar afyon, Kütahya ve eski şehirde kuvvetli savunma hatları kurdular.
-İngilizler yunanlıların kurmuş oldukları bu savunma hatlarının aşılamayacağı propagandasını yapmakta idiler.
-Gerçek barışın ancak kesin bir zaferle elde edilebileceğini bilen Mustafa Kemal ak şehirdeki cephe karargahında komutanlarla toplanarak taarruzun 26 Ağustos 1922 de başlatılması kararını aldı.
-26 Ağustos 1071 Selçuklu sultanı Alparslan Bizans imparatoru Romen di ojen Malazgirt'te yenip ve Anadolu'nun kapılarını Türklere açmıştı. Düşmana karşı ilk taarruz afyonda koca tepede başlatıldı. 30 Ağustos da Dumlupınar'da yapılan savaşı bizzat Mustafa Kemal yönetti. İsmet paşa bu savaşa başkumandan savaşı isimi vermiştir.
-1 Eylül 1922 de Mustafa Kemal ordularına “ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri emrini verdi.”
-2 Eylül 1922 de yunan başkomutanı triko pus uşakta çok sayıda yunan komutanı ve askeri ile birlikte esir alındı.
-2 Eylül 1922 de yunanlılar itilaf devletleri aracılığıyla mütareke teklifinde bulundular. Ancak Mustafa Kemal tam Anadolu'nun kurtarılıp kesin zafer elde etme kararında olduğundan bu isteği kabul etmedi.
-9 Eylülde birliklerimiz İzmir'e girdi. 10 Eylülde bursa kurtarıldı. 18 Eylülde Anadolu'da yunan askeri kalmadı.
-Yunan birlikleri geri çekilirken batı Anadolu'da ki yerli Rumlarda beraberinde bölgeyi terk etmiştir. Bunun sebebi yakıp yıktıkları köy, kasaba ve şehirler ile Türk halkına yaptıkları katliamların hesabını verme korkusu idi.


Sonuçları

-Yunan ordusu yenilmiş ve batı Anadolu yunan işgalinden kurtulmuştur.
-Büyük taarruz ve başkumandan meydan muharebesi ile Anadolu'nun ebediyen Türk yurdu olduğu ispat edilmiş.
-Türk milli mücadelesinin askeri safhası da tamamlanmıştır.
-İngiltere’nin Anadolu'yu işgal planı gerçekleşmemiştir.
-Dünyanın mazlum milletlerinin kurtuluşuna ümit ışığı olmuştur.
-Türk ordusu Çanakkale ve Kocaeli üzerine yürüme emri aldı.
-Bu durum İngiltere'yi hareket geçirdi. İngiltere’nin sömürgelerden asker toplama teşebbüsü ve Fransa ile İtalya'yı Türklere karşı savaşa daveti olumlu karşılık görmedi. İkinci bir Çanakkale hezimeti yaşamak istemeyen İngiltere sonunda barışa karar verdi.
-İstanbul’daki Fransız yüksek komiseri general pelle ve Fransız temsilcisi Frenklin bouillon İzmir'e gelerek Mustafa Kemal ile görüştü. Bu görüşmelere de Mustafa Kemal Edirne'yi düşman elinde görmeye tahammülü olmadığını tarafsız bir bölge tanımadıklarını belirtti.
-Bu sırada Sovyet Rusya da boğazların Türklerin hakkı olduğunu bildirmiştir.
-İtilaf devletleri Paris'te yaptıkları toplantıda doğu Trakya'nın Türklere verilmesini kabul ettiler. Mudanya ve İzmit'te bir konferans toplanmasını istediler. Bunun üzerine 28 Eylülde askeri harekat durduruldu.


KURTULUŞ SAVAŞI HAZIRLIK DÖNEMİ
Balıkesir Kongresi ( 26 – 30 Temmuz 1919 )


-Yunan saldırılarına karşı savunma ve direniş güçlerini birleştirmek amacı ile toplanmıştır.
-Padişaha bağlılık bildirilmiştir.
-Bölgesel kurtuluş amaçlanmıştır.


Alaşehir Kongresi ( 16 – 25 Ağustos 1919 )

-Erzurum ve Balıkesir kongrelerinin aldığı kararların değerlendirilmesi amacı ile toplanmıştır.
-Yunanlılara karşı ölünceye kadar diren ileceği belirtilmiştir.
-İtilaf devletlerinden yardım alınabileceği belirtilmiştir.


! Balıkesir ve Alaşehir kongreleri sonucunda Batı Cephesi açılmıştır.
Sivas Kongresi ( 4 – 11 Eylül 1919 )


Kongre başlangıcında iki sorun ortaya çıkmıştır.
1. Başbakanlık Sorunu: Mustafa Kemal’in kongre başkanı seçilmesiyle çözümlenmiştir.
2. Manda Sorunu: Amerikan mandacılığı uzun tartışmalardan sonra reddedilmiştir.
Milli cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir. Böylece Kurtuluş savaşının tek elden yönetilmesi kararlaştırılmıştır.
Erzurum kongresinde doğu illeri temsil en seçilen Heyet-i Temsiliye yurdun tamamını temsil edecek şekilde genişletildi ve üye sayısı 15’e çıkarıldı. Mustafa Kemal bu heyetin başkanlığına seçildi
Sivas kongresi milli nitelikli bir kongre olmasına rağmen, katılan üye sayısı Erzurum kongresi üye sayısından azdır. Bunun temel nedeni İstanbul Hükümetinin engellemesindendir.
Erzurum kongresi kararlarının aynen kabul edilmiş olmasından dolayı kısa sürmüştür.
Sivas kongresi ali Fuat paşayı batı cephesi komutanlığına atamıştır.
! Mustafa Kemal bütün vatanın tamamına emir verecek bir konuma gelmiştir.
! Temsil heyetinin hükümet gibi çalıştığının yani yürütme gücünü kullandığının kanıtıdır.
!İstanbul Hükümetinin karşı çıkmasına rağmen, Sivas kongresi başarıyla tamamlandı. Padişahın Anadolu hareketi ile iyi ilişkiler kurmak durumunda kalması sonucu Damat Ferit istifa etti. Yerine Kuva yi Milliye yanlısı Ali Rıza paşa hükümeti kuruldu.
!itilaf devletlerinin Erzurum ve Sivas kongrelerine karşı ciddi önlemler almaması, Anadolu hareketinin önemini anlamadıklarını gösterir.


Amasya Mülakatı (görüşmesi=protokolü) ( 20 – 22 Ekim 1919 )

Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal ile İstanbul hükümeti adına Salih paşa arasında yapılan bu görüşmelerde aşağıdaki kararlar alınmıştır.
-İstanbul Hükümeti Sivas kongresi kararlarını kabul edecek.
-Seçimler yapılıp meclisi mebusan kurulacak
mebusan meclisinin İstanbul da toplanması uygun değildir.
-İstanbul Hükümeti itilaf devletleri ile yapacağı barış görüşmelerinde temsil heyetinin de görüşünü soracaktır.
! Görüşmeden sonra İstanbul hükümeti sadece bu karar uymuş ve mebusan meclisinin İstanbul’da toplanmasını kabul etmiştir.
! İstanbul Hükümeti bu görüşmeler ile temsil heyetini resmen tanımış oldu. Böylece Anadolu İstanbul bağlı olmaktan çıkıp İstanbul Anadolu’ya bağlı hale geldi. Böylece Anadolu ihtilali hukuki bir zemine kavuştu.


Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’ya Gelmesi ( 27 Aralık 1919 )

Meclisi mebus anın toplanması için yapılan seçimleri büyük bir çoğunlukla müdafaa-i hukukular kazandı. Meclisin İstanbul’da toplanması kesinleşince heyeti temsiliye meclis çalışmalarını yakından izleyebilmek için Ankara’yı kendine merkez seçti çünkü Ankara’nın şu avantajları vardı.
1. ulaşım ve haberleşme olanakları elverişlidir.
2. batı Anadolu cephesine yakındır
3. Anadolu’nun ortalarında bir yerdedir.
Anakaraya yerleşen Mustafa Kemal müdafaa-i hukukçu milletvekillerini Ankara’ya çağırarak meclisi mebusan da yapılacak çalışmalar için şu direktifleri verir.
a. kendisinin meclis başkanlığına seçilmesi
b. mecliste bir müdafaa hukuk grubunun oluşturulması ve bu grubun meclisteki tüm çalışmalar ağırlığını koyması
c. tüm kişi ve kurumları bağlayacak kararların alınması
d. Misak-ı milli kararlarının meclise kabul ettirilmesi
Bu arada yapılan seçimlerin galibi müdafaa hukuk Cemiyeti’nin adaylarıydı. Mustafa Kemal de Erzurum’dan milletvekili seçilmiştir.
! Bununla Anadolu’da ki milli hareketin meclisi Mebusan'a egemen olduğu herkese, en çarpıcı biçimde anlatılmış olacaktı.
!Mustafa Kemal Erzurum milletvekilidir. Ancak heyeti Temsiliye’nin aldığı karar gereği İstanbul gitmeyecektir.
Gerçekte İstanbul hükümetinin asıl endişesi mebusan meclisinin tümden heyeti Temsiliye’nin etkisi altına girebileceğiydi.


Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli Kararları

Meclis-i mebusan 12 Ocak 1920 de İstanbul’da toplanır. Ancak Mustafa Kemal başkan seçilmediği gibi müdafaam hukuk grubu da kurulmaz. Bu grubun yerine felah-ı vatan grubu kurulur.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen meclis-i mebusan 28 Ocak 1920 de misak-ı milli kararlarını alır. Bu kararlar:
1. 20 Ekim 1918 günü yani Mondros ateşkesinin imzalandığı gün işgal edilmiş topraklar milli sınırlarımızdır.
2. bir zamanlar Osmanlı egemenliğinde olan ancak şu anda işgal altında bulunan Müslüman Arapların yaşadığı toprakların geleceği, orada yaşanların kararları ile belirlenmelidir.
3. Batı Trakya ile Kars, Ardahan ve batum için gerekirse halk oyuna gidilebilir.
4. Azınlıklara, çevre ülkelerde Müslüman azınlıklara tanınan haklar kadar haklar tanınacaktır.
5. İstanbul’un ve Marmara denizinin güvenliği sağlandığında, boğazlar dünya ticaretine açılacaktır.
6. kapitülasyonlar ve duyun-ı umumiye kaldırılmalıdır.


Misak-ı Milli Kararlarının Önemi

-Milli kurtuluş savaşının hedefleri belirtilmiştir.
-Milli sınırlara belirginlik getirilmiştir. ( 1. Madde )Batı Trakya ile Kars Ardahan ve batum için halk oylaması önerilmesi sorunlara öncelikle barışçıl çözüm arandığının bir kanıtıdır. Bu bölgelerdeki Türk nüfusunun çokluğu da halk oylaması istenmesinin bir diğer sebebidir.
-Bu belge kurtuluş savaşının diplomatik dayanağı olmuştur.
-Misak-ı Milli kararları ile Mustafa Kemal’in bağımsızlıkla ilgili görüşleri Osmanlı parlamentosu tarafından yasallaştırılmıştır


!Kurtuluş savaşının gerekçesi Amasya genelgesiyle hedefleriyse Misak-ı Milli kararlarıyla belirlenmiştir.

İstanbul’un Resmen İşgali ( 16 Mart 1921 )

Misak-ı Milli kararlarının alınmasından sonra, anlaşma devletlerinin İstanbul hükümeti ve meclisi mebusan üzerindeki baskısı artmıştır. Bu baskı üzerine ali rıza paşa sadrazamlıktan istifa ederek yerine Salih paşa yeni hükümeti kurmuştur. Anlaşma devletleri, misakı milli kararlarını geri aldıramayınca da 16 Mart 1920 de İstanbul’u işgal ettiler. Meclisi mebus anı bastılar. Kendileri için tehlikeli gördükleri önemli şahsiyetleri malta adasına sürgün ettiler. İşgalin ardından Salih paşa istifa ederek sadrazamlığa yeniden Damat Ferit paşa getirildi. Ardından da 11 Nisan 1920 de padişah Osmanlı meclisi mebus anı kapattı

İşgale Tepkiler
Temsil Heyeti şu kararları aldı.
-İstanbul ile haberleşme yasaklandı.
-Anadolu’daki bazı İngiliz birliklerinin silahlarının alınması kararlaştırıldı.
-İstanbul’daki tutuklamalar karşı Anadolu’daki subaylar tutuklanacaktı.
vergilere el kondu.


İşgalin Sonuçları
Mebusan meclisi dağıtıldı.
Mebusların bir kısmı malta ya sürüldü.
İstanbul’dan kaçan bazı milletvekilleri Ankara’ya gelerek Milli Mücadeleye katıldılar.
! Bu durum Ankara’da TBMM’nin açılmasına ortam hazırlamıştır. İtilaf devletlerinin bu tutumu doğrudan milli iradeyi yok etmeye yöneliktir.


TBMM’nin Açılışı ( 23 Nisan 1920 )

İstanbul’un itilaf devletleri tarafından işgal edilmesi ve meclisi mebus anın kapatılması üzerine Mustafa Kemal heyeti temsiliye adına bir genelge yayımladı. 19 Mart 1920 tarihli bu genelge ile, yeni meclisin Ankara’da toplanacağını her sancaktan 5 kişinin seçilmesini istedi. Ayrıca Osmanlı mebusan meclisi üyelerinden İstanbul’dan kaçıp Ankara’ya gelebilenlerinde TBMM’ye kabul edilecekleri bildirildi. ( bunlar 27 Ekim 1920 tarihine kadar TBMM’ye kabul edilmişlerdir.)
!Böylece milli iradeye saygılı olunduğu, milli birlikten yana olunduğu ve Ankara’nın otoritesinin güçlendirilmek istendiği anlaşılmıştır.
TBMM 23 Nisan 1921 de Ankara’da, coşkulu bir törenle açıldı.TBMM ilk toplantısında 120 üye bulunuyordu. ( sonradan 380’e çıktı. )
TBMM açıldığı gün Mustafa Kemal’i meclis başkanlığına seçti.


