Rehberim

Osmanlıca'ya Giriş

Ödev Kaynakları bölümü Yabancı Dil / Osmanlıca'ya Giriş konusu gösteriliyor Özet:Tanım 13-20. yüzyıllar arasında Anadolu’da ve Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü yerlerde yaygın olarak kullanılmış olan, özellikle 15. yüzyıldan sonra Arapça ...


Go Back   Rehberim > EĞİTİM VE KÜLTÜR REHBERİM > Yardımcı Kaynaklar > Ödev Kaynakları > Yabancı Dil

Osmanlıca'ya Giriş

Açılış Sayfam Yap Reklam Kayıt ol Konuları Okundu Kabul Et

  Sponsorlu Bağlantılar

Cevapla

Seo Seçenekler Stil
  #1  
Okunmamış 11-07-2008, 02:36 AM
Teknoloji Haber
Osmanlıca'ya Giriş


















Tanım

13-20. yüzyıllar arasında Anadolu’da ve Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü yerlerde yaygın olarak kullanılmış olan, özellikle 15. yüzyıldan sonra Arapça ve Farsçanın etkisinde kalan Türk yazın dili. Osmanlı Türkçesi ya da eski yazı olarak da bilinen Osmanlıca Arapça, Farsça ve Türkçenin karışımıdır ve Arap alfabesiyle yazılır.


Tarihçe

Osmanlıca terimi Tanzimat Dönemi (1839-1876) aydınlarınca ortaya atılmıştır. Daha önceleri Türk lehçelerinin hepsine Türki (Türkçe) ya da lisan-ı Türki (Türk dili) deniyordu. 19. yüzyılda artan milliyetçilik hareketlerine karşılık, Osmanlı Devleti’nin siyasal bütünlüğünü korumak amacıyla yeni bir milliyetçilikle ortaya çıkan Tanzimat aydınları, millet-i Osmaniye (Osmanlı milleti) kavramını geliştirdiler. Osmanlı toprakları üzerinde konuşulup yazılan Türkçeye de Osmani (Osmanlıca) ya da lisan-ı Osmani (Osmanlı dili) adını verdiler.

Türkler tarih boyunca farklı din ve kültürlerle bir arada yaşadıkları için farklı alfabeler kullanmışlardır. 5. yüzyıldan 20. yüzyıla değin yakın ilişki içinde bulundukları kültürlerin etkisiyle Göktürk, Uygur, Sogd, Çin, Tibet, Nasturi-Süryani, Mani, Brahmi, Peçenek, Kuman, Yunan, İbrani, Slav, Arap ve Latin alfabeleri değişik dönemlerde kullanılmıştır. Bunlar arasında Türklerin büyük bölümü tarafından en uzun süre (11. yüzyıldan 20. yüzyıla değin) kullanılanı Arap alfabesidir.


Tarihsel gelişimi açısından Osmanlıca üç döneme ayrılır:

1. Eski Osmanlıca ya da Eski Anadolu Türkçesi: (13-15. yüzyıllar arası)

2. Orta Osmanlıca ya da Klasik Osmanlıca: (16-19. yüzyıllar arası)

3. Yeni Osmanlıca (19. yüzyıl-20. yüzyılın başları)


1. Eski Osmanlıca (Eski Anadolu Türkçesi):

Türklerin büyük bölümü 10. yüzyıla değin Uygur harflerini kullanıyordu. İslamiyetin kabul edilmesinin ardından, Arap kültürünün etkisiyle Arap harfleri kullanılmaya başladı. 15. yüzyıla değin dilde Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar azdı. Öte yandan 15. yüzyılda İstanbul’da başlayan saray yaşamı Arap, İranlı sanat ve bilim çevrelerini kendisine çekti; ürkçenin yanı sıra, Arapça ve Farsça yüksek sınıf ve aydınlarca kabul görmeye başladı. Bu yabancı öğeler 15. yüzyıldan sonra özellikle nazımda arttı.


2. Orta Osmanlıca (Klasik Osmanlıca):

16. yüzyıldan başlayarak Arapça ve Farsça yalnızca sözcük kullanımı olarak değil, dilbilgisi açısından da Türkçeyi etkilemeye başladı. 19. yüzyıla değin süren bu dönemde Arapça ve Farsça tamlamalar yalnızca isim soylu sözcüklere değil fiillere de girdi. Kökü yabancı bileşik sözcükler oluşturuldu, düzyazı dilinde kısa ve yalın tümcelerin yerini bağlaçlarla uzatılmış yabancı öğelerle dolu tümceler aldı. Dönemin sanatçıları Eski Osmanlıcada kullanılan görece yalın Türkçe yerine Arapça ve Farsçadaki ustalıklarını gösterme yolunu seçtiler.