Kuruluş Amacı

-Düzenli bir ordu oluşturmak.
-Milli iradeyi gerçekleştirmek
-Vatanı işgallerden kurtarmak
-Milli birli ve beraberliği gerçekleştirmek
-İstanbul’un işgali ve meclisi mebus anın dağıtılması Mustafa Kemal’e yeni bir devletin kurulması için gereken imkanı vermiştir.
-TBMM’nin başkanlığına seçilen Mustafa Kemal vatanı işgallerden kurtarmak için, gereken önlemlerin artık meclis tarafından alınacağını bildirmiş ve vakit geçirmeden bir hükümetin meclis tarafından oluşturulmasını meclise önermiştir. Mustafa Kemal’in meclise verdiği önergede şu hususlar yer alıyordu.

- Bir hükümet kurulmalıdır.
- Geçici olarak bir hükümet başkanı ya da padişah vekili ortaya çıkarmak uygun değildir.
- TBMM yasama ve yürütme yetkilerine sahiptir.
- Mecliste seçilecek ve vekil olarak görevlendirilecek bir kurul, hükümet işlerine bakacaktır. Meclis başkanı bu kurulunda başkanı olacaktır.
- Padişah ve halifenin bulunduğu baskıdan kurtulduğu zaman, meclisin belirleyeceği esaslar içinde durumu belli olacaktır.


Meclis Hükümet Sisteminin Özellikleri:

-Hükümet üyeleri meclis içinde ayrı ayrı oylanarak seçilir.
-Meclis istemediği üyeleri düşürebilir.
-Bir başbakan yoktur.
-Meclis başkanı hükümetinde başkanıdır.
-Bir devlet başkanı da yoktur.


I.TBMM’nin Özellikleri

-TBMM yeni seçilen üyeler ve Osmanlı meclisi mebus anından gelen üyelerden oluşmuştur.
-Tek meclisli parlamento sistemi benimsenmiştir. ( Üyeleri padişah tarafından seçilen ayan meclisi kaldırılmıştır. )
-Kamuoyunun tepkisine yol açamamak için yeni meclis olağanüstü yetkilerle donatılmış meclis adıyla açılmıştır.
-TBMM’de mebuslar meclisinde olduğu gibi dini tartışmalar gözükmez.
-Savaşı sevk ve idare eden bir yapıya sahip olduğu için ihtilalci bir meclistir.
-Mebusan meclisinin devamı değildir.
-Milli iradeye dayanan bir meclistir.
-TBMM iç politikada halkçılık dış politikada bağımsızlığa saygı ilkesini temel etmiştir.
-TBMM nin açılmasıyla temsil heyetinin görevi sona ermiştir.
-Savaş koşullarında çabuk karar alıp, kısa sürede uygulamak için güçler birliği ilkesini benimsemiştir.
-Öncelikle vatanın kurtuluşunu esas aldığı için, yeni bir devlet düzenine geçilmesini sağlayıcı yönleri ön plana çıkarılmamıştır.
-TBMM ni ilk çıkardığı kanun ağnam vergisinin artırılması ile ilgilidir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Okunmamış 15-12-2007, 06:33 PM
Msn Messenger
Standart Cevap: A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

İstiklal Mahkemeleri

-TBMM’nin otoritesini sağlamak amacıyla kuruldu.
-İstiklal mahkemeleri üyeleri TBMM içinden seçilmiştir. Bu güçler birliği ilkesinin bir gereğidir.
-İstiklal mahkemelerinin kararları kesin olum temyiz hakkı yoktur


Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Çıkarılmasındaki Amaçlar

-Meclis iradesi karşı gelenleri ve ayaklanmaları önlemek
-Kuva-yi milliye amaçları dışında iş yapmasını önlemek
-Cezaların geciktirilmeden uygulanmasını sağlamak
-Meclise olan güveni artırmak
-Askere alma işini hızlandırmak ve orduyu güçlendirmek
-Osmanlı hükümetiyle işbirliği yapanları cezalandırmak

TBMM ilk hükümeti 2 Mayıs 1920’de kurdu.


İstanbul Hükümetinin TBMM Hükümetine Karşı Tutumu:

-İstanbul’un işgalinden sonra Salih paşa, itilaf devletlerinin baskılarına boyun eğerek istifa etti. Yeni hükümeti Damat Ferit Paşa kurdu. Damat Ferit Paşa milli mücadelenin karşısında idi.
-Mustafa Kemal ve yanındakiler, İstanbul sıkı yönetim mahkemesince idama mahkum edildiler.
-Şeyhülislam tarafından bir fetva çıkarttırılarak, milli mücadeleciler dine karşı ihanetle suçlandılar.
-Kuva-yi milliye inzibatiye adıyla bir ordu kuruldu. TBMM’ye karşı ayaklanmalar desteklendi.
-İtilaf devletlerine daha fazla bel bağlandı.


TBMM’nin Aldığı Tedbirler

-İstanbul hükümeti ile her türlü haberleşme ve ilişki kesildi.
-Şeyhülislamın fetvasına karşılık Ankara müftüsü Rıfat efendi ve Anadolu’daki birçok müftünün imzası ile milli mücadeleyi destekleyen karşı fetva yayımlandı.
-“Anadolu Ajansı” kurdurularak milli mücadele lehinde propaganda yapıldı.
-Hıyaneti vataniye kanunu çıkarılarak TBMM’nin otoritesi artırıldı.
-Damat Ferit Paşa vatan haini sayılarak vatandaşlıktan çıkartıldı.


TBMM’ye Karşı Ayaklanmalar
Sebepleri:


-İstanbul hükümetinin kışkırtması
-İtilaf devletlerinin kışkırtması ve desteklemesi
-Şeyhülislamın fetvasının rolü
-Halkın askerlikten ve savaştan bıkması
-Kuva-yi milliye birliklerinin halka karşı bazı olumsuz davranışlarda bulunması
-Şahsi menfaat temin etme isteği
-Azınlıkların çalışmaları ve bağımsızlık istemeleri


Bu nedenle çıkan ayaklanmalar dört grupta toplanır

A) Doğrudan İstanbul Hükümeti Tarafından Çıkartılan Ayaklanmalar


1. Aznavur Ayaklanması İngilizlerin teşviki ile güney Marmara, Manyas, ululat, Balıkesir ve Gönen’de çıkartılmıştır. Ayaklanma Çerkez ethem ve kuvvetleri ile bastırılmıştır.
2.Kuva-yi inzibatiye Ayaklanması Bu ordu İngilizlerin teşviki ve yardımı ile Osmanlı saltanatına bağlı olarak kurulmuştur. Ayaklanma İstanbul ve Anadolu arasında önemli bir geçit olan Geyve boğazının kuva-yi milliyecilerin eline geçmesini önlemek için çıkartılmıştır. Geyve boğazındaki kuva-yi milliye birliklerine saldıran hilafet ordusunun er kadrosunun ali Fuat paşa komutasındaki kuva-yi milliye birliklerine katılmasıyla ayaklanma bastırıldı


B) İstanbul Hükümeti ve İşgalcilerin Kışkırtmaları Sonucu Çıkan Ayaklanmalar

Anadolu’daki milli direnişi en çok bu ayaklanmalar uğraştırmıştır.

1. Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı ayaklanmaları
İngilizler boğazları elde tutmak için İstanbul hükümeti ile işbirliği yaptılar. Bölgedeki halk kışkırtıldı. Geyve’deki birliklerimiz pusuya düşürüldü. Ayaklanma Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa tarafından bastırıldı.
2. Yozgat Ayaklanması
Yozgat, Boğazlayan, Yeni han ve çevresinde Çapanoğlu, Aynacı oğlu gibi bölgenin ileri gelenleri, padişah ve halifeye bağlılık iddiasıyla ayaklandılar. Çünkü bu kişiler, meclisin açılışı ve yeni bir devletin kuruluşu ile otoritelerinin yok olacağından endişe etmekte idiler. Bu ayaklanmayı batı cephesinden çağrılan Çerkez Ethem ve birlikleri bastırmışlardır.
3. Konya – Bozkır Ayaklanması Delibaş Mehmet tarafından bozkırda başlayan ayaklanma Konya ve çevresine yayıldı. Ayaklanmayı Refet paşa bastırdı. Delibaş Fransızlara sığındı.
4. Afyon’da Çopur Musa Ayaklanması Halifelik elden gidiyor diye başlatılan ayaklama, aslında yunan ajanlarının kışkırtması ile başlatıldı. Ayaklanma bastırılınca Çopur Musa yunanlılara sığındı. Yunanlılar böylece Batı Anadolu’da daha rahat ilerleyeceklerini düşünüyorlardı.
5. Milli Aşireti Ayaklanması
Daha önce kuva-yi milliye tarafları olan bu aşiret, Fransızların kışkırtması ile Urfa ve civarında ayaklandı.
6. Koçkiri Ayaklanması
Erzincan, Sivas ve dolaylarında çıkartılmıştır. Ayaklanma, Amasya’da bulunan merkez ordusu tarafından bastırılmıştır.
7. Cemil Çeto Ayaklanması
Bahtiyar aşireti reisi olan Cemil Çeto, Garzan ve yöresinde ayaklanma çıkarmıştır. Bu ayaklanmalardan başka Ali Batı ve Şeyh Eşref ayaklanmaları da çıkmıştır.


C) Önceden Kuva-yi Milliye Yanlısı Olup Sonradan Ayaklananlar

Düzenli ordunun kurulması ile bu ordunun emrine girmek istemeyen bazı kuva yi milliye komutanları isyan etti.

Bunların Başlıcalar
1. Demirci Mehmet Efe Ayaklanması: Refet Paşa tarafından bastırıldı
2. Çerkez Ethem Ayaklanması : I. İnönü savaşı sonrası İsmet paşa tarafından bastırıldı.


D) Azınlıkların Çıkardıkları Ayaklanmalar

Ermeni ve Rumların yoğun olarak yaşadıkları yerlerde çıkardıkları ayaklanmalardır.

Başlıcalar Şunlardır:
1. Pontus Rum Ayaklanmaları:
Yunanlılarla işbirliği yapılarak ve itilaf devletlerinin desteği alınarak Karadeniz bölgesinde çıkarılmıştır. Rumların bölgede bağımsız bir Rum devleti kurmak için çıkarttığı bu ayaklanmalar ancak milli mücadelenin kazanılmasından sonra tamamen söndürülebilirdi.
2. Trakya ve Batı Anadolu’daki Rum Ayaklanmaları:
Yunan işgallerinin başlaması ile çıkartılmıştır.
3. Ermeni Ayaklanmaları:
Çukurova ve doğu Anadolu’da ermeni devletleri kurmak için Ermenilerce çıkarılmıştı


Ayaklanmaların Sonuçları

-Milli mücadelenin kazanılmasını geciktirmiştir.
-Anadolu’daki işgalleri kolaylaştırmıştır.
-Çok sayıda Müslüman Türk insanı şehit düşmüştür.
-Maddi yönden büyük kayıplara neden olmuştur
-Ayaklanmaların bastırılması TBMM’nin otoritesini ve gücünü artırmıştır.
-Düzenli ordunun kurulmasını hızlandırmıştır.
-Ayaklanmaların bastırılmasıyla milli birliğin sarsılıp yok olmayacağı anlaşılmıştır.
-Ayaklanmaların bastırılması hilafeti, saltanatı ve Osmanlı hükümetinin otoritesini zayıflatmıştır.


SEVR ANTLAŞMASI ( 10 AĞUSTOS 1920 )

-İtilaf devletleri, I. Dünya savaşında yenilen diğer devletlerle barış antlaşmaları yaptıkları halde Osmanlı devleti ile barış anlaşması yapmamışlardı.
-Sevr antlaşmasının taslağı San Remo Konferansında hazırlandı. İtilaf devletleri Sevr antlaşmasını kabul ettirebilmek için yunan ordusunun saldırıya geçmesine izin verdiler. Bunun üzerine saldırıya geçen yunanlılar Akhisar, Soma, Salihli, Alaşehir, Nazilli, 8 Temmuzda Bursa, Balıkesir ve Bandırmayı işgal ederek Anadolu’nun iç kısımlarına doğru ilerlediler.
-Bu arada yunanlılar doğu Trakya’da da saldırıya geçtiler. Edirne, Tekirdağ ve çorlu yunanlılar tarafından işgal edildi.
-İngilizlerde güney Marmara’da Karamürsel ve Mudanya’yı işgal ettiler.
-Sevr taslağı padişahın başkanlığında toplanan “saltanat şurası”nda kabul edildi.Sevr antlaşması Osmanlı temsilcileri tarafından 10 Ağustos 1920 de imzalandı


Sevr’in Önemli Hükümleri

-Osmanlı devleti İstanbul ve çevresi ile Anadolu’da küçük bir toprak parçası ile sınırlandırılacak
· Boğazlar bütün gemilere açık tutulacak ve bir Avrupa komisyonu tarafından yönetilecek.
· İzmir ve çevresi ile Midye Büyük Çekmece hattının doğusu Yunanistan verilecek
· Doğu Anadolu’da Ermenistan ve kürdistan adında iki devlet kurulacak
· Antalya ve Konya dahil Güneybatı Anadolu İtalya’ya bırakılacak
· Adana, Sivas ve Malatya hattını birleştiren bölge Fransa’ya bırakılacak.
· Mısır, Suriye ve Filistin İngilizler ve Fransızlar arasında paylaşılacak
· Hicaz, bağımsız bir devlet olacak
· Kapitülasyonlardan itilaf devletleri ve dostları faydalanacaklar.
· Türkiye’nin ekonomisinin kontrolü itilaf devletlerine bırakılacak
Sevr antlaşması ile ortaya çıkan yoğun tepkiler üzerine Damat Ferit paşa hükümeti istifa ederek Tevfik paşa hükümeti kurulmuştur.yeni hükümet Mustafa Kemal ile anlaşma yolları arayacaktır.


Düzenli Ordunun Kurulması

Kuruluş Nedenleri


-Kuva-yi Milliye nin düzenli yunan orduları karşısında başarısız olması
· Kuva-yi Milliyecilerin yetkilerini aşarak bir çok kişiyi cezalandırmaları
· Bazı bölgelerde halktan zorla para ve yiyecek toplamaları
· Kuva yi milliye nin belli bir otoriteye bağlı olmaması askerlik tekniğini yeteri kadar bilmemeleri
· Milli bağımsızlığa ulaşmak için düzenli bir ordunun gerekli olması
Gediz muharebelerinde Türk kuvvetlerinin yaptığı taarruzun başarısızlıkla sonuçlanması üzerine TBMM Kuva-yi Milliye birliklerinin batı cephesi komutanı emrinde toplanmasını kararlaştırdı.buna göre Adapazarı'ndan Denizli’ye kadar olan batı cephesi ikiye ayrıldı.Batı kısma (asıl kesim) Albay İsmet bey, Güney kısma refet bey getirildi. Batı cephesi milli savunma bakanlığına bağlandı. ( 12 Kasım 1920)


Sonuç

- Hızla milli ordunun kurulmasına geçildi. Askere alma işlemlerine hız verildi. Batıdaki kuva yi milliye birlikleri düzenli ordu içine alındı.
· Doğuda zaten düzenli ordu birlikleri vardı
· Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe gibi kuva yi milliye önderleri otoritelerine engel olan bu tutuma karşı gelerek ayaklandılar
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Okunmamış 14-10-2008, 08:38 PM
mechull_08
Standart Cevap: A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

kurtuluş savşı kimler arasında ypılmıştır bilen söylesin ?:
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Okunmamış 14-10-2008, 08:48 PM
Raskolnikov
Standart Cevap: A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

Alıntı:
mechull_08 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
kurtuluş savşı kimler arasında ypılmıştır bilen söylesin ?:
1- nickiniz düzgün değildi, düzelttim banlamadım,

2 mesajınız uygunsuz yerde

3- emir verir gibi istek olmaz, 4 başlık yeri ve soru yeri burası oraya aç cevap alırsın

[Linkler için 10 saniyede ücretsiz üyelik... ]
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Okunmamış 23-10-2009, 10:44 AM
gul22
Standart Cevap: A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

GÜzel paylaŞim elİnİze saĞlik tŞk.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Okunmamış 09-05-2010, 01:20 PM
ÇokromanTİKİm
Standart Cevap: A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

tşkler eline sağlık
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Okunmamış 18-01-2011, 06:28 PM
hazal_letri@hotmail.com
Standart Cevap: A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