3. Yeni Osmanlıca:

19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde matbaanın kurulması, çeşitli konularda gazete ve dergilerin yayımanması ve Batı kültürüne açılma çabaları düzyazıda etkisini gösterdi. Halkın anlayabileceği bir dille yazma girişimiyle dönemin yazar ve yayıncıları daha yalın bir dil kullanmaya başladılar. Yazıda ilk kez noktalama işaretleri kullanılırken, edebiyatta Batı etkisiyle roman, hikaye gibi yeni türlere ilgi arttı. Türkçe kavramı üzerinde durularak dilbilgisi kitapları ve sözlükler yayımlanmaya başladı. Öte yandan Batı’dan alınan yeni kavramları (Batılılaşma, milliyetçilik, Osmanlıcılık vs.) karşılayacak Türkçe sözcüklerin olmaması sebebiyle yeniden Arapça ve Farsça sözcüklerle tamlamalara başvuruldu. Arapça ve Farsça sözcük köklerinden yeni sözcükler türetildi. Bu dönemin sonunda özellikle şiirde ağdalı bir dil kullanılmasına (Edebiyat-ı Cedide, Fecr-i Âti) ve yabancı sözcüklere yer verilmesine karşın, dilde yabancı öğelerden arındırma çabaları devam etti. Bu süreç 1928’deki Harf Devrimi’nden sonra daha da hızlandı.



YAZI

Arap alfabesi 28 harften oluşur. Osmanlıcada Arap harflerinin yanı sıra Farsçadaki p ( پ ), ç ( ﭺ ) ve ( ﮊ ) harflerini de kullanmışlardır. Bu 31 harfin dışında Türkçedeki ince g ünsüzünü belirtmek için kef harfine bir çizgi eklenerek gef, genizsi n ünsüzü için üç nokta eklenerek nef (sağır kef, kâf-ı nunî), lam ile eliften lamelif, hemze ile h harfinin ünlü şekli olan hâ-i resmiye harfleri oluşturulmuştur.




Osmanlıca sağdan sola doğru yazılır. Arap harflerinde temel ve küçük harf ayrımı yoktur. Noktalama işaretlerinde kesin kurallar bulunmamaktadır. Arap harfleri sözcüklerin başında, ortasında ve sonunda farklı biçimde yazılır. Bazı harfler (dal, zel, re, je, vav د , ذ , ر, ز, ژ, و ) bir sonraki harfle birleşmez.




Sayılar


Osmanlıcada Arap rakamları kullanılır. Araplar Hint rakamlarıyla tanıştıktan sonra ondalık (onlu, 10 tabanlı) sayı sistemini benimsediler. Günümüzde de kullanılan bu sistem 8-11. yüzyıllar arasında Hintli ve Arap matematikçileri tarafından geliştirilmiştir. Rakamlar yazının tersine soldan sağa doğru yazılır.

0 1 2 3 4 5 6 7 8 9



2 rakamı bazen ء,



Ebced

Arap harflerinin sayısal değeri de vardır. Her harfe karşılık bir sayı verilerek ebced hesabı adı verilen bir sistem oluşturulmuştur. Buna göre harflerin 1’den 1000’e kadar sayı değerleri şöyledir:



Arap alfabesinde olmayan p ( پ ), ç ( ﭺ ), j ( ﮊ ) harflerinin Osmanlıcaya eklenmesiyle bu harflerin değeri de sırasıyla ( ﺐ ), ( ﺝ ), ( ﺯ ) harflerinin sayı değerlerine eşittir. Aynı biçimde Türkçedeki g ünsüzünü belirten gef, ﻙ harfiyle, (ء, أ, ا ) harfleri ise ﺍ ile aynı değerdedir.

Arap alfabesindeki harflerin kolayca akılda kalması için kendi aralarında gruplandırılarak 8 sözcük oluşturulmuştur. Ebced ( ﺪﺠﺒﺍ ) bu sözcüklerin ilkidir. Öbürleri hevvez ( ﺯﻭﻫ ), hutti ( ﻰﻂﺤ ), kelemen (ﻦﻣﻠﮐ ), sa’fas (ﺹﻓﻌﺴ ), karaşet ( ﺖﺷ ﺭﻘ ), sehaz (ﺬﺧﺜ ) ve dazağ (ﻎﻅﺿ )dır. Ebced sözcüklerinin anlamı ve bu şekilde gruplanması konusunda kesin kayıt yoktur. Öte yandan, Araplar ondalık sayı sistemine geçmeden önce harfleri sayı göstergesi olarak da kullanıyorlardı; ebceddeki dizi alfabedeki harflerin eski bir sıralanışı olabilir.