KURTULUŞ SAVAŞI ÖNCESİ VE SONRASINDA HALKIN MADDİ VE MANEVİ DURUMU
I. Dünya Savaşı'nda dört yıl savaşan Osmanlı İmparatorluğu'nun çökmesinden sonra Türkiye'nin kurtuluşu için yapılan Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kaynakları her bakımdan çok kötü durumda idi. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı peş peşe gelince 1918 sonunda ateşkes imzalandığında Türkiye altı yıl savaşmıştı. Bu savaşlar zaten mali ve ekonomik yönden perişan olan Türk kaynaklarını tüketmişti. Mondros'tan sonra artık Arapların yaşadığı topraklar İmparatorluktan ayrılmış, ayrıca ülkenin en verimli toprakları dört yandan işgal edilmişti. Birinci Dünya Savaşı'nda, Osmanlı Devleti 2.850.000 kişiyi silah altına almıştı. Yararlanabildiği nüfusu o tarihte 15 milyon kadar olduğuna göre, bu sayı yaklaşık beşte bir oluyordu. Bu büyük savaşta 325.000 şehit 400.000 yaralı 250.000 esir verilmişti. Salgın hastalıklardan ölenler ve göçler sırasında Türk halkındaki kayıplar toplanınca Türkiye'nin savaş kayıpları milyonla belirtilir. Birinci Dünya Savaşı sonunda Türkiye'nin nüfusu, ekonomik,mali kaynakları yeni bir savaşı kaldıramayacak durumda görüldüğü için, ülkenin kurtuluşunu İngiliz, Amerikan mandalarında arayanlar çıktığı gibi yöresel kurtuluş çareleri arayan Müdafaa-i Hukuk hareketi de oluştu.
Nüfus;
Osmanlı İmparatorluğu'nda tam sağlıklı bir nüfus sayımı yapılmadığı için nüfus konusunda yeterli bilgi bulmak mümkün olamamaktadır. 1902'de kabul edilen "Sicil Nüfus Nizamnamesi" (Nüfus Sicil Yönetmeliği) gereğince 1905'de nüfus sayımı yapıldı. Ancak bu sayıma Arap vilayetlerinin çoğu (Hicaz, Bağdat-Basra, v.s.) ve Doğu illerinin çok ilkel durumda yaşayan aşiretleri alınamamıştı. Bu durumda Osmanlı İmparatorluğu'nun nüfusu 1914 yılında 18.520.016 dolaylarında idi. Mondros Ateşkesi'nin imzalanmasından sonra Halep, Suriye, Beyrut nüfusları toplamı olan 2.805.534'ü bu sayıdan düşünce 16.714.428 kalıyordu. Ayrıca Türk Ordusu'nu arkadan vurdukları ve iç güvenliği bozdukları için 700.000 kadar Ermeni de sınır dışı edilmişti. Bunun dışında ülkede Rum, Ermeni, Musevi, Latin, Bulgar, Sırp ve Ulahların nüfus toplamı 3.314.965 idi. Bunlar da genel nüfustan düşülünce İstiklal Savaşı'nın başladığı tarihte Türkiye nüfusu 13 milyon kadardı. Ancak İzmir ve Batı Anadolu (3.365.308) ve Trakya(546.280) Yunan işgali altında idi. Buraların nüfusundan yararlanmak da mümkün olmuyordu. Bu bakımdan yararlanılabilen nüfus toplamı 9.000.000 kadardı. Ancak, bu nüfus, açlık, her çeşit, ihtiyaç malzemesinin yokluğu, salgın hastalıklar (kolera, tifüs, verem, sıtma, çiçek, firengi, v.b.) yüzünden perişan durumda idi. Savaştaki insan kayıpları yüzünden erkek nüfusunun 18-35 yaş grubunda büyük açık oluşmuştu. Toplumun üretici ve tüketici oranı bozulmuş, tüketici olan çocuk, yaşlı ve kadın nüfusu artarken üretici yaş grubundaki düşüş üretime ve ekonomiye kötü etki yapmıştı. Ülkenin en aydın tabakası olan yedek subaylar savaşta ağır kayıplar vermişti.
Ekonomik Durum
Birinci Dünya Savaşı'nda ülkenin gençleri üretim alanından alınıp cepheye gönderilince, bu nüfusun tüketici duruma gelmesi sebebiyle üretimde büyük düşüş oldu. Her ne kadar kadınlardan üretimde yararlanmak yoluna gidildiyse de ihtiyacı karşılayamadı. Savaş ekonomisi kuralları uygulandığı için, ülkenin bütün kaynakları ordunun gereksiniminde kullanıldı. Yatırımlar durdu. Bunun yanı sıra mali çöküntü, enflasyon daha çok arttı. Savaş bittiğinde "Kapitülasyonlar" ve "Duyun-u Umumiye" yeniden devreye girdiler.
Mondros Ateşkesi'nden sonra ülkenin en verimli toprakları ve gelişmiş şehirleri işgal edildiler. Yunanlıların da İzmir ve Ege Bölgesi'ni işgal etmeleri üzerine, bu şehir ve yörelerin üretiminden ve vergilerinden yararlanma olanağı bulunamadı. Böylece nüfus kaynağının yetersizliği yanı sıra, en verimli ve zengin ticari şehirlerin de düşman işgalinde bulunması yüzünden, İstiklal Savaşı boyunca ordunun insan kaynağı ve bunların beslenmesi, giydirilmesi, her türlü bakımı, silah ve cephane sağlanması, maaş ve diğer masrafların karşılanması için geri kalan, çoğu yoksul, üretimi çok düşük topraklardan ve küçük ticari işletmelerin bulunduğu şehirlerin kaynaklarından yararlanıldı. insan ve çeşitli üretim mallarından yararlanılan vilayet ve sancaklar çok azdı. Doğu Anadolu'dan (Birinci Dünya Savaşı'nda Rus ve Ermeni işgaline uğramış, nüfus içerilere göç etmiş olduğu için perişan durumda idi.) yararlanmak mümkün olmadı. Çeşitli gıda ve malzemeyi taşımak çok güçtü. Bu sebeple buradan ancak silah ve cephane taşınabildi. Milli Savunma Bakanlığı 1921 yılı sonunda bütün illerin ekonomik durumunu öğrenmek için bilgi istedi. Menteşe, İzmit, Bolu, Eskişehir, Afyon, Teke, Kastamonu, Ankara, Konya, Niğde, Silifke, Samsun, Sivas, Kayseri, Trabzon, Elazığ, Erzurum, Diyarbakır, Bitlis, Van, Kars ve Ardahan'dan gelen raporlar bu yörelerin zirai ve hayvancılıkla ilgili üretim mallarına sahip olduğunu gösteriyordu. Değerli madenlerin üretimi çok düşük olduğu gibi, işletmeciliğinin büyük kısmı yabancıların elindeydi. En önemli maden olan kömürün 1921 yılında üretimi 342.041 ton, 1922'de ise 410.000 ton idi. Ancak kömürün bulunduğu Zonguldak bir süre Fransız işgalinde kalmıştı.
Yollar ise çok kötü durumda idi. Karayolları şose ve toprak olup, kullanılamayacak durumdaydı. Bu yollarda kullanılan ulaşım araçlarının çoğu, ilkel araçlardı. Kağnı, iki veya dört tekerlekli atlı arabalar, deve, eşekle, taşımacılık yapılıyordu. Bunlar durumlarına göre 100-140 km. arası yük taşıyabiliyorlar ve günde (kağnı 15-20 km.) 15-40 km. arası gidebiliyorlardı. Kamyon ve benzeri motorlu araçlar yok denecek kadar azdı.
Demiryolları İstanbul-Bağdat hattı ve diğer hatlardan oluşuyordu. İzmit'e kadar İngiliz işgalinde idi. Eskişehir'de bulunan İngilizler, Türk kuvvetlerinden kaçarlarken üç tren kullandılar. İşletme veznesindeki 20.000 lirayı önemli memurları ve 13 lokomotif ve 100'den çok vagonu da beraber götürdüler. Ulusal kuvvetlerin elinde Osmaneli-Eskişehir (118 km.), Eskişehir-Ankara (268 km.), Konya-Ulukışla (237 km.) hatları vardı. Bunlar toplam 1.000 km. kadar tutuyordu. Bu hatlarda ise kömürlü 15 ve mazotlu 5 Lokomatif ve 717 kadar vagon vardı. M. Kemal Paşa 25 Mart 1920 tarihinde bu hatlara el koydurtarak askeri yönetim altına aldırttı. Ancak Eskişehir-Kütahya Savaşları sırasında kömür olmadığı için odun ve hatta vagonlar yakılarak taşıma yapılmaya çalışıldı.
Fakat taşıma yetersizliği ve haberleşme olanaksızlıkları yüzünden Eskişehir'de çok malzeme kaldı. Sakarya Savaşı sırasında bu hatta günde ancak 320 ton malzeme taşınabildi. Büyük Taarruz öncesi ise 600 tona, bazen de 900 tona ulaştı.
Deniz taşımacılığı, özellikle yurt dışından gelen malzemenin taşınması için büyük önem taşıyordu. Osmanlı Donanması İtilaf Devletleri'nin elinde bulunuyordu. Bu sebeple İstiklal Savaşı boyunca T.B.M.M. çok sınırlı olanaklarla çalıştı. 24 Ağustos 1920'de "Mili Savunma Bakanlığı Umuru Bahriye Müdüriyeti" kuruldu. Eylül 1920 tarihinden itibaren Rus limanlarından başlayan taşımada sivil motorlar çalıştılar. Diğer yandan Samsun'da Deniz Harp Okulu kuruldu, fakat ancak altı ay çalışabildi. Birkaç gemiyle başlayan bu ulaşım Rusların yardımı ile güçlendi.
Heyet-i Temsiliye Dönemi
Yunan işgali ve M. Kemal Paşa'nın Anadolu'ya çıkıp, Ulusal Mücadele'ye başlaması aynı tarihlere rastlıyordu. Bu sebeple M. Kemal Paşa Erzurum'dan itibaren Heyet-i Temsiliye'nin kurulması ile birlikte, mali kaynak bulma sorunlarıyla karşılaşırken; Yunan işgaline karşı direnişi başlatan Kuva-yı Milliyecilerin de insan ve para kaynağı bulmaları gerekiyordu. Bu iki olay Sivas Kongresi'nde M. Kemal tarafından birleştirildi.
M. Kemal Paşa Anadolu'ya 16 kişilik bir heyetle gelmişti. Başlangıçta bu heyetin masrafları, peşin alınan üç aylık ödenekleri ile karşılanabilmişti. Fakat Amasya Genelgesi'nin duyulmasından sonra İstanbul Hükümeti kendisini görevden aldı. Bu sebeple masrafların karşılanması zorlaştı. Amasya'dan Erzurum'a ise M. Kemal Paşa'nın biriktirdiği 800 lira ile gidildi. Erzurum Kongresi'ne gönderilen delegelerin masrafları, gönderen ilin Müdafaa-i Hukuk gruplarınca karşılandı. Erzurum Müdafaa-i Hukuku ise , ev sahibi olarak masrafları üstlendi. Erzurum Şubesi Erzurum halkının manevi desteği yanı sıra, maddi yardımda bulunmasını şükranla anıyordu. Kongre giderlerinin ve temsilcilerin ağırlanması için toplanan para 1.500 liraydı Kongre sona erdiğinde kasada 80 lira kalmıştı. M. Kemal Paşa Erzurum'da askerlik mesleğinden ayrıldığından, kendisinin ve yanındakilerin Erzurum'dan Sivas'a gitmeleri için para bulmak gerekiyordu. Gerçi Heyet-i Temsiliye Başkanı olduğundan yönetmelik gereğince masrafların Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nce karşılanması gerekiyordu, fakat kasada 80 lira kalmıştı. M. Kemal Paşa'nın bu sıkıntılı anında, Emekli Binbaşı Süleyman Bey (60 yaşında), Cemiyet'e, "Ulusun selametinden başka bir dileğim yok. Bu parayı size veririm. Fakat bu parayı verdiğimizi ne Paşa ne de başka kimse bilmeyecek, ileride Müdafaa-i Hukuk'un parası olursa verirsiniz, olmazsa helal olsun." diyerek biriktirdiği 900 lirayı verdi. İşte M. Kemal Paşa ve yanındakiler Erzurum'dan bu para ile yola çıktılar.
Sivas Kongresi'ne katılan delegelerin masrafları Müdafaa-i Hukuk örgütlerince karşılandı. Fakat bazı yerlerin temsilcileri, temsilcisi oldukları şehirlerde anlaşmazlık olduğundan kendi paralarıyla geldiler. Sivas'a gelen temsilcilerin barındırılma ve yemek ihtiyaçlarını Şekeroğlu İsmail Efendi karşıladı. 28 delegeyi 32 gün ağırladı. Sivas Kongresi'nde seçilen Heyet-i Temsiliye'nin de parası yoktu. Erzurum'da alınan para tükenmişti. Rauf Bey 100 altın vererek bir süre ihtiyacı giderdi. Sivas'tan Ankara'ya kadar aynı sorunlar devam etti. Ankara'da T.B.M.M.'nin açılması ile yeni dönem başladı. Meclis'in açılışına kadar ise 2. Kolordu Komutanlığı masrafları karşıladı.
Kuva-yı Millîye Dönemi
Yunan işgali ile birlikte Batı Anadolu'da başlayan Kuva-yı Milliye kuruluşları insan, para sağlamak için çeşitli yollara başvurdular. Balıkesir Kongresi'nde alınan kararlarla, levazım örgütleri ve Milli Menzil Müfettişliği kurulması uygun bulundu. Halktan silah ve para yardımı alınması esasa bağlandı. Nazilli Kongresinde ise, cephelere yeterli asker ve malzeme yollanması, bunların masraflarının karşılanması için halktan para ve ayni yardım alınmasına ve bu işlerin yürütülmesi mücahit başkanlarının yetkisine bırakıldı. Alaşehir Kongresi'nde ise ulusal ve genel seferberlik ilanı kararı alındı. Asker ve para toplamakla yetkili kurulların çalışmasının devamı uygun bulundu. Bu kongrelerde Batı Anadolu Kuva-yı Milliye'sinin bir otorite altına alınması, asker, para ihtiyacının karşılanması için çok önemli kararlar alındı. Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi, Sivas Kongresi'nde Ali Fuat Paşa'nın Kuva-yı Milliye Komutanlığı'na atanması ile birleşti.
Gerek şehirlerde gerekse köylerde kurulan heyetler, Kongrelerin kararlarını uygulamada büyük güçlüklerle karşılaşmadılar. Fakat asıl güçlük, eşkıyadan oluşan Kuva-yı Milliye birliklerinin bir düzene konulamaması ve bunların başlarında bulunanların kendilerini Kongrelerin kararlarına bağlı saymamaları yüzünden kendi başlarına hareket etmelerinden doğuyordu. Eşkıyalıktan gelen bu örgütler, cephe gerisinde halktan, ihtiyaçlarından daha fazla para ve çeşitli malları zorla almışlar bu sebeple birçok olay çıkmıştı. Bunların içinde, kendi başına buyruk ve kendi yöntemleriyle çalışarak yörelerinde adeta mutlak hakim duruma gelmiş olan Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe önemli yer alırlar.
Ethem, 1919 Haziran'ından itibaren Yunanlılara karşı Salihli yöresinde silahlı direnişe başladı. Eski İzmir Valisi Rahmi Bey'in oğlunu kaçırarak 50.000 lira karşılığında serbest bıraktı. Bu para sayesinde kuvvetlerinin uzun süre ihtiyacını karşıladı. Kuva-yı Milliye komutanlarının halktan "Nakti ve Ayni" yardım almaları ile silâh, cephane, ve askerlerinin beslenmesi, ikamet masrafları karşılanıyordu. Ethem'in başvurduğu bu yöntem Demirci Mehmet Efe ve bazıları tarafından kullanılıyordu. Bu durum Ulusal Mücadele'ye karşı olanların, Padişah'ın asker toplamayı ve vergi almayı yasakladığı propagandalarını yapanların halkı isyana kışkırtmasına yol açıyordu. Halktan toplanan paraların nasıl ve nerelere harcandığını saptamak ise mümkün değildi. Ethem ve onun gibi çalışanlar emirlerindekilere maaş verdikleri için 1920 yılı sonunda bu birliklerin düzenli ordu durumuna geçirilmesinde büyük güçlüklerle karşılaşıldı.
Güney Anadolu Kuvayı Millîyesi ise Batıdaki gibi değildi. Tam bir halk savaşı veriliyordu. Savunma savaşları yapan şehirler kendi kıt olanakları ile savaşı sürdürdüler. Maraş'ın savunmasından sonra, şehir çok fakir düşmüş olduğu için M. Kemal Paşa 10 Şubat 1920'de 12. Kolordu Komutanlığına emir vererek, toplanacak para yardımının Maraş Müdafaa-i Hukuku'na verilmesini bildirdi. Bu yörede de silâh ve cephane yokluğu çok duyuldu. Kuvayı Milliye'nin desteklenmesi için zenginlerin ve halkın fedakârlıkları ile toplanan yardımlar yararlı oldu. Antep Savaşı B.M.M.nin açılmasından sonra da sürdü. Fakat yol olmadığı için Antep'e yeterli yardım yapılamadı. 18.000 Antepli yiyecek bulamadıkları için ot kökü ve ağaç kabukları, zerdali çekirdeği yemek zorunda kalmışlardı. Sonunda açlık ve cephanesizlik yüzünden teslim oldu.
T.B.M.M. Dönemi Mali Kaynakları