Ebced sistemi özellikle tarih düşürme, tasavvuf, astronomi, astroloji, edebiyat, mimarlık, sihir ve büyücülükte kullanılmıştır. Tarih düşürme önemli olayların unutulmaması, tarihlerin kolayca akılda tutulması için ebced hesabıyla bir tümce, dize ya da beyit söylemeye denir. Önemli tarihsel olaylar, devlet adamları ve sanatçıların ölüm tarihleri tarih düşürmelerle saptanmıştır. Örneğin Kanuni Sultan Süleyman’ın Mohaç seferi için söylenen tarih düşürme şöyledir:


Engürüs’ü münhezim kıldı Süleymân-ı zamân (H. 932/M. 1525) (Nazmi)





Önemli kişilerin ölüm tarihleri mezar taşlarında, birçok yapının yapım ve onarım tarihleri yazıtlarında tarih düşürme ile belirtilmiştir.

Takvim

Osmanlıca metinlerde hicri, rumi ve miladi takvimler kullanılmıştır. Kameri takvim olarak da bilinen Hicri takvim yeni Ayın göründüğü günün başlangıç kabul edildiği, 12 aydan oluşan yıla dayanan takvim sistemidir. Hz. Ömer döneminde düzenlenen bu takvimde Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç ettiği tarih olan 622 başlangıç yılı olarak kabul edilir. Osmanlılar 17. yüzyılın ikinci yarısına değin bütün resmi işlerde bu takvimi kullandılar. Hicri tarihlerin Miladi tarihe çevrilmesinde çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunlar içinde yaygın olarak kullanılanı şu şekilde formüle edilmiştir:



H x 3

H - ——— + 622 = M

100



Örneğin,



1326 x 3 = 3978 / 100 = 39,78

1326 - 39,78 = 1286,22

1286 + 622 = 1908



Ay yılı (354 gün) ile Güneş yılı (365 gün) arasında 11 günlük fark olması bazı sorunlara yol açıyordu. Bu sebeple 1676’da (H. 1087) yeni bir takvim kullanılmaya başladı. Güneş yılını 365 gün olarak kabul eden Jülyen takvimini temel alan bu güneş takvimine Rumi takvim ya da mali takvim adı verildi. Mali işlemler için 1739’da (H. 1152) yürürlüğe giren Rumi takvime göre başlangıç yılı gene 622, yılın ilk günü ise 1 Mart olarak kabul edildi. 1839’da (H. 1255) tüm mali ve resmi işlerde Rumi takvim kullanılmaya başladı. Öte yandan 19. yüzyıl sonuna değin Rumi tarihlerin yanı sıra Hicri tarihlerde konuluyordu. Rumi yılların Miladi yıla çevrilmesinde ise şu yöntem izlenir:



R + 584 = M



Örneğin,



1326 + 584 = 1910



Mali takvim yılbaşının 1 Mart’ta olması sebebiyle Gregoryen (Miladi) takvime göre 13 gün geride kalıyordu. Bu yüzden 1917’de (H. 1332, R. 1333) Miladi takvim de kullanılmaya başladı. Cumhuriyet’in ilanından sonra, 1926’da Rumi takvim, bütçe dışında bütün resmi işlerde kaldırıldı ve Miladi takvim kabul edildi. Öte yandan Mali yılbaşı 1 Mart olarak kaldı, 1983’te bu uygulamaya da son verilerek mali yılbaşı 1 Ocak olarak kabul edildi.

3 rakamı ۲ olarak da yazılabilir.


-------------------------------------------------------------


Türkçe İngilizce anlatımlı chm dosyası.
[Linkler için 10 saniyede ücretsiz üyelik... ]
Sponsorlu Bağlantılar
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil


Osmanlıca'ya Giriş

Osmanlıca'ya Giriş konusu, Ödev Kaynakları/Yabancı Dil bölümünde tartışılıyor .



Benzer Konular

Konu Kategori
Cep telefonunuzla OGS bakiyenizi kontrol edin ve para yükleyin.. Gsm deki Gelişmeler
Opamplar Elektronik Rehberim
Uluslararası pazarlara giriş stratejileri ve makro pazarlama Diğer Ders Ödevler
Giriş Yapan Misafirin Giriş Aşamaları E-F-G
Galatasaray Profesyonel Futbol Takimi 2007/08 Sezonu Kadrosu Galatasaray


Gündemden Başlıklar

Konu Kategori
Evden eve nakliyat Liseler & Üniversiteler
Şehir ve Firma Rehberi Tatil ve Oteller
Tatil ve Oteller Seo

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:29 PM.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.2
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
Bütün Hakları Saklıdır 2005-2011 Rehberim.net