İstiklal Savaşı'nın çok büyük yokluklar içinde başladığını gördük. Ekonomik çöküntü B.M.M.'nin açıldığı sırada Meclis'in para bulmakta büyük sorunlarla karşılaşmasına yol açtı. Mebusların oturduğu yerler bile bin türlü güçlükle sağlanabildi. Yemekleri askerlere pişen yemek ile aynıydı. Cephedeki askerin sıkıntı çekmemesi için her türlü sıkıntıya göğüs geriliyordu. Meclis tutanakları, dilekçe kağıtlarına yazılıyor, mektup zarfları defalarca kullanılıyordu.
Meclis'in açıldığı tarihte en büyük sorun bütçe hazırlamaktı. Yeni bir bütçe hazırlamak uzun zaman alacağı için, Meclis-i Mebusan tarafından çıkarılan bütçenin 1920 yılının Mart ve Nisan ayına ait olan kısımları geçici bütçe olarak kabul edildi. Bütçe hazırlanamadığı için geçici bütçeler (avans kanunları biçiminde) yapmak yoluna gidildi. 1 Mayıs-31 Ekim 1920 tarihleri arasında ilk altı aylık dönem için 30.000.000 lira harcama yetkisi tanındı. Bunun 10.775.303 lirası Milli Savunmaya aitti. Mayıs l920'de çeşitli illerden toplanan para ancak 20.479 lira idi. Cephelere malzeme taşınması için 250 lira harcama yapılmasına bile M. Kemal'in imzası gerekmişti. Mayıs ayı sonunda Niğde'den 100.000 ve Kastamonu'dan gelen 200.000 lira büyük para sayılmıştı. Maliye bu paraları çok titiz bir şekilde harcıyordu. Subayların 6-14 ay maaş alamadıkları bir sırada bu paralar silah ve cephane için kullanılıyordu. Ekim ayında ikinci bütçe hazırlanmasına başlandı. Fakat çalışmalar sürdüğü için Kasım-Aralık ayları için 11.923.400 liralık geçici bütçe ile harcama yetkisi tanındı. Ocak-Şubat 1921 ayları için de 10.300.000 liralık (300.000 lirası fakir köylüye yardım idi.) harcama yetkisi tanındı. 1920 yılı esas bütçe kanunu ise ancak 28 Şubat 1921'de, yani mali yılın bitmesine iki gün kala kabul edildi. Bu kanunla gelir arttırıcı yollar aranırken, Kuva-yı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin ve Birlik Komutanlarının, halktan gelir toplamaları da yasaklandı. Bütçe gelirleri 61.388.626 lira, giderler ise 63.018.358 liradır. Açık 11.629.732 lira yani % 20'ye yaklaşmaktadır. Mali kaynak sağlamak için Duyun-u Umumiye ve Tütün Rejisi İdareleri ve Osmanlı Devleti'ne ait borç ödemeleri barışta ve yalnız Misak-ı Milli sınırlarına düşen hisseye ait olanının ödenmesi koşuluyla durduruldu. Fakat bu kurumların T.B.M.M.'nin bulunduğu yerlerde devlet kuruluşlarına zarar vermeden çalışmalarına izin verildi. Osmanlı Bankası'ndan geçici avanslar alınması kabul edildi. Savaş yılları içinde, olağanüstü sebepler dolayısıyla, devlet harcamaları kısa vadeli avans kanunlarıyla yapılırken, gelirler gelir kanunlarına göre yapıldı.
Meclis açılır açılmaz ele alınan konuların başında gelir kaynağı bulmak geliyordu. Ancak vergi ve asker toplanabilmesi için, Meclis'in Anadolu'da otoritesinin kurulması gerekliydi. Oysa Meclis'in açıldığı tarihte Anadolu'nun birçok yerinde iç ayaklanmalar çıkmış ve sürmekteydiler. Bu sebeple buralardan vergi almak mümkün olmuyordu. Meclis'in 24 Nisan 1920'da ilk ele aldığı kanun "Ağnam Resmi" (Hayvanlar Vergisi) ile ilgili kanun oldu. Ağnam Resmi'nin eskiden olduğu gibi dört kat alınması kabul edildi. Duyun-u Umumiye gelirlerine el kondu. İlk gelir getirici kanun 28 Temmuz 1920'de kabul edildi. Anadolu'ya getirilen mallardan vergi alınması için, gümrük vergisi beş kat arttırıldı. Daha sonra Zonguldak yöresinden çıkartılan kömürden gümrük vergisi dışında, ayrıca ton başına 2-3 lira arası ihracat vergisi alınması için kanun çıkartıldı. Pul gelirleri için Maliyeye yetki tanındı. İhracat vergisi diğer mallara da uygulanmaya başlandı. Diğer yandan 1914 tarihli Gelir Vergisi Kanunu'ndaki oranlar 5-10 misli arttırıldı. Bütün bu gelir kaynağı bulmaya yönelik çalışmalarda köylüyü vergi yükü altına sokmamaya büyük özen gösterildi. Gelir kaynağı aranırken tasarruf önlemleri de alındı. Mebus maaş ve yolluklarından vergi kesildi. Gereksiz yere soba ve geceleri lamba yakılmaması, kışın öğlen saatlerinde çalışılıp, gündüzden yararlanılması, gereksiz telgraf haberleşmelerinin yapılmaması gibi yöntemler uygulanırken, 14 Eylül 1920'de "Men-i Müskiyrat" (içki yasağı) ve 25 Kasım 1920'de de "Men-i İsrafat" (israfı engelleme) kanunları kabul edildi.
1920 yılı bu önlemlerle geçirildi. 1921 yılı ise İnönü, Eskişehir-Kütahya ve Sakarya Savaşları'nın yapıldığı yıl olduğu için, para sıkıntısı en üst düzeye ulaştı. Cephane ve malzeme yokluğu I. İnönü Savaşı'nda kendini gösterdi. 10 Ocak günü cepheden, cephane olmadığı için yenilmek üzere olunduğu haberleri geliyordu. Fevzi Paşa cephe Komutanı'na telgrafla "Size bir tren cephane gönderdim. Elinize varıncaya kadar mukavemet imkanını temin ediniz." yanıtını verdi. Oysa bir kaç sandık cephane ancak bulunabilmişti. Bu çaresiz durumda askere moral gönderen Fevzi Paşa'nın gözyaşlarını tutamadığı acı bir gerçektir. II. İnönü Savaşı da aynı kıt olanaklarla sürdürüldü. Eskişehir-Kütahya taarruzuna başlayan Yunanlıların ordularını ve kaynaklarını iki kat arttırmalarına karşılık Türkiye'nin kaynakları bu hıza yetmedi. Bu sebeple Başkomutan "Tekâlif-i Milliye Emirleri" ile yeni bir gelir kaynağına başvurup, halktan bir çift çoraba kadar vergi almak zorunda kaldı. Sakarya Savaşı bu yöntemlerle kazanıldı.
1921 yılı bütçe giderleri yalnız ordu için 45.000.000 liraya ihtiyaç gösteriyordu. Oysa tahmin edilen gelir 55.000.000 lira idi. Gerçek ihtiyaçlar için ise 81.000 000 lira gerekliydi. Daha başlangıçtan açık 26.000.000 lira olarak görülüyordu. 1921 yılı da avans kanunları ile geçiştirildi. Tam bütçe yapılamadı. Bütçe kanunu ise ancak yılın sonuna doğru kabul edildi. Buna göre 52.285.000 gelir, 77.325.399 lira gider vardı. Açık ise 25.039.899 lira idi. Birçok giderden tasarruf yapılmaya çalışıldıysa da açık kapanamadı. Bu sebeple dış para yardım kaynaklarına başvuruldu.
1922 yılında da, daha önceki yıllarda olduğu gibi toplu bir bütçe yapılmayıp, avans kanunları ile mali durum yönetildi. Kesin bütçe ancak mali yıl sonunda ortaya çıktı. 22 Şubat 1923'de kabul edilen kanuna göre bütçe 87.735.573 lira olup Milli Savunma'Bütçesi 49.207.924 lira idi.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Etiketler
atatürk, atatürkün samsuna çıkışından cumhuriyetin ilanına kadar yaptığı çalışmalar, kurtuluş savaşı

Seçenekler
Stil


A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi

A'dan Z'ye Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Dönemi konusu, Ödev Kaynakları/Tarih - Coğrayfa bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Atatürkün Düşünce Sistemi ATATÜRK Köşesi
Atatürkün Kişisel özellikleri ATATÜRK Köşesi
ULU ÖNDER ATATÜRK'ün Vasiyeti Ve Gün Gün Hayata Gözlerini Yumuşu... ATATÜRK Köşesi


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:06 AM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net